Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Medikal Tedavi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Medikal Tedavi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Medikal Tedavi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İşitme kaybını önlemede erken teşhis ve tedavinin önemi Haber

İşitme kaybını önlemede erken teşhis ve tedavinin önemi

İşitmenin çevremizle iletişim kurmamızı sağlayan, günlük hayatta en sık kullanılan duyulardan biri olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Zeki Özsoy, "Bir sesi veya konuşmayı duyabilmek, öğretmenimizi dinlemek, sohbet edebilmek ve gündelik hayatın akışını duymak işitme duyumuz sayesinde gerçekleşir. Bu yüzden işitme kaybı, sosyal yaşamın tüm basamaklarını sekteye uğratabilecek kritik bir problemdir" dedi. İşitme kaybının dünya üzerinde milyonlarca insanda farklı derecelerde görüldüğünü ifade eden Dr. Zeki Özsoy, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre doğuştan kalıcı işitme kaybının her bin doğumdan 2-3 bebekte görüldüğünü ve bu oranın Türkiye’de de benzer düzeyde olduğunu belirtti. Dr. Özsoy, bu sebeple Türkiye'de doğan tüm bebeklere Yenidoğan İşitme Tarama Programı uygulandığının altını çizdi. Konuşmayı öğrenebilmenin ilk şartının duyabilmek olduğuna dikkat çeken Dr. Zeki Özsoy, konuşma gelişimi ile ilgili şu bilgileri verdi: "Dışardaki sesler ve kelimeler beyne işitme duyusu sayesinde ulaştığında beyin tarafından hafızalanıp daha sonra tekrar edilerek konuşulur. İşitme kaybı olan kişilerde konuşma bozukluğunun görülmesi bu yüzdendir. İşitme taramasının önemi de bir işitme kaybını erken teşhis edip tedavi ve rehabilitasyonu planlamaktır. Erken teşhis alan bebekler; uygun bir medikal tedavi, işitme cihazı kullanımı, biyonik kulak (koklear implant) ve özel eğitimlerle akranlarına yakın bir işitme ve dolayısıyla konuşma gelişimine sahip olabilirler." İşitme kaybının genetik sebepler, gebelik esnasındaki enfeksiyonlar, doğum sorunları, orta kulak enfeksiyonları, kulak zarı hastalıkları, travmalar, bazı ilaçların yan etkileri, yaşlanma ve uzun süre gürültüye maruz kalma gibi birçok sebepten kaynaklanabileceğini söyleyen Dr. Zeki Özsoy, özellikle yüksek gürültülü ortamlarda çalışanları ve gençleri şu şekilde uyardı: "Yüksek gürültülü fabrikalarda veya müzik sektöründe çalışanlarda, ateşli silah kullananlarda ve son yıllarda sıkça gördüğümüz kulaklıkla yüksek sesli müzik dinleyenlerde gürültüye maruziyet (akustik travma) kalıcı işitme kaybı riskini artırmaktadır. İşitme kaybı tedavisinde tıkayıcı problemler medikal tedavi veya ameliyatlarla düzeltilebilir. İşitme sinirini içeren kalıcı durumlarda ise işitme cihazı ve koklear implantasyona başvurulmaktadır." Dr. Zeki Özsoy, toplumda her bireyin dikkat etmesi gereken hususlar olduğunu söyleyerek şu şekilde sıraladı: "Gürültülü ortamlarda koruyucu ekipman kullanılmalı. Müzik dinleme kulaklıklarındaki ses, duyabileceğimiz kadar kısık tutulmalı. Kulak temizliğinde pamuklu çubuk ve yabancı cisim kesinlikle kullanılmamalı. Kulak ağrısı, uğultu ve çınlama gibi şikayetler önemsenip bir an önce KBB uzman hekimine başvurulmalı." İşitme engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıracak adımların önemli bir fırsat olduğunu belirten Dr. Zeki Özsoy, "İşitme engelli bireyler için yüzlerine dönerek ve dudak okuyanlar için anlaşılır ve net bir vurgu ile konuşmak, yazılı iletişim veya işaret dili desteğini kullanmak iletişimi güçlendirir. Kamu alanlarında altyazı ve görsel uyarılar engelli bireylerin günlük yaşamını kolaylaştırmaktadır. Unutulmamalıdır ki, işitme sadece doğadaki sesleri duymak değil; sevdiklerimizin de sesini, şen kahkahalarını ve bazen bir bebeğin ilk kelimelerini duyabilmektir. Erken tanı ve doğru tedavi modaliteleri ile kişilerin sağlıklı bir iletişim yaşamını sürdürmesi sağlanmaktadır" diye konuştu.

Çocuklarda karın ağrısı tehlikeli olabilir Haber

Çocuklarda karın ağrısı tehlikeli olabilir

Çocuklarda sık görülen şikayetlerden biri olan karın ağrısı, bazen basit nedenlerden kaynaklanırken bazen de acil müdahale gerektiren ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor. Uzm. Dr. Mehmet Şerif Arslan, özellikle şiddetli ve geçmeyen karın ağrılarında zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini belirtti. Karın ağrısı, çocukluk çağında aileleri en çok endişelendiren sağlık sorunlarının başında geliyor. Medipol Sağlık Grubu Çocuk Cerrahisi Bölümü'nden Uzm. Dr. Mehmet Şerif Arslan, karın ağrısının bazen kabızlık gibi basit nedenlerden kaynaklanabildiğini, bazen ise apandisit ve bağırsak düğümlenmesi gibi acil müdahale gerektiren hastalıkların habercisi olabileceğini belirtti. Bebeklerde bağırsak düğümlenmesi görülebiliyor Özellikle ilk bir yaşta görülen şiddetli karın ağrılarında bağırsak düğümlenmesinin akla gelmesi gerektiğini belirten Dr. Arslan, "İnvajinasyon olarak adlandırdığımız bu durum, bebeklerde ani başlayan şiddetli karın ağrısı ve safralı kusmayla kendini gösterebilir. Tanıda ultrason çoğu zaman yeterli oluyor. Hastaların büyük bölümünde cerrahiye gerek kalmadan tedavi uygulanabiliyor" dedi. İştahsızlıkla başlayan ağrı apandisit olabilir İki yaşından sonra çocuklarda acil karın ağrısının en sık nedenlerinden birinin apandisit olduğunu belirten Dr. Arslan, "Apandisit genellikle iştahsızlıkla başlar. Ardından geçmeyen karın ağrısı ortaya çıkar ve zamanla sağ alt karın bölgesine yerleşir. Muayene, kan tahlili ve ultrasonla tanı koyabiliyoruz. Günümüzde laparoskopik yöntemlerle oldukça konforlu ameliyatlar gerçekleştiriyoruz ve birçok hastamızı kısa sürede taburcu edebiliyoruz" diye konuştu. Karın ağrısına yol açan diğer acil durumlar arasında bağırsak dönmesi, erkek çocuklarda testis torsiyonu ve kız çocuklarda over torsiyonunun da bulunduğunu vurgulayan Dr. Arslan, bu durumların gecikmeden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kronik kabızlık en sık görülen nedenlerden biri Çocuklarda karın ağrısının en sık görülen nedenlerinden birinin kronik kabızlık olduğunu belirten Dr. Arslan, tedavi edilmeyen kabızlığın ilerleyen dönemde daha ciddi sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Dr. Arslan, "Basit gibi görünen kabızlık zamanında tedavi edilmezse dışkı kaçırma, idrar kaçırma, gündüz alt ıslatma ve psikolojik sorunlara kadar uzanan sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle çocukların tuvalet alışkanlıklarının doğru şekilde düzenlenmesi büyük önem taşıyor" dedi. Doğru tuvalet eğitimi tedavinin parçası Kronik kabızlık tedavisinde yalnızca ilaç kullanımının yeterli olmadığını belirten Dr. Arslan, "Muayene ve gerekli tetkiklerden sonra çocuklara doğru tuvalet alışkanlıklarını yeniden öğretiyoruz. Beslenme düzenini planlıyor, gerekli durumlarda medikal tedavi uyguluyoruz. Aile ve çocuğun iş birliğiyle kalıcı ve başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz" ifadelerini kullandı. Karın ağrısının her zaman basit bir şikâyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Arslan, özellikle şiddetli, tekrarlayan veya kusmanın eşlik ettiği durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.

Zorlu Gebelik Süreci Mutlu Sonla Bitti Haber

Zorlu Gebelik Süreci Mutlu Sonla Bitti

Gebeliğinin 24’üncü haftasında yapılan değerlendirmelerde servikal yetmezliği tanısıyla rahim ağzı uzunluğunun 7 milimetreye kadar kısaldığı belirlenen anne adayı, Hayat Hastanesi’nin uzman ve deneyimli sağlık ekibi tarafından hastaya özel planlanan 91 günlük medikal tedavi ve multidisipliner bakım süreci sonucunda erken doğum riskini atlatarak bebeğini dünyaya getirdi. Hayat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Merve Işık, servikal yetmezliğin çoğu zaman belirgin bir ağrı ya da bulgu olmadan ilerleyebildiğine dikkat çekerek, “Servikal yetmezlik, genellikle gebeliğin 14’üncü haftasından sonra rahim ağzının ağrısız şekilde kısalması ve açılması sonucu erken doğum riskinin ortaya çıkmasıdır. İlk gebeliklerde hiçbir belirti vermeden ilerleyebileceği gibi kasık ağrısı veya lekelenme gibi gebelikte sık görülebilen şikayetlerle de kendini gösterebilir. Bu nedenle rahim ağzı uzunluğunun değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır” dedi. Tanıda vajinal ultrasonografinin önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Işık, tedavinin her anne adayına özel planlandığını söylerken, “Vajinal ultrasonografi ile rahim ağzının uzunluğunu ölçebiliyor ve herhangi bir açıklık bulunup bulunmadığını değerlendirebiliyoruz. Uygun hastalarda rahim ağzına dikiş uygulanabileceği gibi ilaç tedavileri de tercih edilebiliyor. Ayşenur Genceroğlu’nun gebeliğinde dikiş uygulamadan medikal tedavi ve sıkı takip yolunu izledik. Gebeliğin 24’üncü haftasında 7 milimetrelik rahim ağzı uzunluğuyla başlayan bu hassas süreç, 37’nci haftada sağlıklı bir kız bebeğin dünyaya gelmesiyle mutlulukla sonuçlandı” şeklinde konuştu. “Doktorunuza güvenin, muayeneden korkmayın” Yaşadığı süreci anlatan Ayşenur Genceroğlu ise doktorunun önerisiyle yapılan vajinal muayene sonucunda erken doğum riski taşıdığının fark edildiğini belirterek şunları söyledi: “Gerekli müdahalelerin zamanında yapılması sayesinde bugün sağlıklı bir evlada sahibim. Benzer bir süreç yaşayan anne adaylarına mümkün olduğunca stresten uzak durmalarını, vajinal muayeneden korkmamalarını ve doktorlarına güvenmelerini öneriyorum. Başta Uzm. Dr. Merve Işık olmak üzere ebelerimize, hemşirelerimize ve tüm Hayat Hastanesi çalışanlarına teşekkür ediyorum. 91 gün boyunca güler yüzlü, ilgili ve temiz bir ortamda kendimizi güvende hissettik. Sıkı takip, doğru hekim ve güçlü bir sağlık ekibiyle bu zorlu süreci başarıyla atlattık.” Hayat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Merve Işık, anne adaylarına rutin gebelik kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulunarak, “Vajinal muayene gerekli koşullarda anne ve bebeğin sağlığı açısından kritik bilgiler sağlayabilir. Erken tanı ve doğru tedavi, gebeliğin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi için hayati önem taşır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.