Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Mısır

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Mısır haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mısır haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Ticaret Borsası 9 ayda 61,9 milyar liralık işlem hacmine ulaştı Haber

Bursa Ticaret Borsası 9 ayda 61,9 milyar liralık işlem hacmine ulaştı

Tarımsal ticaretin güvenli, şeffaf ve kayıtlı bir yapıda gelişmesine öncülük eden Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), dokuz aylık tescil işlem hacmi verilerini açıkladı. Rakamları değerlendiren Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özhan, dokuz aylık tablonun hem üyelerin Borsa’ya duyduğu güveni hem de Bursa’nın tarım ve gıda ticaretindeki gücünü yansıttığını söyledi. Bursa’nın tarımsal dinamizmi rakamlara yansıdı Ocak-Eylül 2026 döneminde tescil işlem hacminin 2025 yılının aynı dönemine kıyasla 46 milyar 948 milyon TL’den 61 milyar 890 milyon TL’ye çıktığını belirten Başkan İbrahim Özhan, "Dokuz ayın sonunda yüzde 32’lik bir artışa ulaştık. Bu sonuç, her bir üyemizin, üreticimizin ve tüccarımızın emeğinin toplamıdır. Zorlu ekonomik şartların ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntıların belirleyici olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böylesi bir konjonktürde elde ettiğimiz büyüme, Bursa’nın tarım sektöründeki güçlü dinamizmini ortaya koyuyor. Üyelerimizin güveni, büyümenin en sağlam temelidir. Bu başarıya katkı sunan tüm üyelerimize, üreticilerimize ve tüccarlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Zirvede yine zeytin yer aldı Dokuz aylık dönemde Borsa’da en çok işlem gören ürünleri de paylaşan Başkan İbrahim Özhan, listenin zirvesinde 13 milyar 78 milyon TL ile zeytinin yer aldığını açıkladı. Zeytini 10 milyar 330 milyon TL ile yaş sebze-meyve, 8 milyar 752 milyon TL ile canlı hayvan (büyükbaş-küçükbaş), 7 milyar 270 milyon TL ile et (büyükbaş-küçükbaş-piliç) ve 2 milyar 862 milyon TL ile yumurta izledi. Bursa tarımının en temel gücü olan ürün çeşitliliğinin Borsa için büyük bir avantaj olduğuna dikkat çeken Özhan, "Zeytinden yaş sebze-meyveye, hayvancılıktan hububata kadar geniş bir yelpazede gerçekleşen tescil işlem hacmi, Bursa’nın üreten ve ürettiğini katma değere dönüştüren çok yönlü tarım yapısını teyit ediyor. Piyasa derinliğimizin artması ve ürün çeşitliliğimizin genişlemesi, Borsamızın büyümesini kalıcı hale getiriyor" diye konuştu. Marmara ÜPAK’ta Bursa TB damgası Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özhan, Borsa’nın kurucu ortakları arasında yer aldığı Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nun (Marmara ÜPAK) dokuz aydaki işlem performansını da değerlendirdi. Bursa TB acente kaydında alım-satım olarak gerçekleşen müşteri işlem hacminin, geçen yılın aynı dönemindeki 562 milyon 443 bin TL seviyesinden yüzde 326 oranında artışla 2 milyar 394 milyon TL’ye ulaştığını kaydeden İbrahim Özhan, Bursa TB acentesi üzerinden işlem gerçekleştiren müşteri sayısının yüzde 114, aktif yatırımcı sayısının ise yüzde 120 oranında arttığını açıkladı. Özhan: "Üreticimizin ve tüccarımızın sisteme güveni artıyor" Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) ve lisanslı depoculuk sisteminin tarım ürünleri ticaretine istikrar ve şeffaflık kazandırdığını söyleyen Başkan Özhan, "Lisanslı depoculuk ve ürün senedi sisteminin avantajlarını üyelerimize anlatıyoruz. Müşteri sayımızın iki katından fazla artması, üreticimizin ve tüccarımızın bu sisteme duyduğu güvenin pekiştiğini gösteriyor. Acentemiz üzerinden en çok mısır, buğday ve arpada işlem yapılıyor. Bursa Ticaret Borsası olarak amacımız, üreticimizin emeğinin karşılığını alması ve tüccarımızın işini kolayca yapabilmesidir. Yılın geri kalanında da aynı kararlılıkla üyelerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Bursa'da çiftçilerden taşkın tepkisi Haber

Bursa'da çiftçilerden taşkın tepkisi

Bursa'nın Mudanya ilçesine bağlı Çayönü Mahallesi'nde Nilüfer Çayı üzerindeki geçiş noktalarının su akışını engellediğini öne süren çiftçiler, taşkın nedeniyle yaklaşık bin bin 500 dönüm tarım arazisinin zarar gördüğünü belirterek, tepki gösterdi. Traktörleriyle bölgede toplanan çiftçiler, dere yatakları açılana kadar alandan ayrılmayacaklarını söyledi. Bursa'nın Mudanya ilçesine bağlı Çayönü Mahallesi'nde etkili olan yağışların ardından meydana gelen taşkında tarım arazileri zarar gördü. Nilüfer Çayı üzerindeki geçiş noktalarının su akışını engellediğini öne süren çiftçiler, ekili tarım arazilerinin sular altında kaldığını belirterek, yetkililere çağrıda bulundu. Traktörleriyle bölgede toplanan çiftçiler adına konuşan Mesut Türklü, son yağışların ardından dere yatağındaki suyun önünün kapanması nedeniyle taşkın meydana geldiğini söyledi. Çayönü'nde yaklaşık bin ile bin 500 dönüm arasında tarım arazisinin kullanılamaz hale geldiğini belirten Türklü, ekili alanların zarar gördüğünü ifade etti. Dere yataklarının açılması için bölgede toplandıklarını dile getiren Türklü, "Açılana kadar da bir yere gitmeyi düşünmüyoruz" dedi. "Su debisi hesaplanarak yapılmalıydı" Bir başka çiftçi ise Nilüfer Çayı üzerindeki dört menfez veya köprü geçişinin taşkının temel nedenlerinden olduğunu öne sürdü. Bu tür yapıların nehrin su debisi hesaplanarak yapılması gerektiğini belirten çiftçi, iki geçiş noktasının açılmasının ardından su seviyesinde düşüş gözlemlediklerini söyledi. Taşkın nedeniyle ayçiçeği, mısır ve fasulye ekili alanların zarar gördüğünü belirten çiftçi, oluşan maddi kayıpların karşılanması için mücadele edeceklerini ifade ederek, sorumluların üzerlerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. "Hiçbir kurum sorumluluk almadı" Bölgede yaşanan mağduriyete tepki gösteren bir başka çiftçi de cuma gününden bu yana Devlet Su İşleri (DSİ), Karayolları, kaymakamlık ve valilik başta olmak üzere çok sayıda resmi kurumla görüştüğünü ancak çözüm konusunda destek alamadığını öne sürdü. Görüştüğü kurumların sorunun kendi sorumluluklarında olmadığını söylediğini iddia eden çiftçi, taşkın sularının hayvanlarının bulunduğu alanlarda 2 ila 2,5 metreye kadar yükseldiğini belirtti. Çayönü'nde mağduriyet yaşayan çiftçiler, dere yataklarının açılması, suyun tahliye edilmesi ve zarar gören tarım arazileriyle ilgili çözüm üretilmesini istedi.

Bilal Erdoğan: "İslam dünyasının birlikte güçlü olmasına öncülük edebiliriz" Haber

Bilal Erdoğan: "İslam dünyasının birlikte güçlü olmasına öncülük edebiliriz"

AK Parti İstanbul İl Gençlik Kolları tarafından düzenlenen Diplomasi Atölyesi, Dünya Etnospor Birliği Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan’ı ağırladı. Programa, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş ve AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Başkanı Nevzat Yüce de katıldı. AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nda gerçekleştirilen programda Erdoğan, "Türk Dünyasında Kültürel Diplomasi ve Ortak Gelecek" başlığıyla gençlerle bir araya geldi. Programda Türkiye Yüzyılı vizyonu, Türk dünyası, İslam coğrafyası, kültürel diplomasi ve Türkiye’nin bölgesel rolü ele alındı. "Türkiye Yüzyılı ekonomik olarak güçlenmekten daha büyük bir mesele" Konuşmasında Türkiye Yüzyılı hedefinin yalnızca ekonomik kalkınma ve refah meselesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Erdoğan, dünyada yaşanan savaşlara ve adaletsizliklere dikkati çekti. Erdoğan, "Niye Türkiye Yüzyılı gibi bir hedefi ciddiye alalım? Zengin olacağız, güçlü olacağız, ne olacak? Bu, Türkiye’nin ekonomik olarak daha güçlü, daha müreffeh olmasından daha büyük bir mesele. Dünyada bu kadar dengesizlik, İsrail’in soykırımı, savaşlar ve adaletsizlikler yaşanırken bunlara seyirci kalmak bizim DNA’mızda yok" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Çünkü güçlü olmazsak eziliriz. Güçlü olmazsak manipüle edilen olmuş oluruz. Bunu 20. yüzyıl boyunca yaşadık" dedi. "Gücümüzün çarpan etkisini artırmamız lazım" Türkiye’nin tek başına güçlenmesinin yanı sıra tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğu coğrafyalarla iş birliğini artırması gerektiğini belirten Erdoğan, bu sürecin Türk dünyasından başlaması gerektiğini söyledi. Erdoğan, "Bizim başlamamız gereken önce Türk dünyası, ondan sonra gönül coğrafyamız. İslam dünyasıyla birlikte güçlenmemiz, gücümüzün çarpan etkisini artırmamız lazım" diye konuştu. Türk dünyasındaki ortak dil ve kültür bağlarının önemli bir imkân sunduğunu ifade eden Erdoğan, "Mesele Türk dünyasında herkesin aynı dili konuşmasından ziyade, herkesin aslında birbirini anlayabildiğini fark etmesini sağlamak" değerlendirmesinde bulundu. "İslam dünyasının birlikte güçlü olmasına öncülük edebiliriz" Türkiye Yüzyılı vizyonunun Türk dünyasından başlayarak daha geniş bir coğrafyada iş birliğine dönüşebileceğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin İslam ülkeleri arasındaki yakınlaşmaya öncülük edebilecek bir konumda olduğunu söyledi. Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır üzerinden örnek veren Erdoğan, bu ülkelerin ekonomik olarak güçlenmesi ve aralarındaki iş birliğinin artmasının oluşturabileceği potansiyele dikkati çekti. Erdoğan, "Bu dört ülkenin Türkiye, Suudi Arabistan ekonomik gelişmişlik düzeyine geldiği zaman ekonomik büyüklüğü 5 trilyon dolar oluyor. Birdenbire karşımıza gelen imkânları görün diye söylüyorum. Mısır da daha güçlü oluyor, Türkiye de daha güçlü oluyor, Pakistan da çok daha güçlü oluyor. Biz bunu sağlamak zorundayız. Bunlar hayal değil" ifadelerini kullandı. Batı dünyasının kendi içerisindeki dini ve kültürel farklılıklara rağmen ortaklıklar kurabildiğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti: "Avrupa Birliği içerisindeki bir Ortodoksla, bir Katoliğin, bir Evanjeliğin iş birliği yapması benim bahsettiklerimden çok daha zor şeyler. Bizi birbirimize bağlayan, yaklaştıran dini, kültürel ve dille ilgili bağlar, şu anda Avrupa Birliği’ni ve Batı’yı birbirine bağlayanlardan çok daha güçlü." Erdoğan, "Biz bu vizyonla ilerlersek İslam dünyasının birlikte güçlü olmasına öncülük edebiliriz. Buna öncülük etmemizin yolunun da Türk dünyasının yakınlaşmasından ve birliğinden geçtiğine inanıyorum. Bu hiç uzak değil" dedi. "Kültürel bağlarımızı güçlendirmeliyiz" Türkiye’nin kültürel etkisinin farklı coğrafyalarda giderek daha fazla hissedildiğini ifade eden Erdoğan, Türk dizilerine yönelik ilginin de Türkiye’nin yumuşak gücünün göstergelerinden biri olduğunu belirtti. Türklerin İslam medeniyeti içerisindeki tarihi rolüne de değinen Erdoğan, Türkler, Kürtler, Araplar, Boşnaklar, Arnavutlar ve Çerkezler arasındaki ortak tarih ve inanç bağlarının korunmasının önem taşıdığını söyledi. Erdoğan, bu ortak değerlerin öne çıkarılmasının hem Türk dünyasındaki yakınlaşmaya hem de İslam ülkeleri arasındaki iş birliğinin güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Tahılda rekorlar ardından yüzde 3 düşüş beklentisi; dünya stoklardan yiyecek Haber

Tahılda rekorlar ardından yüzde 3 düşüş beklentisi; dünya stoklardan yiyecek

Konsey, Temmuz 2026 / Haziran 2027 dönemine ilişkin son raporunda, küresel tahıl üretiminin 2 milyar 420 milyon tona olarak gerçekleşmesini bekliyor. Tüm zamanların rekoru olan geçen sezonun 74 milyon ton altında hububat üretimini tahminleyen konsey, yüzde 3 civarında bir gerileme öngörüyor. Üç yıllık ardı ardına artışın ardından küresel üretimin genel toplamda geçen sezona göre yüzde 3 oranında gerilemesi bekleniyor. Rekor alan geçen sezon yüzde 7’lik bir artış olmuştu. Buğday üretiminde 25 milyon tonluk azalış Rapora göre, küresel buğday üretiminin ise geçen döneme göre 25 milyon ton azalışla 2026/27 sezonunda 820 milyon tone gerilemesi bekleniyor. Geçen sezonun rekorunun ardından en yüksek ikinci seviyeye ulaşan tahıl üretimine rağmen, Karadeniz bölgesindeki ihracat aksamaları nedeniyle küresel buğday ticareti ve sevkiyatları yavaş seyrediyor. Arzın daralması ve fiyatların yükselmesi nedeniyle küresel tüketimin sınırlı kalacağı tahmin ediliyor. Dünya hububat tüketiminin rekor olan geçen yıla göre sadece 4 milyon ton düşüşle 2 milyar 444 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörülüyor. Dünya bu sezon stoklardan yiyecek Sezon başı devir miktarındaki düşüşe rağmen, küresel kapanış stokları tahmini önceki rapora göre aylık bazda 2 milyon ton artışla 608 milyon tona çıkarıldı ancak buğday ve mısır stoklarındaki daralma nedeniyle, yıl sonu toplam tahıl stoklarının geçen sezona göre yüzde 4 (24 milyon ton) azalarak 608 milyon ton seviyesine gerilemesi bekleniyor. Karadeniz hattındaki ihracat aksamaları nedeniyle küresel buğday akışı yavaş ilerlerken Temmuz/Haziran dönemini kapsayan toplam tahıl ticaretinin yıllık bazda yüzde 3 (16 milyon ton) azalarak 451 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Tuğamiral Aktürk: "Türkiye, Suriye’nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine devam edecektir" Haber

Tuğamiral Aktürk: "Türkiye, Suriye’nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine devam edecektir"

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, "Türkiye, Suriye’nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine, kurumsal kapasitesinin geliştirilmesine ve Suriye halkının huzur ve refahına yönelik desteğini sürdürmeye devam edecektir" dedi. Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı, BAYKAR Teknoloji Özdemir Bayraktar Millî Teknoloji Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele ve hudut güvenliği faaliyetleri ile savunma sanayisindeki gelişmelere ilişkin bilgi verdi. "TCG Işın ve TCG Alemdar dahil olmak üzere 7 gemi ve 11 hava aracı ile halihazırda destek sağlanmaktadır" 30 Ağustos’ta Girne-Taşucu seferi sırasında alabora olan gemide hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır dileyen MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Aktürk, "Arama kurtarma çalışmalarına, Deniz Kuvvetlerimize ait TCG Işın ve TCG Alemdar dahil olmak üzere 7 gemi ve 11 hava aracı ile halihazırda destek sağlanmaktadır. 2 Eylül’de Marmara Denizi Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonucu batan gemi ve mürettebatına yönelik arama kurtarma çalışmalarına; Deniz Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 4 gemi ve 1 İHA ile Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza bağlı 1 uçak ve 1 arama kurtarma helikopteri tarafından ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde destek sağlanmaktadır" açıklamasında bulundu. Bayraktar TB2 1 milyon 250 bin uçuş saatini geride bıraktı Tuğamiral Zeki Aktürk, BAYKAR’ın Türk Silahlı Kuvvetlerinin keşif, gözetleme, istihbarat ve taarruz kabiliyetlerinin geliştirilmesine önemli katkı sağladığını belirterek, konuşmasına şu şekilde devam etti: "BAYKAR tarafından; tam otonom uçuş ve hassas taarruz kabiliyetiyle muharebe sahasında etkinliği kanıtlanan ve 1 milyon 250 bin uçuş saatini geride bırakan Bayraktar TB2, hava-hava görevlerinin yanı sıra denizaltı savunma ve su üstü harbi gibi operasyonları başarıyla yürüten Akıncı, kısa pistli gemilerden tam otonom iniş ve kalkış kabiliyetine sahip Bayraktar TB3, dünyada görüş ötesi hava-hava füzesi kullanan ilk insansız savaş uçağı Kızılelma, Tam otonom dikey iniş ve kalkış kabiliyetine sahip Bayraktar KALKAN DİHA, yapay zeka destekli hassas vuruş kabiliyetine sahip Kemankeş 1 ve 2 Mini Akıllı Seyir Füzeleri, sürü otonomisi kabiliyetine sahip K2 Kamikaze İHA, Mızrak ve Sivrisinek Akıllı Dolanan Mühimmat ile Bayraktar Mini İHA ve yeni nesil insansız sistemler başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerimizin günümüz ve geleceğin harekat ortamındaki ihtiyaçlarına yönelik birçok ileri teknoloji ürünü millî ve özgün imkanlarla geliştirilmektedir." 3 PKK’lı terörist teslim oldu Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadele faaliyetlerini azim ve kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; ülkemizin beka ve güvenliğine yönelen her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadelesini sınırlarımızda ve ötesinde kesintisiz ve kararlı şekilde sürdürmektedir. Bu kapsamda geride bıraktığımız hafta içerisinde; 3 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur" şeklinde konuştu. Hudutlarda 575 kişi yakalandı Hudutlarda yasa dışı geçişlerle mücadelenin sürdüğünü aktaran Aktürk, "Hudutlarımızda ise 1’i terör örgütü mensubu olmak üzere 575 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 9 bin 655 olmuş, Engellenen bin 123 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 48 bin 507’ye ulaşmıştır. Yine, bu hafta içerisinde Hakkari ve Van hudut hatlarında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde toplam 8,5 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir" ifadelerine yer verdi. "Türkiye, Suriye’nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine devam edecektir" Aktürk, Suriye’de istikrarın sağlanması ve halkın günlük yaşamının normalleşmesine katkı sunmak amacıyla Türk ve Suriye Silahlı Kuvvetlerinin iş birliğiyle Fırat Nehri üzerinde yürütülen ikinci yüzer köprü projesinin 30 Ağustos’ta tamamlandığını hatırlatarak, şu ifadelere yer verdi: "Daha önce sel felaketi nedeniyle yıkılan köprünün yerine inşa edilen ve Fırat Nehri’nin iki yakası arasındaki ulaşımın kolaylaştırılmasına katkı sağlayacak söz konusu köprü, iki ülke silahlı kuvvetleri arasındaki iş birliği ve dayanışmanın somut bir göstergesidir. Türkiye, Suriye’nin güvenlik ve istikrarının güçlendirilmesine, kurumsal kapasitesinin geliştirilmesine ve Suriye halkının huzur ve refahına yönelik desteğini sürdürmeye devam edecektir." Aktürk ayrıca, NATO’nun güncel güvenlik ortamına ilişkin iletişim yaklaşımları ile stratejik iletişim alanındaki gelişmelerin ele alınacağı NATO İletişimciler Konferansı’nın 7-10 Eylül tarihlerinde İstanbul’daki Çok Uluslu Müşterek Harp Merkezi Komutanlığında gerçekleştirileceğini belirtti. "İsrail, Filistin’deki yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik etmeye devam etmekte" Aktürk, İsrail hükümetinin yayılmacı ve saldırgan tutumunu uluslararası kamuoyunun gözü önünde sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, "İsrail; bir yandan Suriye’nin ve Lübnan’ın toprak bütünlüğünü ihlal eden askerî faaliyetlerini sürdürürken, diğer yandan Filistin’deki yasa dışı yerleşimci terörünü teşvik etmeye devam etmekte, münhasıran Müslümanlara ait Kudüs’teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statüsünü de ihlal eden provokatif eylemlerini sürdürmektedir. İsrail’in sadece bölgesel istikrar ve güvenliğe değil, aynı zamanda küresel istikrar ve güvenliğe de zarar veren bu tutumları, bölge halkı nezdinde uluslararası hukuka olan inancı da her geçen gün daha fazla zedelemektedir. Bölgede huzur ve istikrarın tesisi için çaba göstermeye, İsrail’in bu yayılmacı ve soykırımcı tutumu karşısında uluslararası toplumun somut ve etkili tedbirler alma konusunda ortak bir sorumluluğu bulunduğunu hatırlatmaya devam edeceğiz" ifadelerinde bulundu. "Pilotlarımızın eğitimlerine 7 Eylül’de başlanması planlanmaktadır" Eurofighter Typhoon savaş uçakları için Birleşik Krallık’a gönderilecek pilotların eğitim sürecine ilişkin bilgi veren Aktürk, "Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın harekat ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak Birleşik Krallık ile Eurofighter Typhoon uçağı tedarik faaliyetlerine devam edilmektedir. Bu kapsamda, Birleşik Krallık’a gönderilecek pilotlarımızın eğitimlerine 7 Eylül’de başlanması planlanmaktadır" diye konuştu. "Muhtelif miktarda; Zırhlı Tanksavar Aracı OMTAS ile Karinalı Bot Sistemi’nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır" Savunma sanayisinde yerli ve millî ürünlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin gücünün artırılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktaran Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin modern ve etkin savunma gücünün, yerli ve millî savunma sanayimizin ileri teknoloji ürünleriyle güçlendirilmesi çalışmaları da kararlılıkla devam etmektedir. Bu kapsamda Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda; Zırhlı Tanksavar Aracı OMTAS ile Karinalı Bot Sistemi’nin muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanmıştır" değerlendirmesinde bulundu. "Mutabakat Zaptı ile patlayıcı başta olmak üzere çeşitli alanlarda ortak üretim ve iş birliği faaliyetlerinin yürütülmesi planlanmaktadır" MKE ile Mısır Askerî Üretim Bakanlığı arasında savunma sanayisindeki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik Mutabakat Zaptı imzalandığını ifade eden Aktürk, "Bosna-Hersek’te ilk kez düzenlenen Balkan Kalkanı Fuarı kapsamında, MKE ile Mısır Askerî Üretim Bakanlığı arasında, savunma sanayi alanındaki mevcut iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni iş birliği alanlarının oluşturulmasına yönelik Mutabakat Zaptı imzalanmıştır. Fuar kapsamında imzalanan ilk anlaşma olma özelliğini taşıyan söz konusu Mutabakat Zaptı ile patlayıcı başta olmak üzere çeşitli alanlarda ortak üretim ve iş birliği faaliyetlerinin yürütülmesi planlanmaktadır" şeklinde konuştu.

Mısır üreticileri, "Güçlü Gelecek Günleri" ile Ar-Ge istasyonunda buluştu Haber

Mısır üreticileri, "Güçlü Gelecek Günleri" ile Ar-Ge istasyonunda buluştu

MAY Tohum, Bursa Mustafakemalpaşa’daki Marmara Ar-Ge İstasyonu’nda düzenlediği "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğinde silajlık ve danelik mısır çeşitlerini çiftçiler ve bayi yetkilileriyle buluşturdu. Bursa, Balıkesir, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale ve Afyonkarahisar başta olmak üzere farklı illerden 200’ün üzerinde üretici ve sektör paydaşı etkinliğe katıldı. MAY Tohum, hibrit mısır türündeki Ar-Ge çalışmalarını aktarmak ve geliştirdiği rekabet gücü yüksek mısır çeşitlerini üreticilerin incelemesine sunmak amacıyla 1-2 Eylül tarihlerinde Bursa Mustafakemalpaşa’daki Marmara Ar-Ge İstasyonu’nda "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğini gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında MAY Tohum’un silajlık ve danelik mısır çeşitleri, tarladaki performanslarıyla birlikte incelenirken, üreticiler MAY Tohum uzmanlarından çeşitler ve ekimden hasada kadar uzanan üretim uygulamaları hakkında doğrudan bilgi alma fırsatı buldu. Bursa, Balıkesir, Sakarya, Eskişehir, Çanakkale, Kütahya ve Afyonkarahisar’dan gelen üreticilerin katıldığı etkinlikte, MAY Tohum’un Ar-Ge faaliyetleri, hibrit mısır çeşit geliştirme süreçleri ve mısır çeşitlerinin farklı iklim ve çevresel şartlardaki tarla performansları hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. "Güçlü Gelecek Günleri, üreticilerimizle buluştuğumuz kıymetli bir deneyim alanı" MAY Tohum Ayçiçeği Ürün Müdürü ve Mısır Teknik Müdürü Burak Uğur, etkinliğin yalnızca çeşit tanıtımından ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: "Marmara Ar-Ge istasyonumuzda 7 farklı şehirden gelecek 100’den fazla üreticiyle bir deneyim alanı oluşturduk. Hem Ar-Ge çalışmalarımızdan çıkan yeni mısır çeşitlerimizi hem de ticari portföyümüzde mevcut bulunan çeşitlerimizi üreticilerimize anlatmak üzere burada buluşuyoruz. Ar-Ge istasyonlarımızda sadece yeni çeşitleri anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda burayı tam bir deneyim merkezi haline getirerek ekimden hasada kadar teknik olarak hangi uygulamaları yapmaları gerektiğine dair temel bilgileri de üreticilerimizle paylaşıyoruz. Güçlü Gelecek Günleri; üreticilerimizle buluştuğumuz, onların ihtiyaçlarını tespit ettiğimiz, kendilerini dinlediğimiz ve aynı zamanda tüm portföyümüzü onlarla paylaştığımız son derece kıymetli günler." "Yerinde Ar-Ge ile farklı bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çeşitler geliştiriyoruz" MAY Tohum Yurtiçi Satış Müdürü Abdullah Demir, "Güçlü Gelecek Günleri" etkinliğinin şirketin Ar-Ge çalışmalarını üreticilerle buluşturması açısından önemli olduğunu belirterek, "Türkiye’de beş farklı lokasyonda, farklı türlerle ilgili Ar-Ge faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Amacımız; mısır, ayçiçeği, pamuk, tatlı mısır, sanayi domatesi ve fasulye türlerinde yeni çeşitler geliştirmek ve bunları yurt içi ve yurt dışı pazarlara sunmak" dedi. Demir, iklim değişikliği ve değişen yağış rejimiyle birlikte stres ve kuraklığa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesinin Ar-Ge çalışmalarının öncelikli alanlarından biri olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Mısır su tüketen bir bitki olduğu için özellikle son yıllarda yağış rejiminin düşmesiyle birlikte mısır ve diğer türlerde strese ve kuraklığa dayanıklı çeşitler geliştirmek için gayret gösteriyoruz. Şu andaki çalışmalarımızın ana amaçlarından biri de bu." MAY Tohum’un çeşit geliştirme sürecinin yalnızca Ar-Ge istasyonlarındaki denemelerle sınırlı olmadığını ifade eden Demir, yeni çeşitlerin farklı bölgelerde ve çiftçi şartlarında da test edildiğini belirtti. Demir, "Geliştirdiğimiz çeşitleri ana bölgelerde kendi ekiplerimizle ve çiftçi şartlarında kurduğumuz demonstrasyonlarla gözlemliyoruz. Verim, hastalık ve stres dayanımı gibi özelliklerde olumlu sonuç aldığımız çeşitleri ticari olarak üreticilerimize sunuyoruz" ifadelerini kullandı. "13 ilde üreticilerimizle güçlü bir saha ağı içinde çalışıyoruz" MAY Tohum Marmara Bölge Müdürü Ahmet Akman, bölgede üreticilerle yürütülen saha çalışmalarının önemine dikkat çekerek, "Marmara Bölge Müdürlüğü olarak 13 farklı ilde, geniş ve güçlü bir satış ağıyla üreticilerimizle birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Danelik ve silajlık mısır ile yağlık ayçiçeğinde yoğun olarak faaliyet gösteriyoruz. Üreticilerimize yalnızca ürün ulaştırmakla kalmıyor, teknik destek de sunuyoruz. Bu tarz organizasyonları sadece Ar-Ge istasyonlarımızda değil, bölgemizin genelinde 13 ilin farklı köylerinde gerçekleştiriyoruz ve ürünlerimizi üreticilerimize tanıtmaya devam ediyoruz" dedi. Akman, Marmara Bölge Müdürlüğü’nün dört kişilik ekiple 13 ilde satış ve teknik destek faaliyetlerini sürdürdüğünü belirterek, üreticiler ve satış kanallarıyla yakın çalışmaya devam ettiklerini ifade etti. Mısır çiftçileri yeni geliştirilen çeşitleri yerinde incelemekten memnun Etkinliğe Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesinden katılan mısır üreticisi Ali Sever, hem silajlık hem de danelik mısır üretimi yaptığını belirterek, MAY Tohum’un Ar-Ge istasyonlarında gerçekleştirdiği çalışmaların üreticiler açısından önemli olduğunu söyledi. Yaklaşık 12 yıldır MAY Tohum ile çalıştığını ifade eden Sever, MAY Tohum’un yeni çeşitlerini ticari olarak piyasaya çıkmadan önce görme ve değerlendirme fırsatı bulduklarını belirterek şunları söyledi: "Hem saha çalışmalarında hem de Ar-Ge istasyonlarındaki tanıtımlarda her yıl düzenli olarak bölgedeki üreticilerden, özellikle önde gelen çiftçilerden bir grup buraya geliyor. Burada yeni çeşitleri, bir yıl sonra piyasaya çıkacak çeşitleri görerek bunlar hakkında bilgi ediniyoruz. Çok güzel ve memnun olduğumuz çalışmalar." Etkinliğe katılan bayi yetkilisi Yaşar Züroğlu ise Ar-Ge istasyonunda farklı silajlık ve danelik mısır çeşitlerinin üreticilere tanıtılmasının önemli bir bilgi paylaşımı sağladığını ifade ederek, "Çiftçilerimizin bilgilendirilmesi açısından bunun çok iyi bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da silajlık ve danelik olmak üzere farklı çeşitler bulunuyor. Bunların çiftçilerimize tanıtılmasının faydalı olduğunu düşünüyorum" dedi. Yerinde ıslah stratejisiyle üreticilerin ihtiyaçlarına uygun tohum çeşitleri 1978 yılından bu yana sebze, tarla ve endüstri bitkileri tohumluklarının Ar-Ge, üretim, pazarlama ve satışı alanlarında faaliyet gösteren MAY Tohum, "Yerinde Islah" stratejisiyle Türk çiftçisi ve hedef coğrafyaların toprak ve iklim şartlarını uyumlu, stres şartlarına dayanıklı ve verimli tohum çeşitleri geliştirmeye odaklanıyor. Şirket, Türkiye’de 5 Ar-Ge merkezinde hibrit ayçiçeği, hibrit mısır, pamuk, tatlı mısır, fasulye ve sanayi domatesi türlerinde çalışmalar yürütüyor. MAY Tohum, Ar-Ge çalışmalarına cirosunun yüzde 8’ini ayırırken; geliştirdiği çeşitleri Türkiye’nin yanı sıra 45’in üzerinde ülkeye ihraç ediyor. Türkiye’de 12 bin hektarlık alanda tohumluk üretimi gerçekleştiren MAY Tohum, Bursa ve Adana’daki tohumluk işleme ve paketleme tesislerinde ürünlerini hazırlayarak iç ve dış pazarlara sunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.