Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Nin

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Nin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nin haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Beyoğlu’nda kötü koku ihbarı: Kokunun geldiği evden ceset çıktı Haber

Beyoğlu’nda kötü koku ihbarı: Kokunun geldiği evden ceset çıktı

Beyoğlu’nda mahalle sakinleri bir binadan kötü koku gelmesi üzerine ihbarda bulundu. Adrese gelen polis, itfaiye ve sağlık ekiplerinin yaptığı incelemede evde yaşayan Selim Bağda’nın cansız bedenine ulaşıldı. Olay, 3 Ağustos Pazartesi günü saat 21.00 sıralarında Beyoğlu’nun Hacıahmet Mahallesi Kurtoğlu Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, mahalle sakinleri bir binadan gelen yoğun kötü koku nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulundu. İhbar üzerine adrese polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Polis ekipleri kötü kokunun binanın giriş katında bulunan daireden geldiğini tespit etti. Bunun üzerine itfaiye ekipleri, dairenin demir parmaklıklarını kırdı. İtfaiyenin yardımıyla eve giren polisler, evde yalnız yaşadığı öğrenilen Selim Bağda’yı (57) salondaki koltukta hareketsiz şekilde yatarken buldu. Yapılan incelemede Bağda’nın hayatını kaybettiği anlaşıldı. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, Bağda’nın vücudunda herhangi bir darp ya da kesici alet izine rastlanmadı. Olay yeri inceleme ekiplerinin evde yaptığı inceleme sonrası Bağda’nın cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. "Kokudan nefes alamıyordum’’ Yoğun koku nedeniyle yetkililere haber verdiklerini anlatan bir bina sakini, "Genç birisiydi. Bildiğim kadarıyla tek yaşıyordu. Arada bir kardeşi gelip, kalıyordu. Kardeşi de öldüğü gün olayı komşulardan öğrendi. Ben binadan kokuyu aldım. Çocuğum küçük olduğu için dışarıya çıkamıyorum. Burada kaynım oturuyor, ona yemek gönderdim. Bir baktım oğlum eve girerken burnunu kapatıp 'Anne binadan çok pis bir koku geliyor' dedi. Ben de kafamı binaya uzattım. Çok pis bir koku geliyordu. Kapıyı kapatırken kokudan nefes alamıyordum. Polis geldi, sonra itfaiye geldi, sonra savcı geldi. Evde ölü bulunmuş. Çekyatın üzerinde ölü bulunmuş diye duyduk’’ ifadelerini kullandı. "Sanki leş kokusu vardı’’ Binada oturan bir başka vatandaş ise sabah işe gitmek için binadan çıktığı esnada kokuyu fark ettiğine değinerek, "İnerken kokuyu aldım, çıktım, gittim. Alt komşum da aynı şekilde söyledi. Sanki leş kokusu vardı. Sabah saat 8’de işe gitmek için binadan çıkıyorum, hafif bir hayvan leşi kokusu geliyordu. Pencereden gelen hafif bir kokuydu. Sonra ben çıktım, işe gittim. Gece 12 gibi işten döndüm, kapıda polisler vardı" diye konuştu. "Kapıyı kontrol ettiğimde leş gibi koku geliyordu’’ Mahalle sakinlerinden Cem Kamar, komşuların şikayetleri üzerine kapıyı kontrol ettiğinde yoğun bir kötü koku aldığını belirterek, "Alttaki komşu gelip, 'Kapıdan koku geliyor' dedi. Sonra ben gidip, kapıyı kontrol ettim, leş gibi kokuyordu. Kalp krizi geçirmiş. Ondan sonra sabah saat 4’e doğru gelip, cenazeyi aldılar. Ben onu en son cumartesi sabah gördüm. Biz burada su indiriyorduk. Selam verdi gitti. Sonra cumartesi öğlen saatlerinde vefat etti, biz onu pazartesi akşamı bulduk. Çalışmıyordu, daha önceden çalışıyormuş. Otellerde barmenlik falan yapıyormuş. Son zamanlarda çalışmıyordu. Son zamanlarda burada kötü oluyordu, kalbini tutuyordu. Çok ambulans çağırıyorduk. Ondan sonra da zaten vefat etmiş. Yalnız yaşıyordu ama ara sıra kardeşi onda kalıyordu. Kardeşi de o sırada yurtdışına tatile gitmişti. Ona ben haber verdim’’ şeklinde konuştu. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Antalya’nın koruma altındaki doğal sit alanında ’Olmaz bu kadar ’dedirten görüntüler Haber

Antalya’nın koruma altındaki doğal sit alanında ’Olmaz bu kadar ’dedirten görüntüler

Antalya’nın içme suyu kaynaklarından Kırgöz’de su altı temizliği yapan dalgıçlar, karşılaştıkları manzara karşısında hayrete düştü. İçme suyu havzası ve doğal sit alanı olması nedeniyle koruma altında olan bölgeye doğrudan giriş, yüzme veya piknik yapılması yasak olmasına rağmen su altından onlarca çuval plastik atık ve çöp çıkaran Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Bütün su kaynaklarımızı, bütün tatlı su kaynaklarımızı kaybettik, halen kaybediyoruz. Zararın neresinden dönersek kardır" dedi. Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde dağ eteklerinden kaynayan berrak ve buz gibi suyuyla Antalya’nın su ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan Kırkgöz su kaynakları, şehir merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Aynı zamanda Düden Şelalesi’ni besleyen ana kollardan biri olan, Toros Dağları’nın karstik yapısından ve Kestel Düdenleri’nden beslenen Kırkgöz su kaynağı, yüksek debisi ve kaliteli yeraltı suyu yanında su altı ve üstü bitki örtüsü, farklı kaya oluşumları ve çevresini kaplayan ağaçlarla Antalya’nın en önemli doğal varlıkları arasında yer alıyor. Mavi Akdeniz Projesi kapsamında geçtiğimiz günlerde Antalya’nın en önemli içme suyu kaynaklarından olan Kırkgöz su kaynaklarında yapılan su altı ve su üstü temizliğinde dalgıçlar karşılaştıkları manzara ile hayrete düştü. İçme suyu havzası ve doğal sit alanı olması nedeniyle koruma altında olan bölgeye doğrudan giriş, yüzme veya piknik yapılması yasak olmasına rağmen yapılan çalışmalarda kaynaktan onlarca çuval pet bardak, alkol şişeleri ve atık malzeme çıkartıldı. "Kırkgöz, tamamen çöplük olmuş" Kırkgöz su kaynaklarının Antalya’nın içme suyu güvenliğinde hayati rol üstlenen stratejik bir kaynak olduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, plastik ve mikropilastik kirliliğinin su kaynaklarını da tehdit ettiğini belirtti. Antalya Valiliği koordinasyonunda Mavi Akdeniz Projesi kapsamında geçtiğimiz günlerde Döşemealtı ilçesinde bulunan Kırkgöz su kaynaklarında temizlik çalışması yapıldığını ve su altında karşılaştıkları manzara karşısında hayrete düştüklerini belirten Gökoğlu, "Ben 1976’dan bu yana suyun altındayım. Dalmadığım, görmediğim yer kalmadı. O zamandan bu zamana döngüyü devamlı görüyorum. Dünkü dalışımızda Kırkgözler’de çok berbat bir vaziyette bulduk orayı, tamamen çöplük olmuş. İnsanlar gelmiş, içmiş, yemiş, alkol şişelerini atmışlar, camları kırıp atmışlar, poşetleri atmışlar. Yanlarında ne getirdilerse suyun içinde var" dedi. "Su kaynaklarımızı kaybettik" Özellikle mikroplastik kirliliğinin deniz ve tatlı su kaynaklarını tehdit ettiğinin altını çizen Gökoğlu, "Mikroplastiklerden bahsediyoruz, plastik kirliliğinden bahsediyoruz, bütün sularımızı kaybediyoruz. Belki de hedef olacağım bu açıdan ama bunu da söylemek zorundayız. Özellikle insanlarımızın duyarsızlığı, bu tatlı sulara atılan plastikler nereye gidiyor? Nihayetinde en son ulaştığı yer deniz, denize gidiyor. İşte denizde de kıyılarımızda mikroplastikler gözükmeye başladı. Yani bu işe bir dur dememiz lazım. Bütün su kaynaklarımızı, bütün tatlı su kaynaklarımızı kaybettik, halen kaybediyoruz. Zararın neresinden dönersek kardır" ifadelerini kullandı. "Aklınıza ne gelirse suyun altında" Karşılaştığı manzara karşısında bir hayli üzüldüğünü söyleyen Gökoğlu, "Kırkgözler’in o halini görünce çok üzüldüm. ASAT büyük gölün olduğu yeri kapattı. Orası temiz vaziyette, orası çevrili olduğu için, giremedikleri için insanlarımız, orada şu anda kıyıda bir kirlilik yok. ASAT devamlı olarak bu tel örgüyü tamir ediyor, insanlarımız kesip içeri giriyor. Bir yandan da ne getirdilerse onu bırakıyorlar, o suyun içerisine atıyorlar. Yani su olmuş çöplük. Nilüfer çiçeklerinin üzeri, o yaprakların üzeri plastik atıklar. Altta da batan şişeler, kutular, bira kutuları, meyve suyu kutuları. Aklınıza ne gelirse aşağıda, yukarısı da aynı şekilde, yüzen objeler de suyun üstündeydi" şeklinde konuştu. "Valinin bu manzarayı görmesini isterdim" Kırkgöz’ün Antalya’nın değeri olduğunu söyleyen Gökoğlu, "Antalya’yı yapan Kırkgözler kaynaklarıdır. Çünkü Antalya’yı yeşil tutan, Düden Şelalesi’nin döngüsünü sağlayan, Antalya dünya kenti kimliğini veren yerdir. Tarihi anlamda da Kırkgözler’in önemi var. Ama biz artık bu şekilde götüremeyiz. Turizmi de götüremeyiz, denizimizi de götüremeyiz, tatlı sularımızı da götüremeyiz. Tedbir almamız gerekiyor. Antalya Valimiz çok hassas, çok duyarlı bir insan. Ben ilk defa Antalya’da böyle bir vali buldum, şanslıyız o açıdan. Sayın valimizin bu durumu, manzarayı görmesini isterdim dün orada. Yani oraya girenler düzgün kullanmalı. İnsan yaşadığı ortamı güzelleştirir, çirkinleştirmez, kirletmez, batırmaz" dedi. "Bedelini ödediği zaman aklı başına gelir" Su kaynaklarının korunması ve sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Gökoğlu, "ASAT çevirdiği zaman oradaki yetkililere kafa tutan insanlar geliyor oraya. Bu da apayrı bir olay. Jandarma dün oradaydı, ’Hocam zaman zaman geliyoruz’ dedi. Ama jandarma gelip de orayı her zaman bekleyemez. Yani biz değerlerimizi bilmemiz lazım, değerlerimize sahip çıkmamız lazım. Değerlerimizi kaybetmememiz gerekiyor. Yani şimdi aynı şeyi bir yere daha dokunacağım. Kapuz Kanyonu çok berbat vaziyette, oraya da bir el atacağım. Orayı da görüntülemeye çalışacağım, Kapuz Kanyonu da aynı durumda. Yani suyun olduğu her yer aynı durumda. Buralara sahip çıkmamız gerekiyor. En iyi sahip çıkma da kestiğiniz an cezasını, yaptığı şeyin bedelini, kirlettiğinin bedelini ödediği zaman bu millet aklı başına gelir. Yani bunu yapmamız lazım artık" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.