Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Nato Zirvesi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Nato Zirvesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nato Zirvesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AK Partili Vekil Kılıç’tan çerçeve yasa mesajı: "Tetik çeken asla yararlanamayacak" Haber

AK Partili Vekil Kılıç’tan çerçeve yasa mesajı: "Tetik çeken asla yararlanamayacak"

AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Osmangazi Yörük Türkmen Derneği’nde Bursa ve ülke gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çerçeve Yasa’nın kapsamına ilişkin konuşan Kılıç tetik çeken, talimat veren ve azmettiren kişilerin süreçten yararlanamayacağını söyledi. Kılıç, ayrıca Bursa’ya yaklaşık bin yataklı yeni hastane, metro hattında 2027 hedefi ve dağ bölgesine cezaevi planına ilişkin de bilgiler verdi. AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, beraberinde eski milletvekili ve eski AK Parti Bursa İl Başkanı Hayrettin Çakmak ile birlikte Osmangazi Yörük Türkmen Derneği’ni ziyaret etti. Dernek Başkanı Dinçer Akyel ve Başkan Vekili Cennet Cankılıç’ın ev sahipliğinde Tophane’deki hizmet binasında gerçekleştirilen sabah buluşmasına dernek üyeleri yoğun katılım gösterdi. Ülke ve Bursa gündeminin ele alındığı buluşmada Kılıç, devam eden kamu yatırımlarından ekonomiye, sağlık ve ulaşımdan bölgesel projelere kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Toplantının soru-cevap bölümünde ise Kılıç, özellikle Çerçeve Yasa ve ekonomik gelişmelere ilişkin yöneltilen soruları yanıtladı. "Önümüzdeki yıl daha rahat geçicek" Sabah buluşmasında ekonomik gelişmeler de masaya yatırıldı.Enflasyonun oluşturduğu yükün farkında olduklarını dile getiren Kılıç, küresel gelişmeler ve bölgesel savaşların Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Ekonomide uygulanan politikaların sonuçlarının zaman içerisinde daha belirgin hale geleceğini savunan Kılıç, "2027 itibarıyla daha rahat bir dönem geçireceğiz inşallah" ifadelerini kullandı. Ankara’daki NATO Zirvesi’nde ülke liderlerinin Türkiye’nin duruşuna ve gidişatına hayran kaldığını söyleyenKılıç "Ülkem adına gurur duydum" dedi. Kılıç, emeklilere yönelik desteklerin de devam edeceğini belirterek özellikle evi ve aracı bulunmayan vatandaşlara yönelik yeni aylık destek mekanizmaları üzerinde çalışmalar yapıldığını söyledi. "Tetik çeken, azmettiren yararlanamayacak" Çerçeve Yasa’ya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kılıç tüm süreçlerin şeffaf bir şekilde yayınlandığının altını çizerek, "Terörist başı Öcalan ile ilgili olan görüşmeler de tek tek yayınlandı. Komisyonda da pek çok detay derinlikli bir şekilde ele alındı. Biz bir Çerçeve Yasa çıkarttık. Milli Güvenlik Kurulu, terör örgütünün fesih olduğu, silahların bırakıldığı, devletin raporlarında gerekli birimlerle araştırmalarını yaptıktan sonra bununla ilgili durağan bir durum olduğu ve artık aktivitesinin olmadığını belirlediği andan itibaren izleme komisyonları oluşturulacak. Tetik çeken, talimat veren, azmettiren kişilerin asla bu süreçten yararlanma gibi bir şansı yok. Bunun önünü kesinlikle kapattık. Diğerleriyle alakalı da izleme komisyonu detayıyla bu sürece bakılacak" diye konuştu. "Vatandaşımızın gönlü rahat" Süreci provoke edenlerle ilgili de konuşan Kılıç, "Bazı siyasi partilerin, bizim bayrak, toprak, başkent vereceğimize dair söylemleri oldu. Ama biz ne bayrak, ne toprak, ne de başkent verdik. Tamamen milli birlik ve kardeşlik duygusuyla süreç yönetildi. Devletimizin 2 bin yıllık tecrübesi var ve bu alanda da çalışmalar titizlikle sürdürülüyor. Tüm detaylar vatandaşlarımızın önünde cereyan ettiği için vatandaşımızın da bu konuda gönlü rahat" ifadelerini kullandı. "Şehir Hastanesi’nin kapasitesi yeterli değil" Bursa’nın sağlık altyapısına ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Kılıç, Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin açılışı için çalışmaların sürdüğünü belirtti. Hastanenin ekim ayında hizmete alınmasının hedeflendiğini ifade eden Kılıç, Bursa Şehir Hastanesi’nin mevcut kapasitesinin de kentin ihtiyacını karşılamakta yetersiz kaldığını söyledi. Bursa’nın doğu kesimindeki sağlık ihtiyacına dikkat çeken Kılıç, bu bölgeye yaklaşık bin yatak kapasiteli yeni bir hastane kazandırılması için arazi araştırmalarının devam ettiğini açıkladı. Metro hattında hedef 2027 Bursa’nın ulaşım yatırımlarına da değinen Kılıç, Şehir Hastanesi ile Emek İstasyonu arasındaki metro hattının kentin ulaşımında önemli bir proje olduğunu söyledi. Proje için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından güncel rakamlarla 16 milyar liralık yatırım gerçekleştirildiğini belirten Kılıç, hattın 2027 itibarıyla hayata geçirilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Bursa’daki raylı sistem ağının da genişletileceğini kaydeden Kılıç, mevcut 39 kilometrelik raylı sistem uzunluğunun 45 kilometreye çıkarılacağını belirtti. Kılıç, Kuzey Çevre Yolu’nda sona yaklaşıldığını, Mudanya Çevre Yolu’nda ise kamulaştırma çalışmalarının son aşamaya geldiğini söyledi. Dağ bölgesine cezaevi gündemde Bursa’nın dağ ilçelerini ilgilendiren yatırımlar hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kılıç, dağ bölgesine cezaevi yapılmasına yönelik çalışmanın da gündemde olduğunu ifade etti. Projenin bölge açısından oluşturacağı ekonomik hareketliliğe dikkat çeken Kılıç, yatırım başlıklarının yalnızca merkezle sınırlı kalmaması gerektiğini debelirtti.

Bahçeli'den sert AB çıkışı Haber

Bahçeli'den sert AB çıkışı

MHP Lideri Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmanın ara başlıkları şöyle; Ankara, işgal kapıya dayandığında geri çekilmeyen iradenin; yokluk içinde devletimizi küllerinden yeniden doğuran, ateşten gömlek giyip milletine istiklal biçen ferasetin adıdır. Bir zamanlar direnişin karargahı olan bu aziz şehir, bugün küresel güvenlik mimarisinin tartışıldığı uluslararası platformlara ev sahipliği yaparken; yeni dönemin stratejik tartışmalarına istikamet kazandıran bir merkez olduğunu göstermiştir. Bu sebeple Ankara’da toplanan NATO Zirvesi’ni alelade bir diplomasi faaliyeti gibi okumak eksik, sığ ve sakat bir değerlendirme olacaktır. Ankara’da, yetmiş yılı aşan ittifak hukukunun muhasebesi yapılmış; Soğuk Savaş yıllarının hayalet cephe hatlarından bugünün çok katmanlı güvenlik bunalımlarına uzanan uzun yolun hesabı görülmüştür. Ankara’da; 5. maddenin müşterek savunma ruhundan Ukrayna’ya verilen askeri desteğin geleceğine, 50 milyar doları aşan yeni tedarik hamlelerinden savunma sanayiinde ortak üretim arayışlarına, Avrupa’nın yıllarca ertelediği caydırıcılık açıklarından müttefikler arasındaki ambargo ve kısıtlama çelişkilerine, İran’ın nükleer programından Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer emniyetine, Suriye’de açılmak istenen yeni sayfadan Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan hassasiyetlerimize kadar geniş bir güvenlik kuşağının bütün açmazları aynı anda ele alınmıştır. Ankara’da, müttefikliğin yalnızca kameraların parlak ışıkları altında verilen pozlardan, kriz günlerinde yayımlanan yavan kınama mesajlarından, kürsülerde cilalanmış cümleleri birbiri ardına sıralamaktan ibaret olmadığı; hakiki müttefikliğin hakkaniyet, samimiyet, üretim, paylaşım ve dayanışma üzerine bina edileceği açıkça anlaşılmıştır. Zira devletler de ittifaklar da kürsülerden haykırılan süslü beyanların geçici cazibesiyle değil; badire anlarında sınanan sadakatlerin, yük omuzlara çöktüğünde gözlerin çevrildiği adaletin, gecesini gündüzüne katarak çalışan iradenin gösterdiği sebatla ayakta durur. Kadim Türk devlet mirası, bu hakikati zamanın aşındıramadığı bir mutlak esas olarak akıllarımıza nakşetmiştir. Bilge Tonyukuk’un bin yılı aşkın zaman önce “Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım” derken anlattığı şey ne kadar yorulduğu değil; devleti kurmanın, devleti yaşatmanın ve milleti felaketten sakınmanın bedelinin ne denli ağır olduğudur. NATO Ankara Zirvesi müzakereleri devam ederken, dünyanın dikkati bir anda Ankara ile Hürmüz Boğazı arasında bölünmüştür. Zirve devam ederken Trump mutabakat sürecinin kendisi için bittiğini ifade etmiştir. Bu gelişme yalnızca Vaşington – Tahran hattında yoğunlaşan gerilim ile nükleer program başlığı altında sarmala dönen ihtilafın ifadesi değildir. Daha iki hafta önce bu kürsüden mutabakat sözlerine ilişkin duyduğumuz memnuniyeti ve fakat temkinli yaklaştığımızı söylemiş, verilen sözün nihayete ulaşmasının önemini ifade etmiştik. Devletler arasında tesis edilen mutabakatın itibar ve bağlayıcılığına vurgu yapmıştık. Diplomasinin barışa susamış insanlığın ağzına bir parmak bal çalmak için kullanılan geçici bir aldatmaca mı, yoksa savaşın yolunu kapatacak samimi ve kalıcı bir çözüm iradesi mi diye sormuştuk. Henüz kısa bir süre önce bölgeye umut veren, çatışmanın ateşini kesen ve nihai anlaşmaya ulaşılması için bir takvim ortaya koyan mutabakatın, daha bir ay geçmeden etkisizleştirilmesi, ardından İran topraklarının yeniden bombalanması, barış ihtimaline duyulan güveni sarsmıştır. Ankara Zirvesi’nin ardından Avrupa başkentlerinde yeniden ele alınması şart olacak, Brüksel koridorlarında tekrar gündeme oturacak en mühim başlıklardan biri, Türkiye’nin Avrupa Birliği müzakere sürecidir. Avrupa’nın stratejik geleceği yeniden masaya yatırılmalı ve hakkaniyetli bir gelecek planı oluşturulmalıdır. Çünkü bugün Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, artık eski ezberlerle yönetilemeyecek kadar ağırlaşmıştır. Enerji arz güvenliğinden düzensiz göçe, Savunma kapasitesinden demografik daralmaya, Tedarik zincirlerinden ekonomik rekabete kadar uzanan geniş bir alanda Avrupa yeni bir yol ayrımına gelmiştir. Bu yol ayrımında görmezden gelinmesi mümkün olmayan bir hakikat vardır: O hakikatin adı da Türkiye’dir! Ukrayna sahasından Karadeniz’e, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Doğu Akdeniz’den Ortadoğu’ya kadar uzanan geniş jeopolitik kuşakta Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir güvenlik denklemi kalıcı olamayacaktır. Türkiye’nin hesaba katılmadığı hiçbir enerji koridoru sürdürülebilir olmayacaktır. Türkiye’nin dışarıda bırakıldığı hiçbir bölgesel istikrar projesi başarıya ulaşamayacaktır. Bu durum bir temenni değil, değişen dünyanın ortaya çıkardığı stratejik bir gerçektir. Ne var ki Avrupa Birliği, uzun yıllardır bu gerçeği görmek yerine günü kurtaran siyasi reflekslerle hareket etmeyi tercih etmiştir. Türkiye’nin üyelik süreci teknik kriterlerden çok siyasi ön yargılarla değerlendirilmiştir. Açılması gereken fasıllar bloke edilmiş, Yerine getirilmesi gereken yükümlülükler ertelenmiş, Verilen sözler tutulmamış, Türkiye’nin haklı beklentileri sürekli başka gündemlerin gölgesinde bırakılmıştır. Bu yaklaşım yalnızca Türkiye’ye değil Avrupa’ya da zarar vermiştir. Çünkü Avrupa Birliği, Türkiye’yi bekleme odalarında tutarken kendi stratejik ufkunu daraltmıştır. Türkiye’yi dışarıda bırakarak Avrupa’nın daha güçlü olacağını düşünenler, bugün karşı karşıya kaldıkları güvenlik ve istikrar sorunlarına dönüp bakmalıdır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.