Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kültürel Miras

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Osmangazi’ye Yeni Hibe Başarısı Haber

Osmangazi’ye Yeni Hibe Başarısı

Osmangazi Belediyesi, ulusal ve uluslararası fon kaynaklarını kente kazandırma çalışmalarına bir başarı daha ekledi. Bursa’nın önemli endüstriyel ve kültürel miras alanlarından tarihi Romangal (Turgut Yılmaz İpek) Fabrikası için hazırlanan “Romangal Katılımcı Yönetişim Projesi: Endüstriyel Mirastan Ortak Geleceğe”, Türkiye’nin yedi bölgesindeki 43 şehirden yapılan 147 başvuru arasından hibe desteği almaya hak kazanan dört projeden biri oldu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV), Avrupa Birliği desteğiyle Culture Action Europe ortaklığında ve Marmara Belediyeler Birliği (MBB) iştirakiyle yürüttüğü Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı kapsamında desteklenecek proje, Osmangazi Belediyesi ve Ankara AKS Derneği ortaklığında gerçekleştirilecek. Osmangazi Kültür İşletmeleri (OKİ) ve Bağ Kadın Kooperatifi de yürütülecek çalışmalarda iş birliğinde bulunarak katkı sunacak. Başvurular arasında 30 büyükşehir, 10 il, 106 ilçe ve 3 belde belediyesi ortaklığı yer alırken; değerlendirme sonucunda Ayvalık, Diyarbakır, Gürpınar ve Osmangazi’de uygulanacak dört proje hibe desteğine layık görüldü. Osmangazi Belediyesi Araştırma ve Geliştirme Müdürlüğü koordinasyonunda 10 ay boyunca yürütülecek proje, 112 bin euroya varan hibe desteğiyle uygulanacak. Projeyle Romangal’ın tarihi ve kültürel değerlerinin korunması, kent belleğindeki yerinin güçlendirilmesi ve fabrikanın kent yaşamında bıraktığı izlerin gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor. Ortaklaşa Proje Teklif Çağrısı kapsamında hibe desteği kazanan dört yeni proje için uygulama süreci de başladı. Proje sahibi sivil toplum kuruluşları ile proje ortakları belediyelerden temsilcilerin katılımıyla 9-11 Eylül tarihlerinde İstanbul İKSV Nejat Eczacıbaşı binasında Hibe Uygulama Eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimde projelerin uygulama süreçlerine ilişkin bilgilendirmeler yapılırken, proje ortakları arasında deneyim ve bilgi paylaşımı sağlandı. Romangal’ın Hafızası Gelecek Kuşaklara Aktarılacak Romangal’ın geçmişine tanıklık eden insanların hatıraları da projenin önemli bir parçasını oluşturacak. Mahalle sakinleri, eski fabrika çalışanları, zanaat ustaları, sanatçılar ve gençlerin Romangal’a ilişkin deneyimleri sözlü tarih çalışmalarıyla kayıt altına alınacak. Böylece fabrikanın Bursa’nın kent yaşamındaki yeri ve kentin köklü ipekçilik hafızası, farklı kuşakların anlatılarıyla geleceğe taşınacak. Proje kapsamında elde edilen bilgi, belge ve anlatılarla dijital hafıza arşivi oluşturulurken; sergi, podcast serisi ve zanaat atölyeleriyle Romangal’ın tarihi ve kültürel birikimi vatandaşlarla buluşturulacak. Atölyeler, odak grup toplantıları ve kamusal forumlarla vatandaşların görüş ve önerileri alınarak Romangal’ın kültürel programı ve gelecekteki kullanım modelinin ortak akılla şekillendirilmesi sağlanacak. Romangal Hafıza Festivali İle Çalışmalar Kentle Buluşacak On aylık sürecin sonunda gerçekleştirilecek Romangal Hafıza Festivali, proje boyunca ortaya çıkarılan hafıza ve kültürel birikimin geniş kitlelerle paylaşılmasını sağlayacak. Proje belgeseli, katılımcılık rehberi ve ulusal politika diyaloğu çalışmalarıyla Osmangazi’de edinilen deneyimlerin farklı kentlerde örnek oluşturması hedeflenecek. Bu yaklaşımla Romangal’ın yalnızca geçmişin izlerini taşıyan tarihi bir yapı olarak korunması değil; kültürel hafızanın yaşatıldığı, kültür ve sanat üretiminin desteklendiği ve kentlilerin karar süreçlerine katılabildiği yaşayan bir kamusal alan olarak geleceğe taşınması amaçlanıyor. İKSV İle Koordineli Çalışmalar Yürütülecek Proje süresince İKSV ve Ortaklaşa Programı paydaşlarıyla koordinasyon içerisinde eğitim, kapasite geliştirme, kültürel yönetişim ve deneyim paylaşımı çalışmaları gerçekleştirilecek. Yürütülecek faaliyetlerin Osmangazi Belediyesi’nin kültür politikaları, sivil toplum iş birlikleri ve katılımcı yönetişim alanlarındaki kurumsal kapasitesine katkı sağlaması bekleniyor. Romangal için ortaya konulan modelle endüstriyel mirasın korunmasının ötesine geçilerek, geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir kültürel bağ kurulması ve vatandaşların bu dönüşümün aktif bir parçası olması hedefleniyor. Başkan Aydın’ın Vizyonuyla Osmangazi’ye Yeni Fon Kaynakları Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın ulusal ve uluslararası iş birliklerini güçlendiren, dış kaynakları kente kazandıran belediyecilik vizyonu doğrultusunda hibe çalışmalarına devam ediliyor. Avrupa Birliği Horizon Europe Programı kapsamında desteklenen EVAL-INNO Projesi’nin ardından Romangal Projesi’nin de hibe almaya hak kazanması, Osmangazi Belediyesi’nin proje geliştirme ve uluslararası fonlardan yararlanma kapasitesini ortaya koydu. Osmangazi Belediyesi, Araştırma ve Geliştirme Müdürlüğü koordinasyonunda; kentin sosyal, kültürel ve kurumsal gelişimine katkı sağlayacak yenilikçi projeler geliştirmeyi ve yeni kaynakları Osmangazi’ye kazandırmayı sürdürecek.

Dipsizgöl’ün Kültürel Miras Hikâyesi Avrupa’ya Taşınıyor Haber

Dipsizgöl’ün Kültürel Miras Hikâyesi Avrupa’ya Taşınıyor

İnegöl’ün Dipsizgöl Mahallesi’nde yılda bir gün kadınların kamusal alanı devraldığı, erkeklerin ise evlerde kaldığı özgün gelenek, önce gençlerin araştırmasına ve ardından TÜBİTAK başarısına konu olmuştu. Bu yerel kültürel miras hikâyesi şimdi İnegöl Belediyesi’nin Erasmus+ desteği almaya hak kazanan “Rewriting Heritage” (Mirası Yeniden Yazmak) projesiyle Avrupa’ya taşınıyor. İnegöl’ün kırsal Dipsizgöl Mahallesinde yıllardır yaşatılan ve yılda bir gün kadınlarla erkeklerin kamusal alan kullanımında rollerini değiştirdiği özgün gelenek, bu kez Avrupa ölçeğinde ele alınacak. İnegöl Belediyesi tarafından geliştirilen ve Dipsizgöl’ün bu geleneğini konu alan “Rewriting Heritage” (Mirası Yeniden Yazmak) projesi, Erasmus+ KA210-YOU – Gençlik Alanında Küçük Ölçekli Ortaklıklar Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. BURSA’DA DESTEK ALMAYA HAK KAZANAN TEK BELEDİYE PROJESİ OLDU Proje aynı zamanda, ilgili başvuru döneminde Bursa ilindeki belediyeler tarafından sunulan Erasmus+ projeleri arasında destek almaya hak kazanan tek belediye projesi oldu. PROJE; TÜRKİYE, İSPANYA VE YUNANİSTAN’DAN GENÇLERİ ORTAK BİR ÇALIŞMA ZEMİNİNDE BULUŞTURACAK İnegöl’ün kültürel miras değerlerinin uluslararası ölçekte tanıtılması ve gençlerin bu mirasın araştırılması, yorumlanması ve geleceğe taşınmasında aktif rol üstlenmesi amacıyla hazırlanan proje; Türkiye, İspanya ve Yunanistan’dan gençleri ortak bir çalışma zemini üzerinde buluşturacak. DİPSİZGÖL’DE YILDA BİR GÜN ROLLER DEĞİŞİYOR Projenin çıkış noktasını, İnegöl’ün Dipsizgöl Mahallesi’nde yaşatılan özgün kültürel miras pratiği oluşturuyor. Mahallede yılda bir gün gerçekleştirilen gelenekte, günlük yaşam içerisindeki toplumsal roller ve kamusal alan kullanımı sembolik olarak değişiyor. O gün kadınlar kıraathane gibi erkeklerin ağırlıklı olarak kullandığı kamusal alanda bir araya gelirken, erkekler evlerinde kalıyor. Kadınlar kıraathanede sohbet ediyor, çay ve kahvelerini içiyor, çeşitli masa oyunları oynayarak sosyal bir ortamda vakit geçiriyor. Erkekler ise o gün ev işleriyle ilgilenerek günlük yaşamın farklı sorumluluklarını üstleniyor. Yıllardır mahalle içerisinde yaşatılan bu gelenek, yalnızca farklı bir sosyal uygulama olmanın ötesinde; kamusal alanın kullanımı, toplumsal roller, kadınların görünürlüğü, gündelik yaşamın sorumlulukları ve karşılıklı empati açısından dikkat çekici bir kültürel miras örneği olarak değerlendiriliyor. YERELDEN DOĞAN ARAŞTIRMA TÜBİTAK BAŞARISINA DÖNÜŞTÜ Dipsizgöl’de yaşatılan bu gelenek, daha önce İnegöl Halil İnalcık Sosyal Bilimler Lisesi’nde felsefe grubu öğretmeni Pınar Yıldız ve öğrencisi Sıla Yavuz tarafından araştırma konusu haline getirilmişti. “KıraatAnne: Dipsizgöl’de Yılda Bir Gün Rol Mekân Değişimi” başlıklı çalışma ile Dipsizgöl’deki gelenek; toplumsal cinsiyet, kamusal alan, kültürel miras ve toplumsal roller çerçevesinde ele alındı. Yerel bir gelenekten yola çıkarak hazırlanan çalışma, TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda Bölge Üçüncülüğü elde etti. Böylece Dipsizgöl’de yıllardır yaşatılan yerel bir uygulama önce gençlerin araştırma konusu oldu, ardından elde edilen akademik ve sosyal birikim yeni bir uluslararası projenin çıkış noktasını oluşturdu. DİPSİZGÖL’DEN AVRUPA’YA: BENZER GELENEKLER KARŞILAŞTIRILACAK İnegöl Belediyesi tarafından geliştirilen Rewriting Heritage (Mirası Yeniden Yazmak) projesiyle Dipsizgöl’deki kültürel miras pratiği Avrupa’daki benzer geleneklerle birlikte ele alınacak. Proje kapsamında Türkiye’deki Dipsizgöl geleneğinin yanı sıra İspanya’daki Saint Águeda ve Yunanistan’daki Gynaikokratia gelenekleri incelenecek. Üç farklı ülkede ortaya çıkan bu gelenekler; kadınların kamusal alandaki görünürlüğü, toplumsal roller, yaşayan kültürel miras ve toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde gençlerin perspektifinden karşılaştırılacak. Böylece birbirinden farklı coğrafyalarda ortaya çıkan kültürel uygulamaların ortak yönleri ve farklılıkları gençler tarafından araştırılacak; geleneklerin ortaya çıktıkları toplumlarda ne ifade ettiği ve günümüzde nasıl yorumlandığı ele alınacak. KÜLTÜREL MİRAS SADECE KORUNMAYACAK, YENİDEN YORUMLANACAK Rewriting Heritage projesinin temel yaklaşımı, kültürel mirası yalnızca geçmişten geleceğe aktarılması gereken bir değer olarak görmenin ötesine geçiyor. Proje ile kültürel mirasın gençler tarafından araştırılan, sorgulanan, farklı kültürlerle karşılaştırılan ve günümüz değerleri doğrultusunda yeniden yorumlanan yaşayan bir alan olarak ele alınması hedefleniyor. Türkiye, İspanya ve Yunanistan’dan gençlerin bir araya geleceği proje sürecinde araştırma, saha gözlemleri, kültürlerarası öğrenme, tartışma ve yaratıcı üretim yöntemlerinden yararlanılacak. Gençler, farklı ülkelerdeki gelenekleri yerinde inceleyerek bu uygulamaların tarihsel ve toplumsal anlamlarını araştıracak. Farklı kültürlerden gelen akranlarıyla gerçekleştirecekleri çalışmalar sayesinde kendi kültürel miraslarına da farklı bir perspektiften bakma imkânı bulacak. GENÇLERİN GÖZÜNDEN BELGESEL HAZIRLANACAK Projenin dikkat çeken çıktılarından biri de gençlerin gerçekleştireceği araştırma ve saha çalışmalarından hareketle hazırlanacak belgesel çalışma olacak. Gençler, proje sürecinde elde ettikleri bilgi, gözlem ve deneyimleri görsel-işitsel içeriklere dönüştürerek kültürel mirasın aktarımında yeni nesil anlatım yöntemlerini kullanacak. Bu yönüyle proje, yalnızca kültürel mirasın tanıtılmasını değil, gençlerin araştırmacı, üretici ve aktif kültürel miras aktörleri olarak sürece dahil olmasını da amaçlıyor. İNEGÖL’ÜN KÜLTÜREL MİRASI AVRUPA’DA GÖRÜNÜRLÜK KAZANACAK Rewriting Heritage ile Dipsizgöl’de yaşatılan yerel bir kültürel değer, Avrupa’daki benzer örneklerle buluşturulacak. Projenin; İnegöl’ün kültürel mirasının uluslararası düzeyde görünürlüğünün artırılmasına, farklı ülkelerden gençler arasında kültürlerarası öğrenmenin güçlendirilmesine ve yerel değerlerin Avrupa ölçeğinde tanıtılmasına katkı sunması hedefleniyor. İNEGÖL’ÜMÜZÜN TARİHİ VE KÜLTÜRÜNÜ ÖNEMSİYORUZ Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, yerel yönetimler olarak görevlerinin şehri geleceğe taşıyacak fiziki yatırım ve projelerle birlikte şehrin geçmişini gelecekle buluşturacak adımları da atmak olduğunu ifade etti. Bu kapsamda İnegöl Belediyesi olarak İnegöl’ün kültürü ve tarihini önemsediklerini kaydeden Taban, “Bu konuda da yaptığımız çalışmalar var. Şehir Araştırmaları Merkezimizi kurduk. Akademisyenlerimizle Yüzey Araştırmaları çalışmaları yaptık. Yine İnegöl gastronomisine dair çalışmalarımız bu yönde atılan adımlardan. Aynı zamanda bu kültürel birikimi ülke sınırları dışına taşıyacak çalışmalarımız da var. Gençlerimizi yurtdışı fırsatlarıyla buluşturan Eurodesk Temas Noktasını belediyemiz bünyesinde açtık. Arge Müdürlüğümüz tarafından çeşitli projeler hazırlıyoruz. Dipsizgöl mahallemizin özgün geleneği de bu kapsamda hazırladığımız projelerden. Bugün itibariyle neticesini aldık, İnegöl’ümüzün bir kültürünün Avrupa ölçeğinde tanınmasına katkı sağlamış olduk. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Nilüfer’de Mysia Festivali başlıyor Haber

Nilüfer’de Mysia Festivali başlıyor

Nilüfer’in tarihi ve doğal mirasını kültür sanatla buluşturan Mysia Festivali, 4-6 Eylül tarihleri arasında Gölyazı, Üçpınar ve Fadıllı mahallelerinde gerçekleştirilecek. Üç gün sürecek festival; doğa yürüyüşleri, paneller, atölyeler ve açık hava konserleriyle katılımcılara dolu dolu bir program sunacak. Nilüfer’in köklü geçmişini ve zengin doğal dokusunu kültür sanat etkinlikleriyle görünür kılmayı hedefleyen Mysia Festivali, bu yıl ilk kez Bursalılarla buluşuyor. 4-5-6 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan festival, Gölyazı’dan Fadıllı’ya uzanan geniş bir kültür ve doğa rotasında gerçekleştirilecek. Nilüfer Belediyesi, Nilüfer Kent Konseyi, Mysia Yolları ve Müzikist ortaklığıyla hayata geçirilen festival; katılımcılarına doğa yürüyüşlerinden kültürel miras odaklı panellere, çocuk ve yetişkin atölyelerinden konserlere kadar çok yönlü bir deneyim alanı açıyor. Nilüfer’in sahip olduğu kültürel ve doğal zenginliklerin korunarak geleceğe aktarılmasının önemine değinen Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, festivalin bölgenin kimliği açısından kıymetli bir adım olduğunu vurguladı. Başkan Şadi Özdemir; "Mysia Yolları; doğanın, tarihin ve yerel hafızanın iç içe geçtiği çok değerli bir mirasımız. Bu mirası sanatla, bilimsel tartışmalarla ve komşularımızın dayanışmasıyla canlı tutmak istiyoruz. Gölyazı’dan Fadıllı’ya uzanan bu rotada doğayı dinlemek, üretmek ve ortak bir ritimde buluşmak üzere tüm hemşehrilerimizi Mysia Festivali’ne bekliyoruz" dedi. İlk gün Gölyazı’da tiyatro ile açılıyor Festivalin açılışı, 4 Eylül Cuma günü saat 20.00’de Gölyazı Kültürevi’nde (Gölyazı Panteleimon Kilisesi) yapılacak. Tarihi mekanın atmosferinde sahnelenecek olan tek kişilik müzikli biyografik oyun "Amalia", sanatseverlere keyifli bir akşam sunacak. Üçpınar’da yürüyüş, paneller ve açık hava konserleri Festivalin ikinci günü olan 5 Eylül Cumartesi günü program Üçpınar Mahallesi’nde sürecek. Gün, saat 09.00’da Kadriye’den Üçpınar’a uzanan Mysia Yolları Doğa Yürüyüşü ile başlayacak. Yürüyüşün ardından saat 12.00’da köy kahvesinde mola verilecek; saat 13.00’te ise Ebru Baştürk Serçe yürütücülüğünde "Bugünün Mysia Yolları" atölyesi gerçekleştirilecek. Öğleden sonraki programlarda ise bölgenin kültürel mirası uzman isimlerle masaya yatırılacak. Saat 15.00’te Onur Kahvecioğlu, Doğa Tamer ve Emre Genek’in katılımıyla "Kültürel Mirası Yeniden Düşünmek" paneli; saat 16.00’da ise Deniz Gündoğan İbrişim ve Ece Zeren Aydınoğlu’nun yer alacağı "Mysia’nın Yollarında; Geçmiş, Şimdi ve Ortak Gelecek" başlıklı oturum düzenlenecek. Final günü -Fadıllı’da Mysia Festivali’nin kapanışı ise Fadıllı’da yapılacak. Saat 12.00’de başlayacak alanda; Gamze Karataş ve Düven ile "Festival Maskesi Atölyesi", Yer Community ile "Ben’in İzleri Atölyesi", Ömer Yılmaz ile "Origami Atölyesi" Nurten Ümit iş birliğiyle "Ağaç Kardeşliği Atölyesi" ile Fulya Özkan ile "Swing Dans Atölyesi" yer alacak. Doğa yürüyüşü tutkunları için ayrıca saat 14.30’da Ayvaköy-Fadıllı rotasında yürüyüş düzenlenecek. Program kapsamında saat 15.30’da Erdem Güreler Trio sahne alacak. Selin Çıngır ve Melis Karaduman konserlerinin ardından saat 18.20’de Seyyah grubunun performanslarıyla Mysia Festivali sona erecek. Etkinliklere katılım ücretsiz Gölyazı, Üçpınar ve Fadıllı’yı tek bir kültür rotasında buluşturan festival kapsamındaki tüm etkinlikler ücretsiz olarak gerçekleştirilecek. Katılımcı kontenjanı bulunan atölyeler için festivalin dijital kayıt kanalları üzerinden ön başvuru yapması gerekiyor.

Fatih Belediyesi tarihî çeşmeleri birer birer ayağa kaldırıyor Haber

Fatih Belediyesi tarihî çeşmeleri birer birer ayağa kaldırıyor

Fatih Belediyesi, Osmanlı su medeniyetinin en önemli mirasları arasında yer alan tarihî çeşmeleri özgün kimliklerine uygun şekilde restore ederek yeniden şehir hayatına kazandırmaya devam ediyor. "Miras Fatih" vizyonu kapsamında yürütülen çalışmalarla ilçedeki yüzlerce tarihî çeşme bilimsel restorasyon ilkeleri doğrultusunda korunurken, uzun yıllar susuz kalan birçok eser de yeniden suyuna kavuşturuluyor. Fatih Belediyesi Kültürel Miras Koruma Müdürlüğü koordinasyonunda sürdürülen çalışmalar kapsamında, tarihî çeşmelerde öncelikle rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanıyor. Koruma Kurulu onaylarının ardından uygulamaya geçilerek zaman içerisinde yapılan niteliksiz müdahaleler temizleniyor, özgün taş dokular ortaya çıkarılıyor, eksik mimari unsurlar dönem özelliklerine uygun olarak tamamlanıyor ve su tesisatları tamamen yenileniyor. Fatih'te yer alan toplam 232 tarihî çeşmede proje, bakım, onarım ve restorasyon çalışmaları gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sonucunda 138 tarihî çeşme yeniden suyuna kavuşturularak asli işlevine uygun şekilde mahalle yaşamına yeniden kazandırıldı. Ayrıca belediye bünyesinde kurulan Kâgir Yapı ve Eser Atölyesi tarafından tarihî çeşmelerde düzenli bakım ve önleyici koruma uygulamaları da aralıksız sürdürülüyor. Son olarak Hırka-i Şeri Mahallesi'nde bulunan, Fatih Sultan Mehmed'in ihtisap ağası tarafından yaptırılan Muhtesip İskender Camii'nin yanında bulunan Kabakulak Çeşmesi de kapsamlı restorasyonun ardından yeniden hayat buldu. Çalışmalar kapsamında çimentolu ve niteliksiz müdahaleler temizlenirken, özgün taş dokusu ortaya çıkarıldı; ayna taşı ve kurna aslına uygun şekilde yeniden imal edildi. Yenilenen su tesisatıyla birlikte çeşme yeniden su akıtmaya başladı. Benzer şekilde II. Mahmut Çeşmesi, Üsküplü Çeşmesi ve Karagöz Mehmet Paşa Çeşmesi gibi çok sayıda tarihî eser de özgün malzemeleri korunarak restore edildi ve yeniden işlevine kavuşturuldu. Çalışmalarda yalnızca fiziksel onarım yapılmıyor; tarihî belgeler, eski fotoğraflar ve arkeolojik bulgular da dikkate alınarak eserlerin tarihî kimlikleri titizlikle yeniden ortaya çıkarılıyor. Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, tarihî çeşmelerin yalnızca mimari eser olmadığını, İstanbul'un medeniyet hafızasının önemli parçaları olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Tarihî çeşmelerimiz, ecdadımızın suya, hayra ve insana verdiği değerin en güzel nişaneleridir. Bizler yalnızca taş yapıları restore etmiyoruz; mahalle kültürünü, vakıf medeniyetini ve İstanbul'un asırlık hafızasını yeniden ayağa kaldırıyoruz. Her bir çeşmeyi özgün kimliğiyle koruyarak gelecek nesillere aktarmayı görev biliyoruz. Suyun yeniden akmaya başladığı her çeşme, geçmişle gelecek arasında kurduğumuz güçlü bir köprü anlamına geliyor." Turan, Fatih'in açık hava müzesi niteliğindeki tarihî dokusunu bütüncül bir anlayışla koruduklarını vurgulayarak, camilerden hazirelere, medreselerden çeşmelere kadar tüm kültür varlıklarını bilimsel yöntemlerle ihya etmeyi sürdüreceklerini ifade etti. Fatih Belediyesi, "İhya Yolculuğu" anlayışı doğrultusunda tarihî eserlerin yalnızca restore edilmesini değil, yeniden yaşayan şehir hayatının bir parçası haline gelmesini hedefliyor. Bu kapsamda tarihî çeşmeler, mahalle kültürünü yaşatan ve İstanbul'un su medeniyetini gelecek kuşaklara aktaran önemli miras unsurları olarak korunmaya devam ediyor.

Cumalıkızık’ta UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri programı tamamlandı Haber

Cumalıkızık’ta UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri programı tamamlandı

UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri (WHV) 2026 Cumalıkızık Programı tamamlandı. UNESCO Dünya Mirası Gönüllüleri (WHV) 2026 Cumalıkızık Programı, düzenlenen kapanış ve sertifika töreniyle başarıyla tamamlandı. Yerel toplumun psikolojik iyi oluşunu kültürel mirasın sürdürülebilirliğiyle birlikte ele alan program, on gün boyunca akademik çalışmalar, saha araştırmaları ve gönüllülük faaliyetlerini bir araya getirdi. İş, Örgüt ve Endüstri Psikologları Derneği (IOCP) tarafından yürütülen program; Bursa UNESCO Derneği, UNESCO Bursa Alan Yönetimi ve Cumalıkızık Köyü Kadın Eğitim, Dayanışma ve Kalkınma Derneği iş birliğiyle gerçekleştirildi. Kapanış törenine Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Kevser Öztürk, Yıldırım Belediye Başkan Yardımcısı Gökhan Yıldız, akademisyenler, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri, proje paydaşları ve Cumalıkızık halkı katıldı. Program süresince gönüllüler; akademik oturumlar, psikoloji yaz okulu, saha araştırmaları ve kültürel etkinliklerin yanı sıra Cumalıkızık'ın gündelik yaşamına da aktif olarak katıldı. Köy sakinleriyle birebir görüşmeler gerçekleştiren katılımcılar; düğünlere, cenazelere ve geleneksel köy buluşmalarına iştirak ederek yerel yaşamı ve somut olmayan kültürel mirası yerinde deneyimledi. Ayrıca köyde ziyaretçi yoğunluğu bilimsel yöntemlerle ölçüldü, ziyaretçi hareketliliğine ilişkin veriler toplandı ve hazırlanacak sonuç raporuna temel oluşturacak saha çalışmaları gerçekleştirildi. Bursa UNESCO Derneği Başkanı İlker Özaslan, törende yaptığı konuşmada Cumalıkızık'ın yalnızca tarihî yapılarıyla değil, bu mirası yaşatan insanlarıyla da Dünya Mirası kimliğini taşıdığını belirterek, yerel toplumun psikolojik iyi oluşunu merkeze alan bu yaklaşımın Dünya Mirası alanlarının sürdürülebilirliği açısından örnek bir model oluşturduğunu ifade etti. Bursa UNESCO Derneği Kültürel Miras ve Cumalıkızık Çalışma Grubu Başkanı Bülent Uysal ise Cumalıkızık'ın UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan ve yaşamın devam ettiği ender yerleşimlerden biri olduğuna dikkat çekti. Yerel halkın görüşlerinin, yaşam deneyimlerinin ve ziyaretçi yoğunluğunun etkilerinin ilk kez bu kapsamda bilimsel yöntemlerle değerlendirildiğini belirten Uysal, hazırlanacak sonuç raporunun UNESCO'ya sunulacağını ve elde edilen keşiflerin Cumalıkızık'ın gelecekteki koruma ve yönetim süreçlerine katkı sağlayacağını söyledi. Uysal ayrıca yarım kalan restorasyon çalışmalarının tamamlanması, altyapının güçlendirilmesi ve ziyaretçi yönetiminin iyileştirilmesinin Dünya Mirası Alanı'nın geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Program Koordinatörü Prof. Dr. Çiğdem Vatansever ise kültürel mirasın sürdürülebilirliğinin yalnızca tarihî yapıların korunmasıyla sağlanamayacağını, bu mirası yaşatan insanların kendilerini güvende, değerli ve ait hissetmelerinin de en az fiziksel koruma kadar önemli olduğunu ifade etti. Gönüllülerin Cumalıkızık'a yalnızca gözlem yapmak için gelmediğini, köy halkını dinlediğini, onlarla birlikte yaşadığını ve güçlü bağlar kurduğunu belirten Vatansever, bu yönüyle programın bilimsel araştırma ile gönüllülüğü buluşturan örnek bir uluslararası model olduğunu kaydetti. Program sonunda gönüllülere katılım sertifikaları takdim edildi. Sertifika töreninin ardından katılımcılar ve konuklara Cumalıkızık'ın yöresel ürünlerinden ikramlar sunuldu. Program süresince katkı sağlayan UNESCO Bursa Alan Başkanlığı, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Yıldırım Belediyesi, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Eker Süt Ürünleri, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa SOKÜM Müzesi ile; gönüllüleri Downtown'da ağırlayarak Bursa'nın simge lezzeti İskender kebabıyla buluşturan İskender İskenderoğlu başta olmak üzere destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür edildi. Proje çerçevesinde elde edilen bilimsel keşiflerin hazırlanacak sonuç raporuyla UNESCO'ya sunulacağı, raporun Cumalıkızık Dünya Mirası Alanı'nın sürdürülebilir yönetimine ve yerel toplum odaklı koruma çalışmalarına katkı sağlamasının hedeflendiği belirtildi.

Gastrobotanik Park Haber

Gastrobotanik Park

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, inşasına başlanılan, deneyimleme, öğrenme ve dinlenme alanı özellikleriyle Türkiye’de bir ilk olacak Gastrobotanik Parkı ziyaret etti. Bereketli Hilal’in binlerce yıllık tarım mirasını geleceğin bilimiyle buluşturan, doğayı sadece seyredilen değil, hissedilen, öğrenilen ve yaşanan bir yaşam alanına dönüştüren büyük bir ekoköy olacak Gastrobotanik Parkı için inşaat çalışmaları başladı. Proje, botanik, gastronomi, tarım, etnobotanik, fitoterapi, ekolojik tasarım, kültürel miras, eğitim ve bilimsel araştırmayı aynı ekosistem içinde buluşturan uluslararası ölçekte örnek bir merkez olacak. ALANDA BULUNAN AĞAÇLARIN KORUNDUĞU DOĞA DOSTU PROJE İnşaat çalışmalarını ziyaret eden Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, teknik bilgi aldı. Parkın yapılacağı alanda 100 yıllık çınar ağacı, 200 yıllık ceviz ağacı, 120 yıllık fıstık ağacı olmak üzere tüm ağaçların korunarak projelendirmede ağaçların konumuna göre çalışıldığını belirtti. Başkan Şahin, doğa dostu, ekoloji dostu olarak hazırlanan projenin hiçbir dış hizmet alınmadan Büyükşehir Belediyesi mühendisleri tarafından yapıldığını sözlerine ekledi. GALLE PARK İLE BERABER 500 DÖNÜMLÜK BİR YEŞİL ALAN Galle Parkı’nın hemen bitiminde devamı niteliğindeki Gastrobotanik Park, 150 bin metrekaresi yeşil alan olacak şekilde toplamda 232 bin metrekarelik özel bir alanda yükselecek. İçinde yer alacak 3,5 kilometrelik yürüyüş yolu Galle Park ile birleşerek toplamda 7 kilometrelik bir yol oluşturacak, şehrin en değerli bölgelerinden birinde Gastrobotanik Park’ın tamamlanmasıyla 500 dönümlük bir yaşam alanı oluşacak. ANADOLU’NUN ZENGİN MİRASI GELECEK NESİLLERE AKTARILACAK Gastrobotanik Park Projesi, Anadolu’nun zengin bitkisel mirasını koruyarak gelecek nesillere aktarmayı, gastronomi kültürünü doğayla bütünleşik bir yaklaşımla yaşatmayı ve tıbbi ile aromatik bitkiler alanındaki bilimsel araştırmaları desteklemeyi hedefliyor. Proje, çocuklarda doğa bilincinin geliştirilmesine katkı sunarken, yerel üreticilerin bilgi ve üretim kapasitesini güçlendirmeyi de amaçlıyor. Toprağın hafızasını geleceğe taşıyan yaşayan bir miras olacak, aynı zamanda bilim insanları, sanatçılar ve üreticileri ortak bir platformda buluşturarak disiplinler arası iş birliğini teşvik eden Gastrobotanik, sürdürülebilir yaşam modellerini uygulamalı örneklerle ziyaretçilere sunacak. ŞAHİN: DOĞA DOSTU, İNSAN DOSTU BİR PROJE HAYATA GEÇTİ Ziyareti sonrası açıklamada bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, arpanın, buğdayın, nohudun, mercimeğin ana vatanında olunmasına rağmen çocukların bunları ve sebzeleri yalnızca marketlerde gördüklerini belirterek şunları söyledi: “Bunların büyük bir tarihi, doğası, mektebi, eğitimi var ve günün sonunda insana dokunması var. Bunların hepsinin birleştiği bir mekan burası. Bu değerli mekanda 100 yıllık çınar ağacı, 200 yıllık ceviz ağacı, 120 yıllık fıstık ağacı var. Biz bunları koruduk ve bunların durumuna göre projemizi hazırladık. Her bir ağacımızın olduğu yere göre projemiz hazırlandı. Doğa dostu, insan dostu bir proje hayata geçti. Gaziantep Büyükşehir'deki mühendislerimiz, mimarlarımız kendi hazırladı. Gaziantep'in en pahalı alanlarından birinde Galle Park ile beraber 500 dönümü yaşam alanı ve yeşile ayırmanın gerçek bir vizyon, inanç, kabiliyet, yetişmiş insan gücü istediğini aktaran Başkan Şahin, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: Yarın çocuklarımız buraya geldiğinde artık sadece kitaplardan öğrenmeyecek. Burayı bir atölyeye çevireceğiz orada öğrenecek. Burayı bir akademik dünyaya bilimsel altyapıya dönüştüreceğiz. Burası bir park değil. Burası bir doğa dostu yaşam alanı olacak. Tarih burada konuşacak. Bilim burada konuşacak. İnsan burada huzurla mutlu olacak. Ben bunun bir benzerini çok daha küçüğünü Marakeş'te görmüştüm. Marakeş dünyanın en fazla gezilen altıncı şehriydi. Biz de dünyanın en fazla gezilen ilk beş şehir olmaya talibiz. Bu yapacağımız projede onların yaptıklarının üzerine koyduk.” Gastrobotanik Park, 2 bin 280 metrekarelik Tropik Serası ile dünyanın farklı iklimlerinden gelen egzotik bitkileri tek çatı altında buluştururken 6 bin 400 metrekarelik Üretim Serası’nda bitki üretimi, araştırma ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının gerçekleştirildiği yaşayan bir laboratuvar olarak hizmet verecek. Seralar yalnızca bitki yetiştirme merkezi olmayacak, geleceğin tarım teknolojilerinin geliştirildiği, bilgi üretiminin paylaşıldığı ve yeni nesillere aktarıldığı bir eğitim kampüsü olarak görev görecek. Parka ulaşım ve rahatlık için 55 bin metrekarelik ulaşım ağı ve toplam 542 araç kapasiteli üç otopark, binlerce ziyaretçinin konforlu bir deneyim yaşamasını sağlayacak. Gastrobotanik Bahçesi sadece seralarla değil, ziyaretçilerine farklı deneyimler yaşatacak, eğitimler verecek ve doğa dostu uygulamalarıyla ön plana çıkacak bir yaşam merkezi olacak. Herbaryumu, 3 eğitim binası, şifahanesi, attarı, botanik sanat atölyesi, Etnobotanik Müzesi, Fitoterapi Merkezi, Labirent Parkı ile de ön plana çıkacak doğanın içinde kaybolmadan uyumlu bir yalın mimari ile tamamlanacak.

Bursa'da Karadeniz rüzgârı esecek Haber

Bursa'da Karadeniz rüzgârı esecek

Bursa Giresun Federasyonu tarafından bu yıl 29'uncusu düzenlenen Geleneksel Otçu Göçü Yayla Şenliği, 3, 4 ve 5 Temmuz tarihlerinde Büyükorhan ilçesindeki Görecik Yaylası'nda kapılarını ziyaretçilere açıyor. Marmara Bölgesi'nin en büyük yayla festivalleri arasında gösterilen organizasyona Bursa'nın yanı sıra İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Balıkesir ve Türkiye'nin birçok ilinden, ayrıca yurt dışından gelecek misafirlerle birlikte yaklaşık 30 bin kişinin katılması bekleniyor. Geçtiğimiz yıl ilk kez Görecik Yaylası'nda düzenlenen festival, doğal yapısı ve geniş etkinlik alanıyla bu yıl da aynı noktada gerçekleştirilecek. Daha önce uzun yıllar Keles Kocayayla'da yapılan organizasyon, yeni adresinde büyümeye devam ediyor. Yoğun katılım öncesinde festival alanında kapsamlı altyapı çalışmaları tamamlandı. Bölgede iletişim sorunu yaşanmaması için GSM vericileri kurulurken, temiz su ve atık su altyapısı tamamen yenilendi. Yapılan çalışmalarla kamp yapacak ziyaretçiler için daha güvenli ve konforlu bir ortam oluşturuldu. HORON, KONSER VE YÖRESEL KÜLTÜR BİR ARADA Üç gün sürecek festival boyunca birbirinden ünlü sanatçılar sahne alacak. Organizasyonda horon gösterileri, geleneksel kuş dili tanıtımları, Giresun'a özgü yöresel lezzetler, el sanatları stantları, geleneksel kıyafet tanıtımları ve her yaştan ziyaretçiye yönelik kültürel etkinlikler gerçekleştirilecek. Festivalin temel amacı ise Karadeniz'in asırlık Otçu Göçü geleneğini yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak olacak. AKTAŞ: "OTÇU GÖÇÜ BİRLİK VE KARDEŞLİĞİN SİMGESİDİR" Bursa Giresun Federasyonu Başkanı Üzeyir Aktaş, Otçu Göçü'nün yalnızca bir festival değil, önemli bir kültürel miras olduğunu belirterek tüm vatandaşları Görecik Yaylası'na davet etti. 29 yıldır bu geleneği yaşattıklarını ifade eden Aktaş, Görecik Yaylası'nın artık sadece Giresunluların değil, tüm Bursalıların ortak buluşma noktası haline geldiğini söyledi. Festival alanındaki altyapının önemli ölçüde güçlendirildiğini belirten Aktaş, katılımcıların iletişim sorunu yaşamadan, doğayla iç içe güvenli ve konforlu bir festival geçireceklerini ifade etti. Yaklaşık 30 bin kişinin katılımının beklendiğini dile getiren Aktaş, "Otçu Göçü; birliktir, kardeşliktir, kültürdür. Tüm hemşehrilerimizi, Karadeniz kültürünü merak eden vatandaşlarımızı ve doğaseverleri 3-5 Temmuz tarihlerinde Görecik Yaylası'na bekliyoruz." dedi. Karadeniz kültürünü Bursa'da yaşatacak olan 29. Otçu Göçü Yayla Şenliği'nin, Büyükorhan ve Görecik Yaylası'nın tanıtımına, bölge turizmine ve yerel ekonomiye de önemli katkı sağlaması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.