Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kuraklık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa'da Makina Mühendisleri'nden Çınarcık hattına teknik inceleme Haber

Bursa'da Makina Mühendisleri'nden Çınarcık hattına teknik inceleme

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Çevre Komisyonu üyeleri, Bursa’nın gelecekteki içme suyu ihtiyacını karşılamayı hedefleyen Bursa Çınarcık Su Projesi kapsamında inşa edilen isale hattında teknik incelemede bulundu.Teknik geziye komisyon üyeleri Vuray Tezcan, Nurdane Türkyılmaz, Abdullah Ünsal, Nejat Korkmaz ve Ramazan Gülsay katıldı. İncelemede projenin mevcut durumu ile ilerleyen süreçte planlanan çalışmalar yerinde değerlendirildi. 2060 YILINA KADAR İÇME SUYU HEDEFİ MMO Bursa Şubesi tarafından yapılan açıklamada, Çınarcık Su Projesi’nin Bursa’nın 2060 yılına kadar kesintisiz ve sağlıklı içme suyu ihtiyacını karşılamayı amaçlayan stratejik bir altyapı yatırımı olduğu belirtildi. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Çınarcık Barajı’nın devreye alınacağı, mevcut sistemde kullanılan bazı su kaynaklarının ise devre dışı bırakılacağı ifade edildi. Bu sayede enerji tasarrufu sağlanmasının yanı sıra, geleceğin kritik rezerv kaynakları arasında gösterilen yer altı su kuyularının korunmasının hedeflendiği kaydedildi. Açıklamaya göre proje tamamlandığında yaklaşık 1 milyon 200 bin kişinin içme suyu ihtiyacı karşılanacak. Sistemden Kayapa, Hasanağa, Akçalar, Özlüce, Ürünlü, Balat, İrfaniye, Balabancık, Çekrice, Büyükbalıklı, Konaklı, Badırga, Çatalağıl, Karacaoba ve Başköy başta olmak üzere çok sayıda yerleşim yerinin faydalanması planlanıyor. DOĞANCI BARAJI İLE ENTEGRE ÇALIŞACAK Projede ayrıca Doğancı Barajı bağlantı hattının da önemli bir yer tuttuğu belirtildi. Bağlantı sayesinde iki barajın kuraklık dönemlerinde veya olası arızalarda birbirine alternatif olarak kullanılabileceği, böylece Bursa’nın tek bir su kaynağına bağımlılığının azaltılacağı ifade edildi. Bu entegre sistemin, iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerine karşı kentin dayanıklılığını artırmasının hedeflendiği vurgulandı. İSALE HATTINDA ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR Proje kapsamında ana dağıtım hatlarının 30 ay, isale hattının ise 910 gün içerisinde tamamlanmasının planlandığı bildirildi. İsale hattı yapım işine ilişkin sözleşmenin 23 Ekim 2023 tarihinde imzalandığı, çalışmaların ise 1 Kasım 2023 tarihinde başladığı hatırlatıldı. MMO Bursa Şubesi açıklamasında, Bursa’nın temel altyapı yatırımlarını yakından takip etmeyi ve teknik katkı sunmayı görev olarak gördükleri belirtilerek, gerçekleştirilen teknik gezinin projenin mühendislik boyutlarının bağımsız şekilde değerlendirilmesi açısından önemli olduğu ifade edildi. Açıklamada, Çevre Komisyonu’nun proje sürecine ilişkin gözlem ve değerlendirmelerini ilerleyen dönemde de kamuoyuyla paylaşmayı sürdüreceği kaydedildi.

Karacabey’de afetlere karşı güç birliği Haber

Karacabey’de afetlere karşı güç birliği

Çalıştayda Karacabey’in deprem, taşkın, sel, iklim değişikliği kaynaklı afetler ve endüstriyel riskler karşısındaki mevcut durumu değerlendirilirken, ilçenin afetlere karşı daha dirençli hale gelmesi için uygulanacak yol haritası da şekillendirildi. Atatürk Kültür Parkı Ergün Koç Kültür Merkezi Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen çalıştaya Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, Karacabey Kaymakamı Cemalettin Yılmaz, Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, Cumhuriyet Başsavcısı Hilmi Kahveci, Bursa AFAD İl Müdürü Mehmet Buldan, siyasi parti temsilcileri, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, akademisyenler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Çalıştay kapsamında oluşturulan çalışma masalarında Karacabey’in afetlere karşı mevcut durumu tüm yönleriyle ele alındı. Özellikle deprem riski üzerine yapılan değerlendirmelerde ilçenin zemin yapısı, aktif fay hatlarına yakınlığı, hızlı yapılaşma süreçleri ve afet senaryoları masaya yatırıldı. Katılımcılar, risk azaltma çalışmalarının güçlendirilmesi, zemin etütlerinin daha etkin şekilde denetlenmesi ve deprem izleme istasyonlarının artırılması konusunda görüş birliğine vardı. Ayrıca ilçenin kırılgan bölgeleri ve ana ulaşım arterlerine ilişkin eylem planları geliştirilirken, gelecekteki yerleşim ve gelişim planlamalarında zemin şartları daha uygun alanların öncelikli değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Meteorolojik ve iklim değişikliğine bağlı afetler başlığında ise Karacabey’in çok havzalı taşkın riski, kıyı fırtınaları, kuraklık ve tarımsal üretime yönelik tehditler değerlendirildi. Yerel yönetimlerin İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) sürecine daha güçlü entegrasyonunun sağlanması amacıyla 15 öncelikli eylem ve 7 performans göstergesi üzerinde ortak kararlar alındı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Bursa AFAD İl Müdürü Mehmet Buldan ise konuşmasında afet yönetiminde önleyici çalışmaların önemine dikkat çekti. Buldan, afet meydana gelmeden önce riskleri belirlemenin ve gerekli hazırlıkları yapmanın can ve mal kayıplarını büyük ölçüde azaltacağını ifade etti. Karacabey’in sahip olduğu coğrafi, tarımsal ve sanayi potansiyeli nedeniyle farklı afet türleriyle karşı karşıya kalabildiğini belirten Buldan, çalıştay sonucunda ortaya çıkacak verilerin hem ilçe hem de Bursa ölçeğinde önemli bir yol gösterici olacağını dile getirdi. Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı da afet risklerinin azaltılmasının yalnızca kamu kurumlarının değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Karacabey’in tarım, sanayi, ulaşım ve doğal zenginlikleriyle Bursa’nın en önemli ilçelerinden biri olduğunu ifade eden Karabatı, bu güçlü yapının korunabilmesi için afet risklerinin bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Deprem gerçeğinin hiçbir zaman göz ardı edilemeyeceğini belirten Karabatı, güvenli yapılaşma, afet bilinci, eğitim çalışmaları ve kurumlar arası koordinasyonun büyük önem taşıdığını ifade etti. İklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiğine dikkat çeken Karabatı, özellikle tarımın merkezi konumundaki Karacabey için kuraklık, taşkın ve aşırı hava olaylarına karşı hazırlıklı olunmasının hayati önem taşıdığını kaydetti. Karabatı konuşmasında şu değerlendirmede bulundu; "Afetlere dirençli şehirler oluşturmak artık bir tercih değil zorunluluktur. Gelecek nesillere daha güvenli, daha hazırlıklı ve daha sürdürülebilir bir Karacabey bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Karacabey Belediyesi olarak afet risklerinin azaltılması, hazırlık çalışmalarının güçlendirilmesi ve toplumda afet bilincinin geliştirilmesi için üzerimize düşen tüm görevleri kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz." Programda konuşan Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun ise, afet yönetiminin yalnızca kriz anlarında yürütülen bir süreç olmadığını belirterek, risklerin önceden tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Altun, kamu kurumları, yerel yönetimler, akademik çevreler ve vatandaşların ortak hareket etmesinin afetlere karşı dayanıklılığı artıracağını belirterek, hazırlanan çalışmaların Bursa genelindeki afet risk azaltma politikalarına önemli katkılar sunacağını söyledi. Gün boyu devam eden çalıştayda uzmanlar, akademisyenler ve kurum temsilcileri tarafından hazırlanan sunumlar gerçekleştirildi. Ardından düzenlenen çalışma masalarında Karacabey’in afet riskleri detaylı şekilde değerlendirilerek çözüm önerileri geliştirildi. Çalıştay sonunda ortaya çıkan önerilerin Bursa İl Afet Risk Azaltma Planı’na katkı sunması ve Karacabey’in afetlere karşı daha dirençli bir kent haline gelmesine yönelik yeni projelere zemin oluşturması hedefleniyor. Böylece ilçenin depremden taşkına, iklim değişikliğinden endüstriyel risklere kadar geniş bir yelpazede daha güvenli ve sürdürülebilir bir geleceğe hazırlanması amaçlanıyor.

Bakan Kurum: "Depremden sonra 2 yılda 455 bin konutu bitirmek kolay iş değil" Haber

Bakan Kurum: "Depremden sonra 2 yılda 455 bin konutu bitirmek kolay iş değil"

Kayseri’de Erciyes Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Erciyes Zirvesi-1’de konuşan Bakan Kurum, iklim değişikliğinin etkilerine değindi. Kurum, "İklim değişirken ilk etkilenen başlıklardan biri sudur. Çünkü kuraklık küresel bir mesele haline gelmiştir. Üstelik bu meselede artık çiftçinin veriminin azalması, şehirlerin içme suyu güvenliğinin zorlanması, sanayinin üretim kapasitesinin etkilenmesi gibi sonuçlar karşımıza çıkıyor. Su zayıfladığında ikinci büyük baskı gıda üzerinde oluşuyor. Çünkü iklim değişikliği toprağın verimini, ekimin zamanını, ürünün desenini ve gıda arzını doğrudan etkiliyor. Haziran ayı içerisindeyiz, hala tarlaların sararmadığını görüyoruz. Üstelik gıda meselesi sadece ekip biçme meselesi değildir, aile bütçesidir. Su ve gıda baskısı arttığında asıl büyük acı başlar; güvenlik. Güvenlik krizi karşımıza çıkar. Çünkü su zayıflarsa üretim zayıflar, üretim zayıflarsa gıda baskısı artar, gıda baskısı artarsa sosyal huzur ve emniyet kökünden etkilenir. Biz bugün burada iklimi konuşurken sadece havayı değil suyu, toprağı, üretimi, şehirleri ve insanlığın ortak güvenliğini burada konuşuyoruz" dedi. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kudretidir" 6 Şubat Kahramanmaraş depreminin ardından 2 yılda 455 bin konutun tamamlandığını kaydeden Bakan Kurum, bunun kolay bir iş olmadığını dile getirerek, "Küresel iklim meselesine dair finansmana erişemeyen ülkelerden dönüşüm beklemek mümkün değil, çünkü ihtiyaçları var. Teknolojiye ulaşamayan toplumlara aynı yükü yüklemek hakkaniyetli değil. Eğer biz paranın yönünü doğaya çevirmezsek dünyanın yönü asla değişmez. Biz de inşallah tüm gücümüzle cumhurbaşkanımızın liderliğinde 25 yıl yaptığımız gibi afette, depremde, selde, yangında, milletimizin zor gününde nasıl yanında olduysak, olmaya devam edeceğiz. Biz uygulama, aksiyon adamlarıyız. Bu mesele yalnızca küresel masalarda konuşulan mesele değil. Şehirlerimize de bizzat uyguluyoruz. 6 Şubat’ta çok büyük bir felaket yaşadık, sabah 04.17’de büyük bir acıyla tüm Türkiye uyandı. 11 ilimizi etkileyen, 50 bini aşkın canımızı kaybettiğimiz bir deprem. Çok üzüldük ama 86 milyon tek yürek olduk. Hep birlikte 11 ilimizin yardımına koştuk. Kayseri kendi acısını unuttu Hatay’a, Kahramanmaraş’a, Adıyaman’a, Malatya’ya, Gaziantep’e yardıma koştu. Depremden sonra nasıl sahada hızlı ve sonuç odaklı bir inşa seferberliği yürütüp, dile kolay 2 yılda 455 bin konutu bitireceksiniz. Kolay iş değil. Bu milletimizin başarısıdır, Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin kudretidir" ifadelerini kullandı. "İzmit Körfezi’nde dünyanın en büyük projelerinden birini yapıyoruz" İzmit Körfezi’nden 2.4 milyon metreküp çamur çıkardıklarını kaydeden Kurum, "İzmit Körfezi’nde dünyanın en büyük çevre projelerinden birini yapıyoruz. Toplamda 2.4 milyon metreküp dip çamurunu çıkardık. 240 bin kamyon hafriyatı aldık ve bertaraf ediyoruz. Hiçbir zaman sözde vaatlerle milletimizin karşısına çıkmadık. Eser ürettik, iş yaptık, hizmet götürdük. O yüzden milletimiz de bize 25 yıldır destek oluyor. Kocaeli’nde de bu bakışla çok önemli bir iş yaptık" diye konuştu.

Bakan Yumaklı: "28 uçak, 119 helikopter, 14 İHA ile yeşil vatanımıza havadan kalkan oluyoruz" Haber

Bakan Yumaklı: "28 uçak, 119 helikopter, 14 İHA ile yeşil vatanımıza havadan kalkan oluyoruz"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İzmir temasları kapsamında Selçuk Efes Havalimanı’ndaki ‘Yeşil Vatan Kahramanları Görev Başında’ programına katıldı. Bakan Yumaklı, burada protokol tarafından çiçekle karşılandı. Ardından programda konuşan Yumaklı, "Bu kadim coğrafya, binlerce yıllık tarihiyle, verimli ovalarıyla ve zümrüt yeşili ormanlarıyla, yalnızca Ege’nin değil Türkiye’nin incisi konumundadır. Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret değildir. Ormanlarımız, suyumuzun, toprağımızın, havamızın, biyoçeşitliliğimizin, üretimimizin ve geleceğimizin teminatıdır. Bu nedenle orman yangınlarıyla mücadeleyi sadece bir afetle mücadele başlığı olarak görmüyoruz. Biz bu mücadeleyi, vatan toprağını koruma, milletimizin ortak mirasına sahip çıkma ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye bırakma sorumluluğu olarak değerlendiriyoruz" diye konuştu. "Kara gücümüzü, hava filomuzu, teknolojik altyapımızı sürekli güçlendiriyoruz" Dünyada iklim değişikliğinin etkilerinin, her geçen yıl daha ağır şekilde hissedildiğinden bahseden Bakan Yumaklı, şunları söyledi: "Akdeniz kuşağında yer alan ülkemiz de bu riskten doğrudan etkileniyor. Artan sıcaklıklar, uzayan kurak dönemler, değişen yağış rejimleri ve şiddetlenen rüzgârlar, orman yangınları riskini daha da artırıyor. Ege ve Akdeniz bölgelerimiz de, yaz aylarında yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgar nedeniyle yangın açısından hassas bölgelerimizin başında geliyor. Biz hazırlıklarımızı her yıl daha güçlü, daha planlı, daha teknolojik ve daha bütüncül bir anlayışla sürdürüyoruz. Orman yangınlarıyla mücadelede temel yaklaşımımız net. Yangını çıkmadan önlemek, çıkan yangını en kısa sürede tespit etmek, ilk müdahaleyi en hızlı şekilde yapmak. Bunun için kara gücümüzü, hava filomuzu, teknolojik altyapımızı, karar destek sistemlerimizi ve insan kaynağımızı sürekli güçlendiriyoruz." Araç sayıları arttı Orman yangınlarında bir dakikalık gecikmenin, yangının büyümesine sebep olabildiğini ifade eden Bakan Yumaklı, "Ancak hızlı ve doğru müdahale de binlerce ağacın, canlı yaşamının, yerleşim yerlerimizin korunmasını sağlar. Bu mücadelemizde hava araçlarımız, yangını kontrol altına almada en önemli çarpanlarımızdan biridir. Bugün orman yangınlarına karşı, 28 uçak, 119 helikopter, 14 insansız hava aracımızla yeşil vatanımıza havadan kalkan oluyoruz. Bu gücümüzle de toplam 462 ton su atma kapasitesine sahibiz. Geçtiğimiz yıla göre hava aracı sayımızı 146’dan 161’e çıkardık. Selçuk Efes Havalimanı da bu mücadelede stratejik noktalardan biridir. Buradan havalanan araçlarımız, İzmir’in, Ege’nin ve ihtiyaç duyulan tüm bölgelerimizin ormanlarını korumak için görev yapmaktadır. Her bir damla su, bir ağaca, bir canlıya umut olmaktadır" açıklamalarına yer verdi. "Hava gücümüzü yalnızca sayı olarak artırmadık. Aynı zamanda bu gücü daha akıllı, daha dinamik ve daha risk odaklı yönetecek yeni uygulamaları da devreye aldık" diyen Yumaklı, şunları kaydetti: "Artık hava araçlarımız, yangın risk haritaları, meteorolojik veriler, dijital sistemler ve merkezi koordinasyonla en doğru yerde, en doğru zamanda konuşlandırılıyor. Riskin arttığı bölgelerde, hava araçlarımızı dinamik olarak kaydırıyor, ihtiyaç duyulan alanlarda daha hızlı müdahale imkanı sağlıyoruz. Bu yıl ilave edilen 11 yeni konuşlanma noktası oluşturduk. Hava araçlarımızın, yangınlara daha etkili ve daha hızlı müdahale etmesini hedefliyoruz. Özellikle Batı Karadeniz’de oluşturulan yeni konuşlanma noktaları, bu bölgelerde hava araçlarımızın yangın sahasına ulaşma süresini önemli ölçüde kısaltacaktır. Ayrıca çok hafif sınıf helikopterlerimizi de yangının ilk dakikalarında hızlı müdahale amacıyla daha etkin şekilde kullanacağız. Bu helikopterler; yakın su kaynakları, risk haritaları, dinamik konuşlandırma ve canlı görüntü sistemleriyle birlikte daha verimli yönetilecek." ‘Kara gücü’ vurgusu Bu yıl kara gücünü de önemli ölçüde artırdıklarını belirten Bakan Yumaklı, "Araç sayımız 5 bin 339’dan 5 bin 550’ye çıktı. Arazöz sayımızı bin 766’dan bin 930’a, İlk müdahale aracı sayımızı 2 bin 742’den 2 bin 751’e, İş makinesi sayımızı ise 831’den 868’e yükselttik. Mevcut havuz ve göletlerimize ilave olarak 55 yeni havuz ve gölet daha inşa edeceğiz. Böylece yangınla mücadelede kullanılan havuz ve gölet sayımız 4 bin 852’ye ulaşacak" açıklamalarına yer verdi. Yangınlarda ‘yapay zeka’ desteği Türkiye’nin, orman yangınlarıyla mücadelede, teknolojiyi en etkin kullanan ülkelerden biri olduğundan bahseden Bakan Yumaklı, "İnsansız hava araçlarımız sayesinde, ormanlarımızı geniş alanlarda anlık olarak takip ediyoruz. Dumanı daha erken görüyor, yangın riskini daha hızlı değerlendiriyor, ekiplerimizi sahaya çok daha etkin şekilde yönlendiriyoruz. Bugün artık orman yangınlarıyla mücadelede, sadece gözle değil, yapay zekayla, anlık veriyle, karar destek sistemleriyle ve güçlü koordinasyonla hareket ediyoruz. 2026 yılında yapay zeka destekli yangın risk haritalarımızı kullanıma aldık. Bu haritalar, sıcaklık, rüzgar, nem, topoğrafya, yanıcı madde tipi ve kuraklık gibi birçok parametreyi birlikte değerlendiriyor. Yangın riskini 7 gün önceden tahminleyebilecek şekilde çalışan bu sistem sayesinde, yangın çıkma ihtimali yüksek alanlarda önleyici tedbirleri artırıyoruz. Artık yalnızca yangına müdahale etmiyoruz, yangın riskini önceden okuyor, sahadaki hazırlığımızı buna göre planlıyoruz" şeklinde konuştu. "Orman yollarını navigasyon sistemine aktardık" 2021 yılından bu yana kullanılan Yangın Yönetim Yazılımını daha da geliştirdiklerini ifade eden Yumaklı, "Yangınla mücadelede kullanılan farklı yazılımları, Orman Yangın Yönetim Sistemi adı altında tek platformda topluyoruz. Arazöz ve su ikmal araçlarımıza sıcaklık, nem ve rüzgar ölçen sensörler takıyoruz. Böylece yangın mahallindeki meteorolojik veriler, anlık olarak takip edilecek. Orman yolları da açılmış durumda. Bu yollar navigasyon sistemine aktarıldı" dedi. İnsan gücü artırılıyor İnsan gücünün de artırıldığını aktaran Yumaklı, "Şu anda 28 bin kahramanımız var. Gönüllü sayımız 132 binden 138 bine ulaştı. Hem bilgiyi, hem tecrübeyi, hem teknolojiyi içeren, ve bir bütün içerisinde yönetilmesini ifade eden bir değerin altını çizmiş oluyoruz. Yangınla mücadele organizasyonumuzda görev alan personel sayımızı bu yıl 3 bin kişi artırarak 28 bine çıkardık. Geçmişten bugüne, Yeşil Vatan için canlarını feda eden bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle anıyorum" ifadelerine yer verdi. "Orman yangınlarının yarıdan fazlası ormanlık alan dışında meydana geldi" "Orman yangınlarıyla mücadele yalnızca kurumlarımızın değil, hepimizin ortak görevidir" diyen Yumaklı, şöyle devam etti: "Bir ihmal, bir dikkatsizlik, bir anlık tedbirsizlik, yılların emeğini, binlerce canlının yaşam alanını ve milletimizin ortak değerini tehdit edebilir. Bu nedenle vatandaşlarımızın hassasiyeti, sahadaki mücadelemiz kadar önemlidir. Geçen yıl çıkan orman yangınlarının neredeyse yarıdan fazlası orman dışında meydana gelmiştir. Lütfen ormanlarımızda ateş yakmayalım, izmarit atmayalım, anız yakmayalım. Riskli davranışlardan uzak duralım, şüpheli bir duman gördüğümüzde, vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirelim. Yangını söndürmenin en etkili yolu, yangının çıkmasına engel olmaktır. Yeşil Vatan için ortaya koyduğumuz bu mücadeleyi, akılla, bilimle, teknolojiyle, tecrübeyle ve milletimizin desteğiyle daha da güçlendirmeye devam edeceğiz" "İmkanlarımız artmakta" İzmir Valisi Süleyman Elban ise "İklim değişikliği, küresel ısınma ve nüfus artışı, kırsala yoğun yerleşme, mobilitenin çok artması, ormanlarımız maalesef birçok etkenin etkisiyle yangın riskiyle karşı karşıya. Bu yangınla mücadele konusunda orman teşkilatımız her geçen gün gücüne güç katıyor. Hava, kara araçları, personel takviyesi dahil olmak üzere her gün yeni çalışmalarına mücadeledeki kabiliyetini, imkanlarını arttırmakta. İnşallah hiçbir metrekare yerimiz yanmaz. Ama bir yangın durumunda da tüm teşkilatımız ve bakanlığımız hazır" şeklinde konuştu. "Yangınlar çok küçük sebeplerden dolayı başlayabiliyor" Programda konuşan Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, "Tüm dünyada iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle birlikte maalesef her geçen gün sıcaklıkların arttığı, nemin düştüğü, şiddetli rüzgarların, ani yağışların yaşandığı dönemler geldi. Bütün bunlar orman yangınları açısından ülkemizde de riski artırdı. Yangınlar artık çok daha küçük bir sebepten başlayabiliyor. Hızlı yayılıyor ve maalesef söndürülmesi de eskisine göre daha zor hale geldi. Dünyada orman yangınlarıyla mücadelede örnek alınan bir ülke durumundayız. Vatandaşlarımızın yangınlar konusunda hassasiyet göstermeleri hususunda farkındalık çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Bunun faydasını da 2025 yılında yaşanan büyük yangınlara rağmen yangınların adet bazında yüzde 15 azalmış olmasıyla gördük. Eğer 2025 yılındaki olumsuz şartlar, bir de o hassasiyet olmasaydı, Allah korusun daha büyük felaketlere sebep olabilirdi. Bu çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz. 48 bin mesai arkadaşımız gece gündüz demeden görevlerini ifa ediyor" açıklamalarında bulundu. "Üstümüze düşen görevi yerine getiriyoruz" İzmir’de daha önceki yıllarla beraber 320 adet yangını yaşadıklarını kaydeden AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, "320 yangının yanında 340 tane de ormanda kaynaklanmayan orman dışı yangınla karşılaştık. Sadece vatandaştan beklemeyeceğiz. Teslimatını yapacağımız araçlarla beraber yangınların da önüne geçeceğiz. Bunun yanında bir de yerel yönetimlerin üstüne düşen işler var. Buca’da yaşadığımız yangın insan kaynaklı. Gaziemir’de çıkan bir yangınımız çöp toplanmamasından, Narlıdere’de çıkan bir yangın yine çöplerinin toplanmamasından çıktı. O yüzden burada hem yerel yönetimlerin üstünde de çok büyük görev düşüyor. Biz Merkezi Hükümet olarak İzmir’de de, Türkiye’nin genelinde de üstümüze düşen görevi yerine getiriyoruz" ifadelerini kullandı. Programa, İzmir Valisi Süleyman Elban, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, İzmir Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda bölünmez Çankırı ve orman çalışanları katıldı.

"Kuraklık" değişkeni devre dışı kaldı; buğdayda rekor geliyor Haber

"Kuraklık" değişkeni devre dışı kaldı; buğdayda rekor geliyor

Türkiye genelinde nisan ayında kaydedilen yağış miktarının, bitkinin sapa kalkma ile başaklanma evrelerindeki su ihtiyacını en üst seviyede karşıladığı vurgulanan raporda, rekolte tahminlerinde kuraklık değişkeninin tamamen devre dışı kaldığı bildirildi. Raporda, nisan ayı yağış ortalamasının 86,5 milimetre ile uzun yıllar ortalamasının yüzde 50 üzerinde gerçekleştiği aktarıldı. İl bazlı verilerde Siirt’in 229,3 milimetre ile en çok yağış alan kent olduğu, Antalya, Osmaniye ve Rize’de ise 66 yıllık meteorolojik kayıtların yenilendiği bilgisine yer verildi. Akdeniz’in son 24, İç Anadolu’nun ise son 23 yılın en yağışlı nisan dönemini geride bıraktığı; 1 Ekim 2025 - 30 Nisan 2026 dönemini kapsayan kümülatif yağışların ise 555,3 milimetreye ulaşarak son 66 yılın en yüksek su yılı seviyesine çıktığı kaydedildi. Türkiye’nin buğday ekim alanlarının yüzde 37’sini barındıran İç Anadolu Bölgesi’nde nisan ayı yağışlarının normalin yüzde 34 üzerinde seyretmesinin; Konya, Ankara, Eskişehir, Kırşehir ve Yozgat başta olmak üzere geniş alanlarda güçlü ve homojen bir bitki gelişimini beraberinde getirdiği ifade edildi. Konya’da son 21 yılın en yüksek nisan ayı yağışının kaydedildiği, yeterli toprak neminin kıraç alanlardaki verim beklentisini yükselttiği aktarıldı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde nisan ayında normalin yüzde 99 üzerinde gerçekleşen yağışların Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Gaziantep çevrelerinde hububat gelişimini güçlü şekilde desteklediği, yoğun nem nedeniyle oluşan fungal hastalık risklerine karşı önlemlerin sürdüğü belirtildi. Akdeniz Bölgesi’nde de yağış rejiminin olumlu seyrettiği, Hatay’daki bazı alanlarda dekar başına 700 ila 800 kilogram seviyelerine ulaşabilecek verim potansiyeli öngörüldüğü açıklandı. Marmara, Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerinde de düzenli yağışlar sayesinde üretimin geçen yıla kıyasla güçlü ilerlediği, Trakya’da ise zamanında yapılan tarımsal mücadele ile bitki sağlığının korunduğu vurgulandı. Saha gözlemleri, bölgesel fenolojik değerlendirmeler ve iklim verileri doğrultusunda mayıs ayı içinde ekstrem bir olumsuzluk yaşanmaması halinde, Türkiye’nin 2026 üretim sezonunda yaklaşık 23 milyon ton buğday, 8,7 milyon ton arpa rekoltesine ulaşabileceğinin tahmin edildiği duyuruldu. Nihai üretim miktarlarında önümüzdeki süreçte dane dolum dönemindeki sıcaklık seyrinin ve mayıs yağışlarının dağılımının belirleyici olacağı, gıda arz güvenliği kapsamında gelişmelerin yakından takip edildiği bildirildi.

Osmangazi’de Çocuklara “Gelecek İçin Harekete Geç” Çağrısı Haber

Osmangazi’de Çocuklara “Gelecek İçin Harekete Geç” Çağrısı

Çocukların eğitimine büyük önem veren ve çevreye duyarlı nesiller yetiştirilmesi amacıyla çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediyesi, Candan Genceroğlu Kreş ve Gündüz Bakımevi’nde anlamlı bir etkinliğe imza attı. Dünya İklim Günü kapsamında gerçekleştirilen programda çocuklara sıfır atık, geri dönüşüm, enerji tasarrufu, doğal kaynakların korunması ve çevre kirliliğinin önlenmesi gibi konularda bilgilendirmelerde bulunuldu. Osmangazi Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Rüveyşa Burça Sütçüoğlu tarafından minik öğrencilere çevreyi korumanın önemi anlatılırken, çocukların yaş seviyelerine uygun şekilde hazırlanan sunumlarda, günlük hayatta uygulanabilecek küçük davranışların doğanın korunmasına büyük katkı sağlayabileceği vurgulandı. Eğitici sunumun ardından gerçekleştirilen drama atölyesinde ise çocuklar çeşitli oyunlar ve canlandırmalar eşliğinde öğrendiklerini uygulama fırsatı yakaladı. “Küçük Adımlar, Büyük Değişimlere Sebebiyet Verir” İklim değişikliğinin artık yalnızca geleceğin değil, bugünün de en önemli sorunlarından biri haline geldiğini belirten İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Rüveyşa Burça Sütçüoğlu, bu doğrultuda çocuklarla bir araya gelmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. Geleceğin teminatı olan çocuklarla çok verimli bir etkinlik gerçekleştirdiklerine değinen Rüveyşa Burça Sütçüoğlu, “Artan sıcaklıklar, kuraklık, su kaynaklarının azalması ve çevre kirliliği hepimizi etkiliyor. Ancak unutmamalıyız ki doğamızı korumak için atacağımız küçük adımlar, büyük değişimlere sebebiyet verir. Biliyoruz ki çevreye duyarlı bireyler, küçük yaşlarda yetişirler. Burada çocuklara vereceğimiz her güzel mesaj, gelecekte daha temiz, daha yeşil ve daha yaşanabilir bir dünya için umut olacaktır. Doğamızı korumak sadece kurumlarımızın değil, hepimizin ortak sorumluluğundadır. Atık azaltımı, suyun ve enerjinin tasarruflu kullanımı, geri dönüşümüne önem vermek ve çevre kirliliğini önlemek, geleceğimize atacağımız büyük adımlardır. Dünya İklim Günü’nün çevre bilincinin artması açısından bir vesile olmasını diliyor, ‘Gelecek İçin Şimdiden Harekete Geç’ diyoruz” ifadelerini kullandı.

Bursa'da suya indirim geldi! Bursa'da su faturaları 1 Haziran'da hafifliyor! Haber

Bursa'da suya indirim geldi! Bursa'da su faturaları 1 Haziran'da hafifliyor!

Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen BUSKİ Genel Kurulu’na, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri ve BUSKİ yöneticileri katıldı. Gündem maddelerinin görüşüldüğü genel kurulda, su tarifesi kademe değişikliği ile evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleriyle ilgili önerge de görüşüldü. Doğrudan görüşülen önergeler, verilen arada Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü. Aranın ardından önergeler oy birliğiyle kabul edildi. Alınan karara göre, eskiden 0-12 metreküp olan birinci kademe 0-15 metreküpe, 13-20 metreküp olan ikinci kademe 16-20 metreküpe çıkartılırken, 21 metreküp ve üzeri olan üçüncü kademe aynı kaldı. Ayrıca fatura kalemleri içerisinde yer alan bakım bedeli de kaldırılmış oldu. Öte yandan 1 Ocak 2026 tarihinde su faturalarına dâhil edilen ve BUSKİ tarafından tahsil edilerek ilçe belediyelerine aktarılan evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleri de faturalardan çıkarıldı. Alınan kararlar, 1 Haziran 2026 itibarıyla yapılacak endeks okumalarında geçerli olacak. YÜZDE 28 İNDİRİM Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 15 metreküpe kadar su kullanan kişi sayısının nüfusun 87’sine denk geldiğini açıkladı. Bunun da neredeyse Bursa'nın tamamına yakını olduğunu anlatan Başkan Vekili Biba. “15 metreküp kullanan bir kişiye, yapılan düzenleme ile yüzde 28 indirim sağlandı. Evinde daha az kişi olan, daha az tüketim yapanlara da yüzde 35 indirim sağlandı. Çok abartılı şekilde su kullananlar, 25 metreküp üzerinde tüketim yapanlara da yüzde 13 indirim yapıldı. Her 1 lira indirimin, bir buçuk milyon abonesi olan kuruma 1.5 milyon lira maliyeti vardır. Tüm Büyükşehir Belediyesi meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Bu, meclisin başarısıdır” dedi. VATANDAŞIN TALEBİ DİKKATE ALINDI Başkan Vekili Şahin Biba, su faturalarıyla ilgili her gün yüzlerce telefon aldığını söyledi. Vatandaşların bu konuda serzenişlerini de haklı bulduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, “Bir çalışma yaparak bununla ilgili bir düzenleme yaptık. Bundan sonra vatandaşlarımızın da tasarruf konusunda elini taşın altına koyması gerekir. Su, yalnızca günlük yaşamımızın bir parçası değildir. Aynı zamanda geleceğimizin en stratejik ve en hayati kaynağıdır. Dünyada ve ülkemizde yaşanan iklim değişiklikleri, kuraklık ve artan nüfus suyun ne kadar kıymetli olduğunu bizlere güçlü şekilde göstermektedir. Artık suyu sınırsız bir kaynak gibi görme dönemi sona ermiştir” diye konuştu.

Bursa’da bol yağışlar çeltik ve ikinci ürün yasağını kaldırdı Haber

Bursa’da bol yağışlar çeltik ve ikinci ürün yasağını kaldırdı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, şubat ayı uzun yıllar yağış ortalaması 75 kilogram olan Bursa’ya bu yılın aynı ayında 129 kilogram yağış düştü. Tarımsal üretimin önde gelen ilçelerinden Karacabey’de metrekareye 95,3 kilogram, Mustafakemalpaşa’da 105,8 kilogram yağış oldu. Mevsim ortalaması metrekareye 70 kilogram olan martta ise 92,8 kilogram yağış gerçekleşen Bursa’da, Karacabey 127, Kestel 71,9, Mustafakemalpaşa ise 106,2 kilogram yağış aldı. Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerindeki yoğun yağışlar, Uluabat Gölü’nün taşmasına ve bazı tarım arazilerinin su altında kalmasına yol açarken, tarımsal sulama rezervlerini ise tamamen doldurdu. "Suyumuz bol, bir sıkıntımız yok" Karacabey Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ramazan Düzen, geçen yıl yaşanan kuraklık nedeniyle Manyas Gölü ve barajındaki su seviyesinin kritik noktalara gerilediğini, bu sebeple Bursa Valiliği kararıyla ekim yasağı getirildiğini hatırlattı. Yağışların durumu değiştirdiğini belirten Düzen, "Hem göl hem de barajdaki durum şu anda gayet iyi. Doluluk oranının yüzde 95 seviyesinde olduğunu öğrendik. Suyumuz bol, bir sıkıntımız yok. Hatta fazlasıyla var, binlerce dönüm arazi şu an su altında." dedi. Ekonomiye ikinci ürün katkısı Yasağın kalkmasının bölge ekonomisi için büyük önem taşıdığını vurgulayan Düzen, şunları kaydetti: "Bölgemizde yaklaşık 25-30 bin dönüm alanda çeltik üretiliyor. Yasağın kalkmasıyla çiftçimiz tarlasını hazırlayıp tohumunu toprakla buluşturacak. Ayrıca ikinci ürün ekimindeki yasak da kalktı. Buğdayını hasat eden çiftçimiz yerine ikinci ürününü ekebilecek. Bu durum hem üreticimizin yüzünü güldürecek hem de ekonomiye ciddi katkı sağlayacak. Bütün çiftçilerimiz adına bereketli bir hasat dönemi diliyorum."

Ziraat Odası Başkanı Dimrit: "Hedef zeytin üreticisi değil, sanayi olmalı" Haber

Ziraat Odası Başkanı Dimrit: "Hedef zeytin üreticisi değil, sanayi olmalı"

Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Hayrettin Kuşcu’nun Bursa Tarım Kongresi’nde yaptığı açıklamalar, zeytin üreticisi ve Orhangazi Ziraat Odasının tepkisine neden oldu. Kuşcu’nun, ’Bir kilogram zeytinin sofraya gelene kadar yaklaşık 6 bin 800 litre su tükettiği’ne dair verileri paylaşması üzerine Orhangazi Ziraat Odası Başkanı Dinçer Dimrit bir açıklama yaptı. Başkan Dinçer Dimrit, bilimsel verilerin arkasına sığınılarak çiftçinin hedef tahtasına oturtulduğunu belirterek, "Prof. Dr. Kuşcu’nun açıklamalarıyla tarım ve zeytin üreticisi açıkça hedef alınmıştır. İznik Gölü’nün çekildiği, kuraklıkla mücadele ettiğimiz bu hassas dönemde faturanın zeytine kesilmesi kabul edilemez. Kuraklığın tek sorumlusu tarımmış gibi bir algı oluşturuluyor" dedi. "Sanayinin çektiği sular neden gizleniyor" Özellikle İznik Gölü ve çevresindeki sulak alanlara dikkat çeken Dimrit, sanayi kuruluşlarının su tüketiminin göz ardı edilmesini eleştirdi. Bilim insanlarına ve yetkililere seslenen Dimrit, "İznik Gölü çevresindeki dev sanayi tesislerinin yeraltı ve yerüstü kaynaklarından çektiği su miktarı neden açıklanmıyor? Sanayinin doğaya ve su kaynaklarına verdiği zarar neden hiçbir bilimsel çalışmada ön plana çıkarılmıyor? Neden her kuraklık döneminde ilk akla gelen ’tarımsal sulamayı kısıtlamak’ oluyor?" ifadelerini kullandı. "Sulu tarım olmazsa yaşam olmaz" Önümüzdeki sulama sezonu öncesi bu tür açıklamaların "sulama kısıtlamalarına zemin hazırladığını" savunan Dimrit, "Bu açıklamalar, çiftçinin suyunu kesmek isteyenlerin eline koz vermektir. Zeytin, bölge üreticisinin tek geçim kaynağıdır. Zeytin olmazsa Orhangazi olmaz, tarım olmazsa yaşam olmaz. Yetkililere çağrımızdır; çiftçiyle uğraşmayı bırakın, su kaynaklarımızı asıl tüketen ve kirleten sanayi kuruluşlarını denetleyin" dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.