Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Panik Atak

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Panik Atak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Panik Atak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Panik atağınızın en önemli belirtisi, ’felaket düşüncesi’ Haber

Panik atağınızın en önemli belirtisi, ’felaket düşüncesi’

Panik atak, gelip geçici fiziksel bazı belirtilerin, kişi tarafından bir felaket gibi görülmesi neticesinde, saniyeler içinde kötüleşebildiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atak nedeniyle kimileri nefes alamadığını, kimilerinin kalp krizi geçireceğini veya felç olacağını düşünüp acile koşturuyor. Panik atak vücudun, normal durumlara ani, yoğun korku ve güçlü fiziksel tepkiler ile karşılık vermesi durumudur. Panik atak geçiren kişi çok terleyebilir, nefes almakta güçlük çekebilir ve kalbinin normalden daha hızlı attığını hissedebilir. Panik atak sırasında kişide kalp krizine benzer belirtiler ortaya çıkabilir. Muayene sonrası ’senin bir şeyin yok, psikiyatriye git’ cevabıyla karşı karşıya kalıyor. Böyle fiziksel belirtileri olup da hiçbir şeyi olmadığını duyan kişilerde bir kafa karışıklığı oluyor. Daha sonra ’ne yani benim bu belirtilerim kafamda uydurduğum şeyler mi’ diye sormaya başlıyor. Bunun neticesinde de ’kafada kurma’ ve ’çok büyütme’ kavramları ortaya çıkmaya başlıyor. Hayır, bu fiziksel belirtiler gerçek. Ancak çok büyük bir ihtimal kalıcı ve tahlillerle tespit edilebilecek bir hastalığa bağlı değildir" dedi. "Panik atak kabaca 20-30 dakika süren, dehşet içinde olma haliyle kalpte hızlanma, nefeste hızlanma, sıcak basması, ellerde uyuşma, karında gariplik hissi, titreme, huzursuzlukla kendini gösteren bir rahatsızlık" diyen Uzm. Dr. Ömer Öz, "Bunu ilk kez yaşayan kişi için oldukça zorlayıcı, travmatik, unutmak isteyeceği dakikalar. Ortaya çıkardığı his ne kadar dehşet verici olsa da tedavisi de aslında dallanıp budaklanmış, kronik hastalıklara göre oldukça yüz güldürücü. En berbat hissettiğiniz panik atak dahi bir şekilde sonlanıyor ve yerini sakinliğe bırakıyor" şeklinde konuştu. İnsanların panik atak yaşadıklarında hemen bunun neden yaşandığına odaklanma eğiliminde olduğunu ve sebep olabilecek bariz bir kavga, ölüm, hastalık bulamadıklarında iyice sıkışmış ve şaşırmış hissettiklerini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Öz, "Her zaman stresli bir durum sonrasında panik atak belirtisi oluşmaz. Bazen masum, gelip geçici bir fiziksel belirtinin bir felaket olarak görülmesi neticesinde de saniyeler içerisinde başlayabilir. Örneğin kalbinizdeki ufak bir atım değişikliği sizin için bir kalp krizi gibi algılanmış olabilir ve dikkatinizi tamamen buraya verdiğinizde korkunuz bir anda sizi panik atağa itebilir. Neyi felaket olarak yorumladım ve bu atağı geçirdim diye düşünseniz de hızlıca akıp geçen düşüncelerinizi yakalamak her zaman mümkün olmaz. Panik atağı ortaya çıkartan şey masum, gelip geçici, her insanda olabilen basit fiziksel belirtileri, bazı ölümcül hastalıklarla eşit tutmamız ve sanki o ölümcül hastalığa yakalanmışız gibi bir davranış içerisine girmemizdir. Zihninizin söylediğiyle gerçekte olan şeyler aslında farklıdır. Panik atak sizin ölmenize ya da kalıcı, ölümcül bir hastalığa yakalanmanıza neden olmaz. Panik, korku, kaygı, mutsuzluk bunlar birer duygudur ve kendi akışına bıraktığımızda havadaki bulutlar gibi gelir geçer" diye konuştu. Panik atağın yönetilebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Ömer Öz, "Panik atağın hayatımızın önüne geçmesine izin vermeden, onu görmeyecek, gözümüzde büyütmeyecek tarzda yaşayabiliriz. Psikoterapiler ve ilaç tedavileri panik atak tedavisinde birinci sıra seçeneklerdir ve hayatınızı sınırlandırdığınız bu rahatsızlığı psikiyatrik destekle geride bırakabilirsiniz" dedi.

Uzmanından sınav kaygısıyla ilgili önemli uyarılar Haber

Uzmanından sınav kaygısıyla ilgili önemli uyarılar

Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav öncesi belirli düzeyde kaygının performansı artırabileceğini ancak yoğun ve kontrol edilemeyen kaygının öğrencilerin hem akademik başarısını hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Kaygının insan yaşamının doğal bir parçası olduğunu ancak özellikle sınav dönemlerinde yoğunlaşan kaygının kontrol edilememesi durumunda bir kaygı bozukluğuna dönüşebileceğini belirten Arı, "Sınav öncesi hissedilen belirli düzeyde kaygı performansı artırabilir. Ancak bu duygu yoğun, sürekli ve kontrol edilemez hale gelirse hem akademik başarıyı hem de psikolojik sağlığı olumsuz etkiler" dedi. Sınav kaygısı nedir? Öğrencinin performansını gerçek potansiyelinin altında göstermesine neden olan yoğun endişe hali olduğunu belirten Arı, özellikle ergenlik dönemindeki öğrencilerde bu durumun daha sık görüldüğünü ifade etti. Psikolog Arı, "Sürekli, ’Ya başaramazsam’, ’Ya rezil olursam’ gibi düşünceler öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu durum dikkat ve konsantrasyonu düşürür, bilgiyi hatırlamayı zorlaştırır" diye konuştu. Ne zaman sorun haline gelir? Sınav kaygısının bazı durumlarda profesyonel destek gerektirebileceğini söyleyen Arı, şu belirtilere dikkat çekti: "Günler hatta haftalar önce başlayan yoğun endişe, uykusuzluk, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler, ders çalışmayı sürekli erteleme ya da tamamen kaçınma, sınav anında zihnin boşalması. Sınav kaygısı kısa süreli ve durumsal olabilir ancak bu kaygı hayatın diğer alanlarına da yayılıyorsa ve kişi sürekli bir başarısızlık beklentisi içindeyse, burada kaygı bozukluğundan söz edebiliriz." Ailelere önemli uyarı Klinik uygulamalarda en sık karşılaşılan kaygı sorunlarının yaygın kaygı bozukluğu, panik atak, sosyal kaygı ve obsesif kompulsif belirtiler olduğunu belirten Uzm. Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav dönemlerinin bu rahatsızlıkları tetikleyebildiğini ifade etti. Aile tutumlarının sınav kaygısı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çeken Arı, "Sürekli başarı odaklı ve kıyaslayıcı bir yaklaşım çocuğun kaygısını artırır. Destekleyici, anlayışlı ve süreç odaklı bir yaklaşım ise kaygıyı azaltır" ifadelerini kullanarak kaygı bozukluklarının tedavi edilebilir olduğunu vurguladı.

Uzman aile danışmanı Saliha Erdim, Yıldırımlılarla buluştu Haber

Uzman aile danışmanı Saliha Erdim, Yıldırımlılarla buluştu

Yıldırım ilçesinde Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve Yıldırım Belediye Başkan Oktay Yılmaz’ın da katıldığı söyleşiye, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Programda ‘Huzurlu Ailenin Sırları’ üstüne konuşan Erdim; aile içi iletişim ve ailenin önemi üstüne tavsiyelerde bulundu. Eşlerin birbirlerini aile içinde onarıp güçlendirmesi gerektiğini belirten Erdim, “Her birimizin ayrı ayrı ihtiyaç duyduğu bir konuya değinmek istiyorum. Bu da içeride başka dışarıda başka oluşumuz. Yani dışarıda birilerine değer verip içeride vermememiz. İnsan Allah’ın kıymetlisi ve göz bebeğidir. Allah bizleri birbirimize nikahla helal kıldı. Biz mümin kardeşler olarak potansiyel değerlerimizi daha iyi bir şekilde ortaya çıkarmak için varız. O zaman bunun çekirdeği ailedir. Bütün iyilikler içeriden dışarıya doğru olur. Bütün güzelliklerin yönü içeriden dışarıya doğrudur. Aile, bizim mahrem alanımızdır. İç yapılanmamızdır. Eğer bir iyilik varsa ailede başlamalıdır. Bir güzellik varsa o ailede oluşmalıdır” ifadelerini kullandı. PSİKOLOJİK SORUNLARIN KÖKENİ Günümüzde yaşanan psikolojik sorunların kökenine değinen Erdim; “Biz ailede iyi olma, güzel konuşma, değer katma, saygılı davranma, ailede gerçek kulluğu yaşama konusunda kesintisiz bir çaba içerisine girmeliyiz. Bugün yaşanan depresyon, panik atak, korkular ve takıntıların tamamının kökeninde genetik etkenler ile beraber anne baba tutumu faktörü var. Genetik olarak bu hastalıklara yatkınlığı olmayanların bile hasta olduğunu görüyoruz. Karşısındakinden sevgi göremeyen değersizleştirilen bir insan kendi davranış ve tutumunu nasıl sürdürebilir? Elbette sırtını Allah’a dayayarak. Yoksa bizi hiçbir psikiyatrik ilaç, hiçbir psikiyatrik kuram, hiçbir sosyal destek, maneviyat kadar ayakta da tutmaz, sabit de tutmaz. Sürdürülebilir bir ahlakı da sağlayamaz” diye konuştu. ‘AİLE TOPLUMUN TEMELİDİR’ Programda konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ise; “Aile, toplumun en güçlü temeli ve geleceğimizin en önemli yapı taşıdır. Sağlam bir toplum inşa etmenin yolu, huzurlu ve güçlü ailelerden geçer. Bu nedenle aile içi iletişimi, karşılıklı saygıyı ve sevgi bağlarını güçlendirecek her çalışmayı çok kıymetli buluyoruz. Saliha Erdim’in aile içi iletişim, değerler ve maneviyat üzerine paylaştığı önemli tespitlerin katılımcılarımız için yol gösterici olduğuna inanıyorum. Ramazan ayı; birlik, beraberlik ve paylaşma duygularımızı pekiştiren müstesna bir zaman dilimidir. Biz de Yıldırım Belediyesi olarak bu mübarek ayın ruhuna uygun şekilde kültürel ve sosyal programlarla hemşehrilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Aileyi merkeze alan, toplumsal dayanışmayı güçlendiren etkinliklerimizi önümüzdeki süreçte de sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.