Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Müzakere

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Müzakere haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Müzakere haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ABD Başkanı Trump: "İran ile ateşkes bitti, artık onlarla anlaşmak istemiyorum" Haber

ABD Başkanı Trump: "İran ile ateşkes bitti, artık onlarla anlaşmak istemiyorum"

ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde açıklamalarda bulundu. Trump, ABD'nin dün İran'a gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin, "Bir saldırı gerçekleştirdik İran'daki çok tehlikeli kişilere. Bunlar hasta insanlar ve cenaze işleriyle uğraşıyorlar ama bunun yerine gemilere roket atmayı seçtiler ve biz de onları dün akşam çok sert vurduk. 20 kat sert vurduk. Yani ‘Ne zaman siz saldırırsanız biz de vuracağız' dedik. Kirli oynuyorlar ve onların yıllardır listesinde birinci sıradayım ve onlar gerçekten pislikler. Onları sevmiyorum ve onlar kötü insanlar. İran'ın nükleersizleştirilmesini istiyoruz ve nükleersizleştireceğiz. Nükleer silaha erişmelerine izin vermeyeceğiz. Binlerce askerimizi öldürdüler geçmişte ve yüzbinlerce masum insanı öldürdüler" ifadelerini kullandı. "İran'ın beceriksiz olduğunu düşünüyorum, becerikli olsalardı çoktan anlaşma yaparlardı" Trump, İran'ın geçmişte de binlerce insanı öldürdüğünü söyleyerek, "Onlarla çok vakit harcadık, boşa harcadık diye düşünüyorum ve yapacağımızı yapsak daha iyi olacak. Gemilere füzeler ateşliyorlar ve Suudi Arabistan'a, Kuveyt'e ve birkaç başka noktaya. Ne yaptıklarını bildiklerini düşünmüyorum ama hem kötü insanlar hem de beceriksiz olduklarını düşünüyorum. Eğer becerikli olsalardı şimdiye kadar çoktan anlaşma yaparlardı. 47 yıldır sorun çıkarıyorlar" şeklinde konuştu. "NATO'dan memnun değilim" NATO Genel Sekreteri Rutte'ye teşekkürlerini ileten Trump, NATO'dan memnun olmadığını da dile getirdi. Trump, "Grönland konusunda yaptıklarından dolayı NATO'dan memnun değilim. Çünkü terörün bir numaralı devlet destekçisi konusunda bize destek olmak istemediler. Açık konuşmak gerekirse Mark ile de bu konuyu konuşmadım. Bana yardım etmek isteyeceğini düşünüyordum ama zaten onların yardımına ihtiyacımız yok" diye konuştu. "İspanya gerçekten vakit kaybı, onlarla ticaret yapmak da istemiyoruz" Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini aktaran Trump, İspanya ile görüşmek istemediğini ifade etti. Trump, "İspanya gerçekten vakit kaybı, onlarla ticaret yapmak da istemiyoruz. İspanya, NATO'da berbat bir müttefik oldu. Hiçbir şeye katılım yapmıyorlar, üstlerine düşeni ödemiyorlar. Onlarla hiçbir şey istemiyorum. Onlarla bütün bağlantıları keselim, ziyaret bile etmeyelim, koşarak dönsünler. İspanya gerçekten hiçbir konuda iyi davranmıyor. Umutsuz vakalar bunlar. Herkes gidiyor üzerine düşeni ödüyor, çalışıyor ve İspanya, bunu hiç gizli de tutmuyorlar. Bu konuda açık konuşuyorlar ve düşmanca davranıyorlar. Sonrasında bakalım arayıp ‘Ne olur sizinle ticaret yapmak istiyoruz efendim' dediklerinde ne kadar düşmanca davranacaklarını göreceğiz. Bakalım çok daha az iş yapacaklar, onlarla ticaret falan istemiyorum" açıklamasında bulundu. "Grönland bizim için büyük bir sorun" Yapılacak toplantıda sorunları dile getireceğini belirten Trump, "Grönland bizim için büyük bir sorun ve diğer büyük sorun da biz onları istediğimizde çok istemiyorduk ama 'Bize katılır mısınız?' dediğimizde 'Hayır' dediler ve bizim yanımızda olmadılar. Ama biz hep onların yanında olduk. Trilyonlarca dolar harcadık bu ülkeleri Rusya'dan korumak için ve bizimle hiç ilgisi yoktu. Arada bir okyanus vardı ve uzun vadeli gerçekleşen bir olaydı. Bize iyi de davranmadılar ve Mark bunu çok iyi anlıyor. Bir şeyler bulacağız, şöyle ya da bu şekilde çözeceğiz. Bize adil davranılmadı" dedi. "Grönland, Amerika Birleşik Devletleri için çok önemli ama Danimarka için önemli değil" Grönland'ın kendileri için önemli olduğunu dile getiren Trump, "Grönland, Amerika Birleşik Devletleri için çok önemli ama Danimarka için önemli değil. Danimarka, Naziler tarafından bir günde ele geçirildiğinde, ki Hitler onları bir günde oradan sürmüştü. Sonrasında bizden Grönland'ın icabına bakmamızı istemişlerdi. Biz burayı kurtardık ve sonrasında aptal gibi geri verdik. Bunu yapmamalıydık. Çünkü burası sadece Amerika Birleşik Devletleri'nin değil, tüm dünyanın savunması için önemli. Danimarka'ya bir faydası yok ama bizim için çok önemli" ifadelerini kullandı. Çin'in Panama Kanalı'nı almaya çalıştığını da ifade eden Trump, bunun gerçekleşmeyeceğini söyledi. "İran ile ateşkes bitti, artık onlarla anlaşmak istemiyorum" Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Trump, ‘İran ile ateşkes bitti mi?' sorusu üzerine şunları söyledi: "İran ile ateşkes benim için bitti. Artık onlarla anlaşmak istemiyorum. Pislik çünkü onlar. Hasta insanlar tarafından yönetiliyorlar. Vahşi, şiddet dolu insanlar. Nükleer silahları olsaydı bunu kullanırlardı. Bana göre bence bitti. Müzakereciler iyi insanlar, müzakere etmek istiyorlar. Bence İran'la anlaşmaya çalışmak vakit kaybı. Yalancılar çünkü. Biz onunla bir anlaşma yaptıysak anlaşma yapmışızdır, herkes tamamdır. Nükleer silah yok dersiniz. Sonra dışarı çıkıyorlar, ‘Biz böyle bir şeyden bahsetmedik bile' diyorlar. Gerçekten hepsi çıldırmış." "Müzakerecilerimiz istiyorlarsa konuşsunlar ama bu insanları sevmiyorum" Müzakerelerin devam edip etmeyeceği sorusu üzerine Trump, "Müzakere yapıyorlar. Konuşabilirler ama vakitlerini boşa harcıyorlar. Çünkü yalan söylüyorlar. Hayatım anlaşma yapmakla geçti benim. Başkan olmamı da böyle sağladım. Çok fazla para kazandım, çok fazla başarı sağladım. Muazzam başarılar kazandım. Bunlarla anlaşmaya çalışıyoruz ama bambaşka bir yerden geliyorlar. Bambaşka bir okuldan geliyorlar. Yalan söylüyorlar, hile yapıyorlar. Hasta insanlar, kendi halklarına zarar veriyorlar. 54 bin kişiyi öldürdüler şimdiye kadar. Açık konuşmak gerekirse vaktimi onlarla boşa harcamak istemiyorum. Tabii harika müzakerecilerimiz istiyorlarsa konuşsunlar ama bu insanları sevmiyorum" dedi. "Erdoğan savaşa girebilirdi, benim için girmedi" Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sevgilerini ilettiğini belirterek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı seviyorum. Kırmızı halıyı serdi. Bibi'yi de severim. Tam bir savaş başbakanı. Dün Türkiye'yle ilgili kötü şeyler söyledi. Ama Erdoğan'la konuştum. Düşünün, savaşın sonunda Erdoğan savaşa girebilirdi. İsrail'i çok sevmiyor biliyorsunuz, Bibi'yi de çok sevmiyor. Ama benim yüzümden, benim için savaşa girmedi. Ve biz askeri bir güçten bahsediyoruz. Milyonlarca askere sahip. Çok güçlü bir ordudan bahsediyoruz. Bizim silahlarımıza sahipler. F-35 almak istiyorlar. Ben olmasaydım o da girebilirdi ve diğer tarafta. Karşı tarafta olurdu" diye konuştu. "İran'ın balistik füze kapasitesini azaltmış olmanız güçlü bir yanıttı" NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise, ABD'nin İran'ın nükleer kapasitesini azaltmış olmasının hem İsrail için hem bölge için çok önemli olduğunu belirterek, "İran'ın balistik füze kapasitesini azaltmış olmanız hem bölge hem İsrail hem de dünya için önemli ve sonrasında bunu barışçıl bir şekilde çözmeye çalışmanız ve ticari gemilere saldırmalarının ardından yaptığınız gerçekten tamamıyla gerekliydi ve güçlü bir yanıttı. Bu konuda sizin yanınızdayım. NATO'ya geldiği zaman sizin başardıklarınız ve bu gerçekten çok büyük bir kazanım, çok büyük bir kazanç" şeklinde konuştu. "İsrail konusunda hayal kırıklığınızı biliyorum" Son iki yıl içerisinde Kanada ve Avrupa ülkelerinin 250 milyar dolar daha fazla harcama yaptığını kaydeden Rutte, "2025 ve 2026'da, 2024'e göre gerçekten 250 milyar dolarlık ek harcama gerçekleştirdiler. Aynı şekilde ABD'de 200 bin istihdam, tüm bu yatırımlar tarafından desteklendi. Savunma endüstrisi ve savunma sanayiinde Amerikan şirketlerine yapılan yatırımlar vasıtasıyla ve siz bunların hepsinin yapılmasını sağladınız. İsrail konusunda hayal kırıklığınızı biliyorum, bunları da konuştuk" ifadelerini kullandı. "Grönland'da da bir anlaşma yapıldığında o anlaşmanın adım adım uygulandığından emin olacağım" 5 bin uçağın 'Destansı Öfke Operasyonu'na destek vermek için Avrupa'daki üslerden havalandığını hatırlatan Rutte, Avrupa'nın tamamının ABD'nin güç projeksiyonu yapması için devasa bir üs olduğunu belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Almanya'daki, Fransa'daki üslerden ve diğerlerinden havalandılar. Bükreş havalimanı biliyorsunuz birkaç günlüğüne ticari uçuşlara kapatıldı. Çünkü İngiltere bize 2 hafta boyunca izin vermedi. Evet haklısınız İtalya üsler konusunda çok kötü davrandı ve diğerleri de aynı şekilde. Ama genel olarak düşünün 5 bin sortiden bahsediliyor. Çok büyük bir rakam. İspanya'yı da yüzde 2'ye ikna ettiniz ve geçen yıl büyük bir hamle yaptılar. Çözmemiz gereken sorunlar var ama onların yüzde 2'ye ulaşmış olması çok önemli. İngiltere ile çok güçlü bir ilişkiniz var, kralla ve şahsi olarak da Keir Starmer'le, şu anda görevden ayrılıyor. O da ekstradan 15 milyon poundluk bir taahhüt verdi. Ve siz bu sandalyede olmasaydınız bunlar olmayacaktı. Rusya'nın da rolü var ama bu sizin yaptığınızdı. Lahey'de yapıldı ve bunlar şimdi hayata geçiriliyor. Grönland'da da bir anlaşma yapıldığında o anlaşmanın adım adım uygulandığından emin olacağım. Yani eğer siz oraya gidip konuşlanmak isterseniz bunu yapacaksanız. Sizin tarafınızdan Danimarka ile anayasal durumlarını değiştirirlerse her türlü aşamada."

Ümit Özdağ: “Süreç, teröre teslimiyet sürecine dönüşmüştür” Haber

Ümit Özdağ: “Süreç, teröre teslimiyet sürecine dönüşmüştür”

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi; “20 ay önce PKK ve Abdullah Öcalan'la başlayan müzakereler son süreçte hızlı bir teslimiyete dönüşerek ilerlemeye devam ediyor. Ne demek istiyorum? Bakın en son alınan kararla Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu'da teröre karşı mücadelenin bel kemiğini oluşturan ve bütün yol ağını kontrol eden 2763 güvenlik noktası kaldırıldı. Evet, yanlış duymadınız. Peki PKK silah bıraktı mı? Hayır. PKK silah depolarının yerini gösterdi mi? Hayır. Terörist yapısını tasfiye etti mi? Hayır. Buna rağmen Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu'da yollardaki bütün güvenlik işlemleri sona erdirildi. Yani artık PKK'lılar çok rahatlıkla yolları kullanacaklar. Bu arada bir başka gelişme de Çerçeve Yasa denilen yasa taslağının Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girecek olması. Bu PKK'lılar ve Abdullah Öcalan için yapılacak hukuki düzenlemeleri içeriyor. Bugün Cumhuriyet Gazetesi'nin verdiği habere göre Çerçeve Yasa Taslağı önce Abdullah Öcalan'ın onayına sunulmuş. O evet olur demiş, onun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne götürülüyormuş. İnanılır gibi değil. Gerçekten inanılır gibi değil. Bir narkoterör örgütünün elebaşısı mahkum, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gidecek yasa taslağına olur verebilecek konuma getirildi. Bu arada AK Parti yetkililerinden Türk Milletinin tepkilerine karşı tepkiler yükseliyor. Hayret ediyorum. Evet, Bülent Turan dün şöyle bir açıklama yaptı. Evet, ‘40 yıl kaybettik, bir 40 yıl daha kaybetmemizi mi istiyorsunuz? Neden Türk bayraklarıyla protesto ediyorsunuz?’ diyor bu terörle müzakere ve terör örgütüne teslimiyeti kabul etmeyen yurttaşlarımıza. Bülent Bey, 40 yıl kaybetmedik, vatanımızı muhafaza ettik. Türkiye'nin bir terör örgütü ve onu destekleyen emperyalist güçler tarafından bölünmesi engellendi. Siz buna kayıp mı diyorsunuz? Bu uğurda hayatını kaybetmiş şehitlerimizin boşa öldüğünü mü, daha 20'li yaşlarında, şehit olduklarını ifade ediyorsunuz? Binlerce, on binlerce gazimizin boşuna mı kanını döktüğünü söylüyorsunuz? Hayır, bu 40 yıl terörle mücadele boşa geçmedi. Vatanın birliği savunuldu, müdafaa edildi. Evet, bu artık terörle müzakere olmaktan çıkmış, ne yazık ki teröre teslimiyet sürecine dönüşmüştür. Zafer Partisi olarak bu süreç başladığı günden beri; ‘Mehmetçik katillerini affetmeyin’, ‘Mehmetçik katillerine af yok!’, ‘Bebek katillerine af yok!’, ‘Türkiye terörü yendi ve yener. Tekrar yener, tamamen yok eder’ diyerek Türk Milletinin vicdanında ve aklında taşıdığı gerçeği siyasette dile getirdik. Bundan sonra da dile getirmeye devam edeceğiz.”

İran Meclis Başkanı Galibaf: "Uranyum zenginleştirme meşru ve vazgeçilmez hakkımızdır" Haber

İran Meclis Başkanı Galibaf: "Uranyum zenginleştirme meşru ve vazgeçilmez hakkımızdır"

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İran basınına verdiği röportajda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Hürmüz Boğazı’ndaki egemenlik tartışmalarına değinen Galibaf, "Bunlar bizim karasularımızdır. ABD’nin İran'ın Hürmüz Boğazı'nı askerileştirdiğini iddia ederek tartışma veya safsata üretmesine izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine vurgu yapan Galibaf, "Orası son savaş sırasında Allah’ın bize bahşettiği ilahi bir armağan ve en büyük kozumuzdu" şeklinde konuştu. ABD ile varılan mutabakat zaptında yer alan İran’ın Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki idare ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere Umman ile diyalog kuracağı yönündeki maddeye atıfta bulunan Galibaf, "İran ve Umman halihazırda tüm yasal ve hizmetle ilgili konularda anlaşmaya varmış durumdadır" dedi. "5 hüküm net olarak uygulanana kadar, bir sonraki aşamaya geçmeyiz" ABD ile varılan mutabakat zaptının uygulanma sürecinde belirlenen ön şartlara da değinen Galibaf; savaşın sona erdirilmesi, Lübnan'ın egemenliğinin yeniden tesis edilmesi, ABD'nin İran'a yönelik yasadışı deniz ablukasının kaldırılması, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve İran'ın petrol ihracatının güvence altına alınarak dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması şartlarını hatırlatarak, "Anlaşmanın 5 hükmünün tamamı net olarak uygulanana kadar İran geri kalan hükümleri uygulamanın bir sonraki aşamasına geçmeyecektir" diye konuştu. "Müzakere bir mücadele yöntemidir" ABD ve İran arasındaki müzakere sürecini "stratejik bir adım" olarak değerlendiren Galibaf, "Müzakere bir mücadele yöntemidir. Askeri güç nihayetinde diplomasinin yasal otoritesini destekler. Savaş alanı ve diplomasi aynı makasın iki bıçağıdır" yorumunu yaptı. Bölgesel anlaşmaların ancak ülkenin "haysiyetini ve caydırıcılığını" koruması şartıyla kabul edilebileceğini belirten Galibaf, ABD ablukasının planlanandan erken kalkmasının "hem İran’ın savaş kabiliyetlerinin, hem de diplomasinin gücünün" kanıtı olduğunu söyledi. Bunun İran açısından önemli bir kazanım olduğunun altını çizen Galibaf, ablukanın kaldırılmasından sonraki iki haftadan kısa sürede ülkesinin 40 milyon varilden fazla petrol ihraç ettiğini ve bu artışın sağlanan ekonomik faydasının göstergesi olduğunu ifade etti. "Sahadaki sağlam konum ülkemiz için tek garantidir" Müzakere süreci ve uluslararası garantilere tamamen güvenmediklerini aktaran Galibaf, "Güçlü iç kapasite ve sahadaki sağlam konum, ülkemiz için tek garantiyi oluşturmaktadır" yorumunu yaptı. Bu nedenle İran’ın füze programı ve askeri kapasitesinin "kesinlikle müzakere edilemez" olduğunu vurgulayan Galibaf, ülkenin nükleer hakları konusunda da "Uranyum zenginleştirme, bizim meşru ve vazgeçilmez hakkımızdır" değerlendirmesinde bulundu. Galibaf’tan ABD’ye uyarı ABD ile varılan mutabakat metninin ilk hükmü olan "savaşın sona erdirilmesi" şartının ihlal edilmesi halinde İran’ın buna uygun şekilde yanıt vereceği uyarısında bulunan Galibaf, "Hedeflerimize ulaşmak için müzakere ediyoruz. Ancak mantığın dilinin ve mutabakat metninin etkisiz kaldığı durumda, gücün dili devreye girer" dedi.

MHP lideri Bahçeli'den 'askeri hastane' çağrısı! "Yeniden açılmalıdır" Haber

MHP lideri Bahçeli'den 'askeri hastane' çağrısı! "Yeniden açılmalıdır"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında Orta Doğu'dan NATO Zirvesi'ne kadar birçok konuda önemli mesajlar verdi. Bahçeli, askeri hastanelerin yeniden açılması gerektiğini belirterek bunun "milli beka meselesi" olduğunu söyledi. Bahçeli'nin açıklamalarından satır başlıkları: "Askeri hastanelerin tekrardan açılması hayati değerdedir" "Askeri hastaneler yeniden açılmalıdır. Vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması milli beka meselesidir." Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir" dedi. Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. ABD ile İran arasındaki müzakere görüşmeleri hakkında değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Hürmüz’de güvenli geçiş ve sahada ateşin susturulması arayışları daha önce de belirttiğimiz üzere dikkatle takip ettiğimiz gelişmelerdir. Ancak Siyonist vahşetin mutabakatı tanımayan bombaları sahada hunharca konuşmaya devam etmiştir. Söz başka, eylem başka olmaya devam ettikçe masada verilen taahhütlerin hükmünden bahsetmek nasıl mümkün olacaktır? Gözü dönmüş bu ihtiras ve cinayet kabinesinin niyeti kirli, akıttığı kan namertçedir. Ateşkes kelamı daha havada asılıyken, bu korsan yapı, arkadan hançer saplama maharetini göstererek yeni saldırıların hain planlarını kurgulamaktadır. Netanyahu ve tetikçi avanesi, kurulan müzakere zeminine dahi fütursuzca diş göstermekte; barışı amaçlayan ve önceliklendiren mutabakatlara direnmeyi marifet saymaktadır. Mızrak artık çuvala sığmamaktadır: Katil İsrail, mazlumların kanıyla semiren emperyalist bir sömürge düzeneğidir" diye konuştu. "Kara Kuvvetlerimiz milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır" Konuşmasının devamında Türk Kara Kuvvetleri’nin 2235’inci kuruluş yıl dönümünü kutlayan Bahçeli, "Türk Kara Kuvvetlerimiz, Türkistan bozkırlarında doğan cihan hakimiyeti ülkümüzü, Anadolu’da vatanlaştığı ve üç kıtada şanla, şerefle ve zaferle nam saldığı milli hafızamızdır. Türk Kara Kuvvetlerimiz; medeniyet iddiasının nice coğrafyada henüz bir iz, bir işaret, bir esame olarak dahi belirmediği devirlerde, düzenli ordunun tesisini, emir-komuta silsilesinin kudretini ve askeri teşkilatlanma kabiliyetini dünya milletleriyle tanıştıran kutlu ve köklü bir mirastır. Malazgirt’te Anadolu’nun kapılarını Türk milletine mahşere dek açan iradenin, Sakarya’da milletin kötü kaderini yenen dirayetin, bugün ise terörle mücadelede sınırlarımızın ötesine taşan milli beka düsturunun vücut bulmuş halidir. Kara Kuvvetlerimiz, toprağı yalnızca bir coğrafya parçası değil; şehidin emaneti, devletin haysiyeti, milletin namusu ve gelecek nesillerin mukaddes istikbali olarak gören bir tarih şuurunun adıdır. Türk ordusunun karadaki kudretinin özünde; Mete Han’dan Sultan Alparslan’a, Fatih Sultan Mehmet’ten Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e uzanarak Mehmetçiğimize emanet edilen çelikten bir silsile vardır" dedi. "Türkiye, NATO’nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür" Ankara’da yapılacak olan NATO Zirvesi’ne ilişkin Bahçeli, "Türkiye, NATO haritasında ittifakın Güney Doğu kanadını ayakta tutan temel kaldıraçtır. Kore’den Afganistan’a, Kosova’dan Libya’ya, Bosna-Hersek’ten Irak’a kadar Türk askeri, müttefiklik hukukunun gereğini yıllardır sahada göstermiştir. Kore dağlarında destan yazan Mehmetçik, NATO üyeliğimiz henüz resmiyet kazanmadan çok önce, Türk’ün dostluğunu, sadakatini ve sarsılmaz, bükülmez bileğini kanıyla, canıyla tüm dünyaya ilan etmiştir. Dondurucu soğuğun, amansız yokluğun ve cehennemî ateş çemberlerinin içinde tek bir adım bile geri atmayan o çelikten irade, müttefikliğin lafla değil, ancak kahramanlıkla mühürleneceğini tarihin hafızasına kazımıştır. Soğuk Savaş’ın o kasvetli ve tehdit dolu yıllarında da Türkiye, NATO’nun yıkılmaz kalesi vazifesini görmüştür. Kuzeyden esen Sovyet yayılmacılığına karşı, Boğazlarımıza hâkim olan milli egemenliğimiz, ittifakın başlıca can simidi olmuştur. Türkiye, NATO masasına otururken arkasında içi boş dosyalarla yahut her sözüne ve adımına icazet arayan bir mahcubiyet ve acizlikle değil; her satırı şehadetle ve gazilikle örülmüş muazzam bir şeref siciliyle oturmaktadır. Bu sebeple Ankara’da yapılacak ve ev sahibi olduğumuz NATO Zirvesi bakımından Türkiye; ittifakın geçmişini, bugününü ve muhtemel yarınını muazzam bir senteze ulaştıracak, ittifakın yarınlarının yeniden biçimlendirilmesinde başat rol üstlenecektir" ifadelerini kullandı. "Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir" NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Bahçeli, "Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekât kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer, ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkân ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askeri tıp; askeri iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirini içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında; askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgâr değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması millî beka meselesidir. Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış, bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes GATA geleneği; cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçiğe adanmış fedakâr hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının ta kendisidir. Sivil sağlık sistemlerinin ve hastanelerin, savaş cerrahisinin ve cephe gerisi lojistiğinin, ordumuzun bu kendine has ihtiyaçlarını tam manasıyla karşılaması mümkün değildir. Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılması; Gülhane ruhunun çağın modern ihtiyaçlarına göre yeniden ihyası ve harp cerrahisinin güçlendirilmesi tekraren ifade ediyorum: milli beka meselesidir" dedi.

Trump: "Çok sert bir şey yapmak zorunda kalacağız" Haber

Trump: "Çok sert bir şey yapmak zorunda kalacağız"

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Trump, Washington yönetimi ile Küba arasında son günlerde yaşanan temaslara ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelere ilişkin konuştu. ABD Donanması’na ait USS Nimitz uçak gemisinin Karayipler’e konuşlandırılmasına ilişkin bir soru yöneltilen Trump, bunun Küba’ya gözdağı amacı taşıyıp taşımadığı sorusuna, "Hayır, Küba’ya yardım etmek istiyorum" cevabını verdi. ABD’de yaşayan Küba vatandaşlarının ülkelerine geri dönmek ve yatırım yapmak istediklerini söyleyen Trump, "Bakalım ülkeyi toplayabilecekler mi? Diğer başkanlar 50-60 yıl boyunca bunu yapmaya çalıştı ve görünen o ki bunu başaracak olan ben olacağım" dedi. Trump, "Kübalı Amerikalılara ülkeye dönüp yardım edebilmeleri için Küba’yı açmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. "İran nükleer silah elde ederse, Orta Doğu’da nükleer savaş yaşanır" İran ile görüşmelerinde ilişkin bir soruya Trump, "Şu anda müzakere ediyoruz. Ne olacak göreceğiz. Ama öyle ya da böyle bu işi tamamlayacağız. İran’ın nükleer silah sahibi olmasına izin verilmeyecek" dedi. Trump, "Burada bazılarının ‘çılgın’ diyebileceği bir ülkenin nükleerleşmesinden bahsediyoruz. İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin veremeyiz. İşin özü bu. Buna müsaade edemeyiz. İran nükleer silah elde ederse, Orta Doğu’da nükleer savaş yaşanır ve o savaş buraya ve Avrupa’ya uzanır. Bunun olmasına izin veremeyiz ve olmayacak. Düşünebildiğim hiçbir şey, İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermemek gerektiğinden daha önemli değil" şeklinde konuştu. "Hürmüz Boğazı’nda tam kontrole sahibiz" İran ve Umman’ın Hürmüz Boğazı’nda bir ödeme sistemi kurulmasının resmileştirilmesi üzerinde çalıştığı ve bunun ABD için kabul edilebilir olup olmadığı yönünde bir soru alan Trump, "Bu konuya bakacağız. Bildiğiniz gibi Hürmüz Boğazı’nda tam kontrole sahibiz" şeklinde cevap verdi. Hürmüz Boğazı’nda İran’a uygulanan ablukanın "çelikten bir duvar" oluşturduğunu ve İran bağlantılı hiçbir geminin geçemediğini ifade eden Trump, İran’ın donanma, hava gücü ve füze kapasitesini büyük oranda yok ettiklerini söyledi. Trump, "Ya onların nükleer silaha sahip olmamasını sağlayacağız ya da çok sert bir şey yapmak zorunda kalacağız" şeklinde konuştu. "Geçiş ücreti olsun istemeyiz" Hürmüz Boğazı’nda bir ödeme sistemini tercih edip etmeyecekleri konusundaki bir takip sorusuna Trump, "Boğazın serbest olmasını istiyoruz. Geçiş ücreti olsun istemeyiz. Burası uluslararası bir suyolu, uluslararası bir deniz geçidi. Buradan geçiş ücreti alınması söz konusu olmamalı" dedi. Trump, ABD’nin İran’a uyguladığı deniz ablukası nedeniyle bu ülkenin günlük 500 milyon dolar kaybettiğini tahmin ettiklerini söyledi. "(Zenginleştirilmiş uranyum) Elde ettikten sonra muhtemelen imha ederiz" İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu tutmasına izin verilmesi ihtimaline ilişkin bir soruya Trump, "Hayır. Yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumu biz alacağız" cevabını verdi. Trump, "Buna ihtiyacımız olduğu için değil. Muhtemelen elde ettikten sonra imha ederiz. Ama onların buna sahip olmasına izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

İran basını ABD’nin teklifinin kabul edilmediğini duyurdu! Haber

İran basını ABD’nin teklifinin kabul edilmediğini duyurdu!

İran basını, Tahran yönetiminin ABD’nin savaşı sona erdirmeye yönelik teklifini kabul etmediğini bildirdi. Resmi İran televizyonunda yer alan haberlere göre; ABD’nin teklifini "teslimiyet" olarak nitelendiren Tahran yönetimi, bunun yerine "ABD’den İran’a savaş tazminatı ödenmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tamamen kabul edilmesi, yaptırımların kaldırılması ve el konulan İran varlıklarının iade edilmesi" talebinde bulundu. Yarı resmi Tasnim Haber Ajansı ise, İran’ın yanıtında ABD'yi "Deniz ablukasını sona erdirmeye, daha fazla saldırı olmayacağına dair garanti sağlamaya ve İran petrol satışlarına yönelik ABD yasağını kaldırmaya" çağırdığı aktarıldı. "İran’da hiç kimse Trump’ı memnun etmek için plan yapmıyor" ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran yönetiminin yanıtını "kabul edilemez" olarak nitelendirmesini değerlendiren İranlı bir yetkili ise, "Trump’ın cevabı hiçbir şeyi değiştirmiyor. Eğer mutsuzsa, bu daha da iyi. İran’da hiç kimse Trump’ı memnun etmek için plan yapmıyor. Müzakere ekibi planları sadece İran halkı için hazırlıyor. Trump gerçeklerden hoşlanmıyor; bu yüzden İran'a karşı sürekli yeniliyor" açıklamasında bulundu. Trump, İran’ın yanıtını beğenmediğini açıklamıştı İran, ABD’nin savaşı sona erdirmeye yönelik son teklifine verdiği yanıtı Pakistan üzerinden ABD’ye iletmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise, İran’ın yanıtını incelediğini belirterek, "İran'ın sözde ‘temsilcilerinden’ gelen cevabı az önce okudum. Hiç hoşuma gitmedi. Kesinlikle kabul edilemez" açıklamasında bulunmuştu.

ABD ve İran arasında gerilim büyüyor! Haber

ABD ve İran arasında gerilim büyüyor!

ABD Başkanı Donald Trump, Arizona eyaletinin Phoenix kentinden Washington'a dönüşü sırasında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Trump, İran'a ile kalıcı bir anlaşmaya varılması amacıyla yürütülen görüşmelere ilişkin, "Orta Doğu'da İran'la işler çok iyi gidiyor gibi görünüyor. Hafta sonu boyunca görüşmelerimiz devam edecek. İşlerin iyi gideceğini düşünüyorum. Konuların çoğu müzakere edildi ve üzerinde anlaşmaya varıldı. En önemli şey, İran'ın nükleer silaha sahip olmaması. İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin veremezsiniz ve bu her şeyin üstündedir" ifadelerini kullandı. Trump, uzun vadeli bir anlaşma sağlanmadığı takdirde İran ile 22 Nisan Çarşamba günü sona erecek mevcut ateşkesi uzatmayabileceğini belirterek, "Bilmiyorum. Belki uzatmam ama abluka devam edecek. Maalesef tekrar bomba atmaya başlamamız gerekecek" dedi. İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun ABD'ye getirileceğini iddia eden Trump, "Eğer anlaşma yapmazsak onu farklı bir biçimde, çok daha düşmanca bir biçimde alacağız. Ama her halükarda, onu alacağız" ifadelerini kullandı. Trump, "Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti olacak mı" sorusuna ise, "Kesinlikle hayır. Geçiş ücreti olmayacak" şeklinde cevap verdi. "Zenginleştirilmiş uranyum hiçbir yere götürülemez" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun ABD'ye götürüleceğine yönelik açıklamalara devlet televizyonunda cevap verdi. Bekayi, "İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu hiçbir şartta hiçbir yere götürülemez. İran toprakları ne kadar kutsalsa zenginleştirilmiş uranyum da o kadar kutsaldır" ifadelerini kullandı. Bekayi, "İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun ABD'ye transferi hiçbir zaman gündeme gelmedi" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Hiçbir güç Türkiye'ye parmak sallayamaz" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Hiçbir güç Türkiye'ye parmak sallayamaz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları: Kimin bu savaştan rant devşirdiği ortaya çıkmıştır. Bölgemizde barış olacak. Bu Siyonist rejime rağmen olacak. Çünkü İsrail en küçük barış umudunu sabote ediyor. Sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Ateşkesten hiç hoşnut olmadığı bilinen İsrail hükümetinin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir. İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek. İnsanlık cephesi bölgemizdeki yangını söndürmek için uğraştıkça katliam şebekesi ateşe daha fazla odun taşıyacak. Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz. Elbette bunu yaparken Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya da devam edecekler. Kalemleriyle, medyalarıyla, aparat olarak kullandıkları maşalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar cesur yürekleri susturamayacak, hakkı ve hakikati savunan kalplere zincir vuramayacaklar. Buradan Gazi Meclisimizin çatısı altından Gazze kasabı Netanyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i canı gönülden tebrik ediyorum. Dost İspanya halkını aynı şekilde ülkem ve milletim adına kutluyorum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.