Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Pazarlama

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Pazarlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pazarlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'nın yaban mersini için yol haritası paydaşlarla çiziliyor Haber

Bursa'nın yaban mersini için yol haritası paydaşlarla çiziliyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen "Anadoludakiler: 81 İl 81 Ürün Programı" kapsamında düzenlenen çalıştay, 27 Ekim 2026 tarihinde BEBKA Merkez Ofisi'nde gerçekleştirildi. Kamu kurumları, üniversiteler, araştırma enstitüleri, üretici örgütleri, kooperatifler, finans kuruluşları ve özel sektör temsilcilerinin katıldığı çalıştayda, Bursa yaban mersininin üretim kapasitesinin geliştirilmesi, katma değerinin artırılması ve pazarlama şartlarının güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Bursa, yaban mersini üretim alanında Türkiye'nin lideri Türkiye'nin 81 ilindeki özgün ürünlerin belirlenmesi, ekonomik potansiyellerinin değerlendirilmesi ve sürdürülebilir biçimde geliştirilmesini amaçlayan "Anadoludakiler: 81 İl 81 Ürün Programı" kapsamında Bursa'da yaban mersini öncelikli ürün olarak belirlendi. 2025 yılı itibarıyla Türkiye'nin en geniş yaban mersini üretim alanına sahip ili olan Bursa, üretim birikimi ve büyük pazarlara yakınlığıyla ürünün katma değerinin artırılması açısından önemli bir potansiyel taşıyor. "Üretimden pazarlamaya tüm halkaları birlikte güçlendiriyoruz" BEBKA Genel Sekreter Vekili Sabri Bayram, çalıştayda yaptığı değerlendirmede, Bursa'nın yaban mersini üretimindeki potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesinde paydaşlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Bayram, "Bursa'nın üretim birikimi ve büyük pazarlara yakınlık avantajını kalıcı ekonomik değere dönüştürmek için üretimden pazarlamaya tüm halkaları birlikte güçlendiriyoruz. Bu çalıştayın çıktıları, yaban mersini için hazırlayacağımız yol haritasının temelini oluşturacak" ifadelerini kullandı. Dört tematik masada çözüm ve proje önerileri geliştirildi Çalıştay kapsamında, Ziraat Bankası tarafından tarımsal kredi desteklerine ilişkin bilgilendirme yapılırken, Prof. Dr. Sertaç Dokuzlu da BEBKA'nın "TR41 Bölgesi Öne Çıkan Ürünlerde Değer Zinciri Analizi" çalışmasına ilişkin bir sunum gerçekleştirildi. Ardından BEBKA tarafından "Anadoludakiler Projesi" tanıtıldı, hazırlanan "Yaban Mersini Mevcut Durum Analizi" kapsamında ürünün üretim ve dış ticaret verileri ile mevcut potansiyeli paydaşlarla paylaşıldı. Sunumların ardından üretim sürekliliği ve verim, katma değerli ürün geliştirme, markalaşma ve pazarlama ile hasat sonrası ve işleme altyapısı olmak üzere dört tematik masada çalışmalar yürütüldü. Katılımcılar tarafından her bir başlık altında mevcut sorunlar, çözüm önerileri ve öncelikli adımlar değerlendirilirken, geliştirilen öneriler somut proje fikirleri, ilgili paydaşlar, yatırım modelleri ve destek mekanizmalarıyla ilişkilendirildi. Çalıştay çıktıları ürün yol haritasına dönüştürülecek Çalıştay kapsamında ortaya konulan tespitler, çözüm önerileri ve proje fikirleri bir çalıştay raporunda derlenecek. Elde edilen çıktılar doğrultusunda, Bursa yaban mersininin katma değerinin artırılması, ticarileşme şartlarının geliştirilmesi ve değer zincirinin güçlendirilmesine yönelik öncelikli eylemleri, sorumlu paydaşları ve iş birliği mekanizmalarını içeren Ürün Yol Haritası hazırlanacak.

Türk somonunda baş döndürücü yükseliş Haber

Türk somonunda baş döndürücü yükseliş

Türk somonu, 2019 yılında Türk su ürünleri ihracatından yüzde 2,8 pay alıyorken, 2026 yılında Türk su ürünleri ihracatının yüzde 24’ünü temsil eder hale geldi. Türk somonu ihracatçıları, somon ihracatında dünya ihracatının üçte birini tek başına yapan Norveç’in tanıtım ve pazarlama stratejisine yön veren Norveç Deniz Ürünleri Konseyi’nin çalışma modelini hayata geçirmek istiyor. Türk somonunun bugünü ve geleceği Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde düzenlenen Türk Somonu Çalıştayı’nda masaya yatırıldı. Kızıltan: “Dünya somon ihracatından aldığımız pay yüzde 0,8’ten yüzde 1,7’ye yükseldi” Çalıştayda konuşan Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Türk somonunun 40 ülkeye ihraç edilir konuma geldiğini, 2026 yılının ocak-eylül dönemindeki 1 milyar 810 milyon dolarlık su ürünleri ihracatının yüzde 24’ünü Türk somonunun temsil ettiğini, Türk somonu ihracatının 9 aylık dönemde 431 milyon dolara ulaştığını dile getirdi. Somon ihracatının dünya genelinden 39 milyar doları aşan bir hacme sahip olduğu bilgisini veren Kızıltan, “Norveç, 12,5 milyar dolarlık ihracatla ilk sırada yer alıyor. Şili 6,4 milyar dolar, İsveç 4,8 milyar dolarla takip ediyor. Türkiye 2025 yılı sonunda dünya somon ihracatından yüzde 1,7’lik payla 11. sırada. 2021 yılı sonrasında yakaladığımız ivmeyle Çin, Fransa, Almanya, Litvanya, Rusya Federasyonu, Avustralya’yı geride bıraktık. 2021 yılında dünya somon ihracatında yüzde 0,8 pay alıyorken 2025 yılı sonunda yüzde 1,7’ye yükseldik” şeklinde konuştu. Erling Haaland Norveç Somonunun Marka Büyükelçisi “Norveç Deniz Ürünleri Konseyi, Norveç deniz ürünlerinin küresel pazardaki değerini ve bilinirliğini artırmak amacıyla dünya genelinde kapsamlı ve çok kanallı tanıtım yapıyor” diyen Kızıltan sözlerini şöyle sürdürdü; “Norveçli deniz ürünü ihracatçılarının ödediği ihracat vergilerinden karşılanan konsey, dünyanın en büyük markasız ortak gıda pazarlama organizasyonlarından birisi konumunda. Norveç Deniz Ürünleri Konseyi 2025 yılında çoğunluğu Norveç somonu için olmak üzere 43,5 milyon dolarlık tanıtım bütçesine sahip. 2026 bütçesi 45 milyon dolara yükseldi. 19 milyar dolara ulaşan somon tanıtım bütçesiyle ABD, İtalya, İspanya, Çin, Güney Kore ve Fransa başta olmak üzere çok sayıda ülkede Norveç somonu tanıtım çalışmaları yapılıyor. Norveç somonunun tanıtımı için ünlü isimlerle çalışılıyor. Norveçli ünlü futbolcu Erling Haaland ile uzun soluklu anlaşma yapıldı. Haaland Marka Büyükelçiliği görevine getirildi. Dünya genelinde reklam ve sosyal medya çalışmaları yapılıyor. Tanınmış şefler, beslenme uzmanları ve influencer’larla çalışıyorlar. Türk somonu için Norveç somonuna benzer bir tanıtım programını hayata geçirdiğimiz takdirde dünyanın en çok somon ihraç eden ilk üç ülkesinden biri olacak güce sahibiz.” Kılıçkaya; “Bugünkü seviye çok daha büyük bir ihracat potansiyelinin başlangıcı” Türk somonunun, yakaladığı ihracat ivmesi ve dünya pazarlarında giderek güçlenen konumuyla ülkemizin su ürünleri sektöründe ortaya çıkan yeni fırsatların en somut örneklerinden biri hâline geldiğinin altını çizen Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, Türk somonunun başta Rusya ve Vietnam olmak üzere uluslararası pazarlarda giderek artan talebiyle önemli bir gelişim potansiyelini ortaya koyduğunu kaydetti. Kılıçkaya, “Türk somonunun bugün ulaştığı seviyeyi bir sonuçtan ziyade, çok daha büyük bir ihracat potansiyelinin başlangıcı olarak görüyoruz” şeklinde konuştu. Türkyılmaz: “Türk somonu ihracatında pazar çeşitliliğini artırmalıyız” Türk somonunu, tarım sektöründe gelişimin dikkat çekici örneklerinden birisi olarak tanımlayan Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Turgay Türkyılmaz, Türk somonunun uluslararası pazarlarda önemli bir yer edindiğini vurguladı. “Türk somonu ihracatının belirli pazarlarda yoğunlaşması pazar çeşitliliğinin artırılmasını gerekli kılmaktadır” tespitinde bulunan Türkyılmaz, “Yeni pazarlara erişim, ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi ve birim ihracat değerinin yükseltilmesi; kalite, güvenilirlik ve markalaşmayla birlikte ele alınmalıdır. Bugünkü çalıştayın temel başlıklarından biri olan standartlaşma konusunun Türk somonunun sürdürülebilir gelişimi açısından büyük önem taşıdığını ifade etmek isterim. Ürün tanımı ve sınıflandırması, kalite özellikleri, hasat ve işleme uygulamaları, izlenebilirlik ve pazarlama süreçlerinin ortak bir anlayışla ele alınması gerektiğine inanıyorum. Türk somonu elbette biyolojik olarak gökkuşağı alabalığıdır. Bununla birlikte, ülkemizde gelişen üretim modeli ve ticari kimliği sayesinde uluslararası pazarlarda kendine özgü bir konum kazanmıştır. Bu konumun güçlendirilmesi için bilimsel doğruluk, ilgili mevzuat, ürün kalitesi, tüketici güveni ve ticari beklentilerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Geçmişte yürütülen çalışmaların birikiminden yararlanarak ortak bir yaklaşım geliştirilmesini ve somut sonuçlara ulaşılmasını önemsiyoruz” ifadelerini kullandı. Türk Somonu Çalıştayı’nda; Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi, TİM Tarım Kurulu, Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu, su ürünleri sivil toplum kuruluşları Türk somonunun ihracat hedeflerine ulaşması için bir araya geldi. Türk somonu ihracatında baş döndürücü yükseliş Türkiye, 2019 yılında 29 milyon dolarlık Türk somonu ihraç ediyorken, 2020 yılında 56,8 milyon dolarlık ihracata imza attı. Türk su ürünleri sektörü 2021 yılında 131 milyon dolarlık Türk somonu ihracat hacmine ulaşırken, 2022 yılında 363,1 milyon dolara sıçradı. Türk somonu ihracatı 2023 yılında 396 milyon dolara, 2024 yılında 458,5 milyon dolara ilerledi. 2025 yılında 520 milyon dolarla tarihi zirveyi gördü.

GESİAD’IN SİNERJİ TOPLANTISINA ULUDAĞ İÇECEK YKB ÖMER KIZIL KONUK OLDU Haber

GESİAD’IN SİNERJİ TOPLANTISINA ULUDAĞ İÇECEK YKB ÖMER KIZIL KONUK OLDU

Uludağ İçecek Türk AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl’ın onur konuğu olduğu etkinliğe; Bulgaristan Ticaret Ataşesi Borislav Petkov, Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, Artvinli Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ARSİYAD) Başkanı Erdinç Acar, Bilişim Sektörü İş İnsanları Derneği (BİSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Doğrul, Marmara ve İç Anadolu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (MARSİFED) Yönetim Kurulu Üyesi Şeyda Şençayır, Rumelili Yönetici İş İnsanları ve Sanayiciler Derneği (RUMELİSİAD) Başkan Vekili Sinan Alp, Nilüfer Ticaret Merkezi İş İnsanları Derneği (NİLTİMDER) Başkanı Ali Haydar Zeydanlı ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. GESİAD’ın 35. yılı Etkinliğin açılışında konuşan GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Papatya, bu yıl kuruluşlarının 35. yılını kutladıklarını belirterek, kuruldukları günden bugüne Bursa’nın ve Türkiye’nin ekonomik hayatına katkı sunmanın hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini vurguladı. Türkiye’nin geçen 35 yılda büyük bir dönüşüm yaşadığını belirten Papatya, “Aradan geçen 35 yılda çok önemli değişimler yaşandı. Ekonomimiz, sanayimiz, iş dünyamız ve çalışma hayatımız büyük bir dönüşüm geçirdi. Ancak değişmeyen bir şey var ki GESİAD’ın üretime, girişimciliğe, dayanışmaya ve genç iş insanlarının önünü açmaya yönelik inancı. Bugün 35 yıllık birikim üzerinde yükselen güçlü bir GESİAD var. Bu vesileyle derneğimizin kuruluşundan bugüne kadar emeği geçen tüm başkanlarımıza, yönetim kurulu üyelerimize ve üyelerimize teşekkür ediyorum” diye konuştu. Zorlu rekabet koşulları Maliyetlerin yükseldiği, finansmana erişimin önem kazandığı, rekabet koşullarının her geçen gün daha zorlaştığı bir dönemden geçildiğine işaret eden Papatya, “Sanayici ve iş insanı açısından baktığımızda artık yalnızca üretmek yeterli değil. Verimlilik, finansal sürdürülebilirlik, teknoloji, nitelikli insan kaynağı, ihracat kapasitesi ve katma değerli üretim her zamankinden daha fazla önem taşıyor. İş dünyası olarak bizim beklentimiz; öngörülebilirliğin güçlenmesi, finansmana erişimin kolaylaşması, üretim ve yatırım isteğinin desteklenmesi ve reel sektörün rekabet gücünü koruyacak adımların sürdürülebilir biçimde hayata geçirilmesi. Bizler sorunları konuşmaktan çekinmemeliyiz. Ancak sorunların yanında çözüm önerilerini de ortaya koymalıyız. GESİAD olarak bizim yaklaşımımız her zaman bu yönde oldu. Çünkü biz biliyoruz ki Bursa, üretme kapasitesi, girişimcilik kültürü ve güçlü sanayi altyapısıyla Türkiye ekonomisinin en önemli şehirlerinden biri. Dolayısıyla Bursa iş dünyasının güçlü olması, yalnızca Bursa için değil, Türkiye ekonomisinin geleceği açısından da büyük önem taşıyor” dedi. Yapay zekadan dijital dönüşüme, yeşil dönüşümden yeni nesil üretim modellerine kadar birçok alanda yeni bir ekonomik düzenin şekillendiğine işaret eden Papatya, Türkiye’nin bu dönüşümün öncüleri arasında yerini alması gerektiğine dikkat çekti. Yeni dönemin ilk Sinerji Toplantısı Farklı sektörlerden iş insanlarını bir araya getirerek onların deneyimlerini paylaşmayı ve geleceğe ilişkin ortak bakış açısı yansıtmayı amaçladıklarını vurgulayan Papatya, bu kapsamda yeni dönemdi ilk Sinerji Toplantıları’na Uludağ İçecek Türk AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl’ı konuk ettiklerini ifade etti. Kızıl’ın iş hayatındaki tecrübelerinin gençlere ışık tutacağına olan inancını dile getiren Papatya, etkinliğe katılımda bulunanlara teşekkür etti. Yıl sonunda gerçekleştirecekleri genel kurulla birlikte başkanlık görevinin de sona ereceğini belirten GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Papatya, göreve geldiği günden bugüne kadar yönetim kurullarıyla, üyeleriyle ve paydaşlarıyla birlikte GESİAD’ın daha güçlü, daha görünür ve daha etkin bir yapıya kavuşması için çalıştıklarını dile getirdi. Geriye dönüp baktığında en büyük kazanımlarının, GESİAD ailesindeki birlik ve beraberliği daha da güçlendirmek olduğunu ifade eden Papatya, görev süresince kendisiyle birlikte yol yürüyen yönetim kurulu üyelerine ve GESİAD ailesinin bütün bireylerine teşekkür etti. Sözlerinin sonunda GESİAD’ın 35. kuruluş yılını bir kez daha kutlayan Papatya, hep birlikte daha güçlü, daha üretken ve daha umutlu bir gelecek için çalışmaya devam edeceklerini vurguladı. GESİAD’a sekiz taze kan GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Papatya’nın konuşmasının ardından TÜRKONFED Başkan Vekili Ramazan Kaya, GESİAD’ın yeni üyeleri; Soykan Yusuf Kanca, İlker Çiçek, Berke Kurtuluş, Onur Şat, İlknur Yalım, Kamer Sağlam, Erdi Tırpan ve Alper Berber’e üyelik beratları ile rozetlerini takdim etti. Uludağ İçecek Yönetim Kurulu Başkanı Kızıl’dan başarı hikâyesi Üyelik kabul töreninin ardından etkinliğin onur konuğu Uludağ İçecek Türk AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl, iş hayatındaki tecrübelerini salondaki konuklarla paylaştı. Sözlerine Uludağ Gazoz’un tarihçesiyle başlayan Kızıl, bugünkü Uludağ İçecek’in temellerinin dedesi Nuri Zafer Erbak tarafından 1932 yılında atıldığını vurguladı. Kuruluşlarını takip eden süreçle birlikte günümüzde 47 ürün çeşitliliğine ulaştıklarını belirten Kızıl, “İçecek sektöründe Türkiye’nin en çok ihracat yapan kuruluşuyuz. Almanya'da kurduğumuz şirketle, ürünlerin satış ve dağıtım operasyonlarını yönetmekteyiz. Almanya, Fransa, Belçika, Avusturya, İsviçre ve Hollanda’daki satış noktalarımızda ürünlerimizi tüketicilerle buluşturmaktayız. Özellikle meyve aromalı maden suları ve limonata gibi ürünlerimizle, Orta Doğu ile Doğu Avrupa pazarlarında da etkiliyiz” dedi. Tüketicinin Uludağ İçecek’e güveni Ürünlerinin hiçbirinde katkı maddesi bulunmadığına dikkat çeken Kızıl, tüketicinin güvenini kazanmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Üretimin önemine işaret eden Kızıl, firmaların sadece üretmekle başarıya ulaşamayacaklarını, üretim kadar satış ve pazarlama stratejilerinin de doğru belirlenmesi gerektiğini belirtti. Kuruluşlarında 2 bin 100 kişinin istihdam edildiğine dikkat çeken Kızıl, istihdam edilen çalışanlardan bin 300’ünün ise satış ve pazarlama departmanlarında görevlendirildiğini vurguladı. Kızıl, Uludağ İçecek’i başarıya ulaştırılan etkenlerin; kaliteli ve sağlıklı üretim, ürün çeşitliliği ile ürünlerini tüketiciye hızlı ve etkin biçimde ulaştırdıkları satış-pazarlama stratejilerinin bulunduğunu da sözlerine ekledi. GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Papatya, Uludağ İçecek Türk AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Kızıl’a konuşmasının ardından teşekkür plaketi takdim etti.

Ormanlarda teyakkuz devam ediyor Haber

Ormanlarda teyakkuz devam ediyor

Bursa Orman Bölge Müdürü Erdal Şahan başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Bölge Müdür Yardımcıları Ali Yapmış, Tuncay Can ve Mehmet Uysal’ın yanı sıra Şube Müdürleri, İşletme Müdürleri ve Fidanlık Müdürü katıldı. Toplantının açılışında konuşan Bölge Müdürü Erdal Şahan, orman yangınları açısından riskli dönemin devam ettiğini belirterek, yangınlara karşı alınan tedbirlerin aynı hassasiyet ve titizlikle sürdürülmesinin önemine vurgu yaptı. Şahan, özellikle sahadaki çalışmaların dikkatli ve koordineli şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti. 2026 yılı program hedeflerine ulaşılması için yılın kalan bölümünün etkin ve verimli şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Şahan, yürütülen çalışmaların yakından takip edilmesi ve belirlenen hedeflerin eksiksiz şekilde tamamlanmasının önemine dikkat çekti. 2026 Yılı Program Hedefleri Masaya Yatırıldı Toplantıda, Orman Genel Müdürünün talimat ve değerlendirmeleri katılımcılara aktarıldı. Ardından Silvikültür, İşletme ve Pazarlama, Orman Zararlılarıyla Mücadele ve Ekosistem Şube Müdürlükleri tarafından 2026 yılı program hedefleri, gerçekleşme durumları ve yürütülen çalışmalar hakkında sunumlar gerçekleştirildi. Toplantıda, başta orman yangınlarıyla mücadele olmak üzere; ormanların korunması, geliştirilmesi ve sürdürülebilir yönetimine yönelik yürütülen ormancılık faaliyetleri kapsamlı şekilde ele alınarak, çalışmaların hedefler doğrultusunda etkin ve koordineli bir şekilde sürdürülmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Şahan, toplantının sonunda 2026 yılı hedeflerinin eksiksiz şekilde gerçekleştirilmesi, çalışmaların sahada etkin biçimde yürütülmesi ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi hususlarında gerekli hassasiyetin gösterilmesini ifade etti.

MATLI’DAN BURSA İÇİN TİCARET, LOJİSTİK VE ÜYEYE DESTEK MESAJI Haber

MATLI’DAN BURSA İÇİN TİCARET, LOJİSTİK VE ÜYEYE DESTEK MESAJI

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, BTSO’nun 36., 44. ve 52. Meslek Komitelerinde yer alan çalışma ekipleri ve sektör temsilcileriyle düzenlenen Genişletilmiş Üye Toplantısı ile Bursa Fan Club Derneği’nin 715. Olağan Toplantısı’nda konuştu. Sanayi bölgelerinden çarşılara uzanan ziyaretlerini sürdüren Matlı, Bursa’nın üretim gücünü üyeler için daha fazla işe ve kazanca dönüştürme hedeflerini paylaştı. Karacabey’de yaklaşık 200 dönümlük lojistik merkez çalışması Matlı, Karacabey’de yaklaşık 200 dönümlük bir alanda lojistik merkez yatırımı üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Ege’den çıkan ürünlerin Bursa üzerinden Avrupa’ya aktarılabileceği bir model anlattı. Lojistik altyapının sanayi yatırımlarıyla birlikte planlanması gerektiğini belirten Matlı, hedefin üreticinin taşıma ve depolama giderlerini azaltmak olduğunu söyledi. Bursa’daki işletmeler birbirine iş verecek Bursalı firmaların birbirinin ürününü ve ihtiyacını tanıyacağı bir ticaret ağı kurulacağını belirten Matlı, üyelerin Bursa içinden yeni müşteriler bulabileceğini vurguladı. BTSO’nun işletmeleri bir araya getirmenin yanı sıra teknoloji ve otomasyonla maliyetlerini düşürmelerine de yardımcı olacağını ifade etti. Özer Matlı, Bursa’nın güçlü üretim birikimini markalaşma, pazarlama ve dış ticaretle daha büyük değere dönüştürmek istediğini söyledi. Bursa’nın ürettiğini dünyaya daha iyi anlatması; sanayisinin yanında kültürünü, gastronomisini ve turizm imkânlarını da tanıtması gerektiğini belirtti. Küçük işletmeye ve KOBİ’ye daha fazla nefes Yeni dönemde küçük işletmelerin ve KOBİ’lerin finansmana erişimini öncelikli meselelerden biri olarak gösteren Matlı, Nefes Kredisi gibi doğrudan işletmelere ulaşan desteklerin hayata geçeceğini belirtti. Oda kaynaklarının üyenin üretimini sürdürmesine, maliyetini düşürmesine ve satışını büyütmesine katkı sağlayacağını söyledi. Bursa Fan Club buluşmasında ise Bursaspor’un şehrin ortak değeri olduğunu vurguladı. Gençlerin Bursa’da kalması için iş imkânlarının yanı sıra güçlü bir sosyal yaşam gerektiğini belirten Matlı, çocukların geleceğini bu şehirde kurabileceği bir Bursa hedeflediklerini anlattı. “60 bin üyenin odası mı, dar bir çevrenin yönettiği yapı mı?” Konuşmalarının sonunda BTSO’nun mevcut yönetim anlayışına ilişkin eleştirilerini dile getiren Matlı, 60 bin üyeli bir odanın üyelerinden kopuk olamayacağını söyledi. Bursa’daki firmaların birbirinden yeterince haberdar olmamasını “BTSO ortada yok. Bursa kendi içindeki ticaretten kopmuş” sözleriyle değerlendirdi. Matlı, oda yatırımlarının gerekçelerinin, iştiraklerin mali sonuçlarının ve TEKNOSAB’daki tahsislerin üyelere açıkça anlatılmasını istedi. Otel yatırımlarına ilişkin “Otel bizim işimiz değil” diyerek BTSO kaynaklarının kullanımında üyelerin ihtiyaçlarına öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Matlı, sorusunu şöyle ortaya koydu: “Bu oda yaklaşık 60 bin üyenin odası mı, yoksa dar bir çevrenin yönettiği bir yapı mı?”

BEKSİAD’da Gündem Yapay Zeka Haber

BEKSİAD’da Gündem Yapay Zeka

BEKSİAD Akademi kapsamında gerçekleştirilen eğitim, Hybrid Akademi Kurucusu Harun Seyhan tarafından verildi. Yoğun ilgi gören programda, yapay zekanın doğru ve verimli kullanımı, iş süreçlerine entegrasyonu, maliyet optimizasyonu ve çocuk giyim sektöründe uygulanabilecek yapay zeka çözümleri ele alındı. Üretimden tasarıma, pazarlamadan müşteri ilişkilerine kadar sektörün her alanında dijitalleşmeyi teşvik eden BEKSİAD, üyelerinin yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabilmeleri ve küresel rekabette güç kazanmaları amacıyla eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. BAYEZİT: “ÜYELERİMİZİN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRMAK İSTİYORUZ” Eğitimin açılışında konuşan BEKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Bayezit, BEKSİAD Akademi çatısı altında sektörün ihtiyaçlarına yönelik eğitim programlarına devam edeceklerini belirtti. “BEKSİAD olarak üyelerimizin işlerini geliştirmesi, verimliliklerini artırması ve dünya ile rekabet edebilecek bir yapıya kavuşması bizim için büyük önem taşıyor. Günümüzde yapay zeka artık yalnızca teknolojik bir yenilik değil, iş dünyasının en önemli araçlarından biri haline geldi. Biz de üyelerimizin bu dönüşümün dışında kalmasını değil, tam tersine dönüşümün öncülerinden olmasını istiyoruz. Yapay zekanın sektörümüzde doğru ve etkin kullanımını eğitimlerle desteklemeye devam edeceğiz. Hedefimiz, BEKSİAD üyelerinin bu teknolojiyi tasarımdan üretime, pazarlamadan ihracata kadar işlerinin her aşamasında aktif ve verimli şekilde kullanabilmeleridir.” YAPAY ZEKA SADECE METİN VE GÖRSEL ÜRETME ARACI DEĞİL Hybrid Akademi Kurucusu Harun Seyhan tarafından verilen eğitimin ana odak noktasını, yapay zekanın doğru, kontrollü ve maliyet etkin kullanımı oluşturdu. Yapay zekanın yanlış ve plansız kullanımının işletmelere gereksiz maliyetler doğurabileceğine dikkat çeken Seyhan, şöyle konuştu: “Yapay zeka artık hayatımızın ve iş dünyasının vazgeçilmez bir parçası. Ancak asıl önemli olan, bu teknolojiyi doğru şekilde yönetebilmek ve kontrol edebilmektir. Yapay zekayı yalnızca görsel oluşturmak, metin üretmek veya chatbot olarak değerlendirmek yapılan en büyük hatalardan biridir. Günümüz yapay zekası; ortak çalışma alanlarından iş süreçlerinin yönetimine, görsel ve video üretiminden müşteri bulma süreçlerine kadar işletmelere uçtan uca destek verebilecek güçlü bir asistandır. Doğru kullanıldığında işin başlangıcından sonuçlanmasına kadar geçen süreci hızlandırır, maliyetleri azaltır ve işletmelerin doğru hedefe daha kısa sürede ulaşmasını sağlar.” ÇOCUK GİYİM SEKTÖRÜNE ÖZEL UYGULAMALAR ANLATILDI Eğitim programında çocuk giyim sektörüne özel yapay zeka uygulamaları ve örnek kullanım senaryoları da katılımcılarla paylaşıldı. Tasarım, koleksiyon oluşturma, ürün görselleştirme, içerik üretimi, pazarlama, müşteri analizi ve yeni pazarlara ulaşma gibi birçok başlık uygulamalı örneklerle ele alındı. Katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümün ardından program, toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Yüksek aromasıyla öne çıkan Karacabey biberi salça yapımında revaçta Haber

Yüksek aromasıyla öne çıkan Karacabey biberi salça yapımında revaçta

Bursa'nın Karacabey ilçesinde yetiştirilen ve yüksek aromasıyla ev yapımı salçanın vazgeçilmezi olan salçalık biberin hasadı ile pazarlaması sürüyor. Bölgede yürütülen üretim ve pazarlama faaliyetleri hakkında bilgi veren Mehmet Abi, "Yıllardır bu bölgede salçalık biber üretiyoruz. Yılda 3-4 bin dönüm arasında kendi üretimimiz var, ayrıca diğer çiftçilerimizden de alım yapıyoruz. Buradan İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin ve hatta Adana'ya bile salçalık biber gönderiyoruz. Aroması yüksek ve kaliteli olması sebebiyle özellikle bu bölgenin ürünü tercih ediliyor. Ev yapımı salça için Karacabey biberi oldukça revaçta, ülkenin her yerinden talep geliyor" dedi. "Bölgede karlı üretim için hibrit tohum tercih ediliyor" Tohum çeşitleri ve verim oranlarına değinen Abi, şu değerlendirmelerde bulundu: "Yerli tohumlarda dönüm başına 4-5 ton verim alınırken, hibrit tohumlarda bu oran 8-10 tona kadar çıkıyor. Hibrit tohumlar hastalıklara karşı daha dayanıklı olduğu için bölgede karlı üretim amacıyla genellikle bu çeşit tercih ediliyor. Bölgenin toprağı, havası ve suyundan dolayı biberin lezzeti ve aroması değişmiyor." "Maliyetlere göre ürünün bizden çıkışı 35-40 lira olmalı" Piyasadaki fiyat oluşumu ve ödeme şartlarına ilişkin yaşanan sıkıntıları dile getiren Mehmet Abi, sözlerini şöyle tamamladı: "Çiftçiden kilogramını 14-15 liraya aldığımız biberlerin çürüklerini temizleyip paketledikten sonra tırlara yüklüyor ve 20 liradan satışa sunuyoruz. Maliyetleri göz önüne aldığınızda normalde bizden çıkış fiyatının 35-40 lira olması gerekiyor. Fiyatlar çok düşük ancak piyasa şartları böyle ilerliyor. Ödemeleri de peşin alamıyor, birkaç ay sonra tahsil edebiliyoruz."

Ata tohumu pul bibere yoğun ilgi Haber

Ata tohumu pul bibere yoğun ilgi

Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Bakırköy Mahallesi’nde yaşayan 66 yaşındaki çiftçi Mehmet Ali İnan, sebze yetiştiriciliğinde yaşadığı pazar kaybı ve zararın ardından yöneldiği ata tohumu acı pul biber üretimiyle gelir kapısı oluşturdu. Eşini yaklaşık 2,5 yıl önce kaybettikten sonra annesiyle birlikte yaşamını sürdüren İnan, yetiştirdiği acı biberleri işleyerek Türkiye’nin dört bir yanına pul biber pazarlıyor. Mart ayında kendi ürettiği ata tohumlarından fide yetiştirerek üretime başladığını belirten İnan, 5 dönümlük alana yaklaşık 35 bin fide dikiyor. Hasat döneminde kızaran biberleri köklerinden sökerek tarlada ve serada kurutan İnan, annesi ve çocuklarının yardımıyla saplarını temizlediği biberleri makinede çekerek pul biber haline getiriyor. Sezonda ortalama 1 ton pul biber üreten İnan, kilosunu 400 liradan sattığı ürünleri Gaziantep dahil birçok ile ve çevre lokantalara gönderiyor. "Zarar edince ata tohumu acı bibere geçtim" Biber yetiştiriciliğine başlama sürecini ve üretim aşamalarını anlatan Mehmet Ali İnan, şu ifadeleri kullandı: "İşte bir abimizin sayesinde başladık, o da vefat etti. O ölünce biz de başladık yani. Yardım ediyordum ona. Daha önce biber, domates ekiyordum. En son çeşitli bahçe biberi ektim. Dolma, çarliston, demre, yağ biberi, bunları ektim. Sonra zarar edince bıraktım işi. Tarlada kaldı yani. Sonra buna geçtim. Mart ayında çimini yetiştiriyorum, tohumlarından fide üretiyorum. Arsa var, arsaya, böyle seranın altına. İşte onu tek tek ekiyoruz, sıra sıra. Suluyoruz, ilacını atıyoruz. 5 dönümlük bahçe için fideleri kendim yetiştiriyorum. Bu hibrit değil. Bu köyde yıllardır kullanılan ata tohumu. Kırmızı acı biberin ata tohumu. Devamlı alıyoruz tohumunu, kendimiz hep ekiyoruz fidesini yapıp bahçeye ekiyoruz. Tohuma para vermiyoruz bu şeyden. Dönümüne 6 bin 500-7 bin tane fide gidiyor. Ne yapar işte yaklaşık 35 bin fideyi tohumlarından kendim yetiştiriyorum." "Gaziantep’e bile acı biber gönderiyoruz" Tarladaki ekim sürecinden pazarlama aşamasına kadar olan dönemi de aktaran İnan, şöyle devam etti: "Fide yetişince tarlayı hazırlıyoruz. Karığını çekiyoruz, damlamasını çekiyoruz. Ondan sonra işçilerle ekiyoruz. Yani bu tarlayı aşağı yukarı 14 kişi falan ekiyor bir günde. Olgunlaşınca, yani kızarınca köklerinden söküp tarlada bir süre kurutuyorum, ardından seraya alıyorum tamamen kuruyor. Annem ve ben, bazen yardıma gelen çocuklarımla saplarını temizliyoruz. Sonra makinede çekiyoruz. Çektikten sonra paketliyoruz. Türkiye’nin her yerine yolluyoruz. Kilosu 400 lira. Gaziantep’e bile acı biber gönderiyoruz. Geziyorum, lokantaları geziyorum, beni biliyorlar onlara satıyorum. Sezonda ortalama bir ton pul biber yapıyorum. Ekimi, biçimi, işçiliği, bunları çıkarırsan 300 bin lira gibi para kalıyor ama hasadına, saplarından ayırmaya, tarlada alt üst etmeye işçi almıyorum. Hepsini kendim ve annem yapıyoruz. O da yetiyor bize işte."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.