Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Marmara Depremi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Marmara Depremi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Marmara Depremi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Erol: "Dirençli şehirler oluşturmak en büyük sorumluluğumuz" Haber

Başkan Erol: "Dirençli şehirler oluşturmak en büyük sorumluluğumuz"

Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Başkan Erol, 17 Ağustos'tan 6 Şubat'a yaşanan büyük depremlerin afetlere karşı hazırlığın önemini bir kez daha gösterdiğini belirterek, "Kaybettiğimiz canlarımızın hatırasına karşı en büyük sorumluluğumuz, şehirlerimizi geleceğe daha güvenli ve dirençli hazırlamaktır." dedi. 17 Ağustos Marmara Depremi'nin yıl dönümü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Başkan Erol, Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğuna dikkat çekerek, geçmişte yaşanan afetlerden çıkarılan derslerin şehirlerin geleceğine yön vermesi gerektiğini ifade etti. "17 Ağustos'u da 6 Şubat'ı da unutmadık" Başkan Erol, "17 Ağustos 1999'da Marmara'da, 6 Şubat 2023'te 11 ilimizi etkileyen depremlerde çok büyük acılar yaşadık. Binlerce canımızı kaybettik. Bu iki büyük afet bize aynı gerçeği gösterdi, depremin ne zaman olacağını belirleyemeyiz ancak şehirlerimizi depreme hazırlamak bizim elimizde. Güvenli yapılaşma, kentsel dönüşüm ve afetlere karşı dirençli şehirler oluşturmak ertelenemez bir sorumluluktur." ifadelerini kullandı. "Depreme karşı en güçlü adım: Dirençli şehirler" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde şehirlerin afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için önemli adımlar atıldığını belirten Başkan Erol, "17 Ağustos'ta yaşadığımız büyük acının ardından 6 Şubat depremleri, kentsel dönüşümün ve güvenli yapılaşmanın önemini bir kez daha gösterdi. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu güçlü iradeyle bugün Türkiye'nin dört bir yanında şehirlerimizi geleceğe hazırlayan büyük bir dönüşüm yürütülüyor. Biz de Kestel'de bu sorumlulukla hareket ediyor, kentsel dönüşümü, güvenli yapılaşmayı ve afetlere karşı dirençli bir şehir oluşturmayı çalışmalarımızın merkezinde tutuyoruz." ifadelerini kullandı. Başkan Erol, "Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin." Kestel'in geleceğini planlarken afetlere karşı hazırlığı ve güvenli şehirleşmeyi öncelikli konular arasında tuttuklarını belirten Başkan Erol, çalışmalarını uzun vadeli bir şehircilik anlayışıyla sürdürdüklerini ifade etti. Başkan Erol, "Kestel'imizi yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, yarın karşılaşabileceğimiz riskleri de göz önünde bulundurarak geleceğe hazırlıyoruz. İnsanımızın can güvenliğini önceleyen, planlı, güvenli ve afetlere karşı dirençli bir şehir oluşturmak temel hedeflerimiz arasında. Bu anlayışla Kestel'imizin geleceği için üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz." dedi. Başkan Erol, 17 Ağustos Marmara Depremi, 6 Şubat depremleri ve Türkiye'de yaşanan tüm afetlerde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anarak, "Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten muhafaza eylesin." ifadelerini kullandı.

17 Ağustos depreminin 27. yılında AFAD'dan anlamlı anma etkinliği Haber

17 Ağustos depreminin 27. yılında AFAD'dan anlamlı anma etkinliği

17 Ağustos depreminin 27. yılında AFAD tarafından anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, "17 Ağustos'u unutmuyor, afetlere birlikte hazırlanıyoruz" mesajı verildi. İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, "17 Ağustos'tan bugüne kadar aslında oldukça aşama kaydettik. Gerek arama kurtarma anlamında, gerek gönüllülük anlamında, gerekse müdahale anlamında çok daha iyi yerlerdeyiz" dedi. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'ni anma etkinliği kapsamında İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) tarafından anlamlı bir etkinlik düzenlendi. AFAD Afet Eğitim Merkezi Konferans Salonu'nda düzenlenen etkinlikte, "17 Ağustos'u unutmuyor, afetlere birlikte hazırlanıyoruz" mesajı verildi. İstiklal Marşı ve saygı duruşunun ardından o günün anısına hazırlanan bir video ile başladı. Deprem günü hayatını kaybeden vatandaşlar anılırken, afetlere hazırlık ve toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekildi. Deprem anı tatbikatı yapılarak hayati önem taşıyan "Çök-Kapan-Tutun" uygulaması hakkında bilgilendirme yapıldı. Programın devamında hazırlanan parkurda arama kurtarma köpeklerinin eğitim çalışmaları gerçekleştirildi. 7,4 büyüklüğündeki Gölcük Depremi bir simülasyon mekanizmasında canlandırıldı. Programda konuşan İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, eskiye kıyasla çok daha iyi noktalarda olunduğunu belirterek, "17 Ağustos'tan bugüne kadar aslında oldukça aşama kaydettik. Gerek arama kurtarma anlamında, gerek gönüllülük anlamında, gerekse müdahale anlamında çok daha iyi yerlerdeyiz. Mükemmel miyiz, her şey tamam mı, değiliz ama oldukça bir aşama kaydettiğimizi söyleyebilirim. Sadece İstanbul özelinde baktığımız zaman 144 tane akredite ekibimiz var, 5 bin 84 tane üyesi var. Bunların da 113 tanesi kentsel arama kurtarma anlamında hafif, orta ve ağır seviye akredite ekiplerimiz var. Sisteme kayıtlı 371 binin üzerinde gönüllümüz var. Online eğitimlerini tamamlamış, bir haftalık saha eğitimlerini tamamlamak üzere hazır bulunan 371 bin kişiden bahsediyoruz. İstanbul'da bunların 16 binin üzeri saha eğitimlerini alıp destek AFAD görevlisi olarak sisteme katılmış durumda" dedi. "Hepimize afetsiz aydınlık günler diliyorum" Olası bir depremin hem öncesinde hem de sonrasında herkesin üzerine bir görev düştüğünü belirten Özener, "AFAD bir çatı organizasyonunun en tepesinde, bir orkestra şefi gibi. AFAD en iyi saz çalanı, en iyi piyano çalanı, en iyi besteciyi, güfteciyi bir araya getirerek bu orkestrayı yönetecek. Onlar kimler, en iyi saz çalanlar sizlersiniz, en iyi bestekarlar sizlersiniz. Bunların ahenk içinde çalışması lazım. Bu sorumluluk AFAD'a düşüyor. Yoksa AFAD her şeyi yapacak diye bir şey yok. Biliyorsunuz İl Risk Azaltma Planlarımız var. 2021 yılında tüm ülkede, bütün illerde hazırlanan İl Risk Azaltma Planları, bunların toplamı Türkiye Afet Risk Azaltma Planı oldu. Türkiye Afet Müdahale Planımız var. Hepimize afetsiz aydınlık günler diliyorum. Olası bir afetin de biz tam olarak hazır olana kadar beklemesini temenni ediyorum" şeklinde konuştu. Etkinliğe İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener, ve İstanbul Vali Yardımcısı Mahmut Hersanlıoğlu katıldı.

Jeoloji Mühendisleri Odası'ndan 17 Ağustos mesajı; "1 ile önlemek mi, 6 ile ödemek mi?" Haber

Jeoloji Mühendisleri Odası'ndan 17 Ağustos mesajı; "1 ile önlemek mi, 6 ile ödemek mi?"

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada, deprem riskine karşı önleyici çalışmaların önemine dikkat çekerek, "1 birim maliyet ile önlemek mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ödemek mi?" sorusunu yöneltti. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız tarafından yapılan açıklamada, 17 Ağustos 1999'da saat 03.02'de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi'nde resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığı ve 375 bin yapının hasar gördüğünü hatırlattı. Depremin üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen acıların tazeliğini koruduğu belirtilen açıklamada, depremin tek başına bir doğa olayı olduğu, afete dönüşmesinin ise yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, yapılaşma ve denetim eksiklikleri gibi nedenlerle ortaya çıktığı vurgulandı. Türkiye'nin deprem ülkesi olduğuna dikkat çekilen açıklamada, afet risklerinin önceden belirlenmesi ve azaltılması gerektiği ifade edildi. Kentlerin jeolojik yapısının ortaya çıkarılması, mikro bölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif faylar ve sıvılaşma başta olmak üzere çeşitli tehlikelerin belirlenmesi gerektiği kaydedildi. "Kentsel dönüşüm rant odaklı olmamalı" Kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesine indirgenmemesi gerektiği belirtilen açıklamada, dönüşüm süreçlerinde deprem tehlikesi, zemin sağlamlığı, yapı güvenliği ve toplumsal ihtiyaçların esas alınması istendi. Açıklamada, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen "Yarısı Bizden" kampanyasına da değinilerek, İstanbul'da uygulanan finansal destek modelinin Güney Marmara'daki yüksek riskli yapı stoku bulunan illerde de uygulanması gerektiği savunuldu. Jeoloji Mühendisleri Odası, Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale'de riskli yapı stokunun yüksek olduğuna dikkat çekerek, bu illerin muhtemel Marmara Depremi öncesinde öncelikli olarak desteklenmesi gerektiğini belirtti. Yıldız yaptığı açıklamada, "Tek bir canımızı dahi kaybetmemek adına, muhtemel Marmara Depremi öncesi 1 birim maliyet ile ‘önlemek' mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ‘ödemek' mi?" ifadelerine yer verdi. "Kaybedecek 27 yılımız daha olmamalı" Odanın talepleri arasında tüm yerleşimlerde mikro bölgeleme çalışmalarının tamamlanması, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesi ve yapı ile zemin denetiminin güçlendirilmesi yer aldı. Ayrıca "Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı" kurulması, afet hukuk sisteminin oluşturulması ve afet suçlarına yönelik daha ağır yaptırımlar uygulanması çağrısında bulundu. Yıldız, açıklamasının sonunda, deprem sonrasında yaraları sarmaya dayalı anlayıştan, afet öncesinde riskleri azaltan bütünleşik afet yönetimine geçilmesi gerektiğini vurgulayarak, "27 yıl geçti ancak hala doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı" dedi.

Uzmanlardan önemli çağrı: "Bursa'nın yapı stoğu acilen ortaya çıkarılmalı" Haber

Uzmanlardan önemli çağrı: "Bursa'nın yapı stoğu acilen ortaya çıkarılmalı"

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde Bursa'nın deprem riskine dikkat çekti. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, "Deprem olduktan sonra müdahale eden değil, deprem olmadan önce riskleri ortadan kaldıran bir kent yönetimi anlayışına geçmek zorundayız. Bunun ilk adımı Bursa'nın bütüncül yapı stoğu envanterinin çıkarılmasıdır" dedi. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti. Türkiye, bu süre içerisinde 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri başta olmak üzere çok sayıda yıkıcı deprem yaşarken, son yıllarda Marmara Denizi ve Batı Anadolu'da meydana gelen depremler de deprem gerçeğinin gündemde tutulması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi, 17 Ağustos Marmara Depremi'nin 27'nci yıl dönümünde yaptığı açıklamayla Bursa'nın deprem riskinin azaltılması için yapı stoğunun bilimsel verilerle ortaya çıkarılması, kentsel dönüşümün bütüncül bir planlama anlayışıyla yürütülmesi, yapı denetiminin güçlendirilmesi ve mühendislik hizmetlerinin yetkinlik esasına göre düzenlenmesi çağrısında bulundu. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 17 Ağustos'un yalnızca bir anma günü değil, deprem hazırlığı konusunda verilen sözlerin ve alınan kararların sorgulanması gereken bir tarih olduğunu belirterek, "27 yıl önce yaşanan felaketin ardından deprem gerçeğini çok daha iyi tanıyoruz. Bugün artık sorunumuz bilgi eksikliği değil, bildiklerimizi yeterince hızlı ve kararlı biçimde uygulamaya geçirememektir" dedi. "Deprem riski bir gündem değil, sürekli yönetilmesi gereken bir gerçektir" 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, Türkiye'nin afet yönetimi anlayışında önemli bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Başkan Erdem, "AFAD'da 17 Ağustos'u Türkiye'de afet yönetimi ve koordinasyonu açısından bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. 17 Ağustos'tan sonraki düzenlemelerle aslında yeni yapıların dayanımları oldukça artırıldı, asıl sorun ise yapı stoğu olarak karşımızda duruyor. Aradan geçen 27 yılda mevzuattan yapı denetimine, afet yönetiminden kentsel dönüşüme kadar çok sayıda düzenleme hayata geçirildi. Ancak 6 Şubat 2023 depremleri, yapı güvenliği ve kentlerin dirençliliği konusunda daha yapılması gereken çok şey olduğunu acı biçimde gösterdi. Son olarak 10 Ağustos 2025'te Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem de mevcut yapı stokunun önemini yeniden gündeme taşıdı. AFAD'ın yayımladığı rapora göre deprem sonrasında 729 binada 1.036 bağımsız birim ağır hasarlı veya yıkık olarak sınıflandırıldı. Raporda yapıların hasar görmesinde düz donatı kullanımı, yetersiz etriye, donatı ankrajındaki eksiklikler, zayıf kolon-kiriş birleşimleri ve donatı korozyonu gibi yapısal sorunların yanı sıra eski ve bakımsız yapıların da etkili olduğu belirtildi. Orta büyüklükteki depremler bile yapı kalitesinin ve mevcut yapı stokunun ne kadar kritik olduğunu bize gösteriyor. Depremi engelleyemeyiz ancak depremin afete dönüşmesini engelleyebiliriz. Bunun yolu sağlam, bilimsel verilere dayalı ve düzenli olarak denetlenen yapılardan geçiyor. Aslolan doğru planlama, doğru proje, doğru uygulama, doğru denetim ve periyodik yapı kontrolüdür" diye konuştu. "Bursa'nın yapı stoğunu bilmeden kentsel dönüşümü yönetemeyiz" Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erdem, Bursa'nın büyüyen nüfusu ve devam eden göç hareketliliğinin, yapı güvenliğini kent açısından daha da kritik hale taşıdığına dikkat çekerek şöyle devam etti: "TÜİK verilerine göre Bursa'nın nüfusu 2025 yılında 3 milyon 263 bin 11 kişiye ulaştı. Bursa, Türkiye'nin İstanbul, Ankara ve İzmir'in ardından en fazla nüfusa sahip dördüncü ili konumunu korudu. 2025 yılı iç göç verileri de Bursa'nın nüfus hareketliliğinin sürdüğünü gösteriyor. Bursa aynı yıl 75 bin 595 kişi göç alırken 64 bin 880 kişi göç verdi ve net göçü 10 bin 715 kişi oldu. Bursa, aldığı göç miktarı bakımından Türkiye'de altıncı sırada yer aldı. Nüfus ve yapılaşma baskısının sürdüğü Bursa'da deprem riskinin yönetilmesi için mevcut yapı stokunun tamamının bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi gerekiyor. Bursa bugün 3,2 milyonun üzerinde nüfusu olan, sanayisi, ticareti ve üretim kapasitesiyle Türkiye'nin en önemli kentlerinden biri. Bu büyüklükteki bir kentte deprem riskini tahminlerle yönetmek mümkün değildir. Hangi binanın hangi yaşta olduğu, hangi yapı sistemine sahip olduğu, zemin şartları, taşıyıcı sistem özellikleri, geçmişte müdahale görüp görmediği ve deprem karşısındaki performansı somut verilerle ortaya konulmalıdır." "Yapı stoğu envanterinden kentsel dönüşüm stratejisine geçilmeli" Erdem, İMO Bursa Şube'nin Bursa'da öncelikli olarak tüm kenti kapsayan bir yapı stoğu envanteri oluşturulması gerektiğini vurguladığını belirterek, "Bütüncül Kentsel Dönüşüm Planlaması sürdürülürken ilk öncelik göçme riski taşıyan binalara verilmelidir. "Saha çalışmaları ile inşaat mühendislerinin yetkinliğinde, bina bina şehrimizin depreme karşı nasıl bir dirençte olduğu ortaya koyulmalı, göçme riski taşıyan binalar bir an önce belirlenerek vatandaş inisiyatifine bırakılmadan devlet desteğini alarak, gerekiyorsa güçlendirme, gerekiyorsa yerinde dönüşüm yöntemleri ile depreme karşı bir an önce dirençli hale dönüştürülmelidir" dedi. Bu envanterin yalnızca bina yaşına göre değil; yapı sistemi, zemin şartları, taşıyıcı sistem özellikleri, yapı denetim geçmişi, kullanım amacı ve mevcut fiziksel durum gibi kriterler dikkate alınarak riskli yapı tespit yönetmeliği ekinde tarif edilen esaslara göre hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Erdem, elde edilecek verilerin Bursa'nın kentsel dönüşüm stratejisinin temelini oluşturması gerektiğini ifade etti. Erdem, "Önce riskli alanları ve riskli yapı stokunu bilimsel verilerle ortaya koymalıyız. Daha sonra bütün Bursa için ortak kriterleri içeren bir Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlanmalı. Kentsel dönüşüm parsel bazında rant üretme anlayışıyla değil, mahalle ölçeğinde, sosyal ve teknik altyapıyı da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır" diye kaydetti. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin devam eden Bursa'nın Dijital Deprem Risk Haritalanması projesinin de yapıların dayanıklılık analizlerinin yapılması, yapı stok analizleriyle envanter oluşturulması ve deprem risk haritalarının hazırlanmasını hedeflediğine dikkat çeken Erdem, "Bu tür çalışmalar önemli olmakla birlikte kent genelinde ortak bir veri altyapısı oluşturulması ve elde edilen verilerin kentsel dönüşüm kararlarının temelini oluşturması gerekiyor" dedi. "Kentsel dönüşüm parsel bazlı değil, mahalle bazlı olmalı" İMO Bursa Şubesi'nin kentsel dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesi olarak görülmemesi gerektiğine yıllardır dikkat çektiğini vurgulayan Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erdem, "Depreme dirençli kent, yalnızca dirençli binalardan oluşmaz. Ulaşım aksları, açık alanlar, toplanma alanları, altyapı, itfaiye ve sağlık hizmetleri, enerji ve iletişim altyapısı da afet sonrasında çalışabilir durumda olmalıdır. Bu nedenle kentsel dönüşüm mahalle ölçeğinde ve bütüncül bir planlama anlayışıyla gerçekleştirilmelidir" ifadelerini kullandı. Kentsel dönüşüm süreçlerinin kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve vatandaşların katılımıyla şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Erdem, dönüşümün yalnızca ekonomik değer artışı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. "Binalar 5 yılda bir muayene edilmeli" Başkan Erdem, İMO Bursa Şubesi'nin önerileri arasında mevcut yapıların kullanım sürecinde düzenli olarak denetlenmesini sağlayacak Bina Muayene Sistemi de bulunduğunun altını çizdi. Erdem, doğru projelendirilmiş ve denetlenmiş bir binanın kullanım sürecinde taşıyıcı sistemine yapılan bilinçsiz müdahaleler nedeniyle riskli hale gelebileceğini belirterek, "Bir binanın güvenliği yalnızca inşa edildiği günle sınırlı değildir. Yapı, kullanım ömrü boyunca denetlenmelidir. Bu nedenle her binanın belirli periyotlarla, örneğin 5 yılda bir, taşıyıcı sistemine müdahale edilip edilmediği ve mevcut durumunun uygunluğu açısından muayene edilmesini öneriyoruz" dedi. Bu sistemin yalnızca bina güvenliği açısından değil, mühendislerin hukuki sorumluluklarının adil biçimde belirlenmesi açısından da gerekli olduğunu kaydeden Erdem, yapıdaki sonraki kullanıcı müdahalelerinin ilk projeyi hazırlayan veya şantiye şefliğini yapan mühendisin sorumluluğuna yüklenmemesi gerektiğini ifade etti. "Yapı denetimi güçlendirilmeli, şiddet önlenmeli" İMO Bursa Şubesi'nin, yapı denetim sisteminin bağımsızlığının ve etkinliğinin artırılması gerektiğine de dikkat çektiğini aktaran Erdem, "Yapı denetiminde elektronik görevlendirme sistemi önemli bir adım olmakla birlikte, uygulamada ortaya çıkan sorunların giderilmesi gerekiyor. Şantiyelerde denetim görevini yerine getiren meslektaşlarımızın tehdit ve şiddetle karşı karşıya kalması kabul edilemez. Yapı denetim mühendislerinin kamusal bir görevi yerine getirdiği gerçeğinden hareketle güvenliklerinin kamu güvencesi altına alınması gerekiyor" dedi. Yapı denetiminin etkin uygulanmasının yapı güvenliği açısından belirleyici olduğunu ifade eden Erdem, sistemin tüm paydaşların katılımıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. "Yetkin mühendislik sistemi hayata geçirilmeli" İMO Bursa Şubesi ayrıca inşaat mühendisliği hizmetlerinde yetkinlik ve belgelendirme sisteminin hayata geçirilmesi çağrısını yinelerken Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, "Dört yıllık lisans eğitimini tamamlayan her mühendisin, mesleki deneyim ve uzmanlık ayrımı yapılmaksızın sınırsız sorumluluk üstlenebilmesi doğru değildir. İnsan hayatını doğrudan ilgilendiren bir meslekte deneyim, uzmanlık ve mesleki yeterlilik mutlaka dikkate alınmalıdır" dedi. Yetkin mühendislik sisteminin; yapı güvenliği, mühendislik hizmetlerinin niteliği ve kamu yararı açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdem, meslek içi eğitim, sınav, deneyim ve belgelendirme esaslarına dayalı bir sistemin oluşturulmasını önerdi. Mühendislik mesleğinin hukuki ve mesleki çerçevesinin günümüz şartları doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiğine de dikkat çeken Erdem, 1938 yılında yürürlüğe giren 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun'un, günümüzde mühendislik hizmetlerinin ulaştığı uzmanlaşma düzeyi, teknolojik gelişmeler, artan teknik sorumluluklar ve kamu güvenliği açısından ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Erdem, mühendislik hizmetlerinde yalnızca diploma sahibi olmanın mesleki yetkinliğin tek göstergesi olarak kabul edilmesi yerine; eğitim, mesleki deneyim, uzmanlık, sürekli gelişim, etik ilkeler ve belgelendirme kriterlerini esas alan çağdaş bir meslek düzenlemesinin oluşturulmasının önemine işaret etti. Bu kapsamda mühendislik yasasının, mesleki yetkinliği kademeli olarak tanımlayan, sorumluluk alanlarını uzmanlık ve deneyim düzeyiyle ilişkilendiren ve kamu güvenliğini merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla güncellenmesi gerektiğini vurguladı. "Deprem öncesi inşaat mühendisiyle tanışın" İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 17 Ağustos'un yıl dönümünde vatandaşlara da çağrıda bulunarak, deprem hazırlığının yalnızca kamu kurumlarının sorumluluğu olmadığını belirtti. Erdem, "Vatandaşlarımız oturdukları binaların durumunu sorgulamalı, taşıyıcı sistemlere yapılan müdahalelerin farkında olmalı ve risk gördüklerinde yetkin mühendislerden destek almalı. Deprem olduktan sonra değil, deprem olmadan önce inşaat mühendisiyle tanışmak gerekiyor" diye konuştu. Erdem sözlerini şöyle tamamladı: "Deprem bir doğa olayıdır. 17 Ağustos'un üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen aynı başlıkları konuşuyor olmamız, artık daha fazla zaman kaybetmememiz gerektiğini gösteriyor. Bursa'nın yapı stoğunu bilmek, riskleri önceliklendirmek, bilimsel veriler ışığında kentsel dönüşümü gerçekleştirmek, yapı denetimini güçlendirmek ve yetkin mühendislik sistemini hayata geçirmek zorundayız. Deprem hazırlığı ertelenebilecek bir yatırım değil, doğrudan yaşam hakkının gereğidir." İMO Bursa Şubesi, 17 Ağustos'un 27'nci yılında başta 17 Ağustos 1999 ve 6 Şubat 2023 depremleri olmak üzere tüm afetlerde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anarken, deprem riskinin azaltılması için şu başlıkların bir an önce hayata geçirilmesi çağrısını yineledi: Tüm Bursa'yı kapsayan yapı stoğu envanterinin çıkarılması Bilimsel verilere dayalı Bursa Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlanması Kentsel dönüşümün mahalle ölçeğinde ve bütüncül biçimde gerçekleştirilmesi Yapı denetim sisteminin bağımsız ve etkin hale getirilmesi Binalar için periyodik muayene sisteminin hayata geçirilmesi Şantiyelerde görev yapan mühendislerin güvenliğinin sağlanması Yetkin mühendislik ve mesleki belgelendirme sisteminin oluşturulması Meslek odalarının deprem ve kentsel dönüşüm süreçlerine etkin biçimde dahil edilmesi İMO Bursa Şubesi'nin mesajı net: Depremi beklemek yerine riski yönetmek, yapıların güvenliğini bugün sağlamak ve Bursa'yı dirençli bir kent haline getirmek için artık tek bir gün bile kaybedilmemeli. İMO Bursa Şube, Depreme Farkındalık Sergisi ile Bursalıları Bilinçlendirdi İMO Bursa Şubesi, deprem konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Gençlik Komisyonu'nun katkılarıyla 16 Ağustos Pazar günü Mudanya Mütareke Evi Müzesi önünde Deprem Farkındalık Standı kurdu. Vatandaşların deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda bilgilendirileceği stantta, yapı güvenliği ve deprem hazırlığına ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Mudanya Belediyesi'nin de destekleriyle gerçekleşen sergiye Bursalılar yoğun ilgi gösterirken, genç inşaat mühendisleri stantlara gelerek güvenli yapılar hakkında bilgi almak isteyen vatandaşların sorularını yanıtlayarak farkındalığı arttırmaya çalıştı. İMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem ve Yönetim Kurulu Üyeleri, standı ziyaret eden Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç'ı ve vatandaşları ağırladı.

Deprem Bir Beka Sorunudur! Haber

Deprem Bir Beka Sorunudur!

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Türkiye, bu süre içerisinde 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri başta olmak üzere çok sayıda yıkıcı deprem yaşarken, son yıllarda Marmara Denizi ve Batı Anadolu’da meydana gelen depremler de deprem gerçeğinin gündemde tutulması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Bursa Şubesi, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde yaptığı açıklamayla Bursa’nın deprem riskinin azaltılması için yapı stoğunun bilimsel verilerle ortaya çıkarılması, kentsel dönüşümün bütüncül bir planlama anlayışıyla yürütülmesi, yapı denetiminin güçlendirilmesi ve mühendislik hizmetlerinin yetkinlik esasına göre düzenlenmesi çağrısında bulundu. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 17 Ağustos’un yalnızca bir anma günü değil, deprem hazırlığı konusunda verilen sözlerin ve alınan kararların sorgulanması gereken bir tarih olduğunu belirterek, “27 yıl önce yaşanan felaketin ardından deprem gerçeğini çok daha iyi tanıyoruz. Bugün artık sorunumuz bilgi eksikliği değil, bildiklerimizi yeterince hızlı ve kararlı biçimde uygulamaya geçirememektir” dedi. “Deprem Riski Bir Gündem Değil, Sürekli Yönetilmesi Gereken Bir Gerçektir” 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, Türkiye’nin afet yönetimi anlayışında önemli bir kırılma noktası olduğunu vurgulayan Başkan Erdem, “AFAD’da 17 Ağustos’u Türkiye’de afet yönetimi ve koordinasyonu açısından bir dönüm noktası olarak tanımlıyor. 17 Ağustos’tan sonraki düzenlemelerle aslında yeni yapıların dayanımları oldukça artırıldı, asıl sorun ise yapı stoğu olarak karşımızda duruyor. Aradan geçen 27 yılda mevzuattan yapı denetimine, afet yönetiminden kentsel dönüşüme kadar çok sayıda düzenleme hayata geçirildi. Ancak 6 Şubat 2023 depremleri, yapı güvenliği ve kentlerin dirençliliği konusunda daha yapılması gereken çok şey olduğunu acı biçimde gösterdi. Son olarak 10 Ağustos 2025’te Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki deprem de mevcut yapı stokunun önemini yeniden gündeme taşıdı. AFAD’ın yayımladığı rapora göre deprem sonrasında 729 binada 1.036 bağımsız birim ağır hasarlı veya yıkık olarak sınıflandırıldı. Raporda yapıların hasar görmesinde düz donatı kullanımı, yetersiz etriye, donatı ankrajındaki eksiklikler, zayıf kolon-kiriş birleşimleri ve donatı korozyonu gibi yapısal sorunların yanı sıra eski ve bakımsız yapıların da etkili olduğu belirtildi. Orta büyüklükteki depremler bile yapı kalitesinin ve mevcut yapı stokunun ne kadar kritik olduğunu bize gösteriyor. Depremi engelleyemeyiz ancak depremin afete dönüşmesini engelleyebiliriz. Bunun yolu sağlam, bilimsel verilere dayalı ve düzenli olarak denetlenen yapılardan geçiyor. Aslolan doğru planlama, doğru proje, doğru uygulama, doğru denetim ve periyodik yapı kontrolüdür” diye konuştu. “Bursa’nın Yapı Stoğunu Bilmeden Kentsel Dönüşümü Yönetemeyiz” Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erdem, Bursa’nın büyüyen nüfusu ve devam eden göç hareketliliğinin, yapı güvenliğini kent açısından daha da kritik hale getirdiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “TÜİK verilerine göre Bursa’nın nüfusu 2025 yılında 3 milyon 263 bin 11 kişiye ulaştı. Bursa, Türkiye’nin İstanbul, Ankara ve İzmir’in ardından en fazla nüfusa sahip dördüncü ili konumunu korudu. 2025 yılı iç göç verileri de Bursa’nın nüfus hareketliliğinin sürdüğünü gösteriyor. Bursa aynı yıl 75 bin 595 kişi göç alırken 64 bin 880 kişi göç verdi ve net göçü 10 bin 715 kişi oldu. Bursa, aldığı göç miktarı bakımından Türkiye’de altıncı sırada yer aldı. Nüfus ve yapılaşma baskısının sürdüğü Bursa’da deprem riskinin yönetilmesi için mevcut yapı stokunun tamamının bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi gerekiyor. Bursa bugün 3,2 milyonun üzerinde nüfusu olan, sanayisi, ticareti ve üretim kapasitesiyle Türkiye’nin en önemli kentlerinden biri. Bu büyüklükteki bir kentte deprem riskini tahminlerle yönetmek mümkün değildir. Hangi binanın hangi yaşta olduğu, hangi yapı sistemine sahip olduğu, zemin koşulları, taşıyıcı sistem özellikleri, geçmişte müdahale görüp görmediği ve deprem karşısındaki performansı somut verilerle ortaya konulmalıdır.” “Yapı Stoğu Envanterinden Kentsel Dönüşüm Stratejisine Geçilmeli” Erdem, İMO Bursa Şube’nin Bursa’da öncelikli olarak tüm kenti kapsayan bir yapı stoğu envanteri oluşturulması gerektiğini vurguladığını belirterek, “Bütüncül Kentsel Dönüşüm Planlaması sürdürülürken ilk öncelik göçme riski taşıyan binalara verilmelidir. “Saha çalışmaları ile inşaat mühendislerinin yetkinliğinde, bina bina şehrimizin depreme karşı nasıl bir dirençte olduğu ortaya koyulmalı, göçme riski taşıyan binalar bir an önce belirlenerek vatandaş inisiyatifine bırakılmadan devlet desteğini alarak, gerekiyorsa güçlendirme, gerekiyorsa yerinde dönüşüm yöntemleri ile depreme karşı bir an önce dirençli hale getirilmelidir” dedi. Bu envanterin yalnızca bina yaşına göre değil; yapı sistemi, zemin koşulları, taşıyıcı sistem özellikleri, yapı denetim geçmişi, kullanım amacı ve mevcut fiziksel durum gibi kriterler dikkate alınarak RİSKLİ YAPI TESPİT YÖNETMELİĞİ EKİNDE TARİF EDİLEN ESASLARA GÖRE hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Erdem, elde edilecek verilerin Bursa’nın kentsel dönüşüm stratejisinin temelini oluşturması gerektiğini ifade etti. Erdem, “Önce riskli alanları ve riskli yapı stokunu bilimsel verilerle ortaya koymalıyız. Daha sonra bütün Bursa için ortak kriterleri içeren bir Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlanmalı. Kentsel dönüşüm parsel bazında rant üretme anlayışıyla değil, mahalle ölçeğinde, sosyal ve teknik altyapıyı da kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır” diye kaydetti. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin devam eden Bursa’nın Dijital Deprem Risk Haritalanması projesinin de yapıların dayanıklılık analizlerinin yapılması, yapı stok analizleriyle envanter oluşturulması ve deprem risk haritalarının hazırlanmasını hedeflediğine dikkat çeken Erdem, “Bu tür çalışmalar önemli olmakla birlikte kent genelinde ortak bir veri altyapısı oluşturulması ve elde edilen verilerin kentsel dönüşüm kararlarının temelini oluşturması gerekiyor” dedi. “Kentsel Dönüşüm Parsel Bazlı Değil, Mahalle Bazlı Olmalı” İMO Bursa Şubesi’nin kentsel dönüşümün yalnızca binaların yenilenmesi olarak görülmemesi gerektiğine yıllardır dikkat çektiğini vurgulayan Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erdem, “Depreme dirençli kent, yalnızca dirençli binalardan oluşmaz. Ulaşım aksları, açık alanlar, toplanma alanları, altyapı, itfaiye ve sağlık hizmetleri, enerji ve iletişim altyapısı da afet sonrasında çalışabilir durumda olmalıdır. Bu nedenle kentsel dönüşüm mahalle ölçeğinde ve bütüncül bir planlama anlayışıyla gerçekleştirilmelidir” ifadelerini kullandı. Kentsel dönüşüm süreçlerinin kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve vatandaşların katılımıyla şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Erdem, dönüşümün yalnızca ekonomik değer artışı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. “Binalar 5 Yılda Bir Muayene Edilmeli” Başkan Erdem, İMO Bursa Şubesi’nin önerileri arasında mevcut yapıların kullanım sürecinde düzenli olarak denetlenmesini sağlayacak Bina Muayene Sistemi de bulunduğunun altını çizdi. Erdem, doğru projelendirilmiş ve denetlenmiş bir binanın kullanım sürecinde taşıyıcı sistemine yapılan bilinçsiz müdahaleler nedeniyle riskli hale gelebileceğini belirterek, “Bir binanın güvenliği yalnızca inşa edildiği günle sınırlı değildir. Yapı, kullanım ömrü boyunca denetlenmelidir. Bu nedenle her binanın belirli periyotlarla, örneğin 5 yılda bir, taşıyıcı sistemine müdahale edilip edilmediği ve mevcut durumunun uygunluğu açısından muayene edilmesini öneriyoruz” dedi. Bu sistemin yalnızca bina güvenliği açısından değil, mühendislerin hukuki sorumluluklarının adil biçimde belirlenmesi açısından da gerekli olduğunu kaydeden Erdem, yapıdaki sonraki kullanıcı müdahalelerinin ilk projeyi hazırlayan veya şantiye şefliğini yapan mühendisin sorumluluğuna yüklenmemesi gerektiğini ifade etti. “Yapı Denetimi Güçlendirilmeli, Şiddet Önlenmeli” İMO Bursa Şubesi’nin, yapı denetim sisteminin bağımsızlığının ve etkinliğinin artırılması gerektiğine de dikkat çektiğini aktaran Erdem, “Yapı denetiminde elektronik görevlendirme sistemi önemli bir adım olmakla birlikte, uygulamada ortaya çıkan sorunların giderilmesi gerekiyor. Şantiyelerde denetim görevini yerine getiren meslektaşlarımızın tehdit ve şiddetle karşı karşıya kalması kabul edilemez. Yapı denetim mühendislerinin kamusal bir görevi yerine getirdiği gerçeğinden hareketle güvenliklerinin kamu güvencesi altına alınması gerekiyor” dedi. Yapı denetiminin etkin uygulanmasının yapı güvenliği açısından belirleyici olduğunu ifade eden Erdem, sistemin tüm paydaşların katılımıyla yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Yetkin Mühendislik Sistemi Hayata Geçirilmeli” İMO Bursa Şubesi ayrıca inşaat mühendisliği hizmetlerinde yetkinlik ve belgelendirme sisteminin hayata geçirilmesi çağrısını yinelerken Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, “Dört yıllık lisans eğitimini tamamlayan her mühendisin, mesleki deneyim ve uzmanlık ayrımı yapılmaksızın sınırsız sorumluluk üstlenebilmesi doğru değildir. İnsan hayatını doğrudan ilgilendiren bir meslekte deneyim, uzmanlık ve mesleki yeterlilik mutlaka dikkate alınmalıdır” dedi. Yetkin mühendislik sisteminin; yapı güvenliği, mühendislik hizmetlerinin niteliği ve kamu yararı açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdem, meslek içi eğitim, sınav, deneyim ve belgelendirme esaslarına dayalı bir sistemin oluşturulmasını önerdi. Mühendislik mesleğinin hukuki ve mesleki çerçevesinin günümüz koşulları doğrultusunda yeniden ele alınması gerektiğine de dikkat çeken Erdem, 1938 yılında yürürlüğe giren 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun’un, günümüzde mühendislik hizmetlerinin ulaştığı uzmanlaşma düzeyi, teknolojik gelişmeler, artan teknik sorumluluklar ve kamu güvenliği açısından ortaya çıkan yeni gereksinimler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Erdem, mühendislik hizmetlerinde yalnızca diploma sahibi olmanın mesleki yetkinliğin tek göstergesi olarak kabul edilmesi yerine; eğitim, mesleki deneyim, uzmanlık, sürekli gelişim, etik ilkeler ve belgelendirme kriterlerini esas alan çağdaş bir meslek düzenlemesinin oluşturulmasının önemine işaret etti. Bu kapsamda mühendislik yasasının, mesleki yetkinliği kademeli olarak tanımlayan, sorumluluk alanlarını uzmanlık ve deneyim düzeyiyle ilişkilendiren ve kamu güvenliğini merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla güncellenmesi gerektiğini vurguladı. “Deprem Öncesi İnşaat Mühendisiyle Tanışın” İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem, 17 Ağustos’un yıl dönümünde vatandaşlara da çağrıda bulunarak, deprem hazırlığının yalnızca kamu kurumlarının sorumluluğu olmadığını belirtti. Erdem, “Vatandaşlarımız oturdukları binaların durumunu sorgulamalı, taşıyıcı sistemlere yapılan müdahalelerin farkında olmalı ve risk gördüklerinde yetkin mühendislerden destek almalı. Deprem olduktan sonra değil, deprem olmadan önce inşaat mühendisiyle tanışmak gerekiyor” diye konuştu. Erdem sözlerini şöyle tamamladı: “Deprem bir doğa olayıdır; ancak yıkım kader değildir. 17 Ağustos’un üzerinden 27 yıl geçmesine rağmen aynı başlıkları konuşuyor olmamız, artık daha fazla zaman kaybetmememiz gerektiğini gösteriyor. Bursa’nın yapı stoğunu bilmek, riskleri önceliklendirmek, bilimsel veriler ışığında kentsel dönüşümü gerçekleştirmek, yapı denetimini güçlendirmek ve yetkin mühendislik sistemini hayata geçirmek zorundayız. Deprem hazırlığı ertelenebilecek bir yatırım değil, doğrudan yaşam hakkının gereğidir.” İMO Bursa Şubesi, 17 Ağustos’un 27’nci yılında başta 17 Ağustos 1999 ve 6 Şubat 2023 depremleri olmak üzere tüm afetlerde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anarken, deprem riskinin azaltılması için şu başlıkların bir an önce hayata geçirilmesi çağrısını yineledi: • Tüm Bursa’yı kapsayan yapı stoğu envanterinin çıkarılması • Bilimsel verilere dayalı Bursa Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi hazırlanması • Kentsel dönüşümün mahalle ölçeğinde ve bütüncül biçimde gerçekleştirilmesi • Yapı denetim sisteminin bağımsız ve etkin hale getirilmesi • Binalar için periyodik muayene sisteminin hayata geçirilmesi • Şantiyelerde görev yapan mühendislerin güvenliğinin sağlanması • Yetkin mühendislik ve mesleki belgelendirme sisteminin oluşturulması • Meslek odalarının deprem ve kentsel dönüşüm süreçlerine etkin biçimde dahil edilmesi İMO Bursa Şubesi’nin mesajı net: Depremi beklemek yerine riski yönetmek, yapıların güvenliğini bugün sağlamak ve Bursa’yı dirençli bir kent haline getirmek için artık tek bir gün bile kaybedilmemeli. İMO Bursa Şube, Depreme Farkındalık Sergisi ile Bursalıları Bilinçlendirdi İMO Bursa Şubesi, deprem konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Gençlik Komisyonu’nun katkılarıyla 16 Ağustos Pazar günü Mudanya Mütareke Evi Müzesi önünde Deprem Farkındalık Standı kurdu. Vatandaşların deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda bilgilendirileceği stantta, yapı güvenliği ve deprem hazırlığına ilişkin bilgiler de paylaşıldı. Mudanya Belediyesi’nin de destekleriyle gerçekleşen sergiye Bursalılar yoğun ilgi gösterirken, genç inşaat mühendisleri stantlara gelerek güvenli yapılar hakkında bilgi almak isteyen vatandaşların sorularını yanıtlayarak farkındalığı arttırmaya çalıştı. İMO Bursa Şube Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Atilla Erdem ve Yönetim Kurulu Üyeleri, standı ziyaret eden Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç’ı ve vatandaşları ağırladı.

Enkaz altından minderin zirvesine Haber

Enkaz altından minderin zirvesine

Sakarya'da 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde enkaz altında kalan ve kurtarıldıktan sonra psikologların yönlendirmesiyle güreş sporuyla tanışan doğuştan işitme engelli milli sporcu Kürşat Kiraz, yaşadığı ağır travmayı sporla aştı. Dünya ve Avrupa şampiyonlukları elde eden Kiraz, bir yandan 2027 Dünya Şampiyonası'na hazırlanırken diğer yandan beden eğitimi öğretmeni olarak yeni sporcular yetiştiriyor. Sakarya'da yaşayan yüzde 56 işitme kaybı bulunan 34 yaşındaki milli güreşçi Kürşat Kiraz, 17 Ağustos 1999 depreminde yıkılan binanın enkazından vatandaşların ve ekiplerin yardımıyla çıkarıldı. Afet bölgesinde kurulan destek çadırlarında görevli psikologların yönlendirmesiyle güreş sporuyla tanışan Kiraz, kısa sürede büyük bir azim göstererek 2006 yılında milli takıma seçildi. Hem normal kategoride hem de İşitme Engelliler kategorisinde Dünya Şampiyonluğu, Avrupa Şampiyonluğu, Olimpiyat ikinciliği ve üçüncülüğü gibi önemli dereceler elde eden milli sporcu, yaşadığı acıları spora tutunarak hafızasından sildi. "Enkazın altından minderin üstüne çıktık" Spor kariyerine başlama sürecini ve elde ettiği başarıları aktaran Kürşat Kiraz, "Güreş branşında yarışıyorum. Bu branşta normal kategoride Avrupa şampiyonluğum, Avrupa üçüncülüğüm, dünya üçüncülüğüm mevcut. İşitme engelliler kategorisinde dünya şampiyonluğum, olimpiyat ikinciliğim ve üçüncülüğüm mevcut. 99 Depremi'nde enkazın altından çıktıktan sonra psikologların yönlendirilmesiyle, kurulan çadırlarda ki spor branşlardan tercihimi güreşten yana kullandım. Çok aktif ve hareketli bir çocukluk dönemiydi. Güreş sporu ile başladım, hareketli, güce dayalı bir branş olduğunu görünce bana çok ilham verdi. Enkazın altından çıktık, minderin üstüne çıktık. Bu minderin üzerine çıktıktan sonra uzun yıllar bu branşı hiç pes etmeden sürdürdüm. Çalıştım, çabaladım. O gecenin vermiş olduğu travmayı da hem zihnimde yaşadım. Buralarda çıkaraktan, Avrupa şampiyonluğu, Avrupa üçüncülüğü, Dünya şampiyonluğu, olimpiyat ikinciliği ve üçüncülüğü gibi başarılar elde ettim" ifadelerini kullandı. "İnsanların hazırlıklı olması gerektiğini düşünüyorum" Toplumun afet bilinci konusunda geçmişe kıyasla daha fazla gelişim gösterdiğine dikkat çeken Kiraz, "Deprem hayatımızda her zaman var. Dünya genelinde olan bir durum bu. Ülkemizdeki gençlerin bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsanların hazırlıklı olması gerektiğini düşünüyorum. 99 Depremi'nde çoğu insan bu duruma hazır değildi. Ama yıllar geçtikçe insanlar bu gerçek ile tanıştı. Bilinçlenerek buna hazır bir duruma gelindi" şeklinde konuştu. "Bu acıyı spor ile bir nebze atlatabildik" Deprem gecesi yaşadığı dehşet dolu anları, kaybettiği arkadaşlarını ve onlara dair hatıralarını anlatan Kürşat Kiraz, "99 Depremi gece büyük bir sarsıntı ile yatağımda uyandım. Kalkmaya çalışıyorum kalkamıyorum. Beni sağa sola savuruyor. Bir anda her şey karanlık oldu. Cam patlamaları, duvar çatlamaları 20 saniyelik bir zifiri karanlık. Bir anda herşey üstümüze geldi. Sonrasını hiç hatırlamıyorum. Her şey bir anda tuz buz oldu. Bende öyle kaldı. Sonra ailecek, insanların ve devletimizin yardımı ile enkazın altından kurtulduk. Hayata yeni bir ışık ile yeniden başladık. "Arkadaşlarımı kaybettim. Zaman zaman aklıma gelir, onlarla yatıp kalktığım zamanlar oldu. Eski mahalleme gittiğimde o anılarım hep aklıma gelir. Bende travması büyük, hissiyat olarak da acı veriyor. Bu acıyı spor ile bir nebze atlatabildik. Umarım bir daha böyle bir acı ülkemiz olarak yaşamayız" cümlelerine yer verdi.

17 Ağustos’un 27. yılında İnegöl’de güvenli şehir için dönüşüm sürüyor Haber

17 Ağustos’un 27. yılında İnegöl’de güvenli şehir için dönüşüm sürüyor

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin 27'nci yılında deprem gerçeğini bir kez daha hatırlatan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, İnegöl Belediyesi olarak geçmişin acılarından ders çıkardıklarını ve daha güvenli, daha dirençli bir İnegöl hedefiyle başta kentsel dönüşüm olmak üzere çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Ülkemizin ve milletimizin hafızasında derin izler bırakan 17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Binlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiği, yüz binlerce insanın doğrudan etkilendiği o büyük felaket, deprem gerçeğinin Türkiye için ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos’un bıraktığı acı ve ortaya koyduğu gerçek değişmezken, deprem felaketi Türkiye’nin bir gerçeği olmaya devam etti. İnegöl’ün geleceği için adımlar atılıyor İnegöl Belediyesi, bu gerçeği merkeze alarak deprem başta olmak üzere afetlere karşı ciddi bir hazırlık içerisinde. Başta kentsel dönüşüm uygulamaları olmak üzere farklı alanlarda çalışmalarını sürdüren İnegöl Belediyesi, özellikle şehrin yapı stokunun yenilenmesi ve vatandaşların daha güvenli yaşam alanlarına kavuşması adına yoğun çaba sarf ediyor. Turgutalp ve Alanyurt bölgelerinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları ile Ek Hizmet Binası bölgesindeki dönüşüm süreci, İnegöl’ün daha güvenli ve dirençli bir şehir olması adına atılan adımlar olarak öne çıkıyor. İnegöl, afetlere karşı çok yönlü hazırlanıyor İnegöl Belediyesi, kentsel dönüşüm çalışmalarının yanı sıra afet öncesi, afet anı ve afet sonrası süreçleri kapsayan çok yönlü hazırlık çalışmalarını da sürdürüyor. Bursa’da Kentsel Dönüşüm Strateji Belgesi’ni alan ilk belediye olan İnegöl Belediyesi tarafından Doğal Afet ve Riskleri ile Mücadele Eylem Planı hazırlanırken, Afet Kriz Merkezi oluşturuldu ve Telsiz Haberleşme Sistemi devreye alındı. Riskli yapı tespitleri, deprem tatbikatları ve bölgesel tatbikatların yanı sıra şehrin Dijital İkizi projesi çalışmaları başlatıldı. Toplam 194 bin 600 metrekare büyüklüğünde 125 toplanma alanı belirlenerek bu alanların rehabilitasyonuna başlanırken, afetlerde kullanılmak üzere 575 bin metrekare büyüklüğünde 14 çadır kent ve 552 bin metrekare büyüklüğünde 8 konteyner kent alanı da belirlendi. Afet sonrası müdahale kapasitesini güçlendirmek amacıyla stok çalışmaları ve AFAD deposu kurulmasına yönelik koordinasyon yürütülürken, Afet Çantası Mobil Uygulaması, yapay enkaz alanı ve çocuk odaklı afet hazırlık çalışmalarıyla İnegöl’ün afetlere karşı direnç kapasitesinin artırılması hedefleniyor. "Önceliğimiz vatandaşlarımızın canı ve güvenliği" İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, afetlere karşı mücadelede merkeze insanı koyduklarını söyledi. Bu noktada kentsel dönüşümün öne çıktığına değinen Taban, "Kentsel dönüşümü de yalnızca binaların yenilenmesinden ibaret görmüyoruz. Bugün 17 Ağustos depreminin yıl dönümü. Ülkemizin hafızasında çok acı bir şekilde yer etmiş bir tarih. O gün kaybettiğimiz vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, yakınlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza bir kez daha başsağlığı diliyoruz. Bu tür acıların tekrar yaşanmaması için hepimize önemli sorumluluklar düşüyor. Biz belediye olarak bu sorumluluğun farkındayız. Bizim için şehircilik sadece yeni yollar yapmak, parklar oluşturmak veya yeni hizmet binaları inşa etmekten ibaret değil. İnsanlarımızın güvenliğini sağlamak, geleceğe daha sağlam bir şehir bırakmak da bizim temel görevlerimiz arasında. Turgutalp’te, Alanyurt’ta ve Ek Hizmet Binası bölgesinde yürüttüğümüz çalışmaların arkasında da bu anlayış var. Biz insanımızı önemsiyoruz. Vatandaşlarımızın güvenli, sağlıklı ve nitelikli yaşam alanlarında hayatlarını sürdürmelerini istiyoruz" dedi. "Deprem olmadan önce hazırlıklı olmalıyız" Deprem gerçeğinin yalnızca belirli günlerde hatırlanmaması gerektiğine de dikkat çeken Başkan Taban, şehirlerin dirençli hale getirilmesi için çalışmaların kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Taban, "17 Ağustos gibi önemli tarihler bizlere bir kez daha sorumluluklarımızı hatırlatıyor. Ancak deprem hazırlığı sadece bir günün konusu değildir. Bizim bunu sürekli gündemimizde tutmamız gerekiyor. Deprem olmadan önce gerekli tedbirleri almak, yapı stokumuzu güçlendirmek ve şehirlerimizi daha dirençli hale getirmek zorundayız. Bugün attığımız her adım, gelecekte yaşanabilecek afetlerin etkisini azaltmak adına büyük önem taşıyor" diye konuştu. Hedef; Daha güvenli, daha dirençli İnegöl Bu noktada atılan her adımın kıymetli olduğunu ancak kentsel dönüşümün hayati öneme sahip olduğunu da vurgulayan Taban, şöyle devam etti: "İnegöl Belediyesi olarak kentsel dönüşüm çalışmalarını yalnızca mevcut yapıların yenilenmesi olarak değil, şehrin geleceğinin planlanması olarak ele alıyoruz. İnegöl’de daha güvenli, modern ve yaşanabilir yaşam alanlarını oluşturmak istiyoruz. Bizim hedefimiz çocuklarımıza, gençlerimize ve gelecek nesillere daha güvenli bir İnegöl bırakmak. Bunun için bugün üzerimize düşen ne varsa yapmak istiyoruz. Kentsel dönüşüm konusunda da aynı hassasiyetle hareket ediyoruz. Şehrimizin ihtiyaçlarını, vatandaşlarımızın beklentilerini ve deprem gerçeğini birlikte değerlendirerek çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bugün merkezde Turgutalp Mahallemizde 15 hektar alanda 850 dolayında bağımsız bölümü kapsayan bir dönüşüm sürüyor. 1. Etapta anahtar teslimlerini 2027 yılında yapacağız. 2 ve 3’üncü etapta temel atma için zemin iyileştirmeler sürüyor. Alanyurt bölgemizde 3 mahallemizi kapsayan 90 hektarlık alanda bir dönüşüm projemiz var. 15 bin insanı doğrudan etkileyecek bir dönüşüm. Burada da hak sahipleriyle görüşmelerimiz sürüyor. Belediyemiz garantörlüğünde vatandaşlarımıza güvenli yapılar sunmak için gayretimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sürecek inşallah" ifadelerini kullandı.

Asrın felaketinin acı hatıraları Deprem Müzesi'nde yaşatılıyor Haber

Asrın felaketinin acı hatıraları Deprem Müzesi'nde yaşatılıyor

1999 Marmara Depremi'nin acı hatıraları Sakarya'nın Adapazarı ilçesinde bulunan Deprem Müze'sinde yaşatılıyor. Müze, fotoğraf sergisi ve hayatını kaybeden vatandaşlar için yapılmış anıtla bellek görevi görürken, deprem simülasyon merkezi ile gençleri depremi tecrübe etme fırsatı sunuyor. Adapazarı ilçesinde bulunan 2004 yılında vatandaşların ziyaretine sunulan Deprem Kültür Müzesi, 17 Ağustos 1999 depreminin yıldönümünde onlarca ziyaretiçinin odak noktası oluyor. Adapazarı’nda yaşanan 3 büyük depremde çekilmiş fotoğraflardan oluşan sergi ve Adapazarı bölgesinde deprem sebebiyle hayatını kaybeden vatandaşlar için yapılan anma anıtıyla geçmişe dair bir ayna olurken, 5.4 şiddetinde depremin tecrübe edilmesini sağlayan deprem simülasyon merkeziyle gençlere depremi deneyimleme imkanı sunuyor. "Müze değil bilgilendirme alanı" Adapazarı Belediyesi Kütüphane ve Müzeler Müdürü Cem Erdivan müze hakkında bilgi vererek, " Deprem kültür müzesinde müzemize gelen vatandaşlarımıza depremin bilincini, deprem anında ne yapılması gerektiğini, deprem sırasında ve sonrasında neler olması gerektiğini anlattığımız bir yerdeyiz. 17 ağustos 1999 depremi, 1967 depremi ve 1943 depreminden şehrimizden görüntüleri, resimleri ve vatandaşlarımızın yaşadığı sıkıntıları göstermekteyiz. Bazı binaların yıkılmış hallerini veya enkaz çalışma hallerinin görüntüleri bulunmaktadır. 17 ağustos 1999 depreminde sadece Adapazarı’nda hayatını kaybeden 3891 kişi için yapılmış deprem anıtı maketini görebilirler. En sonunda 5.4 şiddetinde deprem simülasyon merkezinde depremi yaşayıp deprem anında ne yapmaları gerekir, deprem sonrasında ne yapmaları gerekir çalışma arkadaşlarımızla birlikte bilgilendirme yapılmış olur" dedi. "Burayı her gezdiğimde tekrar o acıyı hissediyorum" 17 Ağustos 1999 depremini deneyimlemiş 46 yaşında Şahin Mantar depremin çok acı bir deneyim olduğunu vurgulayarak, "Şuanda burayı her gezdiğimde tekrar o acıyı hissediyorum. Sanki yeni yaşamış gibi hissediyorum. Yıkılan her binada her caddede ders almamız gerekiyor. Çünkü çok acılar yaşadık. Sadece burada değil Yalova, İzmit, İstanbul baya bir Marmara genelinde bu deprem yaşandı. Sadece Adapazarı’nda değil. 17.000 şehidimiz yatıyor. 17 Ağustos unutulmaz. En azından haftada bir sefer buraya zaman ayırmalılar. Gençlerin burayı gezmelerini diliyorum. Biz bunları yaşadık, büyüklerimiz anneleriniz babalarınız bunları yaşadı. Gelip görmeleri lazım" diye konuştu. "Burayı görüp bilgilensinler" 17 Ağustos 1999 depremine Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yakalanan 43 yaşındaki Nuray Güven, 17 Ağustos’un ne ifade ettiğini çocuğuna göstermek için ailecek müze ziyareti gerçekleştirdiklerini belirterek, " Resmen kıyamet kopuyor zannettim. Bayırda oturuyorduk. Yerle bir olur zannettim. Aşağılarda çok kötüydü bağırış, toz duman. Şükür bizim oralar bayır olduğu için orada bir problem olmadı. Gene sağlammış. Hep düzlüklerde yıkıldı. Ölümler oldu. Deprem müzesinin görülmesi gerekir. Çoluğumuza da gösterelim istedik. Bu anı öğrensinler, bilgilensinler istedik " şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.