Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Mutluluk

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Mutluluk haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mutluluk haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adıyaman’da 34 yıl sonra gelen mutluluk Haber

Adıyaman’da 34 yıl sonra gelen mutluluk

Adıyaman’da yaşayan 65 yaşındaki Abuzer Doğan ile 60 yaşındaki eşi Zeynep Doğan, 34 yıllık çocuk hasretinin ardından tüp bebek yöntemiyle ikiz çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşadı. İkiz kızları şu an 8 yaşında olan çift, sosyal medyada ilgi odağı oldu. 42 yıldır evli olan Doğan çifti, uzun yıllar süren çocuk özlemlerinin ardından dünyaya gelen Tekbir Gül ve Havva Gül isimli ikiz kızlarıyla yeni bir hayata başladı. Çiftin, bugün 8 yaşında olan çocukları ilkokul 2. sınıfta eğitim görüyor. Evlendikten 34 yıl sonra ikiz kızlarının dünyaya gelmesiyle birlikte evlerinde büyük bir mutluluk yaşandığını ifade eden Doğan çifti, yıllar sonra anne ve baba olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu belirtti. Öte yandan, Adıyaman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mesut Polat, Cumhurbaşkanlığınca ilan edilen "Aile Yılı" etkinlikleri kapsamında Doğan ailesini evlerinde ziyaret etti. Ziyarette aileyle sohbet eden Polat, çocuklarla yakından ilgilenerek ailenin mutluluğuna ortak oldu. Doğan çifti ise ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek kendilerine gösterilen ilgiden dolayı teşekkür etti. Sosyal medyada da gündem oldular Doğan ailesi, geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirdikleri Anıtkabir ziyareti sırasında vatandaşlar tarafından çekilen fotoğraf ve videolarla da sosyal medyada gündem oldu. İleri yaşta anne ve baba olan çiftin, 8 yaşındaki ikiz kızlarıyla birlikte Anıtkabir’i ziyaret ettiği anlar çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılırken, aileye ilişkin görüntüler sosyal medya platformlarında geniş ilgi gördü. Doğan Ailesi’ni ziyaret etmekten mutlu olduklarını dile getiren Adıyaman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mesut Polat, "42 yıllık bir ailenin mücadelesi sonucunda iki tane kız çocuğu olan bir ailenin evine Aile Yılı kapsamında misafir olduk. Onların duygularına rehberlik etmeye çalıştık ve devlet olarak çocuklarımızın ve ailemizin her zaman yanında olduğu bilgisinin mesajını vermeye geldik. Çok güzel bir duygu. Burada bir azim, mücadele ve ailenin birlik ve bütünlüğünü görmüş olduk. Azimle nelerin yapılabildiğini, çocukların çok önemli bir duygu olduğunu ve ailenin bu vesileyle büyük bir mutluluk yaşadığını gördük" dedi. Baba Abuzer Doğan ise konuşmasında, "34 yıl çocuk bekledik olmadı. Zamanında doktorlar tavsiye etti, dediler ki tıptan geri kalmayın, tıp ilerliyor. Bizler de tıptan geri kalmadık devam ettik. Aynı anda işte bize sürpriz gibi oldu. Ben mutluyum, Herkes mutlu olsun, huzur dolsun. Ben işten geliyordum kahvehaneye, sonra gece 12.00’de eve geliyordum ve kavga ediyorduk. Her zaman olaylar çıkıyordu. Şimdi işten çıkınca direkt evime geliyorum. Çocuk bakmak zor ama senin çocuğun olduktan sonra çocuk bakması hiç zor değil. Her ikisi de benimle beraber yatıyor. Annesine bakıyorlar, sonra gelip bana sarılarak yatıyorlar" ifadelerini kullandı. Zeynep Doğan da, "Biz daha önceden yetim gibiydik. Çok şükür çocuklar olunca evimiz tatlandı. Evimiz daha güzel oldu, keyfimiz yerine geldi ve mutluyuz. Bizler hep beraber yemek yiyoruz, hep beraber uyuyoruz. Kurban olurum onlara" diye konuştu.

İsviçreli damat trakyadan kız aldı Haber

İsviçreli damat trakyadan kız aldı

İsviçre'de yaşayan Keşanlı Çolak ailesinin kızı Seren Çolak ile İsviçreli Vetsch ailesinin oğlu Philipp Vetsch, Keşan'da düzenlenen görkemli düğün töreniyle hayatlarını birleştirdi. Hazel ve Sedat Çolak çiftinin kızları Seren ile Evi ve Christian Vetsch çiftinin oğulları Philipp için Bendis Düğün Salonu'nda gerçekleştirilen düğüne, ailelerin yakınları, dostları ve çok sayıda davetli katıldı. Gecenin en renkli anları ise İsviçreli damat Philipp'in Türk müziği eşliğinde sergilediği performansla yaşandı. Türk ezgilerine kısa sürede uyum sağlayan damat, oyun havalarında davetlilerle birlikte piste çıkarak doyasıya eğlendi. Samimi tavırları ve misafirlerle kurduğu sıcak diyaloglar geceye damga vururken, davetliler de genç damadı alkışlarla destekledi. Mutlulukları gözlerinden okunan Seren ve Philipp çifti, gece boyunca davetlilerle yakından ilgilenerek bu özel günlerini sevdikleriyle paylaşmanın heyecanını yaşadı. Öte yandan Keşan Lisesi 1986 yılı mezunları da Sedat Çolak'ı bu anlamlı gününde yalnız bırakmadı. Düğüne katılan mezunlar, genç çifti tebrik ederek Seren ve Philipp'e bir ömür boyu sağlık, huzur ve mutluluk dileklerini iletti. Müzik ve eğlencenin gece geç saatlere kadar sürdüğü düğün, pasta kesimi, ilk dans ve hatıra fotoğraflarının çekilmesinin ardından sona erdi. Farklı kültürleri aynı çatı altında buluşturan düğün, davetlilerin hafızalarında güzel anılar bıraktı.

"Lider" Bir Sponsor: Ampute Futbol Milli Takımı Haber

"Lider" Bir Sponsor: Ampute Futbol Milli Takımı

Dünya Ampute Futbol Federasyonu tarafından düzenlenecek 2026 Ampute Futbol Dünya Kupası, 13-22 Kasım 2026 tarihleri arasında Meksika’nın San Juan de los Lagos kentinde yapılacak. Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu’nun açıkladığı programa göre Ampute Futbol Millî Takımı, Dünya Kupası hazırlıkları kapsamında ilk gelişim kampını 10-20 Temmuz 2026 tarihleri arasında Samsun/Bafra’da gerçekleştirecek. Dünya ve Avrupa futbolunda önemli başarılara imza atan Ampute Futbol Millî Takımı, 2022 yılında Türkiye’de düzenlenen Dünya Kupası’nda şampiyonluğa ulaşmıştı. Ay-Yıldızlı ekip, 2024 Avrupa Ampute Futbol Şampiyonası’nda da finalde İspanya’yı 3-0 mağlup ederek üst üste üçüncü kez Avrupa şampiyonu olmuştu. Fransa’daki organizasyonda 6 maçını da kazanan milliler, turnuvayı namağlup tamamladı. İstanbul Lider Koleji’nin ana sponsorluğu, Ampute Futbol Millî Takımı’nın Dünya Kupası yolculuğu öncesinde önemli bir destek olarak değerlendiriliyor. Sponsorluk kapsamında kurum, millî takımın hazırlık ve temsil süreçlerine katkı sunarken, öğrencilerle millî sporcuları bir araya getirecek farkındalık çalışmaları da düzenleyecek. İstanbul Lider Koleji İcra Kurulu Başkanı Filiz Kepme, Ampute Futbol Millî Takımı’nın Türkiye için önemli bir başarı ve ilham kaynağı olduğunu söyledi. Kepme, “Ampute Futbol Millî Takımımız, yalnızca kazandığı kupalarla değil, sahaya koyduğu karakterle de Türkiye’ye gurur yaşatan çok özel bir takım. Dünya şampiyonluğu, üst üste gelen Avrupa şampiyonlukları ve ortaya konan mücadele, gençlerimiz için son derece güçlü bir örnek. İstanbul Lider Koleji olarak bu başarı hikâyesinin yanında yer almaktan onur duyuyoruz” dedi. Eğitim kurumlarının yalnızca akademik başarıya değil, öğrencilerin değer dünyasına da katkı sunması gerektiğini belirten Kepme, sporun bu açıdan güçlü bir rol taşıdığını ifade etti. Kepme, “Çocuklarımızın ve gençlerimizin emek, disiplin, dayanışma ve vazgeçmeme duygusunu gerçek örnekler üzerinden görmesini çok önemsiyoruz. Ampute Futbol Millî Takımımızın hikâyesi tam da bu değerleri görünür kılıyor. Bu sponsorluk bizim için sadece sportif bir destek değil; aynı zamanda öğrencilerimize ilham verecek, toplumsal farkındalığı güçlendirecek bir iş birliğidir” diye konuştu. Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu Başkanı Alpaslan Erkoç ise Ampute Futbol Millî Takımı’nın Türkiye’de engelli sporlarının görünürlüğüne önemli katkı sağladığını belirtti. Erkoç, “Ampute futbol, Türkiye’de geniş bir kitle tarafından takip edilen ve sahiplenilen bir branş haline geldi. Millî takımımızın dünya ve Avrupa şampiyonlukları, engelli sporlarında sürdürülebilir desteğin ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. İstanbul Lider Koleji’nin bu desteğini yalnızca bir sponsorluk olarak değil, engelli sporlarına ve sporcularımızın geleceğine verilen önemli bir katkı olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı. Dünya Kupası hazırlık sürecinde güçlü paydaşların desteğinin önemine dikkat çeken Erkoç, “2026 Dünya Kupası yolculuğunda millî takımımızın yanında olunması, sporcularımızın motivasyonu ve toplumda oluşan farkındalık açısından kıymetli. İstanbul Lider Koleji’ne bu yaklaşımı ve desteği için teşekkür ediyoruz” dedi. İstanbul Lider Koleji, Ampute Futbol Millî Takımı ana sponsorluğu kapsamında önümüzdeki dönemde öğrencilerle millî sporcuları bir araya getirecek etkinlikler düzenleyecek. Bu buluşmalarda öğrencilerin millî sporcuların deneyimlerini doğrudan dinlemesi, sporun disiplin, dayanışma ve azim yönünü yakından görmesi hedefleniyor.

Stoa felsefesi Bursa'da tüm yönleriyle konuşuldu Haber

Stoa felsefesi Bursa'da tüm yönleriyle konuşuldu

Bursa Uludağ Üniversitesi Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen ile Bursa Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Osman’ın yönetiminde gerçekleşen etkinliğe, Artvin Çoruh Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Armağan Öztürk, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eyüp Çoraklı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Elif Burcu Özkan konuşmacı olarak katıldılar. STOACILAR NE DİYOR? İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eyüp Çoraklı, stoa felsefesinin doğaya dönük, bilgiye dönük ve ahlaka dönük bir tavır içerdiğini söyledi. Logos kavramının aklı ifade eden bir kavram olarak kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Eyüp Çoraklı, stoacıların bunu tercih etmesinin üç katmana da etki etmesinden kaynaklandığını kaydetti. Doç. Dr. Çoraklı, stoacıların yumurta metaforunu kullandığını da belirterek, “Yumurtanın kabuğu, beyazı ve sarısı var. Kabuk mantığı, beyaz doğayı, sarı ise ahlakı ya da etikosu ifade ediyor. Nasıl yaşamalıyız sorusuyla ilgileniyorlar. Bu da bizi mutluluk sorusuna götürüyor. Mutlu olmak istiyoruz. Sokrates’te gördüğümüz en temel yaklaşım insanın içine önem vermesinden kaynaklanıyor. Biz dış dünyanın iyilikleriyle iç dünyamızı besleyemeyiz. Sokrates, iç dünyamızı bilgi ile yapacağımızı ifade ediyor. İyi insan da bilge dediğimiz ve bu dünyada bulma ihtimalimizin az olduğu bir duruma işaret ediyor. Bu bir ideal. Herhangi bir duyguya kapılmamak var. Doğanın temel işleyişini bilmek var. İçimize dönmek var” diye konuştu. GÜNÜMÜZDEKİ YANSIMALARI Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Elif Burcu Özkan ise stoa felsefesinin Roma’ya etkisini aktardı. Dr. Özkan, stoa felsefesinin ne yaşadığın değil onlara nasıl baktığın önemli olduğunu ifade etti. Dr. Özkan, “Bugün insanların siyasi olaylardan ve hayatın getirdiği sıkıntılardan kurtulmak için Hint felsefelerine ve psikoterapik yöntemlere yönelmesi gibi” dedi. Roma’nın stoa felsefesinden bu anlamda faydalandığını kaydeden Dr. Özkan, “Yaşadığın şey ne olursa olsun senin içinde bir dünya var ve senin iç huzurun her şeyden önemli ve o harici olaylar senin iç dünyan birbirinden farklı. Stoa felsefesi dengeye önem verir. Aşırı mutluluk bile stoa felsefesi için yanlış” diye konuştu. “Stoa felsefesinin dağlara çekilerek huzurlu kalmasını değil toplumun içinde huzuru bulmasını önemser. Kişi tek başına, ya da hiçbir şeye ilgi duymadan da mutlu olabilir ama yaşamın içinde mutluluğu savunuyorlar” ifadesini kullanan Dr. Özkan, “Bugün stoa felsefesi bilişsel davranışçı terapinin temellerini oluşturur. Kişinin söz ve eylemlerine bağlıdır ve hayatta ona göre yönlendirilir. Doğru bilgi ve doğru düşünce doğruya dönüşür” diye tamamladı sözlerini. Artvin Çoruh Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Armağan Öztürk ise stoa felsefesinin politik yaklaşımına değindi. Prof. Dr. Armağan Öztürk, stoacıların politik yaklaşımında üç aksın öne çıktığını kaydederek bunları, “Evrensel kardeşlik fikirleri, dünya vatandaşlığı ve doğa kavramının kullanma biçimleri” olarak sıraladı. Kölelerin de imparatorların da stoacı olabildiklerini de ifade eden prof. Dr. Öztürk, “Birinci sıraya aklı koyuyorlar. Geriye kalanlar her şey. İç özgürlük ve dış özgürlük ayrımı önemsiyorlar. Bir köle bile özgür olabilir, özgür bir insan bile köle olabilir. Eşitsizlikle mücadeleyi önemsizleştiriyorlar. Ancak politik yolla tam bir özgürlüklere kavuşulamayacağını da göstermesi açısından önemli. Ayrıca stoacıların evrensel düşünme biçimini de önemsiyorum.” dedi. Konuşmacılar soruları da yanıtlarken, etkinliğin sonunda konuşmacılara Çağdaş Eğitim Kooperatifi'nin “Kır Çiçekleri Okusun Diye” sosyal sorumluluk projesine adına yapılan bağışın sertifikası ve anı çinisi, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu tarafından verildi.

Osmangazi, sevilen yazarları okurlarla buluşturuyor Haber

Osmangazi, sevilen yazarları okurlarla buluşturuyor

TÜYAP Bursa Fuarcılık Anonim Şirketi tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliğiyle 11-19 Nisan tarihleri arasında Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Fuar Alanı’nda düzenlenen Bursa 23. Kitap Fuarı, zengin kitap çeşitliliği ve kapsamlı etkinlik programıyla her yaştan vatandaşın yoğun ilgisini çekiyor. Fuarda kurduğu stantla öne çıkan Osmangazi Belediyesi, kitapseverleri sevilen yazarlarla buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda ilk olarak Oyuncu-Yazar Nilüfer Açıkalın’ı ağırlayan Osmangazi Belediyesi ikinci imza gününde Yazar Cezmi Ersöz’ü konuk etti. Yoğun katılımla gerçekleşen imza gününde Ersöz, okurlarının kitaplarını tek tek imzalarken, edebiyat üzerine samimi sohbetler de gerçekleştirdi. Yazarlık süreci ile eserlerinin arka planının ele alındığı buluşmanın ardından katılımcılar fuardan memnuniyetle ayrıldı. “BÜYÜK MUTLULUK DUYUYORUM” Kitap fuarlarının yazarlar için çok önemli olduğunu söyleyen Yazar Cezmi Ersöz, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: “Bu fuarlarda okurlarımızla birebir buluşma imkanı yakalıyoruz. Onların görüşlerini dinliyor, kitaplarımızı imzalıyoruz. Bursa’da oldukça güzel bir organizasyon gerçekleştirilmiş. TÜYAP Bursa Kitap Fuarı’nın bu yıl, geçtiğimiz yıla kıyasla daha kapsamlı hazırlandığını görüyorum. Osmangazi Belediyesi’nin davetlisi olarak fuara katıldım ve düzenlenen imza gününde okurlarımla bir araya geldim. Burada bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum.”

Beden dili ve kelimelerin gücü Bursa Osmangazi’de anlatıldı Haber

Beden dili ve kelimelerin gücü Bursa Osmangazi’de anlatıldı

Osmangazi’de yaşayan vatandaşların farklı alanlarda bilinçlenerek kendilerini geliştirmelerine katkı sunan Osmangazi Belediyesi, düzenlediği çeşitli atölye çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”nde katılımcılara, duygu durumunu olumsuzdan olumluya çevirebilecek kelime ve ifade biçimleri öğretildi. Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde gerçekleştirilen atölyeye konuşmacı olarak katılan İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Sezgin Akgün Hacızade, sunumunda beyin kimyasallarının insan davranışları üzerindeki etkilerini örneklerle anlattı. Hacızade, özellikle mutluluk, motivasyon ve bağ kurma süreçlerinde rol oynayan hormonlara dikkat çekerek katılımcılara önemli bilgiler aktardı. Eğitimde ayrıca, karşılıksız yapılan iyiliklerin insan vücudunda oksitosin hormonunun salgılanmasını artırdığı vurgulandı. Bu hormonun, bireyin hem kendisine hem de çevresine karşı daha şefkatli, anlayışlı ve merhametli olmasını desteklediği ifade edildi. Katılımcılar, küçük iyiliklerin yalnızca bireysel mutluluğu değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da güçlendirdiği konusunda farkındalık kazandı. “OLUMSUZ KURULAN CÜMLELER İNSAN İLİŞKİLERİNİ OLUMSUZ ANLAMDA ETKİLİYOR” Vücut ve beynimizde salgıladığımız kimyasalların duygularımız, davranışlarımız ve düşüncelerimiz üzerine çok büyük etkileri olduğunu belirten İnsan Kaynakları Danışmanı ve Eğitmen Hacızade, “Kullandığımız kelimeler ve beden dilimizle duygularımıza müdahale edebilir, onları dönüştürebiliriz. Bugün katılımcılarımıza, hangi kelimelerle oksitosin ve serotonin gibi hormonların salgılanmasını destekleyebileceğimizi ve duygu durumumuzu olumsuzdan olumluya nasıl çevirebileceğimizi anlatmaya çalıştık. Özellikle ‘ama’ kelimesi çok kritik. Bir kişiyi överken ya da eleştirirken ‘ama’ kelimesini kullandığımızda, öncesinde söylediğimiz tüm olumlu ifadeleri adeta yok saymış oluyoruz. Bu da iletişimi zayıflatıyor. Olumsuz ifadelerle kurulan cümleler, insan ilişkilerini de olumsuz etkiliyor. Örneğin, ‘Ben filanca kişiyle anlaşamıyorum’ dediğimizde, beynimiz bu durumu kesin bir yargı olarak kabul ediyor ve çözüm üretme sürecini durduruyor. Oysa ‘Filanca kişiyle henüz anlaşma yolunu bulamadım’ dediğimizde, beynimiz iletişime açık kalıyor ve çözüm aramaya devam ediyor.” şeklinde konuştu. “KARŞILIKSIZ İYİLİK YAPTIĞIMIZDA OKSİTOSİN SALGILIYORUZ” Omuzları çökük biçimde bilgisayar başında uzun süre durulduğunda vücudun beyine olumsuz anılar komutu gönderdiğini söyleyen Hacızade, “Bu konu, bilimsel araştırmalarla da destekleniyor. Dik durduğumuzda ve daha aktif hareket ettiğimizde, beynimize daha olumlu düşünceler gelmeye başlıyor. İnsanların sizi dinlemesi için öncelikle kişinin kendini dinlemesi gerekiyor. Kendini dinlemeyen ve fark etmeyen birini, başkalarının fark etmesi de mümkün değildir. Çünkü iletişim, her şeyden önce kişinin kendi içinde başlar. Bu noktada kendimize karşı şefkatli ve merhametli olmamız büyük önem taşıyor. Herkes hata yapabilir ve yapılan hataların büyük bir kısmı telafi edilebilir. İyi bir iletişim kurabilmek ise insanın hayatına çok önemli katkılar sağlar. Oksitosin, beyin ve kalpte salgılanan önemli bir kimyasaldır. İyi niyetli, yapıcı ve olumlu davranışlar sergilediğimizde bu hormonun salgılanmasını artırırız. Oksitosin, öncelikle kişinin kendisine karşı daha şefkatli ve anlayışlı olmasını destekler. Bu kimyasal en kolay, karşılıksız iyilik yaptığımızda salgılanır. Herhangi bir beklenti olmadan birine yardım ettiğimizde, hem kendimiz hem de çevremiz için olumlu bir etki oluştururuz. Bugünkü atölye çalışmasını özetleyecek olursak; ‘Duruşunu değiştir, duygun değişsin’ diyebiliriz.” ifadelerini kullandı. “Duygusal Dayanıklılık Atölyesi”ne katılan vatandaşlar çok önemli bilgiler öğrendiklerini söyleyerek Bu güzel etkinliği düzenlediği için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.