Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Müzakere

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Müzakere haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Müzakere haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trump: "Savaş gemilerini en iyi silahlarla yüklüyoruz, anlaşma olmazsa bunları kullanacağız" Haber

Trump: "Savaş gemilerini en iyi silahlarla yüklüyoruz, anlaşma olmazsa bunları kullanacağız"

ABD Başkanı Trump, İran ile iki haftalık ateşkes sağlanmasının ardından ABD Başkan Yardımcısı James David Vance’in nihai bir barışı müzakere etmek üzere Pakistan’ın başkenti İslamabad’a doğru yola çıkmasından kısa sonra ABD basınına açıklamalarda bulundu. Trump, ABD basınına yaptığı açıklamada, İran ile barış görüşmelerinin başarısız olması halinde ABD savaş gemilerinin İran’a yönelik saldırılara yeniden başlamak üzere "en iyi mühimmatla" yeniden doldurulduğunu söyledi. Telefon üzerinden verdiği röportajda İran ile görüşmelerin başarılı olup olmayacağı sorulduğunda Trump, "Bunu yaklaşık 24 saat içinde öğreneceğiz. Yakında biliyor olacağız" dedi. Trump, "Bir yeniden hazırlık sürecindeyiz. Savaş gemilerini şimdiye kadar üretilmiş en iyi mühimmatla, en iyi silahlarla yüklüyoruz. Bunlar, daha önce kullandığımız ve onları tam bir yıkıma uğrattığımız silahlardan bile daha iyi silahlar. Anlaşma olmazsa bunları kullanacağız" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, İran ile yapılan müzakerelere ilişkin, "Doğru söyleyip söylemediğinden emin olmadığımız insanlarla uğraşıyoruz" ifadelerini kullandı. Trump, "Yüzümüze karşı, tüm nükleer silahlardan vazgeçtiklerini ve her şeyin ortadan kalktığını söylüyorlar. Sonra basının karşısına çıkıp, "Hayır, zenginleştirme yapmak istiyoruz" diyorlar. Yakında göreceğiz" dedi. Pakistan’da planlanan temaslar Pakistan’da yapılacak görüşmelerde ABD’nin, Başkan Yardımcısı Vance ile birlikte ABD’nin Ukrayna ve Gazze için gerçekleştirdiği müzakerelere de liderlik eden Trump’ın Özel Orta Doğu Temsilci Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner tarafından temsil edilmesi öngörülüyor. İran tarafından ise görüşmelere Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın katılması bekleniyor. Temaslarda ABD’nin İran’dan sahip olduğu zenginleştirilmiş uranyumu teslim etmesi ve Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz taşımacılığına yeniden açılmasını talep etmesine odaklanması bekleniyor. Trump, İran’ın Boğaz’ı yeniden açmasının herhangi bir ateşkes anlaşmasının kritik bir unsuru olduğunu açıkça ifade etmişti. Ancak İran ve Pakistan’ın açıklamalarına göre, Lübnan dahil savaşın tüm cephelerde durması şartının İsrail tarafından Lübnan’a yönelik saldırılar ile bozulması nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndan çok az sayıda gemi geçmişti. Görüşmelerde müzakere edilecek diğer konular arasında ise İran’ın bölgedeki vekil güçlere desteği, ülkenin balistik programı ve İran’ın kendisine yönelik yaptırımların kaldırılması taleplerinin yer alması bekleniyor.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi: "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor" Haber

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi: "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, düzenlediği haftalık basın toplantısında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları, bölgesel gelişmeler, Türkiye'nin tutumu, ABD ile müzakere iddiaları ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İran'daki altyapılara yönelik saldırılara tepki gösteren Bekayi, "Herkesin bağlı olduğu altyapılar hedef alınıyor. Dün gece bir elektrik trafo merkezine düzenlenen saldırı sonucu Tahran ve Kerec'in bazı bölgelerinde elektrik kesintisi yaşandı. Tüm bu olayları sürekli olarak belgeliyoruz. Gelecekte halkımızın, İran'a yardım edildiğine dair ortaya atılan iddiaların aslında bir aldatmacadan ibaret olduğunu bilmesi gerekiyor. Açıklamalarında da görüldüğü üzere İran'ın tarih ve kültürüyle uğraşıyorlar. Saldırıları meşrulaştırmak için geçmişe atıfta bulunarak hakaretlerde bulunuyorlar. Ancak İran, köklü ve dinamik bir medeniyet olarak düşmanlarıyla nasıl başa çıkacağını çok iyi bilmektedir" dedi. "Gazetecilere yönelik saldırılar savaş suçudur" İsmail Bekayi, İsrail'in gazetecilere yönelik saldırılarına da değinerek, "Dün El Arabiya kanalının ofisine yönelik saldırıya tanık olduk. Ondan bir gün önce Lübnan'da saldırı düzenlendi ve El Meyadin ile El Menar muhabirleri hayatını kaybetti. Son üç yılda hayatını kaybeden gazetecilerin uzun bir listesi bulunmaktadır. Görünüşe göre, siyonist rejim özellikle haber alanını kendisine düşman olarak görmektedir. Oysa uluslararası anlaşmalar gazetecilerin korunmasına ilişkin açık hükümler içermektedir. Gazetecilere yönelik her türlü saldırı savaş suçu sayılmaktadır. Buna rağmen rejim bu kuralları dikkate almamakta ve çok sayıda gazeteciyi hedef almaktadır" ifadelerini kullandı. "İran'ın tek yaptığı kendini savunmaktır" Bekayi, "Biz bölgedeki tüm ülkelerle komşuyuz ve komşu olmaya da devam edeceğiz. Bu yüzden sağduyu, gelip geçici olanlarla kalıcı olanları ayırt etmeyi gerektirir. Biz hiçbir zaman bölge ülkelerini düşman olarak görmedik. Defalarca İran'ın operasyonlarının doğrudan ABD üslerini hedef aldığını vurguladık. İran'ın tutumu meşru müdafaa hakkı ve ahlaki ilkeler çerçevesindedir. İran halkı saldırı altındayken silahlı kuvvetlerin sessiz kalması düşünülemez. Bu, Birleşmiş Milletler Şartı kapsamında tanınan doğal bir haktır. Savaşın tarafı olmadığını söylemek tek başına yeterli değildir. Her ülke, kendi topraklarının başka devletler tarafından kullanılmasına izin vermenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu bilir. Düşman, bölgedeki üsler üzerinden saldırılarını sürdürüyor. Komşu ülkelerin toprakları ise kimi zaman isteyerek, kimi zaman da farkında olmadan İran'a karşı kullanılıyor. İran'ın yaptığı tek şey kendini savunmaktır" dedi. "Komşu ülkelerden beklentimiz komşuluk ilkelerine bağlı kalınmasıdır" İran'ın komşu ülkelerden beklentilerini dile getiren Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, "Beklentimiz, kardeşlik ve iyi komşuluk ilkelerine bağlı kalınmasıdır. Bu savaş yalnızca İran'a karşı değil, ileride daha geniş çaplı istikrarsızlıklara da yol açabilecek bir süreçtir. İran'dan tek taraflı bir itidal beklenmesi gerçekçi değildir. İran, iki ayrı rejim tarafından hedef alınmış durumda ve bu güçler, bölgedeki bazı ülkelerin topraklarını kullanarak saldırılarını sürdürmektedir. Birleşik Arap Emirlikleri'nde İranlıların bu ülkenin gelişiminde ne kadar etkili olduğunu gördük. Bu yüzden İran vatandaşlarına yönelik yaklaşımın, geleceği gözeten bir anlayışla belirlenmesi gerekir" şeklinde konuştu. "Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman örnek gösterilen bir düzeyde olmuştur" Türkiye'nin girişimlerine ilişkin konuşan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman örnek gösterilen bir düzeyde olmuştur. Türkiye'nin saldırıyı kınaması ve hem üst düzeyde hem de halk nezdinde ortaya koyduğu dayanışma takdire şayandır. Bu tutum, Türkiye'nin iyi komşuluk anlayışını benimsediğini ve aynı zamanda bu savaşın nedenleri ile bölgeye muhtemel etkilerinin farkında olduğunu gösteriyor. Türk yetkililer de defalarca siyonist rejimin bölgesel güvenlik açısından en büyük tehdit olduğunu dile getirdi. Türkiye başta olmak üzere diğer ülkelerin girişimleri, bölgesel barış konusundaki kaygılarını ortaya koyuyor. Gerilimin daha fazla tırmanmaması için arabuluculuk yapmak isteyen tüm ülkelerin dengeli ve gerçekçi bir yaklaşım sergilemesini bekliyoruz" ifadelerine yer verdi. "ABD ile doğrudan müzakere gerçekleştirmedik" Bekayi, arabuluculuk girişimleri ve diplomatik temas iddialarına ilişkin de konuşarak, "Şu ana kadar ABD ile hiçbir doğrudan müzakere gerçekleştirmedik. Gündeme gelen konular, ABD'nin müzakere talebine ilişkin olarak aracı ülkeler üzerinden bize iletilen mesajlardan ibaret. ABD tarafından diplomasi söylemi gündeme getirildiğinde herkesin dikkatli olması gerekir. Açıkçası, ABD'de kaç kişinin bu diplomasi iddialarını ciddiye aldığını bilmiyorum. Bizim tutumumuz ise en başından beri net. Karşı taraf sürekli pozisyon değiştirirken, biz hangi çerçevede hareket ettiğimizi biliyoruz. Ancak bize iletilen taleplerin önemli bir kısmı aşırı ve gerçeklikten uzak" dedi. "Yalnızca bir taraftan itidal beklenmesi doğru değil" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bölge ülkelerinin savaşın sona ermesine yönelik çabalarına değinerek, "Pakistan'ın düzenlediği toplantılar, kendi oluşturduğu bir çerçeve olup bizim bu sürece herhangi bir katılımımız olmadı. Endişeler anlaşılabilir, ancak herkesin bu savaşın kim tarafından başlatıldığını unutmaması gerekir. Tek taraflı olarak yalnızca bir taraftan itidal beklenmesi doğru değildir. Bu savaşı İran başlatmadı, İran saldırıya uğradı. İran, sorumlu bir aktör olarak diyalog sürecine dahil oldu ancak ABD her iki seferde de müzakere masasını ortadan kaldırdı. Biz ne istediğimizi ve hangi konuların bizim için kabul edilemez olduğunu çok iyi biliyoruz" diye konuştu. "Ajans ve Grossi'nin kayıtsızlığı üzüntü verici" Bekayi, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile UAEA Başkanı Rafael Grossi'nin yaklaşımını eleştirerek, "ABD ve siyonist rejimin nükleer tesislere yönelik saldırıları açıkça suçtur. Ajansın kendi tüzüğüne göre de bu eylemler suç kapsamındadır. Ancak daha da üzücü olan, Ajans ile Grossi'nin bu konudaki sessizliğidir. Grossi bir kez daha son derece hatalı bir tutum sergilemiş, saldırganları kınamak yerine yaptığı açıklamalarla süreci daha da karmaşık hale getirmiştir. Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan (NPT) sorumlu bir makamın bu tür ihtimalleri dile getirmesi kabul edilemez. Ne yazık ki Grossi, son iki yılda savunulabilir bir performans ortaya koyamamıştır. Bu durum hem saldırıları kınamaması hem de tarafsızlığını koruyamamasıyla ilgilidir. Böyle bir tabloda Ajans'ın yapması gereken ilk şey saldırıları açıkça kınamaktır. Ancak bu yönde bir tutum görmedik. Biz kendi sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz, gerekli temasları yürüttük ancak taleplerimiz geçerliliğini korumaktadır" ifadelerini kullandı. "Buşehr Nükleer Enerji Santrali faaliyetini sürdürüyor" İsmail Bekayi, ABD ve İsrail'in hava saldırılarında üç kez hedef alınan Buşehr Nükleer Enerji Santrali'nin durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, "Bildiğim kadarıyla santral faaliyetini sürdürüyor. Gerçekleştirilen saldırılar son derece tehlikeli ve ABD ile Siyonist rejimin saldırgan tutumda hiçbir sınır gözetmediğini açıkça ortaya koyuyor. Bu noktada Birleşmiş Milletler ile UAEA'nın sorumluluğu son derece açıktır" şeklinde konuştu. "Misket bombası iddiaları gündem saptırma çabasıdır" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, İran'ın misket bombası kullandığı yönündeki iddialara da sert tepki göstererek, "Bu son derece küstah bir iddiadır. Bir yandan insancıl hukukun tüm kurallarını ihlal ederken, diğer yandan mağduriyet algısı oluşturarak İran'ın bu kuralları ihlal ettiğini öne sürüyorlar. Bu iddialar kesinlikle gerçeği yansıtmıyor. İran, işlev ve etki bakımından misket bombasından farklı olan çoklu savaş başlıklı füzeler kullanmaktadır. Bu tür iddialar, daha çok gündemi saptırma çabasıdır. Minab'daki okul saldırısı, Fars eyaletine bağlı Lamerd kentinde yeni tip füzelerle gerçekleştirilen saldırılar, elektrik altyapısı ve üniversitelerin hedef alınması, çevreyi tahrip eden silahların kullanılması ve Lübnan'da fosfor bombası kullanımı bu saldırılara örnek teşkil etmektedir. Savaşın kendisi zaten hukuka aykırı ve saldırgan bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca, savaş dışı şartlarda komutanlarımıza yönelik saldırılar da savaş suçu kapsamına girmektedir" dedi. "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor" İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan (NPT) çekilmeye yönelik Meclis teklifine ilişkin de açıklamada bulunarak, "NPT'den çekilme teklifi Meclis'te değerlendiriliyor. Kamuoyunda da temel soru şu: Güçlü ülkelerin, anlaşmanın tanıdığı hakların kullanılmasına izin vermediği bir yapıya üye olmanın ne anlamı var? Eğer üyelik sadece kağıt üzerinde kalacak ve bu haklardan yararlanamayacaksak, bunun bize ne faydası olacak? Biz hala bu anlaşmanın tarafıyız ve taraf olduğumuz sürece yükümlülüklerimize bağlı kalıyoruz. Tutumumuz net. Her türlü kitle imha silahına karşıyız. Ancak UAEA'nın sorumsuz yaklaşımı ve ABD'nin yıkıcı tutumu, bu tartışmaların gündeme gelmesine neden oluyor" şeklinde konuştu.

ABD Başkanı Trump: "İran, saygı göstergesi olarak 20 tanker dolusu petrol verdi" Haber

ABD Başkanı Trump: "İran, saygı göstergesi olarak 20 tanker dolusu petrol verdi"

ABD Başkanı Donald Trump, başkent Washington’a dönüşü sırasında uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. İran’a yönelik saldırıların sürdüğünü söyleyen Trump, "Bugün çok sayıda ek hedefi imha ettik. Donanmaları gitti, Hava Kuvvetleri gitti; bunu biliyoruz. Ama bugün çok daha fazla hedefi yok ettik. Büyük bir gündü" dedi. Buna rağmen İran ile temasların da sürdüğünü aktaran Trump, "Onlarla hem doğrudan hem de dolaylı yollardan müzakere ediyoruz. Temsilcilerimiz var ama aynı zamanda direkt olarak da temas halindeyiz" diye konuştu. İran’ın daha önce ABD’ye 10 tanker petrol hediye ettiğini hatırlatan Trump, "Ve bugün, tam olarak nasıl adlandırırım bilemiyorum ama, sanırım bize karşı bir saygı göstergesi olarak 20 tanker dolusu petrol verdiler. Hürmüz Boğazı’ndan geçecek devasa petrol tankerleri ile yapılacak bu sevkiyat yarın sabahtan itibaren başlayacak" ifadelerini kullandı. İran ile yürütülen müzakerelerin "son derece iyi" gittiğini öne süren Trump, "Ancak İran söz konusu olduğunda ne olacağını asla bilemezsiniz, çünkü onlarla hem müzakere ediyoruz hem de her defasında onları havaya uçurmak zorunda kalıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Muhtemelen bir anlaşma yapacağız" Eski ABD Başkanı Barack Obama’nın İran’la yaptığı nükleer anlaşmayı eleştiren Trump, bu anlaşmayı kendisinin iptal ettiğini vurguladı. Aksi takdirde İran’ın şu an nükleer silahlara sahip olabileceğini iddia eden Trump, "B-2 bombardıman uçaklarıyla saldırı gerçekleştirdik ve nükleer güç olmalarını engelledik. Şimdi de onları tekrar vurmak zorunda kaldık. Muhtemelen onlarla bir anlaşma yapacağız, buna oldukça eminim; ama yapmama ihtimalimiz de var" şeklinde konuştu. "İran’da rejim değişikliği kendiliğinden gerçekleşti" İran’da fiili anlamda bir rejim değişikliği yaşandığını ileri süren Trump, "Aslında bakarsanız çoktan rejim değişikliği yaşadık; çünkü o ilk rejim darmadağın edildi, yok edildi. Hepsi öldü. Bir sonraki rejim de büyük oranda öldü. Ve şu anki üçüncü rejimde, daha önce kimsenin muhatap olmadığı bambaşka insanlarla karşı karşıyayız" dedi. Şu anda muhatap oldukları kişilerin farklı bir grup insan olduğunu söyleyen Trump, "Bu yüzden ben bunu bir rejim değişikliği olarak kabul ederim. Ve açıkçası, oldukça makul davrandılar. Dolayısıyla bir rejim değişikliği yaşadığımızı düşünüyorum. Bundan daha iyisini yapamazsınız. Gerçekten kötü, olan rejim, ilk gidendi. İkincisi atandı ve onlar da gitti. Belki biraz yaşam belirtisi gösteren biri hariç hepsi öldü. Şu an ise çok daha makul görünen bu üçüncü grup var. Bu gerçekten bir rejim değişikliğidir; rejim değişikliği bir zorunluluk değil ama bence bu durum kendiliğinden, otomatik olarak gerçekleşti" ifadelerini kullandı. "İran ile anlaşma çok yakında olabilir" Bir soru üzerine İran ile anlaşmanın mümkün olduğunu yineleyen Trump, bunun "çok yakında olabileceğini" ifade etti. Trump, olası kara harekatı ile ilgili olarak, "Çok fazla alternatifim var. Orada çok sayıda gemimiz var. Gücümüz sayesinde aslında hepsine ihtiyacımız bile yok. İran konusunda programın çok, hatta haftalarca ilerisindeyiz diyebilirim. Eğer üç gün içinde 158 gemiyi, yani tüm donanmalarını yok edeceğimizi söyleseydiniz inanmazdınız ama biz bunu yaptık. Tüm hava kuvvetlerini devre dışı bıraktık. Füzelerinin çoğunu yok ettik; bu yüzden şu an bazı füze saldırıları görseniz de artık azalıyorlar, tükenmek üzereler" diye konuştu. "Mücteba Hamaney hayatta olabilir" İran’da fiili bir rejim değişikliği yaşandığı yönündeki iddiasını yineleyen Trump, "Karşımızda yeni bir grup var; bu gerçekten yeni bir rejim. Daha önce hiç muhatap olmadığımız ve çok makul davranan yeni bir grup insan" dedi. Trump, "İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney hayatta mı ve muhatap olduğunuz yeni gruba dahil mi?" sorusu üzerine, "Olabilir. Ona ne olduğu belli değil. Hayatta olabilir ama belli ki başı çok büyük dertte; ağır yaralı" dedi. "Plan üzerinde bizimle hemfikirler" İran’ın ABD tarafından sunulan 15 maddelik planı büyük ölçüde kabul ettiğini söyleyen Trump, "Plan üzerinde bizimle hemfikirler. Yani 15 şey istedik ve büyük oranda anlaştık, şimdi birkaç şey daha isteyeceğiz" dedi. İran’ın ciddi olduğunu kanıtlamak için ABD’ye petrol gönderdiğini söyleyen Trump, "Bana bir hediye verdiklerini söylemiştim ama o an ne olduğunu açıklama yetkim olduğunu düşünmemiştim. O hediye daha sonra 2 arttı ve 10 devasa tanker dolusu petroldü. Bugün ise bir hediye daha verdiler: 20 tanker dolusu petrol. Sevkiyat yarın başlıyor. Hem doğrudan hem de dolaylı olarak çok iyi görüşmeler gerçekleştiriyoruz ve bence çok önemli pek çok konuda mesafe kat ediyoruz" değerlendirmesini yaptı. "Küba’ya petrol göndermeleri benim için sorun değil" Trump, ABD’nin bir Rus petrol tankerinin Küba’ya gitmesine izin vereceği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, "Birilerinin bir gemi dolusu yakıt almasına itirazımız yok çünkü hayatta kalmaları gerekiyor. Eğer bir ülke şu anda Küba’ya petrol göndermek istiyorsa, benim için hiçbir sorun yok" dedi. Trump, "Bu ülkenin Rusya olup olmaması sizi endişelendiriyor mu?" sorusu üzerine, "Alt tarafı bir gemi dolusu petrol, hepsi bu. Sorun değil. Eğer Rusya veya başka ülkeler bunu yapmak istiyorsa, bu beni pek rahatsız etmez. Bir etkisi de olmayacaktır. Küba bitti. Çok kötü ve yozlaşmış bir yönetimleri var. Bir gemi dolusu petrol almaları ya da almamaları bir şeyi değiştirmeyecek. İster Rusya olsun ister başkası, buna izin verilmesini tercih ederim çünkü insanların ısınmaya, soğutmaya ve diğer temel ihtiyaçlara gereksinimi var" dedi. "Hürmüz Boğazı’nı iki dakika içinde kapatabiliriz" Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol edip geçiş ücreti almayı planladığının hatırlatılması üzerine, "Bunun doğru olup olmadığını görmemiz gerekecek. Biliyorsunuz, ne yapmaları gerekiyorsa onu yapacaklar. Ama biz orayı iki dakika içinde kapatabiliriz. Orayı öyle bir hızla kapatırız ki neye uğradığınızı şaşırırsınız" dedi. Trump, "İran tarafından saldırıya uğrayan Körfez ülkelerinin karşı saldırıya geçmesini istiyor musunuz?" sorusuna, "Zaten karşılık veriyorlar. Suudi Arabistan sert bir şekilde karşılık veriyor. Katar, BAE, Kuveyt, Bahreyn hepsi mücadele ediyor. Aslında vurulduklarında şaşırmışlardı; vurulmalarına ben de çok şaşırdım. Ama bir kez darbe alınca çok iyi savaşmaya başladılar. Tüm bu ülkelerle çok güçlü bir iletişimimiz var ve hepsi de şu an mücadele içinde" yanıtını verdi.

Trump: "Türkiye gerçekten şahaneydi, Erdoğan harika bir lider" Haber

Trump: "Türkiye gerçekten şahaneydi, Erdoğan harika bir lider"

ABD Başkanı Donald Trump, Florida eyaletinde düzenlenen bir yatırım forumunda yaptığı konuşmada, İran savaşı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. ABD'nin İran'ın nükleer programını hedef alan saldırılarının sadece İsrail'i değil, tüm Orta Doğu'yu kurtardığını öne süren Trump, bölge ülkelerine atıfla, "Bu durum, üzerinize yağan tüm o roketlerle kanıtlandı. Suudi Arabistan çok darbe aldı, hepiniz darbe aldınız. Herkes o roketlerin sadece İsrail'e gideceğini düşünüyordu" dedi. İran'ı "dünyanın bir numaralı terör sponsoru" olarak nitelendiren Trump, "Bu devletin nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermezdim, bunu uzun zamandır söylüyordum ve izin vermedim. Son 27 gündür ABD'yi ve müttefiklerimizi savunmak adına dünyanın en güçlüsü olan ABD ordusu, İran'ın askeri kapasitesini hiç görülmemiş bir güç, hassasiyet ve beceriyle yok ediyor. Bu gerçekten sert bir müdahaleydi" ifadelerini kullandı. "Anlaşma yapmak için yalvarıyorlar" İran'ın darmadağın edildiğini savunan Trump, "Bugün yine önemli bir gün geçirdik. Ne olduğunu bile anlamıyorlar" dedi. İran ile müzakere halinde olduklarını yineleyen Trump, "O kadar ağır darbeler alıyorlar ki bu durumda her kim olsa müzakere etmek isterdi. Müzakere ediyorlar; bir anlaşma yapmak için yalvarıyorlar" dedi. İran'ın yürütülen müzakereleri inkar ederek yalan söylediğini kaydeden Trump, "Haklı olduğum ortaya çıktı. İki gün sonra itiraf ettikleri üzere müzakere eden onlardı. Yaptıkları yanlış beyanı telafi etmek için, 'Size 8 gemi petrol göndereceğiz' dediler. Ertesi gün, yani 2 gün önce kanalların birinde çok garip bir şey gördüm. İran'dan çıkan 8 petrol gemisi vardı. Sonra aslında 2 tane daha ekleyeceklerini söylediler ve eklediler, böylece 10 gemimiz oldu. İşte o zaman insanlar gerçekten müzakere ettiğimizi anladı. Şu an görüşüyoruz. Bir şeyler yapabilirsek harika olur, ama Hürmüz Boğazı'nı açmaları gerekiyor" şeklinde konuştu. "İran'ın savunma yeteneklerini imha ediyoruz" İran'a büyük bir darbe indirdiklerini belirten Trump, "Füze ve İHA fabrikalarını kimsenin mümkün görmediği seviyelerde imha ediyor, savunma sanayi altyapılarını yok ediyoruz. İran donanması bitti, hepsi battı, Körfez'in dibindeler ya da başka yerlerde" dedi. Trump, "Mayın döşemek isterlerse bunu sandallarla yapmak zorundalar, çünkü hiç gemileri kalmadı. Hava kuvvetleri öldü, tamamen, bütünüyle bitti, artık uçakları falan yok. Hava savunma ve iletişim kabiliyetleri tamamen yerle bir edildi. Liderlerinin hepsi de öldü" diye konuştu. "Mücteba Hamaney ya ölü ya da çok kötü durumda" İran'ın önceki dini lideri Ali Hamaney'i de öldürdüklerini vurgulayan Trump, "Oğlu Mücteba Hamaney de ya ölü ya da çok kötü durumda, çünkü kimse ondan haber alamıyor. Sanırım, 'Baba, beni bu işe karıştırma' diyordur. Sanırım kimsenin liderlik yapmak istemediği tek ülke burasıdır. İran'a liderlik etmek isteyen var mı? Lütfen el kaldırsın. Kocaman bir dinleyici kitlesi var burada. Kim liderleri olmak ister? Derin bir sessizlik. Kimse istemiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Operasyon takviminin 2 hafta önündeyiz" ABD'nin dünyanın en güçlü istihbarat mekanizmasına ve ordusuna sahip olduğunu belirten Trump, "4 hafta bile geçmeden ortaya koyduğum tüm askeri hedefleri bir bir gerçekleştiriyoruz. Sanırım operasyon takviminin 2 hafta önündeyiz. Biz buna 'askeri operasyon' diyoruz, 'savaş' demiyoruz" ifadelerini kullandı. Trump'tan NATO ve Avrupalı müttefiklerine tepki NATO, Fransa ve İngiltere'nin ABD'nin askeri destek talebine zamanında yanıt vermediğini hatırlatan Trump, "Bundan dersimizi aldık. Ne dediğimi unutmayın, büyük bir hata yaptılar. Yanımızda olmadılar. Almanya Şansölyesi de dahil bunların hepsi benim arkadaşım. Almanya Şansölyesi, 'Bu bizim savaşımız değil. Bizimle bir ilgisi yok' dedi. Ukrayna da bizim savaşımız değil, ama yardım ediyoruz" tepkisini gösterdi. Trump, Körfez ülkelerinin desteğine vurgu yaptı Körfez ülkelerinin kendilerine verdiği destekten memnun olduklarının altını çizen Trump, "Suudi Arabistan'a teşekkür etmek istiyorum, NATO'nun aksine çok yardımcı oldular. Suudi Arabistan savaştı, Katar savaştı, Birleşik Arap Emirlikleri savaştı, Bahreyn savaştı ve en iyi uçaklarımızı füzelerle düşürmüş olsalar da Kuveyt bile savaştı. Bu olmasaydı da olurdu, ama onların bizim uçaklarımız olduğunu bilmiyorlardı" dedi. Trump'tan Türkiye'ye ve Erdoğan'a övgü Orta Doğu'daki müttefiklerinin tutumu konusunda hayal kırıklığı yaşamadıklarını vurgulayan Trump, "Bence Türkiye gerçekten şahaneydi. Onlardan rica ettiğimiz şeylerin dışında kaldılar. Erdoğan harika bir lider" ifadelerini kullandı. Bölgede olmamasına rağmen muazzam destek veren ülkelerin de olduğunu aktaran Trump, "Endonezya da harikaydı. Biliyorsunuz, gerçek dostlarınızın kim olduğunu böyle zamanlarda öğreniyorsunuz. Endonezya, Türkiye ve daha birçok ülke. Ama o 5 ülke (Körfez ülkeleri) harikaydı" dedi. Trump'tan İbrahim Anlaşmaları çağrısı İran tehdidinin ortadan kaldırılması ile Orta Doğu'nun daha parlak bir geleceğe sahip olacağını belirten Trump, "Şimdi onları (İran'ı) saf dışı bıraktık, hem de çok büyük bir şekilde. İbrahim Anlaşmaları'na odaklanmalıyız ve tüm ülkelerin bu anlaşmalara dahil olmasını umuyoruz. Bunu yapan çok cesur ülkelerimiz var. Yıllar önce dahil oldular, o ilk 4 ülkenin kim olduğunu biliyorsunuz. Bunu yaparak harika bir iş çıkardılar. Bu onlar için ekonomik olarak da harika oldu, bunu yapmış olmaları büyük bir olaydı. Ama bence şimdi tüm Orta Doğu ülkeleri katılacak. Bazı durumlarda, tüm Orta Doğu ülkelerinin ve hatta ötesinin katılacağını söyleyebilirim. Yakında Orta Doğu'da olmayıp da üye olmak isteyen insanlar göreceksiniz" değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Fidan: "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır" Haber

Bakan Fidan: "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır"

Dışişleri Bakanı Fidan, özel bir televizyon kanalında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bakan Fidan, İran’daki savaşa ilişkin, "Maalesef bu savaş bütün dünyanın gözü önünde cereyan etmektedir. Hem bölgemize hem de küresel politikaya çok ciddi yıkıcı etkileri olmaktadır. Maalesef Amerika’nın ve İsrail’in hukuksuz, uluslararası hukuka aykırı olarak başlattığı bu savaş, giderek daha da bölgesel yayılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Biz tabii Türkiye olarak başından beri kendimize birkaç tane ana hedef koymuştuk. Birincisi, yani mümkünse savaşın çıkmaması; ancak çıktıysa savaşı durdurmaktır. İkincisi savaşın daha genişlemesini ve yayılmasını önlemek; üçüncüsü ise Türkiye’yi bu savaşın dışında tutmaktır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savaş konusunda ortaya koyduğu vizyondan bahseden Bakan Fidan, "Cumhurbaşkanımız bu konularda çok net bir vizyon ortaya koydular. Tabii biz de günlük politikaları uygularken, temaslarımızı yaparken ve inisiyatiflerimizi geliştirirken bu çerçeve içerisinde hareket ediyoruz. Esas itibarıyla Türkiye’nin savaştan çok önceki bölgesel vizyonu; bölgede aslında iş birliğini, çatışmaların çözümünü ve bölgesel sahiplenmeyi esas alan yaklaşımı tam da bu türden tehditleri öngördüğü için kıymetliydi. O yolda ciddi adımlar atılmaktaydı; ama mazisi çok önceki yıllara da dayanan, özellikle nükleer mesele ve diğer konulardan kaynaklanan bu birikmiş enerji, bir savaş halinde ortaya çıktı. Tabii bizim dediğimiz gibi savaş çıkar çıkmaz, aslında bu durum 12 Gün Savaşı’nda da gerçekleşti; o zaman da öncesinde, sonrasında ve esnasında geçen sene çok çalışmamız olmuştu. Bu sene de çok çalışmamız vardır" diye konuştu. "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır" Bir numaralı hedeflerinin savaşın durması olduğunu vurgulayan Fidan, "Bir numaralı hedefimiz savaşın durmasıdır. Bunu yaparken savaşın daha büyük bir yaygınlık göstermemesi bizim için önemlidir. Burada savaşın diğer ülkelere sıçramaması, bölgede kalıcı düşmanlıkların ve istikrarsızlıkların oluşmaması önem arz etmektedir. Çünkü bu savaş inşallah öyle veya böyle bir noktada biter; ama nükleer bomba atılmış gibi hani 30-40 sene bir yerde bitki bitmiyorsa, bölgesel istikrarsızlık da böyledir. Bazı yerlerde savaş olunca toplumlar ve kültürler arasında çok ciddi husumetler oluşuyor ve ülkeler arasında bu durum yıllarca devam ediyor. Orada artık iş birliğini, kalkınmayı ve refahı esas alacak bir ortam kuramıyorsunuz. Biz bunun olmamasını istiyoruz; yani bütün çabamız aslında bunu önlemeye yöneliktir" şeklinde konuştu. "Savaşın ortaya koyduğu tehdidi diğer aktörler de görmüş durumdadır" Savaşın ortaya koyduğu tehdidi bütün aktörlerin gördüğünü vurgulayan Bakan Fidan, şunları kaydetti: "Savaşın aslında ortaya koyduğu tehdidi diğer aktörler de görmüş durumdadır. Şimdi müzakerelerde bir aşamaya gelindi. Yani en azından müzakereler başladı; Pakistan üzerinden mesaj aktarımı vardır. Bunu hani Amerikalılar bizimle de koordine ediyorlar, biz de onlarla konuşuyoruz. İranlıları da bu konuda bilgilendiriyoruz. Bugün yine hem diğer tarafla hem de İranlılarla uzun görüşmelerimiz oldu. Tarafların nerede durduğunu, neler beklediğini ve hangi türden beklentiler içerisinde olduğunu daha rahat anlamaya çalışarak uygun mesajları vermeye çalışıyoruz. Ancak detaylara girmeden şunu söyleyebilirim ki şu anki müzakere pozisyonları, ister istemez iki tarafın da savaş öncesi müzakere pozisyonlarından farklıdır. Hele İranlılarınki çok daha farklı olacaktır; çünkü savaştan önce İran, tam da bu durumun yaşanmaması için müzakereye giriyordu. Şimdi aslında savaş epey bir noktaya geldi ve İran üzerinde de belli bir yıkım oluştu. Artık müzakereden talep edilenler tabii ki daha farklı olacaktır. Bu durum da aradaki arabulucuların işini biraz daha zorlaştırmaktadır. Ama inşallah umudumuzu kaybetmeden çalışmaya devam edeceğiz." "İran, Amerika’ya karşı haklı olarak inanılmaz bir güven kaybı içerisindedir" İran’ın Amerika’ya karşı haklı olarak güven kaybı içinde olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Bence müzakerelerde bir açılış pozisyonu vardır. Burada haliyle ilk pozisyonlar, daha sonra müzakeresi yapılsın diye biraz yukarıdan tutulur. Bence bazı taleplerin yukarıdan tutulması aslında burada alışılmadık bir durum değildir. Yani bu yönetilebilir bir alandır. İran da buna vereceği cevapta o da pozisyonunu yukarıdan tutacaktır. Benim iki tarafa da ifadem şudur: Yani bu açılış pozisyonlarını çok fazla ciddiye almayın; eğer iki tarafta da gerçek bir niyet varsa, onlar muhakkak bir yerde buluşturulabilir. Yani burada önemli olan müzakerenin devam etmesi, tarafların müzakereden çekinmemesi, sahici olması ve birbirlerine güvenmeleridir. Tabii İran, Amerika’ya karşı haklı olarak inanılmaz bir güven kaybı içerisindedir" diye konuştu. "Bizim üzüldüğümüz nokta bölgenin İsrail’in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olmasıdır" Bölgenin adım adım İsrail’in yazdığı bir senaryoya doğru gittiğine dikkati çeken Fidan, "Şimdi tabii bizim üzüldüğümüz nokta, maalesef bölgenin adım adım İsrail’in senaryosunu yazdığı bir oyunun içine çekilmekte olmasıdır. Özellikle hatırlayacak olursak 7 Ekim’den hemen sonra biliyorsunuz İsrail’in ilk zamanlarda dillendirdiği ancak sonra vazgeçtiği bir politikası vardı. Yani özellikle Gazze meselesini hallettikten sonra Lübnan’ı, Suriye’yi, arkasından İran’ı ve Irak’ı hedef alan eylemler yapacağını bir müddet deklare etmişti. Sonra o tarafta sessizliğe büründü ve bunları birebir uygulamaya başladı. Şimdi geldiğimiz noktada aslında İran’a savaş açılırken, İsrail yayılmacılığı üzerinden bölgede çok kalıcı bir fitne tohumunun atıldığını görüyoruz. Bu tohum, bölgedeki Müslümanların artık bir daha bir araya gelmesini neredeyse çok zor hale getirecektir. Bizim Türkiye olarak bir numaralı hedefimiz, bir defa bu fitnenin ortaya çıkmasını önlemektir" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kabine sonrası kritik mesajlar Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kabine sonrası kritik mesajlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Trafik güvenliği başta olmak üzere enerji, dış politika ve bölgesel gelişmelerin ele alındığını belirten Erdoğan, özellikle araç sahiplerinin tepkisine neden olan plaka, görüntü, ses ve multimedya sistemlerine yönelik uygulamalar konusunda dikkatli olunması talimatı verdi. İçişleri Bakanlığı’nın süreci titizlikle yönetmesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, yeni düzenlemelerin vatandaşlarda mağduriyet oluşturmaması gerektiğinin altını çizdi. Ramazan etkinliklerine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen programlara çoğu çocuk ve genç olmak üzere 592 bin kişinin katıldığını açıkladı. 12 bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen etkinliklerde çocukların hem eğlendiğini hem de öğrendiğini belirtti. Külliye’de 8 bini aşkın etkinliğin düzenlendiğini ifade eden Erdoğan, programın önemli bir ihtiyacı karşıladığını söyledi. Terörle mücadele ve bölgesel gelişmelere de dikkat çeken Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” hedefini sabote etmeye yönelik girişimlerin karşılıksız kalmayacağını vurguladı. Bu sürecin, yarım asırlık çatışma ortamını sona erdirmeyi amaçladığını belirten Erdoğan, “Terörsüz Bölge” vizyonunun da Ortadoğu’da ayrışmayı körüklemek isteyen planlara engel olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Suriye’nin kuzeyi ve İran’a yönelik gelişmelerin, Türkiye’nin ortaya koyduğu stratejinin önemini bir kez daha gösterdiğini sözlerine ekledi. "BİRİLERİNİN BİZİ ÇEKMEK İSTEDİĞİ TUZAKLARA DÜŞMÜYORUZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihlerinin hiçbir döneminde oyuna gelmediklerine dikkati çekerek, "Bugün de birilerinin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmüyoruz. Tedbirli, temkinli ve soğukkanlı bir şekilde, sükûneti elden bırakmadan, kardeşlik ve komşuluk hukukuna riayet ederek bu süreci yönetiyoruz." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Tekrar ediyorum, ülkemizi bu ateş çemberinin dışında tutmakta kararlıyız. Savaşın bölge ülkeleri arasında bir yıpratma savaşına dönüşmesini asla istemiyoruz. Şurası bir gerçek ki savaş sadece şehirlerde ve üretim tesislerinde değil, zihinlerde ve gönüllerde açtığı tahribatla derin izler bırakmaktadır. Özellikle Körfez'deki ülkelere yönelik misillemelerin böyle bir riski vardır. Bunlar karşılıklı öfkeyi büyütecek, nefreti körükleyecek, kardeşler arasına yeni nifak tohumlarının ekilmesine zemin hazırlayacaktır. Buna fırsat verilmemelidir." Savaş uzadıkça başka komplikasyonların da ortaya çıktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sinin geçtiği stratejik Hürmüz Boğazı'nın kapanması, küresel ekonomiyi ciddi bir türbülansa sokmuştur. 28 Şubat'tan bu yana Brent petrolün varil fiyatı yüzde 40 artmıştır." diye konuştu. Bunun üzerine bazı ülkelerin, yakıt tüketimini düşürmek amacıyla depolara litre kısıtlaması getirmekten okulların tatil edilmesine kadar bir dizi tedbiri devreye aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Günden güne kabaran ekonomik fatura karşısında savaşın bir an önce sona erdirilmesine yönelik çağrılar hız kazanmıştır. Son 25 gün bize şunu göstermiştir, savaş, İsrail'in savaşı olmakla birlikte bedelini tüm dünya ödüyor. Savaş, Netanyahu'nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Netanyahu'nun başında olduğu katliam şebekesi, bölge barışı adına, insanlık adına artık derhal durdurulmalı, her ülke bu konuda cesur ve ön alıcı bir tutum sergilemelidir. Daha fazla yıkım olmadan, daha fazla kan dökülmeden, araya daha fazla husumet girmeden, tüm bunların yanı sıra küresel ekonomide telafisi yıllar alacak tahribat oluşmadan bu anlamsız ve hukuksuz savaş bitmeli, diyalog kapısı açılmalı, sonuç alıcı müzakere sürecine süratle başlanmalıdır. İsrail'in uzlaşmaz, maksimalist, radikal tavrının diplomatik çözüm yollarını kundaklamasına müsaade edilmemelidir. Dünya barışı ve istikrarına önem veren hiçbir ülke, bundan böyle İsrail'in haksız yere bölgemizde yaktığı ateşe odun taşımamalıdır. Türkiye tüm gücüyle, tüm imkânlarıyla, uhdesinde bulunan tüm araçlarla barışın, adaletin, istikrarın tesisi için çalışmaya devam edecektir." diye konuştu.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan müzakare açıklaması! Haber

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan müzakare açıklaması!

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile görüşme gerçekleştirildiğine yönelik açıklamalarına İran'dan yanıt geldi. İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "ABD Başkanı Donald Trump'ın, ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelere ilişkin açıklamalarını yalanlıyoruz. Tahran ile Washington arasında herhangi bir görüşme bulunmuyor. İran, savaşta hedeflerine ulaşmadan önce herhangi bir müzakereyi reddetme yönündeki tutumuna bağlı kalmaktadır" ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, "ABD Başkanı'nın açıklamaları, enerji fiyatlarını düşürme çabaları ve askeri planlarını uygulamak için zaman kazanma çerçevesinde değerlendirilmektedir. Evet, bölge ülkeleri tarafından gerilimi azaltmaya yönelik bazı girişimler bulunmaktadır. Ancak bu girişimlere verdiğimiz yanıt net. Bu savaşı başlatan taraf biz değiliz ve tüm bu talepler Washington'a yönlendirilmelidir" denildi. "Trump geri adım attı" Öte yandan, Fars Haber Ajansı'na konuşan üst düzey İranlı bir güvenlik yetkilisi, "Trump, İran'ın hayati altyapılara yönelik askeri tehditlerinin ciddiyet kazanmasının ardından saldırı planından geri adım attı. ABD ve Batı'daki finans piyasalarındaki baskı ile tahvil piyasalarına yönelik risklerin artması da bu geri çekilmede etkili oldu. Savaşın başlangıcından bu yana bazı arabulucular aracılığıyla Tahran'a mesajlar iletildi. Bu mesajlara verilen yanıt ise, gerekli caydırıcılık seviyesine ulaşılana kadar savunmanın sürdürüleceği yönünde oldu" ifadelerini kullandı. Açıklamasında müzakere iddialarını da reddeden yetkili, "Herhangi bir müzakere yürütülmedi ve yürütülmüyor. Bu tür psikolojik savaş yöntemleriyle ne Hürmüz Boğazı savaş öncesi şartlara döner ne de enerji piyasalarında istikrar sağlanır. Trump'ın 5 günlük ültimatomu, bu rejimin halka karşı suç işleme planının sürdüğünü göstermektedir. Biz de ülkenin savunmasına ve kapsamlı karşılık vermeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Trump, "görüştük" demişti ABD Başkanı Donald Trump, kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social'dan bugün, "ABD ile İran arasında, son iki gün boyunca Orta Doğu'daki düşmanlıklarımızın tam ve kesin çözümüne yönelik çok iyi ve verimli görüşmeler gerçekleştirildiğini duyurmaktan memnuniyet duyuyorum. Bu derin, detaylı ve yapıcı görüşmelerin tonu ve içeriğine dayanarak ve görüşmelerin bu hafta boyunca devam edecek olması sebebiyle Savunma Bakanlığı'na İran'daki elektrik santralleri ve enerji altyapısına yönelik tüm askeri saldırıları 5 gün süreyle erteleme talimatı verdim. Bu erteleme, devam eden toplantı ve görüşmelerin başarılı olmasına bağlıdır" açıklamasını yapmıştı.

AB Konseyi Başkanı Costa: "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya" Haber

AB Konseyi Başkanı Costa: "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya"

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, 9-13 Mart tarihleri arasında Brüksel'de gerçekleştirilen yıllık AB Büyükelçiler Konferansı'nda konuştu.Büyükelçilere hitabında dünyada kutuplaşma ve parçalanmanın arttığını ve böyle bir ortamda Avrupa'nın küresel vizyonunun stratejik bir varlık olduğunu ifade eden Costa, dünyadaki yeni gerçekliğin Rusya'nın barışı ihlal ettiği, Çin'in ticareti bozduğu ve ABD'nin kurallara dayalı uluslararası düzeni sorguladığı bir gerçeklik olduğunu söyledi. AB'nin görevinin kurallara dayalı uluslararası düzeni savunmak olduğunu söyleyen Antonio Costa, "Uluslararası hukukun ihlalleri, ister Ukrayna'da, ister Grönland'da, ister Latin Amerika'da, ister Afrika'da, ister Gazze'de veya Orta Doğu'da olsun, kabul edilmemelidir. İnsan hakları ihlalleri de, ister İran'da, ister Sudan'da, ister Afganistan'da olsun, kabul edilemez" dedi. Orta Doğu'daki savaşın son derece kaygı verici olduğunu ve durumun temel nedenlerinden İran'ın sorumlu olduğunu söyleyen AB Konseyi Başkanı Costa, "Gerginliğin daha fazla tırmanmasından kaçınmalıyız. Böyle bir yol, Orta Doğu'yu, Avrupa'yı ve daha geniş bölgeleri tehdit eder. Bunun sonuçları ağırdır. Ekonomik alanda da ağırdır. Hürmüz Boğazı'nın ablukaya alınması bunun açık örneğidir" diye konuştu. "Kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız" AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, "Şu ana kadar bu savaşın tek bir kazananı var, o da Rusya. Rusya, uluslararası hukuku ihlal ederek Ukrayna'nın konumunu sürekli olarak zayıflatıyor. Rusya, enerji fiyatlarının yükselmesi sayesinde Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın finansmanı için yeni kaynaklar elde ediyor" ifadelerini kullandı. Rusya'nın ayrıca Orta Doğu'daki savaşın gündemin merkezine oturması nedeniyle Ukrayna'ya ilginin azalmasından da istifade ettiğini söyleyen Costa, "Rusya üzerinde baskıyı sürdürmeli, Ukrayna için kabul edilebilir ve Avrupa'nın güvenliğini zayıflatmayacak adil ve kalıcı bir barış için Rusya'yı müzakereye zorlamalıyız. Umarım, yarın mevcut yaptırımların uzatılmasını onaylar ve 20. Yaptırım Paketi'nin kabulü yönünde ilerleriz" dedi. "BM, reformdan geçirilmeli ancak yerine başka bir yapı konulamaz" AB'nin Birleşmiş Milletler'in (BM) güçlü bir destekçisi olmaya devam edeceğini de ifade eden Costa, "BM, reformdan geçirilmeli, ancak yerine başka bir yapı konulamaz. BM, çok taraflı sistemin temel taşı olmaya devam etmelidir. BM, evrensel meşruiyete sahip tek forumdur. Ayrıca, etkili ve çok taraflı iş birliğini sürdürebilecek güce sahip tek platformdur" şeklinde konuştu. Costa, BM sisteminin ciddi finansal kısıtlamalarla karşı karşıya olduğu dönemde, AB'nin küresel dayanışmada öncü rol oynamaya devam edeceğini söyledi. "Mercosur ve Hindistan ile ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu" AB'nin dünyanın en kapsamlı ticaret anlaşmaları ağını kurduğunu ve bu ağın 80 ticaret ortağını kapsadığını vurgulayan Antonio Costa, "Ayrıca, 27 ülkeyle daha anlaşmalar müzakere ediyor ve onay sürecini yürütüyoruz. Bunlar arasında Meksika, Avustralya, Endonezya, Tayland, Filipinler ve Birleşik Arap Emirlikleri de yer alıyor" ifadelerini kullandı. AB Konseyi Başkanı Costa, "Yakın zamanda imzalanan Mercosur ve Hindistan ticaret anlaşmaları, gerçek bir dönüm noktası oldu. Bu anlaşmalar, 32 ülkeyi ve yaklaşık 3 milyar insanı kapsıyor" diye konuştu. Görevi süresinde genişlemeyi de bir öncelik olarak kabul ettiğini ifade eden Antonio Costa, Ukrayna'nın AB'ye üyelik başvurusunun genişleme sürecinde Moldova ve Batı Balkan ülkelerini de etkileyen bir dinamizme yol açtığını söyledi. AB Konseyi Başkanı, "Bu ülkelerin geleceği, AB içindedir. Lakin katılım süreci, liyakat esasına dayalı olmalıdır" dedi. Konuşmasında 2025 yılında Avrupa savunmasına odaklandıklarını ve 2026'yı ise Avrupa'nın rekabetçilik yılı yapmak istediklerini söyleyen Costa, "Bu iki alan, Avrupa'nın egemenliğinin temel sütunlarıdır. ABD'nin Grönland'a yönelik tehditlerine AB olarak verilen kararlı ve etkili yanıt, küresel konumumuzun nasıl güçlendiğinin bir örneğidir" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.