Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Mücadele

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Mücadele haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mücadele haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anafartalar Zaferi'nin 111'inci yıl dönümü kutlandı Haber

Anafartalar Zaferi'nin 111'inci yıl dönümü kutlandı

Çanakkale Geçilmez Destanı'nın dönüm noktası olan 'Anafartalar Zaferi'nin 111'inci yıl dönümü, Tarihi Gelibolu Yarımadası'ndaki Conkbayırı'nda düzenlenen törenle kutlandı. Zaferin 111'inci yıldönümünde yeri yeniden tespit ve ihya edilen Arıburnu Zafer Anıtı'nın açılışı düzenlendi. Çanakkale Boğazı'nı geçemeyeceklerini anlayınca Gelibolu Yarımadası'na karadan çıkarma yaparak buradan Boğaz'a ulaşmayı deneyen İtilaf Devletleri'nin umutlarının yok edildiği 10 Ağustos Anafartalar Zaferi'nin 111'inci yıl dönümü kutlandı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ev sahipliğinde, Gelibolu Yarımadası'ndaki Conkbayırı'nda Atatürk Anıtı önünde düzenlenen törende, Atatürk Anıtı'na, Çanakkale Valiliği, 2'nci Kolordu Komutanlığı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ve yabancı devletlerin temsilcileri çelenklerini sunuldu. Şehitler anısına saygı duruşunda bulunuldu ve saygı atışı gerçekleştirildi. Türk bayrağı, İstiklal Marşı eşliğinde göndere çekildi. Türk Silahlı Kuvvetleri adına konuşma yapıldı. Törende konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Bugün zafer günümüzdür, kutlu olsun. Ordu milletlerin en çok dövüşen, en sarpı olan Türk milletinin tarih yolculuğunda Ağustos ayının çok ayrı bir önemi vardır. Ağustos ayı, Türk milleti için zaferler ayıdır. Buradan, Conkbayırı'ndan Malazgirt Ovası'na Kocatepe'ye Afyon Ovası'na selam olsun. Bu zaferin mimarlarına bin selam olsun. Yaklaşık 8 buçuk ay süren şanlı ve şerefli müdafaanın sonunda bu topraklarda Mehmetçiğin büyük bir zafer kazandığı mekanlardayız. Etin ve kemiğin çeliğe galip olduğu yerlerdeyiz. Malazgirt Ovası'ndan buraya yürüyen Türk oğlu bu toprakları vatan bellemiş, tarihin belli dönemlerinde Gazi Süleyman Paşa ile beraber karşıya geçmiş ve bu topraklarda şehit olmuş, gazi olmuş ama yüzyıllarca bu toprakları kendine yurt yapmış ve vatan bellemiştir. Gün gelmiş Çanakkale'de şafağın karardığı günde zor duruma düştüğümüzde ve burada yangınlar çıktığında memleketin dört bir tarafından Mehmetçikler kuzeyden güneyden batıdan doğudan yakından uzaktan koşarak gelmiş ve Çanakkale'deki bu büyük yangını söndürmeye gayret göstermiştir. Buralarda gerçekten herkes canından vazgeçmiş yeri gelmiş kan dökmüş, yeri gelmiş canını vermiş ama düşmanı işte bu topraklardan bir adım öteye geçirmemiştir" dedi. Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman ise, "Dünya harp tarihinin kaydettiği en kanlı, en sert, en yoğun mücadelelerin verildiği topraklardayız. Bu bir varlık yokluk mücadelesiydi. Kendi yurdunu, kendi toprağında hür ve bağımsız yaşamak için canını feda eden büyük kahramanların verdiği bir mücadeleydi. Anafartalar muharebeleri Kara Harekatı'nın en önemli 2'nci kırılma anına tekabül ediyordu. Nisan ayında gerçekleşen Kara Harekatı'nın durdurulması 1'nci kırılma safhası olarak görülebilir ama burada Anafartalar Muharebelerinde ortaya konulan mücadele de kara harekatın 2'nci kırılma anı olarak değerlendirilebilir. Çünkü bu hat aşılsaydı muhtemelen savaşın seyri değişecekti. İşte burada Türk ordusunun, Türk milletinin, Türk askerinin niteliği özellikleri ön plana çıkmaya başladı. Büyük bir kanlı çatışmanın yaşandığı bu topraklarda Akif'in deyimiyle ‘ölüm indirmede gökler, ölü püskürtmede yer' İşte bu hercümerç içerisinde sağlam iradesiyle Mehmetçik bulunduğu hatları kanın son damlasına kadar savunmaya devam etti" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından Çanakkale İl Müftüsü Mevlüt Topçu tarafından şehitler için dua edildi. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ve Gelibolu 2'nci Kolordu Komutanı Tümgeneral Ferat Vural, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı şeref defterini imzalamasıyla Conkbayırı'ndaki tören son buldu. Çanakkale geçilmedi Çanakkale Savaşları sırasında, İtilaf Birlikleri Seddülbahir ve Arıburnu'ndaki çarpışmalardan sonra Gelibolu Yarımadası'nı buralardan geçmenin imkansız olduğunu görerek, kuzeydeki Anafartalar'da yeni bir cephe açtı ve Conkbayırı'nı ele geçirdi. Ancak 10 Ağustos 1915'te Mustafa Kemal'in emriyle başlatılan süngü hücumuyla düşman püskürtüldü ve İtilaf Devletleri Anafartalar'dan Gelibolu Yarımadası'nı geçemedi. Arıburnu Zafer Anıtı açıldı 111 yıl önce zaferin nişanesi olarak yükselen, işgal yıllarında yıkılan Arıburnu Zafer Anıtı, Anafartalar Zaferi'nin 111'inci yıl dönümünde şehitlik ihya projesi çerçevesinde yeniden yükselerek tarihi hafızadaki yerini aldı. 1915 yılında Arıburnu cephesinde, Anzak hatlarının gerisinde top mermisi kovanlarından inşa edilen anıt, savaş sonrasında Müttefik kuvvetler tarafından yıkıldı. Arıburnu Zafer Anıtı, işgal döneminde kasıtlı olarak yıkıldığı tarihi kaynaklarla belgelenen tek Osmanlı zafer anıtı olma özelliğini taşımakta. Uzun yıllar yalnızca tarihî kaynaklarda varlığını sürdüren anıtın yeri, 15 Ağustos 2024 tarihinde bölgede meydana gelen yangının ardından gerçekleştirilen saha araştırmaları ve hava fotoğrafları sayesinde yeniden tespit edildi. Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca onaylanan projeler doğrultusunda, Çanakkale Valiliği koordinatörlüğünde, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı kontrolünde, Gelibolu 2. Kolordu Komutanlığı ve Eceabat Kaymakamlığı iş birliğiyle yürütülen rekonstrüksiyon çalışmaları tamamlanarak, 1915 yılında inşa edilen ve savaşın ardından ortadan kaldırılan Arıburnu Zafer Anıtı, özgün tarihi veriler doğrultusunda aslına uygun şekilde yeniden ihya edildi. Arıburnu Zafer Anıtı açılışında konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "O günün şartlarında Mehmetçik zaferin nişanesi olarak, o büyük fedakarlığın, o büyük civan mertliğin nişanesi olarak işte tam bu noktaya bir zafer anıtı inşa etmiştir. Mehmetçiğin o günkü şartlarda kendi elleriyle bizzat yapmış olduğu bu anıt, o büyük kahramanlığın timsali olmuş, sembolü olmuştur. Fakat dönemi şartlarında, işgal yılları içerisinde o anıt burada yıkılmıştır. Uzun yıllar geçti de Mehmetçiğin elleriyle yapmış olduğu anıtı yerinde bulup ayağa kaldırmakta Çanakkale ruhuna sahip olan Türk milletlerinin evlatlarına nasip olmuştur. Mehmetçiğin kendi elleri ile yaptığı o anıtın yerini bulduğumuzda içimizden tekrar o anıtın eski haline iade edilmesi gerektiği kanaatine vardık. Burada tekrar ifade ediyorum yeni bir şey yapmıyoruz, yeni bir şey inşa etmiyoruz. Eski hali iade ediyoruz. Mehmetçiğin hatırasına da sahip çıkıyoruz" diye konuştu. Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Burası dünyanın önemli, harp tarihi alanlarından bir tanesi. Bu alanı kendisine yakışır bir şekilde muhafaza etmek, ihya etmek için el birliğiyle gayret gösteriyoruz. Bunun için Alan Başkanlığımız büyük bir özveriyle, çabayla bu ihya faaliyetlerine devam ettiriyor. Başkanımızın ifade ettiği gibi dünyanın en önemli korunan tarihi alanlarından bir tanesi niteliğinde. Burada yine anıtları bulunan, mezarları bulunan müttefik devletlerin de hem mezarlarına hem de anıtlarına karşı büyük bir özen gösterdiklerine de şahit oluyoruz. Dolayısıyla burası artık tarihten ders alınacak bir mekan haline gelmiş bulunuyor. Burada bugün açılışın yaptığımız anıt, ihya ettiğimiz anıtın bize gösterdiği çok önemli bir husus var; o da egemenlik. Egemenliğiniz ve bağımsızlığınız yoksa işgal kuvvetleri burada size ait, sizin tarihinize ait hatıraları yok ederler. Onun için egemenliğimize, bağımsızlığımıza sıkı sıkıya sarılmamız lazım" dedi. Arıburnu Zafer Anıtı'nda gerçekleştirilen açılış töreni konuşmaların ardından dua edilmesi, kurdele kesimi ve anıta karanfil bırakılmasıyla sona erdi. Törenlere; Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Avustralya Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Avustralya Savunma Ataşesi Albay Tim Hawley, Yeni Zelanda Maslahatgüzarı Erin Morris, 2'nci Kolordu Komutanı Tümgeneral Ferat Vural, 3'üncü Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanı, Amfibi Kolordu Komutan Vekili Deniz Piyade Albay Umut Turhan, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutan Vekili Deniz Albay Erhan Ege, Çanakkale Baro Başkanı Avukat Ardahan Dikme, Avustralya Başkonsolosu Dr. Paul James Gregor Crawford, Eceabat Kaymakamı Kerem Yenigün, Ezine Kaymakamı Yusuf Kaptanoğlu, Çanakkale İl Emniyet Müdürü Ergün Dağıstanlı, Çanakkale İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı Kıdemli Binbaşı Barış Borucu, siyasi parti temsilcileri, gaziler, şehit yakınları, sivil toplum kuruluşları ile çok sayıda vatandaş katıldı.

’Drakula’ böceği Karadeniz’de yayılıyor Haber

’Drakula’ böceği Karadeniz’de yayılıyor

Türkiye’ye yıllar önce ithal süs bitkileriyle giriş yaptığı değerlendirilen ve halk arasında "Drakula böceği" olarak bilinen Turunçgil Teke Böceği, Karadeniz’in en önemli geçim kaynaklarından fındığı tehdit etmeyi sürdürüyor. Trabzon’da başlayan mücadele devam ederken, böceğin son olarak Rize’de görülmesi üzerine bölgede karantina tedbirleri uygulamaya alındı. Fındık bahçelerinin en büyük düşmanlarından biri olan, anavatanı Uzak Doğu’ya dayanan Turunçgil Teke Böceği etkisini sürdürüyor. Halk arasında "Drakula böceği" olarak bilinen Turunçgil Teke Böceği, Türkiye’ye girişinin ardından Karadeniz’de yayılışını sürdürürken, başta fındık olmak üzere birçok ağaç türünde ciddi zarara neden oluyor. Türkiye’ye ithal edilen süs bitkileriyle giriş yaptığı değerlendirilen böcek için Tarım ve Orman Bakanlığı koordinesinde başlatılan çalışmalar kapsamında zararlının görüldüğü bölgelerde karantina uygulamaları hayata geçirilirken, en büyük tehdidi Karadeniz’in en önemli tarımsal ürünlerinden biri olan fındıkta oluşturuyor. Yumurtalarını ağacın kök kısmına yakın alt gövdelerine bırakan zararlı böcek, yumurtalardan çıkan larvalar ile ağacın kambiyum, öz odun ve diri odun kısmında oval şekilde derin galeriler açarak su ve besin iletimini engelliyor. Bu durum zamanla dalların kurumasına, verimin düşmesine ve ilerleyen süreçte ağacın tamamen kaybedilmesine neden olabiliyor. Trabzon’da yıllardır sürdürülen çalışmalarla zararlının yayılışı önemli ölçüde kontrol altına alınırken, son olarak Rize’nin Fındıklı ilçesinde de görülmesi endişeleri artırdı. Bölgede karantina tedbirleri uygulanırken, ekipler böceğin görüldüğü alanlarda inceleme ve mücadele çalışmalarını sürdürüyor. Yetkililer, üreticilerden fındık bahçelerinde gövdelerde açılmış yuvarlak delikler, ağaç diplerinde talaş birikintisi ve nedeni bilinmeyen kurumalar gibi belirtilerle karşılaşmaları halinde durumu vakit kaybetmeden il ve ilçe tarım müdürlüklerine bildirmelerini istedi. "Avrupa’da ve ülkemizde 87 cinse ait 180’den fazla türde zarar yaptığı biliniyor" KTÜ Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi İsmet Harman, Turunçgil Teke Böceği’nin Uzakdoğu kökenli bir tür olduğunu belirterek, "Ana vatanı Çin, Japonya ve Kore’dir. 2000’li yıllarda bitki materyallerinin taşınması ile Avrupa’ya giriş yapmış ve ardından Fransa, Hollanda, Birleşik Krallıklar ve Danimarka gibi birçok Avrupa ülkesinde yayılmıştır. Ülkemizde ise ilk kez 2014 yılında İstanbul Şile Kumbaba Fidanlığı’nda tespit edilmiş ve mevcut durumda ülkemizde İstanbul, Antalya, Sakarya, Bartın, Diyarbakır, Trabzon ve son olarak Rize‘de görülmüştür. Trabzon’da ilk kez 2016 yılında Esiroğlu‘nda bulunan Atasu fidan depolama alanında tespit edildi. Ardından çevredeki fındık bahçelerinde de türün görüldüğü ve yoğun zararlar yaptığı bilinmektedir. Bu tür anavatanında turunçgilde yoğun olarak zarar yaptığı bilinmekle birlikte Avrupa’da ve ülkemizde 87 cinse ait 180’den fazla türde zarar yaptığı bilinmekte. Dolayısıyla yalnızca fındık değil aslında Akçaağaçtan Kavak ağacına, At kestanesinden Çınar’a kadar ve fındık, kiraz gibi birçok hem ormanda hem park bahçelerde kullanılan süs bitkilerinde hem de tarımda kullanılan bitkilerde zarar yapmaktadır. Samsun, Trabzon ve son görüldüğü Rize’de özellikle fındık alanlarını tercih etmesi ile dikkatimizi çekmektedir. Buralarda tespit edildikten sonra ilgili kurumlar tarafından gerekli müdahale ve mücadele yöntemlerinin uygulandığını ve başarı ile sonuçlandığını biliyoruz. Ancak bu gelecek için özellikle fındık yetiştiriciliğinin önemli olduğu Ordu, Giresun, Rize ve Trabzon gibi illerimizde özellikle dikkat edilmesi ve hızlı bir şekilde mücadele çalışmalarının gerçekleştirilmesi gereken bir böcek türü olduğunu söyleyebiliriz" dedi. "Çok tehlikeli bir zararlı" Böceğin tek bir larvasının bile fındığın dalını öldürmeye yettiğini kaydeden Harman, "Haziran sonu ile Ağustos sonu arasında bölgemizdeki fındık alanlarında biz bu türü ergin olarak görebiliriz. Bu tür yaklaşık 1.5-4 cm boyutunda oluyor. Teke şeklinde arkaya doğru kendi boyu uzunluğunda bazen de kendi boyundan daha uzun antenleri olan üzeri parlak siyah renkli ve birçok beyaz lekesi bulunan bir teke böceği. Zaten adını da antenlerinin geriye doğru ve teke gibi olmasından alıyor. Bu türü öncelikle erginlerinden tanıyabiliriz ya da kış boyu larva döneminde zarar yaptıktan sonra ergin olarak çıkış yaptığı kök ve köke yakın alt gövde kısmındaki bir TL büyüklüğündeki çıkış deliklerinden bu türü tanıyabiliriz. Bilinçli bir toplum olarak bu türün herhangi bir belirtisini gördükten sonra ilk olarak hızlı bir şekilde ilgili kurum mercilere ve belediyelere bu türün alanımızda ya da arazimizde olduğunu hızlı bir şekilde gidip bildirmek gereklidir. Bunun dışında tabi türle ilgili yapılan farklı biyolojik mücadele yöntemleri bulunuyor. Ancak, bu türle ilgili yapılabilecek en kesin ve net çözüm eradikasyon çalışmalarıdır. Türün alanda tespit edildiği an hızlı bir şekilde önlem almak amacıyla alana gidip kökle birlikte alandaki ağacın tamamen çıkarılması ve orada yonga haline getirilerek hızlı bir şekilde imha edilmesi, yakılması gereklidir. Yoksa ben bunu alayım, evime götüreyim, yakacak odun olarak kullanırım gibi bekletmek kesinlikle çok tehlikelidir. Bulunduğu alanda hızlı bir şekilde eradikasyon çalışmasının başarılı uygulanarak gerekli materyalin yakılması gereklidir. Aslında bu çok tehlikeli bir zararlı. Böceğin sadece bir larvası bile fındığın bir dalını öldürmeye yetecek niteliktedir. Bir ocakta yalnızca bir erginin bıraktığı yumurtalar tamamen ocağı kurutabilir. Kahverengi kokarca gibi doğrudan meyve veya fındık verimini etkilemekten ziyade doğrudan ağacı öldürdüğü için çok daha tehlikeli bir durumda diyebiliriz. Bunun için bir an önce önlemlerin alınması ve özellikle halkın bir yerden bir yere fidan taşımamasına ve özellikle görüldüğü bölgeden başka bir alana fidan taşınmaması konusunda hassasiyet göstermesi çok çok önemli" ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Gürlek: "Devletimizin imkanları, kurumlarımızın tecrübesi ve hukukun kudreti her türlü suç yapılanmasından üstündür" Haber

Adalet Bakanı Gürlek: "Devletimizin imkanları, kurumlarımızın tecrübesi ve hukukun kudreti her türlü suç yapılanmasından üstündür"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Suç örgütlerinin büyüklüğü, uluslararası bağlantıları, finansal gücü veya kullandıkları teknolojinin karmaşıklığı bizi yolumuzdan çeviremez. Devletimizin imkanları, kurumlarımızın tecrübesi ve hukukun kudreti her türlü suç yapılanmasından üstündür" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulunmak üzere Esenyurt'a geldi. Bakanları ilçede İstanbul Valisi Davut Gül, İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, Esenyurt Kaymakamı Fatih Çobanoğlu ile Esenyurt Belediye Başkan Vekili Can Aksoy karşıladı. Gürlek ve beraberindeki heyet ilk olarak, Esenyurt Kaymakamlığı'nı ziyaret etti. Gürlek ardından, Esenyurt İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde incelemelerde bulunurken, Recep Tayyip Erdoğan Parkı'nı da ziyaret etti. Program kapsamında Gürlek, Esenyurt'ta yapımı devam eden adalet sarayında yürütülen çalışmalarla ilgili incelemelerde bulundu, yetkililerden bilgi aldı. "Devlet tepenize binecek ve gereği neyse yapacak" Yapımı devam eden adalet sarayındaki incelemelerinin ardından Bakan Gürlek, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Konuşmasında sokak çeteleri ile mücadele, ‘Terörsüz Türkiye' ve ‘uyuşturucu' gibi konulara değinen Bakan Gürlek, "Esenyurt, hızla gelişimini sürdürürken, beraberinde asayiş olaylarıyla bölgede sık sık gündeme gelen bir ilçemizdir. Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı olarak, bu güzide ilçemizin huzur ve güvenliğini korumak, vatandaşlarımızın hak ve hukuklarını güvence altında tutmak, bizim temel görevimizdir. Esenyurt'ta, suçu merkezi hale getirmek isteyen tüm illegal yapılar ve bunların İstanbul odağı olan tüm konularını toparlamak konusunda kararlılığımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum. Uyuşturucu, bahis, kumar ve sokak çetelerinin torbacısından, baronuna, tetikçisinden, azmettiricisine, bireysel ve organize sanal kumar yapılanmalarının faaliyetlerine kadar herkes şunu bilsin ki, peşindeyiz. Yaptığınız yanınıza kar kalmayacak. Türk milleti adına hukuk çerçevesi içerisinde mutlaka hesabını soracağız. Asla meydanı boş sanmayın. Devlet buradadır ve vatandaşının yanındadır. Adalet, vatandaşımızın sokağında, kendisini güvende hissetmesi, gencimizi zehir tacirinden koruması, alın terinin yasa dışı bahis ve dolandırıcılık şebekelerine teslim edilmemesi, suçtan elde edilen kazancın meşru ekonomiye sızmasının önlenmesidir. Sokak çetelerinin, kirli zihinleriyle akli melekeleri gasbedilmiş çocuklarımızı ve gençlerimizi, vatandaşımızın helal ticaretine karşı haraç ve tehdit unsuru olarak kullanmalarının önüne geçmeye devam edeceğiz. Kendisini devletin gücünün üzerinde gören, toplumun huzurunu, vatandaşın can ve mal güvenliğini tehdit altına almak isteyenler şunu iyi bilsin, devlet tepenize binecek ve gereği neyse yapacak" dedi. "Bizim mücadele anlayışımız günübirlik bir anlayış değildir" Bakan Gürlek, "Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı olarak, 24 Nisan 2026 tarihinde Örgütlü, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Daire Başkanlığını kurduk. Böylece uzmanlaşmayı, veri analizini ve başsavcılıklar arasındaki koordinasyonu kalıcı bir kurumsal yapıya kavuşturduk. 22 Haziran 2026 tarihinde ise 'Organize Suç Örgütleri ile Mücadele' konulu genelgemizi yayımladık. Genelgeyle; soruşturmaların bütüncül biçimde yürütülmesi, suç gelirlerinin izlenmesi, malvarlığı tedbirlerinin etkin şekilde uygulanması ve iller arası eş güdüm konusunda ortak bir çalışma çerçevesi oluşturduk. Bizim mücadele anlayışımız günübirlik bir anlayış değildir. Bu anlayış; dosyayı açmakla yetinmeyen, delili takip eden, paranın izini süren, firariyi yurt dışında da arayan ve suç ekonomisini sürdürülemez hale getirmeyi hedefleyen kararlı bir mücadele anlayışıdır" şeklinde konuştu. "Suç ve suç örgütleriyle daha hızlı ve daha etkin mücadele edilmesini sağlayacak altyapıyı hızla hayata geçiriyoruz" Suç örgütleri ile mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara değinen Bakan Gürlek, "Uyuşturucu, sokak çeteleri ve sanal kumar suçlarıyla mücadelede, suç zincirinin bütün halkalarının sorumluluğunu ortaya çıkaran organize bir mücadele yöntemini esas alıyoruz. Bu doğrultuda, başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere ilgili kurumlarımızla entegre biçimde, sahadaki pratik çalışma metotlarını geliştiriyoruz. Suç ve suç örgütleriyle daha hızlı ve daha etkin mücadele edilmesini sağlayacak altyapıyı hızla hayata geçiriyoruz. Buradan devlet ve millet düşmanlarına bir kez daha sesleniyorum, adaletin tecellisi artık daha hızlı ve daha kararlı olacaktır. Örgütlü, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Daire Başkanlığımızın çalışmaları ile 81 il Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonu kapsamında, 2026 yılının Şubat-Temmuz döneminde uyuşturucu, yasa dışı bahis, sanal kumar ve organize suç yapılanmalarına yönelik binlerce operasyon gerçekleştirildi. On binlerce şüpheli hakkında işlem yapıldı, çok sayıda şüpheli tutuklandı, çok sayıda şüpheli hakkında da adli kontrol tedbirleri uygulandı" diye konuştu. "Milletimizin başına bela olan her suç yapısının üzerine, şekli bireysel de olsa kurumsal da olsa, sonuna kadar gitmeye kararlıyız" Bakan Gürlek, "22 Haziran tarihli genelgemiz doğrultusunda organize suç örgütlerine yönelik mücadelemiz daha da güçlendirilirken, suçtan elde edilen yüz milyonlarca lira ile yüksek miktarda döviz, milyarlarca lira değerindeki uyuşturucu madde ve üretim girdileri, binlerce taşınmaz, araç, banka hesabı, şirket ve finansal işletme soruşturma ve tedbir süreçlerine dahil edildi. Yasa dışı bahis siteleri ve kripto varlık hesapları hakkında gerekli işlemler yapılırken, tespit edilen toplam işlem hacmi bir trilyon Türk lirasını aşmıştır. Operasyonların ayrıntıları ve güncel veriler, Adalet Bakanlığımızın resmî yayın organları aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılmaktadır. Bu rakamların her biri; kapsamlı soruşturmaları, titiz delil toplama süreçlerini, Cumhuriyet savcılarımızın ve kolluk birimlerimizin yoğun emeğini ifade etmektedir. Bu tablo bize şunu söylüyor: Örgütlü suç, yalnızca bir asayiş meselesi değildir; aynı zamanda devasa bir kayıt dışı ekonomi ve kara para meselesidir. Bu nedenle, bundan sonra da suçun görünen yüzüne değil, onu besleyen finansal damarlara yöneleceğiz. Suç gelirini koruyamayan, parasını sisteme sokamayan, taşınmazını ve şirketini kullanamayan örgüt ayakta kalamaz. Milletimizin başına bela olan her suç yapısının üzerine, şekli bireysel de olsa kurumsal da olsa, sonuna kadar gitmeye kararlıyız. Ellerindeki tüm paravan yapıları yok etmeye hazırız" dedi. "Devletimizin imkanları, kurumlarımızın tecrübesi ve hukukun kudreti her türlü suç yapılanmasından üstündür" Bakan Gürlek, sanal bahisle mücadeleye de vurgu yaparak, "Gençlerimizi, çocuklarımızı, ailelerimizi ve toplumun her kesiminden vatandaşlarımızı tehdit eden, ülkemizin gelecek nesillerini zehirleyen, ekonomik anlamda çekirdek ailelerimizi çökerten, ticaretimizi ve ekonomimizi sekteye uğratan uyuşturucu belası, sanal bahis ve kumar ile sokak çeteleriyle mücadelede artık yeni bir boyuta geçeceğiz. Hukuk sistemimizdeki eksiklikleri giderecek, vatandaşlarımıza devlet ciddiyetiyle can ve mal güvenliği teminatını en güçlü şekilde ortaya koyacağız. Önümüzdeki dönemde beş alana özellikle yoğunlaşacağız. Suç gelirlerinin takibi ve geri alınmasında ihtisaslaşmayı artıracağız. Kripto varlıklar, elektronik para kuruluşları ve dijital ödeme sistemleri üzerinden yürütülen aklama yöntemlerine karşı teknik kapasitemizi güçlendireceğiz. Uluslararası adli yardımlaşma, iade ve ortak soruşturma süreçlerini hızlandıracağız. Savcılarımızın örgütlü suç, narkotik ve mali analiz alanındaki uzmanlığını sürekli eğitimlerle destekleyeceğiz. İllerimizin saha tecrübesini ortak veri ve analiz altyapısıyla buluşturacağız. Bu sebeple; uyuşturucu şebekeleri, sanal bahis ve kumar yapıları, sokak çeteleri dahil tüm illegal yapılanmaların kılcal damarlarına kadar inerek hesap soracak ve yasaların bize verdiği tüm yetkileri kullanarak üzerlerine gideceğiz. Milletimiz müsterih olsun. Suç örgütlerinin büyüklüğü, uluslararası bağlantıları, finansal gücü veya kullandıkları teknolojinin karmaşıklığı bizi yolumuzdan çeviremez. Devletimizin imkanları, kurumlarımızın tecrübesi ve hukukun kudreti her türlü suç yapılanmasından üstündür. Bu mücadelede fedakarca görev yapan Cumhuriyet savcılarımıza, hakimlerimize, emniyet ve jandarma teşkilatımıza, Sahil Güvenlik ve gümrük birimlerimize, MASAK ve Adli Tıp Kurumu uzmanlarımıza, bakanlığımızın bütün çalışanlarına teşekkür ediyorum. Uluslararası iş birliği süreçlerine katkı sunan muhatap kurumlara da şükranlarımı ifade ediyorum. Hedefimiz nettir, Suçun kazanç kapısı olmadığı, gençlerimizin zehirden korunduğu, vatandaşımızın emeğinin güvence altında bulunduğu ve herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir Türkiye. Bu hedef doğrultusunda azimle, sabırla ve hukuktan ayrılmadan çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Adıyaman’da 34 yıl sonra gelen mutluluk Haber

Adıyaman’da 34 yıl sonra gelen mutluluk

Adıyaman’da yaşayan 65 yaşındaki Abuzer Doğan ile 60 yaşındaki eşi Zeynep Doğan, 34 yıllık çocuk hasretinin ardından tüp bebek yöntemiyle ikiz çocuk sahibi olmanın mutluluğunu yaşadı. İkiz kızları şu an 8 yaşında olan çift, sosyal medyada ilgi odağı oldu. 42 yıldır evli olan Doğan çifti, uzun yıllar süren çocuk özlemlerinin ardından dünyaya gelen Tekbir Gül ve Havva Gül isimli ikiz kızlarıyla yeni bir hayata başladı. Çiftin, bugün 8 yaşında olan çocukları ilkokul 2. sınıfta eğitim görüyor. Evlendikten 34 yıl sonra ikiz kızlarının dünyaya gelmesiyle birlikte evlerinde büyük bir mutluluk yaşandığını ifade eden Doğan çifti, yıllar sonra anne ve baba olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu belirtti. Öte yandan, Adıyaman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mesut Polat, Cumhurbaşkanlığınca ilan edilen "Aile Yılı" etkinlikleri kapsamında Doğan ailesini evlerinde ziyaret etti. Ziyarette aileyle sohbet eden Polat, çocuklarla yakından ilgilenerek ailenin mutluluğuna ortak oldu. Doğan çifti ise ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek kendilerine gösterilen ilgiden dolayı teşekkür etti. Sosyal medyada da gündem oldular Doğan ailesi, geçtiğimiz günlerde Ankara’da gerçekleştirdikleri Anıtkabir ziyareti sırasında vatandaşlar tarafından çekilen fotoğraf ve videolarla da sosyal medyada gündem oldu. İleri yaşta anne ve baba olan çiftin, 8 yaşındaki ikiz kızlarıyla birlikte Anıtkabir’i ziyaret ettiği anlar çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılırken, aileye ilişkin görüntüler sosyal medya platformlarında geniş ilgi gördü. Doğan Ailesi’ni ziyaret etmekten mutlu olduklarını dile getiren Adıyaman Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mesut Polat, "42 yıllık bir ailenin mücadelesi sonucunda iki tane kız çocuğu olan bir ailenin evine Aile Yılı kapsamında misafir olduk. Onların duygularına rehberlik etmeye çalıştık ve devlet olarak çocuklarımızın ve ailemizin her zaman yanında olduğu bilgisinin mesajını vermeye geldik. Çok güzel bir duygu. Burada bir azim, mücadele ve ailenin birlik ve bütünlüğünü görmüş olduk. Azimle nelerin yapılabildiğini, çocukların çok önemli bir duygu olduğunu ve ailenin bu vesileyle büyük bir mutluluk yaşadığını gördük" dedi. Baba Abuzer Doğan ise konuşmasında, "34 yıl çocuk bekledik olmadı. Zamanında doktorlar tavsiye etti, dediler ki tıptan geri kalmayın, tıp ilerliyor. Bizler de tıptan geri kalmadık devam ettik. Aynı anda işte bize sürpriz gibi oldu. Ben mutluyum, Herkes mutlu olsun, huzur dolsun. Ben işten geliyordum kahvehaneye, sonra gece 12.00’de eve geliyordum ve kavga ediyorduk. Her zaman olaylar çıkıyordu. Şimdi işten çıkınca direkt evime geliyorum. Çocuk bakmak zor ama senin çocuğun olduktan sonra çocuk bakması hiç zor değil. Her ikisi de benimle beraber yatıyor. Annesine bakıyorlar, sonra gelip bana sarılarak yatıyorlar" ifadelerini kullandı. Zeynep Doğan da, "Biz daha önceden yetim gibiydik. Çok şükür çocuklar olunca evimiz tatlandı. Evimiz daha güzel oldu, keyfimiz yerine geldi ve mutluyuz. Bizler hep beraber yemek yiyoruz, hep beraber uyuyoruz. Kurban olurum onlara" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu 3 yıl sonra CHP grup toplantısında... "Bu Kemal hiçbir gücün karşısında eğilmez" Haber

Kılıçdaroğlu 3 yıl sonra CHP grup toplantısında... "Bu Kemal hiçbir gücün karşısında eğilmez"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden genel başkanlık görevine gelmesinin ardından ilk kez partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda milletvekillerine hitap etti. Konuşmasına mücadele mesajıyla başlayan Kılıçdaroğlu, "Bu Kemal hiçbir gücün karşısında eğilmez." diyerek CHP'lilere yeniden sahaya çıkma çağrısında bulundu. Cumhuriyet'in sosyal devlet anlayışına vurgu yapan Kemal Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir." sözünü hatırlatarak, CHP'nin toplumun dezavantajlı kesimlerinin yanında olmaya devam edeceğini söyledi. Mevsimlik tarım işçilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken Kılıçdaroğlu, Milli Eğitim ve Sağlık bakanlarına bu kesimlerin eğitim ve sağlık sorunlarıyla ilgilenmeleri çağrısında bulundu. "BİZ ÇALIP ÇIRPMAYI BİLMEYİZ" CHP'nin halkın partisi olduğunu ifade eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz çalıp çırpmayı bilmeyiz. Bizim tek derdimiz halktır." dedi. Hiç kimsenin kimliğini, inancını ya da yaşam tarzını siyaset konusu yapmayacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldıracaklarını savundu. CHP iktidarında cezaevindeki bazı isimlerin tahliye edileceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "CHP iktidarında ne Selahattin Demirtaş, ne Can Atalay, ne Tayfun Kahraman, ne Osman Kavala, ne Selçuk Mızraklı ne de avukatlar hapiste kalacak" ifadelerini kullandı. "DEVLETİN KÖR KURUŞUNA TENEZZÜL ETMEYİZ" Siyasi ahlak vurgusu yapan Kılıçdaroğlu, CHP'nin devletin kaynaklarını koruyan bir gelenekten geldiğini belirterek, "Biz devletin kör kuruşuna tenezzül eden bir siyasi gelenekten gelmiyoruz." dedi. "CHP'lilerin siyaset anlayışında hesap vermek bir siyasetçi için onurlu bir görevdir" diyen Kılıçdaroğlu, "Evet, hesabını veririz. Bizim parayla, pulla, villalarla, arsalarla işimiz yok. Bu parlamentoda ilk kez siyasî ahlâk kanunu tasarısını parlamentoya veren partinin adı Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Cumhuriyet Halk Partisi ahlâklı zeminde yürümek zorundadır. Yolsuzun yanında durulmaz, hırsızın yanında durulmaz. Malı götürenlerin yanında durulmaz. Ahlâkın yanında durulur. Erdemin yanında durulur. Devletin hazinesini soyanlarla, boşaltanlarla da mücadele edeceğiz. Çalan bendense kalsın demeyiz" diye konuştu. TBMM'DE 'SAHTE OY' İDDİASI Konuşmasında TBMM'de yaşandığını öne sürdüğü "sahte oy" tartışmasına değinen Kılıçdaroğlu, AK Parti milletvekillerini hedef aldı. Bir kanun teklifinin görüşmeleri sırasında 76 AK Parti milletvekilinin Genel Kurul'da bulunmadıkları halde oy kullanılmış gibi işlem yapıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, bunun "milleti kandırmak" anlamına geldiğini savundu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'u da eleştiren Kılıçdaroğlu, söz konusu iddiaların üzerine gidilmemesi halinde konuyu kamuoyu gündeminde tutacaklarını belirterek, "Kimse kimseye ders vermesin. Yolsuzluk mu yaptın? Kızıyoruz. Hırsızlık mı yaptın? Kızıyoruz. E kardeşim, sahte oy kullandın ya. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde sahte oy kullanıldı. Ve bu belgelendi. 76 milletvekili. Ama Bay Kemal bunları unutmaz, hiç merak etmeyin. Bunları dillendireceğiz. Bunları söyleyeceğiz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.