Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Pakistan

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Pakistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Pakistan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump: "Savaş gemilerini en iyi silahlarla yüklüyoruz, anlaşma olmazsa bunları kullanacağız" Haber

Trump: "Savaş gemilerini en iyi silahlarla yüklüyoruz, anlaşma olmazsa bunları kullanacağız"

ABD Başkanı Trump, İran ile iki haftalık ateşkes sağlanmasının ardından ABD Başkan Yardımcısı James David Vance’in nihai bir barışı müzakere etmek üzere Pakistan’ın başkenti İslamabad’a doğru yola çıkmasından kısa sonra ABD basınına açıklamalarda bulundu. Trump, ABD basınına yaptığı açıklamada, İran ile barış görüşmelerinin başarısız olması halinde ABD savaş gemilerinin İran’a yönelik saldırılara yeniden başlamak üzere "en iyi mühimmatla" yeniden doldurulduğunu söyledi. Telefon üzerinden verdiği röportajda İran ile görüşmelerin başarılı olup olmayacağı sorulduğunda Trump, "Bunu yaklaşık 24 saat içinde öğreneceğiz. Yakında biliyor olacağız" dedi. Trump, "Bir yeniden hazırlık sürecindeyiz. Savaş gemilerini şimdiye kadar üretilmiş en iyi mühimmatla, en iyi silahlarla yüklüyoruz. Bunlar, daha önce kullandığımız ve onları tam bir yıkıma uğrattığımız silahlardan bile daha iyi silahlar. Anlaşma olmazsa bunları kullanacağız" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, İran ile yapılan müzakerelere ilişkin, "Doğru söyleyip söylemediğinden emin olmadığımız insanlarla uğraşıyoruz" ifadelerini kullandı. Trump, "Yüzümüze karşı, tüm nükleer silahlardan vazgeçtiklerini ve her şeyin ortadan kalktığını söylüyorlar. Sonra basının karşısına çıkıp, "Hayır, zenginleştirme yapmak istiyoruz" diyorlar. Yakında göreceğiz" dedi. Pakistan’da planlanan temaslar Pakistan’da yapılacak görüşmelerde ABD’nin, Başkan Yardımcısı Vance ile birlikte ABD’nin Ukrayna ve Gazze için gerçekleştirdiği müzakerelere de liderlik eden Trump’ın Özel Orta Doğu Temsilci Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner tarafından temsil edilmesi öngörülüyor. İran tarafından ise görüşmelere Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın katılması bekleniyor. Temaslarda ABD’nin İran’dan sahip olduğu zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmesi ve Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz taşımacılığına yeniden açılmasını talep etmesine odaklanması bekleniyor. Trump, İran’ın Boğaz’ı yeniden açmasının herhangi bir ateşkes anlaşmasının kritik bir unsuru olduğunu açıkça ifade etmişti. Ancak İran ve Pakistan’ın açıklamalarına göre, Lübnan dahil savaşın tüm cephelerde durması şartının İsrail tarafından Lübnan’a yönelik saldırılar ile bozulması nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndan çok az sayıda gemi geçmişti. Görüşmelerde müzakere edilecek diğer konular arasında ise İran’ın bölgedeki vekil güçlere desteği, ülkenin balistik programı ve İran’ın kendisine yönelik yaptırımların kaldırılması taleplerinin yer alması bekleniyor.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi: "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor" Haber

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi: "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, bölgesel gelişmeler, Türkiye'nin tutumu, ABD ile müzakere iddiaları ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran'daki altyapılara yönelik saldırılara tepki gösteren Bekayi, "Herkesin bağlı olduğu altyapılar hedef alınıyor. Dün gece bir elektrik trafo merkezine düzenlenen saldırı sonucu Tahran ve Kerec'in bazı bölgelerinde elektrik kesintisi yaşandı. Tüm bu olayları sürekli olarak belgeliyoruz. Gelecekte halkımızın, İran'a yardım edildiğine dair ortaya atılan iddiaların aslında bir aldatmacadan ibaret olduğunu bilmesi gerekiyor. Açıklamalarında da görüldüğü üzere İran'ın tarih ve kültürüyle uğraşıyorlar. Saldırıları meşrulaştırmak için geçmişe atıfta bulunarak hakaretlerde bulunuyorlar. Ancak İran, köklü ve dinamik bir medeniyet olarak düşmanlarıyla nasıl başa çıkacağını çok iyi bilmektedir" dedi. "Gazetecilere yönelik saldırılar savaş suçudur" İsmail Bekayi, İsrail'in gazetecilere yönelik saldırılarına da değinerek, "Dün El Arabiya kanalının ofisine yönelik saldırıya tanık olduk. Ondan bir gün önce Lübnan'da saldırı düzenlendi ve El Meyadin ile El Menar muhabirleri hayatını kaybetti. Son üç yılda hayatını kaybeden gazetecilerin uzun bir listesi bulunmaktadır. Görünüşe göre, siyonist rejim özellikle haber alanını kendisine düşman olarak görmektedir. Oysa uluslararası anlaşmalar gazetecilerin korunmasına ilişkin açık hükümler içermektedir. Gazetecilere yönelik her türlü saldırı savaş suçu sayılmaktadır. Buna rağmen rejim bu kuralları dikkate almamakta ve çok sayıda gazeteciyi hedef almaktadır" ifadelerini kullandı. "İran'ın tek yaptığı kendini savunmaktır" Bekayi, "Biz bölgedeki tüm ülkelerle komşuyuz ve komşu olmaya da devam edeceğiz. Bu yüzden sağduyu, gelip geçici olanlarla kalıcı olanları ayırt etmeyi gerektirir. Biz hiçbir zaman bölge ülkelerini düşman olarak görmedik. Defalarca İran'ın operasyonlarının doğrudan ABD üslerini hedef aldığını vurguladık. İran'ın tutumu meşru müdafaa hakkı ve ahlaki ilkeler çerçevesindedir. İran halkı saldırı altındayken silahlı kuvvetlerin sessiz kalması düşünülemez. Bu, Birleşmiş Milletler Şartı kapsamında tanınan doğal bir haktır. Savaşın tarafı olmadığını söylemek tek başına yeterli değildir. Her ülke, kendi topraklarının başka devletler tarafından kullanılmasına izin vermenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu bilir. Düşman, bölgedeki üsler üzerinden saldırılarını sürdürüyor. Komşu ülkelerin toprakları ise kimi zaman isteyerek, kimi zaman da farkında olmadan İran'a karşı kullanılıyor. İran'ın yaptığı tek şey kendini savunmaktır" dedi. "Komşu ülkelerden beklentimiz komşuluk ilkelerine bağlı kalınmasıdır" İran'ın komşu ülkelerden beklentilerini dile getiren Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, "Beklentimiz, kardeşlik ve iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalınmasıdır. Bu savaş yalnızca İran'a karşı değil, ileride daha geniş çaplı istikrarsızlıklara da yol açabilecek bir süreçtir. İran'dan tek taraflı bir itidal beklenmesi gerçekçi değildir. İran, iki ayrı rejim tarafından hedef alınmış durumda ve bu güçler, bölgedeki bazı ülkelerin topraklarını kullanarak saldırılarını sürdürmektedir. Birleşik Arap Emirlikleri'nde İranlıların bu ülkenin gelişiminde ne kadar etkili olduğunu gördük. Bu yüzden İran vatandaşlarına yönelik yaklaşımın, geleceği gözeten bir anlayışla belirlenmesi gerekir" şeklinde konuştu. "Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman örnek gösterilen bir düzeyde olmuştur" Türkiye'nin girişimlerine ilişkin konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman örnek gösterilen bir düzeyde olmuştur. Türkiye'nin saldırıyı kınaması ve hem üst düzeyde hem de halk nezdinde ortaya koyduğu dayanışma takdire şayandır. Bu tutum, Türkiye'nin iyi komşuluk anlayışını benimsediğini ve aynı zamanda bu savaşın nedenleri ile bölgeye muhtemel etkilerinin farkında olduğunu gösteriyor. Türk yetkililer de defalarca siyonist rejimin bölgesel güvenlik açısından en büyük tehdit olduğunu dile getirdi. Türkiye başta olmak üzere diğer ülkelerin girişimleri, bölgesel barış konusundaki kaygılarını ortaya koyuyor. Gerilimin daha fazla tırmanmaması için arabuluculuk yapmak isteyen tüm ülkelerin dengeli ve gerçekçi bir yaklaşım sergilemesini bekliyoruz" ifadelerine yer verdi. "ABD ile doğrudan müzakere gerçekleştirmedik" Bekayi, arabuluculuk girişimleri ve diplomatik temas iddialarına ilişkin de konuşarak, "Şu ana kadar ABD ile hiçbir doğrudan müzakere gerçekleştirmedik. Gündeme gelen konular, ABD'nin müzakere talebine ilişkin olarak aracı ülkeler üzerinden bize iletilen mesajlardan ibaret. ABD tarafından diplomasi söylemi gündeme getirildiğinde herkesin dikkatli olması gerekir. Açıkçası, ABD'de kaç kişinin bu diplomasi iddialarını ciddiye aldığını bilmiyorum. Bizim tutumumuz ise en başından beri net. Karşı taraf sürekli pozisyon değiştirirken, biz hangi çerçevede hareket ettiğimizi biliyoruz. Ancak bize iletilen taleplerin önemli bir kısmı aşırı ve gerçeklikten uzak" dedi. "Yalnızca bir taraftan itidal beklenmesi doğru değil" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bölge ülkelerinin savaşın sona ermesine yönelik çabalarına değinerek, "Pakistan'ın düzenlediği toplantılar, kendi oluşturduğu bir çerçeve olup bizim bu sürece herhangi bir katılımımız olmadı. Endişeler anlaşılabilir, ancak herkesin bu savaşın kim tarafından başlatıldığını unutmaması gerekir. Tek taraflı olarak yalnızca bir taraftan itidal beklenmesi doğru değildir. Bu savaşı İran başlatmadı, İran saldırıya uğradı. İran, sorumlu bir aktör olarak diyalog sürecine dahil oldu ancak ABD her iki seferde de müzakere masasını ortadan kaldırdı. Biz ne istediğimizi ve hangi konuların bizim için kabul edilemez olduğunu çok iyi biliyoruz" diye konuştu. "Ajans ve Grossi'nin kayıtsızlığı üzüntü verici" Bekayi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile UAEA Başkanı Rafael Grossi'nin yaklaşımını eleştirerek, "ABD ve siyonist rejimin nükleer tesislere yönelik saldırıları açıkça suçtur. Ajansın kendi tüzüğüne göre de bu eylemler suç kapsamındadır. Ancak daha da üzücü olan, Ajans ile Grossi'nin bu konudaki sessizliğidir. Grossi bir kez daha son derece hatalı bir tutum sergilemiş, saldırganları kınamak yerine yaptığı açıklamalarla süreci daha da karmaşık hale getirmiştir. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan (NPT) sorumlu bir makamın bu tür ihtimalleri dile getirmesi kabul edilemez. Ne yazık ki Grossi, son iki yılda savunulabilir bir performans ortaya koyamamıştır. Bu durum hem saldırıları kınamaması hem de tarafsızlığını koruyamamasıyla ilgilidir. Böyle bir tabloda Ajans'ın yapması gereken ilk şey saldırıları açıkça kınamaktır. Ancak bu yönde bir tutum görmedik. Biz kendi sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz, gerekli temasları yürüttük ancak taleplerimiz geçerliliğini korumaktadır" ifadelerini kullandı. "Buşehr Nükleer Enerji Santrali faaliyetini sürdürüyor" İsmail Bekayi, ABD ve İsrail'in hava saldırılarında üç kez hedef alınan Buşehr Nükleer Enerji Santrali'nin durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, "Bildiğim kadarıyla santral faaliyetini sürdürüyor. Gerçekleştirilen saldırılar son derece tehlikeli ve ABD ile Siyonist rejimin saldırgan tutumda hiçbir sınır gözetmediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu noktada Birleşmiş Milletler ile UAEA'nın sorumluluğu son derece açıktır" şeklinde konuştu. "Misket bombası iddiaları gündem saptırma çabasıdır" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran'ın misket bombası kullandığı yönündeki iddialara da sert tepki göstererek, "Bu son derece küstah bir iddiadır. Bir yandan insancıl hukukun tüm kurallarını ihlal ederken, diğer yandan mağduriyet algısı oluşturarak İran'ın bu kuralları ihlal ettiğini öne sürüyorlar. Bu iddialar kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. İran, işlev ve etki bakımından misket bombasından farklı olan çoklu savaş başlıklı füzeler kullanmaktadır. Bu tür iddialar, daha çok gündemi saptırma çabasıdır. Minab'daki okul saldırısı, Fars eyaletine bağlı Lamerd kentinde yeni tip füzelerle gerçekleştirilen saldırılar, elektrik altyapısı ve üniversitelerin hedef alınması, çevreyi tahrip eden silahların kullanılması ve Lübnan'da fosfor bombası kullanımı bu saldırılara örnek teşkil etmektedir. Savaşın kendisi zaten hukuka aykırı ve saldırgan bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca, savaş dışı şartlarda komutanlarımıza yönelik saldırılar da savaş suçu kapsamına girmektedir" dedi. "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan (NPT) çekilmeye yönelik Meclis teklifine ilişkin de açıklamada bulunarak, "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor. Kamuoyunda da temel soru şu: Güçlü ülkelerin, anlaşmanın tanıdığı hakların kullanılmasına izin vermediği bir yapıya üye olmanın ne anlamı var? Eğer üyelik sadece kağıt üzerinde kalacak ve bu haklardan yararlanamayacaksak, bunun bize ne faydası olacak? Biz hala bu anlaşmanın tarafıyız ve taraf olduğumuz sürece yükümlülüklerimize bağlı kalıyoruz. Tutumumuz net. Her türlü kitle imha silahına karşıyız. Ancak UAEA'nın sorumsuz yaklaşımı ve ABD'nin yıkıcı tutumu, bu tartışmaların gündeme gelmesine neden oluyor" şeklinde konuştu.

Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık küresel enerji ve tarım üretimini endişelendiriyor Haber

Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık küresel enerji ve tarım üretimini endişelendiriyor

Enerji tedariki ve diğer kritik malların geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik sorunları ve fiili kapama, dünya genelinde deniz taşımacılığında sıkışıklığa yol açtı. Tanker ve konteyner gemilerinin beklemeye geçmesi, Körfez’den yapılan petrol ve lojistik akışını durma noktasına getirdi. Sektör temsilcilerinden Ersoy Holding Yönetim Kurulu Üyesi Kürşat Ersoy, boğazdaki aksamanın üretim maliyetleri ve tedarik planlamasında çok katmanlı etkiler oluşturduğunu belirterek, “Son haftalarda üre fiyatlarında yüzde 30’a varan artışlar yaşanırken, potasyum ve fosfor bazlı gübre fiyatlarındaki artış yüzde 20’yi geçti. Katar’dan gaz tedarik edemeyen Hindistan ve Pakistan üretimde durma noktasına gelirken, Mısır ise yüksek maliyetli LNG pazarına yönelmek zorunda kaldı. Ayrıca dünya kükürt ticaretinin yaklaşık yarısı bu rotadan geçtiği için sülfürik asit ve sanayi üretimi de doğrudan etkileniyor” dedi. Artan girdi maliyetlerinin tarımsal üretimi de baskıladığını vurgulayan Ersoy, gübreye erişimde yaşanan zorlukların bazı bölgelerde ekim alanlarının daralmasına neden olduğunu söyledi. Bu durum, buğday, mısır ve soya gibi temel ürünlerde arz dengesini bozarak gıda fiyatlarında baskı oluşturuyor. Üretimdeki boşlukların kapanmasının ise yaklaşık üç ekim dönemine kadar sürebileceğini ifade etti. Ersoy, yaşanan lojistik aksaklıklar karşısında alternatif tedarik kaynakları, güçlü stok yönetimi ve maliyet optimizasyonunun önemine dikkat çekerek, “Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar, gübre, enerji ve lojistik maliyetleri üzerinden üretimi çok yönlü etkiliyor. Bu tür dönemlerde tedarik sürekliliği, maliyet dengesi ve uzun vadeli planlama öncelikli başlıklar olmalı” dedi.

Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil" Haber

Suudi Arabistan'dan İran'a: "Sabrımız sınırsız değil"

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud, İran'ın ülke topraklarına düzenlediği saldırılara, Riyad'da Arap ve İslam ülkelerinin dışişleri bakanlarının katıldığı toplantının ardından sert tepki gösterdi. Faysal bin Ferhan Al Suud saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, Tahran yönetimini stratejisini derhal "yeniden hesaplamaya" çağırarak, İran'ın bölgesel komşularını hedef alma stratejisini dikkatle planladığını söyledi. Suudi Bakan Al Suud, "Bu hedeflemelerin bazılarındaki doğruluk seviyesi, bunu hem komşularımızda hem de krallıkta görebilirsiniz, önceden tasarlanmış, planlanmış, organize edilmiş ve iyi düşünülmüş bir şey olduğunu gösteriyor. Krallığın hangi durumlarda savunma amaçlı bir eyleme geçeceğini ya da geçmeyeceğini açıklamayacağım, çünkü bunun İranlılara sinyal vermek açısından akıllıca bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum. Ancak İranlıların, krallığın ve saldırıya uğrayan ortaklarının ve diğerlerinin, bunu yapmayı seçmeleri halinde kullanabilecekleri çok önemli kapasite ve kabiliyetlere sahip olduğunu anlamalarının önemli olduğunu düşünüyorum" dedi. "Bu savaş sona erdiğinde, güvenin yeniden inşa edilebilmesi için çok uzun zaman gerekecek" İran'a gözdağı niteliğinde mesaj yollayan Faysal bin Ferhan Al Suud, "Gösterilen sabır sınırsız değil. Onların bir günü mü var, iki gün mü, bir hafta mı? Bunu önceden bildirmeyeceğim. Umarım bugün yapılan toplantının mesajını anlarlar, hızlıca yeniden değerlendirme yaparlar ve komşularına saldırmayı bırakırlar. Ancak bu bilgeliklerinin olduğundan şüpheliyim" ifadelerini kullandı. Savaşın bir gün sona ereceğini, ancak İran ile ilişkilerin yeniden kurulmasının çok daha uzun süreceğini söyleyen Faysal bin Ferhan Al Suud, "İran'ın bu stratejiyi son 10 yılda ve daha öncesinde inşa ettiğini kesin olarak biliyoruz. Bu, İran'ın gelişen bir duruma tepki olarak doğaçlama yaptığı bir şey değil. Bu, savaş planlamalarının içine yerleştirilmiş: komşularını hedef almak ve bunu uluslararası topluma baskı uygulamak için kullanmak. Dolayısıyla bu savaş nihayet sona erdiğinde, güvenin yeniden inşa edilebilmesi için çok uzun zaman gerekecek. Ve şunu söylemeliyim ki, eğer İran derhal durmazsa, o güveni yeniden tesis edebilecek neredeyse hiçbir şey kalmayacaktır" şeklinde konuştu. İran, Katar, Suudi Arabistan ve BAE'ye saldırmıştı İran Devrim Muhafızları Ordusu dün Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) petrol ve gaz tesislerini, İsrail'in İran'ın Güney Pars gaz sahasına yönelik saldırısına misilleme olarak hedef almıştı. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, hava savunma sistemlerinin Riyad'ı hedef alan 4 İran balistik füzesini ve ülkenin doğu bölgesine yönlendirilen 2 füzeyi engellediğini açıklamıştı. BAE Savunma Bakanlığı ise ülkenin hava savunma sistemleri 13 balistik füze ve 27 insansız hava aracını etkisiz hale getirdiklerini bildirmiş, ayrıca başarılı bir füze önleme sonrasında düşen enkazın yol açtığı olaylara müdahale edilirken Habşan gaz tesisindeki operasyonların askıya alındığını aktarmıştı. Katar Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da başkent Doha'nın 80 km kuzeydoğusunda bulunan ve dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretim tesisi olan, küresel LNG arzının yaklaşık yüzde 20'sini üreten Ras Laffan Sanayi Şehri'ni hedef alan "İran saldırısının güçlü bir şekilde kınandığı" ifade edilmişti. Riyad'da gündem toplantısı düzenlenmişti Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da gece saatlerinde bölgesel son gelişmelerin ele alındığı toplantı düzenlenmişti. Toplantıya Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suudi Arabistan, Azerbaycan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Pakistan, Suriye, Katar, Kuveyt, Lübnan, Mısır dışişleri bakanları ve temsilcileri katılmıştı. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, İran'ın gerginliği tırmandırmasını ele almak ve bölgenin istikrarını korumak amacıyla bölgesel koordinasyonu güçlendirmek üzere düzenlenen toplantıda İran'ın füze ve insansız hava aracı saldırılarının, "egemenlik hakkının ve uluslararası hukukun ihlali" olduğu belirtilerek şiddetle kınanmıştı.

İran’dan Körfez ülkelerine 468 balistik füze fırlatıldı Haber

İran’dan Körfez ülkelerine 468 balistik füze fırlatıldı

İran, Körfez ülkelerindeki ABD varlıklarına misilleme saldırılarını sürdürüyor. Katar tarafından yapılan açıklamada, İran tarafından fırlatılan 101 balistik füze tespit edildiği ve bunların 98’inin engellediği kaydedildi. ayrıca, tespit edilen 39 dronun 24’ünün de düşürüldüğü aktarılan açıklamada 3 seyir füzesinin tespit edildiği ve önlendiği, 2 Sukhoi SU-24 uçağının tespit edildiği ve engellendiği bildirildi. Bahreyn ise, İran’dan fırlatılan 73 füzenin ve 91 dronun imha edildiğini açıkladı. Kuveyt tarafından yapılan açıklamada ise, 178 balistik füzenin tespit edilerek engellendiği aktarıldı. Ayrıca, 384 İHA’nın tespit edilerek düşürüldüğü kaydedildi. Suudi Arabistan ve Umman’dan herhangi bir veri açıklanmadı. BAE: "189 balistik füze tespit edildi, 175'i imha edildi" BAE Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, hava savunmasının bugün (4 Mart) 3 balistik füzeyi başarıyla etkisiz hale getirdiği ve 129 insansız hava aracını (İHA) tespit ettiği ifade edildi. İHA'lardan 121'inin önlendiği, 8'inin ise ülke topraklarına düştüğü aktarıldı. İran'ın saldırılarının başlangıcından bu yana ülkeye doğru fırlatılan 189 balistik füzenin tespit edildiği, bunlardan 175'inin imha edildiği, 13'ünün denize düştüğü, 1'inin ülke topraklarına isabet ettiği kaydedildi. Ayrıca İran'a ait 941 İHA tespit edildiği, 876'sının önlendiği, 65'inin ülke topraklarına düştüğü belirtildi. 8 seyir füzesinin imha edildiği, bazılarının hasara yol açtığı vurgulandı. "Saldırılarda 3 kişi öldü, 78 kişi yaralandı" Pakistan, Nepal ve Bangladeş vatandaşlarından 3 kişinin öldüğü ve BAE, Mısır, Sudan, Etiyopya, Filipinler, Pakistan, İran, Hindistan, Bangladeş, Sri Lanka, Azerbaycan, Yemen, Uganda, Eritre, Lübnan ve Afganistan vatandaşlarından 78 kişinin hafif yaralandığı ifade edildi. "Sivil mülklerde hasar meydana geldi" Ülkenin çeşitli bölgelerinde duyulan seslerin hava savunma sistemlerinin balistik füzeleri engellemesi ve savaş uçaklarının İHA'ları engellemesi sonucu meydana geldiği ve bunun da bazı sivil mülklerde küçük ve orta derecede maddi hasara yol açtığı belirtildi. "Saldırılara karşılık verme hakkımızı saklı tutuyoruz" Söz konusu askeri saldırıların en sert şekilde kınandığı, açık bir saldırganlık ve ulusal egemenliğin ve uluslararası hukukun bariz bir ihlali olduğu ifade edildi. Devletin bu tırmanışa karşılık verme, egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını koruyacak, ulusal çıkarlarını ve yeteneklerini güvence altına alacak şekilde topraklarını, halkını ve sakinlerini korumak için gerekli tüm önlemleri alma hakkını saklı tuttuğu vurgulandı. Savunma Bakanlığının her türlü tehditle başa çıkmaya tamamen hazır olduğu, devletin güvenliğini ve istikrarını baltalamayı amaçlayan her faaliyete kararlı bir şekilde karşı koymak için gerekli tüm önlemleri aldığı kaydedildi. Vatandaşların ve ziyaretçilerin güvenliğinin asla taviz verilemeyecek en büyük öncelik olduğu vurgulandı.

Ev sahibi Türkiye'de kura çekimleri sürüyor Haber

Ev sahibi Türkiye'de kura çekimleri sürüyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen “Ev Sahibi Türkiye” 31 bin 73 Konut Kura Çekim Töreninde yaptığı konuşmada, projenin Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut hamlesi olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Ekim’de tanıtımı yapılan projeyle 81 ilde toplam 500 bin konut inşa edileceğini hatırlatarak, “Projemize tam 8 milyon 800 bin vatandaşımız başvurdu. Bu yoğun ilgi aynı zamanda hükümetimize olan güvenin de bir göstergesidir” ifadelerini kullandı. Kura çekimi gerçekleştirilecek 31 bin 73 konutun Ankara ve ülke için hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Deprem bölgemizde bu sene içinde, Ankara’mız dahil diğer şehirlerimizdeyse önümüzdeki yılın Mart ayından itibaren tamamlayıp teslim edeceğimiz bu hanelerde hak sahibi kardeşlerimizi şimdiden sağlıkla, huzurla, ağız tadıyla oturmaları için Rabb’imden niyaz ediyorum” diye konuştu. BÖLGESEL GELİŞMELERE DİKKAT ÇEKTİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze, Batı Şeria ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki Ramazan’ın buruk geçtiğini anımsatarak, İsrail’in insani yardım girişlerini engellediğini ve son 5 ayda 620’den fazla Gazzeli’nin hayatını kaybettiğini söyledi. Ayrıca Somali, Sudan, Arakan ve Körfez ülkelerinde yaşanan çatışmalara da dikkat çekti. Erdoğan, “Geçtiğimiz hafta Afganistan ile Pakistan arasında patlak veren çatışmalara, siyonist lobinin tahrikleriyle İran’a yönelik hava harekâtları eklendi. Körfez’deki füze ve dron saldırıları istikrarsızlığı derinleştiriyor” ifadelerini kullandı. BARIŞ ODAKLI DİPLOMASİ VURGUSU Türkiye’nin bölgede barış ve istikrarı sağlamak için tüm önlemleri aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yürüttüğümüz barış odaklı diplomasiyle sorunların masa başında, diyalog ve müzakere yoluyla adil ve hakkaniyetli şekilde çözülmesi için yoğun gayret sarf ediyoruz. Daha fazla kan dökülmeden, ateş yayılmadan, kardeş ülkeler arasına husumet girmeden bölgemizi bu cendereden kurtarmak için tüm imkânlarımızı seferber ettik” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlara Ramazan ayında gönül ve kültür coğrafyasındaki kardeşleri unutmamaları, duaları ve yardımlarıyla mazlumların yanında olmaları çağrısında bulundu.

Bahçeli’den İran ve 'Terörsüz Türkiye' mesajları Haber

Bahçeli’den İran ve 'Terörsüz Türkiye' mesajları

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında bölgesel gelişmelere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. "İBRETLİK VE DEHŞET VERİCİ" ABD’nin, İsrail’in etkisiyle İran’a saldırdığını savunan Bahçeli, bu girişimin “gayrimeşru, gayrihukuki ve gayriahlaki” olduğunu söyledi. İran’ın dini lideri Ali Hamaney ile birlikte çok sayıda üst düzey ismin hedef alınmasını “ibretlik ve dehşet verici” olarak nitelendiren Bahçeli, İran’ın siyasi ve toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini ifade etti. Bahçeli, “İran İranlılarındır. Bu ülkenin geleceğini dış dayatmalar değil, kendi halkının iradesi belirlemelidir” dedi. “TÜRKİYE İÇ CEPHESİNİ GÜÇLENDİRMELİDİR” Konuşmasında Türkiye’ye yönelik olası tehdit iddialarına da değinen Bahçeli, bazı yabancı çevrelerin Türkiye’yi hedef gösterdiğini belirtti. Milli birlik ve dayanışmanın önemine işaret eden Bahçeli, “İç cephemiz sarsılırsa ağır sonuçlarla karşılaşabiliriz. Terörsüz Türkiye hedefi bir beka meselesidir” diye konuştu. Türk-Kürt kardeşliğine vurgu yapan Bahçeli, iç barışın korunmasının Türkiye’nin güvenliği açısından hayati olduğunu söyledi. “ANKARA JEOPOLİTİĞİN MERKEZİDİR” Bahçeli, Türkiye’nin stratejik vizyonunun merkezinin Ankara olduğunu belirterek, “Biz dünyaya Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin çekim alanına kapılarak politika belirleyemeyiz” ifadelerini kullandı. Cumhuriyet’in kuruluş sürecine ve Kurtuluş Savaşı’na atıfta bulunan Bahçeli, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere milli mücadele kahramanlarını rahmetle andı. “BARIŞIN KAZANANI ÇOKTUR” Afganistan ile Pakistan arasındaki gerilime de değinen Bahçeli, çatışmaların son bulması çağrısında bulundu. Bölgesel sorunların barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini belirten Bahçeli, “Savaşın kazananı yoktur, barışın kazananı çoktur” dedi. Konuşmasının sonunda İran’da hayatını kaybedenler için taziye dileklerini ileten Bahçeli, Türkiye’nin barışçıl, milli ve ahlaki bir dış politika çizgisini sürdürmesi gerektiğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.