Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Lokum

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Lokum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lokum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sakarya'nın coğrafi tescilli Beyaz Elmas'ının tarladan sofraya yolculuğu Haber

Sakarya'nın coğrafi tescilli Beyaz Elmas'ının tarladan sofraya yolculuğu

Sakarya ovasının verimli topraklarında özenle seçilen çekirdeklerin toprakla buluşmasıyla başlayan üretim maratonu, yaklaşık 6 aylık titiz bir bakım ve büyüme evresinin ardından toplatılma aşamasına ulaşıyor. Tarlada olgunlaşan bal kabakları, işçiler tarafından tek tek kesilerek traktör römorklarına yükleniyor. Kesim işleminin ardından kabuk ve iç yapısının tam kıvamına gelmesi amacıyla bir süre tarlada güneş altında bekletilen ürünler, ardından özenle toplandıktan sonra muhafaza edileceği depolara sevk edilerek kategorilerine göre ayrılıyor. Halk arasında "beyaz elmas" olarak da nitelendirilen coğrafi işaretli Sakarya bal kabağı; ustaların dokunuşlarıyla tatlı, çorba, lokum, marmelat ve reçel gibi geniş bir ürün yelpazesine dönüştürülüyor. Sadece yurt içinde değil, uluslararası pazarlarda da talep gören bu tescilli lezzet, hem lezzeti ve aromasıyla kentin marka değerini yükseltiyor hem de bölge üreticisinin ekonomisine ciddi katkı sunuyor. "Türkiye'nin diğer illerinin yanı sıra diğer ülkelere de gönderim yapıyoruz" Kabak ekimi ve hasadından bahseden çiftçi İslam Aksoy, "Sakarya'nın daha çok Akyazı ve Erenler ilçesinde ekiliyor. Toprak ve hava şartlarından dolayı kabağa daha elverişli şekilde oluyor. Kabak, mart ayının son haftasında başlıyor ekilmeye nisan ayının sonlarına kadar sürüyor. Hasat ise eylülün sonundan ekim ayının sonuna kadar devam ediyor. Tarlada kabağın fiyatı 10 ile 15 lira arasında değişirken pazarda da perakende olarak 30 lira civarında satılıyor. Geçen seneye göre bu sene ekiliş daha fazla ve geçen sene kurak geçmişti. Bu sene rekolte olarak yüzde 40 etkiledi. Kabağı her sene düzenli eken ve bakanın yüzü güler. Coğrafi işaretli kabaktan daha çok tatlı yapılıyor ama çorbası ve değişik tatlıları yapılıyor. Türkiye'nin diğer illerinin yanı sıra diğer ülkelere de gönderim yapıyoruz" dedi. "2026 sezonunu açmış bulunmaktayız" Lezzeti damaklarda kalan kabak tatlısının sofraları süslediğini aktaran restoran işletmecisi Musa Kocaoğlu, "2026 yılının hasadını topladık ve işletmemize getirdik. Kabak tatlısı olarak biliniyor ama biz işletmemizde bu tatlıya elmas diyoruz. Sakarya'nın yöresel ve coğrafi işaretli lezzetlerinden bir tanesi ‘elmas' yani kabak tatlısıdır. Burada dilimleyip, bir gün dinlendirip tencereye bırakıyoruz. Şeker serpiştirip ilk suyunu saldıktan sonra suyu döküp kaynamaya bırakıyoruz. Biz birer saat aralıklarla 3 gün boyunca pişirip 4 gün boyunca dinlendiriyoruz ki tat kabağın içine iyice işlesin. Gelen misafirlerin midelerini yeni hasatla birlikte şenlendirdik ve 2026 sezonunu açmış bulunmaktayız" diye konuştu.

Bir fincan kahvedeki gizli kalori Haber

Bir fincan kahvedeki gizli kalori

Uzmanlar, kahve tüketiminde fincan sayısından çok toplam kafein miktarına ve kişinin beslenme düzenine dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Günlük yaşamın vazgeçilmez içeceklerinden biri haline gelen kahve, kilo kontrolü yapanların da sıkça tercih ettiği seçenekler arasında yer alıyor. Ancak kahvenin yanında tüketilen tatlı, bisküvi ve benzeri yiyecekler fark edilmeden günlük kalori alımını artırabiliyor. Medicana Ataköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, kahve tüketiminin kişinin kafein duyarlılığı, beslenme düzeni, uyku alışkanlıkları ve sağlık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Sade Türk kahvesinin kalorisi düşük "Kilo kontrolü açısından değerlendirildiğinde, şekersiz Türk kahvesi düşük kalorili bir içecek olarak beslenme planında yer alabilir" diyen Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Kahvenin enerji değerini asıl artıran unsurlar ise içerisine eklenen şeker ve yanında tüketilen yüksek kalorili yiyeceklerdir. Bu nedenle kilo verme sürecinde olan kişilerin kahveyi tamamen hayatından çıkarması gerekmeyebilir. Ancak kahve tüketiminin yanında farkında olmadan düzenli şekilde tatlı tüketilmesi, günlük enerji alımının yükselmesine neden olabilir" şeklinde görüş verdi. Lokum ya da çikolataya dikkat "Kahvenin kendisinden çok, kahve molasının nasıl değerlendirildiğine dikkat etmek gerekiyor" diyen Uzm. Dyt. Yılmaz, "Sade kahve ile birlikte her gün lokum, çikolata veya başka bir tatlı tüketmek zaman içerisinde fark edilenden daha fazla enerji alımına neden olabilir. Türk kahvesinin yanında lokum ikram edilmesi kültürel bir gelenek olsa da beslenme açısından kahvenin yanında mutlaka lokum tüketilmesi gerekmiyor. Özellikle kilo kontrolü hedefleyen kişilerin lokumu her kahve tüketiminde rutin haline getirmek yerine, porsiyon ve tüketim sıklığına dikkat etmesi önem taşıyor. Lokum tüketilecekse miktarın küçük tutulması ve bunun günlük beslenme düzeninin bütünü içerisinde değerlendirilmesi gerekiyor" dedi. Bitterse bile sınırsız yenmez Kahvenin yanında çikolata tüketmenin de tamamen yasaklanması gereken bir alışkanlık olmadığına değinen Uzm. Dyt. Yılmaz, "Yüksek kakao içeren bitter çikolata küçük porsiyonlarda tercih edilebilir. Bununla birlikte bitter çikolatanın da enerji içerdiği unutulmamalı. "Bitter" olması, sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmiyor. Kahvenin yanında tatlı tüketmek fizyolojik bir zorunluluk değil, çoğu zaman bir alışkanlıktır. Kişi bu alışkanlığın farkında olarak porsiyonunu kontrol edebilir. Örneğin küçük bir porsiyon çikolata ile yetinmek, büyük miktarlarda tatlı tüketmekten farklıdır" diye görüş verdi. Türk kahvesi doğrudan zayıflatmaz "Kahve ve özellikle kafein, metabolizma ve enerji harcaması üzerinde bazı etkiler oluşturabilse de Türk kahvesini doğrudan bir zayıflama veya yağ yakma yöntemi olarak görmek doğru değil" diyen Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Kilo kaybının temelini sürdürülebilir bir enerji dengesi, yeterli ve dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve kişinin yaşam tarzına uygun alışkanlıklar oluşturuyor. Bu nedenle kahveyi "yağ yakıcı" bir ürün gibi değerlendirmek yerine, dengeli beslenme düzeninin içerisinde uygun miktarda tüketilebilecek bir içecek olarak görmek gerekiyor" diye konuştu. Aç karnına kahve herkes için uygun olmayabilir Kahvenin aç veya tok karnına tüketilmesi konusunda herkes için geçerli tek bir kural bulunmadığını kaydeden Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz şöyle konuştu: "Ancak özellikle mide hassasiyeti, reflü veya kahve sonrasında mide yanması yaşayan kişilerin aç karnına kahve tüketmekten kaçınması gerekebilir. Kişide mide yanması, rahatsızlık, çarpıntı veya huzursuzluk gibi yakınmalar ortaya çıkıyorsa kahvenin miktarı ve tüketim zamanı yeniden değerlendirilmelidir. Kahvenin içerdiği kafein, bazı kişilerde uykuya dalmayı zorlaştırabilir veya uyku kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle özellikle kafeine duyarlı kişilerin öğleden sonra ve akşam saatlerinde kahve tüketimine dikkat etmesi gerekiyor. Sağlıklı yetişkinlerde günlük toplam kafein miktarının değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü yalnızca Türk kahvesi değil; çay, filtre kahve, enerji içecekleri, kola ve kakao içeren bazı ürünler de günlük kafein alımına katkıda bulunabiliyor. Bu nedenle gün içerisindeki tüm kafein kaynaklarının birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor. Özellikle çarpıntı, huzursuzluk, titreme, mide rahatsızlığı veya uyku problemi yaşayan kişilerin kahve tüketimini azaltması ve kişisel toleranslarını dikkate alması gerekiyor." Kahvenin yanında su içilmeli mi Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Türk kahvesinin yanında su ikram edilmesi hem kültürel hem de pratik açıdan güzel bir alışkanlık. Ancak kahvenin vücudu "susuz bıraktığı" düşüncesi nedeniyle suyun yalnızca kahve içildiği için tüketilmesi gerektiği şeklinde kesin bir yaklaşım doğru değil. Günlük sıvı ihtiyacının temel kaynağı sudur ve kahve tüketen kişilerin gün boyunca yeterli su içmeye devam etmesi önemlidir. Ek olarak şekersiz kahve içemeyenler kahveye tarçın ekleyebilir. Tarçın kahveye aroma kazandırabilir ve şeker kullanımını azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak tarçını tek başına kan şekeri kontrolü veya kilo kaybı sağlayan bir yöntem olarak değerlendirmemek gerekir" şeklinde görüş verdi. Sağlıklı kahve molası nasıl olmalı "Türk kahvesinden keyif almak için yanında mutlaka tatlı tüketmek gerekmiyor" diyen Uzm. Dyt. Ayça Sena Yılmaz, "Şekersiz bir Türk kahvesi, yanında su ve kişinin günlük beslenme planına uygun küçük bir eşlikçiyle birlikte tüketilebilir. Burada önemli olan kahveyi yasaklar veya faydalar üzerinden değerlendirmek yerine, miktarını, zamanını ve beraberindeki yiyecekleri dengeli şekilde planlamak. Özellikle kilo kontrolünde küçük görünen ancak sık tekrarlanan kahve yanı atıştırmalıkları toplam enerji alımını önemli ölçüde etkileyebilir" ifadelerini kullandı.

Bursa’da asırlık düğün geleneği: 200 metreyi 4 saatte geçtiler Haber

Bursa’da asırlık düğün geleneği: 200 metreyi 4 saatte geçtiler

Bursa’da asırlardır yaşatılan düğün geleneğinde damat yolun ortasında kahve pişirdi, gelin arabası 200 metrelik yolu 4 saatte zor geçti. Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Derekızık köyündeki düğün geleneği bir asırdır sürdürülüyor. Zonguldak’tan Bursa’ya gelin olan Tuğba Yılmaz’ın bulunduğu gelin aracının önü köy girişinde bir kamyonla kesildi. Damat evine yaklaşık 200 metre kala başlayan gelenek nedeniyle gelin aracı ancak 4 saat sonra evin önüne ulaşabildi. Köyün gençleri önce damadı çağırarak birlikte oynadı. Ardından gelin aracının önüne tepsilerle yemek istedi. Yemeklerini yiyen gençler, yaklaşık her saat başında tepsileri 10 metre ileri taşıdı. Gelin ile damat bu sırada araçta beklemeyi sürdürdü. Damadın hamaratlığı kahveyle sınandı Damat evine yaklaşılırken bazı köy sakinleri bu kez köy tavuğu istedi. İstek yerine getirilince tavuklara kurdele bağlandı, köy sakinleri tavukları boyunlarına asarak müzik eşliğinde oynadı. Gençler daha sonra damadın hamarat olup olmadığını görmek için yolun ortasında Türk kahvesi pişirmesini istedi. Damat Serdar Kitapçı, piknik tüpünde kahve hazırlayıp ikram etti. Kahveler beğenilince yol yeniden açıldı. Damadın annesinden çeyiz tabağı istediler Damat evinin önünde bu kez damadın annesinden kırılmak üzere en değerli tabak takımından bir parça istendi. Kısa süren pazarlığın ardından anne, kendi çeyizinden birkaç tabağı gençlere verdi. Tabağın kırılmasının ardından Tuğba Yılmaz ile Serdar Kitapçı eve girebildi. Ancak gelenek burada da sona ermedi. Gençler damadı yeniden sokağa çağırdı ve "tatlı dilli" olması için ağzına lokum doldurdu. Sağdıç ile damadın kardeşi de aynı uygulamadan nasibini aldı.

Bayramda yapışkan yumuşak şekerlere dikkat! Haber

Bayramda yapışkan yumuşak şekerlere dikkat!

Çocukların diş yapısı yetişkinlere göre daha hassas olduğu için şekerli yiyeceklerden daha hızlı etkilenebileceğini belirten Diş Hekimi Elanur Kök, tatlılar arasında dişler için en riskli olanların lokum, karamelli şeker ve jelibon gibi ağızda uzun süre kalan yapışkan şekerler olduğunu belirterek, çikolatanın daha kısa sürede eridiği için nispeten daha az riskli sayıldığını söyledi. Çocukların dişlerinin dış tabakası olan mine yetişkinlere göre daha ince, iç kısmı olan dentin ise daha yumuşak olduğuna dikkati çeken Kök, "Bu yapı nedeniyle şekerli yiyecekler çocuk dişlerinde daha hızlı etki gösterebilir ve çürük oluşma ihtimali artabilir. Ayrıca çocukların ağız hijyeni alışkanlıkları henüz tam oturmadığı için diş yüzeyinde kalan şeker, bakteriler için uygun bir ortam oluşturabilir. Bu nedenle aynı miktarda şeker tüketildiğinde yetişkin dişleri daha dayanıklı kalabilirken çocuk dişleri daha hızlı zarar görebilir” diye konuştu. FLORÜRLÜ DİŞ MACUNU KULLANILMALI Bayramda artan tatlı tüketimine dikkat çeken Kök, 3-4 günlük bayram sürecinde yoğun tatlı tüketimi tek başına hemen çürük oluşturmayacağını belirterek, "Çürük gelişimi genellikle haftalar veya aylar içinde başlar. Ancak tatlılardan sonra dişler fırçalanmaz ve şeker ağızda uzun süre kalırsa çürük riski artar. Bayramda çocukların dişlerini korumak için ailelerin dikkat etmesi gerekenler; çocukların tatlılardan sonra ağzını suyla çalkalamasını sağlamak, günde en az iki kez özellikle yatmadan önce dişlerini fırçalatmak, tatlıları ana öğünlerle birlikte vermek, gece şeker vermekten kaçınmak, florürlü diş macunu kullanmak ve yapışkan şekerleri sınırlamak olarak sıralanabilir” diye konuştu. Diş sağlığı açısından en riskli yaş grubu 6-12 yaş arasındaki çocukları olduğunu vurgulayan Diş Hekimi Elanur Kök, "Bu dönemde hem süt hem de kalıcı dişler bulunur ve kalıcı dişler yeni çıkmaya başladığı için yapıları daha hassas olabilir. Ortodontik tedavi gören veya daha önce çürük geçmişi olan çocuklarda da çürük gelişme riski daha yüksek olabilir. Ayrıca çocukların tatlıyı ödül gibi bir alışkanlık haline getirmemesi önemlidir" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.