Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kozan

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kozan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kozan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

22 yaşında diplomasını aldı, 250 kovanla başladığı arıcılıkta bine ulaştı Haber

22 yaşında diplomasını aldı, 250 kovanla başladığı arıcılıkta bine ulaştı

22 yaşındaki Latife Gül Kaplan, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Bitki Koruma Bölümü’nden mezun olduktan sonra Adana’nın Kozan ilçesinde yaşayan ailesinin yanına döndü. Babasından öğrendi, kendi işinin patronu oldu Masa başı işte çalışmak yerine babasından öğrendiği arıcılığı meslek edinen genç kız, daha sonra eğitim ve sertifikalarını alarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kırsal kalkınma desteğinden yararlandı. Kaplan, 250 kovanla arıcılığa başladı. Gün geçtikçe işini büyüten Kaplan, şimdi bin kovanla arıcılık yapıyor. Mevsime göre arılarını bölge bölge gezdiren genç kız, 12 ay boyunca adeta 81 ili gezerek ekmek parası kazanıyor. "Babadan gelen bir meslek" Başarı öyküsünü İHA’ya anlatan Latife Gül Kaplan, "Mesleğim aslında bize babadan gelen bir meslek. Babamız bizim ilk öğretmenimiz. Onun desteğiyle birlikte bu yolda ilerledik. Kendi üretimimiz olan her şeyi seviyorum. Kendi emeğimizle bir şeyin nasıl ortaya çıktığını bilerek ilerlemek istiyordum" dedi. "Büyük bir emek ve fedakarlık var" Tarım ve Orman Bakanlığının kırsal kalkınma desteğinden yararlanarak 250 kovan ve ekipmanla işe başladığını söyleyen Kaplan, "Kırsal kalkınma desteği kapsamında bir projeden hak kazandım. 250 kovanla başlamıştık, şu an bin kovana ulaştık. Mesleğim zor. Arkasında büyük bir emek ve fedakarlık var. Arıları gece yüklemek zorundayız. Yeri geliyor erkek gibi çalıştığım anlar oluyor, 7 gün 24 saat gece-gündüz çalışıyoruz" diye konuştu. "Arıların peşinden Türkiye’yi dolaşıyorum" Arıların iklim ve bitki örtüsüne uygun bölgelere taşındığını belirten Kaplan, bu nedenle Türkiye’nin farklı illerini dolaştıklarını da belirterek şunları söyledi: "Adana’dan Muğla’ya gidiyoruz, sabaha kadar uykusuz kaldığımız zamanlar oluyor. Zor demek tek başına yetmez. İnsan sevdiği meslekte bahar buluyor. Sevdiği mesleği yapınca zorluğu kalmıyor. İklim ve bitki örtüsü nereye uygunsa oraya gidiyoruz. Şanlıurfa, Kayseri, İzmir gibi birçok bölgeye gidiyoruz. 81 ilin 81’ini geziyoruz." "Öncelik para değil, sevgi ve emek" Genç yaşında kendi işini kurmayı tercih ettiğini belirten Kaplan, maaşlı bir işte çalışmak yerine sevdiği mesleği yapmanın kendisi için daha önemli olduğunu anlatarak, "Bir insanın emri altında çalışmak pek bana göre değil. Çok serbest bir alanda büyüdüğümüz ve çalıştığımız için bu sektör bana daha iyi geldi. Arıcı çocuğuyduk, arıcılık yaparak daha iyi olacağını biliyordum. Bana herhangi bir kurumda çalışmak ister misin, seni oraya yerleştirelim deseler yine istemezdim. Kendi mesleğim derdim. Bir meslek yapıyorsan öncelikle beklentin para veya maddiyat değildir. Sevgidir, emektir, çabadır. Biz bunun cefasını da çekiyoruz, sefasını da sürüyoruz. Her şeyiyle bu mesleğe katlanıyoruz" dedi. "Arı kolonisi, bebek demek" Rengarenk boyanmış kovanlarıyla da dikkat çeken Latife Gül Kaplan, kovanların her birinin kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, "Bunlar benim kendi tercihim. İstediğimiz renge boyuyoruz. Her birinde bir hatıra var. Çok şükür emeğimizin karşılığını da alıyoruz. Arı kolonisi, bebek demek. Bebeğe nasıl bakıyorsanız onunla öyle ilgilenmelisiniz ki verimini alabilesiniz. Arılarımızı götürdüğümüz bölgelerde önce arılarımızı nasıl koruyacağımızı düşünüyoruz. Biz üretmek için çalışan kısımdayız. Arı olmadan doğadaki düzenin ne hale geleceğini herkesin bilmesi gerekiyor. Arılarımızı götürdüğümüzde bazen bize farklı gözlerle bakılıyor, farklı ithamlarla karşılaşıyoruz. Oysa biz üretmek için çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.

Orman yangının ardından yürek yakan görüntüler: Evler küle döndü Haber

Orman yangının ardından yürek yakan görüntüler: Evler küle döndü

Adana’nın Kozan ilçesinde çıkan orman yangınında yanan evler havadan görüntülendi. Yangında evi hasar alan Hüseyin Bozkurt, "Çok büyük bir yangın, 6 tane ev yandı, gitti. Bende son anda kurtardım kendi evimi" dedi. Kozan ilçesine bağlı Enizçakırı Mahallesi’nde gece saatlerinde çıkan orman yangını sonrası bölgedeki bazı evler tamamen yanarken bazılarının bahçesi veya dış cephelerinde hasarlar meydana geldi. Yaşanan yangın sonrası yanan evler havadan görüntülendi. "6 ev yandı" Evine ait bahçesi ve bostanlığı yanan Osman Kurt, "Dün akşam yangın çıktı. Yangında gittik, evin birini söndürdük. Baya malzeme yanmıştı. Hanımı alıp aşağı mahalleye indim. Sonra da evin yanıyor dediler geri döndüm. Çok büyük bir yangın. 6 tane ev yandı gitti. Çoğu evlerde de hasar çok, yapacak hiçbir şey yok" dedi. "Evimi son anda kurtardım" Osman Kurt, "Bende son anda kurtardım kendimi evimi. Benim evde gitmişti, ama baya bir masrafım var. Bostan, bahçe hepsi yandı" diye konuştu. "İnsanlarımıza bir şey olmasın, önemli olan bu" Yangının çıktığı bölgede yaşayan Hüseyin Kurt, "Yangın çıktığı sırada şehirdeydim. Gece haberim oldu, sabah geldim buraya. Direkten çıkmış yangın. Burada annem kalıyordu, annemi de götürmüşler. Herkese geçmiş olsun yapacak bir şey yok. Can kaybı olmadı, mala gelende zaten yerine gelir. Yeter ki insanlarımıza bir şey olmasın, önemli olan bu" sözlerine yer verdi. Öte yandan, yangına havadan ve karadan müdahale devam ediyor.

Engelli vatandaşın feci şekilde darp edildiği anların görüntüsü ortaya çıktı Haber

Engelli vatandaşın feci şekilde darp edildiği anların görüntüsü ortaya çıktı

Adana’nın Kozan ilçesinde yüzde 45 işitme ve konuşma engelli 55 yaşındaki Muhammed Sonbaş’ı darbettiği iddia edilen 19 yaşındaki C.D., güvenlik kamerası görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından yeniden gözaltına alınıp adliyeye sevk edildi. Olay, Kozan ilçesinde 2 Eylül günü meydana geldi. İddiaya göre, Feke ilçesine bağlı Suçatı Mahallesi’nde yaşayan ve yüzde 45 işitme ve konuşma engelli Muhammed Sonbaş (55), alışveriş yapmak için Kozan’a geldi. Alışverişinin ardından Feke’ye dönen Sonbaş’ın yüzünde ve göz çevresinde darp izlerini gören ailesi, kendisini hastaneye götürdü. Burada darp raporu alınan Sonbaş, yapılan kontrollerinin ardından taburcu edildi. Ailenin şikayeti üzerine Kozan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 19 yaşındaki C.D., Türkeli Mahallesi Feke Caddesi’nde yakalandı. İfade işlemlerinin ardından serbest bırakılan şüpheli olay anının güvenlik kamerası kayıtlarının ortaya çıkması sonrası yeniden gözaltına alındı. Güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı Soruşturma kapsamında ilçedeki bir iş yerinin güvenlik kamerası kayıtlarına göre Muhammed Sonbaş’ın yol kenarında elinde poşetlerle beklediği, bir süre sonra olay yerine araçla gelen C.D.’nin Sonbaş’ın yanına yaklaştığı ve ardından darp ettiği görüldü. "Kardeşim bizi korumak için müdahale etti" Şüpheli C.D.’nin ablası İ.D. ise adliye önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, olay öncesinde Muhammed Sonbaş’ın evlerinin çevresinde bulunduğunu ve kendilerine yönelik bazı hareketlerde bulunduğunu iddia etti. İ.D., kardeşini telefonla arayarak olay yerine çağırdığını belirterek, "Vatandaş sürekli evimin çevresine kadar yaklaşıyordu. Bize yaklaşarak öpücük atma, el sallama, gülümseme ve göz kırpma gibi hareketler yaptığını gördüm. Daha sonra video ve fotoğraf çektiğini fark ettim. İçeri girip kardeşlerimi eve aldım. Sonrasında erkek kardeşimi aradım. Kardeşim geldiğinde telefonunu vermesini istedi ancak vermedi. Daha sonra arbede yaşandı ve vatandaş kaçıp gitti" dedi. Kardeşinin ailesini korumak amacıyla müdahale ettiğini savunan İ.D., "Kardeşim bizi korumakla görevli. Herkesin annesi, kardeşi, çocuğu var. Gerekenin yapılmasını istiyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan, C.D.’nin adliyeye sevk edildiği sırada, "Namus davası de. Namusuma göz diktiler, öyle vurdum" diye bağırması dikkat çekti. C.D’nin adliye’de işlemleri sürüyor.

Yaşlı adamlardan örnek davranış Haber

Yaşlı adamlardan örnek davranış

Adana’nın Kozan ilçesinde 83 yaşındaki Yaşar Akdoğan’a otomobiliyle çarpan 72 yaşındaki Musa Bolat, kazanın ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Kazayı olay anında fark etmediğini belirten Bolat, adliyedeki işlemlerinin ardından ailesiyle birlikte Akdoğan’ı ziyaret etti. Ayağı kırılan Akdoğan ile Bolat’ın buluşmasında iki yaşlı adamın birbirlerine yönelik anlayışlı ve samimi sözleri duygu dolu anlara sahne olurken, iki dede el sıkışıp helalleşti. Kaza, 21 Ağustos Cuma günü sabah saatlerinde Tufanpaşa Mahallesi Hal Sokak’ta meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 72 yaşındaki Musa Bolat’ın kullandığı otomobil, yolda yürüyen 83 yaşındaki Yaşar Akdoğan’a çarptı. Kaza anı çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde otomobilin Akdoğan’a çarptığı, yaşlı adamın dengesini kaybederek yere doğru eğildiği görülürken, otomobilin ise olay yerinden uzaklaştığı görüldü. İlk etapta sürücünün kazanın ardından kaçtığı değerlendirildi. Ancak yapılan incelemede Bolat’ın kazayı fark etmediği ortaya çıktı. 72 Yaşındaki Musa Bolat ve 83 Yaşındaki Yaşar Akdoğan haytlarında ki ilk kaza oldu. Kaza sonrası evine gitti, ayağındaki kırık hastanede ortaya çıktı Kaza sonrası çevredeki esnafın yardım ettiği Akdoğan, dolmuşa binerek evine gitti. Ağrılarının artması üzerine ailesi tarafından hastaneye götürülen Akdoğan’ın ayağında kırık olduğu belirlendi ve ayağı alçıya alındı. Güvenlik kamerası görüntülerinin ortaya çıkmasının ardından polis ekipleri tarafından ifadesi alınan Musa Bolat, işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Bolat, çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Bolat, serbest kalır kalmaz Akdoğan’ı ziyarete gitti. "Kaçmadım, çarptığımı anlamadım" 72 yaşındaki Musa Bolat, 1980 yılından bu yana araç kullandığını ve 19 yıl devlet kurumunda şoförlük yaptığını belirterek, hayatındaki ilk trafik kazasını yaşadığını söyledi. Yaşar Akdoğan ile el sıkışarak barışan ve yaşadığı sürecin aslında farklı olduğunu ve kaza yerinden asla kaçmadığını kazayı fark etmediğini belirten Musa Bolat, "Ben 72 yaşındayım. 1980’den beri araba kullanıyorum. 19 sene devlet kurumunda şoförlük yaptım. Hiç kazam olmadı, bu benim ilk kazam. Dikiz aynasına çarptığını düşündüm. Aracı park edip geri dönmek istedim. Yaşar beyin uzaklaştığını görünce çarpmadığımı düşündüm ve aracıma geri döndüm. Polisler gelince kazadan haberim oldu" dedi. Akdoğan’ın ayağının kırıldığını öğrenince çok üzüldüğünü ifade eden Bolat, "Kaçmadım. Ayağının kırıldığını duyunca çok üzüldüm. Kendisini bulduğum için mutluyum. Hiç kaçar mıyım? Aracı park ettim, geri dönmek istedim ama Yaşar Bey uzaklaşmıştı. Ben de aracıma geri döndüm" diye konuştu. "Olan oldu, biz düşman değil dostuz" Musa Bolat ile buluşmasının ardından yaşanan kazanın geride bırakılması gerektiğini ve şikayetini de geri alacağını söyleyen ifade eden Akdoğan, "Olan oldu. Biz düşman adam değiliz, dost adamız. Bu memleketin güzel insanlara ihtiyacı var. Güzel insanları çoğaltacağız. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. İkimize de geçmiş olsun" dedi. Bolat da "Kendisini bulduğum için mutluyum. Polis memuru beni aradı, çok üzüldüm. Ben kaçmadım. Aracı park ettim, geri geldim. Kaçar mıyım ben? Şükür buldum" diye konuştu. Adliyeden çıktı, tatlı alıp evine gitti Bolat, adliyedeki işlemlerinin ardından ailesiyle birlikte Akdoğan’ın evine giderek geçmiş olsun ziyaretinde bulundu. Yanında tatlı götüren Bolat, kazadan dolayı duyduğu üzüntüyü Akdoğan’a anlattı. İki ileri yaşlı insanın bir araya gelince samimi sohbetleri ve cana yakınlıkları dikkat çekerken, geçmişte tanıdıkları kişiler ve ortak hatıralar üzerine konuştu. Yaşanan kazaya rağmen birbirlerine karşı anlayışlı ve duygusal tavırları dikkat çeken iki dede, görüşmenin sonunda el sıkışarak helalleşti. "Benden kötü kelime çıkmaz" Ayağı kırılan 83 yaşındaki Yaşar Akdoğan ise yaşananlara öfkeyle yaklaşmadığını belirterek, "Benden kötü kelime çıkmaz. Bir taşla yıkılacak adam değiliz. Ben çocuklarıma küçükken, ‘Birinin camını kırarsanız gelip bana söyleyin’ derdim. Ben babayım, babalık yapmak zor. Zararı karşılayayım, komşuluk ve kardeşlik bozulmasın. Benim oğlum haklıydı demem. Hatasız kul olmaz" ifadelerini kullandı. Kaza günü eve gittikten sonra ağrılarının arttığını anlatan Akdoğan, ayağında iki delik fark ettiğini ve hastanede tedavi gördüğünü söyledi. Tedavisinin ardından yeniden namaz kılabildiği için şükrettiğini belirtti.

Sıcaktan bunalan mandalar derede serinledi Haber

Sıcaktan bunalan mandalar derede serinledi

Adana'nın Kozan ilçesinde sıcak havadan bunalan mandaların derede serinlediği anlar, Afrika belgesellerini aratmayan görüntüler oluşturdu. Suya giren mandalara balıkçıllar, leylekler ve ibibiklerin eşlik etmesiyle ortaya renkli görüntüler çıktı. Türkiye'nin en sıcak illerinden olan Adana'da sıcak havadan vatandaşlar kadar hayvanlar da etkileniyor. Kozan'ın Ayşehoca Mahallesi'ndeki manda sürüsü de sıcak havalarda serinlemek için belirli aralıklarla mahalledeki dereye giriyor. Suyun içerisinde uzun süre kalan mandalar yavrularıyla birlikte serinlerken, mandalara kuş sürüleri de eşlik ediyor. Yavrularıyla su içerisinde ilerleyen mandaların görüntüsü adeta Afrika belgesellerini aratmıyor. "Babadan kalan mesleğe 2013'te yeniden başladık" Manda yetiştiriciliği yapan Cengiz Duran, "Babamdan kalan meslek. 2013'te başladık. Şu anda 110 mandamız, 30 tane de yavrumuz var. Mera olsa sürümüzü büyütürüz. 45 bin TL maaşla çoban bulamıyoruz" dedi. "Ter bezleri olmadığı için suya giriyorlar" Mandaların sıcak havalarda suya girdiğini anlatan Duran, "Bu mandaların inek gibi ter bezleri yok. O yüzden suya giriyorlar, gövdelerini suyun içerisinde soğutup rahatlıyorlar. Çevrede yeni nesil bunları unutmuş, ‘Bu ne?' diyorlar. Ben de ‘Belgesellerde izlediğiniz, aslanların kovaladığı bufalo' diyorum" ifadelerini kullandı. "Sütünün litresi 120 TL, yoğurdu ve kaymağı çok değerli" Manda sütünün ekonomik değerine de dikkat çeken Duran, "Bunun sütü çok değerli. Vitamin ve değer açısından ineğin sütünden 10 misli diyebiliriz. Yoğurdu, kaymağı çok lezzetli. Sütünün litresi 120 TL. Yoğurdu ve kaymağı yapılıyor. Talep genellikle Adana'dan geliyor. Kadirli'de yaklaşık 300 manda var ama Kadirli'ye yetmiyor. Kozan'da ise ilgi yok" diye konuştu. Gençlere manda yetiştiriciliğini meslek olarak değerlendirmeleri çağrısında bulunan Duran, "Gençlere mesajım; yapılacak meslek bu. Mera olursa koyun, inek, angus derken illaki manda da olmalı. Verimi yüksek, eti ve sütü kıymetli" dedi. Ayşehoca Mahallesi Muhtarı Caner İşkin ise, bölgedeki görüntülerin Afrika belgesellerini aratmadığını söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.