Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Mamografi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Mamografi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mamografi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Meme kanseri genç yaşlarda da görülüyor Haber

Meme kanseri genç yaşlarda da görülüyor

Meme kanserinin görülme sıklığı yaşla birlikte artsa da hastalık yalnızca ileri yaşların sorunu olarak değerlendirilmiyor. Uluslararası veriler, özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri görülme sıklığının yükseldiğine işaret ederken, uzmanlar 20'li ve 30'lu yaşlardaki kadınların memelerinde fark ettikleri yeni değişiklikleri yaşları nedeniyle göz ardı etmemeleri gerektiğini belirtiyor. "Yaşım genç, meme kanseri olmam" denilmemeli Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, meme kanserinin görülme sıklığının yaşla birlikte arttığını ancak hastalığın yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkmadığını ifade etti. Son yıllarda özellikle 50 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri tanılarında artış eğilimi görüldüğünü belirten Özdoğan, bunun meme kanserlerinin çoğunun artık genç yaşlarda görüldüğü anlamına gelmediğini söyledi. Özdoğan, 20'li ve 30'lu yaşlardaki kadınların memelerinde fark ettikleri yeni bir değişikliği "Yaşım genç" düşüncesiyle ertelememeleri gerektiğini vurguladı. Memedeki değişiklikler önemsenmeli Memede veya koltuk altında ele gelen yeni bir kitle, meme başından özellikle kanlı akıntı gelmesi, meme cildinde çekilme veya çökme, meme başında içe dönme ve tek memede kalıcı şekil ya da görünüm değişikliği gibi belirtilerin her yaşta değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Özdoğan, bu bulguların mutlaka kanser anlamına gelmediğini ancak kontrol edilmeden beklenmemesi gerektiğini belirtti. Özdoğan, özellikle genç kadınlarda meme dokusunun daha yoğun olması nedeniyle değerlendirme sırasında mamografinin yanı sıra ultrason gibi farklı görüntüleme yöntemlerinden de yararlanılabileceğini ifade ederek, kullanılacak yöntemin kişinin yaşı, bulguları ve risk durumuna göre belirlenmesi gerektiğini kaydetti. Her genç kadının mamografi yaptırması gerekmiyor Genç yaşlarda meme kanseri görülmesinin 20'li veya 30'lu yaşlardaki her kadının rutin olarak mamografi yaptırması gerektiği anlamına gelmediğini belirten Özdoğan, Türkiye'de toplum temelli meme kanseri taramasının ortalama risk grubundaki kadınlarda 40 yaşından itibaren uygulandığını söyledi. Ailesinde genç yaşta meme veya yumurtalık kanseri bulunan, BRCA1 veya BRCA2 gibi genetik değişiklik taşıyan ya da farklı nedenlerle yüksek risk grubunda değerlendirilen kadınlarda tarama programının daha erken başlayabileceğini aktaran Özdoğan, bu kişilerde takip yaşının ve kullanılacak görüntüleme yönteminin risk durumuna göre belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Ailede kanser öyküsünün olmaması riski sıfırlamıyor Meme kanseri tanısı alan her genç kadında genetik bir neden bulunmadığına dikkat çeken Özdoğan, ailede meme kanseri bulunmamasının da genetik yatkınlığı tamamen dışlamadığını belirtti. Özdoğan, özellikle genç yaşta tanı, ailede birden fazla meme veya yumurtalık kanseri öyküsü ve bazı özel tümör özellikleri bulunması halinde genetik danışmanlığın gündeme gelebileceğini söyledi. Genetik değerlendirmenin yalnızca hastanın tedavisinin planlanmasına değil, aile bireylerinin taşıyabileceği risklerin belirlenmesine de katkı sağlayabileceğini ifade etti. Tedavi tümörün özelliklerine göre planlanıyor Meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını vurgulayan Özdoğan, tümörün hormon reseptörleri, HER2 durumu ile genetik ve moleküler özelliklerinin tedavinin belirlenmesinde önemli rol oynadığını aktardı. Son yıllarda hedefe yönelik tedaviler, antikor-ilaç tedavileri ve tümörün biyolojik özelliklerini değerlendirmeye yönelik moleküler yöntemlerde önemli gelişmeler yaşandığını belirten Özdoğan, amaçlarının her hastaya daha fazla tedavi vermek değil, doğru hastaya doğru zamanda uygun tedaviyi uygulamak olduğunu kaydetti. Özdoğan, özellikle genç hastalarda tedavi planlanırken kanserin kontrol altına alınmasının yanı sıra doğurganlığın korunması, gebelik planı, kemik ve kalp sağlığı ile uzun dönem yaşam kalitesinin de dikkate alınmasının önem taşıdığını ifade etti. Yapay zekâ ve moleküler yöntemler tedaviye yön veriyor Yapay zekâ destekli görüntüleme sistemlerinin mamografide şüpheli alanların değerlendirilmesine yardımcı olduğunu belirten Özdoğan, tümörün genetik ve moleküler özelliklerinin incelenmesinin de tedavi seçiminde yol gösterici olabildiğini söyledi. Özdoğan, özellikle bazı meme kanseri türlerinde kullanılan hedefe yönelik ve antikor-ilaç tedavilerinin, hastalığın tekrarlama riskini azaltmaya veya ileri evrede hastalığı kontrol altında tutmaya yönelik seçenekler arasında yer aldığını aktardı. Erken fark etmek tedavi seçeneklerini artırıyor Meme kanserinde farkındalığın yalnızca belirli bir yaşa gelindiğinde tarama yaptırmak anlamına gelmediğini vurgulayan Özdoğan, kadınların kendi memelerindeki normal görünümü ve yapıyı bilmelerinin, yeni gelişen değişiklikleri fark etmelerinin ve şüpheli bir durumda gecikmeden hekime başvurmalarının önem taşıdığını belirtti. Özdoğan, özellikle genç kadınların "Bu yaşta meme kanseri olmaz" düşüncesiyle belirtileri ertelememesi gerektiğini ifade ederek, yaş ne olursa olsun şüpheli bir bulgunun zamanında değerlendirilmesinin erken tanı ve tedavi seçenekleri açısından önemli avantaj sağlayabileceğini kaydetti.

Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte! Haber

Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte!

TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, toplum sağlığına ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Söz konusu veriler toplumda obezite, hareketsizlik ve tütün kullanımının önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini gösterdi. Buna göre, boy ve kilo değerleri üzerinden hesaplanan vücut kütle indeksi sonuçlarında 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken 2025 yılında yüzde 21,8’e yükseldi. Cinsiyet bazında incelendiğinde 2025 yılında kadınların yüzde 24,8’inin obez, erkeklerin ise yüzde 18,7’sinin obez olduğu belirlendi. Araştırmada fiziksel aktivite düzeyinin düşük olması dikkat çekti. 15 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 86,6’sının fiziksel aktivite yapmadığı tespit edilirken, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği haftada en az 150 dakika egzersiz yapanların oranı erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda ise yüzde 2,7’de kaldı. Sağlık verileri ayrıca günlük yaşamda işlevsel zorluklara da işaret etti. Merdiven inip çıkarken zorlananların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde yüzde 3,7 olarak kaydedildi. Yürüme ve hatırlama gibi alanlarda da kadınların erkeklere kıyasla daha fazla zorluk yaşadığı görüldü. Çocuklarda ise en sık görülen hastalıkların üst solunum yolu enfeksiyonları olduğu belirlendi. 0-6 yaş grubunda bu oran yüzde 28,5 olurken, 7-14 yaş grubunda yüzde 24,6 ile ilk sırada yer aldı. Kronik hastalıklarda bel bölgesi problemleri öne çıkarken, 15 yaş ve üzeri bireylerde bu oran yüzde 24,3 olarak hesaplandı. Bunu hipertansiyon (yüzde 16,9), boyun bölgesi problemleri (yüzde 16,7), diyabet (yüzde 11,9) ve yüksek kan yağları (yüzde 10,1) izledi. Tütün ve alkol kullanımına ilişkin veriler de dikkat çekti. Her gün tütün kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 30,1’e yükselirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak kaydedildi. Son 12 ayda alkol kullananların oranı ise yüzde 12,6 oldu. Koruyucu sağlık hizmetlerine katılımda ise düşük oranlar göze çarptı. 40 yaş ve üzeri kadınlarda son bir yılda mamografi çektirenlerin oranı yüzde 16,7 olurken, kadınların yüzde 59’unun hiç smear testi yaptırmadığı belirlendi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.