Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Ortadoğu

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Ortadoğu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ortadoğu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahçeli'den sert AB çıkışı Haber

Bahçeli'den sert AB çıkışı

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmanın ara başlıkları şöyle; Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin; yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır. Bir zamanlar direnişin karargahı olan bu aziz şehir, bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken; yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir. Bu sebeple Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Ankara’da, yetmiş yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış; Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür. Ankara’da; 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna’ya verilen askeri desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa’nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran’ın nükleer programından Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye’de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerimize kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır. Ankara’da, müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yavan kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı; hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır. Zira devletler de ittifaklar da kürsülerden haykırılan süslü beyanların geçici cazibesiyle değil; badire anlarında sınanan sadakatlerin, yük omuzlara çöktüğünde gözlerin çevrildiği adaletin, gecesini gündüzüne katarak çalışan iradenin gösterdiği sebatla ayakta durur. Kadim Türk devlet mirası, bu hakikati zamanın aşındıramadığı bir mutlak esas olarak akıllarımıza nakşetmiştir. Bilge Tonyukuk’un bin yılı aşkın zaman önce “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” derken anlattığı şey ne kadar yorulduğu değil; devleti kurmanın, devleti yaşatmanın ve milleti felaketten sakınmanın bedelinin ne denli ağır olduğudur. NATO Ankara Zirvesi müzakereleri devam ederken, dünyanın dikkati bir anda Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında bölünmüştür. Zirve devam ederken Trump mutabakat sürecinin kendisi için bittiğini ifade etmiştir. Bu gelişme yalnızca Vaşington – Tahran hattında yoğunlaşan gerilim ile nükleer program başlığı altında sarmala dönen ihtilafın ifadesi değildir. Daha iki hafta önce bu kürsüden mutabakat sözlerine ilişkin duyduğumuz memnuniyeti ve fakat temkinli yaklaştığımızı söylemiş, verilen sözün nihayete ulaşmasının önemini ifade etmiştik. Devletler arasında tesis edilen mutabakatın itibar ve bağlayıcılığına vurgu yapmıştık. Diplomasinin barışa susamış insanlığın ağzına bir parmak bal çalmak için kullanılan geçici bir aldatmaca mı, yoksa savaşın yolunu kapatacak samimi ve kalıcı bir çözüm iradesi mi diye sormuştuk. Henüz kısa bir süre önce bölgeye umut veren, çatışmanın ateşini kesen ve nihai anlaşmaya ulaşılması için bir takvim ortaya koyan mutabakatın, daha bir ay geçmeden etkisizleştirilmesi, ardından İran topraklarının yeniden bombalanması, barış ihtimaline duyulan güveni sarsmıştır. Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde yeniden ele alınması şart olacak, Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecidir. Avrupa’nın stratejik geleceği yeniden masaya yatırılmalı ve hakkaniyetli bir gelecek planı oluşturulmalıdır. Çünkü bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, artık eski ezberlerle yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır. Enerji arz güvenliğinden düzensiz göçe, Savunma kapasitesinden demografik daralmaya, Tedarik zincirlerinden ekonomik rekabete kadar uzanan geniş bir alanda Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir. Bu yol ayrımında görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir hakikat vardır: O hakikatin adı da Türkiye’dir! Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamayacaktır. Türkiye’nin hesaba katılmadığı hiçbir enerji koridoru sürdürülebilir olmayacaktır. Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir bölgesel istikrar projesi başarıya ulaşamayacaktır. Bu durum bir temenni değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı stratejik bir gerçektir. Ne var ki Avrupa Birliği, uzun yıllardır bu gerçeği görmek yerine günü kurtaran siyasi reflekslerle hareket etmeyi tercih etmiştir. Türkiye’nin üyelik süreci teknik kriterlerden çok siyasi ön yargılarla değerlendirilmiştir. Açılması gereken fasıllar bloke edilmiş, Yerine getirilmesi gereken yükümlülükler ertelenmiş, Verilen sözler tutulmamış, Türkiye’nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde bırakılmıştır. Bu yaklaşım yalnızca Türkiye’ye değil Avrupa’ya da zarar vermiştir. Çünkü Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Türkiye’yi dışarıda bırakarak Avrupa’nın daha güçlü olacağını düşünenler, bugün karşı karşıya kaldıkları güvenlik ve istikrar sorunlarına dönüp bakmalıdır."

Bakan Uraloğlu: "(Hicaz Demiryolu) Suudi Arabistan’la sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştireceğiz" Haber

Bakan Uraloğlu: "(Hicaz Demiryolu) Suudi Arabistan’la sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştireceğiz"

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Suudi Arabistan ile Hicaz Demiryolu’nun yeniden yapılmasına yönelik imzalanan mutabakat zaptına ilişkin detayları yabancı bir televizyon kanalına anlattı. Hürmüz Boğazı’nda son dönemde yaşanan gelişmelerin taşımacılık ve ulaşım alanlarını olumsuz etkilediğini dile getiren Bakan Uraloğlu, "Dünyada şu anda kendisine yeten hiçbir ülke yok; mutlaka bir şekliyle bağlı, bağımlı. Karşılıklı ilişkilerin ya da çoklu ilişkilerin kurulmasını gerektiriyor. Bu da ancak ulaşımdan, ticaret yollarından ve iletişimden geçiyor. Yaşanan olaylar, ulaştırma güzergahlarının mevcut olanlarının güvenilirliği, sürdürülebilirliği noktasında bize bazı dersler ve tecrübeler kazandırırken, diğer taraftan da mutlaka alternatiflerinin de ortaya konulması gerektiği noktasında ders niteliğinde kazanımımız oluyor. Suudi Arabistan’ın ve Türkiye’nin lokomotifte olduğu bir süreçten bahsediyoruz. Suudi Arabistan’ın çok ciddi bir şekilde denizden petrol ve petrol ürünleri nakli söz konusu. Hürmüz sıkıntıya girince genel anlamda problemler olduğunu görüyoruz. Bazen aktif değil de reaktif bazı yaklaşımlarla beraber ortaya atılan koridorlar oluyor" açıklamasında bulundu. "Sadece yük değil, yolcu da taşıma noktasında görüşmelerimiz oldu" Hicaz Demiryolu’nun sadece Ortadoğu ve Türkiye için değil, küresel ticaret açısından güçlü bir alternatif oluşturduğunu belirten Bakan Uraloğlu, "Projede Riyad’ı merkez ya da başlangıç noktası alırsak, Avrupa’ya kadar giden; Akdeniz’e, Ege Denizi’ne, Karadeniz’e açılan bir hattan bahsediyoruz. Bunun burada kalmaması gerekir. Sadece yük değil, yolcu da taşıma noktasında görüşmelerimiz oldu. Bunun Cidde, Mekke ve Medine’ye kadar uzatılması; aynı şekilde diğer çevre ülkelere de önümüzdeki süreçte bağlantılar verilmesi planlanıyor. Öte yandan da bu hattın Umman üzerinden açık denize, okyanusa da açılması bekleniyor. Sadece Suudi Arabistan merkezli değil, Uzak Doğu’dan gelen yüklerin buradan karaya çıkarılıp demiryoluyla bütün Avrupa’ya kadar gitmesine müsaade edecek bir güzergahtan bahsediyoruz" diye konuştu. "Türk müteahhitleri gibi hızlı iş yapan müteahhitlerle projeyi yaparsak 3-4 yıl gibi bir zaman diliminde hattı işler hale getirebiliriz" Proje kapsamında hem yük taşımacılığı hem de yolcu taşımacılığının gerçekleştirileceğini vurgulayan Uraloğlu, "Şu ana kadar Suudi Arabistan, Ürdün sınırına kadar hattı bitirdi. Türkiye tarafında biz zaten İslahiye’ye, Kilis’e, Gaziantep’e kadar bitirdik. Suriye ile Ürdün arasında yaklaşık 400 kilometrelik eksik bir bölüm var. Ama burada arazi şartları çok sıkıntılı değil. Hattın yer yer sağlam olan bölümleri var, yer yer yeniden yapılacak olan bölümleri var. 400 kilometrelik bir hattan bahsediyoruz. Bizim ilk etapta yapacağımız, burada yapılması gerekenlerin tespiti. Bunu birkaç ay içerisinde inşallah sonlandırmış olacağız. Süreci doğru yönetirsek, Türk müteahhitleri gibi güçlü, hızlı iş yapan müteahhitlerle projeyi yaparsak 3-4 yıl gibi bir zaman diliminde komple bu hattı işler hale getirebiliriz. Ayrıca proje ile kutsal yolculuğa gidecek olan yolcuların taşınmasından turistik seyahatlere kadar bunların da olması gerekir diye düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Suudi Arabistan’la iş birliği yaparak, sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştireceğiz" Hicaz Demiryolu ile bölgedeki ülkeler arasındaki kültürel ilişkilerin de güçleneceğini söyleyen Uraloğlu, "Burada bizim dost ve kardeş halklar ve onlarla tarihten beri olan ilişkilerimiz var. Artık siz komşularınızla beraber ancak güçlü olabilirsiniz; tek başına değil. Yaşanmış olan, yaşanan savaşlar bunu bize net bir şekilde gösterdi. Gerçekten bütün ülkeler, kendilerini zor durumda dahi destekleyebilecek, yanıltmayacak ülkelerle iş birliği yapmak istiyor. Onun için Türkiye bu noktada gerçekten sözünde duran, şartlara göre sözünü değiştirmeyen, yola çıktıklarını yolda bırakmayan bir anlayışa sahip. Bizim geçmişte de burada birçok ortak projemiz oldu. Ortadoğu’daki en güçlü ülke Suudi Arabistan’la iş birliği yaparak, sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştireceğiz" ifadelerini kullandı. "Ülkemize ulaştırma alanında 355 milyar dolarlık yatırım yaptık" Gerçekleştirilen altyapı yatırımlarının Türkiye’yi bölgede öne çıkan ülkelerden biri haline getirdiğini belirten Uraloğlu, "Türkiye’de şu anda 4 bin 464 kilometre hızlı tren hattımız var; halihazırda inşaatlar devam ediyor. Bunun yaklaşık 3 bin kilometresini iki yıl içerisinde devreye almış olacağız. Ülkemize ulaştırma alanında 355 milyar dolarlık yatırım yaptık. Dolayısıyla bölgemize hizmet edebilecek her türlü altyapıyı yüzde 90’lar seviyesinde hazır hale getirdik ve getirmeye de devam ediyoruz. Biz küresel kriz, pandemi veya savaşlarda neyi yaşadık? Bazen şöyle düşünebiliyoruz; benim param var, her zaman her istediğimi alabilirim ama alamıyorsunuz. Dolayısıyla o zaman sadece para değil; sizin doğru zamanda parasal imkanlarınızı da ortaya koyarak doğru yatırımları, doğru stratejik hamleleri yapmanız gerekir. Türkiye de gerçekten bunları yaptı ve bölgesinde güçlü; ama bütün bölge ülkeleriyle beraber bu gücü inşallah artırmış olacağız" diye konuştu. Projenin ilk etapta Suudi Arabistan, Türkiye, Ürdün ve Suriye’yi kapsaması planlanırken, ikinci aşamada Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Umman ve Yemen’in de dahil edilmesi öngörülüyor. Projenin hayata geçirilmesiyle ticari ürünlerin yanı sıra petrol ve doğal gazın da Basra Körfezi’ne ihtiyaç duyulmadan demiryolu ağı üzerinden Türkiye’ye, buradan da Avrupa pazarlarına ulaştırılması hedefleniyor.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bursa’da STK temsilcileriyle bir araya geldi Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bursa’da STK temsilcileriyle bir araya geldi

Bursa’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasetin yalnızca belirli alanlarla sınırlı olmadığını belirterek, halkın ihtiyaçlarını, fikirlerini ve beklentilerini doğru analiz etmenin siyaset kurumunun temel görevi olduğunu söyledi. Türkiye’nin dünyanın merkezi sayılabilecek bir coğrafyada bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, küresel krizlerin her geçen gün büyüdüğünü söyledi. Kurtulmuş, "İsrail’in 3 yıla yaklaşan bir süre içerisinde acımasızca, insafsızca ve bütün insani değerlerden uzak bir şekilde Gazze halkına saldırması, arkasından Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e, İran’a, Katar’a, birçok farklı ülkelere saldırmasıyla birlikte Ortadoğu’nun bir cehennem çukuruna döndü. Yine benzer şekilde, dünyanın birçok ülkesi arasında ticaret savaşları başta olmak üzere bir takım yeni nesil savaşların ortaya çıktığı, vekalet savaşları üzerinden terör örgütleri vasıtasıyla dünyanın bir çok yerinde de büyük kırılmaların ortaya çıkarıldığı bir dönemi yaşıyoruz" dedi. "Türkiye Yüzyılı’nı güçlü bir şekilde gerçekleştireceğiz" Böylesine zor bir dünyada Türkiye’nin güçlü olmak zorunda olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla yol alacağını söyledi. Kurtulmuş, "Böyle bir dünyada alışageldiğimiz şekilde yolumuza devam etmemiz mümkün değildir. Böyle bir ortamda Türkiye olarak güçlü bir şekilde yolumuza devam etmek, ayaklarımızı her bakımdan sağlam bir şekilde yere basmak ve Türkiye’yi daha ileriye götürecek olan perspektifleri geliştirmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin yüzyılı olmasını ümit ve temenni ettiğimiz önümüzdeki yüzyılın sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye Yüzyılı olarak gerçekleştirilmesinden başka bir şansımız yoktur. Bu coğrafyada, böyle bir ortamda, dünyanın bu kadar büyük gerilimler ve çatışmalar yaşadığı bir yerde kimse Türkiye gibi güçlü bir ülkeye fırsat vermez, alan açmaz, imkan sağlamaz. Bu çerçevede tabir caizse kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve dünyanın bu kadar büyük sıkıntılarına rağmen güçlü, büyük Türkiye’yi oluşturmak için elimizdeki bütün imkanları sonuna kadar kullanacağız. Son zamanlarda iftiharla takip ettiğimiz gibi, Türkiye’nin her alanda yıldızı parlamaktadır. Türkiye bir taraftan savunma sanayi başta olmak üzere yüksek teknolojilerde herkesin dikkatini çeken bir ülkedir. Bir tarafta Türkiye, özellikle Avrupa Birliği’nin, NATO’nun ve birtakım batı ittifaklarının iç gerilimleri yüzünden seviye kaybettiği, mesafe düşürdüğü bir dönemde güvenilir bir müttefik olarak herkes tarafından algılanmakta ve öne çıkmaktadır. Türkiye bir tarafta Asya ve Afrika’nın mazlum milletlerinin sözcüsü, zulmü önlemenin öncüsü olarak ortaya çıkmakta, diğer tarafta da bütün yerkürede yeni bir küresel siyasi mimarinin oluşması için öncülük yapmaktadır. Bütün bunlar Türkiye’nin çok daha titiz, çok daha dikkatli ve çok daha cesurca yol almasını zorunlu kılmaktadır. Özgüveni olmayan hiçbir şahsın, özgüveni olmayan hiçbir kuruluşun başarılı olması mümkün değildir" dedi. Türkiye olarak ortak bir hedefte bir araya gelmemiz gerektiğini belirten Kurtulmuş, "2. asırda da güçlü, büyük Türkiye’yi oluşturuyoruz. Allah’a çok şükür bu noktada büyük mesafeler alıyoruz. Ama daha çok işimiz var. Bunun için içerideki birliğimizi, dirliğimizi kusursuz hale getireceğiz. Bu ülkenin maalesef 1 asırlık cumhuriyet tarihinin yaklaşık 50 yılını heba ettiğimiz, kardeş kavgalarıyla, silahlı çatışmalarla, maalesef terörle, yabancıların önüne açtıkları birtakım vekalet unsurları olan terör örgütlerinin işleriyle Türkiye’nin maalesef 1 asrına kara bulut gibi çöktüler. Bu ülkenin gelişmemesi için ayaklarına prangalar vurdular. Şimdi 2. asrımızın hemen başında, terörsüz Türkiye hedefimizle birlikte önce bu prangalardan kurtuluyor ve Allah’ın izniyle var olan ezeli kardeşliğimizi ebedi bir kardeşlik haline getirmek için canla başla mücadele ediyoruz" diye konuştu. "Terör örgütü şimdiye kadar üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi, bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacaktı" Terörsüz Türkiye’nin sadece elinde silah olanların silahlarını bırakması değil, aynı zamanda insanların gönüllerine ve zihinlerine sokulmaya çalışılan husumetlerin de kaldırılıp atılması anlamına geldiğini belirten Kurtulmuş, "Bunun için Türkiye bütün dünyada çatışma çözümlerinde örnek teşkil eden bir süreci başlatmıştır. Bildiğiniz gibi geçen sene 5 Ağustos tarihinde başlattığımız Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz 21 toplantısı sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen bütün partilerimizin katılımıyla ve kararıyla ortak bir komisyon raporu benimsemiş, bir yol haritası benimsemiş ve bu yol haritasıyla da terörün sona erdirilmesi için nelerin yapılabileceği tavsiye edilmiştir. Siyaset olarak üzerimize düşeni yerine getirdik. Bundan sonra da yerine getireceğiz. Ancak eğer terör örgütü şimdiye kadar beklendiği gibi üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi ve ellerindeki silahları tamamen bırakmış olsaydı, zaten bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacak, çoktan hallolunmuş olacaktı. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda hem elinde silah olanlarına, ’Silahlarınızı bırakın’ çağrısını yapıyor, hem de Türkiye’de yeni bir dönemin kapılarının açılabilmesi için siyasetin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında aktif bir şekilde iş yapmasını da bir önemli ödev olarak görüyor. Kimsenin siyasete bir ödev vermesine gerek yoktur. Zaten meclisteki partilerin tamamının ittifakla çıkardığı bir rapor, siyasetin kendi meselesini özümsediği ve bu konuda atacağı adımların ne olduğunu gayet iyi bildiğini gösteriyor. Ümit ve temenni ediyoruz ki şimdiye kadar silahla Türkiye’de bir şeyler yapmaya kalkan örgütün elindeki silahlarını tamamıyla bırakması ve silahlı dönemin bütünüyle geride bırakılarak Türkiye’nin önündeki demokratik süreçlerin güçlendirilmesidir. Bu çerçevede özellikle Suriye’deki grupların yeni Suriye yönetimiyle entegre olması ve bu entegrasyonun beklediğimiz gibi olumlu bir şekilde seyretmesi de işlerimizi kolaylaştıran bir başka faktördür. Aynı şekilde Amerika ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşla birlikte özellikle İran’da terör örgütü üzerinden onların silahlandırılarak halkın ayaklandırılmaya çalışılması senaryosu da fiyaskoyla sonuçlandıktan sonra artık terör örgütünün silah bırakmaktan başka hiçbir şansı yoktur. Ve söz verildiği gibi, vaat edildiği gibi bu silahlar bırakılacak ve Türkiye’de tam manasıyla kardeşlik hâkim olacaktır" dedi. Terörden medet umanlara seslenen Kurtulmuş, "Bu bölgedeki isimleri lazım değil. Onlarca silahlı terör örgütüne on yıllar boyunca kim, kimler, hangi amaçla, niçin silah verdiler? Hatta birbirine rakip gibi görünen örgütlere, birbirleriyle sahada çatışan örgütlere hem ona hem ona silah verip bunları sahada çalıştırmak. Bu ülkenin çocuklarına akıllı olmak yakışır. Bu ülkenin evlatlarına ortak milli hassasiyetlerimize sahip olmak yakışır. Bu ülkede Türk’ün, Kürt’ün birbirinden farkı yoktur, ayrı bir geçmişi yoktur ve asla ayrı bir geleceği de olmayacaktır" dedi. "Allah’ın izniyle bu sefer kim ne yaparsa yapsın mutlaka sonuç alacağız" diyen Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü; "Terörü Türkiye’nin gündeminden ilanihaye kaldıracağız. Bundan da kurtulduktan sonra kültürü, sanayisi gelişmiş, kültürel alanda büyük mesafeler alan, dünyada itibarı artan, içeride dirliği, birliği sağlamış, terör örgütlerinin vakit kaybettirmesiyle asla vakit kaybetmeyen, ortak hedeflere kenetlenmiş 86 milyonluk bir Türkiye’yi dünyada durduracak hiçbir güç yoktur. Allah’ın izniyle önümüzdeki dönem Türkiye’nin önlenemez yükselişini yaşayacağımız bir dönemdir. Ayrılığın diliyle konuşanlara müsaade etmeyeceğiz. Dili başka, kalbi başka söyleyenlere fırsat vermeyeceğiz. Zihinlerinden başka bir şey geçip ellerinden başka bir şey saldır olanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Bizim dilimiz de, gönlümüz de, elimiz de, yürüyüşümüz de birdir. Hepsinin ortak hedefi güçlü, büyük Türkiye için canla başla çalışmaktır."

Erdoğan'dan İsrail'in kararına tepki Haber

Erdoğan'dan İsrail'in kararına tepki

Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı (ICAPP) Kadın Kolu 9. Toplantısı, "Küresel Dönüşüm Çağında Kadın Liderliği" temasıyla İstanbul’da düzenlendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ICAPP Kadın Kolları’nı Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Asya ülkelerinden kadın siyasi liderlerin yer aldığı kabulde, ICAPP Kadın Kolları Başkanı seçilen AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, AK Parti’li bazı kadın milletvekilleri ve kadın kolları üyeleri ile Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de hazır bulundu. Kabulün ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katılımcılara yönelik bir konuşma yaptı. Erdoğan, "Asya genelinde kadınların siyasete ve karar alma mekanizmalarına katılımını güçlendirmek amacıyla, yürüttüğü anlamlı çalışmalarda ICAPP’e başarılar diliyorum. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı olarak yaklaşan yarım asra yakın siyasi hayatında kadınlarla birlikte yol yürümüş, yoldaşlık yapmış, dava arkadaşlığı yapmış bundan da her zaman iftihar etmiş, bir kardeşinizim. Bu sene 25. Kuruluş yıl dönümünü kutladığımız, AK Partimizin üzerinde yükseldiği sütunlardan bir tanesi de, kadın kollarımızdır. Kuruluşumuzdan beri girdiğimiz her sefer açık ara, ipi göğüslediğimiz tüm seçimlerde, en güçlü desteği kadınlardan gördük. Şunu bir kez daha tüm samimiyetimle söylemek istiyorum. Partimizin dünya siyaset literatürüne geçen başarılarında kadınları özel bir yeri oldu. Bu hareketi en fazla kadınlar bağrına bastı, ykadın8lar destekledi" diye konuştu. AK Parti’nin siyasi hareketinin içindeki kadınların rolüne değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti kadın kolları, Türkiye’nin en dinamik, ne donanımlı, en büyük kadın hareketi olarak, adını tarihe gururla yazdırdı. Kadınları siyasete aktif katılımını yürekten inanan devlet adamı olarak, ülkemiz adına Türk demokrasisi adına, bunlarla birlikte Türkiye’nin aydınlık geleceğine özellikle büyük onur duyarak, yoluna devam ediyor. Kadın kollarımızın öncülüğünde kadın sivil toplum kuruluşlarımızın güçlü desteği ile ülkemizdeki tüm kadınlar için tarihi nitelikli adımlar attık. Siyasette kadın temsil oranlarının arttırılmasından iş gücüne, kadına yönelik şiddetle mücadeleden hak ve özgürlük alanındaki reformlara pek çok alanda, ülkemizde büyük bir değişim gerçekleştirdik. Üzerinde titizlikle durduğumuz başlıklardan biri de, kadına yönelik şiddetin engellenmesiydi. Bu konudaki tavrımız şiddete sıfır tolerans olmuştur. 2012 yılında 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Dair Şiddetin Önlenmesine dair kanunu yürürlüğe koyduk. Daha sonra attığımız, çeşitli adımlarla kanunun uygulanmasını güçlendirdik. Öngörülen cezaları arttırdık, hassasiyetimizi çok net bir biçimde gösterdik. Bugün büyük bir memnuiyetle söylemek isterim ki, ülkemizde kadınlar her alanda daha çok iş, daha çok emek, daha çok katma değer üretiyor" dedi. Ortadoğu’da yaşanan savaş ve çatışmalara değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye’nin de parçası olduğu, Ortadoğu coğrafyası son yıllarda, gerçekten sancılı, sıkıntılı ve karanlık günler yaşıyor. Savaşların ve sıcak çatışmaların biri bitmeden maalesef diğeri başlıyor. Bunun da yükünü genellikle kadınlar ve masum çocuklar çekiyor. İsrail’in Gazze’de acımasızca katlettiği 72 binden fazla sivilin kahir ekseriyeti kadınlar ve çocuklar. Komşumuz Suriye’de 13 buçuk yıl boyunca devam eden iç savaşta, en çok bedeli ödeyenler aynı şekilde kadınlar ve çocuklar oldu. Bir diğer komşumuz İran’ın maruz kaldığı saldırıların ilk kurbanı arasında kadınlar ve çocuklar bulunuyordu. Savaşın ilk günlerinde Minhap’ta bir okula düzenlenen hava saldırısında 165’in üzerinde masum çocuk, hayattan koparıldı. İsrail’in ateşkese rağmen lübnan’a karşı sürdürdüğü bombardıman ve işgal politikası yine en çok kadınlar ve çocukları mağdur ediyor. Bakınız, 2 Mart’tan bu yana israil’in sivil yerlere yönelik saldırıları sebebiyle 1.2 milyon Lübnanlı evlerine terk etmek mecburiyetinde kaldı. 1500’den fazla kardeşimiz aynı saldırılarda can verirken, 4700 kişi yaralandı. Ateşkesin ilan edildiği gün İsrail, 254 Lübnanlıyı barbarca katletti. Gözünü kin ve kan bürümüş soykırım şebekesi, her türlü insani değeri hiçe sayarak, hiçbir kural ve ilke tanımadan, günahsız kadınları ve yavruları, sivilleri öldürmeye, devam ediyor" şeklinde konuştu. İsrail’in Gazze’de yaptığı soykırıma değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Elimizi vicdanımıza koyup, bu soruları kendimize cesaretle soralım. Sadece Filistinli mahkumlar için idam cezası getirmenin adı ‘Apartat’ değil midir, bunun adı hukukçu faşizme alet etmek değil midir? Hitler’in Yahudilere yönelik canavarca politikalarıyla, İsrail parlamentosunun büyük bir zafer edasıyla aldığı karar arasında özü itibariyle bir fark var mıdır? Bütün bunlar Filistin halkına karşı izlenen inkar, imha, baskı ve siyasi infaz politikalarının yeni bir tezahürü değil midir? Elbette bu yapılanlar ayrımcılıktır, ırkçılıktır, 1994 yılında Güney Afrika’da yıkılan ‘Apartat’ rejiminin daha beterini İsrail’de, uygulamaya geçirmek demektir" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kabine sonrası kritik mesajlar Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kabine sonrası kritik mesajlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Trafik güvenliği başta olmak üzere enerji, dış politika ve bölgesel gelişmelerin ele alındığını belirten Erdoğan, özellikle araç sahiplerinin tepkisine neden olan plaka, görüntü, ses ve multimedya sistemlerine yönelik uygulamalar konusunda dikkatli olunması talimatı verdi. İçişleri Bakanlığı’nın süreci titizlikle yönetmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, yeni düzenlemelerin vatandaşlarda mağduriyet oluşturmaması gerektiğinin altını çizdi. Ramazan etkinliklerine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen programlara çoğu çocuk ve genç olmak üzere 592 bin kişinin katıldığını açıkladı. 12 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen etkinliklerde çocukların hem eğlendiğini hem de öğrendiğini belirtti. Külliye’de 8 bini aşkın etkinliğin düzenlendiğini ifade eden Erdoğan, programın önemli bir ihtiyacı karşıladığını söyledi. Terörle mücadele ve bölgesel gelişmelere de dikkat çeken Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” hedefini sabote etmeye yönelik girişimlerin karşılıksız kalmayacağını vurguladı. Bu sürecin, yarım asırlık çatışma ortamını sona erdirmeyi amaçladığını belirten Erdoğan, “Terörsüz Bölge” vizyonunun da Ortadoğu’da ayrışmayı körüklemek isteyen planlara engel olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Suriye’nin kuzeyi ve İran’a yönelik gelişmelerin, Türkiye’nin ortaya koyduğu stratejinin önemini bir kez daha gösterdiğini sözlerine ekledi. "BİRİLERİNİN BİZİ ÇEKMEK İSTEDİĞİ TUZAKLARA DÜŞMÜYORUZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihlerinin hiçbir döneminde oyuna gelmediklerine dikkati çekerek, "Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde, sükûneti elden bırakmadan, kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Tekrar ediyorum, ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz. Şurası bir gerçek ki savaş sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil, zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla derin izler bırakmaktadır. Özellikle Körfez'deki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir." Savaş uzadıkça başka komplikasyonların da ortaya çıktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur. 28 Şubat'tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır." diye konuştu. Bunun üzerine bazı ülkelerin, yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Son 25 gün bize şunu göstermiştir, savaş, İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi, bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, daha fazla kan dökülmeden, araya daha fazla husumet girmeden, tüm bunların yanı sıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. İsrail'in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke, bundan böyle İsrail'in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücüyle, tüm imkânlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir." diye konuştu.

Bakan Bayraktar, madencilerle iftar yaptı Haber

Bakan Bayraktar, madencilerle iftar yaptı

Bakan Bayraktar, Zonguldak’ta bir dizi temasta bulundu. Valiliği ve AK Parti İl Başkanlığını ziyaret eden Bakan Bayraktar, daha sonra TTK’nın Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesine geçerek -630 metre kotta madencilerle iftar yaptı. Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, AK Parti milletvekilleri Muammer Avcı ve Ahmet Çolakoğlu, AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan ve AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi Mesut Özil de iftarda yer aldı. "Kendi enerjisi olanın daha güçlü olduğu süreç" Ortadoğu’da bir savaş yaşandığına ve savaşla birlikte enerji konusunun daha çok gündeme geldiğine işaret eden Bakan Bayraktar, "Burada sizlerin yaptığı işin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Kendi enerjisi olan, kendi enerji kaynaklarını kullanabilen bir ülkenin çok daha farklı, çok daha güçlü olduğu bir süreç var. Onun için biz hep, başından beri Milli Enerji ve Maden Politikası diyorduk" dedi. Bakan Bayraktar, Zonguldak’taki kömürle, Karadeniz’deki doğal gazla ve Gabar’daki petrolle enerjideki dışa bağımlılığı bitirmeye gayret ettiklerini vurguladı. Önce iş sağlığı ve güvenliği Çalışmalarda iş sağlığı ve güvenliğini önceliklendirdiklerini belirten Bakan Bayraktar, "Sizlerin sağlığı, sizlerin güvenliği ve emniyeti bizim için en önemli konu. Elbette ki üreteceğiz, elbette ki ülkemiz ürettikçe büyüyecek ama önemli olan sizlerin sağlıklı bir şekilde bu üretimi yapabilmeniz. Ondan sonra ‘çevreye rağmen değil, çevreyle uyumlu iş yapacağız’ diyoruz. Türkiye’nin madenlerini inşallah ekonomimize böylece katmış olacağız" diye konuştu. "Tedbirleri en hızlı şekilde alıyoruz" Bakan Bayraktar, "Emniyetle ilgili tedbirlerimizi en üst düzeyde tutmamız lazım. İş yapış tarzını, alışkanlıklarımızı buna göre değerlendirmemiz ve uygulamamız lazım. Biz gerekli tedbirleri hep birlikte alacağız, alıyoruz. Çalışma sayısı ve süreleri en kısa zamanda normale döndürecek tedbirleri de en hızlı şekilde alıyoruz. Bundan bir endişeniz olmasın" açıklamasını yaptı.

Babacan, Bursa'dan ekonomi ve politika sorunlarını değerlendirdi Haber

Babacan, Bursa'dan ekonomi ve politika sorunlarını değerlendirdi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa İl Teşkilatı tarafından Nilüfer’de Liya Davet’te düzenlenen iftar programına katılarak ekonomi, hukuk, dış politika ve sosyal politikalarla ilgili kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Babacan, program öncesinde Kapalıçarşı ziyareti gerçekleştirdi ve partililerle buluştu. İftar programına DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Nilüfer İlçe Başkanı Fatih Kayıkçı ve çok sayıda sivil toplum ve yerel yönetim temsilcisi katıldı. Basın mensuplarına programda yer verilmemesi dikkat çeken bir ayrıntı oldu. RAMAZAN DAYANIŞMANIN SİMGESİ Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, açılış konuşmasında Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu güçlendirdiğini vurguladı. Yıldız, “Hiç kimseyi geride bırakmadan kentte yaşayan tüm vatandaşlara hizmet etmeye çalışıyoruz. Ramazan ayının huzur ve dayanışma iklimi toplumumuza güç katsın” dedi. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, iftarın sadece bir yemek buluşması olmadığını, toplumsal dayanışma ve siyasi vizyonun paylaşıldığı bir platform olduğunu söyledi. Öztürk, Türkiye’de gençlerin gelecek kaygısıyla yurt dışına yöneldiğine dikkat çekerek, otomobil fiyatlarındaki yüksek vergileri örnek gösterdi. Öztürk ayrıca emeklilerden staj mağdurlarına, gazilerden kadın ve gençlere kadar farklı kesimlerin buluştuğunu belirtti. Babacan konuşmasında Türkiye’nin güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, doğru yönetimle ülkenin çok daha iyi bir noktaya taşınabileceğini söyledi. Ekonomik sorunların temelinde yanlış yönetim olduğunu ifade eden Babacan, “Türkiye’nin sorunları çözülemeyecek sorunlar değil. Doğru politikalar ve liyakatli kadrolarla ülke yeniden ayağa kalkabilir” dedi. BURSA SANAYİSİ VE ÜRETİM SIKINTILARI Bursa ekonomisine dair değerlendirmede bulunan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, tekstil ve ihracat ağırlıklı firmaların yüksek maliyet ve kur politikaları nedeniyle baskı altında olduğunu belirtti. Son iki yılda yaklaşık 9 bin 900 fabrikanın kapandığını ve yüz binlerce kişinin işini kaybettiğini vurgulayan Babacan, yükselen enerji maliyetleri ve faiz oranlarının üretici üzerindeki yükünü de dile getirdi. ENFLASYON VE SOSYAL ADALET Babacan, Türkiye’de gıda fiyatlarının OECD ortalamasının çok üzerinde artış gösterdiğini belirterek, bunun yanlış ekonomi politikalarının sonucu olduğunu savundu. Ekonomik büyümenin güçlü bir hukuk sistemiyle bağlantılı olduğunu ifade eden Babacan, yatırım ortamının güvence altında olmadığını ve hukukun olmadığı yerde üretimin ilerleyemeyeceğini söyledi. Emekli ikramiyesi ve dar gelirli vatandaşlara yönelik eleştirilerde de bulunan Ali Babacan, “Bir avuç insana yarıyorsa, geniş kesimleri fakirleştiriyorsa bunun adı ekonomi politikası değildir” dedi. Babacan ayrıca “Hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli, hiçbir anne mutfakta çaresiz kalmamalı, hiçbir baba evladına karşı boynu bükük durmamalı” mesajını verdi. Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını eleştirerek, bölgesel istikrarın tehdit altında olduğunu söyleyen Babacan, Türkiye’nin diplomasi ve sağduyuyla hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, askeri caydırıcılığın önemli olduğunu ancak kalıcı barışın diplomasiden geçtiğini anlattı. Konuşmasını Türkiye’nin sorunlarının çözülebilir olduğunu vurgulayarak tamamlayan Babacan, adalet ve hukuk temelli yönetim anlayışı ile ülkenin yeniden güçlü bir konuma taşınabileceğini belirterek, “Adalete ve hukuka dayanan bir yönetim anlayışı, ehil ve dürüst kadrolar ve istişareyle alınan kararlar Türkiye’nin bütün sorunlarını çözer.” diye konuştu.

Otomotiv endüstrisi bugüne kadarki en yüksek Şubat ayı ihracatına imza attı Haber

Otomotiv endüstrisi bugüne kadarki en yüksek Şubat ayı ihracatına imza attı

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye ihracatının lideri otomotiv endüstrisinin şubat ayı ihracatı yüzde 19 artışla 3 milyar 544 milyon dolar oldu. Türkiye ihracatında birinci sırada yer alan sektörün payı da yüzde 16,8 oldu. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Otomotiv endüstrisi olarak bugüne kadarki en yüksek şubat ayı ihracatına imza attık ve tüm ana ürün gruplarında önemli artışlar yaşadık. Bu tablo Türk otomotiv endüstrisinin küresel tedarik zincirindeki çevikliğinin kanıtı niteliği taşıyor. Jeopolitik risklerin tam ortasındayız ama yüksek katma değerli ve yeşil dönüşüm odaklı stratejimizle sektörümüzün istikrarlı büyümesine kilitlendik. Avrupa’nın sürdürülebilirlik ve yüksek teknoloji açısından en güvenli partnerlerinden biri olmaya devam edeceğiz” dedi. Tedarik endüstrisi ihracatı yüzde 10 arttı Şubatta Tedarik Endüstrisi ihracatı %10 artarak 1 milyar 345 milyon USD olurken, Binek Otomobiller ihracatı %9 artışla 1 milyar USD, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı %36 artışla 654 milyon USD, Otobüs-minibüs-midibüs ihracatı %55 artışla 327 milyon USD ve Çekiciler ihracatı da %48 artışla 172 milyon USD oldu. Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke olan Almanya’ya artış %23 olurken, Fransa’ya %19, İtalya’ya %24, Birleşik Krallık’a %14, Belçika’ya %35 ve Çekya’ya %17 ihracat artışı, İspanya’ya ise %16 ihracat düşüşü oldu. Binek otomobillerde en fazla ihracat yapılan ülke olan Fransa’ya ihracat %36 artarken, İspanya’ya %17, İtalya’ya %15, Slovenya’ya %63, Belçika’ya %48 ihracat artışı, Almanya’ya %10, Birleşik Krallık’a %41, Portekiz’e %15 ihracat düşüşü oldu. Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise Birleşik Krallık’a %41, Almanya’ya %31, Fransa’ya %155, İtalya’ya %31, Belçika’ya %105 ihracat artışı, İspanya’ya %44 ihracat düşüşü kaydedildi. Otobüs Minibüs Midibüs ürün grubunda Fransa’ya %44, İtalya’ya %185, Birleşik Arap Emirlikleri’ne çok yüksek oranlı ihracat artışı yaşanırken, Çekicilerde ise Almanya ve Polonya’ya yüksek oranlı artışlar yaşandı. Almanya yine birinci sırada, Fransa’ya yüzde 45 artış oldu Şubatta ülke grubu pazarında en fazla ihracat yapılan Almanya’ya 544 milyon USD’lik ihracat olurken, ikinci büyük pazar Fransa’ya yüzde 45 artışla 459 milyon USD ihracat yapıldı. Üçüncü büyük Pazar konumunda yer alan İtalya’ya yönelik ihracat ise %31 artışla 338 milyon USD oldu. Şubatta Slovenya’ya %30, Belçika’ya %43, Polonya’ya %20, Çekya’ya %38, Hollanda’ya %31 ihracat artışı yaşanırken Mısır’a %21 ihracat düşüşü kaydedildi AB ülkelerine yüzde 25 artış var Şubatta en büyük pazar olarak %76 pay alan AB Ülkelerine yüzde 25 artışla 2 milyar 686 milyon USD ihracat yapıldı. Diğer Avrupa Ülkeleri %10,5 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer aldı. Ortadoğu Ülkeleri’ne ise %67 ihracat artışı yaşandı.

TMMB Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar: "Büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ve ihya etmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" Haber

TMMB Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar: "Büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ve ihya etmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz"

Kayseri Sivaslılar Federasyonu tarafından düzenlenen iftar programında Kayseri’deki Sivaslılar bir araya geldi. Programın açılış konuşmasını yapan Sivaslılar Federasyonu Başkanı İsa Gün, "Ramazan ayı sadece aç kalmak değil, gönülleri doyurmaktır. Sadece susmak değil, kırgınlıkları susturmaktır. Sadece beklemek değil, birbirimize daha sıkı sarılmaktır. Bugün burada sadece bir iftar yapmıyoruz. Bugün burada gönüllerimizi birleştiriyoruz. Bugün burada kardeşliğimizi tazeliyoruz. Bugün burada biz olduğumuzu ilan ediyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana bir ve beraber olacağımızı söyledik. Hamdolsun ki federasyonumuz il, ilçe ve köy derneklerimiz ile birlikte bunu başardı" dedi. "Sivas ve Kayseri etle tırnak" Sivas ile Kayseri’nin adeta etle tırnak gibi ayrılmaz bir parça olduğunu dile getiren Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, "Her şeyden önce İsa Gün kardeşimizi tebrik ve teşekkür ediyorum. Hem böyle güzel bir organizasyon yaptı hem de Kayseri’mizdeki Sivaslı dernekleri bağrına bastı. Ben de İsa Gün Başkanımızın şahsında hepsini bağrıma basıyorum. Sivas’ımız ile Kayseri’miz etle tırnak gibi" ifadelerini kullandı. "Ortadoğu kaynıyor" İran ile Amerika-İsrail arasında yaşanan savaşa değinen AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı ise, "İran-Amerika-İsrail savaşı, Ege’deki ve Balkanlar’daki sıkıntıların yanında Ortadoğu kaynıyor. Bunların hepsinin temelinde dargınlık, farklılaşma, haset, kin ve nefret var. Ne zaman ki birlik ve beraberliğe ulaştık, ne zaman ki vatandaşlık şuuruyla, ülke sevgisiyle, vatan muhabbetiyle kenetlendik, Kayserili, Sivaslı, Muşlu, Ağrılı, Aydınlı, Batmanlı demeden bir olduk, o zaman tarih boyunca yüceldik, sınırlarımızı genişlettik, nüfusumuzu büyüttük ve vefamızı artırdık. Onun için bu gibi güzel günlerde hepimiz Türkiye çatısı altında yüce devletimizi daha da yüceltmek için gayret sarf ediyoruz. Nereli olduğumuzdan ziyade kendimizi nereli hissettiğimizin etkisiyle yüce vatanımıza hizmet etmeye çalışıyoruz" diye konuştu. Sivaslılarla hep iç içe olduklarını söyleyen AK Parti Kayseri Milletvekili Dursun Ataş da, "Geçen yıl da böyle güzel bir programda bir arada olmuştuk. İsa Gün Başkanımıza, yönetimine ve dernek başkanımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin dünya milletleri arasındaki saygın yerini alması için katkı sağlayacağız" Türkiye’nin dünya milletleri arasındaki saygın ve seçkin yerini alması için katkı sağlayacaklarının altını çizen TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, "Sivaslıların yiğitliği ve vefakarlığı çok önemli. Kayseri’mize büyük katkılar sağlıyorsunuz. Türkiye’de ve dünyada devamlı karşılaşıyoruz ve Sivaslı kardeşlerimizle övünüyoruz. Sağ olsunlar var olsunlar, yolları ve bahtları açık olsun. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, ‘terörsüz, büyük ve güçlü Türkiye’ yolunda büyük ve emin adımlarla ilerledi, ilerlemeye devam ediyor. Bizler 86 milyon olarak bir ve beraber olduğumuz müddetçe aşamayacağımız engel yok. Allah’ın izniyle her türlü fitneye ve fesatlığa karşı durmadan mücadele edeceğiz, başaracağız. Büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ve ihya etmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Türkü’yle, Kürdü’yle, Arabı’yla, Çerkezi’yle ve Zaza’sıyla tek yürek olarak beraberliğimizi sürdüreceğiz. Bu kutlu yolda yürümeye devam edip, başarılı bir şekilde ülkemizin dünya milletleri arasındaki saygın ve seçkin yerini alması için katkı sağlayacağız" dedi. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek de, "Sizler doğduğunuz toprakları hiçbir zaman unutmuyorsunuz. Ancak benim için çok kıymetli olan bir şey de doyduğunuz memleketi hiçbir zaman unutmuyorsunuz. Sadece Sivas’ı değil, Sivas’ı kalbinizde yaşatarak Kayseri’ye değer katıyorsunuz. İyi ki Kayseri’desiniz. İsa Gün kardeşimizi ve yönetimini tebrik ediyorum. Son 2 yıldır Kayseri’deki her organizasyonda muhteşemi ortaya koymak adına büyük bir hayret gösteriyorlar" ifadelerini kullandı. Kentteki bir balo salonunda düzenlenen iftara Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Murat Cahid Cıngı ve Dursun Ataş, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, Sivas Akıncılar Belediye Başkanı Murat Sevinç, Kayseri Sivaslılar Federasyonu Başkanı İsa Gün, STK temsilcileri ve Sivaslı vatandaşlar katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.