Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kuraklık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da suya indirim geldi! Bursa'da su faturaları 1 Haziran'da hafifliyor! Haber

Bursa'da suya indirim geldi! Bursa'da su faturaları 1 Haziran'da hafifliyor!

Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen BUSKİ Genel Kurulu’na, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri ve BUSKİ yöneticileri katıldı. Gündem maddelerinin görüşüldüğü genel kurulda, su tarifesi kademe değişikliği ile evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleriyle ilgili önerge de görüşüldü. Doğrudan görüşülen önergeler, verilen arada Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü. Aranın ardından önergeler oy birliğiyle kabul edildi. Alınan karara göre, eskiden 0-12 metreküp olan birinci kademe 0-15 metreküpe, 13-20 metreküp olan ikinci kademe 16-20 metreküpe çıkartılırken, 21 metreküp ve üzeri olan üçüncü kademe aynı kaldı. Ayrıca fatura kalemleri içerisinde yer alan bakım bedeli de kaldırılmış oldu. Öte yandan 1 Ocak 2026 tarihinde su faturalarına dâhil edilen ve BUSKİ tarafından tahsil edilerek ilçe belediyelerine aktarılan evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleri de faturalardan çıkarıldı. Alınan kararlar, 1 Haziran 2026 itibarıyla yapılacak endeks okumalarında geçerli olacak. YÜZDE 28 İNDİRİM Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 15 metreküpe kadar su kullanan kişi sayısının nüfusun 87’sine denk geldiğini açıkladı. Bunun da neredeyse Bursa'nın tamamına yakını olduğunu anlatan Başkan Vekili Biba. “15 metreküp kullanan bir kişiye, yapılan düzenleme ile yüzde 28 indirim sağlandı. Evinde daha az kişi olan, daha az tüketim yapanlara da yüzde 35 indirim sağlandı. Çok abartılı şekilde su kullananlar, 25 metreküp üzerinde tüketim yapanlara da yüzde 13 indirim yapıldı. Her 1 lira indirimin, bir buçuk milyon abonesi olan kuruma 1.5 milyon lira maliyeti vardır. Tüm Büyükşehir Belediyesi meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Bu, meclisin başarısıdır” dedi. VATANDAŞIN TALEBİ DİKKATE ALINDI Başkan Vekili Şahin Biba, su faturalarıyla ilgili her gün yüzlerce telefon aldığını söyledi. Vatandaşların bu konuda serzenişlerini de haklı bulduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, “Bir çalışma yaparak bununla ilgili bir düzenleme yaptık. Bundan sonra vatandaşlarımızın da tasarruf konusunda elini taşın altına koyması gerekir. Su, yalnızca günlük yaşamımızın bir parçası değildir. Aynı zamanda geleceğimizin en stratejik ve en hayati kaynağıdır. Dünyada ve ülkemizde yaşanan iklim değişiklikleri, kuraklık ve artan nüfus suyun ne kadar kıymetli olduğunu bizlere güçlü şekilde göstermektedir. Artık suyu sınırsız bir kaynak gibi görme dönemi sona ermiştir” diye konuştu.

Bursa’da bol yağışlar çeltik ve ikinci ürün yasağını kaldırdı Haber

Bursa’da bol yağışlar çeltik ve ikinci ürün yasağını kaldırdı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, şubat ayı uzun yıllar yağış ortalaması 75 kilogram olan Bursa’ya bu yılın aynı ayında 129 kilogram yağış düştü. Tarımsal üretimin önde gelen ilçelerinden Karacabey’de metrekareye 95,3 kilogram, Mustafakemalpaşa’da 105,8 kilogram yağış oldu. Mevsim ortalaması metrekareye 70 kilogram olan martta ise 92,8 kilogram yağış gerçekleşen Bursa’da, Karacabey 127, Kestel 71,9, Mustafakemalpaşa ise 106,2 kilogram yağış aldı. Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerindeki yoğun yağışlar, Uluabat Gölü’nün taşmasına ve bazı tarım arazilerinin su altında kalmasına yol açarken, tarımsal sulama rezervlerini ise tamamen doldurdu. "Suyumuz bol, bir sıkıntımız yok" Karacabey Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ramazan Düzen, geçen yıl yaşanan kuraklık nedeniyle Manyas Gölü ve barajındaki su seviyesinin kritik noktalara gerilediğini, bu sebeple Bursa Valiliği kararıyla ekim yasağı getirildiğini hatırlattı. Yağışların durumu değiştirdiğini belirten Düzen, "Hem göl hem de barajdaki durum şu anda gayet iyi. Doluluk oranının yüzde 95 seviyesinde olduğunu öğrendik. Suyumuz bol, bir sıkıntımız yok. Hatta fazlasıyla var, binlerce dönüm arazi şu an su altında." dedi. Ekonomiye ikinci ürün katkısı Yasağın kalkmasının bölge ekonomisi için büyük önem taşıdığını vurgulayan Düzen, şunları kaydetti: "Bölgemizde yaklaşık 25-30 bin dönüm alanda çeltik üretiliyor. Yasağın kalkmasıyla çiftçimiz tarlasını hazırlayıp tohumunu toprakla buluşturacak. Ayrıca ikinci ürün ekimindeki yasak da kalktı. Buğdayını hasat eden çiftçimiz yerine ikinci ürününü ekebilecek. Bu durum hem üreticimizin yüzünü güldürecek hem de ekonomiye ciddi katkı sağlayacak. Bütün çiftçilerimiz adına bereketli bir hasat dönemi diliyorum."

Ziraat Odası Başkanı Dimrit: "Hedef zeytin üreticisi değil, sanayi olmalı" Haber

Ziraat Odası Başkanı Dimrit: "Hedef zeytin üreticisi değil, sanayi olmalı"

Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Hayrettin Kuşcu’nun Bursa Tarım Kongresi’nde yaptığı açıklamalar, zeytin üreticisi ve Orhangazi Ziraat Odasının tepkisine neden oldu. Kuşcu’nun, ’Bir kilogram zeytinin sofraya gelene kadar yaklaşık 6 bin 800 litre su tükettiği’ne dair verileri paylaşması üzerine Orhangazi Ziraat Odası Başkanı Dinçer Dimrit bir açıklama yaptı. Başkan Dinçer Dimrit, bilimsel verilerin arkasına sığınılarak çiftçinin hedef tahtasına oturtulduğunu belirterek, "Prof. Dr. Kuşcu’nun açıklamalarıyla tarım ve zeytin üreticisi açıkça hedef alınmıştır. İznik Gölü’nün çekildiği, kuraklıkla mücadele ettiğimiz bu hassas dönemde faturanın zeytine kesilmesi kabul edilemez. Kuraklığın tek sorumlusu tarımmış gibi bir algı oluşturuluyor" dedi. "Sanayinin çektiği sular neden gizleniyor" Özellikle İznik Gölü ve çevresindeki sulak alanlara dikkat çeken Dimrit, sanayi kuruluşlarının su tüketiminin göz ardı edilmesini eleştirdi. Bilim insanlarına ve yetkililere seslenen Dimrit, "İznik Gölü çevresindeki dev sanayi tesislerinin yeraltı ve yerüstü kaynaklarından çektiği su miktarı neden açıklanmıyor? Sanayinin doğaya ve su kaynaklarına verdiği zarar neden hiçbir bilimsel çalışmada ön plana çıkarılmıyor? Neden her kuraklık döneminde ilk akla gelen ’tarımsal sulamayı kısıtlamak’ oluyor?" ifadelerini kullandı. "Sulu tarım olmazsa yaşam olmaz" Önümüzdeki sulama sezonu öncesi bu tür açıklamaların "sulama kısıtlamalarına zemin hazırladığını" savunan Dimrit, "Bu açıklamalar, çiftçinin suyunu kesmek isteyenlerin eline koz vermektir. Zeytin, bölge üreticisinin tek geçim kaynağıdır. Zeytin olmazsa Orhangazi olmaz, tarım olmazsa yaşam olmaz. Yetkililere çağrımızdır; çiftçiyle uğraşmayı bırakın, su kaynaklarımızı asıl tüketen ve kirleten sanayi kuruluşlarını denetleyin" dedi.

"Velhasıl sudan ibaret Bursa"nın dağı ovası suyla doldu Haber

"Velhasıl sudan ibaret Bursa"nın dağı ovası suyla doldu

Uludağ’dan akan pınarlarıyla ünlü Bursa’nın son birkaç yıldır kuraklık nedeniyle yaşadığı sorunlar 2026’nın kış yağışlarıyla yerini berekete bıraktı. Şubat ve mart yağışları iyi oldu Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, şubat ayı uzun yıllar yağış ortalaması 75 kilogram olan Bursa’ya bu yılın aynı ayında 129 kilogram yağış düştü. Tarımsal üretimin önde gelen ilçelerinden Karacabey’de metrekareye 95,3 kilogram, Mustafakemalpaşa’da 105,8, İznik’te 90,8, Gürsu’da 100,7 Kestel’de 116,8 ve Yenişehir’de ise 65,2 kilogram yağış oldu. Uzun yıllar ortalaması metrekareye 70 kilogram olan mart ayında ise 92,8 kilogram yağış gerçekleşen Bursa’da, Yenişehir 62,7 kilogram, Gürsu 61,6, İznik 64,6, Karacabey 127, Kestel 71,9, Mustafakemalpaşa ise 106,2 kilogram yağış aldı. Barajları yüzde 93 doldu; Uludağ son 5 yılın en iyi yağışını aldı Kar yağışı ve sağanak derken adı suyla özdeşleşen Bursa’da geçen yıl sonbahar aylarında yüzde 0’a kadar düşen barajlardaki su seviyesi yüzde 93’ün üzerine çıktı. 6 ay öce su kesintilerinin yaşandığı Bursa’da şimdi bolluk hakim. Uludağ’da 30 Mart’ta 181 santimetre ile son yılların en yüksek kar kalınlığına ulaşıldı. En son 2021’de 200 santimetre ölçülmüştü. Uludağ’da nisan ayının ilk haftasında halen 1,5 metre kar bulunuyor. Yağışların etkisiyle su seviyesini yükselen Uluabat Gölü’nde, en derin yeri 10 metreyi geçerken, 15 yıldır görülmeyen oldu ve Gölyazı Mahallesi’nin çevresindeki yollar göl sularıyla kaplanınca kapandı. Uluabat’ın Akçalar Mahallesi tarafında göl sularının genişlemesi nedeniyle yazlık ve bungalov evler haftalardır su altında bulunuyor. Göl sularının ulaştığı Karacabey’de hububat ekili araziler ile domates ve biber gibi sebzelerin ekileceği tarım alanları su altında kaldı. Binlerce dönüm alanın suyla kaplı olduğu ilçede çiftçiler ekim yapmak için dört gözle suların çekilmesini bekliyor. Gürsu ve Kestel’de sağanak yağışların etkisi ve kanalların taşmasıyla yüzlerce dönüm şeftali ve armut bahçesi, sebze ekili alanlar su içinde kaldı. Üreticiler, ilaç ve gübre zamanı olduğu için bahçe bakımlarını güçlükle yürütüyor. Baraj kapakları açılabilir Bu iki ilçedeki tarımın sigortası konumunda olan ve geçen yaz ciddi oranda su çekilmesinin yaşandığı Gölbaşı Göleti de yağışlardan nasibini aldı ve su miktarında önemli artış gözlendi. Evliya Çelebi’nin "Velhasıl Bursa sudan ibarettir" dediği gibi Bursa’nın dağı, ovası suyla doldu, dereleri coşkulu akıyor ve halen yağışlar sürüyor. Uludağ’daki kar yükü de hesap edildiğinde, yağışların sürmesi durumunda önümüzdeki günlerde Bursa’nın içme suyu ihtiyacının sağlandığı barajların kapakları açılabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı...DSİ'den 563 tesis hizmete açıldı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı...DSİ'den 563 tesis hizmete açıldı

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapımı tamamlanan toplam 563 tesisin toplu açılışı, Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirildi. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmete alınan tesislerin 54 baraj ve gölet, 109 sulama tesisi, 18 içme suyu tesisi, 11 arazi toplulaştırma projesi ve 371 taşkın kontrol tesisinden oluştuğunu belirterek, yatırımların hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan projelerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesine ulaşıldığını ve 1 milyon 190 bin dekar arazinin sulamaya açıldığını ifade etti. Ayrıca yıllık 212 milyon metreküp içme suyu sağlanacağını ve arıtma kapasitesinin günlük 301 bin metreküp artırıldığını kaydetti. Projeler sayesinde 505 yerleşim yeri ile 52 bin 400 dekar arazinin taşkın riskinden korunacağını belirten Erdoğan, arazi toplulaştırma çalışmaları kapsamında ise 2 milyon 20 bin dekar alanın tescil edildiğini söyledi. Erdoğan, bu yatırımların ekonomiye yıllık 22 milyar lira katkı sunacağını vurguladı. “TÜRKİYE SU STRESİ ÇEKEN ÜLKELER ARASINDA” Konuşmasında su kaynaklarının önemine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kişi başına düşen yıllık 1301 metreküp kullanılabilir su miktarı ile “su stresi çeken ülkeler” arasında yer aldığını ifade etti. Dünya genelinde yıllık ortalama yağış miktarının 990 milimetre olduğunu hatırlatan Erdoğan, Türkiye’de bu rakamın 574 milimetre seviyesinde kaldığını belirterek, suyun tasarruflu ve bilinçli kullanılması gerektiğinin altını çizdi. “Yalnızca musluktan akan suyu değil, nehirden akan suyu da israf etmeden kullanmalıyız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm kurumlara ve vatandaşlara bu konuda hassasiyet çağrısı yaptı. 2026 yılına yağışların bereketiyle girildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, baraj doluluk oranlarının arttığını ve geçtiğimiz yıl kuraklık yaşayan çiftçilerin bu yıl daha umutlu olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca yıl içinde 300 yeni su ve sulama tesisinin daha tamamlanacağını açıkladı. Yatırımların tarım, enerji ve sanayide üretime katkı sağlamasının hedeflendiğini belirten Erdoğan, kalkınmada en önemli unsurun “vizyon ve irade” olduğunu vurguladı.

Dünyanın en absürt savaşı..makineli tüfekler kuşa karşı.. Haber

Dünyanın en absürt savaşı..makineli tüfekler kuşa karşı..

Tarih, binlerce savaşa sahne oldu ancak bunlardan birisi insanlar arasında değil hayvana karşıydı. Avustralya devlet armasında bulunan iki hayvandan biri olan koşucu devekuşu türü olan emu. Dünyada popülasyonu sadece Avustralya’da bulunan bu tür ne kadar da ülkenin simgesi olsa da 1932 yılında Avustralya devleti tarafından bu kuşlara resmi savaş ilan edildi. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra yurtlarına dönen Avustralyalı askerler savaştan önce icra ettikleri mesleklerine döndüler. Askerlerin çoğu çiftçi olduğu için Hükümet askerlere ülkenin batısında 90 bin hektar tarım arazisi verdi ancak gözden kaçan bir detay vardı. Askerlere verilen tarım arazilerinin bölgesi yerel devekuşu türü olan emuların göç yolu üzerindeydi. Emular yavrulama dönemlerinde bu bölgeye geliyorlardı. Büyük Buhran yılı olan 1929’a kadar bölgede belli bir sorun yaşanmazken Büyük Buhran’ın etkisiyle yaşanan kuraklık emu kuşlarını tarım arazilerine akın ettirdi. 20.000 emu tarım alanlarını talan ettikten sonra eski asker çiftçiler kendi standart tüfekleriyle karşı koymaya çalıştı ancak ortalama 1.90 metre boyunda ve hızı saatte 50 kilometre hızla koşabilen bu kuşlara etki etmedi. Dönemin Savunma Bakanı’na başvuran çiftçilere olumlu dönüş yapıldı ve resmi şekilde Avustralya Devleti, emulara karşı savaş başlatmıştı. Makineli tüfeklerle yapılan ilk saldırı Emuların mermilerden kaotik ve hızlı bir şekilde kaçmasıyla olumsuz sonuçlandı. Bu saldırıda sadece birkaç emu vurulabildi. Taktik değiştiren Avustralya askerleri emuların su içmek için toplandığı gölete baskın yaptı. Saldırının başlaması ile dönemin teknoloji harikası makineli tüfekler tutukluk yaptı. Yaklaşık 1000 emunun bulunduğu gölette sadece 12 emu vurulabildi. Günler geçtikçe yeni taktikler üretilse de en son kamyonların arkasına tüfek koyup kovalamayı deneyen Avustralya askerleri arazinin engebeli ve emuların kamyondan hızlı olması nedeniyle yine başarısız olmuştu. Ordunun başındaki Binbaşı Meredith, çaresizliğini bu sözlerle anlatıyordu; “Eğer bu kuşların mermi taşıma kapasitesine sahip bir askeri birliğimiz olsaydı, dünyanın herhangi bir ordusuyla yüzleşebilirdik. Makineli tüfeklere karşı tankların dayanıklılığına sahipler. Zulu savaşçıları gibiler, dum-dum kurşunları bile onları durduramıyor.” Yaşanan utanç verici başarısız saldırılar ülke genelinde de tepki alınca mecliste alınan karar ile Avustralya askeri bölgeden çekildi ve savaşın mutlak galibi emular oldu. Berk Asıl

CHP Genel Başkanı Özel: "İran’da rejim değişikliğine İran halkı karar vermelidir" Haber

CHP Genel Başkanı Özel: "İran’da rejim değişikliğine İran halkı karar vermelidir"

Arnavutköy Durusu Mahallesi’nde İSKİ tarafından yaklaşık 4 milyar 400 milyon TL yatırım bedeliyle tamamlanan Terkos Yusuf Ziya Ortaç İçme Suyu Arıtma Tesisi, günlük 120 bin metreküp kapasiteli ilk etapla hizmet vermeye başladı. Tesisin ikinci etabının tamamlanmasıyla kapasitenin 240 bin metreküpe ulaşacağı ve Arnavutköy başta olmak üzere bölgenin içme suyu ihtiyacına önemli katkı sağlayacağı belirtildi. Terkos Gölü’nden alınan ham suyun ileri arıtma süreçlerinden geçirilerek Dünya Sağlık Örgütü standartlarına uygun içme suyuna dönüştürüleceği ifade edildi. "Bu tesis İstanbul’un su ihtiyacı için önemli bir yatırım" Açılışta konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tesisin hayata geçirilmesinin İstanbul için önemli bir adım olduğunu söyledi. Özel, geçmişte başlatılan ancak kaynak bulunamadığı için durdurulan projenin İSKİ tarafından yeniden ele alındığını belirterek, "Şafak Başa göreve geldiğinde burada bir ihtiyaç vardı. Alan kazılmış, fakat kaynak bulunamadığı için çalışmalar durmuştu. Eğer liyakatli kadrolar göreve gelmeseydi bugün bu açılışı yapamıyor olabilirdik. İSKİ kaynak buldu ve Ekrem İmamoğlu’nun göreve geldiğinde verdiği ilk talimatlardan biri olan bu tesis hızla hayata geçirildi" dedi. İstanbul’un en önemli meselelerinden birinin su yönetimi olduğunu vurgulayan Özel, "Su sorunu önceki dönemlerden devralınan ve tüm kadrolarımızın çözüm aradığı bir konudur. İklim krizi ve dünyada yaşanan su sıkıntısı nedeniyle İstanbul gibi büyük bir metropolün bu konuda sürekli hazırlıklı olması gerekir. Yaklaşık 4,5 milyar liralık bu yatırım, Arnavutköy başta olmak üzere çevre ilçelerin içme suyu ihtiyacını karşılayacak önemli bir tesistir" diye konuştu. Özel, İstanbul’un içme suyu arıtma kapasitesinin son yıllarda önemli ölçüde artırıldığını belirterek, "2019 yılında İstanbul’da günlük içme suyu arıtma kapasitesi 50 bin metreküptü. 2022 yılında yapılan yatırımlarla bu kapasite 100 bin metreküpe çıktı. Bugün açılışını yaptığımız tesisle birlikte 220 bin metreküpe ulaşmış oluyoruz. Böylece kapasite 2019 yılına göre dört kat artmış oluyor. İhtiyaç halinde bu kapasitenin daha da artırılması mümkündür" ifadelerini kullandı. "İstanbul’da çeşmeden içilebilir su sağlamak önemli bir başarı" Arnavutköy’e sağlanan suyun içilebilir kalitede olduğunu ifade eden Özel, törende İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ile aralarında geçen bir diyaloğu da paylaştı. Özel, "Yolda gelirken ‘Bu su içilebilir mi?’ diye sordum. İçme suyu kalitesinde olduğunu söylediler. O zaman ilk bardağı başkanın içmesi gerektiğini söyledim. Kendisi oruçlu olduğunu söyleyince akşam iftarını bu sudan açmak üzere sözleştik. Arnavutköy’de evlerdeki tesisatlarda bir sorun yoksa çeşmeden içilebilir kalitede su akacak olması önemli bir hizmettir" dedi. "Kuraklık küresel bir sorun, bilimsel yaklaşmak gerekir" Su konusunun siyasi tartışmaların ötesinde ele alınması gerektiğini dile getiren Özel, "Kış başında İstanbul’da ve Ankara’da ciddi kuraklık endişesi vardı. Yağışların artmasıyla birlikte baraj doluluk oranları yüzde 45 seviyelerine ulaştı ve risk büyük ölçüde azaldı. Ancak su meselesi evrensel bir sorundur. İktidar-muhalefet tartışmalarına konu edilmemeli, bilimsel yöntemlerle çözülmelidir" diye konuştu. "Rejim değişikliğine İran halkı karar verir" Konuşmasında İran’a yönelik saldırılara da tepki gösteren Özel, şu ifadeleri kullandı: "Dün gece yaşanan gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan bir şekilde İran’a yönelik saldırıları söz konusu. Biz İran’daki rejimin uygulamalarını, özellikle kadınlara yönelik baskıları ve demokratik taleplere karşı güç kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Ancak İran’da bir değişim olacaksa buna İran halkı karar vermelidir. Dünyanın öbür ucundan gelen uçak gemilerinden kalkan savaş uçaklarının İran’a ölüm yağdırmasıyla rejim değişikliği olmaz. İsrail’in saldırılarıyla, füzelerle bir ülkenin iç düzeni belirlenemez. Bu tür müdahaleler uluslararası hukuka da insanlık değerlerine de aykırıdır." "İstanbul’da su yatırımları artarak devam ediyor" Özel, İstanbul’da yapılan altyapı yatırımlarına değinerek, "Ekrem İmamoğlu göreve geldiğinden bu yana bin 294 kilometre içme suyu hattı tamamlandı. 23 kilometre uzunluğunda içme suyu tünelleri yapıldı. 170 bin metreküp kapasiteli 11 içme suyu deposu inşa edildi. İstanbul’un günlük içme suyu arıtma kapasitesi 5 milyon metreküpe ulaştı ve bu kapasitenin 5,7 milyon metreküpe çıkarılması için çalışmalar devam ediyor" dedi. Yusuf Ziya Ortaç’ın adı tesiste yaşatılacak Tesise Türk edebiyatının önemli isimlerinden Yusuf Ziya Ortaç’ın adının verilmesini de anlamlı bulduğunu belirten Özel, "Beş Hececiler’den Yusuf Ziya Ortaç’ın adının bu tesisle yaşatılması çok kıymetlidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’da su idaresini millileştirmesiyle başlayan süreç, bugün İSKİ ile devam ediyor. Arnavutköy, bu tesis sayesinde sağlıklı içme suyuna kavuşacak" ifadelerini kullandı. Açılış törenine Özgür Özel’in yanı sıra İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa, eski İBB Başkanı Ali Müfit Gürtuna, önceki dönem CHP İstanbul Milletvekili Mustafa Balbay, Beylikdüzü Belediye Başkan Vekili Önder Serkan Çebi, CHP Arnavutköy İlçe Başkanı Tekin Aras, siyasi parti temsilcileri, belediye meclis üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Fabrikaların tonlarca su çektiği İznik Gölü 200 metre çekildi Haber

Fabrikaların tonlarca su çektiği İznik Gölü 200 metre çekildi

Gölde su kaybının yalnızca kuraklıkla açıklanamayacağı yönünde değerlendirmeler yapılırken, gözler göl çevresindeki sanayi tesislerine çevrildi. Özellikle Gemlik hattında faaliyet gösteren bazı fabrikaların göl suyunu yoğun şekilde kullandığı iddiaları yeniden gündeme geldi. Özellikle sanayi tesislerinin su kullanımı ve yer altı su kaynakları üzerindeki baskının, gölün beslenme dengesini olumsuz etkilediği ifade ediliyor. Yüzölçümü ve doğal yapısıyla bölgenin en önemli ekosistemlerinden biri olan İznik Gölü, sadece bir su kaynağı değil; aynı zamanda turizm ve ekonomi açısından da hayati öneme sahip. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistleri ağırlayan göl, sahil işletmeleri, balıkçılık faaliyetleri ve tarımsal sulama sayesinde binlerce kişiye geçim kapısı oluyor. Göldeki su seviyesinin düşmesiyle birlikte balıkçılık faaliyetlerinin zorlaşması, tarımsal sulamada yaşanan sıkıntılar ve kıyı turizminin olumsuz etkilenmesi, bölge ekonomisini doğrudan tehdit ediyor. İznik ve Orhangazi’de yaşayan birçok aile, geçimini göl sayesinde sağlarken, yaşanan çekilme geleceğe dair kaygıları artırıyor. Fabrikalar tonlarca su kullanıyor Gölden su kullanan fabrikaların, su saati bile kullanmadığına dikkat çeken İznik Ziraat Odası Başkanı Vedat Çakar, "Fabrikalar İznik Gölü’nden su çekiyor. Gemlik Gübre Fabrikası 2004 yılında özelleştirildi. 2020 senesinde dönemin büyükşehir belediye başkanı Alinur Aktaş bu fabrikanın gölden ne kadar su çektiğine dair bir yazı istedi ve bu fabrika bu soruya cevap bile veremedi. Çünkü su çekilen pompada bir su saati bile yok, saat konulmamış. 2021 yılında da saat konuldu ve 10 milyon metreküp su anlaşması yapıldı. 2004 ile 2020 arasında neden buraya su saati konulmadı. Bu yıllar arasında gölden ne kadar su kullanıldığını nereden bileceğiz. 2016 yılında kuraklık başladı. DSİ önlem olarak tarıma verilen sudan tasarruf yapıyor. Tarımdan tasarruf olmaz, tarım bu ülkenin ekonomisinin can damarıdır" şeklinde konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.