Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Lojistik

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Lojistik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Lojistik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cevdet Yılmaz: "Yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız" Haber

Cevdet Yılmaz: "Yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ABD Ticaret Odası’na bağlı ABD-Türkiye İş Konseyi arasında yuvarlak masa toplantısı gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve ABD Ticaret Odası’na bağlı ABD-Türkiye İş Konseyi Başkanı ve Chobani’nin Üst Yöneticisi (CEO) Hamdi Ulukaya’nın katılımıyla gerçekleşen toplantıda ortak ikili ticari ve ekonomik ilişkiler ele alındı. "Türkiye ile ABD arasındaki köklü stratejik ortaklık ilişkisi, ekonomik iş birliği açısından güçlü bir zemin sunmaktadır" Programda bir açılış konuşması gerçekleştiren Yılmaz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile ABD Ticaret Odası arasında sürdürülen iş birliğinin güçlü bir yansıması olan programa katılmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Yılmaz, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin, ekonomik ilişkilerin niteliğini ve yönünü yeniden şekillendirdiğini belirterek, "Devam eden savaşlar, bölgesel çatışmalar, artan korumacılık eğilimleri, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ülkeler arasındaki iş birliğinin önemini her zamankinden daha fazla artırmaktadır. Bu süreçte, kurallara dayalı ticaret sisteminin yeniden güçlendirilmesi ve ülkeler arasındaki güvenin tahkim edilmesi büyük önem arz etmektedir. Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki köklü stratejik ortaklık ve müttefiklik ilişkisi, ekonomik iş birliği açısından güçlü bir zemin sunmaktadır. Karşılıklı güvene dayanan bu yapı, yatırım ve ticaret ilişkilerimizin derinleşmesine imkân tanımakta; iki ülke arasındaki ekonomik etkileşimin uzun vadeli ve sürdürülebilir biçimde gelişmesini desteklemektedir" açıklamasında bulundu. ABD ile olan ikili ticaret hacminin geçen yıl 39 milyar dolara yaklaştığını anımsatan Yılmaz, "Hedefimiz 100 milyar. Hedefe göre yüzde 40 civarındayız. Ama gelişmeler ümit verici. 2026 yılının ilk çeyreğinde 10,4 milyar dolarlık bir ticaret hacmi oluşmuş. Bu da bu yılda önemli bir performans ortaya koyacağımızı gösteriyor ve 100 milyar dolar açısından güçlü bir potansiyele işaret ediyor" ifadelerine yer verdi. Yılmaz, karşılıklı yatırımların da ABD ile Türkiye arasındaki en önemli unsurlardan biri olduğunu söyleyerek, Türkiye’de 2 bin 300’ü aşkın ABD sermayeli firma üretim, ihracat, istihdam ve arya alanlarına ciddi katkı sunduğunu açıkladı. Aynı dönemde Türk firmalarının ise ABD’de gerçekleştirdiği doğrudan yatırımlar hakkında da bilgi veren Yılmaz, Türk firmalarının yatırımlarının 14 milyar dolar gibi küçümsenmeyecek bir seviyeye geldiğinin altını çizdi. Türkiye’nin sunduğu gelişmiş yatırım ortamının iş yapma kolaylığının ve ülkenin stratejik konumunun Amerikan yatırımcılar için güçlü fırsatlar barındırdığını bildiren Yılmaz, "Türk firmalarının ABD’de ortaya koyduğu performansın da dikkati çekici olduğunun altını çizdi. "Yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız" Yılmaz, Türkiye olarak, yeşil ve dijital dönüşüm odaklı güçlü bir kalkınma perspektifiyle hareket ettiklerine dikkati çekerek, "Son benimsediğimiz 12. Kalkınma Planımızda yeşil ve dijital dönüşümü kalkınma stratejimizin odağına almış durumdayız. Güçlü lojistik altyapımız, modern limanlarımız, gelişmiş kara ve demiryolu ağlarımız sayesinde yatırımcılar için stratejik bir merkez konumundayız. Önceliğimiz; yüksek katma değer üreten, sürdürülebilir, iklim dostu ve teknoloji yoğun yatırımları ülkemize kazandırmaktır" diye konuştu. "CAATSA yaptırımları konusunda ilerlemeler bekliyoruz" Türkiye ile ABD arasında enerji, savunma, yapay zeka, uydu, iletişim, dijital ekonomi ve siber güvenlik gibi birçok alanda güçlü bir iş birliği potansiyeli bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Özellikle enerji alanında LNG ithalatının yanı sıra yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, iş birliğimizin çeşitlendirilmesi açısından önemli bir fırsat sunmaktadır. Savunma sanayiinde geliştirilecek iş birliklerinin, mevcut potansiyeli çok daha ileri bir noktaya taşıyacağına inanıyoruz. Bu noktada iki dost müttefik ülke olarak ‘CAATSA’ yaptırımları konusunda ilerlemeler beklediğimizi özellikle ben de ifade etmek istiyorum. Bu konularda iş dünyasının sonuç odaklı yaklaşımının da büyük katkılar sunacağına inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Türk firmalarıyla Amerikan firmalarının üçüncü ülkelerde çok işler yapabilirler diye düşünüyorum" Yılmaz, Türk ve Amerikan müteahhitlik firmalarının üçüncü ülkelerde birlikte hayata geçirebileceği projelerin önemli bir potansiyel taşıdığının altını çizerek, "Uzakdoğu’dan gelen büyük bir rekabet baskısı altında ekonomilerimiz. Bunu biliyoruz. Bu rekabete cevap verirken korumacılığın tek başına yeterli olmadığını yeni rekabetçi modeller ve işbirlikleri üretmenin de önemli olduğunun altını çizmek istiyorum. Bu çerçevede özellikle Amerikan firmalarının finansal imkanları, teknolojik gelişmişlik düzeyleri, Türk firmalarının dinamik yapısı, esnek hareket kabiliyetleri, networkları birleşince güçlü bir rekabet modeli oluşturabileceğine de inanıyorum. Bugüne kadar müteahhitlik alanında da ABD de 2,9 milyar dolar değerinde elli bir proje üstlenmiş durumdayız. Türk firmalarıyla Amerikan firmaları üçüncü ülkelerde de birlikte Afrika’da, Asya’da, Avrupa’da çok işler yapabilirler diye düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Doğru bir programınız varsa kontrol edemediğiniz faktörler sadece geçici etkiler yapabilirler" Türkiye ekonomisinin, küresel düzeydeki tüm belirsizliklere rağmen güçlü bir performans sergilemeye devam ettiğini kaydeden Yılmaz, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bir Orta Vadeli Programımız var. Bunu da Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesiyle ve etkin bir koordinasyonla kararlı bir şekilde hayata geçirmeye devam ediyoruz. Ama ben şunun altını çizmek istiyorum. Doğru bir programınız varsa nereye gittiğinizi biliyorsanız istikametiniz doğruysa kontrol edemediğiniz faktörler sadece geçici etkiler yapabilirler. Asıl olan programınızdır. Programı kararlı bir şekilde hayata geçirmektir. Biraz geç olabilir bazı işler biraz etkilenebilir ama sonuçta kararlı bir politikaları izliyorsanız hedeflerinize el veya geç ulaşırsınız. Biz de bu anlayışla hareket ediyoruz." "Savaş sonrası yeni şartlar bekliyor bizi, bu ortamda istikrarını koruyan olan bir ülke olarak önemli fırsatlarımız olduğuna inanıyoruz" Türkiye’nin çevresinde büyük çatışmaların olduğunu hatırlatan Yılmaz, Türkiye olarak bu gerilimler içinde istikrarını koruyan güvenli liman vasfını pekiştiren bir ülke konumunda olmaya devam ettiklerini belirtti. Yılmaz, İran-ABD-İsrail savaşının enerji, lojistik, hammadde başta olmak üzere küresel ekonomiye önemli yansımalarda bulunduğunu ifade ederek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye olarak bu konularda bir arz sıkıntısı yaşamıyoruz. Tedarik sistemleri çeşitlendirilmiş bir ülke olarak hiçbir konuda bir arz sıkıntımız yok. Ama fiyatlardan tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de etkileniyor. Fiyat etkilerini de sınırlamak için gayret ediyoruz. Bütçemize biraz yük alma pahasına enflasyon üzerinde bu etkileri sınırlamaya dönük bir çaba içinde olduğumuzu söyleyebilirim. Kısa vadede tüm dünya gibi biz de elbette bu savaştan olumsuz etkileniyoruz. Ancak şunun da altını çizmem gerekiyor. Savaş sonrası bizi yeni bir bölgesel ortam, yeni şartlar bekliyor. Yeni dinamikler devreye girecek. Ve bu ortamda istikrarını koruyan, güvenli liman vasfını koruyan, önemli değerleri olan bir ülke olarak çok önemli fırsatlarımız, imkanlarımız olduğuna inanıyoruz. Bu yaşananlar kısa vadede olumsuz etkiler yapsa da orta vadede Türkiye için önemli bir perspektif, önemli imkanlar getirmektedir. İstanbul Finans Merkezi başta olmak üzere oluşan bu yeni imkanları değerlendirmek için de hükümet olarak hazırlık içindeyiz. Önümüzdeki günlerde sizleri de şaşırtacak bazı yeni açılımlar yapabiliriz. Türkiye’nin bu yeni ortamdan faydalanmasına dönük bazı önemli adımlar yine yatırımcı dostu adımlar atmayı planlıyoruz. Bunun hazırlıklarını yapıyoruz." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın konuşmasının ardından TOBB ile ABD Ticaret Odası arasında işbirliği anlaşması imzalandı. Program, işbirliği anlaşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.

Milli savunmaya yerli vagon desteği Haber

Milli savunmaya yerli vagon desteği

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye Raylı Sistem Araçları A.Ş (TÜRASAŞ) tarafından üretimi devam eden ZACENS tipi sarnıç akaryakıt ve ikmal vagonlarına yönelik açıklamalarda bulundu. Bakan Uraloğlu, yaptığı açıklamada demiryollarının savunma açısından stratejik bir unsur olduğunu ve bu anlayışla hareket ederek demiryollarında milli savunmanın gücüne güç katacak her türlü çalışmaya Bakanlık olarak destek verdiklerini vurguladı. 41 AKARYAKIT VE İKMAL VAGONU ÜRETİLECEK Yerli ve milli demiryolu araçları üreticisi TÜRASAŞ tarafından üretilen ve daha önce Milli Savunma Bakanlığına teslim edilen 9 adet akaryakıt ve ikmal vagonunun ardından yeni bir üretim sürecini başlattıklarını açıklayan Bakan Uraloğlu, “Ülkemizin milli savunmasına yerli vagon desteğimiz devam ediyor. Ordumuzun akaryakıt ve ikmal operasyonları için toplam 41 adet yeni ZACENS tipi sarnıç yük vagonunu üreteceğiz böylelikle teslim ettiğimiz önceki 9 adet ile birlikte toplam 50 adet yerli vagonu ordumuzun hizmetine sunmuş olacağız.” diye konuştu. SİVAS’TA ÜRETİLECEK TÜRASAŞ’ın demiryolu taşımacılığına yönelik araçların yanı sıra savunma sanayiine yönelik projeler de hayata geçirdiğini anımsatan Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Söz konusu üretim savunma sanayiimiz ile ulaştırma sektörünün koordineli çalışmasının önemli bir göstergesidir. TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğü’nde tasarımından üretimine yerli ve millî imkânlarla yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda üreteceğimiz vagonlarımız ordumuzun enerji kaynaklarının güvenli taşınmasında kritik rol üstlenecek, lojistik gücü artacak.”

Bursa Business School’dan "Yapay Zeka ile Verimlilik Eğitimi" Haber

Bursa Business School’dan "Yapay Zeka ile Verimlilik Eğitimi"

Bursa Business School dijital dönüşüm yolculuğunda rekabet avantajı elde etmek isteyen yöneticiler ve kurumlara yönelik eğitimlerini sürdürüyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) vizyonuyla hayata geçirilen Bursa Business School ev sahipliğinde düzenlenen "Tüm Departmanlar İçin: Yapay Zeka ile Verimlilik Üretmek" eğitimi yoğun ilgi gördü. BNC Insight Kurucusu ve Danışmanı Emre Tuna Aydın tarafından verilen eğitimde katılımcılar, iki gün boyunca üretken yapay zekayı iş süreçlerine entegre etme fırsatlarını keşfetme imkânı buldu. Eğitim kapsamında katılımcılara doğru prompt yazımıyla hedef odaklı çıktılar üretme, karar alma süreçlerini güçlendirme ve iş akışlarını daha verimli hale getirme konularında uygulamalı bilgiler aktarıldı. "İnsan ile yapay zeka etkileşimini güçlendirmek istiyoruz" Eğitmen Emre Tuna Aydın, makine öğrenmesi, veri analitiği ve yapay zeka alanlarında yaklaşık 10 yıldır eğitim ve danışmanlık faaliyetleri yürüttüğünü belirterek, Bursa Business School’un iş dünyasına yönelik olarak Uludağ’da sunduğu eğitim ortamının son derece değerli olduğunu ifade etti. Aydın, "BBS’de üretken yapay zeka ile verimlilik üretme konusunu ele alıyoruz. Temel amacımız, insan ile yapay zeka arasındaki etkileşimi güçlendirmektir. Bunu; bilgi seviyesini artırarak, doğru yöntemleri geliştirerek ve kullanılan araç çeşitliliğini zenginleştirerek gerçekleştiriyoruz." dedi. Üretken yapay zeka araçlarının etkin ve doğru kullanımının iş süreçlerinde verimliliği artırdığını ve zaman tasarrufu sağladığını vurgulayan Aydın, "Eğitimlerimiz son derece verimli geçiyor ve katılımcı geri bildirimleri oldukça olumlu. Katılımcılar, edindikleri bilgileri iş hayatlarında aktif olarak uygulama imkânı buluyorlar." ifadelerini kullandı. "Kapsamlı bir eğitim gerçekleştirildi" Eğitime katılan üretken yapay zeka uzmanı Kardelen Yurtkuran Kömürcü, "Yapay zeka ve verimlilik üzerine oldukça kapsamlı bir eğitimdeyiz. İş hayatında verimliliği artırmak ve yapay zeka araçlarını daha etkin kullanmak adına çok değerli bilgiler ediniyoruz. İşe döndüğümde hem kendimin hem de ekip arkadaşlarımın verimliliğini artırma konusunda ciddi katkı sağlayacağını düşünüyorum. Bursa Business School’un da Uludağ’daki konumu gerçekten harika. Bu ortamı sağlayan BTSO’ya ve değerli eğitmenimize teşekkür ediyorum" dedi. "Sunulan imkanlar oldukça etkileyici" Lojistik sektöründe yaklaşık 20 yıllık deneyime sahip olan Nuri Gökçe Güngör ise eğitime ilişkin şunları söyledi: "Bursa Business School’un düzenlediği yapay zeka eğitimindeyiz ve oldukça verimli geçiyor. Yapay zekanın tüm sektörlerdeki kullanım alanlarını ve özellikle lojistikte sağlayacağı katkıları görmek çok değerli. Bu kampüste ilk kez bir eğitime katılıyorum ve hem eğitim ortamı hem de sunulan imkanlar oldukça etkileyici."

Bursa Yenişehir'de tarımı geliştiren, sanayi ve ticareti büyüten anlayış hakim Haber

Bursa Yenişehir'de tarımı geliştiren, sanayi ve ticareti büyüten anlayış hakim

Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, ilçenin geleceğine yön verecek yatırımları ve kalkınma vizyonunu anlattı. Yenişehir’in tarım ve sanayide güçlü bir atılım sürecine girdiğini ifade eden Başkan Ercan Özel, “İlçe halkımızın yaklaşık yüzde 80’i geçimini tarımdan sağlıyor. Bu gerçek, bizim tüm planlamalarımızın merkezinde tarımı tutmamızı zorunlu kılıyor” dedi. VERİMLİ TOPRAKLAR, GÜÇLÜ ÜRETİM Türkiye’nin en verimli ovalarından birine sahip olan Yenişehir’de başta biber, buğday, mısır, ayçiçeği, şeker pancarı olmak üzere; sebze, meyve ve hayvancılık alanında önemli bir üretim potansiyeli bulunuyor. Modern sulama imkânları, geniş tarım arazileri ve üretim kültürüyle Yenişehir, Bursa’nın tarımsal lokomotif ilçeleri arasında yer alıyor. Başkan Ercan Özel, tarımsal üretimin katma değere dönüşmesi için sanayi yatırımlarının kritik önem taşıdığını vurgulayarak, “Biz tarımı tek başına değil, sanayiyle entegre bir yapının parçası olarak ele alıyoruz” diye konuştu. GIDA OSB YENİŞEHİR’İ DEĞİŞTİRECEK Yenişehir’de planlanan Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ne dikkat çeken Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, “Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, ilçemizde üretilen tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve pazara sunulması açısından stratejik bir rol üstlenecek. Bu yatırım sayesinde ürünler ham madde olarak değil, katma değeri yüksek nihai ürünler olarak ekonomiye kazandırılacak. Böylece hem üreticimiz hem de tüketicimiz bu önemli yatırımdan doğrudan fayda sağlayacak. Ayrıca ilçeye artı 12 bin istihdam sağlayacak” ifadelerini kullandı. Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’nde altyapı çalışmalarının devam ettiğini belirten Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, bölgenin kısa süre içerisinde faaliyete geçmesi için yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Başkan Özel, “Sümbüllük Bacasız Sanayi Bölgesi’nde çevreye duyarlı yapısıyla tarım ve sanayinin uyum içinde gelişmesini hedefliyoruz. Tarıma dayalı sanayi, depolama, lojistik ve hafif üretim tesislerinin yer alacağı bu bölge, istihdamı artırırken doğayı koruyan örnek bir model sunacak. Bursa Büyükşehir Belediyemizle iş birliği içinde altyapı çalışmalarını en kısa sürede tamamlayarak, bölgede hızlı bir şekilde yatırımların hayata geçirilmesini sağlayacağız” ifadelerini kullandı. YOSAB’DA YATIRIM REVİZYONU Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin ilçenin sanayi altyapısını güçlendiren en önemli unsurlardan biri olarak öne çıktığını belirten Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, “Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi’ne ilişkin imar revizyon planlarını alanında uzman bir komisyonla titizlikle hazırladık. Planlarımız şu anda onay sürecinde. İmar revizyonunun tamamlanmasıyla birlikte Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi, yatırımcılar için tercih edilen ve cazip bir merkez haline gelecek” ifadelerini kullandı. LOJİSTİK AVANTAJ TİCARETİ BÜYÜTÜYOR Yenişehir’in coğrafi konumunun önemli bir lojistik avantaj sunduğunu vurgulayan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, ilçenin Bursa, Bilecik ve Eskişehir aksında yer almasının ticaret açısından büyük bir fırsat oluşturduğunu söyledi. Başkan Özel, “Bursa Yenişehir Uluslararası Havalimanı’nın ilçemizde bulunması, bu yıl faaliyete geçecek Yüksek Hızlı Tren hattı kapsamında iki istasyonun Yenişehir sınırları içinde yer alması ve Gemlik Serbest Bölgesi’ne yalnızca 40–45 dakikalık mesafede olmamız; üretilen ürünlerin hem iç pazara hem de ihracata hızlı, güvenli ve düşük maliyetle ulaştırılmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı. Tarım ürünlerinin tarladan sanayiye, sanayiden pazara kısa sürede ulaşmasının Yenişehir’i güçlü bir ticaret merkezi haline getireceğini vurgulayan Başkan Özel, bu yapının yatırımcılar açısından da önemli bir tercih sebebi olduğunu dile getirdi. ‘SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA MODELİ’ Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel değerlendirmesinde, ilçenin geleceğini tarım, sanayi ve lojistiği birbirinden ayırmadan planladıklarını belirterek, "Çiftçimizin ürettiği ürünün değerinde alıcı bulduğu, sanayicimizin güçlü altyapıyla üretim yaptığı, ticaretin ve istihdamın her geçen gün arttığı bir Yenişehir hedefliyoruz. Tarımı koruyan, sanayiyi ve ticareti birlikte büyüten sürdürülebilir bir kalkınma modeliyle yolumuza devam ediyoruz.” dedi. Başkan Özel, Yenişehir’in sahip olduğu üretim, sanayi ve lojistik gücüyle Bursa’nın yükselen merkezlerinden biri olacağını sözlerine ekledi.

Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık küresel enerji ve tarım üretimini endişelendiriyor Haber

Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık küresel enerji ve tarım üretimini endişelendiriyor

Enerji tedariki ve diğer kritik malların geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan güvenlik sorunları ve fiili kapama, dünya genelinde deniz taşımacılığında sıkışıklığa yol açtı. Tanker ve konteyner gemilerinin beklemeye geçmesi, Körfez’den yapılan petrol ve lojistik akışını durma noktasına getirdi. Sektör temsilcilerinden Ersoy Holding Yönetim Kurulu Üyesi Kürşat Ersoy, boğazdaki aksamanın üretim maliyetleri ve tedarik planlamasında çok katmanlı etkiler oluşturduğunu belirterek, “Son haftalarda üre fiyatlarında yüzde 30’a varan artışlar yaşanırken, potasyum ve fosfor bazlı gübre fiyatlarındaki artış yüzde 20’yi geçti. Katar’dan gaz tedarik edemeyen Hindistan ve Pakistan üretimde durma noktasına gelirken, Mısır ise yüksek maliyetli LNG pazarına yönelmek zorunda kaldı. Ayrıca dünya kükürt ticaretinin yaklaşık yarısı bu rotadan geçtiği için sülfürik asit ve sanayi üretimi de doğrudan etkileniyor” dedi. Artan girdi maliyetlerinin tarımsal üretimi de baskıladığını vurgulayan Ersoy, gübreye erişimde yaşanan zorlukların bazı bölgelerde ekim alanlarının daralmasına neden olduğunu söyledi. Bu durum, buğday, mısır ve soya gibi temel ürünlerde arz dengesini bozarak gıda fiyatlarında baskı oluşturuyor. Üretimdeki boşlukların kapanmasının ise yaklaşık üç ekim dönemine kadar sürebileceğini ifade etti. Ersoy, yaşanan lojistik aksaklıklar karşısında alternatif tedarik kaynakları, güçlü stok yönetimi ve maliyet optimizasyonunun önemine dikkat çekerek, “Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar, gübre, enerji ve lojistik maliyetleri üzerinden üretimi çok yönlü etkiliyor. Bu tür dönemlerde tedarik sürekliliği, maliyet dengesi ve uzun vadeli planlama öncelikli başlıklar olmalı” dedi.

AFAD Başkanı Pehlivan: Ülkemiz bir deprem ülkesi, hazırlıklı olmalıyız Haber

AFAD Başkanı Pehlivan: Ülkemiz bir deprem ülkesi, hazırlıklı olmalıyız

AFAD Başkanı Vali Ali Hamza Pehlivan, Deprem Haftası mesajında Türkiye’nin tektonik, sismik ve topografik yapısı gereği sık sık doğal afetlerle karşı karşıya kaldığını belirtti. Depremin yanı sıra sel, su baskını, çığ, heyelan ve yangın gibi afetlerin de sık yaşandığına dikkat çeken Pehlivan, “Bu afetlerin en yıkıcı olanı depremlerdir” dedi. Vali Pehlivan, AFAD’ın “Türkiyemizin Afetlerde Ortak Gücü” misyonuyla risk azaltma, afet müdahale ve iyileştirme planlarını tüm kurum ve kuruluşlarla koordineli şekilde yürüttüğünü belirtti. Başkan, teknolojik donanım, iletişim ağı, lojistik altyapı ve eğitim-tatbikatlarla afet yönetim süreçlerinin kesintisiz sürdürüldüğünü ifade etti. Türkiye’nin 485 diri fay hattı üzerinde bulunduğunu ve Alp-Himalaya kuşağı içinde yer aldığını hatırlatan Pehlivan, “Ülkemizde ortalama her üç yılda bir 6 büyüklüğünde, her beş yılda bir 6’dan büyük ve her on yılda bir 7’den büyük deprem yaşanmaktadır. Geçmiş yüzyıllarda da bu sismik hareketlilik sıklıkla tecrübe edilmiştir” dedi. Deprem ve afet farkındalığının önemine dikkat çeken Pehlivan, mesajında şunları kaydetti: "Unutmayalım, ülkemiz bir deprem ülkesi. Afetlere karşı topyekûn hazırlanmalı, eğitim, farkındalık ve risk azaltma çalışmaları ile olası riskleri en aza indirmeliyiz. Vatandaş olarak bu bilinci hayatımıza yansıtmalı, devlet ve millet işbirliğiyle dirençli şehirler ve toplumlar oluşturmalıyız. ‘Afetlere Dirençli Türkiye’ hedefine, kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, yerel yönetimlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve özel sektörümüzle birlikte ulaşacağımıza inanıyorum."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.