Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Lübnan

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Lübnan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lübnan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Savunma hedeflerine 5 yıl erken ulaşacağız'' Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Savunma hedeflerine 5 yıl erken ulaşacağız''

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin açılış konuşmasını yaptı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki zirve öncesinde NATO'nun gündemine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO 3.0'ın hayata geçirilebilmesi için Avrupa Birliği'nde uygulanan bazı kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini söyledi. 2030 yılından önce savunma harcamalarının oranını yüzde 3.5'e yükseltmek için tedbir aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenlik ve dayanıklılık harcamalarında ise şimdiden yüzde 1.5 oranına ulaştıklarını açıkladı. "Yüzde 5 hedefine Lahey'de belirlenen 2035 yılından 5 sene önce erişmeyi hedefliyoruz" Savunma harcamalarına ilişkin Erdoğan, "Lahey Zirvesi'nde aldığımız kararlar temelinde Avrupalı müttefikleri daha yetkin birer güvenlik sağlayıcısı haline getirmeye odaklanmış durumdayız. Türkiye olarak 2030 yılından önce savunma harcamalarımızın oranını yüzde 3.5 düzeyine yükseltmek için tedbirlerimizi aldık. Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise şimdiden yüzde 1.5 bütçe payına ulaştık. Böylece yüzde 5 hedefine Lahey'de belirlenen 2035 yılından 5 sene önce erişmeyi hedefliyoruz. Kuşkusuz ülkemizin asıl başarısı savunma sanayiindeki hamlededir. Üretim ve ihracat kapasitesi itibarıyla dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girdik. İttifakta bize tahsis edilen 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamını 3 yıl içinde taahhüt edilen tarihin öncesinde karşılamış olacağız. İttifakımızda eksikliği en çok hissedilen hava ve füze savunma kabiliyetlerine ‘Çelik Kubbe' projemizle 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdık. Avrupa'daki en büyük kara ordusuna sahip ülke olarak yeteneklerimizi ihtiyaç duyulan aşamada ittifakın hizmetine sunmanın gayretindeyiz. Kosova'da, Karadeniz'de, Baltıklar ve diğer coğrafyalarda ittifakın harekat, misyon ve tatbikatlarına katkı veren müttefiklerin başında geliyoruz. İHA ve SİHA'ları gerçek muharebe alanlarında başarıyla kullanan bir müttefik olarak tesisini öngördüğümüz İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezimizi NATO'ya akredite etmeyi temenni ediyoruz. Bu merkezin bilhassa hava ve deniz dron tehditlerine karşı mukabele kabiliyetimizi destekleyeceğine inanıyorum" ifadelerini kullandı. "Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması, kısıtlı kaynakların boşa sarf edilmesine ve Avrupa'da hiç arzu etmediğimiz bir suni bölünmeye yol açacaktır" NATO 3.0 hedefine en kısa zamanda ulaşılması için iki hususa özellikle dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birincisi, savunma sanayii başta olmak üzere savunma iş birliğinde müttefikler arasındaki kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Savunma sanayi formunda bu mesajın hem endüstri hem hükümet yetkilileri tarafından vurgulanmış olmasını memnuniyetle karşılıyorum. İkincisi Avrupalı müttefikler olarak kıta savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenirken, ittifakın bütünlüğünü ve transatlantik ilişkileri zayıflatabilecek tasarruflardan da kaçınmamız gerekiyor. Burada özellikle Avrupa Birliği üyesi müttefiklerimize seslenmek istiyorum. Birliğin güvenlik alanındaki çabalarında azami fayda ancak ve ancak NATO'yla gereksiz tekrarlardan kaçınılmasıyla mümkün olabilir. Aklın ve mantığın emrettiği bir iş birliği modeli mümkünken, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması, kısıtlı kaynakların boşa sarf edilmesine ve Avrupa'da hiç arzu etmediğimiz bir suni bölünmeye yol açacaktır. Bu tutumun Sayın Genel Sekreter'in işaret ettiği transatlantik savunma sanayii altyapısına hizmet etmediği de açıktır" diye konuştu. "Hürmüz Boğazı'nın mayınlardan temizlenmesi için gerekli katkıyı vermeye hazırız" Ukrayna savaşında ABD Başkanı Trump'ın barış vizyonunu paylaştığını ve Ukrayna'nın öncelikli ihtiyaç listeleri girişimine desteğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ukrayna'yı desteklerken Rusya'yı da barışa yönlendirecek şekilde iletişim kanallarımızdan istifade ediyoruz. İran krizinin çözüm yoluna girmesinde sabotaj teşebbüslerine rağmen dostum Trump'ın sergilediği kararlı tutumu takdirle karşılıyorum. Diplomatik çabalarımıza ilave olarak Hürmüz Boğazı'nın mayınlardan temizlenmesi için gerekli katkıyı vermeye hazırız. Bu vesileyle Türkiye'yi hedef alan füzelere karşı NATO unsurları tarafından sağlanan destek için Amerika ve İspanya başta olmak üzere ilave hava savunma bataryaları konuşlandıran Almanya ve İtalya'ya teşekkürlerimizi ifade ediyorum. Konuşmamızı artırmamızın şart olduğuna inandığım İstanbul İşbirliği Girişimi mensubu ortaklarımızın bugün bizlerle olmalarını önemsiyorum. Orta Doğu'da kalıcı barış anahtarının iki devletli çözüm olduğunu bir kez daha vurguluyorum. Özellikle Gazze ve Lübnan'da sükunetin sağlanması için hepimize görev düştüğünü ifade etmek istiyorum. Son olarak terörün tüm biçim ve tezahürleriyle mücadele konusunda tam bir dayanışma içinde olmamız gerektiğini hatırlatıyorum" dedi.

İran Meclis Başkanı Galibaf: "Uranyum zenginleştirme meşru ve vazgeçilmez hakkımızdır" Haber

İran Meclis Başkanı Galibaf: "Uranyum zenginleştirme meşru ve vazgeçilmez hakkımızdır"

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, İran basınına verdiği röportajda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Hürmüz Boğazı’ndaki egemenlik tartışmalarına değinen Galibaf, "Bunlar bizim karasularımızdır. ABD’nin İran'ın Hürmüz Boğazı'nı askerileştirdiğini iddia ederek tartışma veya safsata üretmesine izin vermeyeceğiz" ifadelerini kullandı. Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine vurgu yapan Galibaf, "Orası son savaş sırasında Allah’ın bize bahşettiği ilahi bir armağan ve en büyük kozumuzdu" şeklinde konuştu. ABD ile varılan mutabakat zaptında yer alan İran’ın Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki idare ve denizcilik hizmetlerini belirlemek üzere Umman ile diyalog kuracağı yönündeki maddeye atıfta bulunan Galibaf, "İran ve Umman halihazırda tüm yasal ve hizmetle ilgili konularda anlaşmaya varmış durumdadır" dedi. "5 hüküm net olarak uygulanana kadar, bir sonraki aşamaya geçmeyiz" ABD ile varılan mutabakat zaptının uygulanma sürecinde belirlenen ön şartlara da değinen Galibaf; savaşın sona erdirilmesi, Lübnan'ın egemenliğinin yeniden tesis edilmesi, ABD'nin İran'a yönelik yasadışı deniz ablukasının kaldırılması, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve İran'ın petrol ihracatının güvence altına alınarak dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması şartlarını hatırlatarak, "Anlaşmanın 5 hükmünün tamamı net olarak uygulanana kadar İran geri kalan hükümleri uygulamanın bir sonraki aşamasına geçmeyecektir" diye konuştu. "Müzakere bir mücadele yöntemidir" ABD ve İran arasındaki müzakere sürecini "stratejik bir adım" olarak değerlendiren Galibaf, "Müzakere bir mücadele yöntemidir. Askeri güç nihayetinde diplomasinin yasal otoritesini destekler. Savaş alanı ve diplomasi aynı makasın iki bıçağıdır" yorumunu yaptı. Bölgesel anlaşmaların ancak ülkenin "haysiyetini ve caydırıcılığını" koruması şartıyla kabul edilebileceğini belirten Galibaf, ABD ablukasının planlanandan erken kalkmasının "hem İran’ın savaş kabiliyetlerinin, hem de diplomasinin gücünün" kanıtı olduğunu söyledi. Bunun İran açısından önemli bir kazanım olduğunun altını çizen Galibaf, ablukanın kaldırılmasından sonraki iki haftadan kısa sürede ülkesinin 40 milyon varilden fazla petrol ihraç ettiğini ve bu artışın sağlanan ekonomik faydasının göstergesi olduğunu ifade etti. "Sahadaki sağlam konum ülkemiz için tek garantidir" Müzakere süreci ve uluslararası garantilere tamamen güvenmediklerini aktaran Galibaf, "Güçlü iç kapasite ve sahadaki sağlam konum, ülkemiz için tek garantiyi oluşturmaktadır" yorumunu yaptı. Bu nedenle İran’ın füze programı ve askeri kapasitesinin "kesinlikle müzakere edilemez" olduğunu vurgulayan Galibaf, ülkenin nükleer hakları konusunda da "Uranyum zenginleştirme, bizim meşru ve vazgeçilmez hakkımızdır" değerlendirmesinde bulundu. Galibaf’tan ABD’ye uyarı ABD ile varılan mutabakat metninin ilk hükmü olan "savaşın sona erdirilmesi" şartının ihlal edilmesi halinde İran’ın buna uygun şekilde yanıt vereceği uyarısında bulunan Galibaf, "Hedeflerimize ulaşmak için müzakere ediyoruz. Ancak mantığın dilinin ve mutabakat metninin etkisiz kaldığı durumda, gücün dili devreye girer" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, "Kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası" olarak nitelendirdiği İstanbul’da müttefik ülke parlamenterlerini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi’nde Parlamento başkanları onuruna düzenlenen öğle yemeğine katıldı. Burada konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zirvenin, 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecek büyük NATO Zirvesi öncesinde önemli bir hazırlık ve dayanışma nişanesi olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız. Şu noktanın da altını özellikle çizmek istiyorum: Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamalar bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirmiştir. Başta Gazze ve Lübnan’da yaşananlar olmak üzere yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum" dedi. "Yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz" Bu ortamda hem NATO’nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mevcut jeopolitik denklem NATO’nun üstlendiği rolün önemini artırmıştır. Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle Bin 800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO’nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz" diye konuştu. Ankara Zirvesine yönelik yoğun ilginin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ankara Zirvesi tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesine yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ediyoruz. Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak şartların oluşturulmasıdır. Zirveden temel beklentimiz, müttefiklerin milli güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir" şeklinde konuştu. "Külfet paylaşımı noktasında üzerimize düşeni yapıyoruz" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmasını yürüten bir ülkenin lideri olarak şunu da ifade etmek isterim ki; bu alanda ittifaktan beklentimiz çoktur. Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken, savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Her iki ana başlıkta da evvelki zirvelerde aldığımız kararların uygulanması bu bakımdan çok ama çok mühimdir. Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz" diye konuştu. "Güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız" NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son olarak, Lahey Zirvesinde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk beş müttefik arasında yer alıyoruz. Ancak bu katkılarımıza rağmen Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiği de bir vakadır. İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye’nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye’nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas’tan Ankara’ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız. Ankara Zirvemizin bir diğer ayırt edici özelliği savunma sanayi işbirliğine yapacağı vurgudur. Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu’nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken, diğer yandan da bu işbirliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız. Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz Türkiye’nin savunma sanayi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacaklar. Ayrıca NATO’nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran Körfezi ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleri de değerlendireceğiz. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar’ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz. Bölgemize ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan’ı hedef alan saldırıları yakından takip ediyoruz. Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz. Orta Doğu’daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail’in sürekli artan toprak gaspı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğüne haiz bir Filistin devleti mutlaka kurulmalıdır. Bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir. Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek jeo-stratejik konumuyla Avrupa’dan Asya’ya ve Balkanlar’dan Afrika’ya uzanan geniş coğrafyayla aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz" açıklamasında bulundu. "Barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz" Rusya-Ukrayna Savaşı’nın diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her iki tarafla da konuşabilen, netice veren süreçleri başlatan, hakkaniyetli duruşuyla her iki tarafın da güvenini kazanmış bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz" dedi.

İran-ABD teknik görüşmeleri önümüzdeki hafta yeniden başlayacak Haber

İran-ABD teknik görüşmeleri önümüzdeki hafta yeniden başlayacak

Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Andrabi, başkent İslamabad'da haftalık basın toplantısını gerçekleştirdi. Andrabi, ABD ve İran arasındaki teknik görüşmelerin gelecek hafta yeniden başlayacağını belirtti. Andrabi, görüşmelerin 30 Haziran Salı günü yeniden başlayabileceğini, pazartesi veya çarşamba günlerinin de muhtemel başlangıç tarihleri olabileceğini aktardı. Andrabi, "Mutabakat zaptı ve İsviçre görüşmesi, anlaşmazlıkların ve çatışmaların barışçıl bir şekilde çözümü için en etkili araç olarak diyalog ve diplomasiye olan inancımızı pekiştiriyor. Görüşme, iki tarafın mutabakat zaptının uygulanmasının çeşitli yönleri konusunda bir anlayışa varmasına yardımcı olma açısından başarılı oldu" dedi. İsviçre'deki görüşmelerin sonuçlarına değinen Andrabi, başmüzakerecilerin arabuluculuk için siyasi denetim amacıyla kurulan üst düzey komiteye düzenli olarak rapor vereceğini ve nükleer konular, yaptırımlar, izleme ve anlaşmazlık çözümü üzerine odaklanan çalışma gruplarına başkanlık edeceğini söyledi. Andrabi, "60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varılması yönünde bir yol haritası üzerinde mutabakata varıldı" diye konuştu. Andrabi tarafların ayrıca, özellikle Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilerin güvenli geçişini sağlamak amacıyla yanlış anlaşılmaları önlemek için bir iletişim kanalı kurma konusunda da anlaştıklarını sözlerine ekledi. Andrabi, Lübnan hükümetini ve arabulucuları içeren bir çözüm merkezi oluşturulmasının kararlaştırıldığını aktardı.

İran: "Serbest bırakılan varlıklar, ülkenin çıkarına olacak şekilde kullanılacaktır" Haber

İran: "Serbest bırakılan varlıklar, ülkenin çıkarına olacak şekilde kullanılacaktır"

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile müzakerelere ve Lübnan meselesine ilişkin açıklama yaptı. İsmail Bekayi başkent Tahran’da düzenlenen basın toplantısında, müzakereler kapsamında serbest bırakılacak İran’ın dondurulmuş varlıklarının ABD ürünleri satın almak için kullanılmasına ilişkin haberlere değindi. Bekayi, "İddiaları gördüm. Bizim için ilginç olan, daha önce İran’ı yok etmek olarak açıklanan savaşın amacının, şimdi ABD’li çiftçileri zenginleştirmeye indirgenmiş olmasıdır. Genel olarak, bu fonların nasıl yönlendirileceğine dair herhangi bir kısıtlamayla karşı karşıya değiliz. Varlıklarımız tamamen ülkenin çıkarına ve faydasına olacak şekilde kullanılacaktır" dedi. "Lübnan’daki saldırıların durdurulmasına ilişkin taahhüt muhtıradaki savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır" İsviçre’deki müzakerelerde Lübnan’a ilişkin alınan kararlara değinen Bekayi, "Biz, ateşkes mutabakatının başlangıcından bugüne kadar, İsrail rejiminin Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürdüğüne tanık olduk. Lübnan’daki saldırıların durdurulmasına ilişkin taahhüt, hem Nisan ayındaki ateşkes mutabakatının hem de 18 Haziran tarihli muhtıradaki savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu konuda ABD’nin taahhüdü tamamen açıktır ve İsrail rejiminin Lübnan’daki yasa dışı ve saldırgan eylemlerini sürdürmesi için hiçbir gerekçe kabul edilemez" diye konuştu. Lübnan için oluşturulacak "çatışmasızlık mekanizmasının" ABD, İran, arabulucular ve Lübnan hükümeti dahil olmak üzere ilgili tarafların katılımıyla oluşturulacağını belirten İsmail Bekayi, bu mekanizmanın, özellikle Lübnan’daki savaşın durdurulmasına ilişkin hükümlerin iyi niyetle uygulanmasını izleyeceğini ve askeri çatışmaların önlenmesine katkı sağlamayı hedeflediğini söyledi. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, mekanizmanın ayrıntıları konusunda henüz daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu, önümüzdeki günlerde detaylara ilişkin daha fazla görüşme yapılacağını ve ek mutabakatların sağlanacağını söyledi. "Tehditlerin ardından dörtlü toplantı yapılmadı" İran ve ABD heyetleri arasında İsviçre’de yapılan müzakerelerin 01.00’e kadar sürdüğü yönündeki haberlere de cevap veren Bekayi, "Size her zaman yaptığı gibi gerçeği söyleyeceğim. İran, ABD ve iki arabulucunun katılımıyla gerçekleştirilen dört taraflı toplantı saat 15.00 sıralarında başladı ve yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Ardından kısa bir 30 dakikalık ara verilmesi ve görüşmenin devam etmesi kararlaştırıldı" diye konuştu. Sözcü, bu arada ABD yetkililerinin tehdit içeren açıklamalarıyla karşılaşıldığını belirterek, bu gelişmenin ardından dörtlü toplantının yeniden başlamadığını söyledi. Görüşmelerin devamının ise yalnızca arabulucular aracılığıyla mesaj alışverişi şeklinde sürdüğünü ifade etti. İran’ın, dörtlü formatta yapılan doğrudan müzakerelere devam etmeme kararı aldıktan sonra ABD tarafıyla hiçbir doğrudan temasta bulunmadığını vurgulayan Sözcü Bekayi, İran’ın kendi hedefleri doğrultusunda arabulucular üzerinden mesajlaşmayı sürdürdüğünü ve sürecin sonucunun da kamuoyunca bilindiğini söyledi. "Eğer Avrupa uluslararası konularda rol oynamak istiyorsa bağımsız ve sorumlu bir tutum benimsemelidir" İsmail Bekayi, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’un "Birleşmiş Milletler yaptırımlarının kaldırılmasına ilişkin her kararın Avrupa ülkelerinin görüşü ve katılımıyla alınması gerektiği" yönündeki açıklamasına ilişkin soruya da cevap verdi. İranlı Sözcü, "İş işten geçtikten sonra akıl vermenin faydası yoktur. Avrupalılar, son iki yıldaki kendi davranışları nedeniyle kendilerini sürecin dışına itmişlerdir. Unutulmamalıdır ki, sözde ‘snapback’ süreci sırasında Avrupalı taraflar ne bir irade ne de bir yetki ortaya koymuş, son derece sorumsuz bir tutum sergilemişlerdir. İran’a karşı yürütülen iki dayatılmış savaş sürecinde de oldukça olumsuz tavırlar almışlardır ve dünya bu tutumlara tanıklık etmiştir" ifadelerini kullandı. Bekayi, bu sorumsuz davranışların Avrupa’nın uluslararası alandaki saygınlığını ve konumunu artırmayacağını belirterek, "Eğer Avrupa uluslararası konularda rol oynamak istiyorsa yaklaşımını değiştirmeli, bağımsız ve sorumlu bir tutum benimsemelidir. Şikâyet ederek Avrupa’nın konumu yükselmez" şeklinde konuştu. "İran nükleer tesislerinin Ajans tarafından denetlenmesine yönelik bir planımız yok" Basın toplantısında sözcüye "ABD’li yetkililerin nükleer müzakerelerin başladığı ve İran’ın nükleer denetçileri kabul ettiği yönündeki iddiaları, İran heyetinin İsviçre’de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi ile görüşüp görüşmediği ve saldırıya uğrayan nükleer tesislere denetim izni verilip verilmeyeceği soruları soruldu. Bekayi, "Kısa cevap: her iki soruya da hayır. Ne Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Başkanı ile bir görüşmemiz oldu ne de ABD ve İsrail rejiminin askeri saldırıları sonucu zarar gören İran nükleer tesislerinin Ajans tarafından denetlenmesine yönelik bir planımız var. Esasen bu konuda herhangi bir prosedür de bulunmamaktadır. Biz, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’na (NPT) taraf bir ülke olarak ve güvenlik denetimleri anlaşmalarına bağlı bir devlet olarak mevcut uygulamaları sürdürmeye devam edeceğiz ve mevcut uygulama oldukça nettir" dedi. UAEA Yönetim Kurulu’nun, İran'a kalan zenginleştirilmiş uranyum stoklarını acilen beyan etmesi ve nükleer faaliyetlerinin doğrulanması için kuruma tam erişim sağlaması çağrısında bulunan kararına değinen Bekayi, Rusya, Çin ve Nijer’in olumsuz oylarının "değerli" olduğunu belirtti. Bazı bölge ülkelerinin tutumuna da tepki gösteren sözcü, "İran, bu ülkelerin, İran’a ve nükleer tesislere yönelik saldırılara tanık olmalarına rağmen bu karara olumlu oy vermelerinden son derece rahatsızdır. Eğer kendi tesislerinin yakınında küçük bir patlama bile olsa nasıl tepki verdiklerini hepimiz biliyoruz. Bu nedenle çifte standart kabul edilemez" diye konuştu. "Yaptırımların kaldırılması konusunda 60 günlük süre içinde daha fazla görüşme yapılacak" ABD’nin İran yaptırımlarını kaldırmasına ve Washington’un bu konudaki verdiği güvenceye ilişkin bir soruya cevap veren İsmail Bekayi, "Dün yayımlanan karar, İran’ın petrol, petrokimya ürünleri ve petrol türevlerinin satışı için gerekli lisansı içermektedir. Buna bağlı tüm gereklilikler ve zorunluluklar da bu kapsamda yer almaktadır. Yani sigorta, taşımacılık ve bankacılık hizmetleriyle ilgili konuların da bu lisans çerçevesinde ele alınması ve kolaylaştırılması gerekmektedir" ifadelerini kullandı. İranlı sözcü, diğer yaptırımların kaldırılmasının da ABD’nin mutabakat muhtırası kapsamındaki taahhütlerinden biri olduğunu belirterek, bu konuda 60 günlük süre içinde daha fazla görüşme yapılacağını söyledi. ABD’nin taahhüdünün açık olduğunu ifade eden sözcü, bunun İran’a yönelik birincil, ikincil ve uluslararası kuruluşlar düzeyinde uygulanan tüm yaptırımların kaldırılmasını kapsadığını aktardı. İsmail Bekayi, önümüzdeki günlerde detaylar üzerinde daha fazla müzakere ve istişare yapılacağını ve sürecin olumlu bir sonuca ulaşmasının umulduğunu sözlerine ekledi. "İran’ın savunma ve füze kapasitesi hiçbir şekilde görüşmelerimizin bir parçası olmamıştır" Müzakerelerde İran’ın füze programına ilişkin herhangi bir görüşme yapıldı mı sorusuna Bekayi, "Kesinlikle hayır. İran’ın savunma ve füze kapasitesi hiçbir şekilde görüşmelerimizin bir parçası olmamıştır ve hiçbir zaman da herhangi bir tarafla müzakere konusu olmayacaktır" şeklinde konuştu. "ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırısı sırasında bazı bölge ülkelerinin aktif rol oynadığını kanıtlayan yeterli delil bulunmaktadır" ABD yetkililerinin "Ürdün, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı bölge ülkelerinin İran’a yönelik saldırılarda iş birliği yaptığı yönündeki iddiaları" hakkında bir soruya Bekayi, "Elimizde, ABD ve İsrail rejiminin İran’a yönelik askeri saldırısı sırasında adı geçen ülkeler de dahil bazı bölge ülkelerinin aktif rol oynadığını kanıtlayan yeterli delil ve belge bulunmaktadır. Bu konuyu kesinlikle bırakmayacağız; hem belgelendirme yapıyoruz hem de hak talebinde bulunacağız" dedi. İranlı sözcü, ABD yetkililerinin de bu ülkelerin bazılarıyla ilgili "rol" açıklamalarının, söz konusu ülkelerin sorumluluğunu daha da ağırlaştırdığını belirtti. İran’a yönelik saldırının açıkça uluslararası hukuka aykırı ve saldırgan bir eylem olduğunu vurgulayan İsmail Bekayi, bu eyleme herhangi bir şekilde destek veren tarafların uluslararası sorumluluk taşıyacağını vurguladı. Bekayi, İran’ın bu konuda tüm imkan ve hukuki yolları kullanacağını da sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Trump: "İran anlaşmaya uymazsa, yapmam gerekeni yaparım" Haber

ABD Başkanı Trump: "İran anlaşmaya uymazsa, yapmam gerekeni yaparım"

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir imza töreni sırasında gündeme dair açıklamalarda bulundu. İran’la yürütülen müzakerelere değinen Trump, varılan anlaşmanın ardından Hürmüz Boğazı’nın açıldığını belirterek, "Boğaz tamamen açık durumda. Bunu biliyorsunuz. Ve müzakere halindeyiz. Sürecin nasıl gideceğini göreceğiz. Ancak iki önemli şey var: Boğaz açık, ve İran asla ve asla nükleer silaha sahip olamayacak" ifadelerini kullandı. İran petrolüne yönelik yaptırımların kaldırılması ile ilgili bir soruya yanıt veren Trump, "Açıkçası son durumu öğrenmem gerekecek, ancak yaptırımlar kalkarsa, ülkemize para girecek. Çünkü elde edecekleri para ülkemizden gıda alımında kullanılacak. 91 milyon nüfusları var. Onları besleyemiyorlar. Yani, yaptırımları kaldırarak serbest bırakılacak bu para çiftçilerimize, büyük ölçüde bizim çiftçilerimize gidecek" şeklinde konuştu. "Ben bir sorun çözücüyüm" İran’ın anlaşmaya uymaması halinde askeri seçenekleri yeniden değerlendirme ihtimali sorulan Trump, "İran anlaşmaya uymazsa ya da uygun şekilde davranmazsa, yapmam gereken neyse onu yaparım" dedi. Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Lübnan’ın güneyinden çekilmeyeceklerine dair açıklamasının hatırlatılması üzerine, "Buna bakacağız. Ben bir sorun çözücüyüm, sorunları hızla çözerim, Binyamin ile olanlar da dahil" değerlendirmesinde bulundu. Trump’tan NATO’ya sitem Trump, İran konusunda NATO’nun tutumuna ilişkin bir soruya da yanıt verdi. Yıllardır NATO’nun çok iyi bir üyesi olduklarını vurgulayan Trump, Avrupa ülkelerini korumak için trilyonlarca dolar harcama yaptıklarını hatırlattı. Buna rağmen İran konusunda NATO’dan destek görmediklerini ifade eden Trump, "Onların yardımına ihtiyacım dahi yoktu. Her şeyden önce sadece merak ediyordum. Bu yüzden Savunma Bakanım Pete Hegseth’e 'Bakalım gerçekten gelecekler mi?' dedim. Gelmelerini istedik ama bizim için orada değillerdi. Yanımızda olmamaları aptalcaydı" diye konuştu. NATO üyeleri İngiltere, İtalya ve Almanya’nın İran konusunda kötü bir sınav verdiğini ifade eden Trump, "Sanırım yılda 600 milyon dolar harcıyoruz. Bir düşünün. NATO için harcadığımız rakamlar o kadar çılgınca ki, onlar ise bizim için orada değillerdi" eleştirisinde bulundu. Bazı NATO üyelerinin İran konusunda "Hayır, yardım etmemeyi tercih ederiz" dediğini aktaran Trump, "Biz de istersek onlara bunu söyleyebiliriz ve muhtemelen söyleyeceğiz" ifadelerini kullandı. "Nükleer silaha sahip olmalarına iki hafta kalmıştı" Trump, geçen yaz İran’ın nükleer tesislerine gerçekleştirilen saldırıların yıl dönümünün hatırlatılması üzerine, "Bu, nükleer potansiyellerini tamamen ortadan kaldıran, şimdiye kadar görülmüş en başarılı saldırıydı. Eğer bunu yapmasaydık, şu an İsrail diye bir ülke olmazdı. Orta Doğu'nun büyük bir kısmı var olmazdı. Nükleer bir silaha sahip olmalarına iki hafta kalmıştı" şeklinde konuştu.

İsrail, Lübnan sınırındaki güvenlik önlemlerini kaldıracak Haber

İsrail, Lübnan sınırındaki güvenlik önlemlerini kaldıracak

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) İç Cephe Komutanlığı, Lübnan sınırı yakınlarındaki bölge halkına yönelik güvenlik kısıtlamalarının kaldırılacağını açıkladı. Bu karar, Hizbullah ile varılan hassas ateşkes sürdüğü bir süreçte geldi. Bu doğrultuda yerel saatle yarın 06.00 itibarıyla İsrail’in kuzey bölgelerinde yer alan yerleşim birimlerinde savaş durumuna ilişkin bütün güvenlik önlemlerinin yürürlükten kaldırılacağı kaydedildi. İsrail basını ayrıca, Lübnan’daki Hizbullah’ın geçtiğimiz pazar gününden bu yana İsrail’e yönelik herhangi bir saldırı düzenlemediğini kaydetti. Ancak Hizbullah’ın bu süreçte ülkeye yönelik işgalini sürdüren ve Lübnan topraklarında sözde güvenlik noktaları kuran İsrail ordusuna yönelik saldırılarını sürdürdüğü kaydedildi. İsrail’in kuzey bölgelerindeki güvenlik önlemleri kapsamında dış mekanlarda 100, iç mekanlarda 400’den fazla kişinin bir araya gelmesine izin verilmiyordu. İsrail, Lübnan’a yönelik saldırılarla ateşkesi ihlal etmişti İsrail, perşembe gecesi Lübnan’a gerçekleştirdiği saldırılarla hem Lübnan hükümetiyle yürürlükte bulunan hem de ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat kapsamındaki ateşkesi ihlal etmişti. Saldırıların ardından cuma günü ABD’li bir yetkili, taraflar arasında yerel saatle 16.00 itibarıyla ateşkesin yürürlüğe gireceğini açıklamıştı.

İsviçre’deki kritik ABD-İran zirvesi durduruldu Haber

İsviçre’deki kritik ABD-İran zirvesi durduruldu

İranlı kaynaklar, İsviçre’de Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğunda gerçekleştirilen ABD-İran görüşmelerinin durdurulduğunu öne sürdü. ABD merkezli CNN International’a açıklama yapan kaynaklar, söz konusu gelişmenin ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik tehditlerinin ardından yaşandığını iddia etti. Öte yandan duraksamaya rağmen görüşmelerin henüz sonlanmadığı ve diplomatik tarafların masaya geri dönmesi için kapalı kapılar ardında görüşmelerin sürdüğü kaydedildi. Katar merkezli Al Jazeera, İran heyetinin sürece ilişkin şikayetlerini Katar heyetine ilettiğini ve yetkililerin bu sorunların çözümüne yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü iddia etti. Trump, İran'ı tehdit etmişti ABD Başkanı Donald Trump, İsviçre’deki görüşmeler sırasında sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İran yönetimine yönelik sert tehditlerde bulunmuştu. Trump, Hizbullah’a atıfta bulunarak, "İran, Lübnan’daki yüksek maaşlı vekillerinin sorun çıkarmalarını derhal engellemelidir. Aksi takdirde, geçen hafta yaptığımız gibi İran’a yine çok sert bir darbe indireceğiz, hatta daha da sert" ifadelerini kullanmıştı. Trump, İran ile müzakerelerde bir anlaşmaya varılamaması durumunda gerekirse ABD’nin Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirebileceğini söylemişti. Trump, böyle bir durumda ABD’nin bölgenin "koruyucusu" olacağını ve Orta Doğu bölgesinde petrolden elde edilen gelirlerin yüzde 20’sine sahip olabileceğini savunmuştu. ABD Başkanı ayrıca, İranlı yetkililere Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapatmaları halinde "artık bir ülkeleri olmayacağı" tehdidinde bulunmuştu. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ise söz konusu tehditler sonrasında yaptığı açıklamada, "Eğer tehditleri bir sonuç veriyor olsaydı bugün bu çaresizliğe düşmeyeceklerini hiç düşünmüyorlar mı? Biz Amerikalıların tehditlerini dikkate almıyoruz" demişti.

Dünya'nın gözü İsviçre'de! Haber

Dünya'nın gözü İsviçre'de!

Dünyanın gözü bugün İsviçre'de düzenlenecek ABD-İran müzakerelerinde olacak. ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, İran ile yapılacak barış müzakerelerine katılmak üzere İsviçre'ye geldi. Vance'i taşıyan uçak, yerel saatle 05.59'da Emmen Hava Üssü'ne iniş yaptı. Barış müzakerelerine katılacak ABD heyetinde, JD Vance'in yanı sıra ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump'ın damadı Jared Kushner de yer alacak. "Nükleer mesele konusunda ve Lübnan'daki ateşkes konusunda ilerleme kaydedeceğimizi düşünüyorum" JD Vance, İsviçre için yola çıkmadan önce Maryland eyaletindeki Joint Base Andrews Havalimanı'nda gazetecilere açıklamada, "Nükleer mesele konusunda ve Lübnan'daki ateşkes meselesinde ilerleme kaydedeceğimizi düşünüyorum. Bana göre odaklanacağımız iki büyük konu bunlar olacak" ifadelerini kullandı. ABD Başkan Yardımcısı Vance, müzakerelerin "birkaç gün" süreceğini belirterek, kendisinin İsviçre'de "bir ya da iki gün" kalacağını söyledi. Vance, müzakerelerin ilk turunun amacının "gerçek müzakere yapısını ve sürecini oluşturmak" olduğunu vurguladı. JD Vance ayrıca, üst düzey görüşmelerin ilk turu tamamlandıktan sonra da İsviçre'de devam edebilecek teknik uzmanlar düzeyindeki çalışma görüşmelerinin yapılacağını belirtti. İran heyetine Galibaf liderlik ediyor İran medyasının bildirdiğine göre, İran heyetine İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf liderlik ediyor. Heyette ayrıca Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bakıri ve İran Merkez Bankası Başkanı Abdülnasır Himmeti gibi üst düzey isimler de yer alıyor. Öte yandan ABD ile İran arasındaki müzakerelere katılacak olan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asim Munir de İsviçre'ye ulaştı. Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi'nin de görüşmelere katılması bekleniyor. Hürmüz iddiası ABD ve İran, müzakereler sürerken 60 günlük bir ateşkes üzerinde anlaşmış olsalar da, İran Devrim Muhafızları Ordusu dün İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın kapatılacağını duyurmuştu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüsü Tim Hawkins ise Hürmüz Boğazı'na ilişkin iddiaları reddederek, boğazın açık olduğunu belirtmişti. Hawkins, "Deniz trafiği akmaya devam ediyor ve ABD güçleri durumun bu şekilde sürmesini sağlamak için gelişmeleri izlemeyi sürdürüyor" demişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.