Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Merkez Bankası

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Merkez Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Merkez Bankası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İş dünyasından çağrı: "Faiz indiriminin iş dünyasına yansıması önemli" Haber

İş dünyasından çağrı: "Faiz indiriminin iş dünyasına yansıması önemli"

Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Özhan, Türkiye Cumhuriyet Merkezi Bankası’nın politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 36 seviyesine çekmesini değerlendirdi. Dokuz ay sonra gelen faiz indiriminin iş dünyası açısından olumlu bir gelişme olduğunu belirten Özhan, üretim, yatırım ve ticaretin sürdürülebilirliği için finansman maliyetlerinin düşmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. İş dünyasının uzun süredir yüksek finansman maliyetlerinin oluşturduğu baskıyla mücadele ettiğini ifade eden Özhan, "Özellikle üretim yapan, yatırım gerçekleştiren ve ihracat pazarlarında rekabet etmeye çalışan işletmelerimiz açısından finansmana erişim ve kredi maliyetleri kritik önemde. Yüksek faizler, firmalarımızın yatırım kararlarını ertelemesine, işletme sermayesi maliyetlerinin artmasına ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün zayıflamasına neden oluyor. Bu nedenle Merkez Bankası’nın dokuz ay aradan sonra attığı faiz indirimi adımını olumlu karşılıyoruz" dedi. "Faiz indirimleri istikrarlı şekilde sürmeli" Faiz indirimlerinin ekonomik faaliyetlere kalıcı katkı sağlayabilmesi için sürecin istikrarlı biçimde devam etmesi gerektiğini kaydeden Özhan, değerlendirmesini şöyle sürdürdü; "İş dünyamızın beklentisi, faiz indirimlerinin enflasyonla mücadele hedefiyle uyumlu şekilde istikrarlı olarak sürmesi ve bu sürecin reel sektörün finansman şartlarına yansımasıdır. Politika faizindeki düşüşün ticari kredi faizlerine yansıması ve işletmelerimizin finansmana daha uygun şartlarda erişebilmesi gerekiyor. Özellikle KOBİ’lerimizin finansman yükünün hafifletilmesi, firmalarımızın yatırım bütçelerini ve üretim planlamalarını güvenle yapabilmeleri, üretim kapasitesinin korunması ve rekabet güçlerinin artırılması açısından büyük önem taşıyor."

Merkez Bankası faizi yüzde 36’ya indirdi Haber

Merkez Bankası faizi yüzde 36’ya indirdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’den yüzde 36’ya indirilmesine karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’tan yüzde 39’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e indirdi. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ''Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler ana eğilimdeki gerilemeyi teyit etmektedir. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalması, iç talepteki zayıf seyrin devam ettiğini göstermektedir. Diğer taraftan, canlılığını koruyan jeopolitik gerilimler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler sürmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır. ''

Bakan Kacır: "Ülkemizdeki OSB sayısını 374’e yükselttik" Haber

Bakan Kacır: "Ülkemizdeki OSB sayısını 374’e yükselttik"

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ANKIROS 2026 Fuarı ve 23. Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi açılışına katıldı. Bakan Kacır, 23 yıl önce 36 milyar dolar seviyesinde olan yıllık ürün ihracatını 283 milyar dolara taşıdıklarını ifade ederek, "Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği bakımından en önde gelen ihracatçı ülkedir" dedi. "Geçen yıl dünya ham çelik üretimi yüzde 2 daraldı, sektörümüz küresel eğilimden pozitif yönde ayrıştı" Bölgesinde güvenin ve istikrarın adresi haline gelen Türkiye'nin, küresel ve bölgesel meydan okumalara rağmen yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat rotasındaki kalkınma yolculuğunu emin adımlarla sürdürdüğünün altını çizen Bakan Kacır, "'Millî Teknoloji Hamlesi' hedeflerimize giden yolda, sanayimizin çarkları her geçen daha hızlı dönüyor. Türk demir çelik sektörü; yıllık 62 milyon ton üretim kapasitesiyle, geniş ürün grubu ve çevreci üretim altyapısıyla küresel tedarik zincirlerinde kritik rol üstleniyor. Küresel talepteki zayıflık ve ticarette artan korumacı tedbirler nedeniyle dünya ham çelik üretiminin yüzde 2 daraldığı geçtiğimiz yılda, sektörümüz değişen piyasa koşullarına hızla uyum sağlama kabiliyetiyle küresel eğilimden pozitif yönde ayrıştı" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin bugün Avrupa’nın en büyük, dünyanın 7. büyük çelik üreticisi konumunda bulunduğunu aktaran Bakan Kacır, "Geçtiğimiz yıl 8 milyar euroya yakın ciroya ve 6 milyar euronun üzerinde doğrudan ihracata ulaşan döküm sanayimiz de metal sektörümüzün göğsümüzü kabartan bir diğer koludur. Sektörümüzün üretim kapasitesini besleyen, teknolojik kapasitesini artıran adımlarımızla; bugün Avrupa'nın ikinci, dünyanın ise yedinci büyük döküm üreticisi konumuna ulaştık. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak metal sanayimizin tüm kollarında üretim kapasitesini, verimliliği ve katma değeri artıracak yatırımları desteklemeyi sürdürüyoruz" açıklamalarında bulundu. "Türkiye’yi küresel inovasyon liginde üst sıralara taşıyacağız" Merkez Bankasının 750 milyar liralık kaynak ayırdığı Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programıyla; Türkiye için stratejik değeri yüksek 1 milyar liranın üzerindeki yatırımlara yüzde 12,95 yıllık finansman maliyetine kadar uygun koşullu finansman imkanıyla, 2 yılı ana para ödemesiz, 10 yıl vadeli kaynak kullanımı imkânı sağladıklarını söyleyen Bakan Kacır, sözlerine şöyle devam etti: "Geçtiğimiz ay program kapsamında hayata geçirdiğimiz yeni uygulamayla, stratejik nitelik taşıyan tüm projelere doğrudan; 100 milyon liranın üzerinde yatırımla hayata geçen diğer projelere; yatırımın ilerleme seviyesi, OSB ve Endüstri Bölgelerinde gerçekleşme, yatırımcının Ar-Ge faaliyetleri gibi unsurları önceliklendirerek 1 yılı anapara ödemesiz 5 yıl vadeli, Merkez Bankası politika faiz oranının 10’da 7’si (bugün için yıllık yüzde 25,9) finansman maliyeti ile kaynak sunmak üzere adım attık. Ülkemizi daha fazla yeni teknoloji yatırımının adresi haline getirmek üzere hayata geçirdiğimiz bir diğer program, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programıdır. Programda; ölçeği, niteliği ve küresel değer zincirlerinde oluşturacağı etki itibarıyla ülkemize teknoloji geliştirme ve üretme kabiliyetinde önemli kazanımlar sağlayacak yatırımlar için cazip koşullarda finansman ve uygun yatırım alanları sunuyoruz. 2030 yılına dek 30 milyar dolar devlet desteğiyle hayata geçirmeyi hedeflediğimiz yatırımlar, Türkiye’yi küresel inovasyon liginde üst sıralara taşıyacak." "Ülkemizdeki OSB sayısını 374’e yükselttik" "Dünya Bankasıyla yürüttüğümüz 'Türkiye Yeşil Sanayi Projesi', 'Türkiye Organize Sanayi Bölgeleri Projesi' ve 'Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi' ile 1 milyar doların üzerinde finansmanı sanayicilerimize, KOBİ'lerimize ve yeşil teknoloji girişimlerine sunduk" diyen Bakan Kacır, "'Türkiye Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu'yla, sanayimizin yeşil dönüşüm yatırımlarına 2030’a kadar 5 milyar euroluk uluslararası finansman sağlamak üzere adım attık. Bizler, 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da istihdam sağlayan, üreten, ihraç eden ve bu ülke için elini taşın altına koymaktan çekinmeyenin yanında, yakınında olmayı sürdüreceğiz. 118 hektarlık Burdur Batı ve 38 hektarlık Amasya Gümüşhacıköy Organize Sanayi Bölgelerimizi ilan ederek ülkemize toplam 156 hektarlık yeni planlı sanayi alanı kazandırdık. Ülkemizdeki OSB sayısını 374’e yükselttik" şeklinde konuştu. Bakan Kacır, sanayinin köklü birikimini ileri teknolojinin sunduğu imkânlarla buluşturarak, daha fazla üreten, daha yüksek katma değer oluşturan ve küresel rekabette daha fazla söz sahibi olan bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceklerini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Ağustos ayı itibarıyla 176,6 milyar dolar oldu Haber

Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Ağustos ayı itibarıyla 176,6 milyar dolar oldu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ağustos ayı Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri'ni paylaştı. Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, bir önceki aya göre 25 milyon dolarak artarak Ağustos ayı itibarıyla 176,6 milyar ABD doları oldu. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 243,3 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,6 oranında azalarak 76,3 milyar ABD doları oldu. Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli kredi ve menkul kıymet yükümlülükleri, bir önceki aya göre yüzde 3,0 oranında azalarak 9,2 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 0,1 oranında azalışla 19,7 milyar ABD doları olurken, banka hariç mevduatlar yüzde 1,7 oranında artışla 22,0 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. TL cinsinden toplam mevduat yükümlülükleri ise yüzde 4,8 oranında azalarak 25,3 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 0,1 oranında artarak 74,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri, yüzde 0,8 oranında azalarak 64,5 milyar ABD doları olurken, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 6,6 oranında artarak 10,0 milyar ABD dolarına yükseldi. Döviz kompozisyonu incelendiğinde, KVDB stokunun yüzde 34,0’ını ABD doları, yüzde 27,1’ini euro, yüzde 25,6’sını Türk lirası ve yüzde 13,3’ünü diğer döviz cinsleri oluşturdu. Kalan vadeye göre KVDB stokunda, mevduat yükümlülükleri 67,0 milyar dolara düşerken, kredi ve menkul kıymet yükümlülükleri 75,1 milyar dolara düştü.

İYİ Partili Türkoğlu akaryakıt bayilerinin sorunlarını TBMM'ye taşıdı Haber

İYİ Partili Türkoğlu akaryakıt bayilerinin sorunlarını TBMM'ye taşıdı

İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, akaryakıt istasyonlarının artan işletme maliyetleri, yüksek faiz oranları, kredi kartı komisyonları ve sık değişen akaryakıt fiyatları nedeniyle ciddi bir finansman krizi yaşadığını belirterek konuyu Hazine ve Maliye Bakanlığı’na taşıdı. Türkoğlu, Türkiye genelindeki akaryakıt bayilerinin sorunlarını 18 maddelik yazılı soru önergesiyle TBMM gündemine getirdi. “100 LİRALIK AKARYAKITTA 3 LİRA KOMİSYON” Önergede, özellikle kredi kartı komisyonlarının bayiler üzerindeki yüküne dikkat çekildi. Litre fiyatı 102 TL olan bir akaryakıtta yüzde 3’lük POS komisyonunun yaklaşık 3,06 TL/litre anlamına geldiği belirtildi. Günde 10 bin litre akaryakıt satan bir istasyon için yalnızca POS komisyonunun günlük maliyetinin yaklaşık 30 bin 600 TL’ye ulaştığına işaret eden Türkoğlu, bunun personel, elektrik, kira, bakım, sigorta, vergi, SGK ve diğer giderler dahil edilmeden ortaya çıkan rakam olduğunu söyledi. “BAYİ İŞLETME SAHİBİ Mİ, TAHSİLAT ARACISI MI?” Türkoğlu, akaryakıt bayilerinin ürünü satın aldığını, stok riskini üstlendiğini, çalışan istihdam ettiğini ve vergisini ödediğini hatırlatarak, satış tahsilatı sırasında bir de bankaya komisyon ödemesinin sürdürülebilir olmadığını savundu. Milletvekili, “Akaryakıt bayisi işletme sahibi mi, finans kuruluşlarının tahsilat aracısı mı?” sorusunu gündeme taşıdı. FİYAT DEĞİŞİMLERİ SERMAYE İHTİYACINI ARTIRIYOR Önergede, akaryakıt fiyatlarındaki hızlı değişimin bayilerin işletme sermayesi ihtiyacını artırdığı da vurgulandı. Fiyat yükseldiğinde aynı miktardaki ürünü yeniden satın almak için daha fazla sermaye gerektiği, fiyat düşüşlerinde ise stok değer kayıplarının bayi üzerinde kaldığı ifade edildi. Türkoğlu, bu çerçevede sektörün gerçek kârlılığı ile ihtiyaç duyduğu sermaye arasındaki makasın ne kadar açıldığının açıklanmasını istedi. 18 maddelik soru listesi Türkoğlu’nun önergesinde, Bakanlıktan şu konulara ilişkin bilgileri talep etti: Türkiye’deki akaryakıt istasyonu sayısıSon 5 yıldaki kartlı satış hacmiBayilerin bankalara ödediği POS ve kartlı ödeme maliyetleri2024, 2025 ve 2026 yıllarındaki ortalama POS komisyon oranlarıFinansman maliyetleri nedeniyle faaliyetini sonlandıran veya istasyon devreden bayi sayısıBayilerin gerçek işletme sermayesi ihtiyacıAkaryakıt fiyat değişimlerinin stok değerlerine etkisi İYİ Partili Türkoğlu, önergesinde ayrıca POS komisyonlarının sınırlandırılması, vergi matrahında bazı maliyetlerin dikkate alınması, özel işletme sermayesi kredileri, faiz desteği ve KGF benzeri finansman mekanizmalarının oluşturulup oluşturulmayacağı da soruldu. Türkoğlu, BDDK, Merkez Bankası, Bankalararası Kart Merkezi ve Rekabet Kurumu ile ortak bir düzenleme yapılıp yapılmayacağını da gündeme getirdi.

Trump’tan Fed’in kararına tepki: "ABD’deki faiz oranları yüzde 1 veya daha az olmalıdır" Haber

Trump’tan Fed’in kararına tepki: "ABD’deki faiz oranları yüzde 1 veya daha az olmalıdır"

ABD Başkanı Donald Trump, ABD Merkez Bankası’nın faiz artırımı kararına tepki göstererek "ABD’deki faiz oranları yüzde 1 veya daha az olmalıdır. ABD için faiz oranlarını hızlıca düşürün!" çağrısında bulundu. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump’tan dikkat çeken bir açıklama geldi. Trump, sosyal medya hesabından yayınladığı mesajda "ABD’deki faiz oranları yüzde 1 veya daha az olmalıdır. Çünkü biz açık ara dünyadaki en iyi kredi itibarına sahibiz" ifadelerini kullandı. ABD’ye yapılan yeni yatırımlarda patlama yaşandığını belirten Trump, "Çoğuyla ticaret açığı verdiğimiz ülkelerle ticareti durdursaydık, yılda en az 1,5 trilyon dolar kazanırdık. ‘Açık’ kelimesi, zarar anlamına gelen süslü bir kelimeden başka bir şey değildir. Dünyadaki neredeyse her ülkeyi sırtımızda taşıyoruz ve bu daha fazla böyle devam edemez" değerlendirmesinde bulundu. Trump, "ABD için faiz oranlarını hızlıca düşürün!" çağrısı yaptı. Fed, 3 yıl aradan sonra ilk kez faiz artırımına gitmişti Fed, son toplantısında 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitmişti. Politika faizi 25 baz puan artırılarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltilmişti. Fed'den yapılan açıklamada, faiz artırım kararının oy birliği ile alındığı bildirilmişti.

Merkez Bankası faizi değiştirmedi, yüzde 37’de sabit tuttu Haber

Merkez Bankası faizi değiştirmedi, yüzde 37’de sabit tuttu

Merkez Bankası, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tuttu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz kararını açıkladı. Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdi. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu. Karar metninde şu ifadelere yer verildi: ''Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalması iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır. ''

Deprem bölgesinde konut arzı arttı, kira artışları yavaşladı Haber

Deprem bölgesinde konut arzı arttı, kira artışları yavaşladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) araştırmacıları Ali Arda Dalseçkin, Süreyya Güder Köşgeroğlu ve Muhammed Hamza Kayrıcı’nın incelemesine göre, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından bölgedeki konut stokunda yaşanan kayıp kira enflasyonunu yukarı çekti; kamu öncülüğündeki yeniden imar süreciyle birlikte kira artışları 2025’te belirgin biçimde yavaşladı. Merkez Bankası, deprem bölgesi konut arzı ve bölgesel kira enflasyonu gelişmelerine mercek tuttu. TCMB araştırmacılarının "Merkezin Güncesi" sayfasındaki çalışmada, deprem sonrası konut arzındaki azalmanın özellikle deprem bölgesindeki illerde kiraları hızla artırdığı, göç hareketleri nedeniyle de bazı büyükşehirler ve yakın illerde kira baskısının yükseldiği vurgulandı. Araştırmaya göre, deprem bölgesine coğrafi olarak yakın olan veya geçmişte güçlü göç ilişkileri bulunan illerde kira artışları daha sert gerçekleşti. DEPREM KONUTU TESLİMLERİ ARZI HIZLA ARTIRDI İncelemede, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) deprem konutu üretiminin 2025 başında 201 bin seviyesine, yıl sonunda ise yaklaşık 434 bine ulaştığı hatırlatıldı. Deprem öncesi üç yılda üretilen konut sayısının yaklaşık 213 bin olduğuna dikkat çekilen çalışmada, yapı kullanım izinlerinde de deprem bölgesinin Türkiye genelindeki payının yüzde 12’lerden yüzde 20’nin üzerine çıktığı kaydedildi. Bu toparlanmanın kira piyasasına da yansıdığı belirtilen araştırmada, deprem illerinde kira enflasyonunun 2023 ve 2024’te diğer illerin üzerinde seyrettiği, ancak 2025’te konut teslimlerinin hızlanmasıyla birlikte ivme kaybettiği ifade edildi. DOLAYLI ETKİ GÖÇ ALAN İLLERDE DE GÖRÜLDÜ Araştırmada, depremden dolaylı etkilenen illerde de kira enflasyonunun 2026 yılında belirgin biçimde gerilediği bildirildi. Bunun, deprem bölgesindeki konut arzının toparlanmasının geri göçü hızlandırarak kiralık konut talebini azalttığına işaret edebileceği değerlendirildi. İnşaat faaliyetlerinin bölgesel dağılımına da değinilen çalışmada, deprem konutu projelerinin büyük ölçüde tamamlanmasıyla birlikte inşaat sektörü istihdamının deprem bölgesinde gerilediği, buna karşılık deprem bölgesi dışındaki illerde arttığı aktarıldı. Bu durumun, konut arzındaki artışın önümüzdeki dönemde daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceği anlamına geldiği belirtildi. “KONUT ARZINDAKİ İYİLEŞME KİRA BASKISINI AZALTABİLİR” Özetle araştırmada, deprem sonrası konut stokundaki kaybın kira enflasyonunu olumsuz etkilediği, ancak yeniden imar faaliyetleriyle arzın güçlenmesi sonucu kira artışlarının deprem illerinde yavaşladığı sonucuna ulaşıldı. Çalışma, konut arzındaki iyileşmenin önümüzdeki dönemde kira enflasyonundaki baskıyı azaltabilecek temel unsurlardan biri olabileceğine işaret etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.