Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kültürel Miras

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Haber

Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi

Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.

Mudanya'nın kentsel hafızasına dijital kayıt Haber

Mudanya'nın kentsel hafızasına dijital kayıt

Bursa'nın Mudanya ilçesinde tarihsel mirası geleceğe taşımak için kapsamlı bir envanter projesi başlatan Mudanya Belediyesi, Osmanlı döneminden kalan mezar taşları ile tarihi çeşmeleri tek tek tespit ederek kültürel mirasa katkı sunmaya hazırlanıyor. Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi bölümlerinin akademik desteğiyle Mudanya Belediyesi Kentsel Tasarım Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmada, Osmanlı dönemi mezar taşları ve tarihi çeşmeler teknik, görsel ve kültürel yönleriyle belgeleniyor. Çalışmayla hem araştırmacılar için güvenilir bir veri kaynağı oluşturmayı, hem de vatandaşların ve ziyaretçilerin Mudanya’nın tarihsel belleğiyle daha güçlü bağ kurması sağlanması hedeflediklerini belirten Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, ilçenin 2 bin 800 yıllık geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını ve bu kapsamda çalışmanın kent belleği açısından önemli olduğunu söyledi. Tarihe sahip çıkmayı, geleceğe karşı sorumluluğun bir parçası olarak gördüklerini ifade eden Başkan Dalgıç, "Bilim insanlarımızın katkılarıyla oluşturacağımız dijital arşiv ve açık hava müzeleriyle hemşehri bağlarımızı güçlendirecek, gelecek kuşaklara güçlü bir miras bırakacağız" dedi. MEZAR TAŞLARI DİJİTAL ARŞİVE AKTARILIYOR “Mudanya ve Köylerindeki Osmanlı Mezar Taşlarının Belgelenmesi ve Korunması Projesi” kapsamında da ilçenin sessiz tanıkları olan tarihi mezar taşlarının incelendiğini belirten Başkan Dalgıç, taşlar üzerindeki kitabeler, semboller, yazı karakterleri ve bezeme unsurları; sanat tarihi, sosyoloji, antropoloji ve edebiyat disiplinleri ışığında araştırıldığını kaydederek, Kumyaka Mahalle Mezarlığı’nda başlayan saha çalışmalarının ikinci etabı Hasköy, Mirzaoba, Çağrışan, Yörükali, Mürsel, Dedeköy ve Çekrice mahallelerinde sürdürüleceğini söyledi. Proje sonunda “Mudanya Mezar Taşları Dijital Arşivi” oluşturulacağı, elde edilen tüm verilerin hayata geçirilecek “Mudanya Kültürel Miras Portalı” üzerinden araştırmacıların, vatandaşların ve ziyaretçilerin erişimine açılacağı bildirildi.

Osmangazi'nin UNESCO mirası alanlarında titiz mesai Haber

Osmangazi'nin UNESCO mirası alanlarında titiz mesai

Tarihi ve kültürel değerleri, doğal zenginlikleri ve yüksek ziyaretçi potansiyeliyle Bursa’nın turizmden aldığı payı artırmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi, yerli ve yabancı misafirlere daha temiz ve düzenli bir ziyaret ortamı sunmak için özel bir ekip oluşturdu. Osmangazi Belediyesi AR-GE ve Temizlik İşleri Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen proje kapsamında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne 2014 yılında dahil edilen Osmangazi sınırları içindeki tarihi alanlarda düzenli temizlik çalışmaları gerçekleştiriliyor. Kentin tarihi kimliğinin korunmasına katkı sağlayan çalışmalar; Hanlar Bölgesi, Muradiye Külliyesi, Murad Hüdavendigar Camii ve Türbesi ile Tophane bölgesinde bulunan Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerini kapsıyor. Özel tasarlanan UNESCO yelekleriyle görev yapan ekipler, tarihi alanlarda her gün 16 saat boyunca büyük bir özenle temizlik hizmeti sunuyor. “TARİHİ ALANLARI TEMİZLEMEK İÇİN ÖZEL EKİP OLUŞTURDUK” Kültürel mirası sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere aktarmak için çalıştıklarını belirten Osmangazi Belediyesi AB Projeleri ve UNESCO Koordinatörü Berkay Salman, şunları kaydetti: “Bursa, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu payitaht şehridir. Kentimiz, 2014 yılında ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Kuruluşu’ başlığı altında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi. Bursa, toplam 7 alanla bu listeye girerken, bunların 4’ü Osmangazi ilçemiz sınırları içerisinde yer alıyor. Bizler, Osmangazi Belediyesi olarak bu alanların günlük temizlik ve bakım çalışmalarını yürütüyoruz. Tarihi mirası korumayı yalnızca taş yapıların restorasyonu olarak değerlendirmiyoruz. Bu alanların temizliği ve günlük bakımı da en az restorasyon kadar önemli. Burada ciddi bir emek ve iş yükü söz konusu. Bu kapsamda belediyemizin AR-GE ve Temizlik İşleri Müdürlüğü ortaklığında ‘Kültürel Miras Temizlik Ekibi’ projesini hayata geçirdik. Projeyle temizlik personelimize kısa eğitimler vererek yaptıkları işin önemine dair farkındalık oluşturmayı amaçladık. Amacımız, kültürel mirasımızı sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere aktarmaktır.”

Bursa’nın kültürel mirası dünyaya tanıtılıyor Haber

Bursa’nın kültürel mirası dünyaya tanıtılıyor

Bursa’nın fetih coşkusunu düzenlediği birçok programla kentin dört bir yanına yayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, sahip olunan tarihi ve kültürel zenginlikleri dünya çapında da tanıtıyor. Geçtiğimiz haftalarda Uluslararası Koruma, Restorasyon, Arkeoloji ve Müzecilik Teknolojileri Fuarı ve Konferansı’nın (Heritage İstanbul 2026) tanıtım toplantısına ev sahipliği yapan Büyükşehir Belediyesi, 1-4 Nisan tarihlerinde düzenlenen fuara tamamı dijital ve interaktif özelliklere sahip 75 metrekarelik stantla katılıyor. Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı aracılığıyla gün boyu Bursa'nın kültürel mirası ulusal ve uluslararası katılımcılara tanıtılıyor. ‘Bursa Miras’ çatısı altında restorasyon, müzecilik ve turizm alanındaki çalışmalar da ziyaretçilere anlatılırken, kente ait önemli eserler, yayınlar ve müze objeleri sergileniyor. Özellikle Bursa’nın tarihine ışık tutan kitaplar ve müze koleksiyonlarından seçilen eserler, ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. Şehrin köklü geçmişi ve kültürel birikimini etkili bir şekilde yerli ve yabancı konuklara anlatan Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, Bursa’nın tarihi, kültürel ve turistik değerlerinin geniş kitleler tarafından bilinmesi için görüşmelerini sürdürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan da Bursa standını ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyaret kapsamında, Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri de paylaşıldı. İZNİK VE KÜLTÜREL MİRAS VURGUSU Program kapsamında; Bursa Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanı Güney Özkılınç ile İznik Gölü Bazilika Sualtı Kazısı Başkanı ve Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin’in katılımıyla ‘1700. Yılında 1. İznik Konsili ve İznik’te Tanıtım Çalışmaları’ başlıklı sunumlar gerçekleştirilecek. 1-4 Nisan tarihlerinde Yenikapı Avrasya Fuar ve Gösteri Merkezi'nde organize edilen fuar, ilk günden yoğun ilgi gördü. ‘Geçmişe Gelecek Sağla’ sloganıyla hazırlanan fuar, Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu’da yer alan ülkelere kültürel miraslarını tanıtmaları, ihracatını arttırmaları ve kültür turizmine destek vermeleri için zemin oluşturuyor.

Bursa'nın mirası meslek liselerinde canlanıyor Haber

Bursa'nın mirası meslek liselerinde canlanıyor

Programda konuşan MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Salih Kaygusuz, projenin Millî Eğitim Bakanlığı’nın güncel politika belgeleriyle uyumuna dikkat çekerek sözlerini "Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde yayınlanan Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi doğrultusunda, mesleki eğitimi sadece teknik bir beceri kazandırma alanı değil, aynı zamanda bir karakter inşası ve 'edep' yolculuğu olarak görüyoruz. Ahilik kültürüyle şekillenmiş usta-çırak ilişkisini eğitim ortamlarımıza taşıyarak, gençlerimize sadece meslek değil; ahlâk, disiplin ve toplumsal sorumluluk bilinci de aşılıyoruz. Bursa'da filizlenen bu modelin, kültürel mirasımızın sürdürülebilirliği adına tüm ülkemize örnek olacağına inanıyorum." şeklinde sürdürdü. KÜLTÜREL HAFIZAMIZI GENÇLERE EMANET EDİYORUZ. Bursa’nın bir zanaat merkezi olduğunu vurgulayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, konuşmasında iş birliğinin önemine değindi: "Bursa, yüzyıllardır emeğin ve estetiğin harmanlandığı, usta-çırak geleneğinin kalbinin attığı bir şehirdir. Ancak teknolojik dönüşüm, kültürel hafızamızın taşıyıcısı olan geleneksel mesleklerimizi tehdit etmektedir. İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzle el ele vererek; somut olmayan kültürel miras alanlarımızı ve bu alanların yaşayan çınarları olan ustalarımızı öğrencilerimizle buluşturuyoruz. Gençlerimiz, bizzat duayen zanaatkârlarımızdan el alarak bu kadim mirası geleceğe taşıyacak olan yeni meşalelerimiz olacaktır.” İl Milli Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer de, her okulun sahip olduğu atölye imkânlarına göre bir "Miras Meslek" ile eşleştirildiğini belirterek “Gençlerimizin mesleki kimlik ve aidiyet duygularını güçlendirirken, geçmişin izini kaybetmeden geleceği birlikte inşa ediyoruz. Bu projeyle Bursa’daki meslek liselerimizin her biri, şehrimizin kadim zanaatlarından en az birine hamilik edecek. Okullarımız birer eğitim yuvası olmanın yanı sıra aynı zamanda bu kültürel mirasın koruyucusu ve geleceğe aktarıcısı olacaktır." dedi. HEDEF: ÇOK YÖNLÜ ETKİNLİKLERLE “SÜREKLİLİK” ODAKLI MESLEKÎ PAYLAŞIM Proje ile Bursa’nın somut olmayan kültürel mirası içinde yer alan ve kaybolmaya yüz tutmuş; bıçakçılıktan ipek dokumacılığına, çinicilikten ahşap oymacılığına kadar 80’den fazla meslek alanının mesleki ve teknik eğitim kurumları aracılığıyla korunması ve genç nesillere aktarılması hedefleniyor. Pilot okulların belirlenmesi ve usta eşleştirmeleriyle başlayan süreç; öğrencilere yönelik boyunca sergi, tanıtım ve eğitim faaliyetleriyle süreklilik esasına göre devam edecek.

Bursa’nın kadim mirası, meslek liselerinde canlanıyor Haber

Bursa’nın kadim mirası, meslek liselerinde canlanıyor

Programda konuşan MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Salih Kaygusuz, projenin Millî Eğitim Bakanlığı’nın güncel politika belgeleriyle uyumuna dikkat çekerek sözlerini "Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde yayınlanan Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgesi doğrultusunda, mesleki eğitimi sadece teknik bir beceri kazandırma alanı değil, aynı zamanda bir karakter inşası ve ’edep’ yolculuğu olarak görüyoruz. Ahilik kültürüyle şekillenmiş usta-çırak ilişkisini eğitim ortamlarımıza taşıyarak, gençlerimize sadece meslek değil; ahlâk, disiplin ve toplumsal sorumluluk bilinci de aşılıyoruz. Bursa’da filizlenen bu modelin, kültürel mirasımızın sürdürülebilirliği adına tüm ülkemize örnek olacağına inanıyorum" şeklinde sürdürdü. Kültürel hafızamızı gençlere emanet ediyoruz Bursa’nın bir zanaat merkezi olduğunu vurgulayan İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, konuşmasında iş birliğinin önemine değindi: "Bursa, yüzyıllardır emeğin ve estetiğin harmanlandığı, usta-çırak geleneğinin kalbinin attığı bir şehirdir. Ancak teknolojik dönüşüm, kültürel hafızamızın taşıyıcısı olan geleneksel mesleklerimizi tehdit etmektedir. İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzle el ele vererek; somut olmayan kültürel miras alanlarımızı ve bu alanların yaşayan çınarları olan ustalarımızı öğrencilerimizle buluşturuyoruz. Gençlerimiz, bizzat duayen zanaatkârlarımızdan el alarak bu kadim mirası geleceğe taşıyacak olan yeni meşalelerimiz olacaktır." Geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir köprü İl Millî Eğitim Müdürü Gürhan Çokgezer de, her okulun sahip olduğu atölye imkânlarına göre bir "Miras Meslek" ile eşleştirildiğini belirterek "Gençlerimizin mesleki kimlik ve aidiyet duygularını güçlendirirken, geçmişin izini kaybetmeden geleceği birlikte inşa ediyoruz. Bu projeyle Bursa’daki meslek liselerimizin her biri, şehrimizin kadim zanaatlarından en az birine hamilik edecek. Okullarımız birer eğitim yuvası olmanın yanı sıra aynı zamanda bu kültürel mirasın koruyucusu ve geleceğe aktarıcısı olacaktır" dedi. Hedef: Çok yönlü etkinliklerle "süreklilik" odaklı meslekî paylaşım Proje ile Bursa’nın somut olmayan kültürel mirası içinde yer alan ve kaybolmaya yüz tutmuş; bıçakçılıktan ipek dokumacılığına, çinicilikten ahşap oymacılığına kadar 80’den fazla meslek alanının mesleki ve teknik eğitim kurumları aracılığıyla korunması ve genç nesillere aktarılması hedefleniyor. Pilot okulların belirlenmesi ve usta eşleştirmeleriyle başlayan süreç; öğrencilere yönelik boyunca sergi, tanıtım ve eğitim faaliyetleriyle süreklilik esasına göre devam edecek.

İpek sanatının zarafeti Bursa'da sergilendi Haber

İpek sanatının zarafeti Bursa'da sergilendi

Bursa Büyükşehir Belediyesi, hem somut hem de somut olmayan kültürel miras çalışmaları kapsamında kent belleğindeki tüm değerleri gelecek kuşaklara aktarmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Midas İpek Evi tarafından hazırlanan ‘Efsanelerle İpek’ sergisi, Bursa büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ev sahipliğinde Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyarete açıldı. İpeğin binlerce yıllık kültürel yolculuğunu görünür kılmayı amaçlayan “Efsanelerle İpek” sergisi, dünyanın farklı coğrafyalarında anlatılan 12 kadim ipek efsanesi ile Eskişehir’de doğan 13. hikâyeyi sanatla buluşturdu. Sergide yer alan eserler, yalnızca ipek malzeme kullanılarak farklı tekstil teknikleriyle hazırlanarak ipeğin kültürel ve simgesel değerini görünür kılıyor. Sergi, 13 Mart Cuma gününe kadar Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyaret edilebilecek. “ESKİŞEHİR İLE BİRLİKTE ORTAK PROJELER GELİŞTİREBİLİRİZ” Sergi kapsamında gerçekleştirilen söyleşide konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Eskişehir ile Bursa’nın yüzyıllardır ipekçilik yolunda kol kola uzun yıllar birlikte yürüdüğünü söyledi. Bursa’nın eskide olduğu gibi hala ipek şehri olarak anıldığını belirten Başkan Mustafa Bozbey, son 15–20 yılda ipek üretiminde ciddi bir düşüş yaşandığını dile getirdi. Çin ipeğinin de Bursa ipeği adıyla satılmasının üzücü olduğunu anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Hala bu alanda önemli ustalarımız bulunuyor. Onların değerini bilmeliyiz. Elbette üretimin tekrar artmasını istiyoruz. Bunun için de birinci derece dut ağaçlarının sayısı artırılmalı. Ayrıca aile işletmelerini de çoğaltmak gerekiyor. Ancak bu şekilde sürdürülebilir hale getirilir. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak bu konuda çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Eskişehir ile birlikte ortak projeler geliştirebiliriz. Bursa ipeğinin ne kadar değerli olduğunu gelecek nesillere aktarmalıyız. Bu işlerle uğraşacak gençleri yetiştirmeliyiz. Bursa’nın ipek konusundaki hassasiyetini öne çıkartmak istiyoruz” dedi. “BURSA İLE İŞBİRLİĞİNE HAZIRIZ” Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise Bursa’yı ipekçiliğin ana vatanı olarak kabul ettiklerini ifade etti. İpekçiliği tekrar canlandırmak için büyük çaba harcayan Başkan Mustafa Bozbey’i de tebrik eden Ünlüce, ipekçilik konusunda Bursa ile işbirliği yapmak için hazır olduklarını ve kolları sıvadıklarını belirtti. Hep beraber ipekçiliği bu topraklarda tekrar canlandıracaklarını söyleyen Ünlüce, “Kasım Uzunöz ile yollarımızın kesişmesiyle birlikte İpek Yolu haritasını oluşturduk. Harita Eskişehir’den de geçiyor. Bursa elbette bu yol üzerindeki en kalıcı noktalardan biri. Beş kişilik bir kadroyla yola çıktık. İpeği kendimiz dokuduk ve ilk Midas İpek Evi’ni kurduk. İpek Köyü projemizi de hayata geçireceğiz. 2017’de başlayan yolculuk, açılan sergiye kadar uzandı” diye konuştu. Kozabirlik Yönetim Kurulu üyesi Ramazan Işık, Kozabirlik’in geçmişi ve çalışmaları hakkında katılanlara bilgi verdi. 2016 yılından bu yana ipek böceklerinin ihtiyacı olan dut ağaçlarının artırılması için çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Işık, bugüne kadar 400 bin dut ağacını üretime kazandırdıklarını dile getirdi. Bursa’da bulunan İpek Müzesi’ne değinen Sanatçı Kasım Uzunöz, Türkiye’de çalışır durumda bulunan 80–90 yıllık makinelerin yer aldığı müzenin önemli bir miras olduğunu söyledi.

İznik Gölü’nde sular çekildi tarihi eser ortaya çıktı Haber

İznik Gölü’nde sular çekildi tarihi eser ortaya çıktı

İznik Gölü’nde yaşanan su çekilmesiyle birlikte, sahil şeridine çok yakın bir noktada bulunan ve ikinci bir bazilika olabileceği değerlendirilen yapı kalıntıları, İhlas Haber Ajansı muhabiri tarafından drone uçurulurken görüntülere takıldı. Havadan alınan görüntülerde belirgin şekilde fark edilen yapı, yapılan incelemeler sonrası dikkatleri üzerine çekti. Göl sularının çekilmesiyle tamamen görünür hâle gelen kalıntıların, İznik sahil bandında kumsalın hemen yanında yer aldığı görülürken, yapıyı fark eden ekip heyecan yaşadı. 2017’den bu yana 1. derece sit alanı Edinilen bilgiye göre söz konusu alan, 2017 yılında Müze Müdürlüğü tarafından 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edildi. Yapının niteliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eski İznik Müze Müdürü Taylan Sevil, kalıntıların dini bir yapıya ait olabileceğini ve ikinci bir bazilika ihtimalinin güçlü olduğunu vurguladı. "Depremle sular altında kalmış olabilir" Sevil, İznik Gölü’ndeki su seviyesinin azalmasının antik kalıntıların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirterek, bölgede milattan sonra 1045 ve 1065 yıllarında büyük deprem ve çöküntülerin yaşandığının bilimsel olarak tespit edildiğini söyledi. Yapılan analizlerin, özellikle Londra’daki incelemelerle kesinlik kazandığını ifade eden Sevil, şu değerlendirmeyi yaptı: "Mevcut bazilikaya yakın konumdaki bu kalıntıların, geçmişte göl üzerinde yer alan bir kara parçasının deprem ve çöküntü sonucu sular altında kalmasıyla gömülmüş olabileceğini değerlendiriyoruz. Yapının planı ve ölçüleri, büyük ölçekli ve dini bir yapı olma ihtimalini güçlendiriyor." Antik limanlara yakın, tarihî merkez Ortaya çıkan yapı kalıntılarının, antik Roma ve Bizans dönemlerinde oldukça hareketli olan bir bölge içerisinde yer aldığına dikkat çeken Sevil, alanın antik liman kalıntılarına yakınlığıyla da önem taşıdığını belirtti. Kuraklığın ilerleyen süreçte artması hâlinde, İznik Gölü’nde başka tarihî yapı ve batıkların da gün yüzüne çıkabileceği ifade edildi. Uzmanlar, ikinci bazilika ihtimalinin netlik kazanabilmesi için arkeolojik kazılar ve bilimsel çalışmaların başlatılması gerektiğine dikkat çekerken, İznik Gölü’nün yalnızca doğal değil, aynı zamanda çok katmanlı bir kültürel miras alanı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.