Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Nato

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Nato haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Nato haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TCG Oruçreis New York'ta Haber

TCG Oruçreis New York'ta

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı TCG Oruçreis, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-1 (SNMG-1) görevi kapsamında ABD'nin ev sahipliğinde düzenlenen FLEETEX-250 tatbikatı sonrasında ABD'nin 250'nci kuruluş yıl dönümü etkinliklerine katılmak üzere New York'a ulaştı. Gemi Komutanı Deniz Kurmay Albay Kemal Varlı'nın davetiyle gerçekleştirilen ziyaret kapsamında Türk basın mensupları gemiyi gezerek, faaliyetler hakkında bilgi aldı. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki modern savaş gemilerinden biri olan TCG Oruçreis, hizmete girişinden bu yana ilk kez ABD'ye liman ziyareti gerçekleştirdi. Gemi, Norfolk liman ziyareti ve FLEETEX-250 tatbikatının ardından 3 Temmuz'da New York'ta demirledi. ABD'nin 250'nci yıl kutlamalarına katıldı TCG Oruçreis, 4 Temmuz Bağımsızlık Günü kapsamında düzenlenen International Naval Review-250 (INR-250) etkinliklerinde diğer ülkelerin savaş gemileriyle birlikte törenlere katıldı. Dünyanın dört bir yanından gelen deniz unsurlarının yer aldığı etkinliklerde Türk bayrağı Hudson Nehri'nde gururla dalgalandı. Görev programı kapsamında New York'taki faaliyetlerini tamamlayacak olan TCG Oruçreis'in 8 Temmuz'da İrlanda'nın Dublin kentine hareket etmesi planlanıyor. "TCG Oruçreis, Türk Deniz Kuvvetleri'nin en önemli savaş gemilerinden biridir" TCG Oruçreis Komutanı Deniz Kurmay Albay Kemal Varlı, yaptığı açıklamada geminin sahip olduğu kabiliyetlere ve modernizasyon sürecine dikkat çekerek, "TCG Oruçreis, Türk Deniz Kuvvetleri'nin mavi vatandaki caydırıcılığını ve operasyonel gücünü temsil eden en önemli savaş gemilerinden biridir. Bu değeri daha da artıran unsur ise, geminin yerli ve milli savunma teknolojileriyle kapsamlı şekilde modernize edilerek, geleceğin harekat ihtiyaçlarına uygun hale getirilmesidir. 2025 yılında başarıyla tamamlanan Barbaros Yarı Ömür Modernizasyonu (B-YÖM), Türk savunma sanayisinin ulaştığı teknolojik seviyenin en somut göstergelerinden biri olmuştur. Modernizasyon kapsamında TCG Oruçreis, gelişmiş savaş yönetim sistemi, yeni nesil radarlar, elektronik harp kabiliyetleri, sensörler, haberleşme altyapısı ve komuta-kontrol sistemleriyle donatılarak çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden yapılandırılmıştır. Yerli ve milli imkanlarla gerçekleştirilen bu kapsamlı dönüşüm, geminin harekat etkinliğini önemli ölçüde artırırken, dışa bağımlılığı da büyük ölçüde azaltmıştır. Bu modernizasyon yalnızca bir geminin ömrünü uzatan teknik bir çalışma değil, aynı zamanda Türkiye'nin savunma sanayisinde ulaştığı bağımsızlık vizyonunun güçlü bir yansımasıdır" dedi. Albay Varlı, TCG Oruçreis'in NATO görevleri kapsamında Türkiye'yi başarıyla temsil ettiğini belirterek, "Türk Deniz Kuvvetleri'nin seçkin unsurlarından TCG Oruçreis, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-1 (SNMG-1) bünyesindeki görevi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentini ziyaret etmektedir. Ziyaret, Amerika Birleşik Devletleri'nin 250'nci kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında planlanmış olup, Türkiye'nin NATO içerisindeki etkin rolünü ve uluslararası deniz güvenliğine sağladığı katkıyı bir kez daha ortaya koymaktadır. NATO'nun denizlerdeki caydırıcılık ve kolektif savunma faaliyetlerinin önemli unsurlarından biri olan SNMG-1'de görev yapan TCG Oruçreis, Türk Deniz Kuvvetleri'nin yüksek harekât kabiliyetini, profesyonelliğini ve müttefik kuvvetlerle müşterek görev yapabilme yeteneğini başarıyla temsil etmektedir" dedi. "Türk bayrağı Atlantik'in ötesinde gururla dalgalanıyor" Elektronik Astsubay Kıdemli Başçavuş Muhammed Salih Yarar da liman ziyaretlerinin askeri diplomasi açısından taşıdığı öneme vurgu yaptı. Yarar, yaptığı açıklamada, "Dünyanın en önemli limanlarından biri olan New York'ta gerçekleştirilen bu ziyaret, Türk Deniz Kuvvetleri'nin uluslararası alandaki görünürlüğünü artırırken, şanlı Türk bayrağının Atlantik'in ötesinde gururla dalgalanmasına da vesile olmaktadır. Liman ziyaretleri, yalnızca askeri diplomasi açısından değil, dostluk, iş birliği ve karşılıklı güvenin güçlendirilmesi bakımından da büyük önem taşımaktadır. TCG Oruçreis'in bu anlamlı görevde yer alması, Türkiye'nin denizlerdeki etkinliğini, NATO'ya olan güçlü katkısını ve küresel güvenliğe verdiği önemi açıkça göstermektedir. Aynı zamanda bu ziyaret, Türk Deniz Kuvvetleri'nin disiplinini, denizcilik kültürünü ve kurumsal gücünü uluslararası kamuoyuna tanıtmak için önemli bir fırsat sunmaktadır" ifadelerini kullandı. Türk bayrağı New York'ta ABD'nin 250'nci kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında New York'ta gerçekleştirilen törenlerde yer alan TCG Oruçreis, hem NATO görevleri hem de askeri diplomasi faaliyetleri çerçevesinde Türkiye'yi temsil etti. Atlantik'in ötesinde Türk bayrağını dalgalandıran gemi, modernize edilmiş sistemleri ve operasyonel kabiliyetleriyle Türk Deniz Kuvvetleri'nin ulaştığı seviyeyi uluslararası platformda sergileme fırsatı buldu.

MHP lideri Bahçeli'den 'askeri hastane' çağrısı! "Yeniden açılmalıdır" Haber

MHP lideri Bahçeli'den 'askeri hastane' çağrısı! "Yeniden açılmalıdır"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında Orta Doğu'dan NATO Zirvesi'ne kadar birçok konuda önemli mesajlar verdi. Bahçeli, askeri hastanelerin yeniden açılması gerektiğini belirterek bunun "milli beka meselesi" olduğunu söyledi. Bahçeli'nin açıklamalarından satır başlıkları: "Askeri hastanelerin tekrardan açılması hayati değerdedir" "Askeri hastaneler yeniden açılmalıdır. Vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması milli beka meselesidir." Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir" dedi. Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. ABD ile İran arasındaki müzakere görüşmeleri hakkında değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Hürmüz’de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak Siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır? Gözü dönmüş bu ihtiras ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Ateşkes kelamı daha havada asılıyken, bu korsan yapı, arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır. Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dahi fütursuzca diş göstermekte; barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır: Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren emperyalist bir sömürge düzeneğidir" diye konuştu. "Kara Kuvvetlerimiz milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır" Konuşmasının devamında Türk Kara Kuvvetleri’nin 2235’inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, "Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarında doğan cihan hakimiyeti ülkümüzü, Anadolu’da vatanlaştığı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam saldığı milli hafızamızdır. Türk Kara Kuvvetlerimiz; medeniyet iddiasının nice coğrafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde, düzenli ordunun tesisini, emir-komuta silsilesinin kudretini ve askeri teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletleriyle tanıştıran kutlu ve köklü bir mirastır. Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını Türk milletine mahşere dek açan iradenin, Sakarya’da milletin kötü kaderini yenen dirayetin, bugün ise terörle mücadelede sınırlarımızın ötesine taşan milli beka düsturunun vücut bulmuş halidir. Kara Kuvvetlerimiz, toprağı yalnızca bir coğrafya parçası değil; şehidin emaneti, devletin haysiyeti, milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır" dedi. "Türkiye, NATO’nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür" Ankara’da yapılacak olan NATO Zirvesi’ne ilişkin Bahçeli, "Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore’den Afganistan’a, Kosova’dan Libya’ya, Bosna-Hersek’ten Irak’a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan çok önce, Türk’ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Dondurucu soğuğun, amansız yokluğun ve cehennemî ateş çemberlerinin içinde tek bir adım bile geri atmayan o çelikten irade, müttefikliğin lafla değil, ancak kahramanlıkla mühürleneceğini tarihin hafızasına kazımıştır. Soğuk Savaş’ın o kasvetli ve tehdit dolu yıllarında da Türkiye, NATO’nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür. Kuzeyden esen Sovyet yayılmacılığına karşı, Boğazlarımıza hâkim olan milli egemenliğimiz, ittifakın başlıca can simidi olmuştur. Türkiye, NATO masasına otururken arkasında içi boş dosyalarla yahut her sözüne ve adımına icazet arayan bir mahcubiyet ve acizlikle değil; her satırı şehadetle ve gazilikle örülmüş muazzam bir şeref siciliyle oturmaktadır. Bu sebeple Ankara’da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye; ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir" ifadelerini kullandı. "Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir" NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Bahçeli, "Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekât kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer, ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkân ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askeri tıp; askeri iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirini içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında; askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgâr değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması millî beka meselesidir. Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış, bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes GATA geleneği; cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçiğe adanmış fedakâr hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının ta kendisidir. Sivil sağlık sistemlerinin ve hastanelerin, savaş cerrahisinin ve cephe gerisi lojistiğinin, ordumuzun bu kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir. Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması; Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi tekraren ifade ediyorum: milli beka meselesidir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, "Kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası" olarak nitelendirdiği İstanbul’da müttefik ülke parlamenterlerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi’nde Parlamento başkanları onuruna düzenlenen öğle yemeğine katıldı. Burada konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zirvenin, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek büyük NATO Zirvesi öncesinde önemli bir hazırlık ve dayanışma nişanesi olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız. Şu noktanın da altını özellikle çizmek istiyorum: Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamalar bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirmiştir. Başta Gazze ve Lübnan’da yaşananlar olmak üzere yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum" dedi. "Yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz" Bu ortamda hem NATO’nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mevcut jeopolitik denklem NATO’nun üstlendiği rolün önemini artırmıştır. Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle Bin 800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO’nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz" diye konuştu. Ankara Zirvesine yönelik yoğun ilginin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ankara Zirvesi tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesine yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ediyoruz. Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak şartların oluşturulmasıdır. Zirveden temel beklentimiz, müttefiklerin milli güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir" şeklinde konuştu. "Külfet paylaşımı noktasında üzerimize düşeni yapıyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmasını yürüten bir ülkenin lideri olarak şunu da ifade etmek isterim ki; bu alanda ittifaktan beklentimiz çoktur. Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken, savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Her iki ana başlıkta da evvelki zirvelerde aldığımız kararların uygulanması bu bakımdan çok ama çok mühimdir. Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz" diye konuştu. "Güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız" NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son olarak, Lahey Zirvesinde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer alıyoruz. Ancak bu katkılarımıza rağmen Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiği de bir vakadır. İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye’nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye’nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas’tan Ankara’ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız. Ankara Zirvemizin bir diğer ayırt edici özelliği savunma sanayi işbirliğine yapacağı vurgudur. Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu’nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken, diğer yandan da bu işbirliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız. Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz Türkiye’nin savunma sanayi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacaklar. Ayrıca NATO’nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran Körfezi ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleri de değerlendireceğiz. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar’ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz. Bölgemize ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan’ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz. Orta Doğu’daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail’in sürekli artan toprak gaspı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne haiz bir Filistin devleti mutlaka kurulmalıdır. Bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir. Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek jeo-stratejik konumuyla Avrupa’dan Asya’ya ve Balkanlar’dan Afrika’ya uzanan geniş coğrafyayla aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz" açıklamasında bulundu. "Barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz" Rusya-Ukrayna Savaşı’nın diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her iki tarafla da konuşabilen, netice veren süreçleri başlatan, hakkaniyetli duruşuyla her iki tarafın da güvenini kazanmış bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz" dedi.

Bahçeli’den G7, Avrupa Parlamentosu raporu ve yeni kalkınma vizyonu mesajı Haber

Bahçeli’den G7, Avrupa Parlamentosu raporu ve yeni kalkınma vizyonu mesajı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada dış politikadan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine, Kıbrıs ve Mavi Vatan politikalarından ekonomik kalkınma hedeflerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, Fransa’da düzenlenen G7 Zirvesi’ndeki gelişmelere değinerek, ABD Başkanı Donald Trump’ın “patron benim” sözünü küresel güç dengelerinin göstergesi olarak değerlendirdi. Avrupa’nın uzun süredir dile getirdiği “stratejik özerklik” hedefinin güvenlik alanında karşılık bulamadığını savunan Bahçeli, “Kendi güvenlik açıklarını kapatmakta zorlananların Türkiye’ye ders vermeye hakkı yoktur” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE KENDİ İRADESİYLE YOLUNA DEVAM EDECEK” Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporuna ilişkin eleştirilerde bulunan Bahçeli, Türkiye’nin egemenlik alanları, yargısı, Kıbrıs politikası ve Mavi Vatan yaklaşımına yönelik değerlendirmelerin kabul edilemez olduğunu söyledi. Türkiye’nin NATO içindeki konumu, savunma sanayisindeki gelişimi, enerji yollarındaki rolü ve bölgesel etkisine dikkat çeken Bahçeli, “Türkiye kendi yolunda, kendi aklıyla ve kendi iradesiyle yürümeye devam edecektir” dedi. Kıbrıs meselesine de değinen Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını belirterek, Kıbrıs Türklerinin haklarının korunmasının milli bir mesele olduğunu ifade etti. MAVİ VATAN VURGUSU Bahçeli, Doğu Akdeniz ve deniz yetki alanları konusunda Türkiye’nin hak ve çıkarlarını korumaya devam edeceğini söyledi. Mavi Vatan politikasının Türkiye’nin denizlerdeki haklarını ifade ettiğini belirten Bahçeli, “Türkiye kendi denizlerinde seyirci değildir” mesajını verdi. ABD-İran ilişkileri ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere de değinen Bahçeli, bölgedeki diplomatik girişimlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini belirterek, sahadaki uygulamaların belirleyici olacağını kaydetti. Konuşmasının önemli bölümünü MHP’nin hazırladığı “İstikrar, Ahlak ve Refah Temelli Kalkınma Vizyon Belgesi”ne ayıran Bahçeli, belgenin Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma hedeflerine yönelik bir yol haritası olduğunu söyledi. 55 araştırmacı, akademisyen ve bürokratın katkılarıyla hazırlanan, 8 bölümden oluşan çalışmanın Türkiye’nin ekonomik ve sosyal geleceğine ilişkin öneriler içerdiğini belirten Bahçeli, kalkınma anlayışının istikrar, ahlak ve refah üzerine üç temel unsur üzerine kurulduğunu ifade etti. Bahçeli, istikrarın devlet yönetimindeki kararlılık, ahlakın ekonomik faaliyetlerde güven ve adalet, refahın ise toplumun tamamına yayılan kalkınma anlamına geldiğini dile getirdi. “HEDEFİMİZ GÜÇLÜ VE MÜREFFEH TÜRKİYE” MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye’nin milli imkan ve kabiliyetlerini kullanarak kalkınma hedeflerine ulaşacağını belirterek, “Lider ülke ve süper güç Türkiye” hedefinin altını çizdi. Bahçeli, konuşmasının sonunda Türkiye’nin güvenlik, ekonomi ve dış politika alanlarında kendi iradesiyle hareket edeceğini vurgulayarak, partisinin hazırladığı kalkınma vizyonunun Türkiye’nin geleceğine yönelik stratejik bir çalışma olduğunu söyledi.

ABD Başkanı Trump: "İran anlaşmaya uymazsa, yapmam gerekeni yaparım" Haber

ABD Başkanı Trump: "İran anlaşmaya uymazsa, yapmam gerekeni yaparım"

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir imza töreni sırasında gündeme dair açıklamalarda bulundu. İran’la yürütülen müzakerelere değinen Trump, varılan anlaşmanın ardından Hürmüz Boğazı’nın açıldığını belirterek, "Boğaz tamamen açık durumda. Bunu biliyorsunuz. Ve müzakere halindeyiz. Sürecin nasıl gideceğini göreceğiz. Ancak iki önemli şey var: Boğaz açık, ve İran asla ve asla nükleer silaha sahip olamayacak" ifadelerini kullandı. İran petrolüne yönelik yaptırımların kaldırılması ile ilgili bir soruya yanıt veren Trump, "Açıkçası son durumu öğrenmem gerekecek, ancak yaptırımlar kalkarsa, ülkemize para girecek. Çünkü elde edecekleri para ülkemizden gıda alımında kullanılacak. 91 milyon nüfusları var. Onları besleyemiyorlar. Yani, yaptırımları kaldırarak serbest bırakılacak bu para çiftçilerimize, büyük ölçüde bizim çiftçilerimize gidecek" şeklinde konuştu. "Ben bir sorun çözücüyüm" İran’ın anlaşmaya uymaması halinde askeri seçenekleri yeniden değerlendirme ihtimali sorulan Trump, "İran anlaşmaya uymazsa ya da uygun şekilde davranmazsa, yapmam gereken neyse onu yaparım" dedi. Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Lübnan’ın güneyinden çekilmeyeceklerine dair açıklamasının hatırlatılması üzerine, "Buna bakacağız. Ben bir sorun çözücüyüm, sorunları hızla çözerim, Binyamin ile olanlar da dahil" değerlendirmesinde bulundu. Trump’tan NATO’ya sitem Trump, İran konusunda NATO’nun tutumuna ilişkin bir soruya da yanıt verdi. Yıllardır NATO’nun çok iyi bir üyesi olduklarını vurgulayan Trump, Avrupa ülkelerini korumak için trilyonlarca dolar harcama yaptıklarını hatırlattı. Buna rağmen İran konusunda NATO’dan destek görmediklerini ifade eden Trump, "Onların yardımına ihtiyacım dahi yoktu. Her şeyden önce sadece merak ediyordum. Bu yüzden Savunma Bakanım Pete Hegseth’e 'Bakalım gerçekten gelecekler mi?' dedim. Gelmelerini istedik ama bizim için orada değillerdi. Yanımızda olmamaları aptalcaydı" diye konuştu. NATO üyeleri İngiltere, İtalya ve Almanya’nın İran konusunda kötü bir sınav verdiğini ifade eden Trump, "Sanırım yılda 600 milyon dolar harcıyoruz. Bir düşünün. NATO için harcadığımız rakamlar o kadar çılgınca ki, onlar ise bizim için orada değillerdi" eleştirisinde bulundu. Bazı NATO üyelerinin İran konusunda "Hayır, yardım etmemeyi tercih ederiz" dediğini aktaran Trump, "Biz de istersek onlara bunu söyleyebiliriz ve muhtemelen söyleyeceğiz" ifadelerini kullandı. "Nükleer silaha sahip olmalarına iki hafta kalmıştı" Trump, geçen yaz İran’ın nükleer tesislerine gerçekleştirilen saldırıların yıl dönümünün hatırlatılması üzerine, "Bu, nükleer potansiyellerini tamamen ortadan kaldıran, şimdiye kadar görülmüş en başarılı saldırıydı. Eğer bunu yapmasaydık, şu an İsrail diye bir ülke olmazdı. Orta Doğu'nun büyük bir kısmı var olmazdı. Nükleer bir silaha sahip olmalarına iki hafta kalmıştı" şeklinde konuştu.

Başkent NATO Zirvesi'ne hazırlanıyor Haber

Başkent NATO Zirvesi'ne hazırlanıyor

Ankara’da 7-8 Temmuz’da düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde NATO’ya üye ülkelerin meclis başkanları ve delegasyonları İstanbul’da bir araya gelecek. İstanbul’daki Zirve’ye 32 müttefik ülkenin meclis başkanları ve delegasyon başkanlarının yanı sıra NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Başkanı Marcos Perestrello, NATO PA Başkanlık Divanı üyeleri ve diğer üst düzey temsilcilerin katılması bekleniyor. NATO PA tarafından 2024'ten itibaren ev sahibi ülkelerle iş birliği içinde düzenlenmeye başlanan Zirve, NATO Liderler Zirvesi öncesinde parlamenter düzeyde istişare ve görüş alışverişine imkan sağlayan önemli bir platform niteliği taşıyor. Toplantının, müttefik ülkeler arasında parlamenter eşgüdüm ve diyaloğun güçlendirilmesine katkı sunması amaçlanıyor. İstanbul’daki NATO Parlamenter Zirvesi, ABD ve Belçika’da düzenlenen zirvelerin ardından üçüncü olma özelliği taşıyor. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre NATO Meclis Başkanları Zirvesi Toplantısı 29 Haziran Pazartesi günü Dolmabahçe Sarayı’nda yapılacak. Toplantıda, meclis başkanları ve delegasyon başkanları konuşma yapacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Zirve kapsamında verilen resmi öğle yemeğinde katılımcılarla bir araya gelmesi ve hitapta bulunması beklenirken, program kapsamında aynı gün öğleden sonra katılımcılar için Baykar Milli Teknoloji Merkezi’ne saha ziyareti gerçekleştirilecek. Ziyarette ayrıca şirketin faaliyetleri, savunma teknolojileri alanındaki çalışmaları ve yenilikçi projeleri hakkında bilgi verilmesi planlanıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sahada Güçlü Olmayan Masada Yer Bulamaz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sahada Güçlü Olmayan Masada Yer Bulamaz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan, İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda gerçekleştirilen açık deniz karakol gemisi Cam Roman’ın Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslimi ve Türk Deniz Kuvveleri Komutanlığı platformlarının hizmete giriş ve bayrak çekimi törenine katıldı. Törende İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda inşa edilen Contraamiral Roman korveti Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na, TCG Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemisi ise Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edildi. "Dünyamız Soğuk Savaş’tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor" Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan ve Romanya heyetine "Hoş geldiniz" diyerek başladı. Bugün dünyanın gözbebeği İstanbul’da denizciliğin, mühendisliğin ve Türkiye-Romanya dostluğunun yeni bir nişanesine tanıklık etmek üzere bir araya geldiklerini söyleyen Erdoğan, "Sayın cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirdiğimiz törenimizde, tarihten süzülüp gelen Türkiye-Romanya dostluğunu bir adım daha öteye taşıyoruz. Cam Roman korvetini Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim ederken, Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimizi envantere katmanın gururunu taşıyoruz. Aynı tezgahtan çıkan, aynı mühendislik aklının ürünü olan bu iki kardeş geminin donanmalarımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Her iki platformun ülkelerimize, Karadeniz’in güvenliğine, NATO ittifakına ve bölgemizin huzuruna büyük katkılar yapacağına inanıyorum. Konuşmamın hemen başında bir hususun altını önemle çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız Soğuk Savaş’tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor. Alışılagelmiş kalıplar yıkılırken, bizim ’zor oyunu bozar’ dediğimiz yeni bir güvenlik paradigması boy veriyor. Karşılaştığımız her kriz, ulusal güvenliğin başkalarına havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu bizlere tekrar hatırlatıyor. Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı, hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayimiz oluşturuyor. Savunma sanayinde tam bağımsız Türkiye hedefiyle çıktığımız yolda hamdolsun 23 yılda çok ciddi mesafe aldık. Engellerle, kısıtlamalarla, gizli-açık ambargolarla karşılaşmamıza rağmen hedefimize ulaşmak için sabırla yürüdük. Kendimize inandık, savunma sektörümüze güvendik. Neticede 23 yıl önce hayal dahi edilemeyecek seviyelere ulaştık" ifadelerini kullandı. "Askeri gemi inşa sanayimiz, 103 yıllık cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor" Türkiye’nin savunma ihracatında dünyanın 11’inci büyük ülkesi konumunda olduğunu belirten Erdoğan, "Geçen ay 996 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek tarihi bir başarıya imza attık. 23 sene evvel yılda 248 milyon dolar ihracatımız varken, bugün bu rakam sadece bir hafta içinde gerçekleştiriliyor. Askeri gemi inşa sanayimiz, 103 yıllık cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalarda 140’ı aşkın deniz platformu ihracı. En küçük bottan, SİHA gemimiz TCG Anadolu’ya, muhriplerden denizaltılara, milli uçak gemimiz MUGEM’e bütün su üstü ve su altı platformlarımızı milli imkan ve kabiliyetlerimizle inşa edebiliyoruz. Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz. Halihazırda 15’ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere 50’nin üzerinde savaş gemisini imal ediyoruz. Milli uçak gemisinden hava savunma muhribine, fırkateynlerden açık deniz karakol gemilerine, çıkarma gemilerinden denizaltılara kadar farklı tür ve sınıflardaki platformları yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla üretiyoruz. Aynı zamanda farklı ihtiyaçlara cevap veren insansız deniz araçlarımızın araştırma, tasarım ve üretim faaliyetlerini sürdürüyoruz. Yürüttüğümüz projelerin toplam bedeli 25 milyar euro seviyesine ulaştı" dedi. "Kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7’inci ülke konumuna yükseliyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası da ülkemiz açısından gurur vericidir; TCG Anadolu’dan önce bölgesel güç aktarım kabiliyetine sahip olan donanmamız artık küresel güç aktarım yeteneğine kavuşmuştur. Bu kabiliyeti şimdi daha da perçinliyoruz. MUGEM projemizle kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7. ülke konumuna yükseliyoruz. Tüm bu platformların kritik alt sistemleri, radarları, sonarları, savaş yönetim sistemleri, yazılımları Türk mühendisleri tarafından hayata geçiriliyor. Gemilerimiz muadillerinden daha üstün niteliklerde milli mühimmatlarımız ve silah sistemlerimizle donatılıyor. Hamdolsun, her alan kendimizle yarışıyor, kendi belirlediğimiz eşikleri aşmaya çalışıyoruz. Dünyanın içinde bulunduğu sancılı güvenlik ortamı, dost ve müttefiklerin iş birliklerini artırmalarını elzem kılmaktadır. Bu anlayışla savunma sanayiinde sahip olduğumuz imkan ve kabiliyetleri dost ülkelerimizle paylaşmayı kendimiz için görev biliyoruz. Romanya’nın bizim için özel önemi olduğunu vurgulamak isterim. Türkiye ile Romanya’nın müttefiklik ruhuyla olgunlaştırdığı köklü ilişkiler tarihi zirvesini yaşamaktadır. Biliyorsunuz münasebetlerimizi 2011 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. 2024 senesinde tesis ettiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile ilişkilerimize kurumsal bir boyut kazandırdık. Bugün burada icra ettiğimiz tören işte bu stratejik ortaklığımızın denizlerde vücut bulmuş halidir" diye konuştu. "Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye, tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir" Cam Roman korvetinin iki müttefik ülkenin Karadeniz ve bölgenin güvenliğini birlikte inşa etme iradesinin en somut göstergesi olduğunun altını çizen Erdoğan, şunları söyledi: "Karadeniz’in güvenliği aynı zamanda Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında deniz mayınlarıyla mücadele başta olmak üzere pek çok alanda gelişen iş birliğini bu bakımdan kıymetli buluyoruz. Önümüzdeki dönemde bu iş birliğinin daha da artmasını temenni ediyoruz. Bir başka önemli husus şudur: Bugün teslim ettiğimiz ve envantere kattığımız gemilerimizde kullanılan savaş yönetim sistemi, arama ve atış kontrol radarları, sonar sistemleri, yakın savunma silahları tamamen yerli ve milli şirketlerimize aittir. ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, Makine Kimya ve TÜBİTAK öncülüğünde kurulan güçlü savunma altyapımız bu sistemlerin üretim ve teslimatlarının kısa sürede gerçekleşmesini sağlamıştır. Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir. Geminin test, eğitim ve harekat hazırlık süreçlerinde sergilediği başarı, Türk deniz platformlarının kalitesini bir kez daha bütün dünyaya kanıtlamıştır. Kahraman deniz kuvvetlerimizin gücüne güç katacak TCG Koçhisar’ı da bugün hizmete alıyoruz. Açık Deniz Karakol Gemisi projemiz kapsamında inşa ettiğimiz bu platform; istihbarat, gözetleme ve keşiften arama kurtarmaya, deniz haydutluğuyla mücadeleden deniz denetim ve savaş dışı harekatlara kadar pek çok görevi inşallah başarıyla yerine getirecektir." "Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz" Türkiye’nin gayesinin bölgede gerilim üretmek değil, barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmek olduğunu dile getiren Erdoğan, "Biz kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz. Aksine, karşılıklı saygıya dayalı güçlü bir iş birliğinden yanayız. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bizim kimsenin meşru hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bununla birlikte, hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına ve menfaatlerimize zarar vermesine müsaade etmeyiz. Ülkemiz çok net: Biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz. Dost ve müttefiklerimizin güvenlik ihtiyaçlarına kendi milli kabiliyetlerimizle katkı sunmayı da bu anlayışın tabii bir gereği olarak görüyoruz. Bugün bu rıhtımdan denize uğurladığımız her iki gemi de dile getirdiğim bu vizyonun, bu inancın, bu kararlılığın tecessüm etmiş halidir. Bu düşüncelerle Milli Savunma Bakanlığımızı, Savunma Sanayii Başkanlığımızı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızı, İstanbul Tersanesi Komutanlığımızı, ASFAT’ı ve projede görev alan tüm firmalarımızı, kıymetli mühendislerimizi, teknisyenlerimizi ve işçilerimizi gönülden tebrik ediyorum. Romanyalı dostlarımıza Cam Roman korvetinin hayırlı olmasını diliyor, TCG Koçhisar’ımızın da mavi vatanda şanlı bayrağımızı gururla dalgalandıracağına yürekten inanıyorum. Rabbim denizcilerimizin pruvasını neta, bahtını açık eylesin diyorum" dedi. Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan’ın da bir konuşma yaptığı programa Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, İstanbul Valisi Davut Gül, Pendik Belediye Başkanı Ahmet Cin ile çok sayıda yerli ve yabancı protokol üyesi katıldı.

Avrupa-Atlantik güvenliğinin geleceği Berlin'de şekillendi Haber

Avrupa-Atlantik güvenliğinin geleceği Berlin'de şekillendi

İletişim Başkanlığı'nın resmi internet sitesinde yer alan habere göre Berlin’de Konrad-Adenauer-Stiftung iş birliği ile “2026 Ankara Zirvesi’ne Giden Yol: Avrupa-Atlantik Güvenliğinin Geleceğini Şekillendirmek” başlıklı yuvarlak masa toplantısı düzenlendi. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek. Zirve öncesinde İletişim Başkanlığı tarafından Avrupa’daki çeşitli müttefik ülke başkentlerinde etkinlikler düzenlenmeye devam ederken, bu kapsamda, Almanya merkezli Konrad-Adenauer-Stiftung (KAS) iş birliğiyle “2026 Ankara Zirvesi’ne Giden Yol: Avrupa-Atlantik Güvenliğinin Geleceğini Şekillendirmek” başlıklı bir yuvarlak masa toplantısı düzenlendi. Türkiye Cunhuriyeti Berlin Büyükelçisi Gökhan Turan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, NATO Parlamenter Asamblesi Üyesi Milletvekili Oğuz Üçüncü ve KAS Genel Sekreteri Dr. Mark Speich tarafından açış konuşmaları gerçekleştirilen toplantıda Türkiye’nin NATO’ya ilişkin yaklaşımına ve son dönemde yaşanan uluslararası meselelere dair değerlendirmeler yapıldı. Toplantının moderatörlüğü ise KAS Ortadoğu Direktörü Thomas Volk tarafından gerçekleştirildi. Konrad-Adenauer-Stiftung yerleşkesinde gerçekleştirilen toplantıda farklı kurumlardan siyasetçiler, bürokratlar ve uzmanlar katılım göstererek NATO’nun geleceği ve Türkiye-NATO ilişkilerine yönelik görüşlerini paylaştılar. Toplantıda, dünya genelindeki çatışmalar ve istikrarsızlık ortamı nedeniyle 7-8 Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin üyeler arasındaki birlik ve dayanışmayı pekiştirecek hayati bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca toplantıda Türkiye-Almanya iş birliğinin savunma sanayii başta olmak üzere farklı alanlarda geliştirilmesinin taşıdığı öneme değinildi. Rusya-Ukrayna Savaşı ile Orta Doğu'da tırmanan krizlerin uluslararası sistemde oluşturduğu belirsizlik ortamına değinilerek NATO'nun üye ülkeler için sunduğu güvenlik kalkanının her zamankinden daha kritik bir rol oynadığı belirtildi. Ayrıca Türkiye'nin NATO'ya bakış açısının da masaya yatırıldığı toplantıda, ülkenin İttifak'a katıldığı günden bu yana sağladığı askerî ve siyasi katkılar ile üstlendiği stratejik misyonlar değerlendirildi.

Türk savunma sanayisinin gücü Paris’te vitrine çıkıyor Haber

Türk savunma sanayisinin gücü Paris’te vitrine çıkıyor

Savunma sanayisinde küresel standartları belirleyen, NATO ve Avrupa savunma ekosisteminin kalbi niteliğindeki dünyanın en büyük savunma fuarlarından Eurosatory 2026, bu yıl 15-19 Haziran tarihleri arasında Paris’te kapılarını açacak. 1967 yılından bu yana geleceğin savunma trendlerine yön veren organizasyonda, Türk savunma sanayisinin alanında öncü şirketleri, yenilikçi vizyonu ve son teknoloji ürün gamıyla yerini alacak. 61 ülkeden 2 binden fazla katılımcının, 90’ı aşkın ülkeden üst düzey delegasyonun ve 40 binin üzerinde profesyonel ziyaretçinin ağırlanacağı fuarda CANiK, AEI Systems ve UNIROBOTICS’in imzasını taşıyan vizyoner teknolojiler küresel savunma vitrinine çıkacak. Eurosatory, ülkelerin savunma tedarik kararlarında ve ihracat fırsatlarında kaldıraç görevi üstlenen en kritik platformlardan biri olarak kabul ediliyor. Dünya basınının da mercek altına alacağı fuarda CANiK ve Grup şirketleri, yenilikçi ve inovatif stant konseptiyle sadece bir üretici değil, aynı zamanda geleceğin savunma konseptlerini inşa eden bir teknoloji grubu olarak gövde gösterisi yapacak. Sektör profesyonelleri ve seçkin delegasyonlarla bir araya gelecek olan Grup, stratejik iş birliklerine imza atarak küresel pazardaki payını daha da büyütmeyi hedefliyor. Ezber bozan ürün gamı Paris’te CANiK, AEI Systems ve UNIROBOTICS, Eurosatory 2026’da her biri kendi alanında standartları yeniden yazan ürün ve sistem çözümleriyle yer alacak. CANiK, yeni nesil tabancalar ve eğitim kitleriyle etkinlikte yeteneklerini ortaya koyacak. Küresel pazarda rüştünü ispatlamış, NATO ve güvenlik güçlerinin öncelikli tercihi olan tüm aktif satıştaki tabancaların yanı sıra RADIAN iş birliğiyle geliştirilen, kompakt yapısı ve entegre kompansatörü ile dikkati çeken yeni nesil taşıma tabancası PRIME RADIAN ilk kez bu kadar büyük bir uluslararası vitrine çıkacak. Ayrıca tabancaları "force-on-force" simülasyonlarına uygun hale getiren CANiK markalı MT-X dönüşüm kitleri ve mühimmatları da eğitim odaklı çözümler olarak sergilenecek. CANiK’in 12.7x99 mm (.50 cal) sınıfındaki yerli üretim makineli tüfek çözümleri kara ve deniz platformlarındaki gücünü gösterirken, ailenin en yeni ve en ileri teknolojiye sahip üyesi, özellikle döner kanatlı hava araçlarına entegre edilen CANiK M3 FALCON fuarın gözdesi olacak. Özel operasyon kabiliyetlerini artıran düşük ses ve düşük alev izli M2 QCB Bastırıcı ve Alev Gizleyen Dönüşüm Kiti ile akıllı ve modüler uzaktan komutalı silah sistemlerine (RCWS) entegre gelişmiş kapalı refleks nişangahı MECANIK MOxL optik ve arayüzleri de profesyonellerin beğenisine sunulacak. CANiK, orta kalibre top sistemleri alanındaki mühendislik gücünü ve teknolojik liderliğini, yıllık 400 adet top üretimine ulaşan rakipsiz üretim kapasitesiyle küresel pazara taşımaya devam ediyor. Grup şirketlerinden AEI Systems tarafından geliştirilen 30x113 mm VENOM LR, dünyanın en düşük geri tepmeye sahip ve ayarlanabilir atım hızına sahip top sistemlerinden biri olarak öne çıkarken, aynı zamanda hem ABD hem de Avrupa standartlarındaki mühimmatlarla tam uyumlu çalışabilen dünyanın tek tamburalı top (revolver cannon) çözümü olma özelliğini taşıyor. Üstün entegrasyon kabiliyeti, operasyonel esnekliği ve sahada kendini kanıtlamış performansıyla VENOM LR, modern muharebe ortamlarının değişen ihtiyaçlarına güçlü, sürdürülebilir ve maliyet etkin bir çözüm sunuyor. UNIROBOTICS de akıllı ve modüler uzaktan komutalı silah sistemlerini sergileyecek. Bu kapsamda hafif kara ve deniz platformları için optimize edilen kompakt TRAKON LITE serisi (12.7mm, Doğu Bloku mühimmatlarıyla uyumlu TRAKON LITE / 108 ve TRAKON LITE / 99) tanıtılacak. Ayrıca orta sınıf zırhlı araçlar için geliştirilen TRAKON 30, CANiK standının yanı sıra deniz versiyonuyla İspanyol ve BAE’nin önde gelen firmaların standında sergilenerek gövde gösterisi yapacak. "Trendlere uyan değil, yön veren bir gücüz" CANiK CEO’su Cahit Utku Aral, fuara katılım ve grubun küresel vizyonuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: "Dünyanın en önemli savunma sanayii fuarlarından biri olan Eurosatory 2026’da, CANiK ve SYS Grup şirketleri olarak güçlü bir şekilde yer almaktan büyük gurur duyuyoruz. Sürekli büyüyen ürün portföyümüz, mühendislik kabiliyetlerimiz ve yüksek üretim kapasitemizle yalnızca küresel savunma trendlerini takip eden değil, aynı zamanda bu trendlere yön veren şirketler arasında yer alma hedefimize her geçen gün daha da yaklaşıyoruz. Bu yıl Eurosatory’de, hafif silahlardan orta kalibre toplara, uzaktan komutalı silah sistemlerinden, entegre savunma çözümlerine kadar uzanan geniş ürün ailemizi uluslararası ziyaretçilerle buluşturacağız. Özellikle son dönemde giderek artan insansız hava aracı tehditlerine karşı geliştirdiğimiz mobil ve katmanlı yakın hava savunma mimarimizi ön plana çıkaracağız. CANiK ağır makineli tüfek ailesi, VENOM LR 30x113 mm top sistemi ve UNIROBOTICS tarafından geliştirilen TRAKON uzaktan komutalı silah sistemlerinin bir araya gelmesiyle oluşturulan bu konsept, günümüzün asimetrik tehditlerine karşı son derece etkili ve maliyet etkin bir çözüm sunmaktadır. Türk savunma sanayiinin küresel ölçekte yükselen gücünü temsil eden firmalardan biri olarak, Eurosatory 2026’yı yalnızca ürünlerimizi sergilediğimiz bir platform değil, aynı zamanda yeni iş birlikleri geliştirdiğimiz, mevcut ortaklıklarımızı güçlendirdiğimiz ve geleceğin savunma ihtiyaçlarına yönelik çözümlerimizi paylaştığımız stratejik bir buluşma noktası olarak görüyoruz. Savunma teknolojilerinde yenilikçi yaklaşımımız, entegre üretim kabiliyetlerimiz ve ihracat odaklı büyüme stratejimizle, dost ve müttefik ülkelerin güvenlik ihtiyaçlarına katkı sağlamaya devam edeceğiz." Savunma teknolojilerindeki küresel dönüşüme ve stratejik iş birliklerinin önemine de dikkat çeken Aral, şunları kaydetti: "Eurosatory gibi küresel savunma fuarlarını, yalnızca ürün sergilediğimiz platformlar değil, aynı zamanda ülkeler arası stratejik iş birliklerinin kurulduğu kritik merkezler olarak görüyoruz. SYS Grup olarak burada bulunmak, Türk savunma sanayisinin mühendislik gücünü ve yenilikçi vizyonunu dünyaya göstermemiz açısından büyük önem taşıyor. Savunma teknolojilerinde rekabet artık hız, inovasyon ve güvenilirlik üzerinden şekilleniyor. Eurosatory, bu dönüşümün nabzının attığı en önemli uluslararası arenalardan biri. Biz de burada hem mevcut ortaklıklarımızı güçlendiriyor hem de geleceğin savunma çözümlerini küresel paydaşlarla birlikte şekillendiriyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.