Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Mağduriyet

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Mağduriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Mağduriyet haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gölcük’te 65 kişinin yaşadığı bina tahliye edildi Haber

Gölcük’te 65 kişinin yaşadığı bina tahliye edildi

Gölcük’te etkili olan yoğun yağışın ardından meydana gelebilecek olumsuzlukların önüne geçmek ve vatandaşların mağduriyet yaşamalarını engellemek amacıyla Gölcük Belediyesi ekipleri, sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Başkan Yıldırım Sezer’in koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda su baskınlarına müdahale edilirken, riskli bölgelerde gerekli tedbirler alınıyor, mağduriyet yaşayan vatandaşların barınma ihtiyaçları da karşılanıyor. Halıdere’de 65 kişinin yaşadığı bina tahliye edildi Gölcük’te etkili olan yoğun yağış nedeniyle yaşanabilecek toprak kayması ve çökme riskine karşı Halıdere Körfez Mahalesi’nde, 6 blok 51 dairede 65 kişinin yaşadığı bina tahliye edildi. AFAD ekiplerinin gerçekleştirdiği incelemeler sonucunda alınan tedbir kapsamında tahliye edilen bina sakinleri belediye tesislerine yerleştirildi. Tahliye işleminin ardından harekete geçen Gölcük Belediyesi, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için gerekli desteği sağladı. Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer’in talimatıyla belediye ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, binada yaşayan vatandaşların tamamı Gölcük Belediyesi tesislerine yerleştirilerek barınma ihtiyaçları karşılandı. Ayrıca yatalak bir hastada Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi’ne gönderildi. Başkan Sezer, çöken istinat duvarı alanında incelemelerde bulundu Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayri Baraçlı ve Genel Sekreter Yardımcısı Numan Balaban ile birlikte Topçular Mahallesi İlhan Tuba Caddesi üzerinde bulunan Beyaz Evler Sitesi’nde çöken istinat duvarını yerinde inceledi ve mağdur olan vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. İncelemelerin ardından tehlike oluşturan istinat duvarının güvenli şekilde kaldırılması için çalışma yürütülmesi kararlaştırıldı. Planlama kapsamında öncelikle yol ile duvar arasında kalan toprağın alınması, ardından duvarın yol tarafına doğru kontrollü şekilde yıkılarak kaldırılması öngörülüyor. Bölgede güvenlik tedbirleri kapsamında hasar gören konutlar boşaltılırken, etkilenen ailelerden biri Gölcük Belediyesi tesislerinde misafir ediliyor. yeni istinat duvarı için proje hazırlanıyor Mevcut istinat duvarının güvenli şekilde kaldırılmasının ardından bölgede yeni bir duvar yapılması için çalışmalar başlatıldı. Müteahhit firma tarafından hazırlanan projenin belediye tarafından onaylanmasının ardından yeni istinat duvarının yapımına başlanacak. Yürütülecek çalışmalarla bölgede oluşabilecek risklerin ortadan kaldırılması ve vatandaşların güvenliğinin sağlanması hedefleniyor. Okulun zemin katındaki su baskınına müdahale edildi Yoğun yağışın etkisini göstermesiyle birlikte sahada teyakkuzda olan Gölcük Belediyesi ekipleri Ömer Seyfettin Ortaokulu’nun zemin katında meydana gelen su baskınına da müdahale etti. Pompa yardımıyla biriken su tahliye edilirken, su baskınının ardından temizlik çalışmaları da belediye ekipleri tarafından gerçekleştirildi. Yağışların olumsuz etkilerini en aza indirmek amacıyla çalışmalarını sürdüren belediye ekipleri, su baskınlarının önüne geçmek için mazgal, gider ve rögar temizliği yapıyor. Yoğun yağış öncesinde başlatılan temizlik çalışmaları kapsamında, yeniden dolan ve atık biriken mazgallar düzenli olarak temizleniyor. Su birikintilerinin oluştuğu ve su baskınlarının yaşandığı noktalarda pompalar yardımıyla tahliye çalışmaları yürütülürken, iş makineleriyle kapanan yollarda temizlik yapılıyor. Yağış nedeniyle devrilen ağaçlar da ekipler tarafından kesilerek bulundukları yerden kaldırılıyor. Kriz yönetim merkezinden koordineli çalışma Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer’in koordinasyonunda oluşturulan kriz yönetim merkezi, ilgili kurumlarla iş birliği içerisinde çalışmalarını sürdürüyor. Vatandaşların can ve mal güvenliğini korumak, günlük yaşamın olumsuz etkilenmesini önlemek ve meydana gelebilecek risklere hızlı şekilde müdahale etmek amacıyla ekipler sahada görev yapıyor.

1050 Konutlar Kentsel Dönüşüm Bölgesi'nde altyapı ve yol çağrısı Haber

1050 Konutlar Kentsel Dönüşüm Bölgesi'nde altyapı ve yol çağrısı

1050 Konutlar Kentsel Dönüşüm Projesi'nde farklı inşaat firmaları tarafından yürütülen çalışmalarda yaklaşık bin 400 dairenin teslimatı gerçekleştirildi. Birçok inşaat firması anahtar teslimlerini tamamlarken, hak sahibi vatandaşlar da yeni dairelerine taşınarak bölgede yaşamaya başladı. Yaklaşık bin 400 hanede yaşamın başladığını ifade eden Türkiye Kentsel Tesis Yönetim Derneği Kadın Kolları Başkanı Mine Akaltun, "2 bin 800 kişi bölgede yaşamaya başladı. Dolayısıyla burası artık yalnızca devam eden bir kentsel dönüşüm veya inşaat projesi değil, binlerce insanın fiilen yaşadığı, çocukların okula gittiği, insanların her gün işlerine gidip geldiği büyük bir yaşam alanı haline gelmiştir" dedi. "İnşaat firmaları üzerlerine düşeni yaptı" Bölgede yaşanan sorunların inşaat firmalarından kaynaklanmadığını vurgulayan Akaltun, firmaların kendi sorumluluklarını yerine getirerek konutları tamamlayıp teslim ettiğini kaydetti. Belediyelerin de kendi görevlerini yaptığını belirten Akaltun, bundan sonraki süreçte özellikle bölgedeki kamu hizmetlerinin mevcut ve oluşacak nüfusa göre hızlandırılmasının önem taşıdığını söyledi. Akaltun, "Bu nedenle bölgede devam eden yol, altyapı, elektrik, su ve diğer kamusal hizmetlerin de mevcut nüfus dikkate alınarak ivedilikle tamamlanması büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. "En kronik sorun altyapı ve yollar" Bölgede yaşanan en kronik sorunların başında elektrik, doğalgaz, su ve kanalizasyon çalışmalarının geldiğini dile getiren Akaltun, devam eden çalışmaların zaman zaman koordinasyon ihtiyacı oluşturduğunu söyledi. Akaltun, "Ancak tüm bunların içerisinde en önemli ve acil çözüm bekleyen sorun yollar. Yolların mevcut durumu ulaşımı güçleştirmekte, özellikle yağışlı havalarda oluşan çamur, bozulmalar ve su baskınları hem araçlar hem de yayalar açısından ciddi mağduriyet oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. "Çalışmaların biraz daha hızlı ilerlemesini bekliyoruz" Elektrik, doğalgaz, BUSKİ ve yol çalışmalarının ilgili kurumlar arasında ortak bir çalışma takvimi oluşturularak koordineli şekilde yürütülmesi gerektiğini belirten Akaltun, altyapı çalışmaları tamamlanan bölgelerde yolların geçici çözümlerle bırakılmaması gerektiğini söyledi. Akaltun, "Altyapı çalışmaları tamamlanan bölgelerde yolların geçici çözümlerle bırakılmaması, kalıcı yol ve asfalt çalışmalarının hızlı şekilde gerçekleştirilmesi önemlidir" dedi. Özellikle su basması yaşanan noktalarda yağmur suyu tahliye sistemleri, mazgallar ve drenaj hatlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Akaltun, gerekli noktalarda kapasite artırımlarının yapılmasının önemine dikkat çekti. "Akpınar'ın artık bekleyecek zamanı kalmadı" Bölgenin artık yoğun şekilde yerleşime açıldığını ve vatandaşların günlük yaşamlarını burada sürdürdüğünü belirten Akaltun, çalışmaların hızlandırılmasını istedi. Akaltun, "Akpınar bölgesinde binlerce insan yaşamını sürdürüyor. Vatandaşlarımız işe, çocuklarımız okula gidiyor; ancak yollarımızın mevcut durumu günlük yaşamı ciddi şekilde zorlaştırıyor. Altyapı çalışmalarının bir an önce tamamlanması ve ardından yollarımızın acilen yapılarak bölgenin çamurdan ve mağduriyetten kurtarılması gerekiyor" diye konuştu. Akaltun, "Buradan başta belediyelerimiz olmak üzere tüm yetkili kurumlara çağrıda bulunuyoruz: Akpınar'ın artık bekleyecek zamanı kalmadı" ifadelerini kullandı. "Yaklaşık 10-15 bin vatandaşın yaşayacağı büyük bir yaşam alanı olacak" Bölgede farklı inşaat firmaları tarafından yürütülen projelerin toplamda yaklaşık 5 bin haneyi kapsadığını belirten Akaltun, hane başına minimum 2-3 kişi üzerinden değerlendirildiğinde bölgede en az 10-15 bin vatandaşın yaşamasının öngörüldüğünü söyledi. Akaltun, "Dolayısıyla burayı yalnızca birkaç konut projesi olarak değil, yeni oluşan büyük bir yaşam alanı olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu kadar yoğun bir nüfusun yaşayacağı bölgede yalnızca konutların tamamlanması yeterli değil. Okul, sağlık ocağı, cami, ulaşım, yollar, altyapı, sosyal alanlar ve çocuklarımızın kullanabileceği alanların da nüfusla birlikte planlanması ve hızla hayata geçirilmesi gerekiyor" dedi. "Amacımız kimseyi eleştirmek değil" Amaçlarının herhangi bir kurumu eleştirmek olmadığını vurgulayan Akaltun, bölgedeki bütün vatandaşların ihtiyaçlarının karşılanması için kurumlarla birlikte hareket etmek istediklerini ifade etti. Akaltun, "Bu kentsel dönüşüm bölgesinde, hangi inşaat firmasının projesinde olursa olsun yaşayan ve yaşayacak bütün vatandaşlarımız adına sesleniyorum. Amacımız kimseyi eleştirmek değil; kurumlarımızla el ele vererek, binlerce insanın yaşayacağı bu bölgenin ihtiyaçlarının bir an önce tamamlanmasına katkı sağlamak ve burada yaşayan vatandaşlarımızın sesi olabilmek" diye konuştu. "Bursa'dan Türkiye'ye örnek bir yaşam alanı olabilir" Akpınar bölgesinin yalnızca konutlardan oluşan bir proje olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Akaltun, altyapı ve yolların yanı sıra ulaşım, yeşil alanlar, sosyal yaşam, güvenlik, afet hazırlığı, enerji verimliliği ve sürdürülebilir tesis yönetiminin de birlikte planlanması gerektiğini söyledi. Akaltun, "Bir bölgeyi örnek yapan yalnızca yeni binalar değildir; güçlü altyapısı, düzenli yolları, yeşil alanları, güvenliği ve sürdürülebilir yönetimiyle insanların yaşam kalitesini yükseltmesidir. Akpınar gibi büyük ölçekli bir dönüşüm bölgesinde bunların birlikte hayata geçirilmesi, projenin Bursa'dan Türkiye'ye örnek gösterilebilecek bir yaşam alanına dönüşmesini sağlayabilir" dedi. Akaltun, yapılan ve yapılacak çalışmalar için vatandaşlar adına teşekkür ederek, ihtiyaçların giderilmesi konusunda kendilerine düşen her türlü desteği vermeye hazır olduklarını sözlerine ekledi.

Milyonları ilgilendiriyor; İzne çıkan işçiye o ödeme peşin ödenir Haber

Milyonları ilgilendiriyor; İzne çıkan işçiye o ödeme peşin ödenir

İş Kanunu kapsamında, yıllık izin kullanan işçiye, yıllık izin süresine ilişkin ücretinin izne çıkışta peşin olarak ödenmesi gerekiyor. Özel sektör çalışanlarının mağduriyet yaşadığı olaya dair Yargıtay’dan emsal bir karar çıktı. İzne giderken, peşin ödeme ya da avans alamayan işçinin, istifa etmesi halinde kıdem tazminatı alabileceğine vurgu yaptı. Yüksek Mahkeme, işçiye hak ettiği süreden daha fazla izin kullandırılmış olmasının izin süresine ilişkin ücretin peşin ödenmesi yükümlüğünü ortadan kaldırmayacağına dikkat çekti. Yargıtay’ın yıllık izin ücretinin peşin ödenmemesinin işçi açısından haklı fesih sebebi olarak kabul edilmesinin arkasında aynı şehirde iki ayrı mahkemenin farklı karar vermesi olduğu ortaya çıktı. Yıllık izne giderken izin dönemine ait ücreti peşin alamayan A.B. isimli işçi, İş Mahkemesi’nin yolunu tuttu. Davacı A.B., yoğun bir çalışma temposundan sonra ailesiyle tatil planı yaparken izin çıkışı peşin ödeme ya da avans alamadığı için iş sözleşmesini haklı olarak feshettiğini dile getirdi. İş Mahkemesi feshin haklı olduğuna, davacıya kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmetti. Karar istinafa taşındı Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 15. Hukuk Dairesi itirazları geri çevirdi. Benzer bir durumun mağduru olan B.K. isimli işçi de izne çıkarken peşin ödeme alamadığı için istifa etti. Kıdem tazminatı alamayan B.K., İş Mahkemesi’nin kapısını çaldı. Mahkeme; davacının feshe konu ettiği hususların haklı fesih sebebi teşkil etmediği gerekçesiyle reddetti. İstinafa taşınan dosya BAM 9. Hukuk Dairesi gündemine geldi. Daire, itirazları geri çevirdi. Aynı şehirde, aynı binada aynı davalarda iki farklı dairenin kesin nitelikteki kararlarının uyuşmaması üzerine devreye Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulu girdi. Kurul, yıllık izne çıkan işçiye peşin ödeme ya da avans verilmemesi durumunda nasıl hüküm kurulması konusunda Yargıtay’ın kapısını çaldı. Ültimatom gibi karar Bölge Adliye Mahkemesi’nin 9 ve 15. Hukuk Dairelerinin kanunda açıkça düzenlenen peşin veya avans olarak ödeme yükümlülüğünün ihlali halinde çalışanın iş akdini haklı nedenle fesih hakkına dair farklı yönde kararlar vermesi üzerine; uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla verilen kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nce işverenin yıllık izin ücreti ödeme borcunun kapsamı ortaya konuldu. Kararda; işverenin yıllık izin ücreti ödeme yükümlülüğünü düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu’nun 57. Maddesindeki, "İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye, yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır" hükmü hatırlatıldı. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, çalışanın yıllık ücretli izne çıkmasından önce çalışanın talebi olmasa dahi işverenin yıllık izin ücretini peşin veya avans olarak işçiye ödememesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-(e) hükmünde işveren tarafından işçiye ücretinin kanun hükümlerine uygun olarak ödenmesi ve aynı maddenin (f) alt bendinde çalışma şartlarının uygulanması düzenlemelerine aykırılık oluşturacağı ve haklı nedenle fesih gerekçesi olacağını tekrar vurguladı. Kararda şöyle denildi: ‘’Davalı tarafça aksi savunulmuş ise de davacıya nispi emredici nitelikte olan 4857 sayılı Kanun’un 53. maddesine göre hak kazandığı yıllık izin süresinin üstünde yıllık izin kullandırılmış olması, yıllık izin ücretinin mutlak emredici nitelikte olan 57. maddeye göre izin başlamadan evvel peşinen veya avans olarak ödenmesi yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşveren tarafından işçiye ücretinin kanun hükümlerine uygun olarak ödenmemesi ve aynı maddenin (f) alt bendinde çalışma şartlarının uygulanmaması, haklı fesih nedeni olarak düzenlenmiştir. Şu hâlde anılan hükümler gereğince yıllık izne ilişkin ücretin, yıllık izne ayrılmadan evvel işverence peşin ödenmediği gerekçesiyle yapılan fesih haklı nedene dayalıdır. Bölge Adliye Mahkemesi kararları arasındaki uyuşmazlığın, işverenin işçinin yıllık izin dönemine ilişkin ücretinin izinden önce peşinen veya avans olarak ödeme zorunluluğuna ilişkin yükümlülüğüne aykırı davranışının işçi bakımından haklı nedenle fesih sebebi teşkil edeceğine dair Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi’nin kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.’’

Galerici esnafının güvenini kazanıp 110 milyon liralık vurgun yaptı Haber

Galerici esnafının güvenini kazanıp 110 milyon liralık vurgun yaptı

Adana’nın merkez Seyhan ilçesine bağlı Yeşiloba Mahallesi’nde bulunan galericiler sitesindeki esnaf B.S., bir süre önce sitedeki başka bir esnaf M.C. ile samimiyet kurdu. Bu samimiyetin ardından B.S., sitedeki esnafların güvenini kazanıp vadeli çeklerle otomobil satın almaya başladı. Yaklaşık 1 ay boyunca sitedeki 25 esnaftan 40 veya 60 gün vadeli çeklerle otomobiller satın alan B.S., aldığı otomobilleri ise piyasa fiyatından daha uygun fiyatlara satıp nakite çevirdi. Vade günü gelmeden ortadan kayboldu Sadece Adana Oto Galericiler Sitesi’ndeki esnaflardan yaklaşık 110 milyon liralık vurgun yapan B.S., çeklerin vade günü yaklaşırken biranda iş yerini kapatıp ortadan kayboldu. Çekleriyle bankaya giden esnaflar ise çeklerin karşılıksız olduğunu öğrenince M.C.’ye gidip mağduriyetlerinin giderilmesini istedi. M.C., kendisinin de mağdur olduğunu belirtti ve o da ortadan kayboldu. 2 şüpheliye de ulaşamayan esnaflar, karakola gidip şahıslar hakkında şikayetçi oldu. Polis, şimdi her yerde 2 şüpheliyi arıyor. "Çek sağlam, kale gibi diyerek kandırdılar" 4 milyon lira dolandırılan Mehmet Özenli, "Söylenen rakam 100 milyonun üzerinde. Ben sadece 4 milyon dolandırıldım. 2 arkadaşta şuanda firar. ‘Çek sağlam, kale gibi’ dediler. Böyle bizi kandırdılar. Savcılığa gidip suç duyurusunda bulunduk. Süreç devam ediyor" dedi. "Müşkil duruma bıraktılar bizi" Kendisi, kardeşi ve ağabeyiyle birlikte 20 milyon liralık mağduriyet yaşayan Metin Karan, "Bizim büyük bir mağduriyetimiz var. Bize vaatler verdiler, ’dürüst, güvenilir biri, sözünün adamıdır’ dediler. Bizi bu şekilde kandırdılar. Araçlarımızı verdik. Araçlarımızı verdikten sonra kayboldu. Mağdur olduk. Çeklerimiz için şu an bankaya gidiyoruz, sorguluyoruz ancak karşılığı yok. Ailesinin yanına gittik birkaç defa, durumu izah ettik güzel bir şekilde ama onlarda haberlerinin olmadığını söylüyorlar. Çocuklar 2 aydır kayıp. Ticaret dönsün diye çek karşılığında verdik. Güzel vaatler verdiler, hepsi boş çıktı. Yani bizi çok büyük mağdur ettiler, müşkül duruma bıraktılar bizi" diye konuştu. "Alacaklılar bizi rahatsız ediyor" M.C.’nin kayınbabası esnaf Arif Can ise 4 milyon lira dolandırıldığını anlatarak şunları söyledi: "Bizim bu işte zaten haberimiz yoktu, yani bütün ticaretlerinde herhangi bir bilgim yoktu. Bizden 4 tane araba alındı, yaklaşık 4 milyona yakın benim çocuğuma kefil ettirdi. Biz de bu kefaleti kabul ettikten sonra ikinci gün zaten ortadan yok oldu. Benim kızıma hediye ettiğim bir ev vardı evliliğinde o evi de kaybettik. Alacakların çokluğundan dolayı bazı insanlar gelip bizi rahatsız ediyor. Hedef gösteriyorlar. Tek istediğim bu B.S.’nin biran önce bulunması." Öte yandan Arif Can, B.S.’nin Antalya ve Mardin gibi illerde de aynı yöntemle esnafları dolandırıp kaçtığını, polisin her yerde şuanda B.S.’yi aradığını söyledi.

Hasta annesine refakat etti diye eşi tarafından sokağa atıldı Haber

Hasta annesine refakat etti diye eşi tarafından sokağa atıldı

Arnavutköy’de yaşayan 47 yaşındaki Ebrar Ayşesun Güneş, yoğun bakımda tedavi gören annesine refakat ettiği gerekçesiyle eşi tarafından terk edildi. Eşyaları sokağa atılan kadın, 4 yaşındaki oğlu Miraç ile birlikte geceyi dışarıda geçirdi. Güneş’in yardımına Arnavutköy Belediyesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetişti. Diyarbakır’daki yakınlarının yanına dönmek isteyen Güneş’in eşyalarının nakliyesinin belediye tarafından karşılanacağı, ayrıca acil ihtiyaçları için nakdi yardım desteğinin bakanlık tarafından sağlandığı öğrenildi. Olay, Arnavutköy Haraççı Mahallesi’nde yaşandı. İddiaya göre, yaklaşık 8 yıldır evli olan Ebrar Ayşesun Güneş’in annesi yaklaşık 8 ay önce rahatsızlandı. Annesinin yoğun bakıma alınması üzerine 2 ay boyunca sık sık hastaneye giden Güneş, eşi Faruk G.’nin tepkisi ile karşılaştı. Faruk G. yaşanan tartışmanın ardından evi terk etti. Bir süre sonra ev sahibi ile olan sözleşmeyi de iptal eden F.G. eve gelerek eşyaları sokağa çıkardı. Ebrar Ayşesun Güneş ise 4 yaşındaki oğlu Miraç ile sokakta kaldı. "Annem yoğun bakımdaydı, eşim bu durumdan sıkıldı" Yaşadıklarını anlatan Güneş, "Annem yoğun bakımdaydı, bilinci yerinde değildi. İki ay boyunca hastaneye gidip geldim. Eşim bu durumdan sıkıldı. ‘Sen niye evde durmuyorsun’ diyordu. Ben de ‘Benim annem, vicdanım rahat değil. Üzülüyorum, dayanamıyorum, ziyaretine gidiyorum’ diyordum. Bir gün eve geldiğimde eşyalarını toplamış, gitmişti" dedi. İddiaya göre eşyaları sokağa çıkarıldı Eşinin evden ayrılmasının ardından ev sahibi ile görüşerek kira sözleşmesini de iptal ettiğini anlatan Güneş, daha sonra eve gelerek evdeki eşyaları kapının önüne koyduğunu ifade etti. Komşularının yönlendirmesiyle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ilçede bulunan temsilcileriyle görüşen Ebrar Ayşesun Güneş’e acil olarak konaklama yapabileceği otel ayarlandı ve nakdi destek için işlemler başlatıldı. "4 yaşındaki oğlumu çuvalların üzerine yatırdım" Eşyalarıyla birlikte sokakta kaldığını anlatan Güneş, 4 yaşındaki oğlu Miraç Furkan’ı sokağa çıkarılan eşyaların arasında yatırmak zorunda kaldığını söyledi. Güneş "Sabah çocuğumu çıkardım, çuvalların üzerine yatırmışım. Sabahtan beri ne kahvaltı, ne yemek, ne su. Ayaktayım, başım dönüyor. Benim eşimin vicdanı sızlıyorsa bizi ve çocuğunu bu durumda bırakmazdı" diye konuştu. Yaşadığı mağduriyetin ardından memleketi Diyarbakır’a dönmek istediğini söyleyen Güneş, yakınlarının bulunduğu bölgede 4 yaşındaki oğluyla yeniden hayat kurmayı hedeflediğini belirtti. Eşi terk etti, belediye ve sosyal hizmetler devreye girdi Ebrar Ayşesun Güneş ve 4 yaşındaki Miraç Furkan’ın eşyalarıyla sokakta kaldığının öğrenilmesinin ardından Arnavutköy Belediyesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı sosyal hizmet ekipleri harekete geçti. Anne ve çocuğun acil ihtiyaçları ile konaklama sorunlarının giderilmesi için çalışma başlatıldı. Güneş’in Diyarbakır’daki yakınlarının yanına dönmek istemesi üzerine ev eşyalarının Diyarbakır’a nakliye masraflarının Arnavutköy Belediyesi tarafından karşılanacağı öğrenildi. Ayrıca ailenin acil ihtiyaçlarının karşılanabilmesi amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Arnavutköy Sosyal Hizmetlet Müdürlüğü tarafından nakdi acil yardım desteği sağlandığı belirtildi. Ebrar Ayşesun Güneş’in eşyalarının sokağa çıkarıldığı anların ardından yaşadığı mağduriyet, 4 yaşındaki oğluyla eşyaların arasında beklediği anlar görüntülendi.

Antalya’da kar vaadiyle milyarlık dolandırıcılık iddiası Haber

Antalya’da kar vaadiyle milyarlık dolandırıcılık iddiası

Antalya’da iki katı kar amaç vadeden köylüsüne ev, dükkan ve araçlarını satan yüzlerce vatandaş, karşılığında ödemelerini alamadı, verilen çeklerin karşılıksız olduğunu öğrenince de hayatlarının şokunu yaşadı. Satış yaptıkları kişiye günlerdir ulaşamayan vatandaşlar, şahsın dükkanına gidip kapalı olduğunu da görünce dolandırıldıkları iddiasıyla şikayetçi olup suç duyurusunda bulundular. Olay, Kepez ilçesi Habipler Mahallesi’nde yaşandı. Antalya’da yaşayan 300’e yakın vatandaş, iddiaya göre giyim sektöründe iş yerleri olan ve alım satım işleriyle uğraşan D. S’ye bundan 4 yıl önce kar amaçlı ev, araç ve dükkan gibi taşınmazlarını sattı. İki yıl boyunca verdikleri taşınmazların 1 yıl içince iki katı fiyatında kar eden vatandaşlar, son zamanlarda sattıkları taşınmazların karşılığında ödemelerini alamadı, bazıları da verilen çeklerin karşılıksız olduğunu öğrendi. Bunun üzerine D. S’ye telefondan ulaşamayan yüzlerce kişi, bugün ona ait iş yerine geldiğinde dükkanlarının kapalı olduğunu gördü. "1 milyar liranın üzerinde bir mağduriyet var" S. D. İle aynı köyden olduklarını aktaran Veysel Sağlam şunları söyledi: "Bu adam 2 sene öncesinde bizim burada köylüler aracılığıyla milletin çek karşılığı malvarlığını aldı. Bugün 1 milyonluk arabanı, 2 milyon olarak geri ödemeli veriyordu. 2 sene boyunca bu şekilde devam ettirdi. Bu yıl 4’üncü senedeyiz. Ben dahil buradaki herkes mağdur. Bankada mevduata yatırdığımız gibi biz de bu işe yatırdık. Biz paralarımızı almadık. Biz kendi köylüsüyüz onun. Van’ın Tuşba ilçesi Ermişler Mahallesi’ndeniz hepimiz ve çoğumuz akraba. Adam bir güven verdi 2 yıl boyunca, hepimizi dolandırdı. Pazartesi gününden bu yana ulaşamıyoruz kendisine. Dükkanı kapatıp gitmiş, whatsapp son görülmesi pazartesi 14.59 görünüyor. Birilerine İstanbul’dayım bir işim var halledip döneceğim demiş. Burada iki dükkanı var kilitli, eşi, çoluğu çocuğu hep beraber gitmiş. 1 milyar liranın üzerinde bir mağduriyet var. 300 kişiden fazlası vardı mağdur, azı yoktur." "Çekler patladı" Mustafa Erdoğan da "1,5 milyonluk iki araç vermiştim. 2 çekim vardı 2 ay vadesi kalmış. Pazartesi çeklerin patladığını gördük. Herkesin çeki patladı. Şikayet edeceğiz. Çok kişi mağdur ve savcılığa gitti" dedi. Başka bir vatandaş da 2,6 milyon liralık aracını, akrabalarının da yine dükkan ve araç verdiğini ancak ücretini geri alamayıp mağdur edildiğini ileri sürdü. Verilen çeklerin karşılıksız olduğunu da iddia eden vatandaşlar, bu durumun sadece Antalya’da değil Türkiye’nin her yerinde yaşanabileceğine dikkat çekerek şikayetçi olacaklarını söyledi. Öte yandan, görüş alınması için S. D’ye ulaşılmaya çalışılsa da gün içinde telefonu kapalı olduğu için ulaşılamadı. Güven ve dostluk ilişkisi ile 1.5 milyar dolandırdı Mağdur vatandaşların avukatı Eylem Uçar ise D.S.’nin 4 yıl içerisinde 200’den fazla kişiyi mağdur ettiğini belirterek, "Bu mağdurların beyanlarına göre şahıs mağdurları belli bir zaman dilimi içerisinde gerekli güven ve dostluk ilişkisini kurup, çok yüksek meblağlı çekler vererek karşılığında da paralarını, evlerini, araçlarını, bazılarından da krediler bile çektirmiş. Ciddi anlamda şu an 1.5 milyarlık bir çek ve diğer meblağlardan bahsedilmektedir. Bu aşamada ilk etapta güven ilişkisi çerçevesinde bazılarının beyanlarına göre işte şahıs gelip mağdurlara ‘Seninle ticaret yapalım, gel seninle çok güzel bir ortaklık yapalım. Bana 3 milyon ver, 4 milyon ver, 10 milyon ver’ şeklinde vaatlerde bulunup karşılığında da çok güzel işler yapacağı şeklinde beyanlarda bulunmuştur" dedi. Bankaya gittiklerinde çekler karşılıksız çıktı Verilen sözlerin zamanında yerine getirilmemesi üzerine D.S.’nin mağdur vatandaşlara çek vereceğini belirttiğinin altını çizen Uçar, "Edimlerimi yerine getirmediğimde bu çekleri tabii ki de bankalarda ibraz edip paranızı çekip alabilirsiniz şeklinde vaatlerde bulunmuştur. Çeklerin ödeme günü geldiğinde mağdurlardan bankalardan paralarını çekmek isteyenler büyük bir skandalla karşılaşıp çeklerin karşılıksız çıktığını büyük bir üzüntü içerisinde öğrenmişlerdir. Bu aşamada mağdurların sayısı arttıkça birbirlerine ulaşmışlar. Hepsine de aynı şekilde aynı vaatlerde bulunmuştur şahıs. Ve bu şahıs hakkında gerekli icra takipte, gerekli cezayı soruşturmanın açılması için gerekli yerlere bildirimleri de bulunduk" ifadelerini kulandı. "Kendisinin ve ailesinin telefonlarını kapatıp kayboldu" Uçar, "Söz konusu mağdurların sayısının çok fazla olması ve ciddi anlamda 1.5 milyara yakın bir meblağdan bahsedilmesi artık olayın ciddiyetinin farklı bir noktalara geldiğini göstermektedir. Şahıs Van’daki bütün ailesini, Antalya’daki bütün ailesini, herkesin telefonlarını kapatıp kendisi bir şekilde yok oldu. Hiçbir şekilde ulaşılamıyor. Hakkında bir yakalama veya gözaltı kararı olmadığı için de emniyet güçleri herhangi bir işlem yapmıyor. Mağdurlar kendi çaplarında ulaşmaya çalışmaktadır bu aşamada. Hiçbir şekilde telefonları açmıyor. Bu aşamada Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ivedi bir şekilde şahısın kaçma şüphesi ve delilleri karartma şüphesinden bahisle gerekli işlemleri yapmasını, gerekli kapsamlı bir soruşturma başlatmasını talep etmekteyiz. Güvencemiz, yüce yargı bu şekilde sürecinde takibindeyiz" şeklinde konuştu.

Otomobil diye bindiği Mercedes beyaz eşya çıktı Haber

Otomobil diye bindiği Mercedes beyaz eşya çıktı

Mercedes marka otomobilinin trafik cezası olup olmadığını kontrol etmek için e-Devlet'e giren Selim Calap, aracında hak mahrumiyeti olduğunu görünce hayatının şokunu yaşadı. Yapılan araştırmada, yıllardır vergisi ödenen, muayenesi yaptırılan aracın düşük vergi ödemek amacıyla Türkiye'ye gümrükten "beyaz eşya" olarak sokulduğu ortaya çıktı. Alınan bilgiye göre, 2018 yılında Trabzon'dan satın aldığı 2006 model Mercedes marka otomobilinin herhangi bir ceza veya borç durumu olup olmadığını kontrol etmek için geçen yıl e-Devlet'e giren Selim Calap, aracının üzerinde hak mahrumiyeti bulunduğunu ve Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2010 yılından bu yana devam eden bir dava dosyası olduğunu gördü. Yapılan araştırmalarda, aracın şasi numarasında veya donanımında herhangi bir oynama (çenç) olmadığı ancak gümrük vergisini düşük ödemek amacıyla Türkiye'ye buzdolabı veya klima gibi "beyaz eşya" olarak beyan edilerek sokulduğu ortaya çıktı. Düzenli olarak vergisini ödediği, muayenesini ve kaskosunu yaptırdığı otomobilini şu an satamayan ve davada müşteki sıfatıyla yer alan Calap, yetkililerden yardım bekliyor. "Tesadüfen öğrendim" Olayla ilgili açıklamalarda bulunan Selim Calap, aracın tüm vergilerini düzenli ödediğini belirterek, mahkeme sürecini tamamen tesadüf eseri öğrendiğini aktardı. Araçtan memnun olduğunu ancak yasal süreç nedeniyle büyük mağduriyet yaşadığını ifade eden Calap, "Geçen yıl eylül ayında e-Devlet üzerinden trafik cezası vs. var mı diye kontrol yaptım. Uygulamada aracımda hak mahrumiyeti olduğunu öğrendim. Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesince 2010 yılında dava açılmış. Ben geçen yıla kadar bunu bilmiyordum, tesadüfen örendim. Araç yurt dışından bir şekilde beyaz eşya olarak sokulmuş, araştırmalarımız neticesinde bize öyle söylendi" dedi. "Ben aracımdan memnunum" Calap, mahkeme sürecinin devam ettiğini ifade ederek şöyle konuştu: "Bu yılın mart ayında mahkememiz oldu ve 6 ay sonrasına ertelenmişti. Yani 30 Eylül'de yeniden mahkememiz olacak. Bakalım, sonuç ne olacak? Ben aracımdan memnunum. Devletimizden bu işin çözülmesini istiyoruz. Benim bildiğim kadarıyla benim aracım üzerinde yaklaşık 1000 mağdur var ama genel olarak bu şekilde ise yaklaşık 10 bin mağdurun olduğu duyumunu aldık. Aracımın her vergisini ödedim, muayenesini yaptırdım. Herhangi bir borcum da yoktur." "Şok etkisi oluşturdu" Otomobilinin gümrükten beyaz eşya olarak sokulduğunu öğrenince şok yaşadığını aktaran Calap, "Beyaz eşya olayı şok etkisi oluşturdu. Neticede arabamız var ama beyaz eşya olarak gözüküyor. Beyaz eşya ama hani buzdolabı mı, çamaşır makinesi mi vs. bunu bilemiyorum. Bize söylenen beyaz eşya olduğuydu. Şu an mağdur durumdayız. Aracımızı satmak istesek satamıyoruz. İnşallah önümüzdeki mahkeme sürecinde bu iş çözülür diye ümit ediyoruz" diye konuştu. "Gümrük vergisini düşük ödemek için katakulli yapmışlar" Aracın satın alındığı 2018 yılında ekspertiz kontrollerini gerçekleştiren İzmit'teki oto ekspertiz uzmanı Sami Tarcan da yaptıkları incelemede şasi numarasında herhangi bir oynama görmediklerini ifade etti. Tarcan, "Geçen yılın eylül ayında beyefendi beni aradı, konuyu anlattı. Kendisi aracına hak mahrumiyeti konulduğunu rastgele e-Devlet'ten öğreniyor. Hak mahrumiyetinin konmasının sebebini araştırdığımızda ise aracın gümrükten beyaz eşya olarak sokulmasını öğrendik. Gümrük vergisini düşük ödemek için orada bir katakulli yapılmış" şeklinde konuştu. Tarcan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Dava 15 yıldan beri sürüyor ve beyefendinin bundan haberi yok. Bu süreç içerisinde aracını satsaydı bu kez kendisi de şüpheli durumuna düşecekti. Bu aracın üzerinde bin 85 müşteki var. Hepsini toplasan dava yaklaşık 3-4 sene sürecek, süreç çok uzuyor, satamıyor. En azından araç çenç değil. Çenç olsaydı el konulacaktı. Bu problemin bir an önce çözülmesi lazım." "Karşınızda araba görüyorsunuz ama buzdolabı ya da klima olarak görünüyor" Benzer durumda çok sayıda dosya bulunduğunu aktaran Tarcan, "Şöyle düşünün, karşınızda araba görüyorsunuz ama buzdolabı ya da klima olarak görünüyor. Ben bunu araba diye almışım, gümrükte klima ya da buzdolabı olarak gözüküyor. araba diye alıyorsunuz, devlet 'Siz araba almamışsınız klima, beyaz eşya almışsınız' diyor. Ben bunun yıllardan beri vergisini ödemişim, muayenesini ödemişim, sigortasını yapmışım, kaskosunu yapmışım ama siz şimdi 'Bu araba buzdolabı ya da klima olarak sokulmuş' diyorsunuz. E buradaki mağduriyetim ne olacak? Toplamda 10 bin araç varmış bu şekilde. Biz de bu şekilde duyduk. Sadece bu arabada değil, Giresun'da 19 sene binip aracına el konulan da var. Kendisi ekstra bir vergi ödemiş ve arabayı geri almış. Ama Selim Bey nasıl yapar, süreç nasıl bilemiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. İkinci el otomobil alacaklara uyarılar Bu tarz gümrük usulsüzlüklerinin ekspertiz sırasında anlaşılamayacağına dikkati çeken Tarcan, şu bilgileri verdi: "Bunu ekspertiz anlayamaz. Aracın ekspertizini yaparsınız ve şase numarasında oynama yoksa problem yok. Peki burada alıcılar ne yapacak? Servisten arabanın gümrük çıkışlı mı, bayi çıkışlı mı, yoksa vergi barışından mı alınmış bunları öğrenecekler. Eğer ki vergi barışı yapılmışsa yetkili kurumdan bir belge almaları gerekiyor. 'Vergi barışı yapılmıştır, herhangi bir hak mahrumiyeti yoktur' diye. Bu gibi konuların önüne geçilmesi için öncelikle aracın ekspertize sokulması gerekiyor, şase numarasının özellikle kontrol edilmesi gerekiyor. Eğer ki şase numarasında herhangi bir oynama yoksa aracın yetkili servisten de kontrol edilmesi gerekiyor. Eğer ki araç bayi çıkışlıysa yetkili serviste sorun olmaz. Bayi çıkışlı değilse araç sahibiyle birlikte vergi dairesine gidilerek araştırma yapılması gerekiyor. Eğer ki araştırma yapılmadan satın alındıysa maalesef ki bu arkadaşımız gibi mahkemelerle uğraşacak."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.