Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Lojistik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BTSO Başkanı Matlı’dan Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Biba’ya Ziyaret Haber

BTSO Başkanı Matlı’dan Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Biba’ya Ziyaret

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Bursa’nın sanayiden tarıma, ticaretten turizme uzanan güçlü bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu belirterek, bu birikimin daha ileriye taşınmasında kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Bursa’nın ekonomik gelişimine yön verecek çalışmalarda fikir alışverişi içinde hareket edeceklerini vurgulayan Matlı, şunları söyledi: “Bursa’mızın sahip olduğu üretim gücünü ve ekonomik potansiyelini daha ileriye taşımak hepimizin ortak hedefi. Bu doğrultuda sektörlerimizin mevcut durumunu, gelişim alanlarını ve öncelikli ihtiyaçlarını değerlendiriyoruz. Özellikle üretim, ticaret ve lojistik alanlarında atılacak adımların kentimizin geleceği açısından büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Bursa’nın ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunacak çalışmalarda Büyükşehir Belediyemiz başta olmak üzere tüm kent paydaşlarımızla yakın iş birliği içerisinde olmayı önemsiyoruz. Yeni dönemde Bursa’mıza değer katacak çalışmaları birlikte hayata geçireceğimize inanıyor, Sayın Şahin Biba’ya nazik ev sahipliği için teşekkür ediyorum.” Biba’dan İş Dünyasıyla İş Birliği Mesajı Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kentin ekonomik potansiyelinin geliştirilmesinde yerel yönetimler ile iş dünyası arasındaki güçlü iletişim ve iş birliğinin önemini vurguladı. Ziyarete ilişkin değerlendirmede bulunan Şahin Biba, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Özer Matlı ile belediyemizde bir araya geldik. Bursa’mızın üretim gücü, sanayisi ve ekonomik geleceği üzerine verimli bir görüş alışverişinde bulunduk. Nazik ziyaretleri için değerli Başkanımıza teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.” ifadelerini kullandı. Ziyarette, Bursa’nın ekonomik gelişimini destekleyecek ortak çalışmaların ve kurumlar arası diyaloğun güçlendirilmesinin önemi üzerinde duruldu.

İstanbul'da 7,5 büyüklüğünde deprem senaryosu: Kriz masaları kuruldu, ilçeler alarma geçti Haber

İstanbul'da 7,5 büyüklüğünde deprem senaryosu: Kriz masaları kuruldu, ilçeler alarma geçti

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'nca (AFAD) "Adalar Senaryosu" kapsamında, 21 Ekim 2026 Çarşamba günü saat 11.30'da ulusal düzeyde deprem tatbikatı yapıldı. Senaryo gereği Adalar açıklarında meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki depremden İstanbul ve çevre illerdeki yerleşim yerleri etkilendi. İstanbul, Tekirdağ, Kocaeli, Yalova, Bursa, Sakarya ve Bilecik'te eş zamanlı gerçekleştirilen tatbikatta, muhtemel büyük bir Marmara depremi sonrasında kurumların müdahale kapasitesi, haberleşme ağı ve kriz yönetim süreçleri ele alındı. Vali Davut Gül ilçelerdeki kriz merkezlerine canlı bağlandı İstanbul Valisi Davut Gül başkanlığında yürütülen tatbikatın İstanbul'daki ana uygulama noktası Zeytinburnu olurken, diğer ilçelerde de afet koordinasyon merkezleri faaliyete geçirildi. Vali Gül, video konferans sistemi üzerinden ilçelerde oluşturulan afet yönetim merkezleriyle bağlantı kurdu. Görüşmelerde ilçelerde meydana geldiği varsayılan yıkımlar, can kayıpları, yaralanmalar, enkaz durumları, ulaşım güzergâhlarındaki aksamalar ve müdahale ihtiyaçları değerlendirildi. Kriz masalarında, muhtemel bir deprem sonrasında farklı kurumlardan gelen bilgilerin nasıl toplanacağı, ilgili birimlere nasıl aktarılacağı ve müdahale süreçlerinin nasıl koordine edileceği uygulamalı olarak ele alındı. Arnavutköy'de afet yönetimini Başkan Candaroğlu üstlendi Tatbikatın Arnavutköy ayağı, İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi'nde gerçekleştirildi. Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu başkanlığında toplanan İlçe Afet Koordinasyon Kurulu'nda, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri bir araya geldi. Kriz masasında deprem sonrası yaşanabilecek muhtemel gelişmeler senaryo üzerinden değerlendirildi. Kurumların görev alanları doğrultusunda müdahale ve koordinasyon süreçleri gözden geçirildi. İstanbul Havalimanı'nın bulunduğu Arnavutköy'de özellikle ulaşım ağının işlerliği, lojistik faaliyetlerin sürdürülebilmesi ve kurumlar arası koordinasyon üzerinde duruldu. İlçenin İstanbul'un dış bağlantıları açısından taşıdığı stratejik önem, tatbikatın dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Can kayıpları, enkazlar ve kapanan yollar senaryoya işlendi Tatbikatta, depremden etkilendiği varsayılan bölgelerdeki hasar durumu ve müdahale ihtiyaçları kriz yönetim merkezlerinde değerlendirildi. Bazı yerleşim alanlarında binaların yıkıldığı, yapıların ağır hasar aldığı ve ulaşım altyapısında aksamalar meydana geldiği varsayıldı. Yaralı ve hayatını kaybeden kişi sayıları, enkaz durumları ve trafik yoğunluğu gibi bilgiler üzerinden kurumların koordinasyon kabiliyeti sınandı. Afet yönetim merkezlerinde görev alan kurum temsilcileri, kendi sorumluluk alanlarındaki gelişmeleri kriz masasına aktararak muhtemel bir afet durumunda izlenecek süreçleri değerlendirdi. "Afet risklerinin azaltılması için bu tatbikatları sürdüreceğiz" Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, İstanbul'un nüfusu ve stratejik konumu nedeniyle afetlere hazırlık çalışmalarının büyük önem taşıdığını belirtti. Candaroğlu, "Başta Türkiye'nin gözde ili, metropolü İstanbul olmak üzere hem afet risklerinin azaltılması hem de afet bilincinin artırılmasıyla ilgili bu tür tatbikatlarımızı zaman içerisinde mutlaka gerçekleştireceğiz" dedi. Tatbikatın senaryosuna ilişkin de bilgi veren Candaroğlu, "Bugünkü senaryomuz, Adalar açıklarında meydana gelen 7,5 büyüklüğünde bir deprem. Başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi'ndeki çevre illerin de etkilendiği bir afet durumunu ele alıyoruz" ifadelerini kullandı. "6 Şubat depremlerini hatırlamamız gerekiyor" Deprem senaryosunda geniş çaplı hasar ve ulaşım sorunlarının öngörüldüğünü belirten Candaroğlu, 6 Şubat depremlerinde yaşanan yıkımı hatırlattı. Candaroğlu, "Senaryo gereği depremin ardından bölgede geniş bir hasar meydana geldiği öngörülüyor. Bazı yerleşim alanlarında bina yıkımları, ağır hasarlı binalar, ulaşım altyapısında eksiklikler ve aksamalar söz konusu. Bu size 6 Şubat depremlerini hatırlatsın. 11 ilimizi etkileyen 6 Şubat depremlerinde yaşanan ağır yıkım bir gerçek" diye konuştu. "Arnavutköy, İstanbul'un çıkış kapılarından biri" Arnavutköy'ün muhtemel bir İstanbul depreminde ulaşım ve lojistik açısından kritik bir konumda bulunduğunu vurgulayan Candaroğlu, ilçenin İstanbul'un önemli çıkış güzergâhlarından biri olduğuna dikkat çekti. İstanbul Havalimanı'nın yanı sıra önemli ulaşım bağlantılarını da barındıran ilçede, afet sonrasında ulaşımın sürdürülebilmesi ve yardım faaliyetlerinin koordinasyonunun büyük önem taşıdığı değerlendirildi. Tatbikat gün boyunca devam edecek Arnavutköy İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi'nde gerçekleştirilen tatbikat kapsamında Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu'nun gün boyunca merkezdeki çalışmaları yerinde takip etmesi ve kurumların afet senaryosuna yönelik uygulamalarını denetlemesi planlandı. Tatbikatla, muhtemel büyük bir Marmara depreminde kurumların eş zamanlı hareket etme kabiliyetinin geliştirilmesi, kriz anlarında iletişim ve koordinasyonun güçlendirilmesi ve afet yönetim süreçlerindeki eksikliklerin tespit edilmesi amaçlandı.

TGSD’den çok sektörlü Türkiye Markası hamlesi Haber

TGSD’den çok sektörlü Türkiye Markası hamlesi

Bu yıl 50’nci kuruluş yılını kutlayan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından düzenlenen 19’uncu İstanbul Hazır Giyim Konferansı başladı. Sektörün en büyük buluşması olan etkinliğe kamu temsilcileri, yurt içinden ve yurt dışından üreticiler, alım grupları, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları katıldı. Ana teması ‘Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye’ olarak belirlenen konferansın açılışını ise Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya ve TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren yaptı. "Farklı alanlardaki başarılar hepimiz için yeni bir kapı açabilir" Türkiye’de üretilen değerin küresel pazarlarda daha güçlü bir karşılık bulması için farklı alanlardaki başarıların birbirini desteklemesi gerektiğini kaydeden Dr. Ümit Özüren, şef Fatih Tutak’ın NATO zirvesindeki menüsünü, bilim insanı Prof. Canan Dağdeviren’in giyilebilir teknoloji çalışmalarını, Arda Güler’in Real Madrid’deki başarısını ve konferansın konuşmacıları arasında yer alan Kerem Bürsin’in uluslararası izleyici kitlesini örnek gösterdi. Özüren, "Bizim ürettiğimiz giysiler de tasarımı ve kalitesiyle Türkiye hakkında olumlu bir izlenim oluşturuyor. Bir şefimizin, bir bilim insanımızın, bir sporcumuzun, bir sanatçımızın, bir tasarımcımızın başarısı hepimiz için yeni bir kapı açabilir. Türkiye’nin dünyadaki itibarını birlikte büyütebiliriz. Bunun için de iş dünyasının, akademinin, kamunun ve sivil toplumun yanı sıra tarihçilerimizden sporcularımıza ve pazarlama uzmanlarımıza uzanan geniş bir katılımla Türkiye markasını güçlendirecek ortak bir strateji geliştirmeliyiz. Made in Türkiye’nin değerini yükseltmek, Türkiye’de üreten herkesin geleceğini güçlendirmektir" açıklamasında bulundu. Türkiye’nin ham maddeden kumaşa, tasarımdan nihai ürüne uzanan üretim yetkinliğine dikkat çeken Özüren, Avrupa’ya yakınlığın, lojistik bağlantıların ve esnek üretim kabiliyetinin birbirini tamamladığını söyledi. "Gençlere bugünkü kararlarımızda yer açmalıyız" TGSD Gelişim Akademisi ile sektördeki deneyimi yeni bilgilerle buluşturduklarını ve işletmelerin gelişimini desteklediklerini anlatan Dr. Özüren, Genç TGSD’nin de derneğin geleceğe bakışında önemli bir yeri olduğunu ifade ederek, "Gençlerin sektörümüzde kendi geleceklerini görebilmeleri bizim için çok kıymetli. Ancak gençlerin geleceğimizde yer almasını istiyorsak bugünkü kararlarımızda onlara yer açmalıyız. Bununla birlikte kadınların çalışma hayatına katılımını ve yönetimde temsilini güçlendirmeliyiz. Fırsat eşitliğini, güvenli çalışma koşullarını ve emeğe saygıyı üretim kültürümüzün temelinde tutmalıyız" dedi. "Zemin düzelmeden dengenin kalıcı olduğunu söyleyemeyiz" Açılışın ardından TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay ve TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç’ın katılımıyla "Kritik Eşikteyiz: Çıkış Yolu Nerede? Raporlar Ne Söyledi, Bugün Neredeyiz?" başlıklı bir oturum düzenlendi. Sektörün mevcut durumunun değerlendirildiği ve çıkış yollarının ele alındığı oturumda Narbay, sektörün ağır bir sınavdan geçtiğinin ancak üretim gücünü koruduğunun altını çizdi. Geçen yılki konferansta, 2026’yı bir denge yılı olarak öngördüklerini hatırlatan Narbay, "Jeopolitik gerilimler, Körfez'de yaşanan İran-ABD çatışması ve yükselen enerji fiyatları nedeniyle pazarlar beklediğimizden fazla daraldı ama biz pazarlarımızı çeşitlendirerek daha az daraldık. Ocak-Temmuz döneminde Avrupa Birliği’nin hazır giyim ithalatı yüzde 4,9, ABD’ninki yüzde 8,2 düşerken bizim kaybımız yüzde 1,5’te kaldı. Kuzey Amerika’ya ihracatımız ise yüzde 4,6 arttı. Yılbaşından bu yana istihdam da yeniden artmaya başladı. Konkordato başvuruları yüzde 28 geriledi. Ama bu bir toparlanma değil, bir duraklama. Zemin düzelmeden ve derneğin talep ettiği stabilizasyon dönemi destekleri tam olarak sağlanmadan bu dengenin kalıcı olduğunu söyleyemeyiz" diye konuştu. "Yakın tedarik bir tercih değil, bir sigortadır" Rekabet gücünün yalnız işçilik maliyetiyle ölçülemeyeceğini vurgulayan Narbay şöyle konuştu; "Hız, dikey entegrasyon, pazara erişim ve işletme standartlarını dikkate aldığımızda 23 ülke arasında birinciyiz. Sektör, birim fiyatını 2022’den bu yana yüzde 13 yükseltti; yüzde 21’lik üretim kaybına karşılık verimliliğini de artırdı. Ancak bunlar maliyet artışımızın yalnızca bir kısmını telafi etti ve firmalar kârlılıklarını önemli ölçüde kaybetti. Fiyat artışına rağmen katma değerde ise bir artış sağlayamadık. Belirsizliğin önümüzdeki 5-10 yılda azalmayacağı bir dünyada yakın tedarik bir tercih değil, bir sigortadır. Avrupa için bu sigortanın en güçlü adresi de Türkiye. Kısa terminli, esnek, uyumlu ve izlenebilir bir ortak arıyorsanız aradığınız ortak buradadır." "Ülke markası olmadan ülkenin markaları olamaz" İlk olarak geçen yıl yaptıkları Türkiye Markası çağrısının bugün somut bir politika önerisine dönüştüğünü belirten Narbay, TGSD’nin Strateji Haritası ve Uzgörü 2050 çalışmasını Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sunulan 138 maddelik bir çerçeveye dönüştürdüklerini şu sözlerle anlattı: "Mevcut 86 desteğin 83’ünü yeniden düzenledik, 55 yeni öneri ekledik; çerçevenin bir maddesi de Türkiye Markası. Strateji Haritamızdaki önerimiz, teşviklerin tek elden, performansa ve niteliğe dayalı, ölçülebilir bir sisteme bağlanması." Konferansın uluslararası açılış konuşmacısı ise McKinsey Hazır Giyim, Lüks Moda Sektörü Küresel Lideri Gemma D'Aura oldu. D'Aura, "Yeni Değer Denklemi: ‘Made in Türkiye’ Nerede Kazanıyor?" başlıklı bir konuşma yaptı. İkinci gün B2B görüşmeleri yapılacak 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı’nın ikinci ve son günü olan 14 Ekim Çarşamba ise her yıl olduğu gibi ‘B2B İkili İş Görüşmeleri’ yapılacak. Bu kapsamda başta Avrupa ve ABD olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki markaları temsil eden alım grupları ile yerli üreticiler bire bir temas kuracak.

Asya’dan Avrupa’ya uzanan hızlı tren yolu açılıyor Haber

Asya’dan Avrupa’ya uzanan hızlı tren yolu açılıyor

Bakan Uraloğlu, açıklamasına İstanbul’un Maltepe ilçesinde meydana gelen bina çökmesi nedeniyle hayatını kaybeden vatandaş için başsağlığı, yaralılar için geçmiş olsun dileklerini ileterek başladı. Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı’nın yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle hizmete alınacağını belirten Uraloğlu, projenin Türkiye’nin Avrupa demiryolu ağına yüksek standartlarda bağlanması açısından stratejik önem taşıdığını söyledi. Uraloğlu, "Asya ile Avrupa arasındaki yükün ve yolcunun buluştuğu Orta Koridor’un Avrupa’daki ucu Halkalı-Kapıkule hattını; sınır ötesi bağlantıyı kesintisiz, hızlı ve yüksek standartlı bir lojistik akışa kavuşturacak daha güçlü bir koridorla taçlandıracağız" ifadelerini kullandı. "Uluslararası transit lojistik açısından önemli bir eşik" Çerkezköy-Kapıkule hattının uluslararası yük taşımacılığında sınır geçiş kapasitesini artıracağını vurgulayan Uraloğlu, "Asya ile Avrupa arasındaki demiryolu trafiğinin ülkemiz üzerinden daha yüksek kapasiteli, hızlı ve düzenli akması bakımından bu hat; hem yurt içi sanayimiz hem de uluslararası transit lojistik açısından önemli bir eşiktir" dedi. 153 kilometrelik hattın Halkalı-Kapıkule Demiryolu Hattı’nın en uzun kesimi olduğunu ifade eden Uraloğlu, projenin Türkiye’yi Avrupa demiryolu ağına yüksek standartlarda bağlayan Orta Koridor’un Avrupa’ya açılan kritik kapılarından biri olduğunu belirtti. Uraloğlu, hattın Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı ve Marmaray ile Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan demiryolu zincirinin önemli halkalarından biri olduğunu belirterek, Kalkınma Yolu Projesi’nin de batı ucunda yer aldığını söyledi. "Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne hızlı tren konforuna kavuşuyor" Bakan Uraloğlu, projenin Trakya açısından önemine dikkat çekerek, "Yarın hizmete alacağımız bu hatla yalnızca bir koridoru değil, üç ili daha hızlı trenle buluşturuyoruz. Artık, Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne de hızlı tren konforuna kavuşuyor. Böylece hızlı trenin doğrudan ulaştığı il sayımız da 11’den 14’e çıkıyor" diye konuştu. Uraloğlu, sıfırdan inşa edilen 2 bin 251 kilometrelik hızlı tren ağına 353 kilometrelik ray seriminin daha eklendiğini ve toplam uzunluğun 2 bin 604 kilometreye ulaştığını söyledi. "Trakya, artık Anadolu’nun hızlı tren haritasının Avrupa’ya açılan son halkası değil; o haritanın bizzat parçası oluyor." "200 kilometre işletme hızına uygun inşa edildi" Çerkezköy-Kapıkule hattı kapsamında 31 köprü, 8 aç-kapa tünel, 61 üstgeçit, 53 altgeçit ve 175 menfez inşa edildiğini belirten Uraloğlu, hattın çift hatlı, elektrikli ve Seviye-1 sinyalli olarak saatte 200 kilometre işletme hızına uygun şekilde yapıldığını söyledi. Elektrifikasyon ve sinyalizasyon çalışmalarının tamamlandığını belirten Uraloğlu, test sürüşleri ve sertifikasyon süreçlerinin de tamamlandığını ifade etti. "Yolculuk 4 saatten 1,5 saate düşecek" Halkalı-Kapıkule hattının doğu tarafındaki Ispartakule-Çerkezköy ve Halkalı-Ispartakule kesimlerinin tamamlanmasıyla birlikte ulaşım sürelerinin önemli ölçüde kısalacağını belirten Uraloğlu, "Halkalı-Kapıkule yolcu seyahat süresi 4 saatten 1,5 saate, yük taşıma süresi 8,5 saatten 3,5 saate düşecek" dedi. Uraloğlu, yıllık yolcu kapasitesinin 600 binden 3,4 milyona, yıllık yük kapasitesinin ise 1,5 milyon tondan 9,6 milyon tona çıkacağını açıkladı. Özellikle İstanbul, Kocaeli, Tekirdağ ve Trakya’daki organize sanayi bölgeleri ile limanların Avrupa pazarlarına daha hızlı ve rekabetçi şartlarda erişeceğini belirten Uraloğlu, hattın bölge ekonomisine önemli katkı sağlayacağını söyledi. "Kapıkule’de tren yığılmalarının önüne geçiyoruz" Proje kapsamında Kapıkule, Edirne, Lüleburgaz, Babaeski ve Büyükkarıştıran’daki istasyon binalarının daha modern ve yüksek kapasiteli şekilde tamamlandığını belirten Uraloğlu, Kapıkule Gar Sahası’ndaki genişletme çalışmalarına da dikkat çekti. Uraloğlu, "Özellikle Kapıkule Gar Sahası’nda yapmış olduğumuz genişletme çalışmalarıyla; yaşanan tren yığılmalarının önüne geçiyor, gümrük ve muayene işlemlerini hızlandırarak sınır geçişlerindeki bekleme sürelerini önemli ölçüde azaltıyoruz" dedi. "Artık Kapıkule’de, Avrupa’ya yönelik lojistik trafiğini çok daha etkin bir şekilde yöneteceğiz" ifadelerini kullanan Uraloğlu, Trakya ve İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin Avrupa-Asya demiryolu taşımacılığında daha güçlü bir lojistik merkez haline geleceğini söyledi. "Ispartakule-Halkalı kesimini bu yıl açmayı planlıyoruz" Bakan Uraloğlu, 69 kilometre uzunluğundaki Ispartakule-Çerkezköy etabındaki çalışmaların sürdüğünü belirterek, Ispartakule’yi Halkalı’ya bağlayacak yaklaşık 7 kilometrelik son kesimde de yapım çalışmalarının bitmek üzere olduğunu açıkladı. Uraloğlu, "O kesimi de bu yıl bitmeden açmayı planlıyoruz" dedi. "2028’e kadar 27 il hızlı trenle bağlanacak" Türkiye’nin demiryolu yatırımlarına ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, demiryolu ağının 2002’den bu yana 10 bin 948 kilometreden 14 bin 272 kilometreye çıkarıldığını, sıfırdan 2 bin 604 kilometre hızlı tren hattı inşa edildiğini söyledi. Ankara-İzmir, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Yerköy-Kayseri, Kırıkkale-Çorum ve Karaman-Ulukışla hızlı tren hatlarında çalışmaların sürdüğünü belirten Uraloğlu, "İnşallah, 2028’e kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 14’den 27’ye yükselteceğiz" ifadelerini kullandı. "Kalkınma Yolu’nun önemli halkalarından biri olacak" Bakan Uraloğlu, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nı destekleyecek yeni projelerin de sürdüğünü belirterek, 224 kilometrelik Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Projesi’nin ilerlediğini söyledi. Kalkınma Yolu Projesi ile Basra Körfezi’ndeki Büyük Fav Limanı’nın Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanacağını belirten Uraloğlu, İstanbul Kuzey Demiryolu Geçişi Projesi’nin ihalesinin 14 Ekim’de gerçekleştirileceğini açıkladı. Uraloğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinden hayata geçirilecek projeyle İstanbul Boğazı’nda Marmaray’a alternatif yeni bir demiryolu hattına kavuşulacağını ifade etti. "AB ile işbirliğimizi pekiştireceğiz" Çerkezköy-Kapıkule Hattı’nın Avrupa Birliği ile işbirliği içerisinde uzun süredir üzerinde çalışılan önemli bir proje olduğunu belirten Uraloğlu, "Hattımızı yarın hizmete alarak bir kez daha hem kıtaları hem de AB ile ülkemizi birbirine bağlayacak ve iş birliğimizi pekiştireceğiz" dedi. Uraloğlu, hatla birlikte gelişecek ticari hareketliliğin bölge insanına ve Türkiye ekonomisine katkı sağlayacağını belirterek, projenin ülkenin ekonomik kalkınmasında önemli bir rol üstleneceğini söyledi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, projenin tamamlanmasında emeği geçen yüklenici firmalara, TCDD’ye ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu yetkilileri ile çalışanlarına teşekkür ederek, "Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun" ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

60’ı aşkın projeyle Bursa’nın geleceğine BTSO imzası Haber

60’ı aşkın projeyle Bursa’nın geleceğine BTSO imzası

Yeni dönem vizyonunun odağında yüksek teknolojili ve katma değerli üretimin yaygınlaştırılması, KOBİ’lerin ölçek ekonomisinin sunduğu imkânlarla buluşturulması, lojistik altyapının güçlendirilmesi ve geleceğin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi yer alıyor. Sanayiden teknolojiye, eğitimden ihracata, lojistikten yeşil ve dijital dönüşüme uzanan projeler bu hedeflerin sahadaki karşılığını oluşturuyor. Bu vizyonun en somut halkalarından TEKNOSAB yeni nesil üretim anlayışına yön verirken; GUHEM gençleri uzay ve havacılık teknolojileriyle buluşturuyor. Bursa Business School iş dünyasını geleceğin rekabete hazırlarken, BUTEKOM ve mükemmeliyet merkezleri ileri teknolojiye erişimi kolaylaştırıyor. UR-GE ve HİSER projeleri ise firmaların yeni pazarlara açılmasına ve dünyanın farklı coğrafyalarındaki alıcılarla doğrudan temas kurmasına imkân tanıyor. TEKNOSAB ile sanayide yeni dönem BTSO’nun dönüşüm hamlesinin en önemli adımlarından biri olan Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi TEKNOSAB, Türkiye’nin yüksek teknoloji odaklı ikinci planlı organize sanayi bölgesi niteliğiyle hayata geçirildi. "Yerli, Yenilikçi ve Yeşil Üretim" vizyonuyla kurulan bölge, yüksek teknoloji yatırımlarını güçlü ulaşım, enerji ve dijital altyapıyla buluşturuyor. KOBİ OSB projesiyle küçük ve orta ölçekli işletmelerin modern üretim alanlarına kavuşması, büyük sanayi kuruluşlarıyla aynı değer zincirinde yer alması ve ölçek ekonomisinin avantajlarından yararlanması hedefleniyor. TEKNOSAB Lojistik Park, Organize Ticaret Bölgeleri, Data Center, Teknopark, Serbest Bölge, Gıda OSB, Defence Hub ve KOBİ Diyalog gibi yatırımlar da bütüncül bir ekonomik ekosistem oluşturuyor. Üretimle lojistik aynı ekosistemde TEKNOSAB’ın küresel pazarlara erişimini güçlendirecek Lojistik Park’ın temeli Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın katılımıyla atıldı. Girişim Sermayesi Yatırım Fonu modeliyle hayata geçirilen proje; depolama, dağıtım ve tedarik zinciri yönetimini ileri teknolojilerle buluşturacak. Otoyol, demiryolu yük istasyonu ve liman bağlantılarından faydalanacak projede yapay zekâ destekli rota planlama, otonom depo yönetimi, robotik sistemler ve yenilenebilir enerji uygulamaları hayata geçiriliyor. Uludağ’da iş dünyasının yeni buluşma merkezi İnsan kaynağına yönelik yatırımların başında gelen Bursa Business School, Uludağ’ın simge yapılarından tarihi Kirazlıyayla Sanatoryumu’nun özgün mimarisiyle iş dünyasına kazandırılmasıyla kuruldu. Merkez; eğitim programları, şirket toplantıları, zirveler ve uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yaparak liderlik, strateji, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik gibi alanlardaki yetkinliklerin gelişmesine katkı sağlıyor. Bir hayalden Türkiye’nin uzay merkezine 2013 vizyonunun sembol projelerinden biri olan Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi GUHEM, Türkiye’nin bu alandaki ilk interaktif eğitim merkezi olarak çocukların ve gençlerin bilim ve havacılık ilgisini uygulamalı deneyimlerle güçlendiriyor. Bu yıl ilk öğrencilerini ağırlayan GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisesi ile merkezin teknolojik altyapısı akademik eğitimle buluşturuldu. Öğrenciler laboratuvarlardan, simülasyonlardan ve üretim atölyelerinden yararlanırken, havacılık ve savunma sanayii firmalarıyla kurulan iş birlikleri sayesinde sektörle doğrudan temas kurma imkânına sahip oluyor. Bursa sanayisinin katma değerli üretime geçişinde kilit rol oynayan BUTEKOM; laboratuvar, test, muayene, prototipleme ve Ar-Ge altyapısıyla firmaların ileri teknolojiye erişimini kolaylaştırıyor. Merkez bünyesindeki tekstil, teknik tekstil ve kompozit mükemmeliyet merkezleri yeni ürün geliştirme süreçlerine katkı sağlarken, Yeni Nesil Araç Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi elektrikli, hibrit ve otonom araç dönüşümünün ihtiyaç duyduğu insan kaynağına odaklanıyor. Bursa Model Fabrika yalın üretim ve verimlilik süreçlerini desteklerken, Enerji Verimliliği Merkezi firmaların maliyetlerini azaltan temiz üretim çalışmalarına rehberlik ediyor. BTSO, üretimdeki dönüşümü eğitim yatırımlarıyla taçlandırıyor. BUTGEM modern sınıf ve atölyeleriyle mesleki becerilere sahip insan kaynağının yetişmesine katkı sağlarken, MESYEB mesleki yeterlilik ve belgelendirme alanında Türkiye çapında öncü bir kapasiteye ulaştı. BTSO Akademi iş dünyasının gelişim ihtiyaçlarına cevap verirken, Mutfak Akademi turizm ve gastronomi sektörüne nitelikli iş gücü kazandırıyor. Ticaret Bakanlığı destekli UR-GE ve HİSER projeleri kapsamında binlerce firma uluslararası ticaret ağlarına katıldı. Yurt dışı pazarlama faaliyetleri, alım heyetleri, fuarlar ve tedarikçi buluşmalarıyla firmaların küresel etkinliği artırılırken, BTSO iştiraki KFA Fuarcılık kentin ticaret vizyonuna büyük bir ivme kazandırdı. HOMETEX, Junioshow, Bursa Food Point, Blok Mermer, MEX ve Rising City gibi organizasyonların yanı sıra dünyanın farklı ülkelerindeki fuar katılımları sürdürülüyor. KFA Fuarcılık’ın Bursa Fuar Merkezi’nin yönetimini üstlenmesiyle uluslararası fuarcılık altyapısı yeni bir döneme taşındı. Tedarikçi Günleri kapsamında Turkish Technic, BAYKAR, ROKETSAN, TUSAŞ ve TEI gibi öncü kurumlarla gerçekleştirilen görüşmeler, havacılık ve savunma sanayiinde yeni iş birliklerinin önünü açıyor. Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nde yürütülen çalışmalar, dijital dönüşüm projeleri ve e-ticaret uygulamaları kentin köklü ticaret kültürünü yeni ekonomiyle buluşturuyor. Oda hizmetlerinde hayata geçirilen dijitalleşme uygulamaları sonucunda BTSO, TOBB’un akreditasyon sisteminde en üst seviye olan 7 Yıldızlı Akreditasyon Belgesi’ni almaya hak kazandı. "Bursa’nın gelecek 50 yılını planladık" 2013 yılında ortaya koydukları vizyonun temelinde Bursa’nın üretim ve girişimcilik kültürünü geleceğin ekonomisine hazırlama hedefinin bulunduğunu söyleyen BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, şunları kaydetti: "Bursa, Türkiye’nin üretim kabiliyeti en yüksek şehirlerinden biri. Biz yola çıkarken bu güçlü birikimi geleceğin teknolojileriyle buluşturmayı, firmalarımızın rekabet gücünü artırmayı ve şehrimizin öncü rolünü daha da ileri taşımayı hedefledik. Bugün geldiğimiz noktada 60’ı aşkın makro proje ve çalışmayla güçlü bir ekosistem oluşturduk. Dünya ekonomisi teknoloji ve sürdürülebilirlik ekseninde büyük bir dönüşümden geçiyor; Bursa da bu değişimi takip eden değil, yön veren kentlerin başında gelmektedir." Başkan Burkay, 2030 vizyonunun merkezinde yüksek katma değerli üretim, güçlü KOBİ’ler, dijital ve yeşil dönüşüm ile nitelikli insan kaynağının yer aldığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu: "TEKNOSAB’dan Bursa Business School’a, GUHEM’den BUTEKOM’a kadar hayata geçirdiğimiz bütün projeler bu büyük dönüşümün altyapısını oluşturuyor. Şimdi bu birikimin üzerine yenilerini ekleyerek Bursa’nın potansiyelini çok daha yukarı taşımayı hedefliyoruz. Bugüne kadarki her adımda meslek komitelerimizin, sektörel konseylerimizin ve üyelerimizin çok büyük katkısı var. Şehrimiz için bugünün şartlarına göre değil, geleceğin ihtiyaçlarına göre hareket ediyoruz. Üretimi, ticareti, teknolojiyi, lojistiği ve insan kaynağını aynı bütünün parçaları olarak görüyoruz. 2030 vizyonumuzla Bursa’nın gücünü küresel ölçekte artıracak, ‘Bursa Büyürse Türkiye Büyür’ anlayışıyla Türkiye Yüzyılı’na imza atmaya devam edeceğiz."

Marmarabirlik’te 2026/2027 sezonu rekolte süreci başladı Haber

Marmarabirlik’te 2026/2027 sezonu rekolte süreci başladı

21 Eylül’de başlayan rekolte beyanlarının 23 Ekim 2026 tarihinde sona ereceğini belirten Yıldız, üreticilerin gerçek üretim miktarını esas alan beyanda bulunmasının, yeni sezon alım ve kapasite planlamasının sağlıklı yapılabilmesi açısından önem taşıdığını söyledi. 2026 yılı zeytin rekoltesinin belirlenmesine yönelik Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonundaki saha çalışmaları 28 Temmuz 2026 tarihinde başlatıldı. Türkiye genelinde zeytin üretimi yapılan 41 ilde, 370 teknik personel ve yöneticinin katılımıyla yürütülen çalışmalar devam ederken, Marmarabirlik de faaliyet bölgesindeki ortaklarından rekolte beyanlarını almaya başladı. Rekolte beyanları 23 Ekim’de sona erecek Üreticilerin bağlı bulundukları kooperatiflere rekolte beyannamelerini 23 Ekim 2026 Cuma günü mesai saati sonuna kadar vermeleri gerektiğini hatırlatan Yıldız, beyanların Marmarabirlik’in sezon planlamasında temel verilerden biri olduğunu ifade ederek, "Rekolte beyanları, Marmarabirlik’in yalnızca ürün alım miktarının değil, sezon boyunca ihtiyaç duyacağı depolama, işleme, lojistik ve finansman kapasitesinin de önceden planlanmasına imkan sağlıyor. Bu nedenle ortaklarımızdan beklentimiz, arazilerindeki gerçek üretim miktarını dikkate alarak doğru ve gerçekçi beyanda bulunmalarıdır" diye konuştu. Yıldız, rekolte beyannamesi vermeyen ortaklardan ürün alımına ilişkin uygulamanın da üreticiler tarafından dikkate alınması gerektiğini belirtti. Alım planı birden fazla verinin birlikte değerlendirilmesiyle oluşturulacak Marmarabirlik’in sezon planlamasında yalnızca ortaklardan gelen rekolte beyanlarının değil, bölgesel ve ülke genelindeki rekolte, ürünün kalite ve dane yapısı, iç ve dış piyasa şartları ile Birliğin kapasitesinin birlikte değerlendirileceğini belirten Yıldız, kesinleşmemiş rakamlar üzerinden değerlendirme yapılmasının doğru olmadığını söyledi. Yıldız sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Şu anda hem Bakanlığımızın saha çalışmalarını hem de ortaklarımızdan gelen rekolte beyanlarını takip ediyoruz. Süreç tamamlandığında daha net bir tablo ortaya çıkacak. Alım planımızı tek bir veriye bakarak değil, bütün göstergeleri birlikte değerlendirerek oluşturacağız." "Ekonomik şartları da dikkate alacağız" Yeni sezonla ilgili kararların yalnızca rekolte miktarı üzerinden alınmayacağını ifade eden Yıldız, üretim maliyetleri, iç ve dış piyasa şartları, tüketim, ihracat imkanları ve Marmarabirlik’in mali yapısının birlikte değerlendirileceğini söyledi. Yıldız, "İçinde bulunduğumuz ekonomik konjonktürde bütün göstergeleri birlikte değerlendirmek gerekiyor. Üreticimizin emeğini korurken Marmarabirlik’in mali yapısını ve gelecek yıllardaki hareket kabiliyetini de güvence altında tutacak bir planlama yapacağız" dedi. Marmarabirlik’in 2025 yılında yaklaşık 6,8 milyar TL net ciro ve 35 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini hatırlatan Yıldız, Birliğin yeni sezona yönelik hazırlıklarını sürdürdüğünü belirtti. "Üreticimiz resmi açıklamaları takip etsin" Sezon öncesinde farklı rakam ve yorumların gündeme gelebildiğine dikkat çeken Ali Yıldız, üreticilerin rekolte ve ürün alım sürecine ilişkin bilgileri Marmarabirlik ve bağlı kooperatiflerin resmi açıklamalarından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade etti. Yıldız sözlerini şöyle tamamladı: "Üreticimizin kafasında soru işareti kalmasını istemiyoruz. Rekolte beyan sürecinin tarihleri belli, saha çalışmaları devam ediyor. Veriler tamamlandığında ortaya çıkan tabloyu bütün yönleriyle değerlendireceğiz ve üreticimizi ilgilendiren konularda gerekli açıklamaları zamanında yapacağız. Marmarabirlik olarak doğru veriye dayalı, üreticimizin emeğini ve Birliğimizin sürdürülebilirliğini gözeten bir anlayışla hareket edeceğiz."

Rusya, Kiev ve Harkov‘u vurdu: 8 ölü Haber

Rusya, Kiev ve Harkov‘u vurdu: 8 ölü

Rusya, gece saatlerinde Ukrayna'da birçok noktaya saldırı düzenledi. Ukrayna'nın başkenti Kiev'de balistik füze ve İHA'larla düzenlenen saldırılarda, 2 kişi hayatını kaybederken, 8 kişi yaralandı. Polis, şehir genelinde çok sayıda patlama duyulduğunu ve doğum hastanesi dışında üç ilçede dokuz evin, bir postanenin, depoların ve onlarca aracın hasar gördüğünü açıkladı. "Saldırıların ana hedefi sivil altyapı, konut binaları, doğum hastanesi, enerji altyapısı ve lojistik oldu" Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, "İnsanlar uyurken, patlamalardan yükselen ışıklar gökyüzünü aydınlattı. Bir kez daha saldırılarının ana hedefleri Kiev ve sivil altyapı, konut binaları, bir doğum hastanesi, enerji altyapısı ve lojistik oldu. Şu anda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık verme fırsatı var. Yaşamı korumak için balistik füze önleyicilerine ihtiyacımız var" dedi. Ukrayna Devlet Başkanı, üç balistik füze dalgası olduğunu ve bunların yaklaşık yüzde 60'ının Kiev üzerinde düşürüldüğünü söyledi. Ukrayna Hava Kuvvetleri, gece boyunca düzenlenen saldırıda sayısı belirtilmeyen hipersonik ve balistik füzelerin yanı sıra 282 insansız hava aracı ve diğer silahların kullanıldığını açıkladı. Harkov ve Odessa hedef alındı Harkov bölgesindeki Stara Hnylytsya'da bir sebze deposunun hedef alınması sonucu 6 kişi hayatını kaybetti, en az 10 kişi yaralandı. Karadeniz limanı Odesa'da ise Rus saldırılarında bir sağlık tesisi hasar gördü ve yakındaki evler ile bir okulun camları kırıldı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’ Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘‘Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir’’ dedi. "Değişen Dünyada İstikrar Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların temsilcilerini bir araya getiren İstanbul Ticaret Kongresi, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Necip Şimşek, İstanbul Ticaret Üniversitesi Düşünce ve Proje Üretim Akademisi Müdürü ve Kongre Başkanı Nazım Ekren’in açılış konuşmalarıyla başladı. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), uluslararası iş dünyası ve akademiden isimleri İstanbul’da bir araya getiren kongrede, küresel ticaretin değişen dengeleri, jeopolitik riskler, yeşil ve dijital dönüşüm, ticaretin normları ve etik değerleri, ticari istihbarat ve ticari diplomasi çok boyutlu biçimde ele alındı. Açılış konuşmasında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Dr. Cevdet Yılmaz, "Bu kongre; küresel ticarette dengelerin değiştiği ve belirsizliklerin arttığı bir dönemde, ülkemizin üretim, ihracat ve yatırım imkânlarını ele almak açısından mühim bir buluşmadır. Etkinliğin "Değişen Dünyada İstikrarın Paradigması: Küresel Ticaretin Sorumluluk Perspektifiyle Yeniden İnşası" temasıyla gerçekleşmesi de yapılan istişareleri çok daha anlamlı kılmaktadır" dedi. Küresel ekonomi ve küresel ticaretin son yirmi yıllık döneminde krizlerin ve şokların giderek sıklaştığı bir sürece girildiğini belirten Yılmaz, "2026 yılında Rusya-Ukrayna savaşının yeni boyutlar kazanmasının yanı sıra, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın getirdiği enerji şoku, yalnızca enerji fiyatları üzerinden değil; üretim maliyetleri, enflasyon, lojistik, dış ticaret, finansal koşullar ve büyüme kanalları üzerinden de küresel ekonomiyi eş zamanlı olarak etkilemektedir. Dolayısıyla artık küresel ekonomide şokların istisnai değil, neredeyse sürekli olarak yönetilmesi gereken bir unsur haline geldiği bir yapıdan söz ediyoruz. İstikrarlı şekilde istikrarsızlık üreten bir ortamda, uluslararası kurumların ve kuralların giderek zayıfladığı bir dönemdeyiz. Dünya Ticaret Örgütü, 2025 yılında yüzde 4,6 büyüyen küresel mal ticaretinin 2026 yılında yüzde 1,9 büyüyeceğini öngörürken Uluslararası Para Fonu da küresel büyümenin yüzde 3’e gerileyeceğini tahmin etmektedir. Küresel ekonomide ağırlık merkezi gelişmekte olan ülkelere ve özellikle doğuya kayarken rekabet; fiyatın yanı sıra sanayi politikaları, teknoloji ve ölçek ekonomileri üzerinden şekillenmektedir. Türkiye ekonomisi, bu zorlu küresel şartlarda üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle diğer ülke ve bölgelere kıyasla daha pozitif ayrışmayı başarmıştır" şeklinde konuştu. ‘‘Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaştı’’ Gayrisafi yurt içi hasılasının 2025 yılında 1,6 trilyon dolara yükseldiğini 2026 yılının ilk yarısı itibarıyla da yıllıklandırılmış olarak 1,7 trilyon doları aştığını belirten Yılmaz "Türkiye ekonomisi 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 2,3 oranında büyümüş, böylece kesintisiz büyüme süresi 24 çeyreğe ulaşmıştır. Zorlu küresel şartlara rağmen 2002 yılında 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 yılında 273,2 milyar dolara yükselmiştir. Hizmet ticaretinin küresel ticaret ve değer zincirleri içindeki payı da her geçen gün artmaktadır. Türkiye’nin hizmet ihracatı 2002 yılındaki 14 milyar dolar seviyesinden 2025 yılında 125 milyar dolara yükselmiş, ülkemiz en fazla hizmet ihracatı gerçekleştiren ülkeler arasında 22’nci sıraya yerleşmiştir. Sağladığımız 63 milyar dolarlık hizmet ticareti fazlasıyla bu alanda dünyada altıncı sıradayız. Mal ve hizmet ihracatı toplamımız 2025 yılında 400 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların rekorunu kırmıştır. Ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatımız 280 milyar doları geçerken mal ve hizmet ihracatımızın ise 405 milyar dolara aşacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. ‘‘Reel sektörümüzün her zaman yanındayız’’ İhracatçılara sağlanan desteklerden de bahseden Yılmaz, ‘‘İhracatımızın daha yüksek katma değerli, daha rekabetçi ve daha geniş bir coğrafyaya yayılan yapıya kavuşması için, firmalarımızı ihracata hazırlıktan pazarlamaya, tasarımdan küresel firmalara tedarikçi olmaya kadar her aşamada destekliyoruz. Bu kapsamda, seçici bir yaklaşımla ihracatçılarımızın finansmana erişim imkanlarını genişletiyoruz. Reel sektörümüzün her zaman yanındayız. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatına toplam 33 milyar lira destek sağladık; 2026 yılında bu amaçla ayrılan toplam bütçeyi 45 milyar liraya çıkardık’’ diye konuştu. İTO Başkanı Avdagiç: ‘‘Küresel ticaretin yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır’’ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, ise yaptığı konuşmada, ‘‘Küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. Türkiye, son 25 yılda sağladığı ekonomik istikrarla, sağlam altyapısıyla, nitelikli işgücüyle, ikiz dönüşümdeki kararlılığıyla, savunma sanayiinde elde ettiği güçlü birikimle, yakın tedarik üssü olmasıyla ve lojistik üstünlükleriyle büyük bir avantaja sahip’’ değerlendirmesinde bulundu. Avdagiç, jeopolitik ve jeoekonomik gerilimlerin, korumacı ticaretin, yüksek gümrük tarifelerinin, tedarik zinciri sorunlarının, enerji ve lojistik maliyetlerindeki devasa dalgalanmaların, dijital ve yeşil dönüşüm ile baş döndürücü teknolojik gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçtiğimizi vurguladı. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı verilerine göre küresel mal ve hizmet ticaretinin 2025'te 35,2 trilyon doları aşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını belirten Avdagiç, ‘‘Korumacı politikaların yeniden yükselmesinin, jeopolitik gerilimlerin ve tedarik zincirindeki kırılmaların yol açtığı maliyet artışları, dünya ticareti için ciddi bir tehdit. Öyle ki Dünya Ticaret Örgütü, küresel GSYİH'nin yüzde 6,9'a kadar azalabileceğini ve ticaretin, en başta yoksul ülkeleri vuracak bir parçalanma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor" ifadelerini kullandı. İTO Başkanı Avdagiç sözlerine şöyle devam etti: "Kongremizin temasında ortaya koyduğumuz gibi, küresel ticaretin sorumluluk perspektifiyle yeniden inşası Türkiye olmadan eksik kalacaktır. O yüzden bu kongrede soyut bir başlık konuşmuyoruz. Dört oturuma yayılmış somut bir yol haritası sunuyoruz. Böylece bugünün tüccarının yalnızca fiyat ve kaliteyle değil finansmana erişim, enerji maliyeti, teslimat güvenilirliği, mevzuata uyum ve bilgi kapasitesiyle de rekabet etmek zorunda olduğunun altını çiziyoruz. Bunları içeren yeni bir rota çizilmesini öneriyoruz."

BTSO Başkanı Burkay Bursa OSB’de İş Dünyası ile Buluştu Haber

BTSO Başkanı Burkay Bursa OSB’de İş Dünyası ile Buluştu

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın bir sanayi bölgesinin ötesinde üretim, ticaret, teknoloji ve hizmet sektörlerini aynı ekosistemde buluşturduğunu belirterek, “Burası bir sanayi bölgesi değil bir ekosistem. Burada ticaret var, üretim var, hizmet sektörü var, serbest bölge var, teknoloji geliştirme alanları var, Data Center var. TEKNOSAB, Marmara’nın ve Türkiye’nin en önemli üretim ve ticaret merkezlerinden biri olacak.” dedi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayi ve iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle bir araya geldi. Bursa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz ve Yönetim Kurulu Üyelerinin ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmaya BTSO Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Faik Çelik, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ve BTSO Yönetim Kurulu Üyeleri ile çok sayıda iş dünyası temsilcisi katıldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa iş dünyasının ortak aklıyla hazırlanan 2030 Vizyonu kapsamında yürütülen çalışmalar ve hayata geçirilen projeler hakkında bilgi verdi. BTSO olarak OSB’ler ile yakın çalışma anlayışı içinde olduklarını söyleyen Başkan Burkay, Bursa’daki sanayi yapılanmasına ilişkin, “Göreve geldiğimiz günden bu yana BTSO ve OSB’ler arasında bir bağ kurma noktasında ciddi bir çabamız oldu. Gelecekte de bu bağın çok daha güçlü olması gerektiğini düşünüyorum. Bizim temel yaklaşımımız, Bursa’da bulunan üretim ve ticaretin dağınık yapısını daha düzenli ve planlı bir hale getirmek. Birçok bölgede plansızlık var. Bu sorunları çözme noktasında güçlü bir irade ortaya koyduk.” dedi. “TEKNOSAB Ölçek Ekonomisine Geçişin Merkezi” BTSO olarak Bursa’nın üretim ve ticaret kapasitesini daha ileri taşımak, yüksek katma değerli üretimi artırmak ve şehrin rekabet gücünü yükseltmek amacıyla önemli projeleri hayata geçirdiklerini belirten Burkay, TEKNOSAB’ın bu vizyonun en önemli dönüşüm merkezlerinden biri olduğunu söyledi. TEKNOSAB’ın Türkiye’ye rol model olan önemli bir üretim ve ticaret ekosistemine dönüştüğünü ifade eden Başkan Burkay, “Türkiye’de OSB’lerin yatırıma hazır hale gelmesi ortalama 12-13 yıl sürerken biz TEKNOSAB’ı 4 yılda tamamladık. Bugün Bursa’da 17 OSB var ancak 15 bin metrekarenin üzerinde sadece 146 parsel bulunuyor. TEKNOSAB’da ise bütün parseller 15 bin metrekarenin üzerinde. Burada 150 bin metrekare kapalı alana sahip, tek katta üretim yapan tesislerimiz var. Burası Türkiye’de ölçek ekonomisine geçişin merkezi.” dedi. “Türkiye’nin En Büyük Teknoparkını Kuracağız” TEKNOSAB’da hizmet ve destek alanları içerisinde Türkiye’nin en büyük teknoparkını hayata geçireceklerini belirten Burkay, “Yabancı şirketler üretim yapmak için nasıl buraya geliyorsa, teknoloji üretmek için de buraya gelecek. Data Center projemiz var. Bunun en önemli ihtiyacı enerji. Türkiye’nin en büyük dağıtım merkezlerinden biri TEKNOSAB’da bulunuyor. 650’den fazla yatırımcıyla Türkiye’nin en büyük GSYF’sini kurduk. Lojistik Teknopark projemizde inşaat çalışmaları devam ediyor. Kira sözleşmeleri yapılıyor, projemiz hızla ilerliyor.” diye konuştu. “7 Bin KOBİ’nin Yer Aldığı Dev Bir Ekosistem İnşa Ediyoruz” TEKNOSAB KOBİ OSB projesine ilişkin de bilgiler veren Burkay, “TEKNOSAB kadar bir alan, 2026 yılının Şubat ayında genişleme alanı olarak onaylandı. Kamulaştırma süreci ve yol haritamız hazır. Burada modüler bir sistem oluşturacağız. Sektörel kümelenmeler kapsamında fabrikaları hazır şekilde firmalarımıza sunacağız. Henüz bir ay olmadan 3 binin üzerinde firma talepte bulundu. Valiliğimizin koordinasyonunda kamulaştırma sürecini başlatacağız. Gerçek üretici KOBİ’lerimizin fabrikalarını satın alarak üretimlerini yapmalarını istiyoruz. Alan olarak da kapasite olarak da yerimiz hazır. TEKNOSAB ekosisteminde üretim ve ticaretiyle 7 bin firmaya ulaşacak bir yapı oluşturacağız.” dedi. “Bu Ekosistemde Yerinizi Alın” Bu ölçekte bir mekânsal planlamanın bugüne kadar hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Burkay, “Burada savunma sanayimizle ilgili bir bölüm oluşturuyoruz. Defence Hub burada yer alacak. Burası bir sanayi bölgesi değil, bir ekosistem. Burada ticaret var, üretim var, hizmet sektörü var, serbest bölge var, teknoloji geliştirme alanları var, Data Center var. TOKİ 3 bin konut yaptı. Şimdi 7 bin konutun yapımına başlıyor. Önümüzdeki 4 yıl içerisinde 30 bin konuta ulaşacağız. Burada yaklaşık 100 bin nüfuslu yeni bir Bursa oluşuyor.” dedi. TEKNOSAB’ın Marmara Bölgesi ve Türkiye açısından önemli bir üretim ve ticaret merkezi olacağını ifade eden Burkay, “Bu ekosistem içerisinde yerinizi alın. TEKNOSAB, Marmara’nın ve Türkiye’nin en önemli üretim ve ticaret merkezlerinden biri olacak.” diye konuştu. Hüseyin Durmaz: “TEKNOSAB ve 2030 Vizyonu İş Dünyasını Heyecanlandırıyor” Bursa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz, TEKNOSAB’da ortaya konulan projelerin kendilerini heyecanlandırdığını söyledi. TEKNOSAB’ın hayata geçirilmesinin kolay bir süreç olmadığını ifade eden Durmaz, “Bursa OSB 7 milyon metrekarelik bir organize sanayi bölgesi. Buraya 100 bin metrekarelik bir genişleme alanı oluşturmak için çok uğraştık. Bu süreçte Ankara ile çok sayıda görüşme gerçekleştirdik. TEKNOSAB gibi bir bölgenin 4 yıl gibi kısa bir sürede böyle büyük yatırımlara hazır hale gelmesi hiç kolay değil. Bu projenin ortaya çıkmasında emeği bulunan İbrahim Burkay ve ekibine, Ankara’daki tüm bürokratlara bir makineci olarak teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Ülkenin geleceğine olan inancın korunması gerektiğini belirten Durmaz, “Durmadan, ülkemden umudumu kesmeden çalışmaya, ülkemize hizmet etmeye devam ediyoruz. Moralimizi bozmayalım, ülke bizim. Gelecek nesillere daha iyi bir ülke bırakmak için çalışmalıyız. Bu projeler ve ortaya konulan vizyon, çalışanlarımıza ve şehrimizin dinamiklerine moral vererek ekosistemin içerisinde nefes almalarını sağlayacaktır.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.