Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Mahkeme

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Mahkeme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mahkeme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

KKTC’de Filo Jet faciasında ihmal: Su geçirmez kapılar açıkmış Haber

KKTC’de Filo Jet faciasında ihmal: Su geçirmez kapılar açıkmış

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC), 30 Ağustos’ta Girne açıklarında meydana gelen ve 18 kişinin yaşamını yitirdiği Filo Jet faciasına ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bilgiler mahkemeye yansıdı. Mahkemede, geminin teknik durumu ve facia öncesinde gerçekleştirilen müdahalelerin yanı sıra arama-kurtarma çalışmalarının seyri, mürettebatın ifadeleri, teknik deliller ve Türkiye’den beklenen bilgiler de ele alındı. Mahkemede konuşan Tahkikat Polisi, gemide su geçirmez bölmeler bulunduğunu ve bu bölmelerdeki kapıların kapalı tutulması gerektiği ancak bazı kapıların açık olduğunu belirtti. Polis, söz konusu kapıların kapalı olması halinde geminin bu kadar su almayacağını ve suyun gemi içerisindeki yayılımının sınırlandırılabileceğini ifade etti. Su geçirmez kapıların neden açık olduğu ve batış sırasında bu sistemlerin neden devreye alınmadığına dikkat çekildi. Yolcuların kurtarılma ihtimali daha fazla olacaktı Polis, su geçirmez kapıların kapalı tutulması halinde geminin daha az su alabileceği ve yolcuların kurtarılma ihtimalinin daha yüksek olabileceğini belirtti. Bu kapsamda, geminin batış nedenlerinin yanı sıra facia sırasında alınması gereken güvenlik önlemlerinin uygulanıp uygulanmadığı da sorgulandı. Mayday çağrısından 2 saat 30 dakika sonra battı Polis, Filo Jet’ten saat 12.20’de uluslararası acil yardım çağrısı olan Mayday çağrısı yapıldığına dikkat çekerek, geminin saat 14.50’de battığını kaydetti. Polis, Mayday çağrısıyla geminin batışı arasında geçen 2 saat 30 dakikalık süreçte gerçekleştirilen arama-kurtarma çalışmaları, gemiye müdahale ve kurtarma ekiplerinin faaliyetleri de soruşturma kapsamında değerlendirildiğini belirtti. Yardım çalışmalarına Sahil Güvenlik, Sivil Savunma ve Kıbrıs Türk Kıyı Emniyeti Kurtarma Limited ekiplerinin ulaştığı aktarıldı. Arama sırasında gemiden iki çocuk çıkarıldığı iddiası Mahkemede, arama-kurtarma çalışmaları devam ederken Süleyman Erdoğan isimli kişinin gemiden iki çocuk çıkardığı yönündeki bilgi de yer aldı. Söz konusu iddianın soruşturma kapsamında araştırıldığını aktaran polis, arama-kurtarma faaliyetlerinin hangi aşamada, kimler tarafından ve nasıl bir koordinasyonla yürütüldüğüne ilişkin ayrıntıların da dosyaya gireceğini ifade etti. Sol ön bodoslamadaki hasar ve tamirat araştırılıyor Soruşturmanın önemli başlıklarından birini de geminin sol ön bodoslama kısmındaki hasar oluşturuyor. Mahkemede verilen ifadelerde, söz konusu bölümün daha önce tamir edildiği ve geminin su almasına neden olan hasarın bu bölgeden kaynaklanmış olabileceği yönünde değerlendirmeler bulunduğu belirtildi. Gemide 7 kompartıman bulunduğu ve her bölümde sintine pompalarının yer aldığı bilgisi de mahkemeye aktarıldı. Sintine pompalarının manuel olarak çalıştırıldığı, otomatik olmadığı ve suyun belirli bir seviyeye ulaşması halinde alarm sisteminin devreye girdiği ifade edildi. Buna rağmen geminin çok hızlı şekilde su aldığı ve sonrasında yaşanan gelişmelerin facianın boyutunu artırdığı yönündeki değerlendirmeler de mahkemede gündeme geldi. "Tamirat tersanede ve uzmanlar tarafından yapılmalıydı" Geminin hasarlı bölümüne daha önce gerçekleştirilen müdahale de soruşturma kapsamında inceleniyor. Mahkemede, söz konusu tamiratın tersanede ve uzman kişiler tarafından yapılması gerektiği belirtildi. Polis, buna karşılık tamiratın limanda gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, yapılan işlemin teknik açıdan yeterli olup olmadığı ve müdahalenin kimlerin bilgisi dahilinde yapıldığının araştırıldığını ifade etti. Filo Jet’in mevcut hasarı ve daha önce gerçekleştirilen tamiratlar nedeniyle de tahkikat yürütüldüğü mahkemeye aktarıldı. Mahkemede, Filo Jet faciasına ilişkin tahkikatın 33 gündür devam ettiği belirtildi. Soruşturma kapsamında çok sayıda kişinin ifadesine başvurulurken, teknik incelemelerin ve bilirkişi çalışmalarının sürdüğü kaydedildi. Geminin batış nedenleri ve kazaya ilişkin teknik bulguların değerlendirileceği kaza raporunun bilirkişi tarafından hazırlanacağı bildirildi. Geminin kara kutusu kritik delil Soruşturmanın önemli teknik delilleri arasında geminin kara kutusu olarak bilinen VDR cihazı da bulunuyor. Mahkemede, VDR cihazının soruşturma açısından önemli olduğu ve mutlaka incelenmesi gerektiği belirtildi. Olayla ilgili ses ve görüntü kayıtlarının analiz edilmek üzere alındığı, DNA örneklerinin toplandığı ve çeşitli teknik incelemelerin devam ettiği kaydedildi. VDR kayıtlarının incelenmesiyle geminin seyri, hızı, seyir şartları ve facia öncesindeki teknik süreçlere ilişkin verilerin elde edilmesi bekleniyor. Soruşturma için Türkiye’ye ekip gönderilecek Mahkemede, soruşturma kapsamında Türkiye Cumhuriyeti polisi ve savcılığıyla koordinasyon içerisinde bir ekip oluşturulacağı açıklandı. Oluşturulacak ekibin Türkiye’ye giderek facia ile ilgili araştırmalar gerçekleştireceği belirtildi. Türkiye’de bulunan bilgi, belge ve kayıtlar ile ilgili kişilere yönelik araştırmaların söz konusu ekip tarafından yürütülmesi bekleniyor. Türkiye Cumhuriyeti’nden beklenen bilgilerin soruşturma dosyasına kazandırılması da yürütülen çalışmalar arasında yer alıyor. Kaptanın şikayeti yetkililere bildirmediği iddiası Soruşturma kapsamında mürettebatın ifadeleri de mahkemede ele alındı. Sertan Erol, Kadir Kuliyev, Vale Hummolov ve Raşat İbrahimov’un mürettebat olarak soruşturma dosyasında yer aldığı, Raşat İbrahimov’un ise ifade vermediği mahkemeye aktarıldı. Kaptan Mustafa Öz’ün gemiyi tamir eden mürettebatı bildiği ancak kendisine ulaşan şikayeti yetkililere bildirmediği yönündeki ifade de dosyada yer aldı. İkinci kaptan Merve Nur Seraslan’ın ise gemideki tamirattan haberdar olduğu ve şirket yetkilisine aktardığı belirtildi. Ayrıca gemiye ilişkin bazı görüntülerin soruşturma açısından önem taşıdığı ve bu görüntülerin incelenmesinin gerektiği mahkemeye aktarıldı. Aranan 5 kişi için Türkiye’den bilgi bekleniyor Filo Jet faciasına ilişkin soruşturma kapsamında aranan 5 kişi hakkında Türkiye Cumhuriyeti’nden bilgi beklendiği de açıklandı. Söz konusu kişilere yönelik araştırmaların, Türkiye’ye gönderilmesi planlanan ekibin çalışmaları kapsamında ele alınması bekleniyor. Türkiye’den elde edilecek bilgi ve belgelerin soruşturma dosyasına dahil edilmesi öngörülüyor. 9 zanlıya 7 gün ek tutukluluk Girne Kaza Mahkemesi, soruşturmanın henüz tamamlanmadığını, incelenmesi gereken teknik bulgular, alınması gereken ifadeler ve hazırlanması beklenen raporlar bulunduğunu dikkate alarak 9 zanlı hakkında 7 gün ek tutukluluk kararı verdi. Karar kapsamında Ali Özdülger, Mustafa Öz, Merve Nur Seraslan, Zeki Öz, Metin Gül, Sertan Erol, Kadir Kuliyev, Vale Hummolov ve Raşat İbrahimov’un 7 gün daha tutuklu kalmasına hükmedildi. Faciaya ilişkin teknik incelemeler, bilirkişi raporu, VDR kayıtlarının analizi, mürettebatın ifadeleri ve Türkiye’den beklenen bilgi ve belgelere yönelik soruşturma sürüyor. Acılı aileler mahkeme önünde toplandı Gemi kazasında sevdiklerini kaybeden acılı aileler, zanlılara sert tepki gösterdi. Yakınlarının isimlerini bağıran acılı aileler, zanlılardan bu isimleri unutmamalarını istedi. Acılı aileler, adalet aradıklarını yineleyerek, tüm sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Faciada kayıp olan 10 kişiyi arama çalışmaları devam ediyor.

Eşini 15 parçaya ayırıp ’Çok kolay oldu’ diyen eşin davasında karar çıktı Haber

Eşini 15 parçaya ayırıp ’Çok kolay oldu’ diyen eşin davasında karar çıktı

Olay, 28 Ocak’ta Osmangazi ilçesi Selamet Mahallesi’nde meydana gelmiş, kayıp başvurusunun ardından başlatılan soruşturmada evde kan izleri ve doku parçaları bulunmuş, kriminal incelemeler sonucu delillerin Ali Fuat Uzunoğlu’na ait olduğu belirlenmişti. Gözaltına alınan Adalet Uzunoğlu tutuklanırken, olayla ilgili gözaltına alınan 2 oğlu ile kardeşi adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. İlk duruşmada Sanık, emekli polis memuru eşi Ali Fuat Uzunoğlu’nu öldürdüğü yönündeki suçlamaları kabul etmeyerek, eşini sabah saatlerinde evlerinin merdivenlerinde hareketsiz bulduğunu öne sürdü. Paniklediğini ve kendisinden şüphelenileceğini düşündüğü için cesedi nacak ve bıçakla parçalara ayırıp poşetlere koyarak farklı çöp konteynerlerine attığını savundu. Mahkeme başkanının, "Adam ölmüş, haber verseydin, niye parçaladın?" sorusuna sanık, "Çok korktum. Bana yıllarca zulüm etti. Benden bilirler diye haber vermedim" diye cevap verdi. Duruşmada en dikkat çeken an ise mahkeme başkanının, "Nasıl kestin, zorlanmadın mı" sorusu üzerine yaşandı. Sanık, "Evde kurbanı ben kestiğim için çok kolay oldu, zor olmadı" ifadelerini kullandı. Mahkeme heyetinin, "Kendi kendine düştü deseydiniz" sözleri üzerine ise sanık, "İşte iblis girmiş aklıma. O şeytan var ya ben burayı görecekmişim. 40-50 sene çektim, burayı görecekmişim" diyerek savunmasını sürdürdü. Tahliyesini isteyen sanık, "Ev hapsi olursa iyi olur. Cezaevinde çok sigara içiliyor, nefes alamıyorum" dedi. İkinci duruşma, Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu sanık Adalet Uzunoğlu, çocukları F.U. ile M.U., sanık avukatı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı katıldı. Adalet Uzunoğlu’nun, ’Eşe karşı nitelikli kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle hakkında açılan davada mahkeme heyetinin istediği, akıl sağlığının yerinde olup olmadığının belirlenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan alınan rapor çıktı. Raporda Uzunoğlu’nun akıl sağlığının yerinde olduğu belirlendi. Raporu okuyan mahkeme başkanının ’Rapora bir şey diyecek misin?’ sorusuna sanık ağlayarak bir önceki duruşmadaki savunmasının aynısını tekrarlayarak "Aklıma hiçbir şey gelmiyor. Ben cezaevinde kalamıyorum. Hiçbir ihtiyacımı karşılayamıyorum. Ev hapsi istiyorum" ifadelerini kullandı. Sanık avukatının savunmasının ardından Cumhuriyet savcısı mütalaasını verdi. Savcılık sanığın ’Eşe karşı nitelikli kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini talep etti. Sanık avukatının mütalaaya karşı savunma yapmaması üzerine mahkeme heyeti kararını açıkladı. Sanığın ’Eşine karşı kasten öldürme suçu’nu işlediği gerekçesiyle "Evde kurbanı ben kestiğim için çok kolay oldu, zor olmadı" diyen eşe ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmeden mahkeme heyeti, eylemden sonra cesedi parçalaması dikkate alınarak, iyi hal indiriminden yararlanmamasına karar vererek tutukluluk halinin devamına karar verdi.

Bayram günü kadının yüzünü bardak ve kül tablasıyla kırmıştı: Tutuklandı Haber

Bayram günü kadının yüzünü bardak ve kül tablasıyla kırmıştı: Tutuklandı

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde kafede uyardıkları grubun saldırısına uğrayarak yaralanan anne ve oğlunun davasında yeni gelişme yaşandı. Meryem Yıldırım’ın yüzüne bardak ve kül tablası fırlattığı öne sürülen Sema K. tutuklandı. Olay, Ramazan Bayramı’nın birinci günü (20 Mart 2026) İzmit’teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için mekana gitti. İddiaya göre, kafe önünde bir şahsın darp edildiğini gören Yıldırım, bu kişiye yardım etmek amacıyla onu içeriye çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girerek küfür etmeye başladı. Talha Kaan İzal’ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" şeklinde uyarması üzerine arbede çıktı. Saldırıya uğrayan anne ve oğlu darp edildi. Meryem Yıldırım’ın yüzünde çok sayıda kırık, Talha Kaan’ın kaburgasında ise çatlak tespit edildi. Anne ve oğul, hastane tedavilerinin ardından taburcu oldu. Soruşturma kapsamında Kürşat G. tutuklanırken, Emrah G. ve Sema K. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. "Sema, Meryem’in yüzünü yere vurarak, ’Bu kadını öldürün’ demiş" Olayla ilgili davanın 2. celsesi 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya, tutuklu sanık Kürşat G., tutuksuz sanıklar Emrah G., Sema K., müşteki Meryem Yıldırım ve taraf avukatları katıldı. Sanıklar önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyleyerek suçlamaları kabul etmedi, Kürşat G., tahliyesini istedi. Müşteki Meryem Yıldırım ise sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Tanık olarak dinlenen Meryem Yıldırım’ın arkadaşı D.P., "Meryem olay tarihinde yanıma gelerek, ’Bizi kurtar, oğlumu ve beni darp ediyorlar’ dedi. Sema, Meryem’in yüzünü yere vurarak, ’Bu kadını öldürün’ demiş. Ambulansı beklerken Meryem, Sema’nın kendisinin yüzüne küllük ve bardak attığını söyledi" dedi. Tutuklu sayısı 2’ye çıktı Mahkeme heyeti, Sema K. hakkında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması, delillerin karartılması veya kaçma şüphesinin bulunması, suç için öngörülen cezanın üst haddi ve verilmesi muhtemel ceza ile adli kontrolün bu aşamada yetersiz kalacağı kanaatine varılarak hakkında tutuklama kararı verdi. Tutuklu sanık Kürşat G’nin ve tutuksuz sanık Emrah G’nin mevcut durumunun devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verildi.

Yeni doğurduğu bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren annenin cezasını Yargıtay bozdu Haber

Yeni doğurduğu bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren annenin cezasını Yargıtay bozdu

Kocaeli'de 2021 yılında yeni doğan bebeğini 9 yerinden bıçaklayarak öldüren anneye verilen müebbet hapis cezası, olay sırasında geçici olarak ayırt etme gücünü kaybedip kaybetmediğinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozuldu. Yeniden hakim karşısına çıkan sanık, olay sırasında kendinde olmadığını söyleyerek beraatini ve tahliyesini istedi. Olay, 20 Ocak 2021 tarihinde İzmit Yenişehir Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, evli ve 3 çocuk annesi Merve T. (34), evinde sancılanması sonrası girdiği banyoda doğum yaptı. Bir erkek bebek dünyaya getiren Merve T. yeni doğan bebeğini banyoda 9 kez bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından özel bir hastanede tedavi altına alınan Merve T., tedavisi sonrası gözaltına alındı. İfadesi alınan Merve T. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2022 yılında müebbet hapis cezası aldı İddianamede, Kocaeli Adli Tıp Şube Müdürlüğünce olay ile ilgili düzenlenen otopsi raporunda bebeğin kesici delici aletle öldürücü nitelikte toplam 9 kez yaralandığı belirtildi. Merve T.'nin iddianamedeki ifadesinde olay günü bel ağrısı sebebiyle hastaneye gittiğini ve kas gevşetici iğne yapıldığını, eve geldiğinde ise kanaması olduğunu belirtti. Daha sonra duşa girdiğinde ise bebeğin doğduğunu, bebeğin kordonunu kesmek için meyve bıçağı aldığını ve sonrasını hatırlamadığını belirtti. Ayrıca Merve T., hamile olduğunu bilmediğini, bilinç dışında eylemde bulunduğunu ifade etti. "Çocuğa ve altsoya karşı kasten öldürme" suçundan yargılanan sanık 14 Haziran 2022 tarihinde müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildi. Yargıtay kararı bozdu Sanık avukatları, sanığın olay anında geçici olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini, epilepsi hastası olduğunu ve eylemi bilinç dışı gerçekleştirdiğini belirterek karara itiraz etti. İtiraz üzerine Yargıtay, kişinin geçici bir nedenle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı TCK'nin 34. maddesi yönünden bozarak dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. "Kendimde değildim" Olayla ilgili davanın ilk celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Merve Y., avukatları ve müşteki eşi Hakan Y. katıldı. Bozma ilamına karşı sanık Merve T., "Bozma ilamına bir diyeceğim yoktur, uyulmasını talep ediyorum. Bozma doğrultusunda, şu anki ruh halim nazara alınarak beraatimi talep ediyorum. Kendimde değildim. Tahliyemi istiyorum" dedi. Müşteki ise şikayetçi olmadığını söyledi. "Kendi çocuğunu bilerek öldürmesi mümkün değil" Sanık avukatları Tuba Özbay ve Mahmut Cengiz Sarıbay, müvekkillerinin yaklaşık 5 yıldır tutuklu bulunduğunu belirterek tahliyesini talep etti. Avukatlar, sanığın kendi çocuğunu bilerek öldürmesinin mümkün olmadığını, olayın ani gelişmesiyle cinnet hâlinde eylemi gerçekleştirdiğini ve epilepsi hastalığı bulunduğunu savundu. Dosyadaki tüm delillerin toplandığını ve delil karartma ihtimalinin bulunmadığını belirten avukatlar, müvekkilinin tutuklulukta geçirdiği süre de dikkate alınarak serbest bırakılmasını istedi. Mahkeme heyeti, Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Atlas Çağlayan cinayeti davasında karar: Sanık 18 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı Haber

Atlas Çağlayan cinayeti davasında karar: Sanık 18 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı

İstanbul’un Güngören ilçesinde 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin davada, 14 yaşındaki Adli Süreçteki Çocuk (ASÇ) 18 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Güngören’de çıkan kavgada 17 yaşındaki Atlas Çağlayan’ın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin sanık E.Ç.’nin (14) yargılandığı dava karara bağlandı. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nce basın mensuplarına ve izleyiciye kapalı olarak yapılan duruşmada, tutuklu adli süreçteki çocuk E.Ç. (14) ile müşteki anne Gülhan Ünlü ve tarafların avukatları hazır bulundu. 18 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.Ç.’nin, ‘çocuğa karşı kasten öldürme’, ’6136 sayılı yasaya muhalefet etme’ ile ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından toplamda 18 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmasına ve tutukluluk halinin devamına hükmetti. İddianameden: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, E.Ç. (14) ’şüpheli’, Atlas Çağlayan ’maktul’, aralarında Çağlayan’ın ikiz kardeşi Doruk’un da bulunduğu 4 çocuk ’mağdur’, Çağlayan’ın anne ve babasının da bulunduğu 3 kişi ise ’müşteki’ sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, olay günü olan 14 Ocak günü saat 20.16 sıralarında bir kafede iki grup arasında tartışma çıktığı, bu sırada Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) E.Ç.’nin, Atlas Çağlayan’ı bıçakladığı, bu olay sonucunda ise Çağlayan’ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, olay kapsamında ise soruşturma başlatıldığı aktarıldı. Ölü muayene raporunda, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı. Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu yer aldı. Raporda, E.Ç.’nin işlemiş olduğu ’kasten öldürme’, ’6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet’ ve ’silahla tehdit’ suçlarını işlediği, suçların fiili olarak hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu vurgulandı. Öte yandan maktul Atlas Çağlayan’ın 15 Ocak 2026 tarihli ölü muayene raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre Çağlayan’ın göğüs ön ortada 3 buçuk santimlik kesi, göğüs solda 1 buçuk santimlik kesi olduğu, otopsi raporunda ise, vücutta 2 adet kesici delici alet yarasının tespit edildiği, göğsünün belli yerlerinde geniş kesici delici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı. Olay gününe ait görüntü inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanaklara göre, olay günü E.Ç. ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas’ın geldiği, E.Ç.’nin, kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının SSÇ ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.’nin cebinden bıçak çıkarttığı, elinde bulunan bıçağı Çağlayan’a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, SSÇ’nin maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.’nin ve maktul Atlas Çağlayan’ın 3 aylık arama ve aranma baz verilerinde, taraflar arasında herhangi bir baz kaydına rastlanmadığı da belirtildi. E.Ç.’nin telefonunda yapılan incelemeye göre, şüphelinin elinde silah olan birden fazla fotoğraf, tek başına silah fotoğrafları ve 1 adet çakı fotoğrafının bulunduğu da iddianamede değinildi. 21 yıl 7 aya kadar hapis cezası talebi Hazırlanan iddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, ’çocuğa karşı kasten öldürme’, ’6136 sayılı yasaya muhalefet etme’ ve ’zincirleme şekilde silahla tehdit’ suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur" Haber

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur"

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında savunma yapan tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan yatırımlarımı heba etmişlerdir, tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 12’inci gününde tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek’in savunmasına geçildi. İddianamede Eylem 29’da ismi geçen Şimşek’in, 2014 yılında İBB iştirak firması olan KİPTAŞ A.Ş.’den Başakşehir’de bulunan arsayı kiralayarak yatırım yaptığı, 2019 yılında ise söz konusu yer hakkında tahliye davası açıldığı, 2024 yılında kararın kesinleşerek tahliyeye karar verildiği belirtilmişti. İddianamede Necmettin Şimşek’in, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olarak kendini tanıtan Turan Aydoğan ile tanıştırıldığı, Aydoğan’ın tahliye davasını çözmek için örgüt sistemine aktarmak üzere 500 bin dolar rüşvet talep ettiği ifade edilmişti. Şimşek’in ilk etapta konunun çözüme kavuşması için 200 bin dolar rüşvet vermeyi kabul ederek Turan Aydoğan’a teslim ettiği iddianamede açıklanmıştı. Ancak mahkemeden karar çıkması üzerine Necmettin Şimşek’in vermiş olduğu rüşveti geri istediği buna ilişkin dosyaya sunulan ses kaydının incelemesinde Turan Aydoğan’ın örgüt lideri Ekrem İmamoğlu adına hareket ettiği ve örgüt üyesi Ali Kurt’un konudan haberdar olduğunu beyan ettiğinin anlaşıldığı iddianamede belirtilmişti. "KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı" Şimşek savunmasında "Ben öncelikle diğer sanıkların hakkımda oluşturdukları yanlış algı ve karalama kampanyasıyla ilgili bir bilgilendirme yapmak isterim. Şöyle ki, bahse konu taşınmazı biz 2013 yılında İBB’nin iştiraki olan KİPTAŞ Anonim Şirketi’nden kiraladık lunapark yapmak üzere. Yatırımı tamamladık. Hatta burada ruhsatlandırma süreçlerinde hep KİPTAŞ vardı. Bir yıl işlettik. Bu bir yılın sonunda komşulardan ve çevreden lunapark olarak oradaki faaliyetlerimizden ciddi rahatsızlıklar olması ve şikayetler olması nedeniyle tekrardan bir yatırım yaparak ve KİPTAŞ Anonim Şirketi yetkililerinden muvafakat alarak okul olarak dönüştürdük. Tekrar yatırım yaptık ve faaliyetlerimize devam ettik yaklaşık 4 yıl. 2019’da yönetimin değişmesiyle birlikte, KİPTAŞ Anonim Şirketi’nin vakti zamanında bu arsa ile ilgili okul olarak işletmemize muvafakat veren iki tane yetkiliden birisi bir tespit yaparak akde aykırı olarak kullanıldığıyla ilgili bir süreç başlatıp, bu sürecin sonunda da usulen bir tahliye kararı almasına kadar gitti. KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı. Elbette biz de burayı okul olarak işletirken birçok öğrenci buraya aidiyet geliştirdi, bir düzen oluşturdu. Bu tahliye kararının çıkmasından sonra biz bir uzlaşı ve anlaşma zeminini ararken, şikayetçi olduğum Turan Aydoğan isimli şahısla yollarımız kesişti ve tanıştık" dedi. Şimşek savunmasının devamında, "Öncelikle bu tahliye olduğumuz arsanın, yerin tüm üstyapısı kendi şirketlerimizin öz kaynaklarıyla yapılmıştır. Burada İmamoğlu ve şürekası, tahliyeden sonra tahliye merkezine gelip bir şov yapmışlar ve sanki bu yatırımları İBB ve kamunun kaynaklarıyla yapılmış ve bana da burası çok ucuz şartlarla kiraya verilmiş, peşkeş çekilmiş gibi bir algı oluşturarak, yaklaşık bir hafta bu konuyu işlediler sosyal medyada ve diğer mecralarda. Bunun böyle olmadığını ifade etmek isterim. Orada o dönemdeki KİPTAŞ yönetiminin de gözetiminde yapılan yatırımların tamamı benim şirketimin sermayesiyle yapılmıştır. Burada bana bir özür borçlular, bunu da ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur" Hüseyin Aydın isimli arkadaşının kendisini İmamoğlu’nun danışmanı olarak bilinen Turan Aydoğan’la tanıştırdığını anlatan Şimşek, "Turan Aydoğan İmamoğlu’nun danışmanı olduğunu ve KİPTAŞ Genel Müdürü’nü de kendilerinin atadığını, kendisi için bu işlerin kolay olduğunu ifade etti. Biz olabiliyorsa hukuki, olamıyorsa siyasi bir çözüm ve buradan yeniden bir uzlaşı talebimizi görüşmek üzere anlaştık ve görevi tevdi ettik. Ancak devamında, tahliye olma aşamasına kadar ‘her şey yolunda, bir sorun yok, biz bu konuyu görüşüyoruz, çözüyoruz’ demesine rağmen tahliye işlemi gerçekleşti. Devamında da ödemiş olduğumuz parayı da geri vermedi. Epeyce bu konuda baskılarımız oldu ‘parayı ödeyin, madem işi yapamadınız’ gibi. Sonuç itibarıyla, Hüseyin Aydın isimli arkadaşımın bu konuda da çok çabaları oldu. Hatta bir dönem kendisiyle de ilişkilerimiz bozulma noktasına geldi tanışmamıza vesile olduğu için. Bir gün bir ses kaydıyla bana geldi ve kendisinin bu konuda çok ciddi gayretleri olmasına rağmen Turan Aydoğan isimli şahsın kötü niyetli olduğunu kendi ifadeleriyle, onun da yeni vakıf olduğunu, artık ümidinin kalmadığını ve şikayet edelim diye de beyanını ifade etti. İsnat edilen suç unsurlarını kendi adıma rüşvet vermek gibi hiçbir zaman algılamadım. Fakat muhatabımızın bu konuları bu şekilde yönettiği görülmüştür. Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan, yatırımlarımı heba etmişlerdir ve tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı: "Hukuki, siyasi sorun çözme diye bir para verilme diye bir şey yok" Mahkeme başkanının "Siz bu 200 bin dolar ödemeyi kime yapmıştınız?" sorusuna sanık Şimşek, "Biz Turan Aydoğan’la anlaştık. Ben müsait olmadığım için Hüseyin Aydın vasıtasıyla Turan Aydoğan’a teslim ettik" yanıtını verdi. Mahkeme başkanının "Parayı bizzat kime teslim ettiniz?" sorusuna ise Şimşek "Hüseyin Aydın’a teslim ettik" cevabını verdi. Mahkeme başkanının "Şimdi biraz önce diyorsunuz ki savunmada, ‘biz bunun rüşvet olduğunu değerlendirmedik’. Hüseyin Aydın’ın getirdiği ses kaydını dinleyince oradaki ifadelerden rüşvet olduğunu anladım diyorsunuz. Siz ne mantığıyla vermiştiniz bu 200 bin doları?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek, "Bu tahliye olan karar çıkan kurum bir eğitim kurumu. 500 öğrencisi olan bir müessese, yıllardır işletilen bir yer. Hiç ummadığımız bir dönemde ve Yargıtay yolu kapalı olmak üzere tahliye kararıyla muhatap kaldık. Tabi mağduriyetimiz çok büyüktü. Bunu önlemek adına biz nasıl bir yol izleriz? Hem hukuki yoldan hem de siyaseten bu konunun muhatabı elbette Büyükşehir yöneticileri" dedi. Mahkeme başkanı ardından "Necmettin Bey, soru çok net. 200 bin doları siz ne mantığıyla verdiniz, ne amacıyla? Ne parası bu yani? Hüseyin Aydın’a verirken bunu ne parası olarak verdiniz?" sorusunu sordu. Şimşek "Bizim anlaşmamız Turan Aydoğan’la şu şekilde, hukuken gidilecek yollar var. Çünkü zaten bizim ona gitmemizin temel nedeni de hukukçu olması ve Başkanın danışmanı olduğunu ifade etmesi. Hukukçu olması hasebiyle bizim hukuki sorunumuzu daha doğru anlar ve bizi uzlaşmaya götürür diye biz bunu hem hukuki hem de siyasi her ne şekilde bizim orada çözebilirse çöz diye anlaştık. 500 bin dolar ücret istedi, 200 bin dolarını da peşin istedi" dedi. Mahkeme başkanı "Hukuki, siyasi sorunu çözme diye para karşılığı bir kurum yok yani. Bu bir avukatlık ücretiyse avukatlık ücretidir, değilse değildir. Bu ne parası? Bir avukatlık ücretine dair danışmanlık var mı, sözleşmeniz var mı, yaptığınız herhangi bir şey var mı?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek soruya "Sözlü anlaşmalarımız var. Danışmanlık sıfatıyla oturduğumuz için" yanıtını verdi.

Otomobil diye bindiği Mercedes beyaz eşya çıktı Haber

Otomobil diye bindiği Mercedes beyaz eşya çıktı

Mercedes marka otomobilinin trafik cezası olup olmadığını kontrol etmek için e-Devlet'e giren Selim Calap, aracında hak mahrumiyeti olduğunu görünce hayatının şokunu yaşadı. Yapılan araştırmada, yıllardır vergisi ödenen, muayenesi yaptırılan aracın düşük vergi ödemek amacıyla Türkiye'ye gümrükten "beyaz eşya" olarak sokulduğu ortaya çıktı. Alınan bilgiye göre, 2018 yılında Trabzon'dan satın aldığı 2006 model Mercedes marka otomobilinin herhangi bir ceza veya borç durumu olup olmadığını kontrol etmek için geçen yıl e-Devlet'e giren Selim Calap, aracının üzerinde hak mahrumiyeti bulunduğunu ve Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2010 yılından bu yana devam eden bir dava dosyası olduğunu gördü. Yapılan araştırmalarda, aracın şasi numarasında veya donanımında herhangi bir oynama (çenç) olmadığı ancak gümrük vergisini düşük ödemek amacıyla Türkiye'ye buzdolabı veya klima gibi "beyaz eşya" olarak beyan edilerek sokulduğu ortaya çıktı. Düzenli olarak vergisini ödediği, muayenesini ve kaskosunu yaptırdığı otomobilini şu an satamayan ve davada müşteki sıfatıyla yer alan Calap, yetkililerden yardım bekliyor. "Tesadüfen öğrendim" Olayla ilgili açıklamalarda bulunan Selim Calap, aracın tüm vergilerini düzenli ödediğini belirterek, mahkeme sürecini tamamen tesadüf eseri öğrendiğini aktardı. Araçtan memnun olduğunu ancak yasal süreç nedeniyle büyük mağduriyet yaşadığını ifade eden Calap, "Geçen yıl eylül ayında e-Devlet üzerinden trafik cezası vs. var mı diye kontrol yaptım. Uygulamada aracımda hak mahrumiyeti olduğunu öğrendim. Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince 2010 yılında dava açılmış. Ben geçen yıla kadar bunu bilmiyordum, tesadüfen örendim. Araç yurt dışından bir şekilde beyaz eşya olarak sokulmuş, araştırmalarımız neticesinde bize öyle söylendi" dedi. "Ben aracımdan memnunum" Calap, mahkeme sürecinin devam ettiğini ifade ederek şöyle konuştu: "Bu yılın mart ayında mahkememiz oldu ve 6 ay sonrasına ertelenmişti. Yani 30 Eylül'de yeniden mahkememiz olacak. Bakalım, sonuç ne olacak? Ben aracımdan memnunum. Devletimizden bu işin çözülmesini istiyoruz. Benim bildiğim kadarıyla benim aracım üzerinde yaklaşık 1000 mağdur var ama genel olarak bu şekilde ise yaklaşık 10 bin mağdurun olduğu duyumunu aldık. Aracımın her vergisini ödedim, muayenesini yaptırdım. Herhangi bir borcum da yoktur." "Şok etkisi oluşturdu" Otomobilinin gümrükten beyaz eşya olarak sokulduğunu öğrenince şok yaşadığını aktaran Calap, "Beyaz eşya olayı şok etkisi oluşturdu. Neticede arabamız var ama beyaz eşya olarak gözüküyor. Beyaz eşya ama hani buzdolabı mı, çamaşır makinesi mi vs. bunu bilemiyorum. Bize söylenen beyaz eşya olduğuydu. Şu an mağdur durumdayız. Aracımızı satmak istesek satamıyoruz. İnşallah önümüzdeki mahkeme sürecinde bu iş çözülür diye ümit ediyoruz" diye konuştu. "Gümrük vergisini düşük ödemek için katakulli yapmışlar" Aracın satın alındığı 2018 yılında ekspertiz kontrollerini gerçekleştiren İzmit'teki oto ekspertiz uzmanı Sami Tarcan da yaptıkları incelemede şasi numarasında herhangi bir oynama görmediklerini ifade etti. Tarcan, "Geçen yılın eylül ayında beyefendi beni aradı, konuyu anlattı. Kendisi aracına hak mahrumiyeti konulduğunu rastgele e-Devlet'ten öğreniyor. Hak mahrumiyetinin konmasının sebebini araştırdığımızda ise aracın gümrükten beyaz eşya olarak sokulmasını öğrendik. Gümrük vergisini düşük ödemek için orada bir katakulli yapılmış" şeklinde konuştu. Tarcan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Dava 15 yıldan beri sürüyor ve beyefendinin bundan haberi yok. Bu süreç içerisinde aracını satsaydı bu kez kendisi de şüpheli durumuna düşecekti. Bu aracın üzerinde bin 85 müşteki var. Hepsini toplasan dava yaklaşık 3-4 sene sürecek, süreç çok uzuyor, satamıyor. En azından araç çenç değil. Çenç olsaydı el konulacaktı. Bu problemin bir an önce çözülmesi lazım." "Karşınızda araba görüyorsunuz ama buzdolabı ya da klima olarak görünüyor" Benzer durumda çok sayıda dosya bulunduğunu aktaran Tarcan, "Şöyle düşünün, karşınızda araba görüyorsunuz ama buzdolabı ya da klima olarak görünüyor. Ben bunu araba diye almışım, gümrükte klima ya da buzdolabı olarak gözüküyor. araba diye alıyorsunuz, devlet 'Siz araba almamışsınız klima, beyaz eşya almışsınız' diyor. Ben bunun yıllardan beri vergisini ödemişim, muayenesini ödemişim, sigortasını yapmışım, kaskosunu yapmışım ama siz şimdi 'Bu araba buzdolabı ya da klima olarak sokulmuş' diyorsunuz. E buradaki mağduriyetim ne olacak? Toplamda 10 bin araç varmış bu şekilde. Biz de bu şekilde duyduk. Sadece bu arabada değil, Giresun'da 19 sene binip aracına el konulan da var. Kendisi ekstra bir vergi ödemiş ve arabayı geri almış. Ama Selim Bey nasıl yapar, süreç nasıl bilemiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. İkinci el otomobil alacaklara uyarılar Bu tarz gümrük usulsüzlüklerinin ekspertiz sırasında anlaşılamayacağına dikkati çeken Tarcan, şu bilgileri verdi: "Bunu ekspertiz anlayamaz. Aracın ekspertizini yaparsınız ve şase numarasında oynama yoksa problem yok. Peki burada alıcılar ne yapacak? Servisten arabanın gümrük çıkışlı mı, bayi çıkışlı mı, yoksa vergi barışından mı alınmış bunları öğrenecekler. Eğer ki vergi barışı yapılmışsa yetkili kurumdan bir belge almaları gerekiyor. 'Vergi barışı yapılmıştır, herhangi bir hak mahrumiyeti yoktur' diye. Bu gibi konuların önüne geçilmesi için öncelikle aracın ekspertize sokulması gerekiyor, şase numarasının özellikle kontrol edilmesi gerekiyor. Eğer ki şase numarasında herhangi bir oynama yoksa aracın yetkili servisten de kontrol edilmesi gerekiyor. Eğer ki araç bayi çıkışlıysa yetkili serviste sorun olmaz. Bayi çıkışlı değilse araç sahibiyle birlikte vergi dairesine gidilerek araştırma yapılması gerekiyor. Eğer ki araştırma yapılmadan satın alındıysa maalesef ki bu arkadaşımız gibi mahkemelerle uğraşacak."

Yargıtay’dan emsal karar: Milyonluk borcun akıbetini birkaç kelimelik not belirleyebilir Haber

Yargıtay’dan emsal karar: Milyonluk borcun akıbetini birkaç kelimelik not belirleyebilir

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, para ve ziynet eşyalarının borç olarak verildiği iddialarına ilişkin uyuşmazlıkta, imzası inkar edilmeyen el yazılı notların delil niteliğinde değerlendirilebileceğine hükmetti. Kararda, belgede açıkça "borç olarak aldım" veya "geri vermek üzere" ifadeleri yer almasa dahi, tarih ve miktar içeren kayıtların borç ilişkisine karine teşkil edebileceği belirtildi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, para ve ziynet eşyalarının borç olarak verildiği iddialarına ilişkin uyuşmazlıklarda dikkat çeken bir karara imza attı. Karara konu olayda, taraflar arasındaki para ve ziynet eşyalarının teslimine ilişkin el yazılı notlar dava dosyasına delil olarak sunuldu. Belgelerde, "1 tane 100 Euro aldım", "16 bilezik, 1 beşi bir yerde, 14 ayar set 3’lü aldım" şeklinde tarih ve miktar içeren ifadelerin yer aldığı, belgelerdeki imzaların ise inkar edilmediği belirtildi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, söz konusu belgelerde para veya ziynet eşyalarının "borç olarak alındığına" ilişkin açık bir ifade bulunmamasının, kayıtların hukuki değerini ortadan kaldırmayacağı değerlendirmesinde bulundu. El yazılı belgelerin içeriği, tarih ve miktar bilgileri ile imzanın inkar edilmemesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Kararın, özellikle aile, akrabalık, arkadaşlık veya duygusal ilişkiler içerisinde yapılan para ve ziynet eşyası teslimlerinde yazılı belgelerin önemini ortaya koyduğu değerlendirildi. "Birkaç kelimelik el yazısı milyonluk uyuşmazlığın seyrini değiştirebilir" Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin bahse konu olan kararını değerlendiren Avukat Buket Tekışık, "Bu karar bize bir kez daha gösteriyor ki hukukta bazen birkaç kelimelik bir el yazısı, yıllar sonra milyonluk bir uyuşmazlığın seyrini değiştirebilir. ‘Borç aldım’ ibaresinin açıkça yazılmamış olması, belgenin hiçbir hukuki değer taşımadığı anlamına gelmez. Belgenin içeriği, tarihleri, miktarlar, tarafların ilişkisi ve özellikle imzanın inkâr edilip edilmemesi birlikte değerlendirilir. Bu sebeple özellikle aile, akrabalık, arkadaşlık veya duygusal ilişkiler içerisinde ‘Aramızda güven var, sözleşmeye gerek yok’ düşüncesiyle yapılan para ve ziynet teslimlerinde son derece dikkatli olunmalıdır. Bugün sıradan görünen bir not, yarın mahkeme dosyasındaki en önemli delillerden biri haline gelebilir. Hukukta güven önemlidir; ancak ispat, güvenden çok belgeyle ilgilenir" dedi.

TikTok canlı yayınında genç kadını yüzünden bıçaklayan sanık tahliye edildi Haber

TikTok canlı yayınında genç kadını yüzünden bıçaklayan sanık tahliye edildi

Bursa'da sosyal medyada açılan canlı yayın sırasında tartıştığı kadını vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklayarak yaralamaktan yargılanan kadının yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak, tahliye edilmesine karar verildi. Olay, 21 Nisan'da Osmangazi ilçesi Demirtaş Cumhuriyet Mahallesi Çevreyolu Caddesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Merve A. isimli kadın TikTok'ta canlı yayın yaptığı sırada Gülcan Ö. ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesiyle şüpheli, karşısındaki kadını darbettikten sonra yere düşürerek, elindeki kesici aletle saldırdı. Saldırı sırasında şüphelinin elindeki telefonu bırakmadığı, yayına kesmeden devam ettiği ve kanlar içindeki haliyle tehditler savurduğu öne sürüldü. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, göğüs, yüz ve kulak kısmından yaralanan Gülcan Ö.'yü Bursa Şehir Hastanesi'ne kaldırdı. Polis ekipleri olayda kullanılan bıçağı muhafaza altına alırken, şüpheli Merve A.'yı yakalayarak gözaltına aldı. Şüpheli ilk ifadesinde, canlı yayın sırasında kendisine saldırıldığını ve bu nedenle karşılık verdiğini iddia etti. Bursa 27. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya müşteki Gülcan Ö. ile taraf avukatları katıldı. Tutuklu sanık Merve A. ise duruşmaya cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Sanık Merve A., duruşmada olay nedeniyle üzgün ve pişman olduğunu ifade ederek, serbest bırakılmasını talep etti. Hamile olduğunu belirten Merve A., "6 aylık hamileyim. Enfeksiyon kaptım. Bebeğimin sağlığı için hakkımda tahliye kararı verilmesini talep ediyorum" dedi. Sanık avukatı ise, olayın haksız tahrik altında gerçekleştiğini ve müvekkilinin pişman olduğunu belirterek, "Müvekkilimin hamile oluşu nedeniyle ve hastane raporları doğrultusunda sanık hakkında tahliye kararı verilmesini talep ediyoruz. Sanık enfeksiyon kapmıştır. Ayrıca bakmakla yükümlü olduğu 3 tane daha çocuğu vardır. Sanık hakkında sağlık kurulu raporu dikkate alınarak, tahliye kararı verilmesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. Olayda yaralanan Gülcan Ö. ise olay sırasında Merve A.'yı herhangi bir şekilde tahrik etmediğini öne sürerek, sanığın tutukluluk halinin devam etmesini talep etti. Mahkeme hakimi, Merve A.'nın yurt dışına çıkış yasağı uygulanarak tahliye edilmesine karar verip, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.