Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Okul

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Okul haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Okul haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı: "Şiddetin önlenmesinde aile ve sosyal çevre desteği etkili oluyor" Haber

Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı: "Şiddetin önlenmesinde aile ve sosyal çevre desteği etkili oluyor"

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir lise önünde 11 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırının ardından ergenlik döneminde şiddete yönelimin nedenleri yeniden gündeme geldi. Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, şiddetin önlenmesinde aile ve sosyal çevreden sağlanan destek ile zamanında sunulan psikososyal müdahalelerin koruyucu rol oynadığını belirtti. Atlas Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, ergenlik döneminde görülen şiddetin nedenleri ve önlenmesine ilişkin değerlendirmede bulundu. Ergenlik döneminde kimlik arayışı, bağımsızlaşma, akran kabulü ve sosyal statüye verilen önem artarken, dürtü kontrolü ve davranışların sonuçlarını değerlendirme gibi bilişsel süreçlerin gelişiminin devam ettiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, ancak bu özelliklerin şiddet davranışını kaçınılmaz hale getirmediğini belirterek bireysel, ilişkisel ve toplumsal risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bir çatışmanın ağır bir haksızlık, aşağılanma, reddedilme veya statü kaybı olarak algılanmasının yoğun öfkeye yol açabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, olayın zihinde sürekli yeniden değerlendirilmesi ve intikam düşüncelerinin güçlenmesiyle bazı durumlarda alternatif çözüm yollarının daralabileceğine dikkat çekti. Silaha kolay erişimin ise kriz anlarında sonuçları ağırlaştırabilecek kritik bir risk faktörü olduğunu vurguladı. Zorbalık ve dışlanma dikkate alınmalı Sürekli dışlanma, aşağılanma veya zorbalığa maruz kalmanın bazı gençlerde öfke, değersizlik ve yabancılaşma duygularını artırabileceğini belirten Koçanlı, Türkiye’de yapılan araştırmalarda sürekli öfke, yabancılaşma ve akran zorbalığının şiddet eğilimiyle ilişkili bulunduğunu aktardı. Ancak zorbalığa maruz kalan gençlerin büyük çoğunluğunun şiddete başvurmadığının altını çizen Koçanlı, zorbalığın tek başına doğrudan neden olarak görülmemesi gerektiğini, diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi. Aile ve okul, koruyucu rol oynuyor Aile içi çatışmalar, şiddete tanıklık edilmesi, sert veya tutarsız disiplin, yetersiz ebeveyn denetimi ve sağlıklı iletişim eksikliğinin risk oluşturabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, travmatik deneyimlerin de bazı çocuk ve ergenlerde güven duygusu ile öfke düzenleme becerilerini etkileyebileceğini ifade etti. Bununla birlikte travmatik bir geçmişin gelecekte şiddet davranışı sergileneceği anlamına gelmediğini vurgulayan Koçanlı, aile ve sosyal çevreden sağlanan destek ile zamanında sunulan psikososyal müdahalelerin koruyucu rol oynadığını belirtti. Okul ortamındaki güven duygusu önemli Okul ortamının da kritik bir role sahip olduğunu kaydeden Koçanlı, "Okul, yalnızca örgün eğitimin sunulduğu bir kurum değil, aynı zamanda bireyin aidiyet duygusu kazandığı ve sosyal kimliğinin biçimlendiği temel sosyalleşme alanlarından biridir. Öğrencinin okul ortamında kendini değerli ve güvende hissetmesi, öğretmenleriyle güvene dayalı bir ilişki geliştirmesi ve zorbalık durumlarında destek alabileceğine inanması koruyucu bir etki oluşturmaktadır. Buna karşılık, okuldan ve akran grubundan yabancılaşma, sürekli akran reddi ve sosyal destek mekanizmalarına yönelik güvensizlik veya bu mekanizmalara erişim eksikliği mevcut sorunları daha da şiddetlendirebilir" dedi. Siber zorbalık, psikososyal sorunları şiddetlendirebilir Şiddet içerikli videolar, dijital oyunlar veya sosyal medya kullanımının tek başına şiddet davranışına yol açtığını söylemenin doğru olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, "Ancak siber zorbalık, çevrim içi aşağılama ve tehditler ile şiddet ve intikam içerikleri, mevcut psikososyal sorunları şiddetlendirebilir. Türkiye’de çocuk ve ergenler üzerinde gerçekleştirilen sistematik derleme ve meta-analiz çalışmaları, siber zorbalığın önemli bir psikososyal risk alanı olduğunu ortaya koymaktadır" uyarısında bulundu. Davranış değişiklikleri dikkate alınmalı Bir bireyin gelecekte şiddet eylemlerinde bulunacağını kesin olarak öngören tek bir kişilik özelliği veya davranış kalıbının olmadığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, yalnızlık yaşayan, içe kapanık veya öfkeli bir gencin "potansiyel saldırgan" olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Gencin hangi desteğe ihtiyacı olduğu iyi anlaşılmalı Belirli kişilere yönelik tekrarlayan tehditler, yoğun intikam söylemleri, zarar verme planlarına dair ifadeler, saldırı hazırlığını ima eden paylaşımlar, silaha erişim konusunda olağandışı girişimler ve ciddi bir çatışma sonrası belirgin davranış değişikliklerinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, "Ailelerin ve eğitimcilerin temel sorusu ‘Bu birey saldırgan olabilir mi?’ değil, ‘Bu bireyin davranışındaki değişim hangi nedenlere dayanıyor ve hangi desteğe ihtiyaç duyuyor?’ olmalıdır" dedi. Şiddetin önlenmesinde aile, okul, sağlık ve sosyal hizmet birimlerinin koordinasyon içinde çalışması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı; güvenli bildirim mekanizmaları, zorbalığın erken tespiti, çocuk ve ergen ruh sağlığı hizmetlerine zamanında erişim ile sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlerin desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Koçanlı, ateşli silah bulunan evlerde silahların çocukların ve yetkisiz kişilerin erişemeyeceği şekilde güvenli biçimde muhafaza edilmesinin de kritik olduğunu vurguladı. Olaya tanıklık eden çocuklara destek verilmeli Silahlı olaya doğrudan tanıklık eden çocuklarda korku, uyku bozuklukları, kâbuslar, öfke, dikkat dağınıklığı ve okula gitmek istememe gibi belirtiler görülebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, sosyal medyada olay görüntülerinin tekrar tekrar izlenmesinin ve doğrulanmamış bilgilerin takip edilmesinin de tehdit algısını artırabileceğini söyledi. Ebeveynlerin çocuklarıyla olay hakkında konuşmaktan kaçınmaması gerektiğini ifade eden Koçanlı, ancak yaşa uygun ve doğrulanmış bilgiler verilmesi, görsel maruziyetin sınırlandırılması ve günlük rutinin mümkün olduğunca korunması gerektiğini belirtti. Belirtilerin devam etmesi ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi halinde profesyonel destek alınmasını önerdi. Dr. Öğr. Üyesi Murat Koçanlı, sözlerini şöyle tamamladı: "Ergen şiddeti; bireysel psikolojik süreçler ile aile, akran grubu, okul, sosyal dışlanma, dijital çevre ve silaha erişim gibi birçok etkenin kesiştiği çok boyutlu bir olgudur. Temel mesele, şiddet ortaya çıktıktan sonra yalnızca faili ve nedeni belirlemek değil; öfke, dışlanma, mağduriyet ve çaresizlik duygularının şiddete dönüşmesini engellemek amacıyla çocuğa zamanında ulaşabilmektir."

Bursa’da yeni eğitim öğretim yılı başladı, Filistinli öğrencinin okul özlemi duygulandırdı Haber

Bursa’da yeni eğitim öğretim yılı başladı, Filistinli öğrencinin okul özlemi duygulandırdı

Bursa’da yeni eğitim öğretim yılı başladı. 2 bin 71 okulda 598 bin 863 öğrenci ve 40 bin 699 öğretmen ders başı yaparken, Bursa’daki İlköğretim Haftası programında konuşan 2024 yılında Türkiye’ye gelen Filistinli öğrenci Esil Keşta’nın, Gazze’de bıraktığı okuluna ve arkadaşlarına duyduğu özlemi anlatması duygu dolu anlar yaşattı. Türkiye genelinde 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk ders zili bugün çaldı. Bursa’da da öğrenciler sabahın erken saatlerinde okullarının yolunu tutarken, yeni eğitim öğretim yılının açılışı Endez İlkokulu’nda düzenlenen İlköğretim Haftası programıyla gerçekleştirildi. Programa Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa İl Emniyet Müdürü Kadir Gökçe, Bursa İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Mustafa Bakçepınar, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa milletvekilleri, Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı. Yeni eğitim öğretim yılında Bursa genelinde 2 bin 71 okulda toplam 598 bin 863 öğrenci eğitim hayatına devam edecek. Kent genelinde 40 bin 699 öğretmen görev yapacak. İlköğretim Haftası’nın, yalnızca yeni bir eğitim-öğretim yılının başlangıcı değil, çocukların geleceğine ve Türkiye’nin güçlü yarınlarına duyulan inancın da ifadesi olduğunu belirten Vali Erol Ayyıldız, "Çünkü bizler biliyoruz ki bir milletin en büyük gücü, bilgiyle donanmış, milli ve manevi değerlerini özümsemiş, düşünen, üreten ve çağın gerektirdiği becerilere sahip nesiller yetiştirmektir. Türkiye, eğitim alanında attığı kararlı adımlarla çocuklarımızın geleceğini hazırlayan bilgi ve becerinin yanı sıra sağlam bir karakter ve medeniyet kazandırmayı hedefleyen güçlü bir eğitim anlayışını sürdürmektedir. Bu anlamda Bursa, köklü tarihi, güçlü ekonomisi, üretim gücü, kültürel zenginliği ve yetişmiş insan kaynağı ile ülkemizin önde gelen şehirlerinden biridir. Bursa’nın güçlü yarınlarını inşa edecek olanlar ise bugün, şu anda sıralarında oturan sevgili çocuklarımızdır. Eğitim yalnızca okulda değil, ailede, çevrede ve toplumun bütününde şekillenen ortak bir süreçtir. Çocuklarımızın güçlü bir geleceğe hazırlanabilmesi için okul, aile ve toplumun aynı hedef etrafında buluşması ayrıca büyük önem taşımaktadır. Eğitime sunduğu değerli katkı için Bülent Endez’e ve değerli hanımefendiye ve diğer tüm haricseverlerimize şükranlarımızı arz ediyoruz. Unutmayınız ki sizlerin başarısı yalnızca kendi geleceğinizin değil Türkiye’nin geleceğinin de başarısıdır. Çocuklarımızın eğitimine yapılan her yatırım Türkiye’nin geleceğine yapılan en önemli, en değerli yatırımdır. Yeni eğitim öğretim yılının başta sevgili öğrencilerimiz olmak üzere Gazze’de, Filistin’de, dünyanın her yerindeki tüm öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize, eğitim yöneticilerimize, Bursa’mıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyoruz" ifadelerini kullandı. "Bir yanda gönlü vatanında, hatıraları okulunda, özlemi Gazze’de kalan Filistinli bir evladımızın sesi, diğer yanda onun acısını kendi acısı bilen, dünyadaki bütün çocukların güvenle ve huzurla okullarına gidebildiği bir gelecek dileyen Türk evladımızın vicdanı" diye sözlerine başlayan Bursa İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer ise konuşmasını şöyle sürdürdü: "Biri bize mazlum bir çocuğun hasretini hatırlattı, diğeri ise bu toprakların asırlardır taşıdığı merhamet, kardeşlik ve adalet anlayışını dile getirdi. Eğitim yalnızca ders kitaplarında, sınıflardan, sınavlardan ve diplomalardan ibaret değildir. Eğitim, farklı hayatları birbirine yaklaştıran, çocukların yüreğinde ortak duygulara yer açan güçlü bir bağdır. Bu milletin yarınlarını şekillendiren, sizlerin rehberliğinde yükselen Türkiye Yüzü’nün maarif modeli, sizlere emanet edilen her öğrenciyi bilgi sahibi kılan, o bilgiyi doğruya, iyiliğe ve insanlığa dönüştüren erdemli bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Değerli velilerimiz, eğitimde en büyük güçümüz, sizlerle kurduğumuz güçlü iş birliğidir. Okulun ve ailenin aynı istikamette yürüdüğü yerde çocuklarımız daha güvenli, daha sağlam ve daha mutlu bir gelecekle ilerleyecektir. Bu sorumluluk bilincine sahip nesiller Gazze başta olmak üzere dünyadaki tüm çocukların kendi okullarında korkusuzca huzur ve güven içinde yaşayabileceği bir geleceği inşa edebilirler." Filistin’den 2024 yılında Türkiye’ye gelen ortaokul öğrencisi Esil Keşta ise, "Ben Filistinli bir çocuğum. Bugün ben de sizler gibi okula geldim. Çantam sırtımda, desteklerimde. Defterlerim önümde, öğretmenim karşımda. Burada okuyabiliyor, derslerime girebiliyor ve arkadaşlarımla aynı sıraları paylaşabiliyorum. Bunun için çok mutluyum. Ama okulun kapısından her girdiğinde aklıma Gazze’deki okulum geliyor. Filistin’de bıraktığım sınıfım, sıram, öğretmenim ve arkadaşlarım gözümün önünde canlanıyor. Burada okul zili çaldığında sınıfa girerken eski öğretmenim birazdan kapıdan içeri girecekmiş gibi hissediyorum. Burada yeni arkadaşlarım var. Birlikte oyun oynuyor, ders çalışıyor ve gülüyoruz. Ama bazen Filistin’deki arkadaşlarımı düşünüyorum. Acaba şimdi neredeler, acaba bir gün yeniden aynı okul bahçesinde birlikte koşabilecek miyiz? Ben vatanımdaki okulumu çok özledim. Koridorlarını, bahçesini, sınıfın penceresinden gördüğüm gökyüzünü, sırama oturup defterimi açmayı, öğretmenimin tahtaya yazdığı kelimeleri, arkadaşlarımla paylaştığım küçücük anları bile özledim. Bugün burada eğitimime devam ediyorum. Ama kalbimin bir parçası hala Filistin’deki okul sıramda oturuyor. En büyük dileğim bütün çocukların kendi vatanlarında, kendi okullarında olması" diye konuştu. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca çocuğun okullarına sevinçle başladığını belirten Eymen Kılıç da, "Ama dünyadaki bütün çocuklar bizim kadar şanslı değil. Gazze’deki çocukların da bizim gibi okullarına gidebilmelerini, kitaplarına kavuşmalarını ve yeniden gülümsemelerini tüm kalbimizle diliyoruz" dedi. Konuşmaların ardından öğrenciler tarafından sunulan halk oyunları gösterileri büyük bir beğeni ile izlendi. Okulu eğitime kazandıran hayırsever Bülent Endez’e Bursa Valisi Erol Ayyıldız plaket takdim etti. Daha sonra ilk ders zilinin çalınmasıyla sınıflara geçildi.

Öğrenciler okullara ilk adımı attı... Uyum Haftası başladı Haber

Öğrenciler okullara ilk adımı attı... Uyum Haftası başladı

Milli Eğitim Bakanlığı, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde öğrenciler için başlayan uyum haftasına ilişkin mesaj yayımladı. Bakanlık, öğrencilerin okulla kuracağı ilk bağın güçlendirilmesi için öğretmen ve velilerin de sürece aktif katılacağını duyurdu. Yeni eğitim öğretim yılı öncesinde öğrenciler için uyum haftası başladı. Milli Eğitim Bakanlığı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla özellikle okula ilk kez başlayacak öğrenciler için bu sürecin önemine dikkat çekti. Bakanlık açıklamasında, uyum haftasının öğrencilerin eğitim hayatlarına güven ve heyecanla başlamalarına katkı sağlamasının hedeflendiği belirtildi. Uyum haftası boyunca öğretmenlerin çocukların okulla kuracağı ilk bağı güçlendireceği, velilerin ise düzenlenecek eğitim ve bilgilendirme programlarıyla sürece dahil olacağı ifade edildi. Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin yeni eğitim yılına olumlu bir başlangıç yapmasını dileyerek, okulların kapılarını öğrencilerine açtığını belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı ayrıca “Ailemle Okul Yolu Programı” uyum haftasında başlayarak eğitim öğretim yılı boyunca devam edeceğini duyurdu. Okul öncesi ve 1. sınıf öğrencileri için 5 gün, 5. sınıf öğrencileri için 3 gün uyum çalışmalarının gerçekleştirileceğini belirterek, programla aile-okul iş birliğinin güçlendirilmesi, öğrencilerin okula uyum süreçlerinin desteklenmesi, ailelerin eğitim sürecine etkin katılımının sağlanması ve gelişimsel destek ile rehberlik çalışmalarının güçlendirilmesi hedeflendiği kaydedildi.

Nilüfer’de spor coşkusu hız kesmiyor Haber

Nilüfer’de spor coşkusu hız kesmiyor

Nilüfer Belediyesi, Nilüfer İlçe Kaymakamlığı, Nilüfer ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Nilüfer Belediyespor Kulübü iş birliğinde gerçekleştirilen Nilüfer 24. Uluslararası Spor Şenlikleri, Cengiz Göllü Spor Salonu’nda düzenlenen coşkulu törenle başladı. 20 Nisan-20 Mayıs tarihleri arasında yapılacak Nilüfer 24. Uluslararası Spor Şenlikleri’nin açılış törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, Nilüfer Belediyespor Başkanı Muharrem Or, İlçe Milli Eğitim Müdür Vekili Kahraman Şık, Gençlik ve Spor Hizmetleri İl Müdür Vekili Ekrem Uğurlu, Bursaspor Başkanı Enes Çelik, kamu, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı. Şenliğin sunuculuklarını ise Nilüfer Kent Konseyi Çocuk Meclisi gönüllüleri Lena Kahyaoğlu ve Barçın Güven yaptı. Açılışta Nilüfer Özel Mesleki Eğitim Okulu’nun işaret diliyle İstiklal Marşı okundu. 8 KARDEŞ KENTTEN KATILIM Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 24 yıldır bu geleneği yaşatmanın gururu içinde olduklarını söyledi. Geçen yıl 166 okuldan 20 bini aşkın öğrencinin şenliklere katıldığını dile getiren Başkan Şadi Özdemir, “Bu yıl da 171 okuldan 20 bin öğrencimiz, 24 farklı branşta mücadele edecek. Artistik cimnastikten satranca, atletizmden basketbola, yüzmeden okçuluğa kadar geniş bir yelpazede yarışmalar yapılacak. Uçurtma şenliği, okul öncesi şenliği ve özel eğitim şenliğimiz de bu coşkunun parçası olacak” dedi. Şenliklerin aynı zamanda bir kardeşlik buluşması olduğunu anlatan Başkan Şadi Özdemir, “8 kardeş kentimizden yaklaşık 100 öğrenci de aramızda olacak. Sporun evrensel dilini konuşarak sınırları aşacaklar, dostluklar kuracaklar. Onları Nilüfer’de ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu. ÇOCUKLARIN NEŞESİ GENÇLİĞİN ENERJİSİ Şenliklerin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın kapsadığını belirten Başkan Şadi Özdemir, “Yani bu şenlik, hem çocuklarımızın neşesi hem de gençliğimizin enerjisi demek. Biz Nilüfer’i bir spor kenti yapmak istiyoruz. Sporu sadece kupa ve madalya kazanmak olarak görmüyoruz. Spor herkes için eşit bir haktır. Bu yüzden erişilebilir olmalı, bir yaşam biçimine dönüşmelidir. Her yaştan, her kesimden çocuklarımız burada buluşuyor. Kazanan hep dostluk, kardeşlik ve barış olsun. Şenliğimiz kutlu olsun” dedi. Tören Nilüfer İsmail Kadriye Solakoğulları Ortaokulu, Mualla Türkün Anaokulu, Hasanağa İlkokulu, Nilüfer Belediyespor Kulübü cimnastik ve halk dansları gösterileriyle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.