Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Millî Dayanışma

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Millî Dayanışma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Millî Dayanışma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bu yaz ayları bitmeden de bu raporun gereği olan işler yapılacak" Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: "Bu yaz ayları bitmeden de bu raporun gereği olan işler yapılacak"

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, beraberindeki heyetle Cudi Dağı’nda bu yıl 4’üncüsü düzenlenen Hz. Nuh’u anma merasimine katıldı. Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı’ndan helikopterle Cudi Dağı’na gelen Kurtulmuş, anma etkinliğinin yapılacağı Sefine mevkiine hareket etti. Protokol üyeleri, Cudi Dağı’ndaki Hz. Nuh’un gemisinin indiği yer olarak bilinen tarihi taş kalıntılarının bulunduğu alanda öğle namazını kıldı. Namazın ardından Kurtulmuş, yapımı süren Hz. Nuh Camii’ne temsili olarak bir taş koydu. Daha sonra erbane ezgileri eşliğinde tören alanına yürüyen protokol üyeleri, valilik, belediye ve sivil toplum kuruluşlarınca kurulan çadırları ziyaret etti. 1984 yılında kesintiye uğrayan, terörün sona ermesinin ardından 2021 yılında yeniden başlatılan Hz. Nuh’u anma merasimi, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Program, İmam Enes Bilen’in Kur’an-ı Kerim tilaveti ve tanıtım filmi gösterimiyle devam etti. Programda konuşan TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Kardeşliğe sarılacağız, birliğe, beraberliğe sarılacağız. Çünkü bu ülkede yaşayan milletimizin 86 milyonun tamamının birbirinden ayrısı gayrısı yoktur. Geçmişimiz birdir, geleceğimiz birdir, kaderimiz birdir, bugünümüz de birdir. Bizi bizden ayıracak hiçbir şey yoktur. Bizim örfümüz birdir, adetimiz birdir, kullandığımız kelimeler birdir, cümlelerimiz birdir, yasımız birdir, düğünümüz, halayımız birdir. Bu kadar çok birliğin içerisinde vahdetle, birlik içerisinde Allah’ın ipine, kardeşliğe sarılarak çok daha güçlü olacağız inşallah. Değerli kardeşlerim, geçtiğimiz yıl yaz aylarında yine Şırnak’taydık. Gabar Dağı’nda petrolün çıkartıldığı o güzel törene 40’a yakın milletvekili arkadaşımızla katıldık. Çok şükür bugün 80 bin varil seviyesini aşmış bir petrol üretimiyle Şırnak, Gabar şenlenmiş oldu. O dağlarda bir zamanlar bırakın petrol çıkartmayı, insanların piknik yapması, yürümesi, oradan geçmesi bile mümkün değildi. Çok şükür bugün buradayız. Şehrinur’da Nuh Aleyhisselam’ın manevi gölgesinde inşallah fevkalade güzel bir törenle andığımız Nuh Aleyhisselam’ı anma törenlerinde buradaydık. Herhalde binlerle, belki on binlerle ifade edilecek kardeşimiz bu törenlere katıldı. Allah ömür ve imkan verirse şu yukarıda temellerini gördüğünüz, direklerini gördüğünüz cami inşallah önümüzdeki sene burada kutlayacağımız törenlerle açılacak. Orada da Fatihalarla namazlarımızı kılacak, dualarımızı edeceğiz. Bir şey daha söylemek istiyorum. Allah ömür verirse önümüzdeki sene burada yapacağımız törenleri de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tam himayesine alarak, bundan sonraki yıllarda da geleneksel olarak devam etmesini sağlayacağız" dedi. ’Terörsüz Türkiye’ sürecine değinen Kurtulmuş, "Değerli kardeşlerim, artık bu dağlarda teflerimizden yaslar, ağıtların sesleri yükselmeyecek. Artık bu topraklarda şarkılarımızla, analarımızın ağlamaları, gözyaşlarıyla, iniltileri türkülerimize, ağıtlarımıza karışmayacak. Bu dağlarda, bu ovalarda, bu şehirlerde, Türkiye’nin her bir karışında sadece ve sadece kardeşlik türküleri söyleyeceğiz, halaylar çekeceğiz, birliğimizi ifade edeceğiz, dirliğimizi ifade edeceğiz. Şimdi bir zamanlar buralara insanların giremediği, maalesef annelerin gözleri yaşlı bir şekilde evlatlarının akıbetini aradığı dağlar artık barışın, kardeşliğin, insanlığın, huzurun ve hep birlikte inşa edeceğimiz geleceğin inşa edildiği topraklar olacak. Geçtiğimiz yaz bu meselenin ortadan kaldırılması, milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasinin bütün imkanlarıyla tesis edilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde fevkalade önemli bir çalışmayı yaz ayları boyunca zor ama başarılı bir müzakere sürecini gerçekleştirmiş olduk. Bütün siyasi partiler hemen hemen bir araya geldiler. Komisyonda 50 üyemizin tamamı Türkiye’nin her yerinden, Şırnak’tan da gelenler oldu, onların da görüşlerini dinledik. Uzun süreli, sabırlı, özenli bir çalışma sonunda bildiğiniz gibi bir rapor ortaya çıktı. O raporda bütün partilerin ittifakıyla bir yol haritası ortaya konulmuş oldu. Şimdi Allah’ın izniyle bu yaz ayları bitmeden de bu raporun gereği olan işler yapılacak. Terör örgütünün silahlarını tamamen bırakması, tasfiyesiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çıkarılacak yasalarla birlikte artık bu iş tamamen geride kalacak, bu ülkede birlik ve beraberlik hakim olacak. Allah’tan reva mıdır? Şu güzelim memleketin 1983 başlangıcı, o zamandan bu yana on binlerce insan öldü. Binlerce askerimiz, şehidimiz, binlerce vatan evladımız şehit oldu. Bu memlekette eline başkalarının ürettiği silahlar ve bombalar tutuşturulan insanlar, maalesef gencecik yaşta dağlara salındı, dağlarda birçoğu öldü. Şimdi istiyoruz ki bu memleketin hiçbir insanına, en başta onun için söyledim, Kürt’ün de Rabbi bir, Türk’ün de Rabbi bir. Kürtü ve Türkü ayırt eden hiçbir kültürel ve inanç özelliği yok. Şimdi artık bizim Kürt Mehmet’le Türk Mehmet yan yana aynı okulun sınıfında olacak, aynı fabrikada çalışacak, aynı ülkenin evladı olacak, hep beraber daha ileriyi hazırlamak için mücadele edecek. Böylesine büyük bir birliği ve beraberliği elin oğlunun ekmeğine yağ sürmek için hiçbir şekilde kaybetmeyeceğiz. Kardeşliğimizi gözümüzün içi gibi koruyacağız. Birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi gözümüzün içi gibi koruyacağız. Biz bir oldukça, birlikte oldukça, hep beraber kardeşlikle kalplerimiz yoğruldukça, Allah’ın izniyle bir daha inanıyorum ki bu memleketin hiçbir yerinde hiçbir evladı terörle karşılaşmayacak, hiçbir insanımız terörün mağduru asla olmayacak" diye konuştu. Konuşmaların ardından Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş dua etti. Program, Grup Tillo’nun seslendirdiği eserlerle devam etti. Etkinlikte barışın simgesi olan zeytin dalı da yer alırken, gökyüzüne güvercin bırakıldı. Protokol üyelerinin aile fotoğrafı çektirmesiyle resmi program sona erdi. Törenin ardından katılımcılara aşure ve yemek ikramında bulunuldu. Programa TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve eşi Sevgi Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Batuhan Mumcu, Şırnak Valisi Birol Ekici, AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, MHP Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, bölge milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. İlki 1973’te düzenlenen ve güvenlik gerekçesiyle 1984 yılında kesintiye uğrayan Hz. Nuh’u anma merasimleri, terörün sona ermesinin ardından 2021 yılında yeniden düzenlenmeye başlandı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bursa’da STK temsilcileriyle bir araya geldi Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Bursa’da STK temsilcileriyle bir araya geldi

Bursa’da sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasetin yalnızca belirli alanlarla sınırlı olmadığını belirterek, halkın ihtiyaçlarını, fikirlerini ve beklentilerini doğru analiz etmenin siyaset kurumunun temel görevi olduğunu söyledi. Türkiye’nin dünyanın merkezi sayılabilecek bir coğrafyada bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, küresel krizlerin her geçen gün büyüdüğünü söyledi. Kurtulmuş, "İsrail’in 3 yıla yaklaşan bir süre içerisinde acımasızca, insafsızca ve bütün insani değerlerden uzak bir şekilde Gazze halkına saldırması, arkasından Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e, İran’a, Katar’a, birçok farklı ülkelere saldırmasıyla birlikte Ortadoğu’nun bir cehennem çukuruna döndü. Yine benzer şekilde, dünyanın birçok ülkesi arasında ticaret savaşları başta olmak üzere bir takım yeni nesil savaşların ortaya çıktığı, vekalet savaşları üzerinden terör örgütleri vasıtasıyla dünyanın bir çok yerinde de büyük kırılmaların ortaya çıkarıldığı bir dönemi yaşıyoruz" dedi. "Türkiye Yüzyılı’nı güçlü bir şekilde gerçekleştireceğiz" Böylesine zor bir dünyada Türkiye’nin güçlü olmak zorunda olduğunu ifade eden Kurtulmuş, Türkiye’nin kendi imkanlarıyla yol alacağını söyledi. Kurtulmuş, "Böyle bir dünyada alışageldiğimiz şekilde yolumuza devam etmemiz mümkün değildir. Böyle bir ortamda Türkiye olarak güçlü bir şekilde yolumuza devam etmek, ayaklarımızı her bakımdan sağlam bir şekilde yere basmak ve Türkiye’yi daha ileriye götürecek olan perspektifleri geliştirmek mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin yüzyılı olmasını ümit ve temenni ettiğimiz önümüzdeki yüzyılın sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye Yüzyılı olarak gerçekleştirilmesinden başka bir şansımız yoktur. Bu coğrafyada, böyle bir ortamda, dünyanın bu kadar büyük gerilimler ve çatışmalar yaşadığı bir yerde kimse Türkiye gibi güçlü bir ülkeye fırsat vermez, alan açmaz, imkan sağlamaz. Bu çerçevede tabir caizse kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve dünyanın bu kadar büyük sıkıntılarına rağmen güçlü, büyük Türkiye’yi oluşturmak için elimizdeki bütün imkanları sonuna kadar kullanacağız. Son zamanlarda iftiharla takip ettiğimiz gibi, Türkiye’nin her alanda yıldızı parlamaktadır. Türkiye bir taraftan savunma sanayi başta olmak üzere yüksek teknolojilerde herkesin dikkatini çeken bir ülkedir. Bir tarafta Türkiye, özellikle Avrupa Birliği’nin, NATO’nun ve birtakım batı ittifaklarının iç gerilimleri yüzünden seviye kaybettiği, mesafe düşürdüğü bir dönemde güvenilir bir müttefik olarak herkes tarafından algılanmakta ve öne çıkmaktadır. Türkiye bir tarafta Asya ve Afrika’nın mazlum milletlerinin sözcüsü, zulmü önlemenin öncüsü olarak ortaya çıkmakta, diğer tarafta da bütün yerkürede yeni bir küresel siyasi mimarinin oluşması için öncülük yapmaktadır. Bütün bunlar Türkiye’nin çok daha titiz, çok daha dikkatli ve çok daha cesurca yol almasını zorunlu kılmaktadır. Özgüveni olmayan hiçbir şahsın, özgüveni olmayan hiçbir kuruluşun başarılı olması mümkün değildir" dedi. Türkiye olarak ortak bir hedefte bir araya gelmemiz gerektiğini belirten Kurtulmuş, "2. asırda da güçlü, büyük Türkiye’yi oluşturuyoruz. Allah’a çok şükür bu noktada büyük mesafeler alıyoruz. Ama daha çok işimiz var. Bunun için içerideki birliğimizi, dirliğimizi kusursuz hale getireceğiz. Bu ülkenin maalesef 1 asırlık cumhuriyet tarihinin yaklaşık 50 yılını heba ettiğimiz, kardeş kavgalarıyla, silahlı çatışmalarla, maalesef terörle, yabancıların önüne açtıkları birtakım vekalet unsurları olan terör örgütlerinin işleriyle Türkiye’nin maalesef 1 asrına kara bulut gibi çöktüler. Bu ülkenin gelişmemesi için ayaklarına prangalar vurdular. Şimdi 2. asrımızın hemen başında, terörsüz Türkiye hedefimizle birlikte önce bu prangalardan kurtuluyor ve Allah’ın izniyle var olan ezeli kardeşliğimizi ebedi bir kardeşlik haline getirmek için canla başla mücadele ediyoruz" diye konuştu. "Terör örgütü şimdiye kadar üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi, bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacaktı" Terörsüz Türkiye’nin sadece elinde silah olanların silahlarını bırakması değil, aynı zamanda insanların gönüllerine ve zihinlerine sokulmaya çalışılan husumetlerin de kaldırılıp atılması anlamına geldiğini belirten Kurtulmuş, "Bunun için Türkiye bütün dünyada çatışma çözümlerinde örnek teşkil eden bir süreci başlatmıştır. Bildiğiniz gibi geçen sene 5 Ağustos tarihinde başlattığımız Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz 21 toplantısı sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen bütün partilerimizin katılımıyla ve kararıyla ortak bir komisyon raporu benimsemiş, bir yol haritası benimsemiş ve bu yol haritasıyla da terörün sona erdirilmesi için nelerin yapılabileceği tavsiye edilmiştir. Siyaset olarak üzerimize düşeni yerine getirdik. Bundan sonra da yerine getireceğiz. Ancak eğer terör örgütü şimdiye kadar beklendiği gibi üzerine düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirseydi ve ellerindeki silahları tamamen bırakmış olsaydı, zaten bu mesele şimdiye kadar çoktan geride kalacak, çoktan hallolunmuş olacaktı. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi bu konuda hem elinde silah olanlarına, ’Silahlarınızı bırakın’ çağrısını yapıyor, hem de Türkiye’de yeni bir dönemin kapılarının açılabilmesi için siyasetin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında aktif bir şekilde iş yapmasını da bir önemli ödev olarak görüyor. Kimsenin siyasete bir ödev vermesine gerek yoktur. Zaten meclisteki partilerin tamamının ittifakla çıkardığı bir rapor, siyasetin kendi meselesini özümsediği ve bu konuda atacağı adımların ne olduğunu gayet iyi bildiğini gösteriyor. Ümit ve temenni ediyoruz ki şimdiye kadar silahla Türkiye’de bir şeyler yapmaya kalkan örgütün elindeki silahlarını tamamıyla bırakması ve silahlı dönemin bütünüyle geride bırakılarak Türkiye’nin önündeki demokratik süreçlerin güçlendirilmesidir. Bu çerçevede özellikle Suriye’deki grupların yeni Suriye yönetimiyle entegre olması ve bu entegrasyonun beklediğimiz gibi olumlu bir şekilde seyretmesi de işlerimizi kolaylaştıran bir başka faktördür. Aynı şekilde Amerika ve İsrail’in İran’a başlattığı savaşla birlikte özellikle İran’da terör örgütü üzerinden onların silahlandırılarak halkın ayaklandırılmaya çalışılması senaryosu da fiyaskoyla sonuçlandıktan sonra artık terör örgütünün silah bırakmaktan başka hiçbir şansı yoktur. Ve söz verildiği gibi, vaat edildiği gibi bu silahlar bırakılacak ve Türkiye’de tam manasıyla kardeşlik hâkim olacaktır" dedi. Terörden medet umanlara seslenen Kurtulmuş, "Bu bölgedeki isimleri lazım değil. Onlarca silahlı terör örgütüne on yıllar boyunca kim, kimler, hangi amaçla, niçin silah verdiler? Hatta birbirine rakip gibi görünen örgütlere, birbirleriyle sahada çatışan örgütlere hem ona hem ona silah verip bunları sahada çalıştırmak. Bu ülkenin çocuklarına akıllı olmak yakışır. Bu ülkenin evlatlarına ortak milli hassasiyetlerimize sahip olmak yakışır. Bu ülkede Türk’ün, Kürt’ün birbirinden farkı yoktur, ayrı bir geçmişi yoktur ve asla ayrı bir geleceği de olmayacaktır" dedi. "Allah’ın izniyle bu sefer kim ne yaparsa yapsın mutlaka sonuç alacağız" diyen Kurtulmuş konuşmasını şöyle sürdürdü; "Terörü Türkiye’nin gündeminden ilanihaye kaldıracağız. Bundan da kurtulduktan sonra kültürü, sanayisi gelişmiş, kültürel alanda büyük mesafeler alan, dünyada itibarı artan, içeride dirliği, birliği sağlamış, terör örgütlerinin vakit kaybettirmesiyle asla vakit kaybetmeyen, ortak hedeflere kenetlenmiş 86 milyonluk bir Türkiye’yi dünyada durduracak hiçbir güç yoktur. Allah’ın izniyle önümüzdeki dönem Türkiye’nin önlenemez yükselişini yaşayacağımız bir dönemdir. Ayrılığın diliyle konuşanlara müsaade etmeyeceğiz. Dili başka, kalbi başka söyleyenlere fırsat vermeyeceğiz. Zihinlerinden başka bir şey geçip ellerinden başka bir şey saldır olanlara asla fırsat vermeyeceğiz. Bizim dilimiz de, gönlümüz de, elimiz de, yürüyüşümüz de birdir. Hepsinin ortak hedefi güçlü, büyük Türkiye için canla başla çalışmaktır."

Numan Kurtulmuş rektörlere seslendi Haber

Numan Kurtulmuş rektörlere seslendi

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tören Salonu’nda rektörlerle düzenlenen iftar programında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin terör sorunundan tamamen kurtulması için kararlı bir süreç yürütüldüğünü belirten Kurtulmuş, bu kapsamda TBMM’de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kurulduğunu hatırlattı. Komisyonun 21 toplantı gerçekleştirdiğini ifade eden Kurtulmuş, tüm partilerin uzlaştığı bir metnin kabul edildiğini ve bundan sonraki süreçte atılacak adımların belirlendiğini söyledi. Kurtulmuş, “Komisyon raporunda da kritik eşik olarak ifade ettiğimiz gibi örgütün silahları bırakması ve tamamen kendisini feshetmesinin devletin güvenlik birimleri tarafından tespit edilmesiyle birlikte teklif edilen yasaların çıkarılması için Meclis çalışmalarını sürdürecektir” dedi. Amaçlarının kalıcı barışın tesis edildiği bir Türkiye olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Hiç kimsenin bir daha eline silah almayı düşünmediği, kardeş kavgasının bir daha gündeme gelmediği bir Türkiye’yi inşa etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı. Komisyon toplantılarında dinlenen ailelerin sözlerinin kendilerini derinden etkilediğini belirten Kurtulmuş, bazı annelerin “Artık evlatlarımızı değil, silahları gömmek istiyoruz” sözlerini hatırlatarak, Türkiye’de silahların tamamen ortadan kaldırılacağı bir dönemin hedeflendiğini söyledi. Türkiye’nin birlik ve beraberliğini güçlendirmenin önemine de değinen Kurtulmuş, farklı etnik ve mezhepsel kimliklerin yüzyıllardır aynı coğrafyada barış içinde yaşadığını belirterek, bu birlikteliği bozmak isteyenlere fırsat verilmeyeceğini ifade etti. “Terörsüz Türkiye’nin aynı zamanda terörsüz bir bölgenin de kapısını açacağını” dile getiren Kurtulmuş, Türklerin, Arapların, Kürtlerin ve farklı inanç gruplarının aynı coğrafyada ortak bir kaderi paylaştığını söyledi. Üniversitelerin de bu sürece katkı sağlaması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, akademisyenlerden ve üniversitelerden konuyla ilgili araştırmalar yapmalarını ve toplumda farkındalık oluşturmalarını istedi. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki üniversitelere seslenen Kurtulmuş, bölgede uzun süredir süren huzur ortamının eğitim ve kalkınma açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, üniversitelerin bu sürece katkı vermesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

Bakan Tekin: "Özgür Özel kadar midesi geniş değilim" Haber

Bakan Tekin: "Özgür Özel kadar midesi geniş değilim"

Bakan Yusuf Tekin, çeşitli temas ve incelemelerde bulunmak üzere Artvin’e geldi. Programı kapsamında okulları ziyaret eden Bakan Tekin, Artvin Valiliği’nde düzenlenen Eğitim Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Toplantı sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Tekin, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ramazan ayına yönelik okullardaki etkinliklere ilişkin eleştiriler hakkında konuşan Bakan Tekin, "Ramazan’la ilgili faaliyetlerimiz kamuoyunda farklı mihraklar tarafından farklı şekilde değerlendirme eğilimine girdi. Öncelikle şunu söyleyeyim. Anayasal düzenimiz bize Milli Eğitim Bakanlığına ve bütün kamu görevlilerine Anayasaya uygun hareket etmemizi salık veriyor. Biz de ona göre davranıyoruz. Fakat bizim Ramazan ayı ile ilgili yaptığımız etkinlikleri eleştirenler Anayasanın işine gelen maddelerine bakıyorlar, diğerlerine bakmıyorlar. Geçtiğimiz günlerde 168 kişiden oluşan bir metin imzaya açıldı, imzalandı. Bakanlığımızı zan altında bırakacak ifadeler kullanıldı. İşin tuhaf tarafı, onların içerisinde 1982 Anayasasını bizlere anlatırken yerin dibine geçiren hocalarımız da var; şimdi 82 Anayasasının işine gelen maddelerine değinip kalan kısımlarına hiç değinmedin diyorlar. Öncelikle şunu söyleyeyim, Anayasamızın başlangıç kısmı her Türk vatandaşının temel hak ve hürriyetlerinin eşit bir biçimde kullanılması vurgusunu yapar. Israrla vurgu yapılan Anayasanın 2. maddesindeki laiklik ifadesinin madde ise şöyle başlar: Toplumun huzuru, milli dayanışma. Bu iki kavram bizim açımızdan çok kritik. Dolayısıyla biz, tüm etkinliklerimize, bütün çalışmalarımızda Anayasanın tamamını, kanunların mevzuatın bize yüklediği görevlerin tamamını yerine getirmeye çaba sarf ediyoruz" dedi. "Ramazan ayında yaptığımız etkinlikleri eğitimde ’Taliban’laşma süreci olarak tanımlıyorlar" "Ben bir Anadolu çocuğuyum" diyen Bakan Yusuf Tekin, "Anadolu’nun her tarafından küfür ya da hakaret kabul edilen cümleleri kullanıp da arkasından ’Bence bu küfür değildir, kişilik analizi yapıyorum’ diyen Özgür Özel kadar midesi geniş değilim. Kusura bakmayın, dolayısıyla bu 168 kişinin imzaladığı metinde bizleri zan altında bırakan ifadeler benim durduğum yerden suç teşkil eder. Benim okullarımdaki öğretmen arkadaşlarımızın, eğitim camiamızın, bu konuda destek veren kişilerin emeklerini hiçe saymak anlamına gelir. Dolayısıyla biz bununla ilgili de bir suç duyurusunda bulunacağız. Nedir rahatsız olduğumuz şey? Mesela bizim Ramazan ayında yaptığımız etkinlikleri, milli dayanışma, birlik beraberlik, kardeşlik vurgusu üzerine yaptığımız etkinlikleri eğitimde ’Taliban’laşma süreci olarak tanımlıyorlar. Arkadaşlar, böyle bir şeyi söyleyebilmek için ya bu toplumun içerisinde yaşamıyor olmanız gerekir, ya bizim metinlerimizi okuyamamış olmanız gerekir ya da art niyetli olmanız gerekir. Başka diyor ki mesajda, bizim metinlerimizle ilgili olarak itirazlarında Trump’ın ipine sarılmış eleştirisi yapıyorlar. Nasıl çıkarıyorsunuz Ramazan genelgesinden böyle bir ifadeyi ben anlamakta zorlanıyorum. ’Laik hukuk düzenini ortadan kaldırmak.’ Ne yapmışız? Anadolu’da herkesin heyecanla beklediği, Anadolu’da toplumsal dayanışma, kardeşlik ve benzeri hususları vurguladığımız Ramazan ayı çocuklarımız heyecanla karşılasınlar, dayanışma, kardeşlik, yardımlaşma çocuklarımız tarafından içselleştirilsin dediğimiz için laik hukuk düzenini ortadan kaldırmak için çaba içerisine girmişiz. Anlamakta zorlanıyorum ama en ağır ifade ’gerici azınlık’ tanımlaması. Bunu söyleyen kişilere misli ile iade ediyorum" ifadelerini kullandı. Bakan Yusuf Tekin, metne tepkisini sürdürerek "’Gerici azınlık’ 1960’lı, 1970’li yılların Marksist sosyalist mantığıyla hâlen beslenen ve bu kafayla hareket eden, bu toplumu tanımayan, toplumdan kopuk insanları tanımlamak için kullanılabilir ancak. Bizim gibi 7-24 Anadolu’da insanların içerisinde olan insanların bu tür tabirleri kullanmasını ben doğru bulmuyorum. Metnin altında bir tek katıldığım ifade ’Laikliği savunmak suç değildir.’ Laiklik, dinî inanç ve ibadet hürriyetinin devlet, kamu otoritesi tarafından güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla bunu savunmak asla suç olarak kabul edilemez" şeklinde konuştu. Bakan Yusuf Tekin konuşmasının sonunda söz konusu metinle ilgili hukuki süreç başlatacaklarını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.