Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Oecd

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Oecd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Oecd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sağlık Bakanı Memişoğlu "Türkiye'nin sağlıkta ihtiyaç duyduğu ilaç ve cihazları üreteceğiz" Haber

Sağlık Bakanı Memişoğlu "Türkiye'nin sağlıkta ihtiyaç duyduğu ilaç ve cihazları üreteceğiz"

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Türkiye'nin sağlıkta dünyaya örnek bir model oluşturduğunu belirterek, "Biz sadece sağlık hizmeti vermeyeceğiz. Sağlığın teknolojisini de üreteceğiz. Bilimini de üreteceğiz. Cihazını da üreteceğiz. İlacını da üreteceğiz. Türkiye bu bölgenin sadece değil, dünyanın sağlıkla ilgili merkez noktalarından bir tanesi olacak. Altyapımıza güveniyoruz. İnsan gücümüze güveniyoruz. Bilgimize güveniyoruz" dedi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, 15 Ağustos 2026 Cumartesi günü, İstanbul’da sağlık muhabirleriyle bir araya geldi. Sağlık gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Memişoğlu, önemli açıklamalarda bulundu. "3 milyonun üzerinde insan Türkiye’ye sağlık hizmeti almaya geliyor" Türkiye'nin sağlık sisteminin son 25 yılda büyük bir gelişim sürecini yaşadığını vurgulayan Memişoğlu, "Sağlık hizmetinin iyi sunulmasının en önemli etkenlerden biri de iyi bir sağlık çalışanı ordumuzun olmasıdır. Kaliteli, çalışkan, hedef odaklı bir sağlık çalışanı kitlemiz var. Bunun altyapısı ve organizasyonu iyi yapılınca ve destek de verilince Türkiye bugün sağlıkta herkesin rahat ulaşabildiği, sosyal tarafı da çok kuvvetli olan, aynı zamanda teknolojisini de kullanabilen bir ülke hâline geldi. Bugün 3 milyonun üzerinde insan Türkiye’ye sağlık hizmeti almaya geliyor. Çevremizdeki ülkeler bizim sağlık hizmetini örnek almaya çalışıyorlar, bizden destek istiyorlar. Birçok ülkeye de yardım edebilir hâldeyiz" ifadelerini kullandı. "Palyatif bakım ile ilgili yeni bir model oluşturduk" Palyatif bakım konusunda yeni bir yönetmelik yayınlayarak bir model oluşturduklarını söyleyen Bakan Memişoğlu, "Bizim yoğun bakımlarımızda 4’te 1, 5’te 1 oranında hastalarımız uzun süre yatan kronik hastalardı, bakım hastalarıydı. Yeni bir yönetmelik yayımlayarak ‘palyatif kritik bakım hizmeti’ diye bir şey tanımladık. Evde sağlık, uzaktan sağlık ve palyatif bakım hizmetlerini entegre ettik. ESKOM (Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi) denen bir merkezi komuta merkezi oluşturduk. Bu mevzuatla uzun yatışta olan, evde yatabilen hastaların uzaktan bakılmasını çok daha etkin hâle getireceğiz. Toplum yaşlandıkça ve aile küçüldükçe bakım yaşlılarımızın bakımı ile ilgili ve sağlık hizmetiyle ilgili farklı bir modele geçmek zorundayız. Onun için bu modeli oluşturduk. Aile hekimi de bu sisteme dâhil edildi. Aile hekiminin bir hastasının palyatif bakım ihtiyacı varsa aile hekimi bu durumu ESKOM’a bildirecek veya palyatif bakım hastası hastaneden çıkarılıp evine yerleştirildiyse otomatik olarak aile hekimine bu hastasıyla ilgilenmesi için bilgi verilecek. Böyle bir koordinasyon sistemi kuruyoruz. Bilgisayar yazılımıyla yapacağız bunları. Mevzuatı çıkardık, şimdi yazılımı bitiyor. Türkiye genelinde 271 bin yatağımız var, 7 bin 822 yatağımız palyatife ayrılmış durumda. İstanbul’da da 910 palyatif bakım yatağımız var. İstanbul’da palyatifte yatak sorunumuz yok. Önemli olan organizasyonu iyi yapabilmemiz" diye konuştu. "Türkiye’de aile hekimliği sayımız 25 bin bandındaydı, bugün 31 bin aile hekimliğimiz var" Sağlık sisteminin daha güçlü ilerleyebilmesi için mevzuat değişiklikleri gerçekleştirdiklerini anlatan Memişoğlu, "İki senede 160 mevzuat çıkardık. Bunların içinde bir tane de kanun var. 20-30 tane daha mevzuat değişikliğimiz olacak. 2024 yılının Kasım ayında Aile Hekimliği Yönetmeliği’ni değiştirdik. Sağlık sisteminin ‘Koruyan Sağlık’ tarafını ön plana çıkardık ve proaktif aile hekimliği sistemine geçtik. Türkiye’de aile hekimliği sayımız 25 bin bandındaydı, bugün 31 bin aile hekimliğimiz var. İstanbul’da bin 121 aile hekimliğimiz var, 81 aile hekimliği açtık, 130 tane daha açacağız. Aile hekimliklerinde; yaklaşık bin 850 ilacın yazılabilmesini, sağlık raporlarının verilebilmesini, geleneksel tıp (GETAT) uygulamalarının yapılabilmesini ve aile hekiminin gerek görürse hastası için hastaneden randevu alabilmesini sağladık. İstanbul’da 34 tane Sağlıklı Hayat Merkezi var. Ücretsiz hizmet sunulan Türkiye’deki bütün Sağlıklı Hayat Merkezlerinde gebe okulu, çocuk gelişimci, psikolog, diyetisyen, fizyoterapist var. Pilates, egzersiz yapılıyor. Aşıdan kanser taramasına kadar her şey yapılıyor. Şimdi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından aile danışmanı da var. Aile hekimi veya hastanedeki hekimler, hastaları için Sağlıklı Hayat Merkezlerinden randevu alabiliyor. Vatandaşlar da MHRS üzerinden Sağlıklı Hayat Merkezi randevusu alabiliyor" şeklinde konuştu. "Türkiye’de yaş ortalaması 78,5’e yükseldi" TUİK verilerine göre Türkiye'nin yaş ortalamasının yükseldiğinin altını çizen Memişoğlu, "TÜİK’in geçen ay yayınladığı bültende Türkiye’de yaş ortalamamız 78,5 olmuş, yani artmış. Neydi bu? 2002 senesinde 72’ydi. Geçen sene bu 78,1 idi. Bu esasında dünyada sağlık sisteminin başarı parametrelerinden biridir. Yani siz ne kadar uzun yaşıyorsanız sağlık sisteminiz o kadar iyidir. Bebek ölüm oranlarına bakın. 2002 senesinde bebek ölümü bin doğumda 31,5 iken bugün 7,8’e düşmüş durumda ve 2024’te binde 9 iken 2025’te binde 7,8’e düştü, yaklaşık 1,2 demek. Bu yılda 3 bin bebeğin daha yaşadığını gösteriyor. 3 bin bebek, az bir sayı değil bu. Doğumda annenin ölüm oranını düşürdük. Sağlık sisteminizin başarısı OECD’de bunlarla ölçülüyor" açıklamalarında bulundu. "Ülkemizde erkeklerin yüzde 46'sı sigara içiyor, dünyada ikinciyiz" Sigaranın Türkiye'de ölüm sebeplerinin en önemlilerinden biri olduğunu belirten Memişoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü "Ölümlerin yüzde 34,7’si dolaşım sistemi hastalıkları, yüzde 16’sı iyi ve kötü huylu tümörler sebebiyle oluyor. Yani yüzde 50’nin üzerinde ölüm nedeni dolaşım sistemi hastalıkları ve tümörler. Dolaşım sistemi hastalıklarının yüzde 42’sini iskemik kalp hastalığı, iyi ve kötü huylu tümörlerin yüzde 30’unu solunum hastalıkları, akciğer kanseri ve gırtlak kanseri oluşturuyor. Peki sizce bunun nedenleri ne? Bu ölüm sebeplerimiz iskemik kalp hastalığı, inme, dolaşım hastalığı ve akciğer kanseri nedeni nedir? Sigara. Sigara, Türkiye’de insanlarımızın hastalanma ve ölüm sebeplerinin en önemlilerinden biridir. Ülkemizde erkeklerin yüzde 46’sı sigara içiyor. Dünyada ikinci sıradayız, ilk üçte yerimiz değişiyor. Sigara kötü bir alışkanlık, herkes biliyor. Bize bir şey olmaz diyoruz ama oluyor. Olduktan sonra pişman oluyoruz. Türkiye’de geçen sene 8 milyar paket sigara satılması doğru bir şey değil. Bunu kullanmaması için insanları motive etmemiz lazım. İnsanların sağlık talebini artırmamız lazım" "Türkiye’de 30 binin üzerinde insan şu anda organ bekliyor" Konuşmasında organ naklinin önemine değinen Bakan Memişoğlu, "Organ nakli için kadavratik organ bağışı bulmakta zorlanıyoruz. Organ nakli konusunda kanunla beraber bir değişim yaptık. Artık e-Devlet, e-Nabız üzerinden organ bağışı yapılabiliyor. Bağış sayısı şimdiye kadar 250 bini buldu. Bu kanunla kişinin organ bağışını vasiyet hâline getirdik. Kişi diyor ki ‘Ben öldükten sonra organlarımı bağışlıyorum.’ Bunu sistemden yapıyor ve biz bu kişiye şunu soruyoruz: ‘Yakınların bilsin mi?’ ‘Hayır, bilmesin.’ derse bunu dediği anda hiç kimseye söylemiyoruz. Siz organ bağışını e-Nabız üzerinden yaptığınız zaman sizden başka kimse o bağışı yaptığınızı bilmiyor. Ne zamana kadar bilmiyor? Beyin ölümü tespit edilip öldü denildiği zaman hastanede Ölüm Bildirim Sistemi’ne girildiği anda hem ailenize hem doktorunuza hem de organ nakli ekiplerine haber gidiyor. O zamana kadar bağış yaptığınızdan kimsenin haberi olmuyor. Türkiye’de 30 binin üzerinde insan şu anda organ bekliyor. Organ bağışının e-Devlet üzerinden yapılmasını sağlamamız ve organ bağışı sayısını artırmamız lazım. Ülkemiz organ merkezleri anlamında, hekimlik ve altyapı anlamında dünyanın örnek ülkelerinden biri" dedi. İstanbul’da son 24 yılda 79 tane büyük hastane yapıldığını hatırlatan Memişoğlu, "Sadece COVID-19 pandemisi döneminde 28 hastane yapılmış. Türkiye genelinde 27 tane şehir hastanesi yaptık. Şu anda İstanbul’da bin 453 yataklı Fatih Sultan Mehmet hastanesini yapıyoruz. Sancaktepe’de 4 bin yataklı şehir hastanesini inşallah 2027’nin ikinci yarısında hizmete sunacağız. Haydarpaşa’nın kampüsüne başladık. Bakırköy Sadi Konuk Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin projelendirmesine başladık. Süreyyapaşa’nın projelendirmesini bitirdik. Finansını bulmaya çalışıyoruz ama yatak kapasitesi konumuzun üstünde çok sorunumuz yok. Esenyurt’ta inşallah bir yatak planlaması yapıyoruz. Beykoz’un hastanesini 2027’de bitirme hedefindeyiz, Bayrampaşa keza öyle. Bir de Avcılar var. Bunları İstanbul’a yatırım olarak yapacağız" diye konuştu. "E-Nabız'a hiç kimse sızamaz" E-Nabız sistemi ile ilgili güvenlik tartışmalarına değinen Bakan Memişoğlu, "E-Nabız çok korunaklı bir sistemdir. E-Nabız’a hiç kimse sızamaz, çok korunaklı bir sistemdir. Bize kodlu gelir, biz kimseyi görmeyiz. e-Nabız’a müdahale olamaz" dedi. "Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu ilaç ve cihazları üreteceğiz" Yerli aşı konusundaki çalışmalara değinen Bakan Memişoğlu, "Yerli aşıyla ilgili çağrı yaptık. 8 tane yerli aşının üretimi için planlamalarımızı yaptık. İnşallah en az 6 tanesiyle birkaç hafta içinde sözleşme yapıp yerli aşı üretimini Türkiye’de kendimiz yapacağız. Hatta sadece dolum değil, ‘master cell’ dediğimiz esas hücreyi de alarak yapacağız. Yani biz kendimiz yapacağız her şeyi. Bizim 13 tane yerli aşımız var. Bu aşılar içinden seçtik. Hepatit A’yı biz kendimiz dolum yapıyoruz. Diğerlerini de çok yakında açıklayacağız. Çağrılarını yaptık. 8 tanesini yaptık ama 6 tanesinin anlaşmasını hazır hale getiriyoruz. Onlarla ilgili çalışma yaptık, hazır üretime geldik. 2 tane ultrason sözleşmesi yaptık. 2 firma yurt dışından teknolojisiyle beraber getirecekler. 2 sene içinde yüzde 70’in üzerinde yerli ultrasonumuzu üreteceğiz. Bunun sözleşmesini de yaptık. Şimdi Hacettepe ve Teknopark’ta üretimini yapıyoruz. İnşallah çok yakın zamanda 2 tane fabrikasının temelini atacağız. Böylece Türkiye kendi ultrasonunu da yapacak. Kendi kalp-akciğer pompamızı biliyorsunuz, ASELSAN’la beraber yaptık. Bu çok teknolojik bir cihaz. O cihaz olmadan kalp ameliyatları yapılamaz. Şimdi onu hastalarda kullanmaya başladık. Bir ay evvel başladık ve sene sonu itibarıyla seri üretimine geçeceğiz. Mobil röntgen cihazını aldık. Solunum cihazı yapıyoruz. Home Vent yapıyoruz. En önemlilerden bir tanesi, mesela kapsül endoskopi yapıyoruz Türkiye’de. Onun da insan çalışmalarına çok kısa zamanda başlayacağız. Endoskopi yerine biliyorsunuz, tablet gibi alıyorsunuz. Bütün bağırsağınızı, midenizi filmler gösteriyor. Bunu 2-3 ülke yapıyor. Bir tanesi de biziz. Teknopark’ta onu prototipiyle geliştirdik. Özellikle immünolojik ve kanser ilaçlarıyla ilgili çalışmalarımız var. Biz Türkiye’nin üretim kapasitesini tamamen bağımsız hâle getireceğiz. Özellikle kanser, SMA gibi moleküler hastalıklar, immünoterapi gibi ilaçları kendimiz üretir hâle getiriyoruz şimdi. Bunun klinik çalışmalarına da başlayacağız çok kısa zamanda. Türkiye’nin hangi stratejik cihazlara ihtiyacı var? 45 tane şimdi tespit ettik. Belki sayı artacak. Bu 45 cihazı üretebilmemiz lazım. Biz sadece sağlık hizmeti vermeyeceğiz. Sağlığın teknolojisini de üreteceğiz. Bilimini de üreteceğiz. Cihazını da üreteceğiz. İlacını da üreteceğiz. Türkiye bu bölgenin sadece değil, dünyanın sağlıkla ilgili merkez noktalarından bir tanesi olacak. Altyapımıza güveniyoruz. İnsan gücümüze güveniyoruz. Bilgimize güveniyoruz" ifadelerini kullandı. SMA hastalığı ile ilgili çalışmaların da yürütüldüğünü vurgulayan Bakan Memişoğlu, "SMA ile ilgili bir çalışma da yapıyoruz. SMA ile bağış toplayıp yurt dışında iyi olacağını deyip insanlara vaatte bulunup da bu vaadinin sonucunun ne olduğunu hepsini açıklayacağız. SMA ilacını bağış alıp da bu ilaç sonucunda o hastalar iyileşti mi, iyileşmedi mi? Sonucunu bilimsel olarak çalışıyoruz" dedi. Türkiye'nin sağlık sisteminden dünyaya örnek olan bir konuma geldiğinin altını çizen Memişoğlu, vatandaşlardan sağlık çalışanlarına sahip çıkmalarını istedi.

Türkiye'de yükseköğretim mezuniyetinde rekor artış! Haber

Türkiye'de yükseköğretim mezuniyetinde rekor artış!

TÜİK, 2025 yılına ilişkin Ulusal Eğitim İstatistikleri'ni yayımladı. Veriler, Türkiye'de eğitim seviyesinin son yıllarda önemli ölçüde yükseldiğini, özellikle gençler ve kadınlar arasında yükseköğretime erişimin belirgin şekilde arttığını ortaya koydu. Buna göre, 25-34 yaş grubundaki nüfusta yükseköğretim mezunu oranı 2008 yılında yüzde 13,5 seviyesindeyken, 2025 yılında yüzde 45,6'ya çıktı. Aynı dönemde kadınlarda yükseköğretim mezuniyet oranı yüzde 12,5'ten yüzde 50,3'e, erkeklerde ise yüzde 14,6'dan yüzde 41'e yükseldi. TÜRKİYE OECD ORTALAMASINA YAKLAŞTI Organisation for Economic Co-operation and Development verilerine göre 2024 yılında 25-34 yaş grubunda yükseköğretim mezunu oranı OECD ülkelerinde ortalama yüzde 48,7 olarak gerçekleşirken, Türkiye'de bu oran yüzde 44,9 oldu. OECD ülkeleri arasında en yüksek oran yüzde 70,6 ile Güney Kore'de, en düşük oran ise yüzde 29,1 ile Meksika'da kaydedildi. 25 yaş ve üzerindeki nüfusta ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora mezunlarının oranı 2008 yılında yüzde 9,8 iken, 2025 yılında yüzde 26,1'e yükseldi. Aynı yaş grubunda ortaöğretim ve üzeri eğitim seviyesini tamamlayanların oranı ise yüzde 50,5 olarak hesaplandı. Veriler, yükseköğretim mezunlarının özellikle genç yaş gruplarında yoğunlaştığını ve genç kadınların eğitim seviyesinde dikkat çekici bir yükseliş yaşandığını ortaya koydu. ORTALAMA EĞİTİM SÜRESİ 9,6 YILA ÇIKTI Türkiye'de 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2025 yılında 9,6 yıl olarak belirlendi. Kadınlarda ortalama eğitim süresi 8,9 yıl, erkeklerde ise 10,3 yıl oldu. İller bazında değerlendirildiğinde ortalama eğitim süresinin en yüksek olduğu il 10,9 yıl ile Ankara oldu. Ankara'yı İstanbul, Eskişehir, Kocaeli ve Yalova takip etti. En düşük ortalama eğitim süresi ise 7,6 yıl ile Ağrı'da kaydedildi. EĞİTİM SÜRESİNDEKİ EN BÜYÜK ARTIŞ ŞIRNAK'TA Son 10 yılda ortalama eğitim süresindeki artışın en yüksek olduğu il yüzde 48,5 ile Şırnak oldu. Şırnak'ı sırasıyla Hakkari, Muş, Şanlıurfa ve Van izledi. 2025 yılında 6 yaş ve üzeri nüfusta okuma yazma bilenlerin oranı yüzde 97,9 olarak hesaplandı. Bu oran 2008 yılında yüzde 91,8 seviyesindeydi. Kadınlarda okuryazarlık oranı yüzde 96,4'e, erkeklerde ise yüzde 99,3'e yükseldi. İstatistikler, ebeveynlerin eğitim düzeyi ile çocukların eğitim başarısı arasında güçlü bir ilişki olduğunu da ortaya koydu. Annesi yükseköğretim mezunu olan bireylerin yüzde 84,2'sinin, babası yükseköğretim mezunu olanların ise yüzde 80,4'ünün yükseköğretimi tamamladığı belirlendi. Annesi ortaöğretim mezunu olanlarda yükseköğretim tamamlama oranı yüzde 64,3 olurken, annesi ortaöğretim altı eğitim düzeyine sahip bireylerde bu oran yüzde 29,4'te kaldı.

Babacan, Bursa'dan ekonomi ve politika sorunlarını değerlendirdi Haber

Babacan, Bursa'dan ekonomi ve politika sorunlarını değerlendirdi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa İl Teşkilatı tarafından Nilüfer’de Liya Davet’te düzenlenen iftar programına katılarak ekonomi, hukuk, dış politika ve sosyal politikalarla ilgili kapsamlı değerlendirmeler yaptı. Babacan, program öncesinde Kapalıçarşı ziyareti gerçekleştirdi ve partililerle buluştu. İftar programına DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, Nilüfer İlçe Başkanı Fatih Kayıkçı ve çok sayıda sivil toplum ve yerel yönetim temsilcisi katıldı. Basın mensuplarına programda yer verilmemesi dikkat çeken bir ayrıntı oldu. RAMAZAN DAYANIŞMANIN SİMGESİ Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, açılış konuşmasında Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu güçlendirdiğini vurguladı. Yıldız, “Hiç kimseyi geride bırakmadan kentte yaşayan tüm vatandaşlara hizmet etmeye çalışıyoruz. Ramazan ayının huzur ve dayanışma iklimi toplumumuza güç katsın” dedi. DEVA Partisi Bursa İl Başkanı Tayfun Öztürk, iftarın sadece bir yemek buluşması olmadığını, toplumsal dayanışma ve siyasi vizyonun paylaşıldığı bir platform olduğunu söyledi. Öztürk, Türkiye’de gençlerin gelecek kaygısıyla yurt dışına yöneldiğine dikkat çekerek, otomobil fiyatlarındaki yüksek vergileri örnek gösterdi. Öztürk ayrıca emeklilerden staj mağdurlarına, gazilerden kadın ve gençlere kadar farklı kesimlerin buluştuğunu belirtti. Babacan konuşmasında Türkiye’nin güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, doğru yönetimle ülkenin çok daha iyi bir noktaya taşınabileceğini söyledi. Ekonomik sorunların temelinde yanlış yönetim olduğunu ifade eden Babacan, “Türkiye’nin sorunları çözülemeyecek sorunlar değil. Doğru politikalar ve liyakatli kadrolarla ülke yeniden ayağa kalkabilir” dedi. BURSA SANAYİSİ VE ÜRETİM SIKINTILARI Bursa ekonomisine dair değerlendirmede bulunan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, tekstil ve ihracat ağırlıklı firmaların yüksek maliyet ve kur politikaları nedeniyle baskı altında olduğunu belirtti. Son iki yılda yaklaşık 9 bin 900 fabrikanın kapandığını ve yüz binlerce kişinin işini kaybettiğini vurgulayan Babacan, yükselen enerji maliyetleri ve faiz oranlarının üretici üzerindeki yükünü de dile getirdi. ENFLASYON VE SOSYAL ADALET Babacan, Türkiye’de gıda fiyatlarının OECD ortalamasının çok üzerinde artış gösterdiğini belirterek, bunun yanlış ekonomi politikalarının sonucu olduğunu savundu. Ekonomik büyümenin güçlü bir hukuk sistemiyle bağlantılı olduğunu ifade eden Babacan, yatırım ortamının güvence altında olmadığını ve hukukun olmadığı yerde üretimin ilerleyemeyeceğini söyledi. Emekli ikramiyesi ve dar gelirli vatandaşlara yönelik eleştirilerde de bulunan Ali Babacan, “Bir avuç insana yarıyorsa, geniş kesimleri fakirleştiriyorsa bunun adı ekonomi politikası değildir” dedi. Babacan ayrıca “Hiçbir çocuk yatağa aç girmemeli, hiçbir anne mutfakta çaresiz kalmamalı, hiçbir baba evladına karşı boynu bükük durmamalı” mesajını verdi. Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını eleştirerek, bölgesel istikrarın tehdit altında olduğunu söyleyen Babacan, Türkiye’nin diplomasi ve sağduyuyla hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak, askeri caydırıcılığın önemli olduğunu ancak kalıcı barışın diplomasiden geçtiğini anlattı. Konuşmasını Türkiye’nin sorunlarının çözülebilir olduğunu vurgulayarak tamamlayan Babacan, adalet ve hukuk temelli yönetim anlayışı ile ülkenin yeniden güçlü bir konuma taşınabileceğini belirterek, “Adalete ve hukuka dayanan bir yönetim anlayışı, ehil ve dürüst kadrolar ve istişareyle alınan kararlar Türkiye’nin bütün sorunlarını çözer.” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.