Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Osmanlı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Osmanlı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Osmanlı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Aydın: Tarihi İpek Yolu Aksı canlandırıldı Haber

Başkan Aydın: Tarihi İpek Yolu Aksı canlandırıldı

Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Mimarlar Odası Bursa Şubesi tarafından kentlerin ve mimarlığın günümüz çevresel, sosyal, ekonomik ve teknolojik dönüşüm süreçleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi amacıyla 24-25 Nisan tarihlerinde Bursa Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen 29. Uluslararası Yapı ve Yaşam Kongresi kapsamındaki “Yerel Yönetimler Vizyon Projeler” oturumuna konuşmacı olarak katıldı. Yerli ve yabancı pek çok akademisyenin bulunduğu, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın da yer aldığı oturumda bir sunum gerçekleştiren Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Osmangazi’de hayata geçirilmesi planlanan projeleri paylaştı. “BURSA’DAKİ TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIKLARININ YARISINDAN FAZLASI OSMANGAZİ’DE” Oturumda yaptığı konuşmada Bursa’nın kalbi olan Osmangazi’de, köklü tarihsel ve kültürel mirası anlatmaya çalıştıklarını ifade eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, şöyle konuştu; “Yaklaşık 3 bin yıllık geçmişiyle Bursa; Bitinya’dan Roma’ya, Bizans’tan Selçuklu ve Osmanlı’ya, oradan da Cumhuriyet dönemine uzanan çok katmanlı bir medeniyet birikimine sahiptir. Bu zengin mirasın merkezinde ise Osmangazi yer almaktadır. Bugün yaklaşık 1 milyona yaklaşan nüfusu, 136 mahallesi ve 9 bine yakın sokağıyla Osmangazi, bin 725 kilometrelik yol ağıyla yalnızca Bursa’nın değil, Türkiye’nin de en büyük ilçelerinden biri olup, nüfus bakımından 5’inci sırada yer almaktadır. Aynı zamanda Bursa, taşınmaz kültür varlığı sayısında Türkiye genelinde İstanbul, İzmir ve Muğla’nın ardından 4’üncü sıradadır. Şehrimizde bulunan 2 bin 505 taşınmaz kültür varlığının yarısından fazlası Osmangazi sınırları içerisinde yer almaktadır. Sivil mimari örnekleri de dahil edildiğinde bu sayı 5 binlere kadar ulaşmaktadır.” “HAYATA GEÇİRDİĞİMİZ TÜM FAALİYETLERİ 9 ANA BAŞLIK ALTINDA TOPLADIK” Osmangazi’yi daha da canlandırmak, hak ettiği turizm potansiyeline ulaştırmak için var güçleriyle çalıştıklarını belirten Başkan Aydın “Bizler de bu bilinçle hareket ediyor, tarihin ve kültürün başkenti olan Bursa’yı, özellikle de Osmangazi’yi daha da canlandırmak, hak ettiği turizm potansiyeline ulaştırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Osmangazi’de güçlü bir tema kurgusu oluşturduk. Hayata geçirdiğimiz tüm faaliyetleri 9 ana başlık altında topladık. Bunlar; Osmanlı, sanat, mimari, alışveriş, nefes, gastronomi, ahilik, zamanın ruhu ve inanç temalarıdır. Bu yaklaşımı görünür kılmak adına logomuzu Osmangazi Meydanı’na yerleştirdik. Amacımız, Osmangazi’de neler olup bittiğini herkesin yalnızca bu ana başlıklara bakarak anlayabilmesi ve zihninde net bir çerçeve oluşturabilmesidir. Bu temaları somut bir deneyime dönüştürmek için tarihi İpek Yolu aksını yeniden canlandırdık.” ifadelerini kullandı. “HEDEFİMİZ OSMANGAZİ’DEKİ 2 BİN 500’E YAKIN TARİHİ YAPIYI GELECEK NESİLLERE SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE AKTARMAK” Osmangazi’nin tarihini koruyan, yaşatan ve gelecek kuşaklara aktaran çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini kaydeden Başkan Aydın, sunumunda şunları kaydetti: “Projemize Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nden başlıyoruz. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 600 bin ziyaretçiyi ağırlayan bu müze, Bursa’nın fethini etkileyici bir şekilde anlatıyor. Buradan devam ettiğimizde Kayhan bölgesinde gastronomi durağına ulaşıyoruz, Bursa’nın meşhur pideli köftesiyle ziyaretçileri karşılıyoruz. Ardından Abdal Meydanı’nda tahinli pide ve simit gibi yerel lezzetlerle bu deneyimi zenginleştiriyoruz. Sonrasında çarşı bölgesinde alışveriş durağına geçiliyor. Hemen ardından inanç teması kapsamında Bursa Ulu Cami, Osmangazi Türbesi, Orhangazi Türbesi ve Üftade Hazretleri Türbesi ziyaret ediliyor. Bu aks, Hisar Arkeopark ile devam ediyor ve son olarak Romangal’da tamamlanıyor. Böylece Bursa’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin, Osmangazi’de yaya olarak 3-4 gün geçirebileceği, dolu dolu bir kültür ve tarih rotası oluşturmuş olduk. Osmangazi’nin tarih içerisindeki yeri ve konumundan hareketle, ‘Bursa’nın Kalbi Osmangazi’ dedik. Çünkü bu bölge, şehrin kültürel ve tarihsel hafızasının en yoğun şekilde hissedildiği merkezdir. Burada öncelikli olarak öne çıkardığımız değer, sahip olduğumuz zengin kültürel mirası korumak ve yaklaşık 2 bin 500’e yakın tarihi yapıyı gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmaktır. Bu yılki mottomuz ‘700 yıldır buradayız.’ İnşallah, nice 700 yıllar boyunca da burada olmaya devam edeceğiz. Ancak bizim asıl hedefimiz, sadece varlığımızı sürdürmek değil; bu eşsiz tarihi mirası daha yaşanabilir, daha erişilebilir ve daha fazla ziyaret edilebilir hale getirerek geleceğe taşımaktır. Bu doğrultuda, Osmangazi’nin tarihini koruyan, yaşatan ve gelecek kuşaklara aktaran çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.”

Basın mirasının ilk adımları BUÜ’de sergileniyor Haber

Basın mirasının ilk adımları BUÜ’de sergileniyor

Etkinliğin açılış törenine BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftci, Genel Sekreter Mehmet Aydemir, üniversite personeli ve öğrenciler katılım sağladı. Bursa’nın fethinin 700. yılı anısına düzenlenen sergi, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilanına kadar uzanan geniş bir yayın yelpazesini kapsıyor. Üniversitenin yaşayan hafızası BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Prof. Dr. Mustafa Kara’nın üniversitenin ve Bursa’nın kültürel kimliğinde çok kritik bir pay sahibi olduğunu belirtti. Mustafa Kara’nın akademik kimliğinin ötesinde, şehre ve ülkeye değer katan bir "abi" figürü olduğunu ifade eden Yılmaz, hocanın sadece eserleriyle değil, bizzat yaparak ve yaşayarak yol gösterdiğini vurguladı. Sergilenen materyallerin, üniversitenin kültürel hafızasını diri tuttuğunu söyleyen Rektör Yılmaz, Mustafa Kara’nın fotoğrafçılıktan koleksiyonerliğe kadar uzanan sanat ve kültür merakının tüm akademiye örnek teşkil ettiğini dile getirdi. Kurum adına teşekkürlerini sunan Yılmaz, bu değerli arşivin öğrencilerle buluşmasının tarih bilinci açısından büyük bir kazanç olduğunu kaydetti. "Kendi müzeniz için bugün besmeleyi çekin" Serginin küratörlüğünü de üstlenen Prof. Dr. Mustafa Kara ise açılışta yaptığı konuşmada özellikle 1886 ile 1928 yılları arasındaki döneme odaklandıklarını belirtti. Arşivindeki binlerce eser arasından seçtiği 40 adet "birinci sayı" dergiyi öğrencilerle buluşturan Kara, bu seçkinin deryada bir katre olduğunu ifade etti. 1908 sonrası yaşanan yayın furyasının kültürel zenginliğini vurgulayan Kara, gençlere koleksiyonculuk ruhunu aşılamayı hedeflediğini dile getirdi. "30 yıl sonra açacağınız müzeniz için bugün besmeleyi çekin" diyen usta hoca, biriktirmenin bir "aşk" işi olduğunu ve bu mirasın gelecek nesillere aktarılmasının önemini anlattı. Ayrıca, koleksiyonculuğa adım atmak isteyen gençlere kendi kütüphanesinden onar adet dergi hediye etme sözü vererek onlara somut bir destek sundu. Prof. Dr. Mustafa Kara’nın sergisi 13 Nisan akşamına kadar ziyaretçilere açık olacak.

Bursa’da 700. yıla özel hat sergisine yoğun ilgi Haber

Bursa’da 700. yıla özel hat sergisine yoğun ilgi

Bab-ı Nun Derneği üyeleri tarafından hazırlanan serginin açılışına çok sayıda davetli ve sanatsever katıldı. Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen serginin açılışı, protokol üyeleri ve sanatçıların katılımıyla yapılan kurdele kesimiyle başladı. Açılış programına Uludağ Üniversitesi Tasavvuf bölümü hocalarından Prof. Dr. Mustafa Karahoca da katıldı. Açılışın ardından davetliler sergiyi gezerek, eserler hakkında bilgi aldı. Sergide Bursa’daki 7 koleksiyonerin uhdesinde bulunan ve tarihe mal olmuş 55 üstadın eseri ilk kez gün yüzüne çıkarıldı. Osmanlı saray hattatlarından halk arasında ün kazanmış sanatkârlara kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan eserler, ziyaretçilerden büyük beğeni topladı. Sergide İsmail Zühtü, Mustafa Rakım Efendi, Mahmud Celaleddin, Ali Sırrı Efendi, Şefik Bursalı, Mustafa Bekir Pekten, Cemil Bilgiç ve Hasan Çelebi gibi önemli isimlerin eserleri yer alıyor. Bursalı koleksiyonerler İrfan Altıkardeş, Mahmut Şahin, İhsan Çağlar, İbrahim Ethem Gören, Fatih Yurttakal, Behtinaz Kükrek ve Ali Özden’e ait eserler de sergide sanatseverlerle buluştu. Öte yandan, aynı tarihlerde merkezin Sami Güner Galerisi bölümünde son 30 yılda Bursa’da yetişmiş ve icazet almış 25 hattatın 60 eseri de ziyaretçilerin ilgisine sunuluyor. Günümüz sanatçılarının eserlerinin yer aldığı bölümde, isteyen sanatseverler eserleri satın alabiliyor ya da sipariş verebiliyor. Serginin organizatörü hattat Mahmut Şahin, iki yıl süren yoğun bir çalışmanın ardından serginin hayata geçirildiğini belirterek, emeği geçen herkese teşekkür etti. Programda konuşan Prof. Dr. Mustafa Karahoca ise hat sanatının korunmasının önemine dikkat çekerek, "Mirası muhafaza etmemiz gerekiyor. Buna inanmak; fakat bunu alıp usulünce saklamamız, korumamız ve muhafaza etmemiz gerekiyor. 500 yıl sonra ister Bursa’da, ister Bosna’da, ister Bağdat’ta olsun, o hat sergilenecek inşallah. Ancak bu bizim göstereceğimiz ilgiyle mümkün olacak. Kendiliğinden oluşacak bir şey değil; bizim sahiplenmemizle yakından ilgilidir. Bu nedenle burada yaşayan dostlarımızın da emekleri ve hakları sergilenecektir. Verilen bilgiye göre Mahmut Bey, gerçekten Bursa için bir şanstır. Allah ondan razı olsun. İnsanlar yetiştirdi, bir nesil yetiştiriyor. İnşallah bundan sonraki mescidilerle birlikte bu güzellikler tarihe intikal edecek ve bu atar damar usulüne uygun bir şekilde yaşamaya, hayat vermeye devam edecektir" dedi. Ücretsiz olarak ziyaret edilebilen sergi, 12 Nisan’a kadar 10.00 ile 18.00 saatleri arasında Tayyare Kültür Merkezi’nde sanatseverleri ağırlamaya devam edecek.

Büyük Türk Mimarı Mimar Sinan Vefatının 438. Yılında Anılıyor Haber

Büyük Türk Mimarı Mimar Sinan Vefatının 438. Yılında Anılıyor

Konuya ilişkin Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nde basın toplantısı düzenleyen Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, Mimar Sinan’ı vefatının 438. yılında saygıyla andıklarını belirterek, Sinan’ın eşsiz yapıtlarıyla dünya mimarlığına esin kaynağı olduğunu vurguladı. Sinan’ın görkemli yapılarının dönemin sanat ve mimarlık anlayışının ulaştığı doruk noktasını oluşturduğunu ifade eden Şimşek, “Mimar Sinan’ın görkemli anıt yapıları, başta İstanbul ve Edirne olmak üzere her bir kentin siluetini güçlendiren imgeleriyle döneminin sanat ve mimarlık anlayışının ulaştığı doruk noktasını ortaya koymaktadır. Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’dan yakın doğu coğrafyasına ulaşan farklı bölgelerinden getirilen yapı malzemeleri ile ayağa kaldırılan bu yapıtlar, aynı zamanda döneminin ekonomik ve yönetsel gücünü de ifade etmektedir” şeklinde konuştu. Yüksek sanatın şaheserleri “Koca Sinan’ın her bir mimarlık ürünü ayrı ayrı gezildiğinde, incelendiğinde bütün bu görkemin ve yüksek sanatın yanında hiç şaşmaz bir insan ölçeği de kendini duyumsatır” diyen Şimşek, sözlerinin devamında şunları söyledi: “Bir büyük kubbenin yarım kubbe ve küçük kubbelerle zemine akışı, revak dizilerinin avlu ve yapı arasında açıktan kapalıya mekân geçişkenliğini sağlaması yalnızca görsel bir etki oluşturmaz, çok zengin bir mekân deneyimini de kullanıcısına sunar. Sinan mimarlığının belki de en önemli özelliği, her bir yapısının ‘o’ yere özgü tasarlanmış olması ve ‘biriciklik’ değeri taşımasıdır. Hiçbir yapıtı bir diğerinin kopyası değildir ve bulunduğu mahalleye de kente de bir imge değeri oluşturur. Bu özgün mimarlık aynı zamanda döneminde yaşanabilir, kimlikli ve nitelikli mekânları tanımlamıştır” diye konuştu. Sinan’ın eserleri Dünya Mirası Listesi’nde Mimar Sinan’ın mimarlılığının çağdaş dünya tarafından da takdirle karşılandığına işaret eden Şimşek, “Koca Sinan’ın eserleri ‘üstün evrensel değeri’nin ortaya konularak UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne taşınmaktadır. Süleymaniye ve Selimiye külliyeri ‘insanın yaratıcı dehasının başyapıtları’ tanımlamasıyla bu listede yer almaktadır” dedi. Cumhuriyet devrimi ile kurulan genç Türkiye’nin kültür varlıklarının korunmasının da bir gereklilik olarak görüldüğünü ve Mustafa Kemal Atatürk’ün 1931’de Konya’dan yazdığı telgrafında eski eserlerin bir an önce onarımını istemesinin, bu yaklaşımı ortaya koyduğunu dile getiren Şimşek, Mimar Ali Saim Ülgen’in yine Gazi’nin isteği ile tüm Türkiye’deki Mimar Sinan’ın yapılarını belgelemesinin, genç Cumhuriyet’in kendi kültüründen yoğrulan çağdaşlaşma çabasını gösterdiğine işaret etti. Kente değer katan mimarlık Mimar Sinan’ın yapıtlarının öznesinin insan ve sanat olduğunu değinen Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, “Koca Sinan bizlere; özgün kültür geliştiren, kente değer katan bir mimarlığı öğretmektedir. Cumhuriyet’in kurucu ideası, kültürün modernite ile buluştuğu, geçmişiyle barışık, bilimi esas alan, çağdaş ve özgür yaşamı göstermektedir. Türkiye’nin yapı taşlarını oluşturan bütün bu büyük birikime karşın on yıllardır bilimi yok sayan rant odaklı politikalar nedeniyle plansız programsız büyütülen kentlerimizde, bir aidiyet duygusu oluşturmayan kimliksiz yapılarla donatılmış geniş yerleşim alanlarında toplum, yerel kültüre yabancılaşmış tek düze bir yaşam pratiğine zorlanmaktadır. Çok acı bir biçimde yaşadığımız 6 Şubat Kahramanmaraş ve 20 Şubat Hatay-Samandağ depremleri güneydoğu coğrafyamızı yerle bir ederken, ülkenin farklı yerlerinde yaşanan büyük yangınlar, seller, maden kazaları gibi her türlü doğal ya da insan kaynaklı afetler, yapılı ve doğal çevreyi yok etmekte, büyük can kayıplarına neden olmaktadır” dedi. “İmar politikalarında ‘mimarlık’ yok sayılıyor” Afetler sonrası plansız programsız yükselen yeni yapılaşmaların rantla sarmalanmış plansızlık zihniyetinin devam ettiğini ortaya koyduğunu vurgulayan Şimşek, afetlerin bahane edilerek çıkartılan yeni yasal düzenlemelerde, mimarlık hizmetlerinin tanımlanmasında ‘mimar’ın ve ‘mimarlık’ın yok sayıldığı imar politikalarından şikayetçi oldu. Kentlerin insan onuruna yaraşır yaşanabilir yerleşimler olabilmesi için mesleki mücadelelerinden vazgeçmeyeceklerini belirten Şimşek, “Mimarın ve mimarlığın yaratıcı süreç ve uygulama sırasında karşılaştığı yıpratıcı ve dönüştürücü ortamda; tüm zorlu koşullara karşın Mimar Sinan’ın mimarlığının öncüllerinden ardıllarına her bir kültür varlığımızın anlamının, değerinin bilincinde olarak; tarihi yerleşimlerimizden çağdaş yaşam alanlarımıza tüm Türkiye’de kentlerimizin özgün kimliğini sürdüren, sağlıklı ve güvenli yapılı çevrelere dönüşmesi; insan onuruna yaraşır yaşanabilir yerleşimler olabilmesi için mesleki mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Mimar Sinan’ı kültürümüze ve uygarlık tarihine yapmış olduğu katkıları nedeniyle saygıyla anarken, O’nun insanı önceleyen mimarlığının izinde olarak, TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi bilimi önceleyen, kamu yararını gözeten insan odaklı tutumunu kararlılıkla sürdürecektir” ifadelerinde bulundu. Mimar Sinan’ı anma etkinlikleri Mimarlar Odası Bursa Şubesi olarak, Mimar Sinan’ı anmak ve onun mimarlık anlayışını farklı yönleriyle ele almak amacıyla ‘Mimar Sinan Haftası’ kapsamında bir dizi etkinlik planladıklarını vurgulayan Şimşek, bu kapsamda; küratörlüğünü Prof. Dr. Aygül Ağır’ın yaptığı ve Doç Dr. Nicola Parisi’nin tablo ve çizimlerinden oluşan “Sinan - Osmanlı Kubbeli Mekânında Tasarım ve Yapım” başlıklı sergi açılışı ve kokteyli, BBB Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı Güney Özkılınç tarafından gerçekleştirilecek “Bursa’nın Kültürel Mirası” ile Prof. Dr. Oğuz Ceylan tarafından gerçekleştirilecek “Tarihi Çevrede Yapılaşma Olanakları” konulu söyleşiler ile BUÜ ve İTÜ mimarlık bölümleri iş birliğinde düzenlenen ve yürütücülüğü Dr. Saliha Tupal Yeke tarafından gerçekleştirilecek olan “Doç. Dr. Aras Neftçi ile İstanbul’ da Mimar Sinan’ ı Keşfediyoruz” teknik gezisi planlandıklarını, etkinliklere tüm meslektaşlarını ile ilgilileri davet ettiklerini de sözlerine ekledi. Mimar Sinan’ın Bursa’da eseri yok Mimar Sinan’ın eserleriyle dünya mimarlığına ilham kaynağı oluşturduğunu vurgulayan Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Aytül Küçüközdemir Aydın ise Osmanlı’nın kuruluş dönemi eserlerinin bulunduğu Bursa’da Sinan’ın herhangi bir eserinin bulunduğuna yönelik bir bulguya ulaşılamadığını vurguladı. Ortadoğu Üniversitesi’nden (ODTÜ) bir heyetin yakın geçmişte bulundukları incelemeler neticesinde Bursa’daki Galle Han’ın Mimar Sinan’ın eseri olduğuna dair bilgilerin bulunduğuyla ilgili açıklamaların tarihi gerçekliklerle bağdaşmadığına işaret eden Aydın, konuya ilişkin kendilerinin de araştırmalarda bulunduklarını ancak bugüne değin Galle Han’ın Mimar Sinan’ın eseri olduğuna dair bir belgeye ulaşamadıklarını da sözlerine ekledi.

Bursa’nın fethinin 700.yıldönümü kutlanıyor Haber

Bursa’nın fethinin 700.yıldönümü kutlanıyor

Mollaarap Mahallesi’nde bulunan Balabanbey Kalesi’nden başlayan fetih yürüyüşü; Eşrefiler Caddesi, İpekçilik Caddesi, Setbaşı, Atatürk Caddesi ve Ulu Cami güzergâhı takip edilerek Tophane’de tamamlandı. Program kapsamında gerçekleştirilen nöbet değişimi töreninin ardından Osmangazi ve Orhangazi türbeleri de ziyaret edildi. Protokol yürüyüşte yer aldı Fetih kutlamaları ve fetih yürüyüşüne Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, Bursa Milletvekilleri Mustafa Varank, Refik Özen, Mustafa Özdemir, Osman Mesten, Ahmet Kılıç, Emine Yavuz Gözgeç, Emel Gözükara Durmaz ve Selçuk Türkoğlu ile Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Başkanvekili Orkun Gazioğlu, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol ve il protokol üyeleri katıldı. Yürüyüşte ayrıca Kuruluş Osman dizisi oyuncuları Mert Yazıcıoğlu ile Alina Boz da yer alırken mehteran takımının marşları eşliğinde gerçekleşen korteje vatandaşlar ellerindeki Türk bayraklarıyla destek verdi. "Bursa bir medeniyetin doğduğu şehir" Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam konuşmasında Bursa’nın Osmanlı tarihindeki önemine dikkat çekerek, böylesine anlamlı bir günde ecdadın minnetle anıldığını ifade etti. Çam ayrıca Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un selamlarını da iletti. "Bursa’nın mirası geleceğe ışık tutuyor" Bursa Valisi Erol Ayyıldız ise Bursa’nın Osmanlı’nın ilk başkenti olarak tarihi ve manevi açıdan büyük bir değer taşıdığını belirterek, bu mirasın günümüzde de önemini koruduğunu söyledi. Ayyıldız, Bursa’nın geçmişten aldığı güçle geleceğe yön vermeye devam ettiğini vurguladı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu konuşmasında Bursa’nın sadece fethedilen bir şehir olmadığını, aynı zamanda Osmanlı’nın devlet yapısının ve medeniyet anlayışının şekillendiği önemli bir merkez olduğunu ifade etti. Gazioğlu, 2026 yılının Bursa’da 700. Fetih Yılı olarak ilan edildiğini belirterek bu sürecin sadece bir anma değil, tarihi mirası anlama ve geleceğe taşıma yılı olduğunu söyledi. Düzenlenen program, Bursa’nın köklü tarihine vurgu yapılırken vatandaşların yoğun katılımı ve coşkulu atmosferle tamamlandı.

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum Haber

Bursa’nın fethinin 700. yılında anlamlı sempozyum

Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla düzenlenen “Osmanlı’nın Kuruluşu ve Bursa’nın Fethi Sempozyumu”, akademi ve tarih dünyasını bir araya getirdi. Türk Tarih Kurumu, Türkiye Bilimler Akademisi, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Yıldırım Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Osmanlı’nın kuruluş süreci ve Bursa’nın fethi farklı yönleriyle değerlendirildi. BURSA’NIN FETHİ BİR GÖNÜL FETHİDİR Sempozyumun açılışında konuşan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Bursa’nın yalnızca bir şehir değil, büyük bir medeniyetin doğduğu merkezlerden biri olduğunu vurguladı. Bursa’nın fethinin sadece askeri bir zafer olmadığını belirten Yılmaz, bu fetihin aynı zamanda bir gönül fethi olduğunu ve yeni bir çağın başlangıcı olduğunu söyledi. Bursa’nın Osman Gazi’nin hayali ve Orhan Gazi’nin fethiyle 1326 yılında Osmanlı’nın ilk başkenti olduğunu hatırlatan Başkan Yılmaz, şehrin tarih boyunca ilim, ticaret ve sanatın merkezi haline geldiğini ifade etti. Başkan Yılmaz, "Bu topraklar; antik dönemden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir tarihî birikimin üzerinde yükselmiştir. Bursa, Osmanlı’nın ilk başkenti olmasının yanı sıra ilmin, ticaretin, sanatın ve şehirleşmenin de öncüsü olmuştur. İlk Osmanlı parası burada basılmış, ilk hastanelerden biri burada açılmış, çini sanatı burada gelişmiş ve şehir vakıf medeniyetinin en güzel örnekleriyle donatılmıştır. Altı padişahın ve yirmi şehzadenin ebedi istirahatgâhı olan Bursa, aynı zamanda bir ruhun taşıyıcısıdır. Bu ruh; adalettir, merhamettir ve “insanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıdır" diye konuştu. BİZLER ŞEHRİMİZE SAHİP ÇIKMAYI BİR VEFA BORCU OLARAK GÖRÜYORUZ "Tarihini bilen milletler yönünü kaybetmez" diyen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Şehrin ruhunu koruyanlar kimliğini yitirmez. Medeniyetine sahip çıkanlar istikbalini başkalarına teslim etmez. Bizler, şehrimizin ve ülkemizin tarihine sahip çıkmayı bir görev değil, bir vefa borcu olarak görüyoruz. Bursa’nın emanetini taşımayı ise bir sorumluluk değil, bir şeref olarak kabul ediyoruz. Bu vesileyle sempozyuma katkı sunan kıymetli akademisyenlerimize, araştırmacılarımıza ve siz değerli misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu önemli organizasyonda birlikte çalıştığımız Türk Tarih Kurumu’na, Türkiye Bilimler Akademisi’ne, Bursa Uludağ Üniversitesi’ne ve Yıldırım Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü’ne şükranlarımı sunuyorum. Temennimiz; bu sempozyumun fetih ruhunu yeniden idrak etmemize vesile olması ve geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü kurmasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyor, sempozyumumuzun hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bursa sizinle güzel” dedi. BU FETİH YENİ BİR ÇAĞIN BAŞLANGICI OLMUŞTUR Bursa Uludağ Üniversitesi Rektör Vekili Cafer Çiftçi ise Bursa’nın fethinin yalnızca bir toprak kazanımı değil, aynı zamanda adalet, hoşgörü ve estetik anlayışının yeşerdiği yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu söyledi. Çiftçi, Bursa’nın kısa sürede farklı coğrafyalardan gelen ilim insanları ve tüccarlarla gelişerek önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline geldiğini belirtti. Konuşmalarda, Bursa’nın tarih boyunca sahip olduğu ticari ve kültürel zenginliğe dikkat çekilerek, şehrin Venedik, Cenova ve Floransa gibi önemli ticaret merkezleriyle kurduğu ilişkilerin altı çizildi. İki gün sürecek sempozyumda alanında uzman akademisyenler, Osmanlı’nın kuruluşu ve Bursa’nın fethine dair yeni bakış açıları sunarken; etkinliğin geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir bağ kurulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Kuruluştan bugüne Bursa'nın hafızasında kadın izleri Haber

Kuruluştan bugüne Bursa'nın hafızasında kadın izleri

Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel bir program hazırlandı. Kent Tarihi Araştırmaları ve Arşiv Şube Müdürlüğü tarafından ‘Osmanlı Kuruluş Döneminde Vakıf Kuran Kadınlar’ isimli bir panel düzenlendi. Prof. Dr. Mustafa Kara moderatörlüğünde, Prof. Dr. Hasan Basri Öcalan ve Dr. Öğr. Üyesi Sezai Sevim'in katılımıyla gerçekleştirilen panelde, vakıf kültürü üzerinden kadınların şehir yaşamına, sosyal dayanışmaya ve kurumsal yapıya katkıları ele alındı. Katılımcılar, Bursa’nın tarihine ve vakıf geleneğine farklı bir perspektiften bakma şansı yakaladı. Panelin ardından konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, kentleri güçlü kılan şeyin yapılar veya mekanlardan çok kültürel hafıza ve dayanışma kültürü olduğunu söyledi. Bursa’nın tarihi, kültürü ve köklü medeniyet birikimiyle ülkenin en özel kentlerinden biri olduğunu vurgulayan Saldız, “Kadınların kent yaşamına, sosyal dayanışmaya ve kurumsal yapıya sunduğu katkıyı ele alan bu söyleşi, son derece anlamlı. Geçmişi doğru okumak, bugünü daha sağlam temeller üzerine kurmamıza ve geleceğe daha güçlü ve daha bilinçli yürümemize katkı sunacaktır. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir’ sözü de günün anlamını güçlü şekilde ortaya koymaktadır. Bu değerli programa katkı sunan akademisyenlerimiz ve kıymetli hocalarımızı yürekten kutluyorum” dedi. Panelin sonunda katılımcılara hediye takdim edilirken program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Leylek sürüsü Bursa semalarında görüldü Haber

Leylek sürüsü Bursa semalarında görüldü

Hafta başında ve içinde, Bursa ve ilçelerinde 15 derecenin üzerine çıkan hava sıcaklıkları, Ramazan Bayramı’nın ilk gününden itibaren 10 derecin altına düştü. Baharın beklerken gelen kışa leylekler de hazırlıksız yakalandı. Bursa’ya Kestel tarafından giren leylek sürüsü, Gölbaşı üzerinde süzülürken görüntülendi. Farklı kültürlerde çeşitli anlamlar yüklenen leylek, Avrupa’da bir "kurtarıcı", Çin kültüründe bereketi, neşeyi ve uzun ömrü temsil ederken, Türk kültüründe sürü halinde gelen leyleklerin "bolluk" getireceğine, leyleği havada uçarken görmenin ise o sene bol seyahat yapılacağına işaret olduğuna inanılıyor. Osmanlı Mirası Araştırmaları Dergisinde yer alan "Türk Kültüründe Leylek ve Osmanlı Sanatında İkonografisi" başlıklı yazıdan derlenen bilgilere göre, genellikle göl kenarları gibi sulak bölgelerde yaşayan leylekler, balık, böcek, yılan, kurbağa ve çekirgelerle beslenirler. Yuvalarını çatı, baca, ağaç, direk gibi yüksekçe yerlere yapan, sessiz bir kuş türü olmalarına karşılık, kur yaparken tıslama ve gaga sesleri çıkardıkları bilinen bu göçmen kuşlar, Türkiye’ye genellikle havaların ısınmaya başladığı mart sonu ve nisan ayı başında gelirler. Avrupa’da "kurtarıcı" olarak biliniyor Arapçası "laklak", Farsçası "legleg (leglek) veya belarec", Latince ismi ise "ciconia" olan leylek, birçok kültürde farklı anlamlar taşıyor. Antik Yunan (MÖ 756-146) kültüründe doğurganlık, bereket, verimlilik sembolü olan leylekler, Yunan masallarında ise dürüst bir kahramanı, saflığı ve yardımseverliği temsil ediyor. Avrupa kültürlerinde leylek tıpkı Anadolu’da olduğu gibi "Baharın habercisi" olarak görülen leylekler, uzun ve gösterişli gagasıyla, sürüngenlerle diğer zehirli ve zararlı hayvanları yakalamaya hazır, tarlaları bu haşeratlardan uzaklaştıran bir kurtarıcı olarak kabul ediliyor. Çin kültünde ise turna kuşu gibi leylek de uzun ömrü, neşeyi, maddi bolluğu ve mutluluğu temsil ediyor. Bu anlamları nedeniyle Çin’de, yeşim taşından leylek uçlu kolyelerin yapıldığı ve takanı erken ölüme karşı koruduğu inancı hakim. Mekke’den geçtiği için "Hacı" olarak biliniyor Destanlar ve tılsım dışında leylek, Türk Kültürünün yanında dünya kültürlerinde pek konu ve kavramla ilişkilendiriliyor. Bunların başında en çok bilineni, leyleğin doğacak bir bebeğe işaret etmesi. Leylek hangi evin bacasına konarsa, o evde bir bebeğin doğacağına inanılıyor. Türk kültüründe leyleğe yüklenen anlamların başında "Hacı" sıfatı da geliyor. Havaların soğumasıyla kutsal topraklar olan Mekke’den geçerek; Güney Arabistan’a gelen leyleklere "Hacı" sıfatı yakıştırılarak "Hacı Baba" deniliyor. Cami minarelerine yuva yapmalarından dolayı da beyaz ihram giymiş hacılara benzetiliyor. Leyleklerin öldürülmeleri günah sayılarak hem Türk hem İslam kültüründe eti helal kılınmayan tek su kuşu olarak dikkati çekiyor. Aynı zamanda leyleğin yuva yaptığı ağacı veya evi ziyaretgah bilerek kesmemek ve yıkmamak gerektiğine inanılıyor. Bu sebeple leyleğe ve yuvasına zarar verilmez; zarar verildiğinde bu kişinin başına çeşitli belaların geleceği inancı hakim. Sürü halinde gelirse "bolluk" anlamına geliyor Leylek, Türk kültüründe mevsimle de alakalandırılmış ilkbaharın müjdecisi olarak kabul ediliyor. Bu anlamda leylek uzun kış günlerinin bittiği, ilkbaharın müjdecisi göçmen kuşların yuvaya dönmeye başladığı Nevruz’un da habercisi olarak biliniyor. Bereket anlamı yüklenen leylekle ilgili bazı inançlar da yaygın. Leyleklerin bir bölgede uzun süre kalması ya da bir yere sürü halinde gelmesi orada bolluk olacağına işaret ediyor. "Leyleği havada görmek" deyimi de çok gezen insanlara söyleniyor ve çok yolculuk yapacağına inanılıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.