Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Mühendislik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Mühendislik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mühendislik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTÜ’ den yeni nesil yerli motor teknolojisi Haber

BTÜ’ den yeni nesil yerli motor teknolojisi

Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), geleneksel elektrik motorlarından daha hafif, kompakt ve üretimi kolay yeni nesil bir motor teknolojisi geliştirmek için çalışmalara başladı. Projede geliştirilecek yerli motorların, robotik sistemlerden medikal cihazlara, havacılık teknolojilerinden endüstriyel otomasyona kadar birçok alanda kullanılması hedefleniyor. Bursa Teknik Üniversitesinin (BTÜ) yürütücülüğünü üstlendiği "PCB StatorluEksenel Akılı Fırçasız Doğru Akım (BLDC) Motor Geliştirilmesi" başlıklı proje, Ulusal Yeni Fikirler ve Ürünler Araştırma Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Projede, elektrik motorlarının üretiminde kullanılan geleneksel tel sargıları yerine baskı devre kartı (PCB) teknolojisinden yararlanılarak yeni nesil motorlar geliştirilecek. Bu sayede daha hafif, daha kompakt ve üretimi daha kolay motorların ortaya çıkarılması hedefleniyor. Projenin yürütücülüğünü BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Fenercioğlu üstlenirken, proje ekibinde BTÜ’ den Dr. Öğretim Üyesi Oğuz Mısır ve Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesinden Dr. Öğretim Üyesi Sami Arslan yer alıyor. Projede BTÜ yüksek lisans öğrencisi Muhammed MoeinHarighi de bursiyer olarak görev alıyor. Elektrik motorlarında yeni nesil teknoloji Günümüzde elektrik motorlarının üretiminde yaygın olarak kullanılan tel sargılar, üretim sürecinde birçok aşamayı beraberinde getiriyor. BTÜ’ de geliştirilecek yeni teknolojiyle motorun önemli parçalarından biri olan stator, baskı devre kartı teknolojisi kullanılarak üretilecek. Bu yöntem sayesinde motor üretimindeki bazı karmaşık süreçlerin azaltılması, daha düzenli ve tekrarlanabilir üretim yapılması amaçlanıyor. Aynı zamanda geliştirilecek motorların daha hafif ve daha az yer kaplayan bir yapıya sahip olması hedefleniyor. Proje kapsamında iki farklı motor prototipi geliştirilecek ve performansları test edilecek. Motorların çalışmasını sağlayacak özel ve kompakt bir elektronik sürücü de proje kapsamında üretilecek. Robotlardan medikal cihazlara geniş kullanım alanı Geliştirilecek yerli motor teknolojisinin, yüksek teknoloji gerektiren birçok alanda kullanım potansiyeli bulunuyor. Özellikle hafif ve kompakt motorlara ihtiyaç duyulan robotik sistemler, medikal cihazlar, havacılık teknolojileri ve endüstriyel otomasyon sistemleri, projenin öne çıkan kullanım alanları arasında yer alıyor. Modüler yapıya sahip olacak motorların, farklı ihtiyaçlara göre farklı güç seviyelerinde geliştirilebilmesi de hedefleniyor. Böylece aynı teknoloji altyapısından yararlanılarak farklı alanlarda kullanılabilecek motor sistemlerinin üretilmesinin önü açılacak. Sanayi iş birliğiyle test edilecek Proje kapsamında KORMAS Elektrikli Motor Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile iş birliği yapılıyor. Geliştirilecek motor prototipleri, firmanın elektrik motorlarına yönelik test altyapısından yararlanılarak performans açısından değerlendirilecek. Proje sonunda yalnızca bir motor prototipinin ortaya çıkarılması değil, aynı zamanda motorların tasarımından üretimine ve test süreçlerine kadar uzanan yerli bir teknoloji geliştirme altyapısının oluşturulması hedefleniyor. BTÜ’ de geliştirilecek yeni nesil motor teknolojisinin, gelecekte robotik sistemler, medikal teknolojiler, havacılık uygulamaları ve akıllı üretim sistemlerinde kullanılabilecek yüksek katma değerli yerli ürünlerin geliştirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Rektör Çağlar’dan tebrik BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitelerde üretilen bilginin teknolojiye ve katma değerli ürünlere dönüşmesinin önemine dikkat çekerek, "Bursa Teknik Üniversitesi olarak bilimsel çalışmalarımızı ülkemizin ihtiyaç duyduğu stratejik ve yüksek teknolojili alanlara yönlendirmeyi önemsiyoruz. Üniversite-sanayi iş birliğiyle yürütülen çalışmanın, yerli teknoloji geliştirme kapasitemize ve yüksek katma değerli ürünlerin ortaya çıkmasına katkı sağlayacağına inanıyorum. Proje ekibimizi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum" dedi.

İçişleri Bakan Çiftçi: "Toplumunu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalışıyoruz" Haber

İçişleri Bakan Çiftçi: "Toplumunu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalışıyoruz"

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, "Hedefimiz; afetten sonra güçlü biçimde müdahale eden devlet kapasitesini, afetten önce riski gören ve tedbir alan devlet anlayışıyla tamamlamaktır. Riskleri azaltan, şehirlerini dirençli hale getiren, bilimi kamu politikalarının merkezine yerleştiren ve toplumunu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın şehirlerini de bu anlayışla inşa ediyoruz" dedi. İstanbul’da düzenlenen Avrupa Sismoloji Komisyonu 40. Genel Kurulu Avrupa Sismoloji Kongresi’ne Bakan Çiftçi, İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra 60’ı aşkın ülkeden 750’nin üzerinde uzman ve araştırmacı katıldı. Konuşmasında 6 Şubat 2023’te yaşanan depremden söz eden Bakan Çiftçi, "Yaşadığımız büyük depremlerde 11 ilimiz ve yaklaşık 14 milyon insanımız doğrudan etkilendi; 53 binden fazla insanımızı kaybettik. Kaybettiğimiz bütün vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. 6 Şubat bize bir kez daha gösterdi ki depremi engelleyemeyiz; ancak depremin afete dönüşmesini önlemek için yapabileceğimiz çok şey vardır. Tam da bu noktada devletin sorumluluğu ile bilimin sorumluluğu kesişmektedir. Güvenli bir şehir inşa etmek; mühendislik meselesi olmanın ötesinde aynı zamanda bir kamu ahlâkı meselesidir. Bir binanın sağlamlığı, o binada yaşayacak insanlara karşı sorumluluğumuzun; bir okulun güvenliği, gelecek nesillerimize karşı vazifemizin ifadesidir" dedi. "AFAD’ın çevremizdeki 24 ülkenin depremlerini çözümlemesi, 10 ülke ve 5 uluslararası sismoloji merkeziyle veri paylaşması da bilimin sınırları aşan karakterini ortaya koymaktadır" Bakan Çiftçi, AFAD teşkilatının bin 200’ün üzerinde deprem gözlem istasyonuyla Avrupa’nın en geniş deprem gözlem ağını işlettiğini belirtirken, AFAD’ın Türkiye’nin çevresinde bulunan 24 ülkenin depremlerini çözümlemesi, 10 ülke ve 5 uluslararası sismoloji merkeziyle veri paylaştığını ifade etti. Bakan Çiftçi konuşmasında, "Bu sebeple afetlere hazırlığı, nesiller boyu karşılığı olan bir medeniyet yatırımı olarak görüyoruz. Hedefimiz; afetten sonra güçlü biçimde müdahale eden devlet kapasitesini, afetten önce riski gören ve tedbir alan devlet anlayışıyla tamamlamaktır. Türkiye, AFAD’ın kurulmasıyla afet yönetiminde önemli bir dönüşüm gerçekleştirdi. Risk azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirmeyi birbirini tamamlayan tek bir sistem olarak ele alıyoruz. Bilimi de karar alma mekanizmamızın asli unsuru olarak görüyoruz. Bugün AFAD teşkilatımızın bin 200’ün üzerindeki deprem gözlem istasyonuyla Avrupa’nın en geniş deprem gözlem ağını işletmesi, Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik kapasitesinin kamu güvenliğine dönüşmesinin somut bir göstergesidir. AFAD’ın çevremizdeki 24 ülkenin depremlerini çözümlemesi, 10 ülke ve 5 uluslararası sismoloji merkeziyle veri paylaşması da bilimin sınırları aşan karakterini ortaya koymaktadır. Çünkü fay hatları pasaport taşımaz; sismik dalgalar sınır kapılarında durmaz" şeklinde konuştu. "Şehirlerini dirençli hale getiren, bilimi kamu politikalarının merkezine yerleştiren ve toplumunu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalışıyoruz" Bakan Çiftçi, program kapsamında edinilecek bilgi ve birikimin daha dirençli şehirler oluşmasına katkı sağlayacağını söylerken, toplumu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalıştıklarını ifade etti. Bakan Çiftçi, konuşmasının devamında, "Temennimiz; burada sunulan her bildirinin yeni bir araştırmaya, her araştırmanın yeni bir teknolojiye, her teknolojinin daha yüksek bir standarda, bütün bu birikimin de daha dirençli şehirlere dönüşmesidir. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; risklerini azaltan, şehirlerini dirençli hale getiren, bilimi kamu politikalarının merkezine yerleştiren ve toplumunu afetlere hazırlayan bir Türkiye için çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nın şehirlerini de bu anlayışla inşa ediyoruz. Çünkü bir şehrin gerçek direnci, binalarının sağlamlığının yanında; hayatın bütün unsurlarıyla devam edebilme kabiliyetiyle ölçülür. Sözlerimin sonunda özellikle ifade etmek isterim: Deprem bize insanlığın ortak kırılganlığını, bilim ise bu kırılganlık karşısında ortak bir akıl kurabileceğimizi gösteriyor. Deprem sınır tanımıyorsa, bilim de sınır tanımamalıdır. Risk ortaksa, bilgi ortaklaşmalıdır. Tehdit küreselse, dayanışmamız da küresel olmalıdır" diye konuştu. "İstanbul’umuzda eğitim tesislerimizin tamamı İstanbul’un en güçlü, en sağlam binaları" Vali Davut Gül ise konuşmasında, "Dirençli şehirler, güvenli şehirler inşa etmeyle ilgili bir süreç başladı. İstanbul’umuzda da Cumhurbaşkanımızın başbakanlığı döneminde, 2006’da sadece İstanbul’a özgü İstanbul Proje ve Koordinasyon Birimi oluşturuldu. Şimdiye kadar İstanbul Proje ve Koordinasyon Birimi 2000 yılından önce yapılan bütün kamu yatırımlarına deprem dayanıklılık testi yaptı. Neden 2000 yılını baz alıyoruz. Biraz önce AFAD Başkanımız söyledi. O bir anlamda Türkiye için, İstanbul’umuz için bir milat oldu. Ve bin 700 civarındaki kamu binasının bin 535 tanesi depreme dayanıksız olduğu tespit edildi. Bu bin 535 binanın güçlendirilebilecekleri güçlendirildi, güçlendirilemeyecekler de yıkılıp tekrardan yapıldı. Bunların içerisinde bin 430 tanesi eğitim tesisi. Ve şu an İstanbul’umuzda eğitim tesislerimizin tamamı İstanbul’un en güçlü, en sağlam binaları. Ve bir anlamda da olası bir deprem anında mahalle ölçeğinde lojistik merkezi olarak kullanabileceğimiz alanlar olarak ortaya çıktı. Bu kamu binalarıyla ilgili çalışma. Aynı çalışma eş zamanlı olarak Çevre, Şehircilik Bakanlığımız tarafından yapıldı. Ve şu an itibarıyla İstanbul’umuzda 1 milyon 350 bin bağımsız birim elden geçti ve bunlar yıkılıp tekrardan yapıldı, yapım süreci devam ediyor. Bunların 385 bini "Yarısı Sizden Yarısı Bizden" kampanyasıyla yapıldı. Bunun neticesiyle İstanbul’umuz bu hızla devam ettiğinde yaklaşık 5-6 yıl içerisinde belki depremin olmasını engelleyemeyiz ama depremin risklerini azaltan, ortadan kaldıran bir duruma gelmiş olacağız" ifadelerine yer verdi.

(ÖZEL) BWA Yay Sanayi AŞ CEO’su Ayşe Uğur: “Kadın ya da erkek fark etmez, çalışkan olduktan sonra her sektörde başarılı olunabilir” Haber

(ÖZEL) BWA Yay Sanayi AŞ CEO’su Ayşe Uğur: “Kadın ya da erkek fark etmez, çalışkan olduktan sonra her sektörde başarılı olunabilir”

“Bu sektöre ülke ekonomisine katkı sağlamak için girdim” Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Yay sektörünü tercih etmenizin ve kendi işinizi kurmanızın hikâyesini anlatır mısınız? 1976 Karaman doğumluyum, aslen Karamanlıyım. Uludağ Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. Yaklaşık 25 yıl bu sektörde çalıştım. Yay sektörü, özel bir alan ve maalesef bunun doğrudan bir okulu yok. Gerek imalat gerekse idari süreçler açısından büyük ölçüde tecrübeye dayalı bir sektör. Ben de yıllarca edindiğim deneyimin ardından kendi işimi yapmaya karar verdim. Türkiye’de 500’ün üzerinde yay üreticisi olmasına rağmen hâlâ yurt dışından yay ithal ediliyor. Ben de bu açığı bir nebze olsun kapatabilir miyim, hem kendimize hem çalışanlarımıza ekmek sağlayabilir miyiz, ülke ekonomisine katkımız olur mu düşüncesiyle bu işe girdim. Ağır sanayi olarak görülmesine rağmen bu sektörü tercih etmemin temel nedeni de buydu. Ben çalışkan olduktan sonra bu işin kadın veya erkek işi olduğunu düşünmüyorum. Yöneticilik söz konusu olduğunda bunun ağır sanayisi ya da hafif sanayisi olduğuna da inanmıyorum. Burada önemli olan kişinin bakış açısı, kişisel özellikleri, detaylara yaklaşımı ve çalışkanlığı. Başarabileceğimi düşündüğüm için bu sektöre girdim. Şimdilik başardığımızı da düşünüyorum. Şirketimiz 2018 yılında kuruldu ve şu anda iyi bir şekilde ilerliyoruz. “Sevdiğiniz ve başarılı olacağınıza inandığınız işi seçin” Kadın girişimci sayısının her geçen gün arttığını görüyoruz. Yeni girişimlerde bulunmak isteyen kadınlara ne önerirsiniz? Aslında kadın ya da erkek fark etmeksizin herkes için aynı şeyi öneriyorum: Ne yapmak istediğinizi doğru seçin. Hayatımızın çok büyük bir bölümü çalışarak geçiyor. Sevmediğimiz bir işi yaparak, sürekli şikâyet ederek yaşamak yerine sevdiğimiz ve kendimizi başarılı hissedeceğimiz bir alanı tercih etmeliyiz. Ancak bunun yanında tecrübenin de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yeni mezun olmuş bir kişinin doğrudan böyle bir iş kurmasını önermem. Öncelikle bir altyapısının olması gerekiyor. Beni bugün bulunduğum noktaya getiren sadece mühendislik eğitimim değil. O sektörde geçirdiğim yıllar, satış, satın alma ve üretim alanlarında edindiğim deneyimler de çok önemliydi. Bütün bunları deneyimledikten, gözlemledikten ve kendime güven duyduktan sonra bu işi yapabileceğime inandım. Bu nedenle girişimcilik konusunda korkmamalarını öneriyorum. İnsan sevdiği, yapmak istediği ve başarılı olacağına inandığı bir iş kolunu seçtiğinde başarabileceği çok şey var. Özellikle kadınların iş hayatında daha fazla yer almasının önemli olduğunu düşünüyorum. Geçmişte kadınların önemli bir bölümü ev hanımlığı ve çocuk yetiştirme gibi sorumluluklarla daha fazla ilgileniyordu. Bugün ise kadınlar “Biz de iş dünyasındayız, biz de üretiyoruz, biz de eve ekmek getiriyoruz” diyerek iş hayatında daha fazla yer alıyor. Bence her işletmede mutlaka kadınlara yer verilmeli. Kurucu olabilirler, çalışan olabilirler ama kadınların iş hayatında bulunması gerektiğine inanıyorum. “Kadın girişimcilere ciddi destekler var” Devletin kadın girişimcilere yönelik sağladığı avantajlar konusunda neler söylemek istersiniz? Kadın girişimcilere yönelik çeşitli avantajlar ve destekler bulunuyor. Ben şirketi ilk kurduğum dönemde ortaklık yaptığım için bu desteklerden yararlanamadım. Ortaklığım yaklaşık bir yıl sürdü ve sonrasında da bu konuda herhangi bir başvurum olmadı. Ancak bir işi sıfırdan, tek başınıza kuracaksanız kadın girişimcilere yönelik desteklerden mutlaka faydalanmanızı tavsiye ederim. Hangi sektörde olursa olsun kadınların gösterdiği ekstra çabanın devlet tarafından da desteklendiğini düşünüyorum. Kadın girişimcilere yönelik bazı desteklerin erkek girişimcilere kıyasla daha yüksek olması, bu çabaya verilen ekstra katkı olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle girişimcilerin söz konusu desteklerden faydalanmasını öneriyorum. “Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri çalışan bulamamak” Yaklaşık sekiz yıllık girişimcilik serüveninizde birçok zorlukla karşılaştınız. Bir kadın, girişimci ve işveren olarak bu sorunlarla nasıl mücadele ettiniz? Ayrıca bu sektöre girmek isteyenlere ne önerirsiniz? Elbette çok fazla zorlukla karşılaşıyorsunuz. Bunların başında maddi zorluklar geliyor. Maddi sorunları banka kredileri ve devlet destekleriyle belirli ölçüde çözebilirsiniz. Ancak bugün sadece bizim sektörümüzün değil, tüm Türkiye’nin en büyük sorunlarından birinin çalışan bulmak olduğunu düşünüyorum. Çalışacak eleman bulamıyorsunuz. İnsanlar işe başlıyor ancak kısa bir süre sonra işi bırakabiliyor. Bizim sektörümüz zaten öğretmeye dayalı. Dediğim gibi yay sektörünün doğrudan bir okulu olmadığı için burada tecrübe çok önemli. Fakat maalesef eleman yetiştirmekte zorlanıyoruz. Aslında maddi sıkıntıları, müşteri sorunlarını, ihracat konusunda önümüze çıkan engelleri veya ihtiyaç duyduğumuz destekleri konuşmamız gerekirken bugün çalışan sorununu konuşuyoruz. Ben de işimi kurduğum dönemde ciddi maddi zorluklar yaşadım. Ortaklığım sona erdiğinde, üstelik pandemi döneminde bir makine almak için aylık cirom kadar geri ödemesi olan bir kredi çektim. Gerçekten çok korkarak aldığım bir karardı. Bugün dönüp baktığımda ise “Keşke bir tane daha alsaymışım” diyorum. Çünkü siz çalışkan olduğunuz, müşterinize dürüst davrandığınız, verdiğiniz sözleri tuttuğunuz ve kalitenizi bozmadığınız sürece iş var. Karşınızdaki müşteri de sonuçta bir insan ve emeğinizi, güvenilirliğinizi takdir ediyor. O dönemde çok korktuğum kredi ödemelerinde herhangi bir sorun yaşamadım. Çünkü kendime güveniyordum. “Ben verdiğim sözleri tutarım, kalitemi düşürmem, müşterilerimden daha fazla sipariş almaya çalışırım ve bunu birlikte çalışarak öderiz” diyerek kendimi motive ettim. İşe başladığımda sermayem çok fazla değildi. Hatta yeterli de değildi. Borçla, harçla bu işe girdim. Ama bugün geldiğimiz noktaya baktığımda doğru yolda ilerlediğimi düşünüyorum. Borçlarımızı ve kredilerimizi ödedik, üzerine yeni makineler ekledik. İlk başladığımızda 500 metrekarelik bir alandaydık. Bugün ise 2 bin metrekarelik bir alanda faaliyet gösteriyoruz. Bunun biraz da insanın kendine olan inancıyla ilgili olduğunu düşünüyorum. Elbette kişisel karakterin de etkisi var. Çok çabuk pes etmemek gerekiyor. İş hayatı maalesef “küstüm, oynamıyorum” diyebileceğiniz bir yer değil. Bunu üniversiteye girmek gibi düşünmek gerekiyor. Sınıfta kaldığınız zaman tekrar okuyorsunuz. “Olmadı” deyip bırakmıyorsunuz. İş hayatında da aynı şekilde sonuna kadar mücadele etmek gerekiyor. “Beni ayakta tutan en büyük faktörlerden biri çalışanlarım” Peki, hiç “Neden bu işe girdim?” dediğiniz oluyor mu? Elbette ara sıra “Niye bulaştım ki?” dediğim zamanlar oluyor. Ama bunun sadece iş hayatına özgü olduğunu düşünmüyorum. Gündelik hayatımızda da zaman zaman böyle düşünüyoruz. Önemli olan bu düşüncelerden daha kolay kurtulabilmek. Beni bu süreçte ayakta tutan en büyük faktörlerden biri ise çalışanlarımın sorumluluğu. Kendimden vazgeçsem, “Kazanmayayım, etmeyeyim, batarsa batsın” desem bile burada ekmek yiyen insanlar var. Bana güvenerek burada çalışan, aldığı maaşla kredi ödeyen, kira ödeyen, çocuğunu okutan insanlar var. Dolayısıyla aslında çok büyük bir sorumluluğunuz oluyor. Bu sorumluluk, ne olursa olsun işinizi ayakta tutmanız için sizi motive eden en önemli faktörlerden biri haline geliyor.

Gençler Büyükşehir'le üniversiteli oldu Haber

Gençler Büyükşehir'le üniversiteli oldu

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunmak amacıyla ücretsiz olarak düzenlenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) hazırlık kurslarından yararlanan 562 gencin üniversite hayali gerçek oldu. Büyükşehir Belediyesi, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda 2018 yılından bu yana düzenlediği ücretsiz YKS hazırlık kurslarıyla 2025-2026 döneminde de gençlerin üniversite yolculuğunda yanında oldu. Hayat Boyu Öğrenme Şube Müdürlüğü organizasyonuyla Bursa’da 5 farklı merkezde verilen kurslarla sınava hazırlanan ve tercih yapan 562 genç, üniversiteye yerleşme başarısı elde etti. Gençlerden 2’si hukuk fakültesi, 3’ü tıp fakültesi, 19’u eğitim fakültesi, 24’ü diş hekimliği ve sağlık bilimleri fakültesi, 45’i mimarlık ve mühendislik fakültesi, 50’si fen-edebiyat fakültesi, 68’i iktisadi ve idari bilimler fakültesi kazanırken pek çoğu da istediği bölüme yerleşme başarısı gösterdi. Üniversite hayaline kavuşan gençler, geleceğe hazırlandıkları zorlu süreçte kendilerini yalnız bırakmayan Büyükşehir Belediyesi ve Başkan Vekili Şahin Biba’ya teşekkür etti. “HER BİR GENCİMİZ BURSA’YI TEMSİL EDECEK” Gençleri eğitimden spora kültürden sanata her alanda desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, “Büyükşehir Belediyesi olarak kurslarımız aracılığıyla üniversite hayaline kavuşan her bir gencimizle gurur duyuyoruz. Akademik eğitim için gidecekleri şehirlerde Bursa’mızı temsil edecek olan gençlerimize güveniyoruz. Gençlerimiz başta olmak üzere eğitim kadromuza ve gençlerimizin kıymetli ailelerine emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum. Gençlerimize üniversite hayatlarında başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı. HEM AKADEMİK HEM PSİKOLOJİK HAZIRLIK Bursa’da 5 farklı noktada hizmet veren kurs merkezlerinde alanında uzman bir kadroyla yüz yüze eğitimler veriliyor. Güncel kaynakların ücretsiz olarak sağlandığı gençlere, disipline edilmiş kapsamlı bir hazırlık programı sunuluyor. Birebir etütler, konu tekrarları ve soru çözümlerinin yanı sıra ödevleri de takip edilen gençler, haftalık periyotlarla da deneme sınavlarına alınıyor. Bu sınavlarla zaman yönetimi ve kaygı kontrolü öğretilen gençlerin, gelişimleri de ölçülüyor. Rehberlik ve motivasyon desteğinin yanı sıra ‘Veli Bilgilendirme Sistemi’ sayesinde aileler de sürecin birer parçası haline getiriliyor. Gençler, yalnızca akademik anlamda değil psikolojik olarak da sınava hazırlanıyor. Dönem içerisinde düzenlenen seminerler, söyleşiler ve teknik gezilerle gençlerin üniversite motivasyonu pekiştiriliyor. YENİ DÖNEMDE HAFTA SONU KURS HİZMETİ Bursa Büyükşehir Belediyesi, 2026-2027 döneminde de ücretsiz YKS hazırlık kurslarına devam edecek. Üniversiteye hazırlanan mezun gençlerin yanı sıra 12’nci sınıf öğrencilerine yönelik Hürriyet Sınava Hazırlık Merkezi ile Orhangazi Sınava Hazırlık Merkezi’nde hem hafta içi hem de hafta sonu eğitim verilecek. Yeni dönemde Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz YKS hazırlık kurslarından faydalanmak isteyen gençler, ‘bursa.bel.tr/link/busmek’ internet adresinden 11 Eylül tarihine kadar başvuru yapabilecek.

Yerli ve milli imkanlarla öğrencilerin ürettiği yarış aracı Polonya'da yarışacak Haber

Yerli ve milli imkanlarla öğrencilerin ürettiği yarış aracı Polonya'da yarışacak

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) öğrencileri tarafından tasarlanarak üretilen elektrikli yarış aracı, 25-29 Ağustos tarihlerinde Polonya'da gerçekleştirilecek Formula Student Poland yarışmasında Türkiye'yi temsil edecek. SUBÜ-TETRA Takımı, uluslararası arenada hem pist performansıyla hem de mühendislik çalışmalarıyla başarı yakalamayı hedefliyor. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Teknoloji Yarışmaları Koordinatörlüğü bünyesinde faaliyetlerini sürdüren SUBÜ-TETRA Takımı, kendi imkanlarıyla geliştirdiği elektrikli yarış otomobiliyle uluslararası kulvarda mücadele verecek. Farklı fakülte ve meslek yüksekokulu öğrencilerinin ortak çalışmasıyla tasarlanıp üretilen araç, 25-29 Ağustos tarihlerinde Polonya'nın Grjec kentinde yer alan Autodrom Somczyn pistinde düzenlenecek Formula Student Poland yarışlarında boy gösterecek. Ekip, organizasyon öncesinde 24 Ağustos'ta kamp alanına giriş yaparak teknik kayıt ve idari işlemleri tamamlayacak. Dünyanın dört bir yanından üniversite ekiplerini bir araya getiren Formula Student Poland kapsamında öğrenciler yalnızca pist üzerindeki performanslarıyla değerlendirilmeyecek. Ekipler; mühendislik tasarımı, maliyet ve üretim analizi ile iş planı sunumu gibi çeşitli başlıklarda da jüri karşısına çıkacak. 2015 senesinden bu yana elektrikli, hidrojenli ve otonom araç projeleri üzerine çalışmalar yürüten SUBÜ-TETRA Takımı, aracın geliştirilme aşamasında öğrencilerin farklı alanlardaki bilgi birikimi ve tecrübelerinden faydalanıyor. Mekanik ve elektronik donanımlardan batarya yönetim sistemine, güç elektroniğinden yazılım altyapısına kadar aracın birçok unsuru tamamen öğrencilerin çalışmalarıyla hayata geçiriliyor. SUBÜ-TETRA Takımı, Polonya'daki organizasyonda kazanacağı deneyimle elektrikli araç teknolojileri alanındaki faaliyetlerini daha üst seviyeye taşımayı ve SUBÜ ile Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor. "Öğrencilerimizin işi yaparak öğrenmesini önemsiyoruz" Formula Student yarışlarının dünyadaki mühendislik öğrencilerini buluşturan prestijli organizasyonlardan biri olduğunu vurgulayan SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, uygulama odaklı eğitim anlayışını benimsediklerini ifade etti. Öğrencilerin karşılaştıkları problemleri çözerek tecrübe kazandıklarını belirten Sarıbıyık, "Öğrencinin işi yaparak öğrenmesi, herhangi bir sıkıntıyla karşılaştığında ise akademisyenlerin desteğiyle bu sorunu çözmesi demek. Bu vesileyle öğrencilerimiz hem sorun çözmeyi hem de takım ruhuyla çalışmayı birlikte öğreniyorlar. Öğrencilerimizin ülkemizi orada en iyi şekilde temsil etmelerini ve tabii ki derece elde etmelerini gönülden arzu ediyoruz. Ancak şu anda birinci önceliğimiz, aracımızı Polonya'da piste çıkararak yarışabilmek" dedi. "8 ülkenin yer aldığı yarışta ülkemizi temsil edeceğiz" Geliştirdikleri elektrikli yarış aracını Polonya'da piste çıkaracaklarını aktaran SUBÜ-TETRA Takım Lideri Samet Günalan, aracın bütünüyle üniversite imkanlarıyla geliştirildiğini kaydetti. Organizasyonda 8 farklı ülkeden ekiplerin yarışacağını belirten Günalan, "Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi bünyesinde geliştirdiğimiz aracımızı bu yıl Polonya'da yarıştıracağız. Katılacağımız bu yarışmada toplam 8 ülkeden ekip yer alacak. Biz de ekibimizi ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek için orada bulunacağız. Bayrağımızı en iyi şekilde dalgalandırmak ve üniversitemizi gururlandırmak istiyoruz" diye konuştu. "Aracımızın yüzde 100 yerli ve milli olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim" Aracın tasarım, üretim ve analiz süreçlerinin tamamen öğrenciler tarafından yürütüldüğünü söyleyen SUBÜ-TETRA Takımı öğrencisi Burhan Koçyiğit ise, ekip arkadaşlarının yoğun bir emek harcadığını vurguladı. Koçyiğit, "Bu sene arkadaşlarımızın da çok büyük emeğiyle birlikte aracımızı tasarımından üretimine ve analizlerine kadar her şeyiyle kendimiz yaptık. Aracımızın yüzde 100 yerli ve milli olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bu konuda çok fazla çalıştık. Gerekirse gecemizi gündüzümüze katarak çalışmalarımızı sürdürdük. Kural kitapçığını en ince detaylarına kadar inceleyerek kontrollerimizi ve testlerimizi gerçekleştirdik. Şu anda her şey çok güzel gidiyor. İnşallah herhangi bir sorun yaşamayız" şeklinde konuştu.

Bursa'da Makina Mühendisleri'nden Çınarcık hattına teknik inceleme Haber

Bursa'da Makina Mühendisleri'nden Çınarcık hattına teknik inceleme

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Çevre Komisyonu üyeleri, Bursa’nın gelecekteki içme suyu ihtiyacını karşılamayı hedefleyen Bursa Çınarcık Su Projesi kapsamında inşa edilen isale hattında teknik incelemede bulundu.Teknik geziye komisyon üyeleri Vuray Tezcan, Nurdane Türkyılmaz, Abdullah Ünsal, Nejat Korkmaz ve Ramazan Gülsay katıldı. İncelemede projenin mevcut durumu ile ilerleyen süreçte planlanan çalışmalar yerinde değerlendirildi. 2060 YILINA KADAR İÇME SUYU HEDEFİ MMO Bursa Şubesi tarafından yapılan açıklamada, Çınarcık Su Projesi’nin Bursa’nın 2060 yılına kadar kesintisiz ve sağlıklı içme suyu ihtiyacını karşılamayı amaçlayan stratejik bir altyapı yatırımı olduğu belirtildi. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Çınarcık Barajı’nın devreye alınacağı, mevcut sistemde kullanılan bazı su kaynaklarının ise devre dışı bırakılacağı ifade edildi. Bu sayede enerji tasarrufu sağlanmasının yanı sıra, geleceğin kritik rezerv kaynakları arasında gösterilen yer altı su kuyularının korunmasının hedeflendiği kaydedildi. Açıklamaya göre proje tamamlandığında yaklaşık 1 milyon 200 bin kişinin içme suyu ihtiyacı karşılanacak. Sistemden Kayapa, Hasanağa, Akçalar, Özlüce, Ürünlü, Balat, İrfaniye, Balabancık, Çekrice, Büyükbalıklı, Konaklı, Badırga, Çatalağıl, Karacaoba ve Başköy başta olmak üzere çok sayıda yerleşim yerinin faydalanması planlanıyor. DOĞANCI BARAJI İLE ENTEGRE ÇALIŞACAK Projede ayrıca Doğancı Barajı bağlantı hattının da önemli bir yer tuttuğu belirtildi. Bağlantı sayesinde iki barajın kuraklık dönemlerinde veya olası arızalarda birbirine alternatif olarak kullanılabileceği, böylece Bursa’nın tek bir su kaynağına bağımlılığının azaltılacağı ifade edildi. Bu entegre sistemin, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerine karşı kentin dayanıklılığını artırmasının hedeflendiği vurgulandı. İSALE HATTINDA ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR Proje kapsamında ana dağıtım hatlarının 30 ay, isale hattının ise 910 gün içerisinde tamamlanmasının planlandığı bildirildi. İsale hattı yapım işine ilişkin sözleşmenin 23 Ekim 2023 tarihinde imzalandığı, çalışmaların ise 1 Kasım 2023 tarihinde başladığı hatırlatıldı. MMO Bursa Şubesi açıklamasında, Bursa’nın temel altyapı yatırımlarını yakından takip etmeyi ve teknik katkı sunmayı görev olarak gördükleri belirtilerek, gerçekleştirilen teknik gezinin projenin mühendislik boyutlarının bağımsız şekilde değerlendirilmesi açısından önemli olduğu ifade edildi. Açıklamada, Çevre Komisyonu’nun proje sürecine ilişkin gözlem ve değerlendirmelerini ilerleyen dönemde de kamuoyuyla paylaşmayı sürdüreceği kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.