Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Mercedes-Benz

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Mercedes-Benz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mercedes-Benz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Muhammed Yarız’a ait 5 lüks aracın devir işlemleri mercek altında Haber

Muhammed Yarız’a ait 5 lüks aracın devir işlemleri mercek altında

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen fon soruşturması kapsamında, tutuklu Pusula Portföy Yönetimi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’a ait olduğu belirlenen toplam 200-220 milyon TL değerindeki 5 lüks aracın, soruşturma sürecinden kısa süre önce farklı kişilere devredildiği tespit edildi. Araçların 26 bin 280 TL toplam tutar karşılığında devredildiği belirlenirken, 4 araç muhafaza altına alındı, Audi Q8’in yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Başsavcılığa sunulan MASAK raporunda, Muhammed Yarız adına kayıtlı Audi Q8, McLaren 750S Coupe, Mercedes-Benz S 580 Maybach, Bentley Continental GT Speed ve Rolls-Royce Cullinan marka 5 aracın 7-8 Eylül 2026 tarihlerinde 4 farklı kişi üzerine devredildiği belirlendi. Açık kaynak piyasa, rayic ve kasko değerleri dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, 2023 model Audi Q8’in yaklaşık 10-11,5 milyon TL, 2023 model McLaren 750S Coupe’un 46-50 milyon TL, 2025 model Mercedes-Benz S 580 Maybach’ın 31-35 milyon TL, 2025 model Bentley Continental GT Speed’in 53-58 milyon TL ve 2023 model Rolls-Royce Cullinan’ın 55-65 milyon TL piyasa değerinde olduğu belirtildi. Devirlerde toplam 26 bin 280 TL ödeme Söz konusu araçların devirleriyle bağlantılı banka hareketlerinin incelenmesinde, Muhammed Yarız’ın hesabına "Taşıt Satış Bedeli" açıklamasıyla Hasan Kaytan tarafından 6 bin 256 TL ve 5 bin 756 TL, Hasan Dörtkardeş, Bolkan Bekçi ve İbrahim Halil Rat tarafından ise ayrı ayrı 4 bin 756 TL gönderildiği tespit edildi. Böylece toplam piyasa değeri yaklaşık 200-220 milyon TL olarak değerlendirilen 5 aracın devir işlemleriyle bağlantılı olarak Yarız’ın hesabına toplam 26 bin 280 TL yansıdığı belirlendi. MASAK raporunda, araçların nitelik ve değerleriyle uyumlu gerçek satış bedellerinin ödendiğini ortaya koyan bir tahsilat tespit edilemediği belirtildi. Bu tespitlerin ardından söz konusu araç devirlerinin gerçek bir satış ilişkisine dayanmadığı ve mal varlığının soruşturmadan kaçırılması amacıyla gerçekleştirilmiş olabileceğine ilişkin kuvvetli suç şüphesi bulunduğu değerlendirilerek araçlar hakkında el koyma tedbiri uygulandı. Araçların teknik incelemesi yapılacak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderilen müzekkereyle, el koyma kararı verilen araçların teknik incelemeye alınması talimatı verildi. İncelemelerde araçların şase ve motor numaralarında değişiklik veya tahrifat bulunup bulunmadığının, araç kimlik bilgileri ile tescil kayıtlarının uyumlu olup olmadığının ve herhangi bir sahtecilik yapılıp yapılmadığının araştırılması istendi. 4 araç muhafaza altında, Audi Q8 aranıyor Başsavcılık koordinesinde yürütülen çalışmalar sonucunda H.K. adına tescilli McLaren 750S Coupe ve Rolls-Royce Cullinan, B.B. adına tescilli Mercedes-Benz S 580 Maybach ile İ.H.R. adına tescilli Bentley Continental GT Speed yakalanarak muhafaza altına alındı. Toplam piyasa değeri yaklaşık 185-208 milyon TL aralığında değerlendirilen 4 aracın muhafaza altına alındığı, yaklaşık 10-11,5 milyon TL piyasa değerindeki H.D. adına tescilli Audi Q8’in yakalanmasına yönelik çalışmaların ise sürdüğü öğrenildi. Soruşturma kapsamında araçların devir işlemleri, ödeme hareketleri, mal varlığı ilişkileri ve teknik özelliklerine yönelik incelemelerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdüğü bildirildi.

Tek otobüsle başlayan tutku, klasik otobüs müzesine dönüştü Haber

Tek otobüsle başlayan tutku, klasik otobüs müzesine dönüştü

Bursa'da bir otobüsün restorasyonuyla başlayan tutku, yıllar içerisinde 16 araçlık koleksiyona dönüştü. 1950 ve 1960'lı yıllardan kalma otobüsleri yeniden ayağa kaldıran otobüs sahibi Bilal Acar ile restorasyon ustası Ahmet Canbaz, Türkiye'nin toplu taşıma geçmişini gelecek nesillere aktarmak amacıyla otobüs müzesi kurmaya hazırlanıyor. Ekip, araçların dönemine uygun olması için bulunması güç orijinal parçaları adeta yapboz gibi yurt içi ve yurt dışından temin ediyor. Bursa'da klasik otobüslere gönül veren Bilal Acar'ın yaklaşık 4-5 yıl önce bir otobüs alarak restorasyon için Ahmet Canbaz'a getirmesiyle başlayan süreç, kısa sürede büyüdü. Bir aracın ardından "Bunu da alalım, şunu da alalım" diyerek farklı dönemlere ait otobüsleri koleksiyona dahil eden Acar, zaman içerisinde araç sayısının 16'ya ulaşmasıyla müze kurma kararı aldı. Tek otobüsle başladı müzeye dönüştü Otobüs sahibi Bilal Acar, çalışmaların başlangıçta tek bir araç üzerinden ilerlediğini belirterek, zamanla koleksiyon fikrinin ortaya çıktığını söyledi. Acar, amaçlarının yalnızca eski araçları bir araya getirmek olmadığını, Türkiye'nin toplu taşıma tarihini gelecek nesillere göstermek istediklerini ifade etti. Özellikle 1950'li yıllarda kullanılan otobüslerin dönemin ulaşım şartlarını yansıttığını anlatan Acar, geçmişte insanların Doğu ve Karadeniz'den İstanbul'a günler süren yolculuklar yaptığını belirterek, o dönemin otobüslerinin korunmasının önemine dikkat çekti. Müze için hazırlanan otobüslerin restorasyonunda en büyük zorluklardan biri ise yıllar önce üretimden kaldırılan parçaları bulmak. Restorasyon ustası Ahmet Canbaz ve Acar, araçları mümkün olduğunca orijinal haline döndürmek için Türkiye'de bulunmayan parçaların izini sürüyor. Bazı parçalar Almanya başta olmak üzere yurt dışından temin edilirken, yıllarca depolarda veya özel koleksiyonlarda saklanmış parçalar da araştırılarak araçlarla yeniden buluşturuluyor. Kimi zaman tek bir parçanın bulunmasının dahi uzun yıllar sürdüğü belirtilirken, bulunan parçalar adeta bir yapbozun parçaları gibi araçların üzerinde yerini alıyor. 1966 model Mercedes-Benz otobüsün orijinal Hella stop lambalarının yanı sıra Mercedes 321 modeline ait orijinal far ve stop parçalarının da tesadüfen bulundukları ifade edilirken, bazı parçaların ise araçların restorasyonu başlamadan yıllar önce satın alınarak saklandığı aktarıldı. Tamamen el işçiliğiyle gerçekleştirilen restorasyonlarda bir aracın tamamlanması 1-2 yılı bulabiliyor. Üretimlerinin üzerinden onlarca yıl geçmesi nedeniyle parçaları bulunamayan otobüslerde ise restorasyon süreci daha da uzayabiliyor. Koleksiyonda 1950 ve 1960'lı yıllardan kalma çok sayıda otobüs bulunurken, amaç her aracı mümkün olduğunca kendi döneminin özelliklerini taşıyacak şekilde yeniden hayata geçirmek. "Geçmişi göstermemiz lazım" Bilal Acar, otobüs müzesini gelecek nesillere geçmişteki ulaşım şartlarını göstermek için kurmak istediklerini belirterek, "Kendimiz de toplu taşımacılığın nereden nereye geldiğini bizden sonraki nesillere göstermemiz lazım. İnsanlar 1950'li yıllarda bulunan otobüslerle Doğu'dan, Karadeniz'den İstanbul'a iki günde, üç günde gelmiş. Bunları yaşatmamız lazım. Bizden sonraki nesillerin bunları görmeleri lazım" dedi. 16 otobüslük koleksiyonun daha geniş bir alanda sergilenmesi için de hazırlık yapılıyor. İzmit'de yaklaşık 3 dönümlük yeni bir alan üzerinde proje çalışması yürütülürken, onayların ardından ofis, atölye ve araçların korunacağı kapalı alanların oluşturulması planlanıyor. Koleksiyonun tamamlanmasıyla birlikte ziyaretçilerin yalnızca eski otobüsleri görmesi değil, Türkiye'de toplu taşımacılığın geçirdiği değişime de tanıklık etmesi hedefleniyor. Geçmişin ulaşım kültürünü korumak için çalışmalarını sürdüren Acar ve Canbaz, "Geçmişe sahip olmak güzel bir şey. Geçmişi unutmadan ilerlemek daha da güzel bir şey" anlayışıyla otobüsleri gelecek nesillere bırakmayı amaçlıyor.

Osmanlı Hanedanı'nın özel eserleri müzayedede görücüye çıkıyor Haber

Osmanlı Hanedanı'nın özel eserleri müzayedede görücüye çıkıyor

Arthill'in 49. müzayedesinde Osmanlı Hanedanı'na ve saray çevresine ait 150 özel eser sanatseverlerle buluşacak. 1918 yılında dedesiyle başlayan koleksiyonerlik serüveni boyunca 30 binin üzerinde eser toplayan Arthill Müzecilik Kurucusu Hüseyin Kocabaş, müzayedede Sultan Abdülmecid Han'ın diplomatik hediye olarak verdiği altın mineli enfiye kutusundan Sultan 2. Abdülhamid Han için hazırlanan özel esans şişesine, Şehzade Mehmet Burhaneddin Efendi'ye ait Odiot imzalı gümüş takımdan farklı dönemlere ait saray eserlerine kadar çok sayıda özel parçanın yer aldığını söyledi. Kocabaş, koleksiyonerlere sahte eser konusunda da uyarıda bulundu. Osmanlı Hanedanı'nın kullandığı, hanedan üyeleri için özel olarak hazırlanan ve saray çevresine ait birbirinden değerli eserler, Arthill tarafından düzenlenecek 49. müzayedede 16 Ağustos Pazar günü koleksiyonerlerin karşısına çıkacak. Sultan 3. Ahmet Han'dan Sultan 5. Murat Han'a kadar uzanan geniş bir döneme ait 150 parçanın yer aldığı müzayedede, diplomatik hediyelerden saray için üretilen özel eşyalara kadar çok sayıda eser satışa sunulacak. Koleksiyoner Hüseyin Kocabaş, Osmanlı sanat eserlerinin taşıdığı tarihi ve sanatsal değere dikkat çekerken, koleksiyonerlere sahtecilik konusunda da önemli uyarılarda bulundu. Öte yandan, müzayede içerisinde 2. Dünya savaşı ve savaş öncesi dönemine ait, Mercedes-Benz Type 230 Cabriolet (1938) BMW Isetta 300 (1956) gibi birçok araç yer alıyor. "Bizim ailemizde koleksiyonerlik 1918 yılında dedemle başladı. Sonrasında babam, ben ve şu anda da dördüncü kuşaktan devam eden bir koleksiyonerlik geçmişimiz var. Aile olarak bugüne kadar birçok alanda eserler topladık. 30 binin üzerinde eserden bahsediyoruz. Bu koleksiyonun büyük çoğunluğu tabii ki müzelerde sergileniyor. Türkiye'nin ilk özel müzesi, Sadberk Hanım Müzesi'nin de temelini oluşturan bir koleksiyon. Bizimki de Türkiye'nin ilk kişisel özel müzesi diyebiliriz. Nişantaşı'nda bir apartman dairesinde kuruldu. Aynı zamanda dünyada da bu şekildeki ilk müze. Dünyada da 1980'lerde en önemli iki koleksiyondan birisi sayılan bir koleksiyon" dedi. "Çok fazla özel eser var bu müzayedede" Şu anda Arthill'in galeri kısmındayız. Biz müzecilik firmasıyız. Aynı zamanda müzayedeler de düzenliyoruz. Şu anda da pazar günü 49. müzayede ile sanatseverler ve koleksiyonerlerle buluşacağız. Bu müzayedede de Sultan III. Ahmet Han'dan Sultan V. Murat Han'a kadar geniş bir skalada eserler yer alıyor. Sultanlar tarafından hediye edilmiş, sultanların şahsına yapılmış ve dönemin önemli saray yüksek erkanlarına ait çok özel eserlerin olduğu 150 parçalık bir koleksiyon. Çok fazla özel eser var bu müzayedede. Bunlardan en önemlileri Sultan Abdülmecid Han'ın diplomatik hediye olarak verdiği altın mineli bir enfiye kutusu. 1839 yılında Beylerbeyi Sarayı'ndaki seremonide Prusya Kraliyet Yüzbaşısı Sultan Abdülmecid Han tarafından takdim edilmiş. İçerisinde de sultandan ithaf, "Beylerbeyi Sarayı, Konstantinopol ve 1839" ibaresi yer alan, ithafı çok çok özel bir kutu" diye konuştu. "Sultan II. Abdülhamid Han için hazırlanan özel esans şişesinde Sultan'ın özel tuğrası bulunuyor" Sultan II. Abdülhamid Han'ın sanata çok meraklı ve dünyada da geçmiş tarihte kişisel koleksiyon oluşturan önemli kişilerden birisi olduğunu vurgulayan Kocabaş, "Sultanın önemli koleksiyonunun önemli bir bölümü döneminde Paris'teki bir müzayedede satılmıştı. Muhtemelen bu eser de sultanın amulet koleksiyonunu tertip ettiği çok özel bir muhafaza. Müzayedemizdeki diğer önemli bir eser de Sultan II. Abdülhamid Han için yapılmış bir eser. Yılda bir kere Topkapı Sarayı'nda düzenlenen Has Oda'daki Pars merasimi sırasında Hırka-i Saadet dairesinde özel bir esans hazırlanıyor. Bunun sultan için konulduğu özel billur cam şişe bulunuyor. Şişenin muhafazasında Sultan II. Abdülhamid Han'ın şahsi inisiyali, billur şişenin de bütün mekanizması altındır. Kapak kısmında da Sultan II. Abdülhamid Han'ın tuğrası, El Gazi mahlas ve Osmanlıca "Itıra, Hırka-i Saadet" yazısı yer almaktadır. Çok özel bir parçadır" dedi. "Koleksiyonerle alıcıyı ayırt etmek gerekir, koleksiyonerlik bambaşka bir olay" Koleksiyonerlikte dünyada her zaman bir sahtecilik yaşandığını belirten Kocabaş, "Bunun için çok dikkat etmek gerekir. Koleksiyonerlerin ciddi bir ekspertiz sürecinden geçmiş eserlere yönelmeleri, ciddi kurumsal firmalarla çalışmaları ve her zaman aldıkları eserlerin yanında bir sertifika talep etmeleri. Gelen genç nüfusla beraber koleksiyoner ve meraklı sayısı artıyor. Koleksiyonerle alıcıyı ayırt etmek gerekir. Koleksiyonerlik bambaşka bir olay. Biriktirdiğiniz eserlerle alakalı bir skala oluşturmanız lazım. Bunlarla alakalı araştırmalar yapmanız lazım, bir arşiv oluşturmanız lazım. Onun haricindeki eser toplama, o toplayıcılıktan öteye gitmez" diye konuştu. "Özel ilgi alanımızda topladığımız koleksiyonda Osmanlı Hanedanı koleksiyonu var" Uzmanlık alanının Türk-İslam eserleri ve Osmanlı sanat eserleri ağırlıklı olduğunu ifade eden Kocabaş, "Bunun yanında Türk resmi, oryantalist resim sanatı, Türk hat sanatı, Osmanlı pazarı için yapılmış eserler, Çin porselenleri, gene Osmanlı Sarayı için yapılmış eserler yer alıyor. Bu skalada koleksiyon yapmaya ve bu tip eserlerin ekspertizini yaparak koleksiyonerlere sunmaya çalışıyoruz. Özel ilgi alanımızda topladığımız koleksiyonda Osmanlı Hanedanı koleksiyonu var. Buradaki amacımız Osmanlı sultanlarına ait, sultanlar için yapılmış çok üst seviye eserleri biriktirmek, doğru ekspertizini yapmak, bunları dönem dönem kamuoyuyla, halkla, koleksiyonerlerle paylaşmak ve tüm dünyadaki bu tip eserleri de bünyemizde biriktirmek ve toplamak" dedi. "Osmanlı sanat eserleri, dünyadaki üst seviye tüm koleksiyonerlerin ilgisini çeken eserlerdir" Kocabaş, "Benim en çok hoşuma giden, saray için yapılmış çok özel eşyalar. Müzayedemizde Şehzade Mehmet Burhaneddin Efendi'ye ait bir gümüş takım var. Bu takım da Odiot tarafından Paris'te şehzade için özel olarak yapılmış ve şehzadenin sünnet töreninde takdim edilmiş çok çok özel bir eser. 20 kilo civarında, her parçası hanedan taşlı çok özel bir takım. Türk-İslam eserleri, özellikle Osmanlı sanat eserleri, hem Türk koleksiyonerlerin hem dünyadaki üst seviye tüm koleksiyonerlerin özellikle ilgisini çeken eserlerdir. Çünkü döneminde dünyaya hükmeden bir imparatorluk ki keza bugün imparatorluğu yeniden sultanların hemen hemen hepsi sanatkâr ve sanata meraklı. Bu sonuçta da bu zenginlik, bu ihtişam doğal olarak sanata da yansıyor ve döneminde çok çok özel sanat eserleri ortaya çıkıyor" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.