Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Millî Birlik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Millî Birlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Millî Birlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

MHP Lideri Bahçeli: ''Erdoğan bir kez daha aday olmalı'' Haber

MHP Lideri Bahçeli: ''Erdoğan bir kez daha aday olmalı''

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 28. dönem 5. yasama yılının ilk MHP Grup Toplantısı gerçekleştirildi. Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Bahçeli, asırlar geçse de kurumlar dönüşse yöntemler değişse de pergelin sabit ucunda Türk devlet geleneğinin danışma ve meşveret kültürünün var olduğunu ve bu kültürün Türk töresinin ana omurgasını teşkil ettiğini vurgulayarak, "Kaşgarlı Mahmut'un Divanı Lügatit Türk’te ifade ettiği üzere ‘geniş elbise eskimez, istişare ile alınan akıl bozulmaz’ İstişare ve danışmanın sonucu olarak ortak akıl ile alınan kararlar; kamu vicdanının gür sesi, toplumsal dayanışmanın güçlü zemini, milli birlik ve beraberlik duygusunun sarsılmaz iradesidir. Yanlışı telafi, noksanı tamam eden milli muhakeme ve muhasebe mekanizması olan istişare ve danışma; aynı zamanda da toplumsal fay hatlarını doldurarak, sosyal gerilimleri önleyen ve bir arada yaşama iradesini tahkim eden milli aidiyet ve mensubiyet şuurudur. Dede Korkut’un ‘il gider töre kalır’ vecizinden mülhem, Türk devleti emperyalist işgallerle dağılmanın eşiğine geldiğinde, istişare ve danışma son Osmanlı Mebusan Meclisinde Misak-ı Milli kararlarıyla milli vahdete bürünmüştür. İstanbul’un işgaliyle türlü tehlikeleri atlatarak Ankara’ya koşan mebuslar, Gazi Mustafa Kemal Paşanın liderliğinde Büyük Millet Meclisinde istiklal davasını yaşatmış, Sevr paçavrasını tarihin çöplüğüne atmıştır. Unutulmaması gerekir ki İstiklal Harbi’nin ana karargahı Büyük Millet Meclisi’dir" diye konuştu. "Barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi" 15 Temmuz hain kalkışmasında yazılan demokrasi destanının merkezinin de Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuna değinen Bahçeli, "Türk milleti milli mücadelesini Meclis çatısında vererek dünya siyasi tarihinde nadir ve müstesna bir yere sahip olmuştur. Bu sebeptendir ki Türk milleti için Meclis, olağan dönemler kadar olağanüstü dönemleri sevk ve idare etme kabiliyeti; barışta olduğu kadar savaşa da hazır olabilme kapasitesi; vatanına, toprağına, istiklal ve egemenliğine göz dikenlere karşı mücadele iradesidir" ifadelerini kullandı. "Terör belasından kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir" MHP’nin bu dönemde program, politika, proje ve kadrolarla Türkiye’nin önünde açılacak huzur ve refah sayfalarının irfan mürekkebi, hakikat kalemi olacaklarına itimadının tam olduğunu kaydeden Bahçeli, Milletimizle kurduğumuz samimi ve köklü bağı daha da güçlendirerek her alanda üç hilali zirveye taşıyacağız. Bizim mücadelemiz vatanımızın her karışına, milletimizin her ferdine, milli varlığımızın her zerresine ve geleceğimize sahip çıkma mücadelesinde olanların yürüyüşüdür. Yolumuz, fitne ateşlerini sinesinde söndüren, tahrikleri akıl ve iman ile boğan, ihanete boyun eğmeyen ülkü neferlerinin yoludur. Her bir ülküdaşımız, milletimizin kutlu davasını omuzlarına yükleyen, tarihin kadim sesini gönlüyle işiten, coğrafyanın hakikatine Türk gözüyle bakan iradenin, ferasetin ve cesaretin timsalidir. Bu şuur ve anlayışla ne çizgimizden saptık ne duruşumuzu bozduk. Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve faziletiyle, her yılı bir asra bedel senelerde ilkelerimizden ve ülkülerimizden, vatan ve millet sevgimizden asla ödün vermedik. Siyaseti kısır bir iktidar mücadelesinin, çıkar ya da çatışmanın unsuru değil, toplumsal uzlaşının ve huzurun tesis aracı olarak gördük. Büyük Türk milletini içerisine düştüğü her türlü darboğazdan kurtarmayı görev addeden ülkücü hareket, kendisini milletine adamışların buluşma yeridir. Temel hedefimiz, Türkiye’yi ve içinde bulunduğumuz bölgeyi terörün ürettiği güvenlik tehditlerinden bütünüyle arındırmak, gelecek kuşakların siyasi, ekonomik ve toplumsal refahını teminat altına almaktır. 40 yılı aşkın süredir milletimizin başına musallat edilen terör belasından kalıcı olarak kurtulmak için tarihi bir fırsat önümüzdedir" açıklamasında bulundu. "Sürdürülebilir kalkınmanın ön şartı da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir" Türkiye’nin kalkınma hedeflerine ulaşabilmesi için biriken yapısal sorunların çözülmesinin, güncel meselelerle köklü reform adımlarının atılmasını da gerektirdiğini vurgulayan Bahçeli, "Bu nedenle önümüzdeki Meclis dönemini, kısır siyasi tartışmaların ötesinde, Türkiye’nin orta ve uzun vadeli geleceğini şekillendirecek bir yapısal reform dönemi olacaktır. Diğer yandan 3 Ekim tarihinde yaptığım detaylı açıklamada vurguladığım üzere Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır. Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Hangi siyasi görüşten, hangi makamdan veya hangi yapıdan gelirse gelsin, kamu kaynaklarının usulsüz kullanımına ilişkin her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, işlemler hukuk devleti ilkesine uygun biçimde yürütülmelidir. Demokratik siyasetin meşruiyeti hesap verebilirlikten ve kamu kurumlarına duyulan güvenden beslenmektedir. Sürdürülebilir kalkınmanın ön şartı da güçlü kurumlar ve öngörülebilir bir hukuk düzenidir. Bu nedenle yeni yasama yılında atılacak demokratik adımlarla kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeye dönük gayret ile yolsuzluk ve yozlaşmayı önleyecek girişimlerin birbirinden ayrı düşünülmemesi ve eşgüdümle hayata geçirilmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır" Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bunun için diyoruz ki Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara’dır. Bu doğrultuda Türkiye, Birleşmiş Milletler bünyesinde insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışıyla, mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebilecektir. 81’inci, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda İsrail’in eli kanlı başbakanı Netanyahu’nun genel kurula hitabı insanlık tarihinin utanç vesikası olmuştur. Maalesef, elinde binlerce masumun kanı olan soykırımcının insanlık ve ahlak dersi verme küstahlığında bulunduğu bir tiyatroyu bütün dünya izlemiştir. Diyorum ki; Hitlerin kendisini ‘insan hakları savunucusu’, Mussolini’nin kendisini ‘özgürlük havarisi’, Stalin’in ise ‘demokrat’ olarak nitelendirmesi ne kadar gerçekçi ise Netanyahu’nun ‘Dünyanın en ahlaklı ordusuna sahibiz’ demesi de ‘Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı tiran olarak nitelendirmesi’ de o kadar gerçekçidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Netahyahu’nun hezeyanları, esasında Batı’nın ikircikli ve samimiyetsiz politikalarının, iflas etmiş insani değerlerinin, emperyalizmin aynasında yansımasıdır. Çok defa işaret ettiğimiz ve uyardığımız gibi İslam ülkelerinin İsrail karşısındaki tavır ve duruşlarını belirlemeleri ve açıkça ortaya koymaları şarttır. Merhum Cahit Zarifoğlu’nun ‘Filistin bir sınav kağıdı, her mü'min kulun önünde’ dizelerine atfen, İslam ülkelerinin kınamanın ötesinde ortak bir tavır ve irade sergilemesi kaçınılmazdır. Zira İsrail, bölge halkları ve dünyadaki bütün milletler için tehdittir. İsrail saldırganlığı, yayılmacılığı ve hukuk tanımazlığının önlenmesi ve bölgenin selameti için önerdiğimiz Kudüs İttifakı’nın yahut Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşmasının çerçevesinin genişletilmesiyle caydırıcı bir İslam Barış Gücünün oluşturulması kaçınılmazdır. Küresel siyasetin ve uluslararası güvenlik düzeninin önemli bir dönüşüm yaşadığı, jeopolitik risklerin kalıcı bir nitelik kazanmasına yol açabilecek uzlaşmazlıkların sürdüğü bir dönemde; hukuku, barış ve adaleti esas alan duruşuyla sözüne güvenilen bir ülke olarak Türkiye’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğu da açıktır." "Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararı alınmalıdır" Türkiye’yi milli hedefler istikametinde ileriye taşıma kararlılığının aynı inanç ve iradeyle devam etmesinin Türkiye’nin arkasına aldığı rüzgarla, yeni atılımlar için fırsat ve imkanları değerlendirmesine bağlı olduğunu dile getiren Bahçeli, şu ifadelere yer verdi: "Bununla beraber, Türkiye’nin yakaladığı yükseliş ivmesinin kesintiye uğramaması, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olması ve üçüncü defa Cumhurbaşkanı seçilmesiyle mümkün olacaktır. Zira üçüncü dönem ülkemizde, bölgemizde ve dünyada birçok önemli gelişmeye gebedir ve öncelikli olarak bu zorlu süreci yönetecek dirayet ve tecrübeye ihtiyaç vardır. O tecrübe ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Cumhur İttifakı kurumsallığında Erdoğan’dadır. Dünyanın içinde bulunduğu kaotik süreçte, bölgemizde cereyan eden belirsizliklerle dolu ortamda, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge yolunda tarihi adımların atıldığı bir dönemde, Türkiye’nin istikamet değiştirmeye ve hedeflerinden vazgeçmeye değil, sistemsel ve kurumsal olarak bütünüyle mevcut imkânlarını ve kaynaklarını sürdürmeye ihtiyacı vardır. Cumhurbaşkanımızın, bugüne kadar üstlendiği sorumluluk, ortaya koyduğu liderlik ve Türkiye’ye kazandırdığı stratejik kapasite dikkate alındığında kendisinin bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi Türkiye’nin ve bölgemizin hayrına olacaktır. Bu nedenle, Cumhurbaşkanımız uygun gördüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisi anayasal iradesini bu yönde ortaya koyduğu takdirde, Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayının yeniden Sayın Recep Tayyip Erdoğan olması arzumuz ve talebimizdir. Bunu mümkün kılacak hukuki, siyasi ve toplumsal zemin fazlasıyla vardır. Anayasa’nın 116’ncı maddesinde yer alan ‘Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir’ hükmü, meclisin nitelikli çoğunlukla alacağı ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararıyla üçüncü dönem cumhurbaşkanlığı adaylığını mümkün kılmaktadır. Bu hükümler doğrultusunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak düşüncemiz şudur, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisinde uygun zamanda ve azami mutabakatla ‘seçimlerin yenilenmesi’ kararı alınmalıdır. Meclisin alacağı karar çerçevesinde yenilenecek seçimlerin yine 2028 yılı içinde yapılması istikrar ve öngörülebilirliği zedelemeyecek, sistem, ruhuna uygun işletilmiş olacaktır. Bu yönde bir iradenin tezahürüyle gereksiz tartışmalar bitecek, belirsizlikler ortadan kalkacak, ekonomik güven artacak, ülkemiz, attığı tarihi adımlarda doludizgin yoluna devam edebilecektir."

Destici: "Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında bütün şüphelerin ortadan kaldırılacağına inanıyoruz" Haber

Destici: "Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında bütün şüphelerin ortadan kaldırılacağına inanıyoruz"

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde düzenlenen "Birlik Buluşması" programında yaptığı konuşmada, merhum Genel Başkan Muhsin Yazıcıoğlu’nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturmayla ilgili açıklamalarda bulundu. Destici, "17 yıl boyunca bu işin takipçisi olduk. Ortadaki bütün şüpheler kaldırılacak, bu meselede kastı ya da kusuru olanlar hukuk önünde mutlaka hesap verecektir" dedi. Büyük Birlik Partisi Kartepe İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen "Birlik Buluşması" programı, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Yoğun katılımın olduğu programda partililere ve vatandaşlara hitap eden Destici, başta Muhsin Yazıcıoğlu dosyası olmak üzere terörle mücadele, "Terörsüz Türkiye" süreci, millî birlik ve beraberlik ile 12 Eylül darbesi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Kartepelileri ve Kocaelilileri selamlayarak başlayan Destici, programın düzenlenmesinde emeği geçen teşkilat mensuplarına teşekkür etti. "17 yıl boyunca bu işin takipçisi olduk" Konuşmasının önemli bölümünü Muhsin Yazıcıoğlu’na ayıran Destici, merhum BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu ile birlikte helikopter kazasında hayatını kaybedenleri rahmet, minnet ve şükranla andı. Yazıcıoğlu’nun 17 yıl önce meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybettiğini hatırlatan Destici, BBP olarak kazanın ardından başlatılan adli süreçlerin takipçisi olduklarını söyledi. Destici, "Bizim adımız Büyük Birlik. Rahmetli Muhsin Başkanımızı, şehit liderimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Biliyorsunuz, 17 yıl önce bir helikopter hadisesinde kendisini kaybettik. Muhsin Başkanımızı ve onunla birlikte şehit olan arkadaşlarımızı bir kere daha rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyorum" dedi. Yazıcıoğlu dosyasının yıllardır takip edildiğini belirten Destici, soruşturma kapsamında iki kez takipsizlik kararı verildiğini, ancak yapılan girişimler sonucunda bu kararların kaldırıldığını ifade etti. Destici, "Büyük Birlik Partisi ve geride bıraktığı dava arkadaşları olarak ailelerle birlikte 17 yıl boyunca bu işin takipçisi olduk. Dosyaya iki defa takipsizlik kararı verildi, bunları kaldırttık. Soruşturmalar ve mahkemeler devam etti ancak bugüne kadar şüpheler tam anlamıyla aydınlatılamadı ve gerçek ortaya çıkarılamadı" diye konuştu. "Bütün şüphelerin ortadan kaldırılacağına inanıyoruz" Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmanın bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini vurgulayan Destici, mevcut süreçten umutlu olduklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in kararlılığıyla faili meçhul olayların aydınlatılması yönünde çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Destici, Yazıcıoğlu dosyasının da bu kapsamda aydınlatılacağına inandığını dile getirdi. Destici, "Bu dönemde Cumhurbaşkanımızın takdirleri ve Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in kararlılığıyla, sadece bizim yaşadığımız hadiseyle ilgili değil, Türkiye’deki bütün faili meçhullerin aydınlatılması için bir çaba ortaya konulmaktadır. Bu amaçla kurulan komisyon, görevlendirilen başsavcılıklar, başsavcı vekilleri ve dosya savcıları çok ciddi çalışmalar yürütmektedir" ifadelerini kullandı. Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatını kaybettiği olayın da bütün yönleriyle ortaya çıkarılmasını beklediklerini belirten Destici, "İnşallah şehit liderimiz Muhsin Başkanımızın ve onunla birlikte şehadete yürüyen arkadaşlarımızın şehadet süreçleri de bu dönemde aydınlatılacaktır. Ortadaki bütün şüpheler kaldırılacak, bu meselede kastı ya da kusuru olanlar hukuk önünde mutlaka hesap verecektir" dedi. "Terör örgütü şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz şekilde silah bırakmalıdır" Destici, konuşmasında Türkiye’nin terörle mücadelesine de değindi. Terör örgütünün silah bırakması ve kendisini feshetmesi gerektiğini belirten Destici, bunun herhangi bir şart veya pazarlık konusu yapılmaması gerektiğini söyledi. "Terörsüz Türkiye" hedefi kapsamında devlet tarafından bir süreç başlatıldığını ifade eden Destici, "Terör örgütü şartsız, pazarlıksız ve müzakeresiz şekilde silah bırakacaksa bıraksın; bundan hepimiz mutluluk duyarız. Kendini feshedecekse hepimiz memnun oluruz" diye konuştu. Terör örgütünün geçmişte Türkiye’ye ağır bedeller ödettiğini savunan Destici, binlerce asker ve polisin yanı sıra öğretmen, imam, işçi, memur ve sivillerin terör saldırılarında hayatını kaybettiğini söyledi. Destici, "Bunlar bizim 40 yılımızı, binlerce canımızı çaldılar. Türk milletinin bunları affetmesi mümkün değildir. Şehitlerimizi ve gazilerimizi unutmamız mümkün değildir" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin farklı kimlik ve kültürleri bünyesinde barındırdığına dikkat çeken Destici, birlik ve beraberlik mesajı verdi. Destici, "Onlar ne yaparlarsa yapsınlar kardeşliğimizi bozamayacaklar. Türk, Kürt, Türkmen, Alevi ve Sünni bu ülkede bin yıldır nasıl birlikte, barış ve kardeşlik içerisinde yaşamışsa bundan sonra da Allah’ın izniyle yaşamaya devam edecektir" diye konuştu. "Milletin seçtiğini beğenmeme lüksümüz yok Demokrasilerde millî iradenin esas olduğunu belirten Destici, seçimle göreve gelenlere saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.Destici, "Milletimiz kimi seçmişse muhalefet de siyaset de buna razı olmak zorundadır. Milletin seçtiğini beğenmeme gibi bir lüksümüz olamaz. Seçimler demokrasinin vazgeçilmezidir" dedi. BBP’nin kuruluşundan bu yana millî iradenin yanında olduğunu belirten Destici, 12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz süreçlerinde darbelere karşı aynı duruşu sergilediklerini ifade etti. Program, konuşmaların ardından Karadeniz müziğinin sevilen sanatçılarından İsmail Türüt ile yerel sanatçıların sahne aldığı müzik programıyla devam etti.

Bakan Yusuf Tekin: "Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkılmasını arzu ediyoruz" Haber

Bakan Yusuf Tekin: "Terörsüz Türkiye sürecine sahip çıkılmasını arzu ediyoruz"

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında geldiği Giresun’da "Terörsüz Türkiye" sürecine sahip çıkılması mesajı verdi. Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Giresun’da gerçekleştirilen programda konuşan Bakan Yusuf Tekin, bu yılki ana gündemlerinin "Terörsüz Türkiye" süreci olduğunu belirterek, sürecin Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve demokratik gelişimi açısından önemli olduğunu söyledi. "Terörsüz Türkiye" sürecinin Türkiye’nin önündeki önemli problemlerden birinin çözümü anlamına geldiğini ifade eden Tekin, "Bu problemin çözülmesi durumunda bu sorun için aktarılan ekonomik kaynaklar daha rasyonel bir şekilde kullanılacak. Ülkenin tamamında milli birlik ve beraberliğin tesis edilmesi sonrasında sosyal refah, insan hakları ve demokrasi açısından bambaşka bir Türkiye ile karşı karşıya olacağız" dedi. Bakan Tekin, AK Parti iktidarları döneminde demokratikleşme ve temel hak ve özgürlükler konusunda önemli adımlar atıldığını savunarak, geçmiş dönemlerde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Türkiye’nin geçmişte faili meçhuller, gözaltında kayıplar, işkence iddiaları, köy boşaltmaları ve temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Tekin, AK Parti’nin iktidara gelmesinin ardından bu alanlarda önemli değişiklikler gerçekleştirildiğini ifade etti. Tekin, "2001 yılında Cumhurbaşkanımız ‘Türkiye’de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyerek yola çıktı. 2002’den itibaren demokratikleşme ve insan haklarıyla ilgili önemli adımlar attık" diye konuştu. "Kürtçe konusunda önemli değişiklikler yapıldı" Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde farklı kimlik ve kültürlere ilişkin önemli düzenlemeler yapıldığını belirten Bakan Tekin, Kürtçe yayın, eğitim ve kültürel faaliyetler konusunda geçmişe kıyasla önemli değişiklikler gerçekleştirildiğini söyledi. Tekin, "Kürtçe insanların şarkı söyleyemediği bir Türkiye’den, devlet televizyonlarında Kürtçe kanalın olduğu, insanların kendilerini Kürtçe ifade edebildiği, okullarda Kürtçe seçmeli derslerin verildiği, Kürtçe özel kursların açılabildiği ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Kürtçe eserler yayımlayabildiği bir Türkiye’ye geldik" ifadelerini kullandı. "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir uzlaşı oluştu" "Terörsüz Türkiye" sürecinin yeni bir aşamaya geldiğini dile getiren Tekin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oluşan siyasi uzlaşıya dikkat çekti. Tekin, "Geçtiğimiz yıl Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Devlet Bahçeli’nin gerçekten devrim niteliğindeki cesur açıklamasıyla beraber süreç bambaşka bir boyuta erişti. Geçtiğimiz ay Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaklaşık üçte ikinin üzerinde bir çoğunlukla Türkiye’nin artık bu sorunu, kendi birikimine ve medeniyet birikimine yakışmayan bu problemin çözümü için büyük bir uzlaşıyla önemli bir yasal düzenleme hayata geçirildi" dedi. "Herkesin sürece sahip çıkmasını arzu ediyoruz" Sürecin bundan sonraki aşamasında toplumun farklı kesimlerinin sürece sahip çıkmasının önemli olduğunu vurgulayan Tekin, mülki idare amirleri, yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, siyasetçiler ve milletvekillerine çağrıda bulundu. Tekin, "Sürecin bu noktasından itibaren mülki idare amirlerinin, yerel yöneticilerin, sivil toplum örgütlerinin, kanaat önderlerinin, siyasetçilerin, milletvekillerinin herkesin artık teyakkuz halinde gelinen bu noktaya, bu sürece sahip çıkmasını arzu ederiz" diye konuşt Okullarda "milli birlik ve kardeşlik" etkinlikleri yapılacak Milli Eğitim Bakanlığı olarak "Terörsüz Türkiye" sürecine eğitim alanında destek vereceklerini açıklayan Bakan Tekin, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk haftasında Türkiye genelindeki okullarda milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları temalı etkinlikler düzenleneceğini söyledi. Tekin, "2026-2027 eğitim öğretim yılı başlarken, milli mücadeleyi yürütürken nasıl hiçbir ayrım gözetmeden herkes elinde avucunda ne varsa bu mücadeleye destek olduysa, biz de yeniden aynı milli mücadele ruhuyla bu toplumsal sorunu çözecek, milli birliği ve kardeşliği yeniden egemen kılacak biçimde eğitim öğretimin başladığı ilk hafta tüm Türkiye genelindeki okullarımızda milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları temalı etkinlikler ve farkındalık çalışmaları yapılmasını öğretmenlerimizden rica ettik" dedi. Bakan Tekin, etkinliklerin amacının öğrencilere milli birlik, kardeşlik, demokrasi ve insan hakları konusunda farkındalık kazandırmak olduğunu belirterek, velilerden de çocuklarına destek olmalarını istedi. Tekin, konuşmasının sonunda Türkiye Yüzyılı Buluşmaları programının düzenlenmesinde emeği geçen AK Parti Genel Merkezi, Teşkilat Başkanlığı, Giresun İl Başkanlığı, milletvekilleri ve teşkilat mensuplarına teşekkür etti.

AK Partili Vekil Kılıç’tan çerçeve yasa mesajı: "Tetik çeken asla yararlanamayacak" Haber

AK Partili Vekil Kılıç’tan çerçeve yasa mesajı: "Tetik çeken asla yararlanamayacak"

AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Osmangazi Yörük Türkmen Derneği’nde Bursa ve ülke gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Çerçeve Yasa’nın kapsamına ilişkin konuşan Kılıç tetik çeken, talimat veren ve azmettiren kişilerin süreçten yararlanamayacağını söyledi. Kılıç, ayrıca Bursa’ya yaklaşık bin yataklı yeni hastane, metro hattında 2027 hedefi ve dağ bölgesine cezaevi planına ilişkin de bilgiler verdi. AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, beraberinde eski milletvekili ve eski AK Parti Bursa İl Başkanı Hayrettin Çakmak ile birlikte Osmangazi Yörük Türkmen Derneği’ni ziyaret etti. Dernek Başkanı Dinçer Akyel ve Başkan Vekili Cennet Cankılıç’ın ev sahipliğinde Tophane’deki hizmet binasında gerçekleştirilen sabah buluşmasına dernek üyeleri yoğun katılım gösterdi. Ülke ve Bursa gündeminin ele alındığı buluşmada Kılıç, devam eden kamu yatırımlarından ekonomiye, sağlık ve ulaşımdan bölgesel projelere kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Toplantının soru-cevap bölümünde ise Kılıç, özellikle Çerçeve Yasa ve ekonomik gelişmelere ilişkin yöneltilen soruları yanıtladı. "Önümüzdeki yıl daha rahat geçicek" Sabah buluşmasında ekonomik gelişmeler de masaya yatırıldı.Enflasyonun oluşturduğu yükün farkında olduklarını dile getiren Kılıç, küresel gelişmeler ve bölgesel savaşların Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Ekonomide uygulanan politikaların sonuçlarının zaman içerisinde daha belirgin hale geleceğini savunan Kılıç, "2027 itibarıyla daha rahat bir dönem geçireceğiz inşallah" ifadelerini kullandı. Ankara’daki NATO Zirvesi’nde ülke liderlerinin Türkiye’nin duruşuna ve gidişatına hayran kaldığını söyleyenKılıç "Ülkem adına gurur duydum" dedi. Kılıç, emeklilere yönelik desteklerin de devam edeceğini belirterek özellikle evi ve aracı bulunmayan vatandaşlara yönelik yeni aylık destek mekanizmaları üzerinde çalışmalar yapıldığını söyledi. "Tetik çeken, azmettiren yararlanamayacak" Çerçeve Yasa’ya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kılıç tüm süreçlerin şeffaf bir şekilde yayınlandığının altını çizerek, "Terörist başı Öcalan ile ilgili olan görüşmeler de tek tek yayınlandı. Komisyonda da pek çok detay derinlikli bir şekilde ele alındı. Biz bir Çerçeve Yasa çıkarttık. Milli Güvenlik Kurulu, terör örgütünün fesih olduğu, silahların bırakıldığı, devletin raporlarında gerekli birimlerle araştırmalarını yaptıktan sonra bununla ilgili durağan bir durum olduğu ve artık aktivitesinin olmadığını belirlediği andan itibaren izleme komisyonları oluşturulacak. Tetik çeken, talimat veren, azmettiren kişilerin asla bu süreçten yararlanma gibi bir şansı yok. Bunun önünü kesinlikle kapattık. Diğerleriyle alakalı da izleme komisyonu detayıyla bu sürece bakılacak" diye konuştu. "Vatandaşımızın gönlü rahat" Süreci provoke edenlerle ilgili de konuşan Kılıç, "Bazı siyasi partilerin, bizim bayrak, toprak, başkent vereceğimize dair söylemleri oldu. Ama biz ne bayrak, ne toprak, ne de başkent verdik. Tamamen milli birlik ve kardeşlik duygusuyla süreç yönetildi. Devletimizin 2 bin yıllık tecrübesi var ve bu alanda da çalışmalar titizlikle sürdürülüyor. Tüm detaylar vatandaşlarımızın önünde cereyan ettiği için vatandaşımızın da bu konuda gönlü rahat" ifadelerini kullandı. "Şehir Hastanesi’nin kapasitesi yeterli değil" Bursa’nın sağlık altyapısına ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Kılıç, Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin açılışı için çalışmaların sürdüğünü belirtti. Hastanenin ekim ayında hizmete alınmasının hedeflendiğini ifade eden Kılıç, Bursa Şehir Hastanesi’nin mevcut kapasitesinin de kentin ihtiyacını karşılamakta yetersiz kaldığını söyledi. Bursa’nın doğu kesimindeki sağlık ihtiyacına dikkat çeken Kılıç, bu bölgeye yaklaşık bin yatak kapasiteli yeni bir hastane kazandırılması için arazi araştırmalarının devam ettiğini açıkladı. Metro hattında hedef 2027 Bursa’nın ulaşım yatırımlarına da değinen Kılıç, Şehir Hastanesi ile Emek İstasyonu arasındaki metro hattının kentin ulaşımında önemli bir proje olduğunu söyledi. Proje için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından güncel rakamlarla 16 milyar liralık yatırım gerçekleştirildiğini belirten Kılıç, hattın 2027 itibarıyla hayata geçirilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Bursa’daki raylı sistem ağının da genişletileceğini kaydeden Kılıç, mevcut 39 kilometrelik raylı sistem uzunluğunun 45 kilometreye çıkarılacağını belirtti. Kılıç, Kuzey Çevre Yolu’nda sona yaklaşıldığını, Mudanya Çevre Yolu’nda ise kamulaştırma çalışmalarının son aşamaya geldiğini söyledi. Dağ bölgesine cezaevi gündemde Bursa’nın dağ ilçelerini ilgilendiren yatırımlar hakkında da değerlendirmelerde bulunan Kılıç, dağ bölgesine cezaevi yapılmasına yönelik çalışmanın da gündemde olduğunu ifade etti. Projenin bölge açısından oluşturacağı ekonomik hareketliliğe dikkat çeken Kılıç, yatırım başlıklarının yalnızca merkezle sınırlı kalmaması gerektiğini debelirtti.

Özel öğrencilerden 30 Ağustos Zafer Bayramı konseri Haber

Özel öğrencilerden 30 Ağustos Zafer Bayramı konseri

Osmangazi Belediyesi Engelli Gündüz Bakım Merkezi (OBAM) üyeleri, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü düzenledikleri konserle coşkuyla kutladı. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının 26 Ağustos 1922’de başlattığı Büyük Taarruz’un, 30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlanmasıyla taçlandığı Zafer Bayramı’nın yıl dönümünde, Osmangazi Belediyesi bünyesinde hizmet veren OBAM’da eğitim gören özel bireyler anlamlı bir konsere imza attı. Alışveriş merkezi’nde düzenlenen konserde OBAM üyeleri Vardar Ovası, Hoş Gelişler Ola, "Çökertme, Manastırın Ortasında, Bülbülüm Altın Kafeste ve Ah Bir Ataş Ver türkülerini seslendirdi. Memleketim şarkısının da söylendiği konser, hep birlikte seslendirilen "İzmir Marşı" ile sona erdi. Alışveriş merkezi’ne gelen vatandaşlar da OBAM üyelerinin seslendirdiği türkü, şarkı ve marşlara alkışlarıyla eşlik etti. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği konser, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusunu hep birlikte yaşattı. OBAM üyelerinin 30 Ağustos Zafer Bayramı’na özel alışveriş merkezi’nde konser verdiğini belirten Osmangazi Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürü Sevcan Yaman, "OBAM üyelerimiz 30 Ağustos Zafer Bayramı’na özel alışveriş merkezi’nde konser verdi. 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı türküler, şarkılar ve marşlarla kutladık. Öğrencilerimiz burada alışveriş merkezine gelenlere muhteşem bir konser verdiler. Verilen konserle milli birlik ve beraberlik duygularımızı kabarttılar. Çok beğenilen bir konser oldu. Konseri dinleyenler de söylenen eserlere alkışlarıyla eşlik etti. Bize bu imkânları sunduğu için Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’a teşekkür ederiz" şeklinde konuştu.

"Bir Milletin Zafer Günleri" etkinlikleri, Topkapı Kaleiçi Meydanı'nda başladı Haber

"Bir Milletin Zafer Günleri" etkinlikleri, Topkapı Kaleiçi Meydanı'nda başladı

Fatih Belediyesi tarafından 30 Ağustos Zafer Bayramı yıldönümünde "Bir Milletin Zafer Günleri" etkinlikleri düzenliyor. Tarih, kültür ve sanat ile geleneksel gösterileri vatandaşlarla buluşturacak programla ilgili bilgi veren Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, "Çocuklarımızın sadece bu fetih kutlamalarını meydanlarda değil, burada dokunarak, hissederek yapmalarını istedik. Görselleştirerek yapmak istedik. Bu meydan en son bir ay önce de Nostalji Günleri'yle İstanbullulara hitap etti" dedi. Fatih Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları çerçevesinde "Bir Milletin Zafer Günleri" temasıyla etkinlik düzenliyor. Topkapı Kaleiçi Meydanı'nda başlayan etkinlik, 30 Ağustos Zafer Bayramı'na kadar sürecek. Tarih, kültür ve sanat ile geleneksel gösteriler vatandaşlarla buluşturacak programda, fetih canlandırmaları, Çanakkale Müzesi, kılıç-kalkan ve okçuluk gösterileri gibi çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Alanda, geleneksel tatların yer aldığı alanlar, oba çadırları, meydan çarşısı, faytonlar, mezat ve hatıra fotoğraf alanları da vatandaşların ziyaretine açık olacak. Çocuklara yönelik çeşitli etkinliklerin yanı sıra sahne gösterilerinin de düzenleneceği programda, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla özel etkinlikler gerçekleştirilecek. Program kapsamında konserler de düzenlenecek. "Çocuklarımızın sadece bu fetih kutlamalarını meydanlarda değil, burada dokunarak, hissederek yapmalarını istedik" Etkinlikte konuşma yapan Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, "Ağustos ayı Türk tarihinde Zaferler Haftası olarak geçer. Bu 30 Ağustos taarruzu, Büyük Taarruz, 30 Ağustos Zafer Bayramı vesilesiyle de Malazgirt'ten Çanakkale'ye, Çanakkale'den Büyük Taarruz'a kadar olan, milli şuurumuzu oluşturan bu günleri anmak, fethi anmak bizim için çok önemliydi. Çocuklarımızın sadece bu fetih kutlamalarını meydanlarda değil, burada dokunarak, hissederek yapmalarını istedik. Görselleştirerek yapmak istedik. Bu meydan en son bir ay önce de Nostalji Günleri'yle İstanbullulara hitap etti. Bugün de, ‘Bir Milletin Zafer Günleri' adı altında, Malazgirt'ten fethe, İstanbul'un fethine; İstanbul'un fethinden Çanakkale'ye, Çanakkale'den de Büyük Taarruz'a kadar olan bütün tarihi zaferlerimizi başta genç kuşaklar olmak üzere onlara hissettirmek, sonra da bu milli şuurla beraber milli birlik ve beraberliğimizi, pekiştirmek için bu meydanda çeşitli etkinlikler düzenliyoruz" şeklinde konuştu. "Çok güzel etkinlikler olacak" Konuşmasına devam eden Başkan Turan, "22 Ağustos'tan 30 Ağustos Zafer Bayramı olduğu güne kadar bu kapsamda burada çok farklı etkinliklerimiz olacak. Hem bütün Fatihlileri hem de İstanbulluları çocuklarıyla beraber bu meydana bekliyoruz. İnanıyoruz ki ecdadımızdan bugüne kadar gelen bu millî şuurumuz, millî beraberliğimizi pekiştirecek. Çok güzel etkinlikler olacak. Bugün Azerin'in konseriyle başlayan bir seri olacak. Her akşam belli saatlerden sonra konserler de olacak ve en sonunda Esat Kabaklı Üstad'ın konseriyle son bulacak. Burada çok farklı etkinlikler var. Farklı deneyim noktaları var. Ailelerimiz geldiğinde burada çok farklı deneyimleri de çocuklarla beraber gerçekleştirmiş olacaklar. İnanıyorum ki İstanbul'da yaşayanlar için çok farklı, yeni bir Zafer Haftası etkinliğini İstanbul'a kazandırmış olacağız. Bütün İstanbulluları çoluk çocuk buraya bekliyoruz. Biz kendi milletimize, devletimize yakışır bir şekilde inşallah Zafer Haftası'nı da kutlamaya çalışıyoruz" dedi.

Bakan Tekin: " Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi gerici, sapkın bir azınlık diye tanımladılar" Haber

Bakan Tekin: " Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi gerici, sapkın bir azınlık diye tanımladılar"

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, "Ramazan ayında çocuklarımızın Türkiye Yüzyılı özelinde tanımladığımız merhamet, yardımlaşma, vatanseverlik, milli birlik gibi duygularla ilişkisini kurarak Ramazan ayında çocuklarımız Ramazan ayını yaşasınlar istedik. Maalesef Türkiye'de iktidar ne yapsa karşı çıkan birileri var. Öyle tuhaf argümanlarla karşı çıktılar ki, bir grup akademisyen bildiri yayınladı. Bildirilerinde ne dediler biliyor musunuz? Bir, Trump'ın ipine sarılmakla suçladılar beni. İki, gerici, sapkın bir azınlık diye bizi tanımladılar. Ramazan ayını bu şekilde değerlendirdiğimiz için. Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar. Bunu isimlerinin başında unvanları olan, kendilerince saygın olduğunu iddia eden kişiler yaptı" dedi. Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda gerçekleştirilen Bosphorus Diplomasi Formuna katılım sağladı. Salı günü başlayan formun 4'üncü gününde gençlerle bir araya gelen Bakan Tekin, ‘ Yeni Yüzyılda Eğitimin Dönüşümü' isimli panelde BDF'26 Akademi Başkan Yardımcısı Mutullah Ömer Faruk Yayan, BDF'26 Halkla İlişkiler Başkan Yardımcısı Elif Toprak ve BDF'26 Halkla İlişkiler Başkanı Ömer Can'ın sorularını yanıtladı. Yapay zekanın eğitim ve öğretime etkisiyle ilgili soruyu yanıtlayan Bakan Tekin, "İki tane bakış açısı var. Birinci bakış açısı, önümüzdeki süreçte öğretmenlere ihtiyaç kalmayacak, her şeyi yapay zeka üzerinden yürüyecek. Ben bu bakış açısına katılmıyorum. Bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Ben ikincisini söyleyeceğim taraftayım. Eğitim ve öğretim süreçleri daha da form değiştirecek. Okulda öğretmenlerimizin daha az bilgi verdiği ama birlikte yaparak ürettikleri, birlikte yaparak öğrencilere rehberlik ettiği bir forma dönüşecek öğretmenlik ve okullardaki eğitim öğretim süreçleri. Buraya dönüştüğü zaman öğrencilerin yapay zekadan herhangi bir ödevi ya da bir projeyi kolaycılıkla yapmasını da bir problem olmaktan çıkaracak. Oradan bilgiyi alması, okulda öğretmeniyle birlikte bunu hayata geçirmesine engel olmayacak, tam tersine kolaylaştıracak." dedi. Yapay zeka uygulamalarının inanılmaz derecede hızlı geliştiğine dikkat çeken Tekin, "Ama önemli olan şey şu, bakış açımızı şöyle oturtmamız lazım; yapay zekayı insan hayatını kolaylaştıran, insan hayatını anlamlı hale getiren ve en sonunda benim forumun konusuyla da ilgili olduğu biçimde insanlığı önceleyen bir arka plan yazılımına dönüştürebilmek lazım. Hep beraber bunu oluşturabilmeliyiz. Ben bundan 10 yıl sonra öğretmen arkadaşlarımızın yapay zekadan yaygınlaştığı bir eğitimde öğretmen arkadaşlarımızın rolünün insanlara bilgi vermek değil, rehberlik etmek; birlikte bir sosyal projeyi yapmak, birlikte bu konuda etkinlikler organize etmek yani eğitim öğretim süreçlerinde öğrendikleri şeyi toplumun yararına kullanabilecek rehberlik faaliyetlerine dönüşeceğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı. " Asli vazifemiz bize emanet edilen çocuğu manevi değerlerine sahip çıkan, ülkesine sadakatle bağlı bir şekilde yetiştirmek" "Müfredatınız ile ahlaki, erdemlilik farkındalığını pekiştiren faaliyetler hakkındaki soruyu da yanıtlayan Bakan Tekin, "Benim Milli Eğitim sistemiyle ilgili en önemli beklentim; Milli Eğitim Bakanlığının kendisine emanet edilen, 12 yıl boyunca emanet edilen bir genci, bir çocuğu önce bu ülkeye, bu ülkenin geleceğine, bu ülkenin geçmişine, içinde yaşadığı milletin değerlerine, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, ülkesine sadakatle bağlı bir şekilde yetiştirmek. Bize emanet edilen çocuklarla ilgili asli vazifemiz bu. O yüzden bizim Bakanlığımızın adı Milli Öğretim değil de Milli Eğitim Bakanlığı. Bunu yapmak bizim kanunen asıl görevimiz burası. Diğer kısmını da yapacağız kuşkusuz. Öğretimle ilgili kısmını. Ama ikisinden herhangi birini ihmal etmemeliyiz." şeklinde konuştu " Biz çocuklarımızı barış, insan hakları konusunda eğitmemiz lazım, farkındalık oluşturmamız lazım" 2023'ten itibaren de yapılan etkinliklerin, özellikle daha eksik olduğu düşünülen milli ve manevi değerlere sahip çıkılması konusundaki hassasiyeti artırmak üzere yapıldığını aktaran Tekin, şunları söyledi: Müfredatın içerisine milli ve manevi değerlerimizi yerleştirdik. Başladığımız günden beri de yani 2023'ten beri bu ülkede çocuklarımızın konjonktürel olarak gündeminde olan, takvim olarak gündeminde olan, ülke gündeminde olan bazı şeyleri çocuklarımız okullarda bu felsefeye uygun bir biçimde algılasınlar diye etkinlikler yaptık. Mesela unutulduğu için hatırlatmakta fayda var; İsrail'in Filistin'e, Gazze'ye ilk saldırısı başladığı yıl, Ekim ayında hemen Pazartesi günü okullarımızda çocuklar öğrensin diye 1 dakikalık saygı duruşuyla başladık. Her eğitim-öğretim döneminde bu tür konuları önceledik. Geçtiğimiz yıl İsrail-Filistin barış yani İsrail saldırılarının durdurulacağı ateşkes olduğu gelince bu sefer o eğitim-öğretim dönemini biz Çanakkale'den Gazze'ye Vatan Savunması temasıyla başlattık. Ateşkes sonra da Filistin'deki kardeşlerimize destek olacak nitelikte okullarımızda hayır etkinliği düzenledik. Bu, çocuklarımızın dünyada insan hakları hani Cumhurbaşkanımız diyor ya dünyada 5'ten büyüktür dünyada insan haklarının, barışın egemen bulunması bizim atalarımızın, dedelerimizin önemsediği bir konuydu. Dünyanın neresine giderseniz gidin bir zulüm söz konusu olduğunda, bir baskı söz konusu olduğunda insanlar Türk'ler gelecek bizi kurtaracak diye beklenti içerisindedir Dolayısıyla biz çocuklarımızı barış, insan hakları konusunda eğitmemiz lazım, farkındalık oluşturmamız lazım. Oradan başladık. Geçtiğimiz yıl Ramazan'dan önceki Şubat ayında da okulları başlatırken bayrak sevgisiyle başladık. Bayrağın ne anlama geldiğini çocuklar bilsinler" "Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar" Ramazan ayında yapılan etkinliklere de değinen Tekin, "Ramazan ayı bizim açımızdan, bizim toplumumuzda önemli bir ay. Ramazan ayında oruç tutulsun tutulmasın insanlar komşularını iftara çağırırlar, ihtiyaç sahiplerine yardım ederler, birlikte oruç açarlar, birlikte sahur yaparlar. Böyle manevi anlamda yardımlaşma ikliminin azami noktaya çıktığı bir dönem Ramazan ayı. Ve böyle baktığımızda da ülkede ulusal birlik açısından çok önemli. Biz de Ramazan ayında çocuklarımızın Türkiye Yüzyılı özelinde tanımladığımız merhamet, yardımlaşma, vatanseverlik, milli birlik gibi duygularla ilişkisini kurarak Ramazan ayında çocuklarımız Ramazan ayını yaşasınlar istedik. Maalesef Türkiye'de iktidar ne yapsa karşı çıkan birileri var. Öyle tuhaf argümanlarla karşı çıktılar ki bir grup akademisyen bildiri yayınladı. Bildirilerinde ne dediler biliyor musunuz? Bir, Trump'ın ipine sarılmakla suçladılar beni. İki, gerici, sapkın bir azınlık diye bizi tanımladılar. Ramazan ayını bu şekilde değerlendirdiğimiz için. Ramazan ayı etkinliklerini yaptığımız için bizi toplumu Talibanlaştırmakla suçladılar. Bunu isimlerinin başında unvanları olan, kendilerince saygın olduğunu iddia eden kişiler yaptı. Bakın bu eleştiri değil. Bu bir hakaret. Bir, bana 'gerici, sapkın bir azınlık' diyorsun. İki, benim yaptığım şeylerle toplumun değerleri arasındaki bağlantıyı kurduğum için toplumu da 'Talibanlaşmış' sayıyorsun. Dolayısıyla ben de bunun üzerine arkadaşlara 'Suç duyurusunda bulunun' dedim. Olmaz, hakaret çünkü. Ve Ramazan ayında böyle bir şeyi yaşadık ve tüm bu eleştirilere rağmen Milli Eğitim camiasında, toplumda çok güzel karşılık buldu ve istediğimiz şekilde Ramazan ayı toplumda bir farkındalık oluşturdu yardımlaşma, dayanışma açısından. Çok güzel bir etkinlik oldu. O yüzden bu etkinliğe destek olan öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum." diye konuştu. " Sınavla ilgili hiçbir değişiklik şu an gündemimizde yok" YKS ile ilgili soruya da cevap veren Tekin, " ‘Yeni müfredat geldi, sınav sistemi değişiyor.' diye bir spekülasyon yapıyorlar. Böyle bir şey yok arkadaşlar şu an gündemimizde. Ne bizim, ne de YÖK'ün gündeminde. Sınav sistemine ilişkin bir değişiklik yok. Yani ne liselere geçiş, ne üniversiteye geçiş. Ama ne değişmesi lazım? Hem liselere geçiş, hem üniversiteye geçiş sınavlar müfredattan olduğuna göre. Eski müfredata göre olan soruların önümüzdeki yıldan itibaren artık bir esprisi kalmayacak. Dolayısıyla, arkadaşlarımızın ona dikkat etmesi lazım. Şu anda hem ÖSYM, hem bizim bakanlık, bu yıl değil de bir sonraki yılın LGS ve YKS soruları için yepyeni bir havuz oluşturuyor. Sınavla ilgili bir değişiklik yok ama, sınavın içeriği ve soru havuzu yeni müfredata göre olacak. Öyle olmak zorunda zaten. Çünkü biz diyoruz ki; zaten sınav müfredattan olacak, Milli Eğitim'in ders kitaplarından olacak. Ortaöğretim, lise müfredatından çıkartıldıysa ondan soru sormayacağız demektir. Yapacağımız değişiklik sadece bu. Birileri sınav sistemini "Şöyle değiştiriyorlar, böyle değiştiriyorlar." diye bir şeyleri yazıyorlar, çiziyorlar sağda solda. Ben görünce ben de şaşırıyorum, nereden çıkartıyorlar bunları? Öyle bir şey yok. Sınavla ilgili hiçbir değişiklik şu an gündemimizde yok. Sadece dediğim gibi, sorular eski müfredata göre olan soru havuzu doğal olarak gözden geçirilecek. Yeni müfredata göre bir soru havuzu olacak" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.