Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Mesleki Yeterlilik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Mesleki Yeterlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mesleki Yeterlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yeni Beyaz Saray Sözcüsü Zacharia'nın görevine 5 gün sonra son verildi Haber

Yeni Beyaz Saray Sözcüsü Zacharia'nın görevine 5 gün sonra son verildi

ABD Başkanı Donald Trump'ın 9 Ekim'de Beyaz Saray Sözcüsü görevine atadığı Katie Zacharia'nın görevine 5 gün sonra son verildi. Amerikan basınında yer alan ve bir Beyaz Saray yetkilisine dayandırılan haberlere göre, 12 Ekim'de göreve başlayan Zacharia'nın bugün görevden alındığı bildirildi. Ayrılığın resmi gerekçesine ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Bazı haberlerde Zacharia'nın görevden alındığı, bazılarında ise görevinden ayrılma sürecine girdiği belirtildi. Beyaz Saray'daki ilk günlerinden itibaren mesleki geçmişi ve basın karşısındaki performansı nedeniyle eleştirilen Zacharia'nın görevden ayrılması, Trump yönetiminin iletişim kadrosunda yaşanan sorunları yeniden gündeme taşıdı. Eski Beyaz Saray Sözcüsü Caroline Leavitt'in yerine getirilen Zacharia'nın görevden alınmasına ilişkin haberler, Trump'ın kendisine görevini yeniden düşünmesini tavsiye ettiği açıklamasının ardından geldi. Trump: "Ben onun yerinde olsam yeniden düşünürdüm" Zacharia'nın görevden ayrılmasından kısa süre önce gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, yeni basın sözcüsünün medya tarafından haksız şekilde eleştirildiğini savundu. Zacharia'nın basın tarafından çok sert muameleye maruz bırakıldığını belirten Trump, kendisine bu görevi sürdürmek zorunda olmadığını söylediğini aktardı. Trump, "Katie'ye bence kendisine çok haksız davranıldığını söyledim. Basın ona çok sert davrandı. Ona bütün bunları yaşamak zorunda olmadığını söyledim. Ben onun yerinde olsam bu görevi yeniden düşünürdüm" ifadelerini kullandı. Trump'ın açıklaması, Zacharia'nın görevden ayrılacağına ilişkin ilk güçlü işaret olarak değerlendirildi. Kısa süre sonra Amerikan basınında Zacharia'nın görevden alındığı yönünde haberler yayınlandı. İlk basın toplantısı 15 dakikadan kısa sürdü Zacharia'nın görevine ilişkin ilk büyük tartışma, 13 Ekim Salı günü Beyaz Saray'da düzenlediği ilk basın toplantısında yaşandı. Beyaz Saray'ın basın toplantısı salonunda gazetecilerin karşısına çıkan Zacharia, 15 dakikadan kısa süren toplantıda yalnızca üç gazetecinin sorusunu cevapladı. Toplantının büyük bölümünde hazırlanan açıklamaları okuyan Zacharia'nın sorular karşısındaki performansı ve toplantıyı kısa sürede sonlandırması eleştirilere neden oldu. Zacharia, daha sonra yaptığı açıklamada ilk toplantısına hazırlanmak için yeterli zaman bulamadığını belirterek, brifing belgelerinin kendisine çok geç ulaştırıldığını savundu. Zacharia, toplantıyı kısa tutmasının planlı olduğunu, Trump'ın da aynı gün gazetecilerin sorularını cevaplayacağını söyledi. Avukatlık sınavını geçemediği ortaya çıktı Zacharia hakkındaki en ciddi tartışma ise mesleki geçmişinin incelenmesiyle başladı. Trump, Zacharia'nın atamasını duyururken kendisini avukat olarak tanıttı. Zacharia da daha önceki televizyon programlarında ve kamuoyuna açık açıklamalarında avukatlık yaptığını ifade etti. Ancak yapılan incelemelerde Zacharia'nın ABD'nin herhangi bir eyaletinde avukatlık ruhsatına sahip olduğunu gösteren bir kayda ulaşılamadı. California eyaletindeki Pepperdine Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2011 yılında mezun olan Zacharia'nın burada aynı yıl girdiği avukatlık sınavını geçemediği ortaya çıktı. Zacharia, dün verdiği röportajda sınavı geçemediğini doğrularken, daha sonra sınava yeniden girmediğini de kabul etti. Çin'e taşınma hazırlığı yaptığı dönemde sınav sonucunun kendisi için önem taşımadığını savunan Zacharia, hukuk diplomasına sahip olduğunu ve uluslararası ticari işlemler alanında çalıştığını belirtti. Çin'de avukatlık yaptığı iddiası tartışmalara neden oldu Zacharia'nın Çin'deki mesleki geçmişine ilişkin açıklamaları da dikkat çekti. Zacharia, 2011-2013 yılları arasında Pekin'deki "Zhong Lun" hukuk firmasında çalıştığını ve uluslararası ticari işlemler alanında faaliyet yürüttüğünü söyledi ancak Çin'de avukatlık yapabilmek için de mesleki yeterlilik şartları bulunuyor. Zacharia'nın Çin'de çalışması doğrulanabilir bir mesleki geçmiş oluştururken, bu durumun kendisine Çin hukukuna göre avukatlık yetkisi verdiğini gösteren bir kayıt ortaya konulamadı. Zacharia ise kendisini avukat olarak tanıtmasının yanlış olmadığını savunarak, hukuk diploması ve uluslararası hukuk alanındaki deneyiminin bu tanımı kullanmak için yeterli olduğunu ileri sürdü. Zacharia hakkında California Eyalet Barosu'na şikayette bulunuldu Mesleki yeterliliğine ilişkin tartışmaların büyümesi üzerine Zacharia hakkında California Eyalet Barosu'na şikayette bulunuldu. Şikayette, avukatlık ruhsatına sahip olmadığı halde kendisini avukat olarak tanıtmasının ve daha önce üstlendiği hukukla bağlantılı görevlerin eyalet yasalarına aykırılık oluşturup oluşturmadığının araştırılması istendi. Zacharia'nın daha önce Trump'ın Özel Temsilcisi Richard Grenell'in kurduğu "Fix California" (California'yı İyileştir) adlı kuruluşta hukuk müşaviri unvanıyla görev yapması da inceleme taleplerinde gündeme getirildi. Zacharia ise avukatlık ruhsatına sahip olduğunu iddia etmediğini, hukuk eğitimi nedeniyle hukuki değerlendirmeler yapabildiğini savundu. "Çin nasıl bir sonraki büyük güç olabilir, daha düzgün tuvaletleri bile yok" Zacharia'nın görevden ayrılmasından önce Çin hakkında yaptığı açıklamalar da dikkat çekti. Dün verdiği röportajda daha önce Çin'de yaşadığı döneme değinen Zacharia, ülkenin ABD'nin yerini alabilecek küresel bir güç olarak gösterilmesini küçümseyen ifadeler kullandı. 2016 yılında Çin'den döndüğünde ABD'nin küresel liderliğinin sona erdiği ve Çin'in yükselen süper güç olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldığını anlatan Zacharia, "Çin nasıl dünyanın bir sonraki büyük gücü olabilir? Daha doğru düzgün tuvaletleri bile yok" dedi. Çin'in altyapısını hedef alan bu sözler, Washington ile Pekin arasındaki ilişkilerin hassas olduğu bir dönemde uluslararası gündeme taşındı. Zacharia'nın daha önce Çin'de yaşamış ve ülkedeki büyük hukuk firmalarından birinde çalışmış olması da açıklamalarının neden olduğu tartışmaları büyüttü. Trump'ın avukatlık gerçeğini sonradan öğrendiği iddia edildi Zacharia'nın görevden ayrılmasının perde arkasına ilişkin haberlerde, Trump'ın yeni sözcüsünün avukatlık geçmişi hakkında yeterli bilgi sahibi olmadığı öne sürüldü. Trump'ın Zacharia'yı göreve atarken avukat olarak tanıttığı, ancak daha sonra avukatlık sınavını geçemediğini öğrenmesinin Beyaz Saray'da rahatsızlığa neden olduğu iddia edildi. Zacharia'nın ilk basın toplantısındaki performansının da Trump'ın beklentilerini karşılamadığı ileri sürüldü. Öte yandan Zacharia'nın kısa görev süresinde Beyaz Saray'ın mevcut iletişim kadrosuyla çalışma biçimi konusunda anlaşmazlıklar yaşadığı, bazı çalışanların yeni sözcünün kendi ekibini oluşturmak istediği düşüncesiyle rahatsızlık duyduğu öne sürüldü. Zacharia ise kendisine yöneltilen bu iddiaları reddetti. Çin'deki mevcut düzenlemeler kapsamında yabancı ülke vatandaşları, Çin'in ulusal hukuk mesleği yeterlilik sınavına giremiyor.

BTSO MESYEB’den 135 bin çalışana belge Haber

BTSO MESYEB’den 135 bin çalışana belge

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) bünyesinde faaliyet gösteren ve 112 meslekteki yetki alanıyla Türkiye’nin en büyük belgelendirme merkezi konumunda bulunan BTSO MESYEB, bugüne kadar 135 bini aşkın çalışanı belgelendirerek iş dünyasının nitelikli insan kaynağı ihtiyacına stratejik bir katkı sunuyor. Firmaların rekabet gücünü artırmak, çalışanların bilgi ve becerilerini ulusal standartlara ulaştırmak ve daha güvenli çalışma ortamları oluşturmak amacıyla hayata geçirilen BTSO MESYEB, Türkiye genelinde geniş bir hizmet ağına ulaştı. Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından belirlenen ulusal standartlar doğrultusunda faaliyet yürüten merkez, iş dünyasının nitelikli iş gücü ihtiyacına doğrudan çözüm sunuyor. İnşaat, otomotiv, tekstil, asansör, elektrik-elektronik, kişisel hizmetler, lojistik, maden, metal, enerji ile kimya, petrol, lastik ve plastik olmak üzere 11 farklı sektörel grupta faaliyet gösteren BTSO MESYEB, toplam 112 meslekte yetki sahibi durumunda. Kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin 60’tan fazla ilinde sınav ve belgelendirme hizmeti sunan merkez, 135 bini aşkın çalışanın mesleki yeterlilik belgesi almasını sağladı. Gerçekleştirilen bu faaliyetlerle çalışanların yetkinlikleri güvence altına alınırken, iş kazalarının azaltılması ve iş sağlığı ile güvenliği bilincinin yaygınlaştırılmasına da önemli bir katkı sunuluyor. "Nitelikli İnsan Kaynağını Üretimin Merkezine Yerleştiriyoruz" Küresel rekabet ortamında teknoloji yatırımları kadar nitelikli insan kaynağının da belirleyici bir rol üstlendiğini söyleyen BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, mesleki yeterlilik sisteminin işletmelere kalite, verimlilik ve iş güvenliği bakımından büyük kazanımlar sağladığını vurguladı. Burkay, değerlendirmelerini şu sözlerle sürdürdü: "Üretimde güçlü olmanın yolu, işi doğru bilgi ve yetkinlikle yapan insan kaynağından geçiyor. MESYEB’i bu vizyonla, iş dünyamızın ihtiyaçlarına cevap veren öncü bir merkez olarak kurduk. Bugün 112 meslekte sahip olduğumuz yetkiyle Türkiye’nin zirvesindeyiz. Ülke genelinde 135 bini aşkın çalışanımızın mesleki yeterliliğini belgelendirerek hem çalışanlarımızın kariyerine değer kattık hem de firmalarımızın üretim standartlarını yükselttik. Önümüzdeki süreçte de iş dünyamızın ihtiyaç duyacağı yeni alanlarda yetkinliklerimizi genişletmeye devam edeceğiz."

Deprem Bir Beka Sorunudur! Haber

Deprem Bir Beka Sorunudur!

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Türkiye, bu süre içerisinde 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri başta olmak üzere çok sayıda yıkıcı deprem yaşarken, son yıllarda Marmara Denizi ve Batı Anadolu’da meydana gelen depremler de deprem gerçeğinin gündemde tutulması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamayla Bursa’nın deprem riskinin azaltılması için yapı stoğunun bilimsel verilerle ortaya çıkarılması, kentsel dönüşümün bütüncül bir planlama anlayışıyla yürütülmesi, yapı denetiminin güçlendirilmesi ve mühendislik hizmetlerinin yetkinlik esasına göre düzenlenmesi çağrısında bulundu. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 17 Ağustos’un yalnızca bir anma günü değil, deprem hazırlığı konusunda verilen sözlerin ve alınan kararların sorgulanması gereken bir tarih olduğunu belirterek, “27 yıl önce yaşanan felaketin ardından deprem gerçeğini çok daha iyi tanıyoruz. Bugün artık sorunumuz bilgi eksikliği değil, bildiklerimizi yeterince hızlı ve kararlı biçimde uygulamaya geçirememektir” dedi. “Deprem Riski Bir Gündem Değil, Sürekli Yönetilmesi Gereken Bir Gerçektir” 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, Türkiye’nin afet yönetimi anlayışında önemli bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Başkan Erdem, “AFAD’da 17 Ağustos’u Türkiye’de afet yönetimi ve koordinasyonu açısından bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. 17 Ağustos’tan sonraki düzenlemelerle aslında yeni yapıların dayanımları oldukça artırıldı, asıl sorun ise yapı stoğu olarak karşımızda duruyor. Aradan geçen 27 yılda mevzuattan yapı denetimine, afet yönetiminden kentsel dönüşüme kadar çok sayıda düzenleme hayata geçirildi. Ancak 6 Şubat 2023 depremleri, yapı güvenliği ve kentlerin dirençliliği konusunda daha yapılması gereken çok şey olduğunu acı biçimde gösterdi. Son olarak 10 Ağustos 2025’te Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem de mevcut yapı stokunun önemini yeniden gündeme taşıdı. AFAD’ın yayımladığı rapora göre deprem sonrasında 729 binada 1.036 bağımsız birim ağır hasarlı veya yıkık olarak sınıflandırıldı. Raporda yapıların hasar görmesinde düz donatı kullanımı, yetersiz etriye, donatı ankrajındaki eksiklikler, zayıf kolon-kiriş birleşimleri ve donatı korozyonu gibi yapısal sorunların yanı sıra eski ve bakımsız yapıların da etkili olduğu belirtildi. Orta büyüklükteki depremler bile yapı kalitesinin ve mevcut yapı stokunun ne kadar kritik olduğunu bize gösteriyor. Depremi engelleyemeyiz ancak depremin afete dönüşmesini engelleyebiliriz. Bunun yolu sağlam, bilimsel verilere dayalı ve düzenli olarak denetlenen yapılardan geçiyor. Aslolan doğru planlama, doğru proje, doğru uygulama, doğru denetim ve periyodik yapı kontrolüdür” diye konuştu. “Bursa’nın Yapı Stoğunu Bilmeden Kentsel Dönüşümü Yönetemeyiz” Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erdem, Bursa’nın büyüyen nüfusu ve devam eden göç hareketliliğinin, yapı güvenliğini kent açısından daha da kritik hale getirdiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “TÜİK verilerine göre Bursa’nın nüfusu 2025 yılında 3 milyon 263 bin 11 kişiye ulaştı. Bursa, Türkiye’nin İstanbul, Ankara ve İzmir’in ardından en fazla nüfusa sahip dördüncü ili konumunu korudu. 2025 yılı iç göç verileri de Bursa’nın nüfus hareketliliğinin sürdüğünü gösteriyor. Bursa aynı yıl 75 bin 595 kişi göç alırken 64 bin 880 kişi göç verdi ve net göçü 10 bin 715 kişi oldu. Bursa, aldığı göç miktarı bakımından Türkiye’de altıncı sırada yer aldı. Nüfus ve yapılaşma baskısının sürdüğü Bursa’da deprem riskinin yönetilmesi için mevcut yapı stokunun tamamının bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi gerekiyor. Bursa bugün 3,2 milyonun üzerinde nüfusu olan, sanayisi, ticareti ve üretim kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri. Bu büyüklükteki bir kentte deprem riskini tahminlerle yönetmek mümkün değildir. Hangi binanın hangi yaşta olduğu, hangi yapı sistemine sahip olduğu, zemin koşulları, taşıyıcı sistem özellikleri, geçmişte müdahale görüp görmediği ve deprem karşısındaki performansı somut verilerle ortaya konulmalıdır.” “Yapı Stoğu Envanterinden Kentsel Dönüşüm Stratejisine Geçilmeli” Erdem, İMO Bursa Şube’nin Bursa’da öncelikli olarak tüm kenti kapsayan bir yapı stoğu envanteri oluşturulması gerektiğini vurguladığını belirterek, “Bütüncül Kentsel Dönüşüm Planlaması sürdürülürken ilk öncelik göçme riski taşıyan binalara verilmelidir. “Saha çalışmaları ile inşaat mühendislerinin yetkinliğinde, bina bina şehrimizin depreme karşı nasıl bir dirençte olduğu ortaya koyulmalı, göçme riski taşıyan binalar bir an önce belirlenerek vatandaş inisiyatifine bırakılmadan devlet desteğini alarak, gerekiyorsa güçlendirme, gerekiyorsa yerinde dönüşüm yöntemleri ile depreme karşı bir an önce dirençli hale getirilmelidir” dedi. Bu envanterin yalnızca bina yaşına göre değil; yapı sistemi, zemin koşulları, taşıyıcı sistem özellikleri, yapı denetim geçmişi, kullanım amacı ve mevcut fiziksel durum gibi kriterler dikkate alınarak RİSKLİ YAPI TESPİT YÖNETMELİĞİ EKİNDE TARİF EDİLEN ESASLARA GÖRE hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Erdem, elde edilecek verilerin Bursa’nın kentsel dönüşüm stratejisinin temelini oluşturması gerektiğini ifade etti. Erdem, “Önce riskli alanları ve riskli yapı stokunu bilimsel verilerle ortaya koymalıyız. Daha sonra bütün Bursa için ortak kriterleri içeren bir Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlanmalı. Kentsel dönüşüm parsel bazında rant üretme anlayışıyla değil, mahalle ölçeğinde, sosyal ve teknik altyapıyı da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır” diye kaydetti. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin devam eden Bursa’nın Dijital Deprem Risk Haritalanması projesinin de yapıların dayanıklılık analizlerinin yapılması, yapı stok analizleriyle envanter oluşturulması ve deprem risk haritalarının hazırlanmasını hedeflediğine dikkat çeken Erdem, “Bu tür çalışmalar önemli olmakla birlikte kent genelinde ortak bir veri altyapısı oluşturulması ve elde edilen verilerin kentsel dönüşüm kararlarının temelini oluşturması gerekiyor” dedi. “Kentsel Dönüşüm Parsel Bazlı Değil, Mahalle Bazlı Olmalı” İMO Bursa Şubesi’nin kentsel dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesi olarak görülmemesi gerektiğine yıllardır dikkat çektiğini vurgulayan Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erdem, “Depreme dirençli kent, yalnızca dirençli binalardan oluşmaz. Ulaşım aksları, açık alanlar, toplanma alanları, altyapı, itfaiye ve sağlık hizmetleri, enerji ve iletişim altyapısı da afet sonrasında çalışabilir durumda olmalıdır. Bu nedenle kentsel dönüşüm mahalle ölçeğinde ve bütüncül bir planlama anlayışıyla gerçekleştirilmelidir” ifadelerini kullandı. Kentsel dönüşüm süreçlerinin kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve vatandaşların katılımıyla şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Erdem, dönüşümün yalnızca ekonomik değer artışı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. “Binalar 5 Yılda Bir Muayene Edilmeli” Başkan Erdem, İMO Bursa Şubesi’nin önerileri arasında mevcut yapıların kullanım sürecinde düzenli olarak denetlenmesini sağlayacak Bina Muayene Sistemi de bulunduğunun altını çizdi. Erdem, doğru projelendirilmiş ve denetlenmiş bir binanın kullanım sürecinde taşıyıcı sistemine yapılan bilinçsiz müdahaleler nedeniyle riskli hale gelebileceğini belirterek, “Bir binanın güvenliği yalnızca inşa edildiği günle sınırlı değildir. Yapı, kullanım ömrü boyunca denetlenmelidir. Bu nedenle her binanın belirli periyotlarla, örneğin 5 yılda bir, taşıyıcı sistemine müdahale edilip edilmediği ve mevcut durumunun uygunluğu açısından muayene edilmesini öneriyoruz” dedi. Bu sistemin yalnızca bina güvenliği açısından değil, mühendislerin hukuki sorumluluklarının adil biçimde belirlenmesi açısından da gerekli olduğunu kaydeden Erdem, yapıdaki sonraki kullanıcı müdahalelerinin ilk projeyi hazırlayan veya şantiye şefliğini yapan mühendisin sorumluluğuna yüklenmemesi gerektiğini ifade etti. “Yapı Denetimi Güçlendirilmeli, Şiddet Önlenmeli” İMO Bursa Şubesi’nin, yapı denetim sisteminin bağımsızlığının ve etkinliğinin artırılması gerektiğine de dikkat çektiğini aktaran Erdem, “Yapı denetiminde elektronik görevlendirme sistemi önemli bir adım olmakla birlikte, uygulamada ortaya çıkan sorunların giderilmesi gerekiyor. Şantiyelerde denetim görevini yerine getiren meslektaşlarımızın tehdit ve şiddetle karşı karşıya kalması kabul edilemez. Yapı denetim mühendislerinin kamusal bir görevi yerine getirdiği gerçeğinden hareketle güvenliklerinin kamu güvencesi altına alınması gerekiyor” dedi. Yapı denetiminin etkin uygulanmasının yapı güvenliği açısından belirleyici olduğunu ifade eden Erdem, sistemin tüm paydaşların katılımıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Yetkin Mühendislik Sistemi Hayata Geçirilmeli” İMO Bursa Şubesi ayrıca inşaat mühendisliği hizmetlerinde yetkinlik ve belgelendirme sisteminin hayata geçirilmesi çağrısını yinelerken Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Dört yıllık lisans eğitimini tamamlayan her mühendisin, mesleki deneyim ve uzmanlık ayrımı yapılmaksızın sınırsız sorumluluk üstlenebilmesi doğru değildir. İnsan hayatını doğrudan ilgilendiren bir meslekte deneyim, uzmanlık ve mesleki yeterlilik mutlaka dikkate alınmalıdır” dedi. Yetkin mühendislik sisteminin; yapı güvenliği, mühendislik hizmetlerinin niteliği ve kamu yararı açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdem, meslek içi eğitim, sınav, deneyim ve belgelendirme esaslarına dayalı bir sistemin oluşturulmasını önerdi. Mühendislik mesleğinin hukuki ve mesleki çerçevesinin günümüz koşulları doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiğine de dikkat çeken Erdem, 1938 yılında yürürlüğe giren 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun’un, günümüzde mühendislik hizmetlerinin ulaştığı uzmanlaşma düzeyi, teknolojik gelişmeler, artan teknik sorumluluklar ve kamu güvenliği açısından ortaya çıkan yeni gereksinimler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Erdem, mühendislik hizmetlerinde yalnızca diploma sahibi olmanın mesleki yetkinliğin tek göstergesi olarak kabul edilmesi yerine; eğitim, mesleki deneyim, uzmanlık, sürekli gelişim, etik ilkeler ve belgelendirme kriterlerini esas alan çağdaş bir meslek düzenlemesinin oluşturulmasının önemine işaret etti. Bu kapsamda mühendislik yasasının, mesleki yetkinliği kademeli olarak tanımlayan, sorumluluk alanlarını uzmanlık ve deneyim düzeyiyle ilişkilendiren ve kamu güvenliğini merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla güncellenmesi gerektiğini vurguladı. “Deprem Öncesi İnşaat Mühendisiyle Tanışın” İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 17 Ağustos’un yıl dönümünde vatandaşlara da çağrıda bulunarak, deprem hazırlığının yalnızca kamu kurumlarının sorumluluğu olmadığını belirtti. Erdem, “Vatandaşlarımız oturdukları binaların durumunu sorgulamalı, taşıyıcı sistemlere yapılan müdahalelerin farkında olmalı ve risk gördüklerinde yetkin mühendislerden destek almalı. Deprem olduktan sonra değil, deprem olmadan önce inşaat mühendisiyle tanışmak gerekiyor” diye konuştu. Erdem sözlerini şöyle tamamladı: “Deprem bir doğa olayıdır; ancak yıkım kader değildir. 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen aynı başlıkları konuşuyor olmamız, artık daha fazla zaman kaybetmememiz gerektiğini gösteriyor. Bursa’nın yapı stoğunu bilmek, riskleri önceliklendirmek, bilimsel veriler ışığında kentsel dönüşümü gerçekleştirmek, yapı denetimini güçlendirmek ve yetkin mühendislik sistemini hayata geçirmek zorundayız. Deprem hazırlığı ertelenebilecek bir yatırım değil, doğrudan yaşam hakkının gereğidir.” İMO Bursa Şubesi, 17 Ağustos’un 27’nci yılında başta 17 Ağustos 1999 ve 6 Şubat 2023 depremleri olmak üzere tüm afetlerde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anarken, deprem riskinin azaltılması için şu başlıkların bir an önce hayata geçirilmesi çağrısını yineledi: • Tüm Bursa’yı kapsayan yapı stoğu envanterinin çıkarılması • Bilimsel verilere dayalı Bursa Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlanması • Kentsel dönüşümün mahalle ölçeğinde ve bütüncül biçimde gerçekleştirilmesi • Yapı denetim sisteminin bağımsız ve etkin hale getirilmesi • Binalar için periyodik muayene sisteminin hayata geçirilmesi • Şantiyelerde görev yapan mühendislerin güvenliğinin sağlanması • Yetkin mühendislik ve mesleki belgelendirme sisteminin oluşturulması • Meslek odalarının deprem ve kentsel dönüşüm süreçlerine etkin biçimde dahil edilmesi İMO Bursa Şubesi’nin mesajı net: Depremi beklemek yerine riski yönetmek, yapıların güvenliğini bugün sağlamak ve Bursa’yı dirençli bir kent haline getirmek için artık tek bir gün bile kaybedilmemeli. İMO Bursa Şube, Depreme Farkındalık Sergisi ile Bursalıları Bilinçlendirdi İMO Bursa Şubesi, deprem konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Gençlik Komisyonu’nun katkılarıyla 16 Ağustos Pazar günü Mudanya Mütareke Evi Müzesi önünde Deprem Farkındalık Standı kurdu. Vatandaşların deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda bilgilendirileceği stantta, yapı güvenliği ve deprem hazırlığına ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Mudanya Belediyesi’nin de destekleriyle gerçekleşen sergiye Bursalılar yoğun ilgi gösterirken, genç inşaat mühendisleri stantlara gelerek güvenli yapılar hakkında bilgi almak isteyen vatandaşların sorularını yanıtlayarak farkındalığı arttırmaya çalıştı. İMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem ve Yönetim Kurulu Üyeleri, standı ziyaret eden Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ı ve vatandaşları ağırladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.