Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Menopoz

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Menopoz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Menopoz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İdrar kaçırmak çok doğal Haber

İdrar kaçırmak çok doğal

Gülerken, öksürürken, hapşırırken ya da merdiven çıkarken yaşanan istemsiz idrar kaçırmanın birçok kadının yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Begüm Uzsezer Güler, "Pek çok kadın bu sorunu yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak kabul ediyor. Hayatın her döneminde, özellikle de doğum sonrası ve menopoz sürecinde sık görülen idrar kaçırma utanılacak değil, tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu" dedi. İdrar kaçırmanın her yaşta görülebileceğini belirten Acıbadem Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Begüm Uzsezer Güler, "İdrar kaçırma, kişinin istemi dışında idrarını tutamaması olarak tanımlanır. Özellikle doğum yapmış kadınlarda, menopoz döneminde ve ileri yaşlarda daha sık görülse de bu durum yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Kadınların önemli bir bölümü yaşamlarının herhangi bir döneminde bu sorunla karşılaşabiliyor" dedi. "Gebelik, doğum ve menopoz riski artırıyor" İdrar kaçırmanın birçok farklı nedene bağlı gelişebildiğini ifade eden Güler, "Gebelik ve doğum sırasında pelvik taban kaslarının zayıflaması önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Menopoz döneminde östrojen hormonunun azalması, fazla kilo, kronik kabızlık, uzun süreli öksürük, sigara kullanımı ve ağır kaldırmayı gerektiren işler de idrar kaçırma riskini artırabiliyor" diye konuştu. "Gülerken ya da öksürürken idrar kaçırmak en sık görülen tablo" Kadınlarda en sık görülen idrar kaçırma tipinin, karın içi basıncının arttığı durumlarda ortaya çıktığını belirten Güler, "Öksürme, hapşırma, gülme, egzersiz yapma ya da merdiven çıkma sırasında yaşanan idrar kaçırma en sık karşılaştığımız tablodur. Bazı kadınlarda ise ani ve şiddetli idrar yapma isteği oluşur, tuvalete yetişemeden kaçırma görülebilir. Her iki tip birlikte de görülebilmektedir" ifadelerini kullandı. "Kadınlar sosyal yaşamdan uzaklaşabiliyor" İdrar kaçırmanın yalnızca fiziksel bir sağlık sorunu olmadığını vurgulayan Güler, "Bu problem kadınların sosyal yaşamını, iş hayatını ve psikolojisini de etkileyebiliyor. Spor yapmaktan, uzun yolculuklardan, hatta sosyal ortamlara katılmaktan kaçınan birçok kadınla karşılaşıyoruz. Oysa erken dönemde başlanan tedavilerle oldukça başarılı sonuçlar elde edilebiliyor" dedi. "Tedavi, hastalığın tipine göre planlanıyor" Tedavinin kişiye özel planlandığını belirten Güler, "İlk aşamada kilo kontrolü, sigaranın bırakılması, kabızlığın önlenmesi ve pelvik taban kaslarını güçlendiren kegel egzersizleri önerilebiliyor. Gerektiğinde ilaç tedavileri uygulanırken, ileri düzey stres tipi idrar kaçırmalarda modern cerrahi yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabiliyor. Günümüzde uygulanan cerrahi teknikler sayesinde hastalar kısa sürede günlük yaşamlarına dönebiliyor" diye konuştu. "Sessizce yaşamayın, destek alın" İdrar kaçırmanın utanılacak ya da gizlenecek bir durum olmadığını belirten Güler, "Birçok kadın yıllarca bu sorunu normal kabul ederek yaşamayı tercih ediyor. Oysa erken tanı ve doğru tedaviyle yaşam kalitesini belirgin şekilde artırmak mümkün. İstemsiz idrar kaçırma yaşayan kadınların bu durumu kabullenmek yerine bir uzmana başvurmaları büyük önem taşıyor" dedi.

MENOPOZUN SİNSİ TEHLİKESİ: KAS KAYBI Haber

MENOPOZUN SİNSİ TEHLİKESİ: KAS KAYBI

Menopoz döneminde kadın metabolizmasında yaşanan değişimlere dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran, sürecin yalnızca hormonal bir evre olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Menopozla birlikte vücutta en çok gözden kaçan noktanın kas kütlesindeki azalma olduğunu ifade eden Dr. Kuzukıran, bu durumun fiziksel güçten kemik sağlığına, dengeden metabolizma hızına kadar tüm yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini söyledi. “Menopoz Bir Günde Gelmiyor, Hazırlık 40’lı Yaşlarda Başlamalı” Pek çok kadının menopoza hazırlık için belirtilerin başlamasını beklediğini dile getiren Op. Dr. Nuray Kuzukıran, “Menopoz bir günde gelişen bir durum değildir, yıllar içinde hormonal değişimlerin etkisiyle vücutta kademeli dönüşümler yaşanır. Bilimsel veriler bize gösteriyor ki menopoza hazırlık aslında 40’lı yaşlarda, hatta daha erken dönemde başlamalıdır. Bu süreçte alınacak doğru önlemler, ilerleyen yıllardaki yaşam kalitesini belirleyen en büyük yatırımdır. Günümüzde kası sadece hareket etmemizi sağlayan bir yapı olarak değil, vücudun en önemli metabolik organlarından biri olarak kabul ediyoruz. Kaslarımız kan şekeri kontrolünden insülin duyarlılığına, enerji tüketiminden denge ve koordinasyona kadar pek çok vital işlevi üstlenir. Yaşla birlikte ortaya çıkan ve sarkopeni olarak adlandırılan kas kaybı, menopozda östrojen hormonundaki hızlı düşüşle birlikte çok daha belirgin bir hal alır” dedi. “Eskisi Kadar Yemiyorum Ama Kilo Alıyorum” Diyorsanız Nedeni Azalan Kaslar Östrojenin sadece bir kadınlık hormonu olmadığını, kas, kemik, kalp-damar ve beyin dokusu üzerinde koruyucu kalkan görevi üstlendiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Kuzukıran, östrojenin çekilmesiyle kas protein sentezinin yavaşladığını ve karın çevresinde yağlanmanın arttığını kaydetti. “Eskisi kadar yemiyorum ama yine de kilo alıyorum” şikayetinin temelinde bazal metabolizma hızının düşmesi ve azalan kas kütlesi olduğunu vurgulayan Op. Dr. Kuzukıran, bu dönemde sadece tartıdaki rakama odaklanmanın yanlış olduğunu, asıl hedefin vücudun yağ-kas dengesini muhafaza etmek olması gerektiğini altını çizdi. Osteoporoza Karşı En Etkili İlaç: Direnç Egzersizleri ve Protein Güçlü kasların güçlü kemikler anlamına geldiğini ifade eden Op. Dr. Nuray Kuzukıran, kemik yapımını uyarmak için kasların kemiklere mekanik yük uygulamasının şart olduğunu söyledi. Yalnızca kalsiyum takviyesi almanın menopozda yeterli gelmeyeceğini belirten Op. Dr. Kuzukıran, “Haftada en az 2-3 gün yapılacak ağırlık çalışmaları, direnç bantları, pilates, tempolu yürüyüş veya Tai Chi gibi denge egzersizleri kas kaybını yavaşlatmada en güçlü ilacımızdır. Bunun yanı sıra yaş ilerledikçe vücudun proteini işleme verimliliği düştüğü için yumurta, yoğurt, kefir, balık, baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarını gün içine dengeli dağıtarak tüketmek gerekir. Ayrıca kas onarımının gerçekleştiği kaliteli gece uykusu ve kortizolü dengeleyecek stres yönetimi de bu bütüncül yaklaşımın ayrılmaz birer parçasıdır” şeklinde konuştu. “Güçsüz Yaşlanmak Büyük Ölçüde Önlenebilir” Menopoz döneminde D ve B12 vitamini, demir depoları, tiroid, kan şekeri ve kemik mineral yoğunluğu ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini hatırlatan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Nuray Kuzukıran açıklamasını “Menopozu korkulacak değil, doğru hazırlanılacak bir dönem olarak görmeliyiz. Asıl hedefimiz sadece yaşam süresini uzatmak değil, sağlıklı ve bağımsız kalınan süreyi artırmaktır. Yaş almak kaçınılmazdır ancak güçsüz yaşlanmak büyük ölçüde önlenebilir. Kas kütlesini korumak rahat yürüyebilmek, merdiven çıkabilmek, torunları kucağa alabilmek ve düşme riskinden uzak kalabilmek için şarttır. Menopoza hazırlanmanın en doğru zamanı yarın değil, bugündür” diyerek tamamladı.

Aşırı terleme kalp yetmezliğinin habercisi olabilir Haber

Aşırı terleme kalp yetmezliğinin habercisi olabilir

Terleme, vücudun sıcaklık dengesini korumak için gerçekleştirdiği doğal bir mekanizma olarak bilinirken, aşırı terleme bazı kişilerde günlük yaşamı ve sosyal hayatı olumsuz etkileyebilecek boyutlara ulaşabiliyor. Uzmanlara göre aşırı terleme, vücudun ısı düzenlemesi için ihtiyaç duyduğundan daha fazla ter üretmesiyle ortaya çıkıyor. Ter bezlerinin herhangi bir sıcak ortam, egzersiz veya belirgin bir neden olmaksızın aşırı çalışması durumunda kişiler kıyafet değiştirmek zorunda kalabiliyor, günlük aktivitelerinde zorluk yaşayabiliyor. Aşırı terlemenin en sık görüldüğü bölgeler arasında avuç içleri, ayak tabanları, koltuk altları ve yüz bölgesi yer alıyor. PEK ÇOK FARKLI NEDENİ OLABİLİR Aşırı terleme; genetik yatkınlık, enfeksiyonlar, diyabet, tiroit hastalıkları, obezite, kalp yetmezliği gibi sağlık sorunlarının yanı sıra menopoz ve hamilelik gibi hormonal değişimlere bağlı olarak da gelişebiliyor. Hastalıkla ilişkili olmayan primer bölgesel aşırı terleme ise genellikle stres, egzersiz, sıcaklık artışı ve genetik faktörlerle tetiklenebiliyor. Sekonder aşırı terleme olarak adlandırılan ve başka bir sağlık sorununa bağlı gelişen durumlarda ise diyabet, tiroit bozuklukları, sinir sistemi hastalıkları, alkol kullanımı, solunum ve kalp yetmezliği gibi nedenler araştırılıyor. Aşırı terleme belirtileri yaş gruplarına göre farklılık gösterebiliyor. Ciltte sürekli nem hissi, kıyafetlerde ter lekeleri, vücut kokusunda artış, cilt tahrişi ve enfeksiyon eğilimi sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. Çocuklarda aşırı terleme; yazı yazarken kâğıdın ıslanması, bilgisayar klavyesi kullanırken zorlanma veya enstrüman çalmada güçlük gibi işlevsel problemlere neden olabilirken, yetişkinlerde daha çok sosyal yaşamı etkiliyor. Bazı kişiler el sıkışmaktan kaçınabiliyor veya sosyal ortamlarda rahatsızlık hissedebiliyor. İleri vakalarda eller silindikten kısa süre sonra yeniden yoğun terleme görülebilirken, nadiren ciltte renk değişikliği ve pullanma gibi dermatolojik bulgular da ortaya çıkabiliyor. TANI VE TEDAVİDE NEDEN ARAŞTIRILIYOR Aşırı terleme şikâyeti olan kişilerin öncelikle dahiliye veya dermatoloji uzmanlarına başvurması öneriliyor. Gerekli durumlarda endokrinoloji, nöroloji veya ilgili diğer branşlardan destek alınabiliyor. Tanı çoğunlukla hastanın öyküsü ve fizik muayene ile konulurken; kan testleri, tiroit fonksiyonları, kan şekeri ölçümleri ve hormonal incelemelerle altta yatan hastalıkların araştırılması sağlanıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Meral Maralcan, aşırı terleme tedavisinin hastalığın tipine, şiddetine, etkilenen bölgeye ve altta yatan nedene göre kişiye özel planlandığını söyledi. Maralcan, aşırı terlemenin yalnızca bir konfor problemi olmadığını, bazı durumlarda farklı sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini belirterek, yaşam kalitesini etkileyen yoğun terleme şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

RİSK MENOPOZDAN SONRA DA SÜRÜYOR Haber

RİSK MENOPOZDAN SONRA DA SÜRÜYOR

Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, isim değişikliğinin hastalığın daha doğru anlaşılması açısından önemli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Erdoğan Aslan, eski ismin hastalığı tam olarak anlatmadığını belirterek, “Bu rahatsızlık yıllardır ‘yumurtalıkta kist var’ gibi algılanıyordu. Oysa birçok hastada gerçek anlamda bir kist bulunmuyor. Ultrason sırasında görülen yapılar aslında yumurtlamanın belli bir aşamasında gelişimi durmuş yumurta kesecikleridir. Ayrıca hastalık sadece yumurtalıkları değil, hormon sistemini ve metabolizmayı da etkiliyor” dedi. Sadece adet düzensizliği değil Toplumda çoğu zaman adet düzensizliği, tüylenme, sivilce veya çocuk sahibi olamama gibi sorunlarla bilinen bu rahatsızlığın aslında daha geniş etkileri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Aslan, hastalığın insülin direnci ve kilo problemiyle de bağlantılı olduğuna dikkat çekti. Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Aslan, “Bu durum yalnızca kadın hastalıklarıyla ilgili bir sorun değil. Fazla kilo, insülin direnci, şeker hastalığı riski, yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıklarıyla da ilişkili. Hastalığın yeni adı, bu yönünü daha görünür hale getiriyor” diye konuştu. Tanı yöntemi değişmedi İsim değişse de hastalığın tanı yönteminin aynı kaldığını belirten Prof. Dr. Aslan, doktorların hala mevcut kriterleri kullandığını söyledi. Buna göre kadınlarda, adet düzensizliği veya yumurtlama sorunu, erkeklik hormonunun fazla olması nedeniyle aşırı tüylenme ya da laboratuvar bulguları ve ultrasonda polikistik görünüm gibi belirtilerden en az ikisinin bulunması tanı koymak için yeterli kabul ediliyor. “Menopozla biten bir hastalık değil” Hastalığın sadece doğurganlık çağındaki kadınları etkilediği düşüncesinin yanlış olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erdoğan Aslan, menopoz sonrası dönemde de risklerin devam ettiğini söyledi. Aslan, “Birçok kişi bu rahatsızlığın menopozla birlikte sona erdiğini düşünüyor. Ancak bu doğru değil. Hastalık, üreme dönemi bittikten sonra da metabolik etkileriyle devam ediyor. Özellikle kilo artışı, diyabet ve kalp hastalığı riskleri menopoz sonrasında daha belirgin hale gelebiliyor. Bu nedenle kadınların düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Uzmanlar, isim değişikliğinin en önemli amacının hastalığın yalnızca doğurganlıkla ilgili bir sorun değil, aynı zamanda tüm vücudu etkileyebilen hormonal ve metabolik bir durum olduğuna dikkat çekmek olduğunu belirtiyor.

Menopoz yaşını öne çeken kritik faktörler Haber

Menopoz yaşını öne çeken kritik faktörler

Menopoz, kadınlarda bir yıl boyunca adet görülmemesi olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde ortalama menopoz yaşı 50–51 iken, Türkiye’de bu yaş aralığı 47–49 olarak belirtiliyor. Ancak bazı çevresel ve yaşam tarzı faktörleri menopoz sürecini birkaç yıl öne çekebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Cavide Ali, aile öyküsü, genetik faktörler, kanser tedavileri, bazı cerrahi müdahaleler ve otoimmün hastalıkların değiştirilemez risk faktörleri olduğunu vurgularken; sigara, stres, uykusuzluk ve beslenme alışkanlıklarının ise kontrol altına alınabileceğini belirtti. Dr. Cavide Ali, erken menopoz riskini azaltmak için sigaranın bırakılması, dengeli beslenme, sağlıklı kilo aralığının korunması, stres yönetimi ve düzenli uyku alışkanlığının büyük önem taşıdığını ifade etti. Dr. Ali, “Yaşam tarzındaki doğru adımlar, menopoz sürecinin doğal zamanında gerçekleşmesine katkı sağlayabilir” diyerek risk faktörlerine dikkati çekti. SİGARA MENOPOZU 2 YIL ERKENE ÇEKEBİLİYOR Sigaranın, yumurtalıklardaki foliküllerin daha hızlı tükenmesine yol açtığını belirten Dr. Ali, nikotin ve toksik maddelerin yumurtalık dokusunda hasar oluşturduğunu söylüyor. 2018 yılında yayımlanan geniş bir meta-analize göre sigara içen kadınlar menopoza ortalama 2 yıl daha erken giriyor. AŞIRI ZAYIFLIK RİSK OLUŞTURUYOR Yağ dokusunun östrojen üretimine katkı sağlayan aktif bir doku olduğunu belirten Dr. Ali, düşük vücut kitle indeksine sahip kadınlarda menopoz yaşının daha erken görülebildiğini ifade ediyor. Uzun süreli kalori kısıtlamasının yumurtalık fonksiyonlarını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. KRONİK STRES HORMON DENGESİNİ BOZUYOR Yüksek stres düzeyi, üreme hormonlarının düzenlendiği sistemi etkileyebiliyor. Sürekli yüksek seyreden kortizol hormonu, yumurta rezervinin daha hızlı tükenmesine zemin hazırlayabiliyor. Çalışmalar, yoğun stres yaşayan kadınlarda menopoz riskinin daha erken yaşta ortaya çıkabildiğini gösteriyor. UYKUSUZLUK BİYOLOJİK SAATİ ETKİLİYOR Kaliteli uykunun hormon dengesi açısından kritik olduğunu vurgulayan Dr. Ali, özellikle gece salgılanan melatonin hormonunun üreme sistemi üzerinde düzenleyici rol oynadığını belirtiyor. Kronik uykusuzluk; melatonin azalması, artmış oksidatif stres ve hormonal dengesizlik yoluyla menopoz sürecini hızlandırabiliyor. BESLENME ALIŞKANLIKLARI BELİRLEYİCİ Araştırmalar; yağlı balık ve baklagil tüketiminin menopoz yaşını geciktirebildiğini, rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin ise süreci öne çekebildiğini ortaya koyuyor. Bitkisel protein, D vitamini ve antioksidan açısından zengin sebze-meyve tüketimi koruyucu etki gösterirken; yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalar hormonal dengeyi olumsuz etkileyebiliyor. PLASTİKLERDEKİ KİMYASALLARA DİKKAT BPA ve ftalat gibi endokrin bozucu kimyasalların östrojen benzeri etki göstererek hormonal dengeyi bozabildiği belirtiliyor. Yüksek çevresel toksin düzeylerinin erken menopozla ilişkili olabileceğini gösteren çalışmalar bulunuyor. Uzmanlar, plastik kullanımının azaltılması ve cam ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.