Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Meme Kanseri

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Meme Kanseri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Meme Kanseri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Osmangazi’de Kadınlar Paylaşarak İyileşti Haber

Osmangazi’de Kadınlar Paylaşarak İyileşti

Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde gerçekleştirilen anlamlı buluşma, meme kanseriyle mücadele eden, hastalığı yenerek sağlığına kavuşan, tedavi sürecinde bir uzvunu kaybeden ve meme kanseri nedeniyle yakınlarını kaybeden kadınları bir araya getirdi. Katılımcıların yaşadıkları zorlu süreçleri, duygularını ve kişisel deneyimlerini paylaştığı etkinlikte, benzer hikayelerden geçen kadınlar birbirlerine destek olarak dayanışmanın gücünü ortaya koydu. Meme kanserinin yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve duygusal etkilerinin de ele alındığı programda, kayıplarla baş etme ve yas sürecinde birbirine destek olmanın önemi vurgulandı. Yoga ve çigong uygulamalarıyla desteklenen buluşmada kadınlar, duygu ve düşüncelerini ifade etme fırsatı bulurken, ortak deneyimler etrafında güçlü bir dayanışma ortamı oluşturdu. Katılımcılara yalnız olmadıklarını hissettiren etkinlik, paylaşmanın ve birlikte güçlenmenin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. “Duygularımıza Tanıklık Etmek İstedik” “Pembe Kurdelenin Ötesinde: Meme Kanseri ve Yas” etkinliği için bir araya geldiklerini belirten Osmangazi Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Sevgi Baysal, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: “Yas, yalnızca ölümle ortaya çıkan bir duygu değil. Sağlıklı bedenimizin kaybı, sevdiğimiz insanları kaybetmek ya da geride bıraktığımız bir hayatın ardından duyduğumuz özlem de yasın bir parçası. Bizler, ay boyunca konunun fizyolojik boyutuna yönelik pek çok etkinlik gerçekleştirdik. Osmangazi Belediyesi ve Kent Konseyi Kadın Meclisi olarak işin ruhsal boyutuna odaklanmak, bir araya gelerek duygularımıza tanıklık etmek istedik. Kadınların yaşadıkları duyguları paylaştığı, benzer deneyimlerden geçen diğer kadınların da bu duygulara tanıklık ettiği bir buluşma düzenledik. Böylece yas duygusunun içinden hep birlikte geçtiğimiz, birbirimizi dinlediğimiz ve birbirimize destek olduğumuz bir deneyim oluşturduk.” “Güzel ve Anlamlı Bir Buluşma Gerçekleştirdik” Meme kanseri farkındalığı kapsamında hastalık sürecinde yaşanan kayıpları ve yas duygusunu ele almak amacıyla bir çember oluşturduklarının altını çizen Kişisel Gelişim Uzmanı ve Yoga Eğitmeni Serap Pazarcık ise, “Çember, birbirimize tanıklık ettiğimiz bir alan. Yas, özellikle konuşmaktan kaçındığımız konuların başında geliyor. İçimizde bir yerlerde hissediyoruz ancak çoğu zaman dile getirmiyoruz. Oysa yas, yalnızca bireysel olarak yaşanan değil, topluluk içinde de paylaşılabilen bir süreç. Bu buluşmada, o an içimizden ne geliyorsa ifade ederek birbirimize tanıklık ettik. Bunu yaparken bedenimizi de sürece dahil ettik. Yoga ve çigong akışlarından yararlanarak bedenimizin bilgeliğine güvendik, onun rehberliğinden faydalandık. Birlikte şifalanmaya alan açtığımız, güzel ve anlamlı bir buluşma gerçekleştirdik” dedi.

Bursa’da kadın sağlığı için anlamlı farkındalık: "Bir Sonraki Durak: Mamografi" Haber

Bursa’da kadın sağlığı için anlamlı farkındalık: "Bir Sonraki Durak: Mamografi"

Bursa’nın önde gelen sivil toplum kuruluşları ve kadın derneklerinin de destek verdiği etkinlikte, kadın sağlığı için toplumsal dayanışmanın önemi vurgulandı. Medicana Bursa Hastanesi, meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek ve toplumda sağlık bilincini güçlendirmek amacıyla "Bir Sonraki Durak: Mamografi" sloganıyla farkındalık etkinliği gerçekleştirdi. Ekim ayındaki meme kanseri farkındalık çalışmaları kapsamında düzenlenen etkinlik, sağlık mesajlarını günlük yaşamın içine taşıyarak daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefledi. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve BURULAŞ’ın desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, Şehreküstü’den başlayan yolculuk boyunca meme kanserinde erken teşhis, düzenli sağlık kontrolleri ve mamografinin önemi ön plana çıkarıldı. Yolculuğun hastane önünde tamamlanmasının ardından pembe balonlar gökyüzüne bırakılarak erken teşhis konusunda farkındalık oluşturulması amaçlandı. Etkinliğe Evde Sağlık Hizmetleri Derneği, Güçkat, BUİKAD, LÖDER ve Kanserle Savaş Derneği , Bursa Kanser Derneği ve Tofaş Spor Kulübü başta olmak üzere Bursa’nın önde gelen sivil toplum kuruluşları da destek verdi. Kurumların ortak katılımıyla gerçekleştirilen organizasyon, kadın sağlığının korunmasında iş birliğinin ve toplumsal dayanışmanın önemini ortaya koydu. Meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarıyor Meme kanseri, dünya genelinde ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer alıyor. Erken evrede teşhis edildiğinde tedavi başarısının artması, düzenli tarama ve sağlık kontrollerini daha da önemli hâle getiriyor. Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Özcan Akan, meme kanserinin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek erken teşhisin hastalığın seyrini değiştirebildiğini belirtti. Dünya Sağlık Örgütünün 2024 yılına ilişkin tahminlerine değinen Dr. Akan, "Meme kanseri, bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadınlarda en sık görülen kanserlerin başında geliyor. Çok sık karşılaştığımız bu hastalıkta erken tanıyla hayatın seyrini değiştirmek mümkün. Dünya genelinde ve ülkemizde meme kanseri önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Ancak hastalığı erken evrede yakaladığımızda tedavi başarısı önemli ölçüde artıyor. Bu nedenle erken teşhise dikkat çekmek ve toplumumuzu bu konuda bilinçlendirmek büyük önem taşıyor" dedi. "Mamografi, erken teşhiste önemli bir yere sahip" Meme kanserinin erken teşhisinde mamografinin önemini vurgulayan Dr. Akan, kadınların düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğini ifade etti. Akan, "Gelişen teknolojiyle birlikte, başta mamografi olmak üzere çeşitli görüntüleme ve tanı yöntemleri sayesinde meme kanserini erken evrede tespit etmek mümkün. Kadınlarımızın kendi vücutlarını tanımaları, memelerinde fark ettikleri değişikliklerde sağlık profesyonellerine başvurmaları ve yaşlarına, kişisel risk durumlarına uygun tarama programlarına katılmaları gerekiyor. Türkiye’de ulusal tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir mamografi taraması öneriliyor. Ailevi veya kişisel riski yüksek olan kadınlarda ise takip planını kişiye özel belirliyoruz" diye konuştu. Ailede meme kanseri öyküsü bulunmamasının hastalık riskini ortadan kaldırmadığına da dikkat çeken Dr. Akan, kadınların yalnızca aile geçmişlerine güvenerek kontrollerini ertelememeleri gerektiğini belirtti. "Sağlık mesajlarını günlük yaşamın içine taşımak istedik" Etkinliğin çıkış noktasının erken teşhis mesajını toplumun günlük yaşamına taşımak olduğunu belirten Dr. Özcan Akan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sağlık Bakanlığımızın koordinasyonunda Ekim ayında yürütülen farkındalık çalışmaları çerçevesinde, Medicana Bursa ailesi olarak başta meme kanseri olmak üzere tüm kanser türlerinde erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla böyle bir etkinlik gerçekleştirmeye karar verdik. ‘Bir Sonraki Durak: Mamografi’ sloganıyla sağlık mesajlarını insanların günlük yaşamlarının bir parçası hâline getirmeyi amaçladık. Şehreküstü’den başlayan yolculuğumuzu hastanemizin önünde tamamladık. Mamografinin önemine dikkat çekmek amacıyla pembe balonlarımızı gökyüzüne bırakarak etkinliğimizi sonlandırdık. Amacımız, kadınlarımızın kendi sağlıklarını ihmal etmemelerini sağlamak ve erken teşhis konusunda toplumsal farkındalığı artırmak." Bursa’dan kadın sağlığı için güçlü dayanışma Etkinliğin hayata geçirilmesinde katkı sağlayan kurumlara teşekkür eden Dr. Akan, kadın sağlığı konusunda ortak hareket etmenin önemine dikkat çekti. Akan, "Bu özel etkinliğimiz büyük ilgi gördü. Bursa Büyükşehir Belediyemizin desteğiyle gerçekleştirdiğimiz organizasyonda, başta Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımıza ve BURULAŞ Genel Müdürümüze katkıları ve duyarlı yaklaşımları için çok teşekkür ediyorum. Ayrıca Bursa’mızın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Kanserle Savaş Derneği, Evde Sağlık Hizmetleri Derneği, Güçkat, BUİKAD, LÖDER ve Bursa Kanser Derneği ve Tofaş Spor Kulübü başta olmak üzere etkinliğimize destek veren tüm kuruluşlara teşekkür ediyorum. Kadın sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğu. Kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının aynı amaç etrafında buluşması, bu mesajın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor. Medicana ailesi olarak bu özel organizasyonu hep birlikte başardık. Emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve destek veren herkese gönülden teşekkür ediyorum. Bundan sonra da toplumsal fayda sağlayan, sağlık bilincini güçlendiren daha büyük organizasyonlarda buluşmayı diliyorum" ifadelerini kullandı. "Bir Sonraki Durak: Mamografi" "Bir Sonraki Durak: Mamografi" sloganı, kadınların günlük yaşamın yoğunluğu içerisinde kendi sağlıklarını ertelememeleri gerektiğini hatırlatıyor. İşe, okula veya sevdiklerine ulaşmak için yolculuk yapan kadınlara, kendi sağlıkları için de bir adım atmaları gerektiği mesajını veren etkinlik, erken teşhis bilincinin toplumun farklı kesimlerine ulaştırılmasını amaçlıyor. Medicana Bursa Hastanesi öncülüğünde, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve kadın derneklerinin desteğiyle gerçekleştirilen farkındalık yolculuğu, meme kanseriyle mücadelede erken teşhisin, düzenli sağlık kontrollerinin ve toplumsal dayanışmanın önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Kadınların muayene olmaktan ya da kontrole gitmekten çekinmemesi gerektiğini belirten Dr. Nilüfer Avcı ise, "Kadınlar memelerini muayene etmekten ya da düzenli kontrollerini yaptırmaktan öncelikle utanmasınlar. Bugün pek çok kadına ileri evrede tanı koyuyorsak, ya memedeki kitleyi fark ettiğinde korktuğundan hekime ulaşmıyor veya evdeki düzenin aksamaması için kendini ihmal ediyor. Yani memedeki kitleyi göz ardı ediyor. Dolayısıyla sevgili kadınlar, meme muayenelerinizi yaptırmaktan çekinmeyin. Bu size ait bir organ, bir doku. Memede kitle oluşabilir ama siz bunu ne kadar erken fark ederseniz, ne kadar erken hekime ulaşırsanız tedavisi de o kadar kolay olacaktır. Her kitle bir kanser olmayacağı gibi bazen masum gözüken kitleler de masum olmayabilir. Mamografinizi, meme ultrasonunuzu ve gerektiğinde meme MR’ınızı hekim önerileriyle birlikte lütfen yaptırınız" diye konuştu. Meme kanseri atlatmış hasta Sevgi Uymaztürk, hastalığını nasıl fark ettiğini ve yaşadığı süreci şu sözlerle aktardı: "Kitleyi tamamen tesadüfen fark ettim. Bir komşumun kanser olduğunu öğrendim. Ona telefon etmek için hızlıca banyoya girdim. Hep lifle sabunlanırdım, o gün elimle sabunlandım. Banyomu hızlıca yapmak isterken o arada kitle elime geldi. Ama benim en büyük dezavantajım kontrollerimi ihmal etmemdi. Pandemi döneminde ve sonrasında kontrollerimi yaptırmadım. Benim kendime verdiğim en büyük zarar bu oldu. Tedavi sürecinde Dr. Nilüfer hocamın gözü ve iletişimiyle kendimi güvende hissettim. Çünkü bu süreçte ilk önce 'Ne zaman öleceğim' diye soruyorsunuz. Nilüfer hocam gözlerime baktı ve 'Önce bir tedaviyi planlayalım' dedi. İki göğsümde de tümör çıktı ama ikisinin de cinsi ayrıydı. Buna bile şükrettim. Yaklaşık bir yıl boyunca hem akıllı ilaç hem de kemoterapi gördüm. Şu an kontrollerim devam ediyor. Biz kadınlar çok vericiyiz, anaçız. Her daim önce çevremizi düşünüyoruz. Burada biraz bencillik yapalım. Nilüfer hocam da hep onu söylüyor. Belli dönemlerde mamografi ve 40 yaş üzerinde elle muayeneyi mutlaka yapalım. Bu haberle bir kadına bile dokunsam çok mutlu olurum."

"Zaman Senden Yana" ile meme kanserinde hayata ayrılan zamanın değeri vurgulandı Haber

"Zaman Senden Yana" ile meme kanserinde hayata ayrılan zamanın değeri vurgulandı

Dünyada ve Türkiye'de kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, milyonlarca kadının ve ailesinin yaşamını etkiliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2024 yılında dünya genelinde yaklaşık 2,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konuldu. Türkiye'de ise Sağlık Bakanlığı verilerine göre her yıl yaklaşık 32 bin kadın meme kanseri tanısı alıyor. Erken tanının tedavi başarısında belirleyici rol oynadığı hastalıkta, bilimsel gelişmeler sayesinde hastalığın özelliklerine göre farklı tedavi seçeneklerinden yararlanılabiliyor. Bu gelişmeler, tedavinin klinik sonuçlarının yanı sıra hastaların günlük yaşamlarına etkisinin de daha fazla gözetilmesini sağlıyor. Meme kanseri hastalarının deneyimlerine dikkat çekildi Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında erken tanının önemine dikkat çekmek ve meme kanseri hastalarının tanı ve tedavi süreçlerindeki deneyimlerine yönelik toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla hayata geçirilen "Zaman Senden Yana" projesi, 17-18 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Ataşehir'de bulunan bir AVM'de ziyaretçilerle buluştu. Europa Donna Türkiye - Meme Hastalıkları Koalisyonu Derneği tarafından Roche İlaç Türkiye'nin katkılarıyla gerçekleştirilen projede, özel olarak hazırlanan deneyim alanı aracılığıyla ziyaretçilere hastaların yaşadığı süreçleri farklı bir perspektiften deneyimleme imkanı sunuldu. Tanıdan tedaviye, zamanın değerini anlatan deneyim "Zaman Senden Yana" projesi kapsamında hazırlanan deneyim alanında, üç LED ekran aracılığıyla görsel ve işitsel bir anlatım sunuldu. Yaklaşık 2,5 dakika süren filmde ziyaretçiler, bir meme kanseri hastasının gözünden tanı ve tedavi sürecine eşlik etti. Hastane koridorları, bekleme alanları, sağlık çalışanları ve saat sesleriyle başlayan anlatı, tedavi sürecinden günlük yaşamın değerli anlarına uzandı. "Zaman Senden Yana" mesajıyla ziyaretçilere sağlıklarını ertelememeleri ve meme kanseri konusunda bilinçli adımlar atmaları çağrısında bulunuldu. "Kadını meme kanseri tanısı aldığı andan itibaren desteklemeliyiz" Radyasyon onkolojisi uzmanı ve Europa Donna Türkiye - Meme Kanseri Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Serap Yücel, meme kanseri tanısı alındığı andan itibaren bir kadının hayatında her şeyin değiştiğini belirterek, "Kadınlar, aile yaşamının merkezinde yer alıyor; çocukların, eşlerin ve aile içindeki pek çok sorumluluğun bir arada yürütülmesinde önemli bir rol üstleniyor. Ancak meme kanseri tanısı alıp tedavi sürecine başladıklarında hem kendilerine hem de tedavilerine ilişkin çeşitli endişe ve kaygılar yaşayabiliyorlar. Bu durum, aile içindeki dengeleri de etkileyerek yeni ihtiyaçları beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle meme kanseri tanısı alan kadınları yalnızca tedavi süreçlerinde değil, sosyal yaşamlarında, aile ilişkilerinde ve iş hayatlarında da desteklememiz gerektiğine inanıyoruz. Meme kanseri tanısı alan bir kadın, hayatını adeta bir film şeridi gibi gözünün önünden geçiriyor. Geçmişini, geleceğini ve bundan sonra neler yapması gerektiğini sorgulamaya başlıyor. İşte tam da bu noktada ona yalnız olmadığını, benzer deneyimlerden geçen başka kadınların da bulunduğunu hissettirmek istiyoruz. Tedavi sürecinin, kadınların aileleriyle geçirdikleri zamandan, sosyal yaşamlarından ya da emek vererek oluşturdukları kariyerlerinden mümkün olduğunca uzaklaşmadan ilerlemesini önemsiyoruz. Bu nedenle kadınların yalnızca tıbbi değil, duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını da gözeten bütüncül bir destek yaklaşımına ihtiyaç duyuyoruz. Türkiye'de 25'inci yılımızdayız ve geride bıraktığımız bu süreçte çok şeyin değiştiğini görüyoruz. Özellikle son yıllarda kadınlar hem kendileri hem de meme kanseri hakkında çok daha açık konuşmaya başladılar. Bu değişim, 25 yıldır sürdürdüğümüz çalışmaların ne kadar değerli olduğunu gösterse de önümüzde hâlâ uzun bir yol var. Kadınların bir araya gelerek deneyimlerini paylaşabildiği, birbirlerinden güç alabildiği ve dayanışma içinde olabildiği bir ortam oluşturmayı önemsiyoruz. Amacımız, kadınların doğru tedaviye ulaşmalarını, hekimleriyle açık bir iletişim kurabilmelerini ve yaşadıkları kaygıları daha iyi yönetebilmelerini desteklemek. Geçmiş deneyimlerimizden ve birbirimizin hikâyelerinden güç alarak meme kanseri yolculuğunda hiçbir kadının kendisini yalnız hissetmemesi için çalışmaya devam ediyoruz" dedi. "Zaman Senden Yana" projesiyle ilgili bilgi de paylaşan Yücel, şunları söyledi: "Europa Donna Türkiye ve Roche İlaç Türkiye iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz ‘Zaman Senden Yana' projesiyle de meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekmeyi amaçlıyoruz. Kadınlara, erken tanının yalnızca tedavi başarısı açısından değil, yaşamlarına ayırabilecekleri zamanı korumak açısından da ne kadar değerli olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi, tedavi seçeneklerinin artmasına, bazı hastalarda daha az yoğun tedavilerin uygulanabilmesine ve sağ kalım oranlarının yükselmesine katkı sağlayabiliyor. Biz de bu projeyle erken tanı konusunda farkındalığı artırmayı ve kadınların sağlıklarını önceliklendirmelerini teşvik etmeyi hedefliyoruz." "Meme kanserinde erken tanıyı çok önemsiyoruz" Tıbbı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özge Gümüşay ise, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğuna dikkat çekerek, "Meme kanseri, hem dünyada hem de Türkiye'de kadınlarda en sık görülen kanser türü. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık 2,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konulurken Türkiye'de bu sayı yaklaşık 32 bine ulaşıyor. Bu nedenle meme kanserinde erken tanı büyük önem taşıyor ve özellikle Ekim ayı boyunca bu konuda farkındalığı artırmaya çalışıyoruz. Erken tanıdan kastımız, hastanın bir şikâyetle ya da eline gelen bir kitle nedeniyle hekime başvurmasından önce, henüz belirti vermeyen değişikliklerin mamografi taramalarıyla tespit edilmesi. Meme kanserinin erken evrede tespit edilmesi, tedavi başarısını artırırken bazı hastalarda daha az yoğun tedavilerle etkili sonuçlar elde edilmesine de imkan sağlayabiliyor. Bu nedenle kadınların yaşlarına ve bireysel risk faktörlerine uygun tarama programlarını aksatmamaları son derece önemli. Meme kanseri, tedavi alanında da önemli gelişmelerin yaşandığı hastalıklardan biri. Yeni tedavi seçenekleri ve teknolojiler sayesinde tedavi başarımız giderek artıyor. Bununla birlikte, tedavi yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde uygun hastalarda hastanede veya tedavi ünitesinde geçirilen süreyi azaltmak da mümkün hale geliyor. Bu da kadınların kendilerine, ailelerine, işlerine ve sosyal yaşamlarına daha fazla zaman ayırabilmelerine katkı sağlıyor. Artık yalnızca tedavinin başarısına değil, hastaların yaşam kalitesine de odaklanıyoruz. Meme kanseri tedavisinde yaşanan bu gelişmeleri, hastalarımızın hem sağlıkları hem de günlük yaşamları açısından son derece değerli buluyoruz" ifadelerini kullandı. "Son yıllarda onkoloji alanında tıbbın diğer pek çok alanında olduğu gibi çok önemli gelişmeler yaşandı" Roche İlaç Türkiye Medikal Direktörü Dr. Mahir Kurt, zamanının meme kanserinde en kritik unsurlardan biri olduğunu vurgulayarak, "Zaman demek, tanı demek ve tanıda kazanılan zaman hastalığın gidişini, hastalığa verilen cevabı, tedavi sonuçlarını etkileyen bir faktör. Bu nedenle erken tanı büyük önem taşıyor. Erken tanı ise kişinin kendi meme sağlığına ilişkin farkındalığıyla başlıyor; kendi kendine meme muayenesi, düzenli hekim kontrolleri ve yaşa ve risk durumuna uygun taramalarla devam ediyor. Bu noktada erken tanı farkındalığın artırılmasını son derece değerli buluyoruz. Roche olarak biz de meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Europa Donna Türkiye'nin bu girişimine destek veriyoruz. Son yıllarda tıbbın pek çok alanında olduğu gibi onkoloji alanında da önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmeler yalnızca tedavi etkinliğini ve başarı oranlarını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hastaların tedavi sürecindeki deneyimlerini ve yaşam kalitelerini de olumlu yönde etkiliyor. Özellikle tedavi yöntemlerindeki yenilikler, uygun hastalarda tedavi için ayrılan sürenin azalmasına, böylece kişilerin kendilerine ve sevdiklerine daha fazla zaman ayırabilmelerine imkan sağlayabiliyor. Dolayısıyla yenilikçi tedavilerin sunduğu faydaları yalnızca tedavi başarısıyla sınırlı değerlendirmemek gerekiyor. Kadınların günlük yaşamlarına devam edebilmeleri, aileleriyle ve sevdikleriyle daha fazla vakit geçirebilmeleri ve kendilerine zaman ayırabilmeleri de bu gelişmelerin önemli bir parçasını oluşturuyor" şeklinde konuştu.

Kadın sağlığı için güç birliği Haber

Kadın sağlığı için güç birliği

TÜMKAD Başkanı Ülfet Öztürk, ONKODAY Başkanı Füsun Önen, NOSAB Kurumsal İletişim Yöneticisi Eda Bayraktar, TÜMKAD Yönetim Kurulu Üyeleri, ONKODAY yetkilileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla, NOSAB Yalçın Aras Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen seminerde, ‘meme kanseri’ bütün yönleriyle mercek altına alındı. Seminerin açılışında konuşan NOSAB Kurumsal İletişim Yöneticisi Eda Bayraktar, seminerle, farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini vurguladı. Kanser vakaları içerisinde en yoğun yaşanan kanser türünün ‘meme kanseri’ olduğuna işaret eden Bayraktar, seminerle kadın sağlığına dikkat çekmeyi hedeflediklerini ifade etti. TÜMKAD’dan örnek duyarlılık TÜMKAD Başkanı Ülfet Öztürk de kadınların sadece mesleki yaşamda değil, yaşamın her alanında güçlü, bilinçli ve sağlıklı bireyler olarak var olmalarını önemsediklerini vurguladı. Seminerin düzenlenmesinde iş birliktelikleri nedeniyle NOSAB Akademi ve ONKODAY’a teşekkür eden Öztürk, “Meme kanserinde biliyoruz ki bilgi farkındalığı, farkındalık erken teşhisi, erken teşhis ise hayatı değiştirebiliyor. Bu nedenle bugün burada konuşacağımız her doğru bilginin, belki de bir kadının hayatına dokunacağına inanıyorum. Bugünkü buluşmanın aynı zamanda birbirimize vereceğimiz çok önemli bir hatırlatma olduğunu düşünüyorum. Kendimizi ihmal etmeyelim. Kontrollerimizi ertelemeyelim. Ve çevremizdeki kadınlara da bunu hatırlatalım. Bu değerli iş birliği için NOSAB Akademi ve ONKODAY’a değerli başkanım Füsun Önen’e, bilgilerini bizlerle paylaşacak değerli uzmanlarımız Onkolog Dr Hülya Odabaş Büküm, Genel Cerrahımız Çoşkun Özer, Eğitim Hemşiremiz Elif Pişkin’e ve bugün burada olan sizlere TÜMKAD adına çok teşekkür ediyorum” diye konuştu. ONKODAY Başkanı Füsun Önen ise kanserle mücadelede, erken teşhisin önemine dikkat çekti. Seminerin, meme kanserine ilişkin bilinç düzeyini artıracağına olan inancını dile getiren Önen, dernek olarak kanser hastaları ve yakınlarıyla sosyal ve ruhsal dayanışma içerisinde olduklarını vurguladı. Açılış konuşmalarının ardından seminere geçildi. Onkolog Dr. Hülya Odabaş Büküm, Genel Cerrah Dr. Coşkun Özer ve Eğitim Hemşiresi Elif Pişkin meme kanserinin nedenlerini, mücadele yöntemlerini ve kanserden korunmanın yollarını dile getiren sunumlarıyla konuya açıklık getirdiler. Etkinlik toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

13 ülkede sahne aldılar şimdi meme kanserine karşı beste yaptılar Haber

13 ülkede sahne aldılar şimdi meme kanserine karşı beste yaptılar

Bugüne kadar 13 ülkede sahne alan Bursa Nilüfer Kadın Korosu, bu kez meme kanserine karşı sesini yükseltti. Koro şefi Dr. Aysel Gürel'in "Meme Kanseri Olunca Sakın Korkma" adlı bestesiyle erken teşhise dikkat çekilirken, hastalığı yaşayan koro üyeleri de tecrübelerini paylaşarak kadınlara çağrıda bulundu. 175 kadından oluşan Nilüfer Kadın Korosu, müziği toplumsal farkındalık oluşturmak için kullanmaya devam ediyor. Koro şefi Dr. Aysel Gürel, Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla kendi bestesi olan "Meme Kanseri Olunca Sakın Korkma" adlı şarkıyı hazırladı. Meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek istediklerini belirten Gürel, "Bütün kanserlerde olduğu gibi meme kanserinde de erken tanı çok çok önemli. Toplumda buna dikkat çekmeye çalışıyoruz. Geç kalmamak, erken teşhis ve tedaviye başlanması hastalığın tedavisinde çok önemli" ifadelerinde bulundu. "Bir arkadaşımızda hastalık çok erken dönemde teşhis edildi" Nilüfer Kadın Korosu'nun 22 yıllık genel müdürlüğünü yaptığını belirten Dr. Aysel Gürel, koronun sosyal sorumluluk çalışmalarına da değinerek, "Korodaki arkadaşlarımı bazı sağlık testlerine, örneğin smear testi ve mamografi gibi kontrollere gitmeleri konusunda teşvik ediyorum. İlk dönemlerde bazı arkadaşlarımız gitmek istemediler. ‘Hiçbir sıkıntımız yok, bizi niye gönderiyorsun?' diyorlardı. Ben de biraz zorunlu tuttum işi doğrusu. Tesadüfen bir arkadaşımızda hastalık çok erken dönemde teşhis edildi" dedi. Koro üyeleriyle zaman zaman toplu sağlık kontrollerinden geçtiklerini aktaran Gürel, kadınların kendi vücutlarındaki değişiklikleri takip etmeleri gerektiğini vurgulayarak, "Kadınların en ufak bir değişiklik gördüklerinde, bir kitle fark ettiklerinde veya başka bir farklılıkla karşılaştıklarında hekime gitmeleri çok önemli. Herhangi bir belirti görmeseler bile belli bir yaştan sonra kontrollerden geçmelerini rica ediyorum. Geç kalmaktan kork, erken tanı çok önemli" diye konuştu. Koroda 9 yıldır yer alan Selma Mert, 2018-2019 yıllarında duş sırasında yaptığı kontrolle göğsünde sertlik fark ettiğini ve doktora başvurduktan sonra tedavi sürecinin başladığını anlattı. Kontrollerini sürdürdüğünü belirten Mert, "Ben onu belki boş verseydim, ‘Bir şey yok' deseydim belki daha ilerleyecekti. Daha kötü sonuçlar olacaktı. Bütün arkadaşlara derim ki kendilerini kontrol etsinler. Korkuyla olmuyor bu, kontrolle" ifadelerini kullandı. Emekli öğretmen Fatma Sevik de göğsünde hissettiği sertlik üzerine doktora başvurduğunu ve biyopsi sürecinden geçtiğini belirterek kadınlara, "Vücutlarında herhangi bir sertlik veya olağan dışı bir şey hissettiklerinde hemen doktora gitmelerini öneriyorum" çağrısında bulundu. "Hastanın da ailenin de kabullenmesi gerekiyor" Koro üyelerinden Sadet Çağman ise yaklaşık bir yıl önce kardeşine triple negatif meme kanseri teşhisi konulduğunu belirterek aile desteğinin önemine dikkat çekti. Hastalık sürecinin hem hasta hem de yakınları için zor olduğunu ifade eden Çağman, "Ailece birbirimize destek olmanın önemini böyle zamanlarda daha iyi anlıyoruz. Hastanın da ailenin de kabullenmesi gerekiyor. Kabul ettikten sonra ne yapacağını bilerek, güvenerek ilerlemek çok önemli" dedi. 13 ülkede Türk müziğini ve Türk kadınını tanıttılar Nilüfer Kadın Korosu, bugüne kadar dünyanın 13 ülkesinde konserler verdi. Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Hollanda, İtalya, Letonya, Portekiz, Kıbrıs, Azerbaycan ve Gürcistan gibi ülkelerde sahne alan koro, Türk müziğini, Türk kültürünü ve Türk kadınını uluslararası platformlarda tanıttı. Konserlerinin büyük bölümünü sosyal sorumluluk projeleri yararına gerçekleştirdiklerini belirten Dr. Aysel Gürel, "175 kadından oluşuyoruz. Her tür müziği yapıyoruz. Tüm konserlerimizi sosyal projeler yararına gerçekleştiriyoruz. Bu konuda da farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Biz, farkındalık oluşturan bir koroyuz" dedi. Koro, meme kanseri farkındalığı için hazırlanan özel besteyle kadınları erken teşhis konusunda bilinçlendirmeyi ve sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri gerektiğine dikkat çekmeyi amaçlıyor.

BURTOM’dan “Meme Kanseri” mesajı Haber

BURTOM’dan “Meme Kanseri” mesajı

Sağlık alanındaki öncü çalışmaları ve toplumsal duyarlılığı ile adından söz ettiren BURTOM Sağlık Grubu, Ekim ayı “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” nedeniyle bir farkındalık çalışmasına imza attı. Kanserle mücadelede en etkili yöntem olan "erken teşhis" bilincini yaygınlaştırmanın öncelikli misyonları arasında yer aldığını belirten BURTOM Sağlık Grubu, bu kapsamda bağlı birimlerin ve merkezlerin bulunduğu binaları pembe kurdelalarla donattı.Bursa’da sağlık hizmeti sunan merkezlerin dış cepheleri, meme kanseri farkındalığının simgesi olan pembe kurdela motifleriyle süslenerek dikkat çekici bir görünüme kavuşturuldu. Gerçekleştirilen bu görsel düzenleme ile hem merkeze başvuran hastaların hem de trafikte seyreden ve çevrede bulunan vatandaşların meme kanserine karşı bilinçlendirilmesi, konunun önemine dair toplumsal hassasiyetin artırılması hedefliyor. Erken Teşhis Hayat Kurtarır Uzmanlar, her 8 kadından birinde görülen meme kanserinin günümüzde genç yaşlarda da rastlanan en yaygın türlerden biri olduğuna dikkat çekiyor. Hastalığın hiçbir belirti göstermeden de gelişebileceğine işaret eden sağlık otoriteleri, düzenli kontrollerin ve modern tarama yöntemlerinin (tomosentezli mamaografi gibi) hayat kurtarıcı rolünü vurguluyor. BURTOM Sağlık Grubu, binalarında başlattığı görsel farkındalık çalışmasıyla, tüm kadınlara "kontrollerinizi ihmal etmeyin" çağrısında bulunarak Bursa’da erken tanının önemini güçlü bir şekilde vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.