Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Konut Fiyatları

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Konut Fiyatları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Konut Fiyatları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

YENİ KONUT ÜRETİMİNDE YAVAŞLAMA SİNYALİ Haber

YENİ KONUT ÜRETİMİNDE YAVAŞLAMA SİNYALİ

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2026 yılı ikinci çeyrek Yapı İzin İstatistikleri, inşaat sektörünün mevcut durumunu ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri birlikte değerlendirmeyi gerektiren bir tablo ortaya koydu. TÜİK verilerine göre 2026 yılının ikinci çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 2,0, daire sayısı yüzde 9,5 ve toplam yüzölçümü yüzde 7,4 geriledi. Buna karşılık yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 13,7, daire sayısı yüzde 10,7 ve toplam yüzölçümü yüzde 5,8 arttı. İMSİAD ve İMSİFED Başkanı Şeref Demir, verilerin sektör açısından iki farklı mesaj taşıdığına dikkat çekerek, “Yapı kullanma izin belgelerindeki artış, daha önce başlamış ve tamamlanma aşamasına gelmiş projelerde üretimin sürdüğünü gösteriyor. Ancak yapı ruhsatlarındaki gerileme, yeni projelerin başlama hızında belirgin bir yavaşlama yaşandığını ortaya koyuyor. Bugünün iskan verileri geçmişte alınmış kararların sonucuyken, bugünün inşaat ruhsatları yarının üretim kapasitesini belirliyor. Bu nedenle ruhsatlardaki gerilemeyi özellikle dikkatle okumamız gerekiyor” dedi. “Maliyet, Finansman, Arsa ve Talep Aynı Anda Baskı Oluşturuyor” Sektörde yeni proje üretme kararının artık yalnızca konut talebi üzerinden şekillenmediğini belirten Demir, birçok faktörün aynı anda yatırım kararlarını etkilediğini söyledi. Demir, “İnşaat maliyetleri hâlâ yüksek, finansman maliyetleri yatırım kararlarını sınırlıyor, arsa maliyetleri birçok bölgede projenin fizibilitesini zorluyor. Bunun yanında vatandaşın konut alma gücü ile konut fiyatları arasındaki makas da yatırımcı açısından öngörülebilirliği azaltıyor. Bu şartlarda müteahhitler doğal olarak yeni projeye başlamadan önce çok daha temkinli davranıyor” ifadelerini kullandı. TÜİK’in haziran ayı verilerine göre inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 28,66 artarken, bina inşaatı maliyet endeksindeki yıllık artış yüzde 28,54 oldu. Aynı dönemde işçilik maliyetindeki yıllık artış yüzde 30,25 olarak gerçekleşti. Demir, “Maliyetlerin bu seviyede arttığı, finansmana erişimin hâlâ kolay olmadığı ve talebin dönemsel olarak dalgalandığı bir ortamda ruhsatların gerilemesi şaşırtıcı değil. Ancak bunu sektörün kaderi olarak kabul etmemeliyiz. Doğru politikalarla üretim maliyetlerini aşağı çekmek, finansmana erişimi kolaylaştırmak ve özellikle konut üretimini desteklemek mümkün” diye konuştu. “Ruhsattaki Gerileme Kentsel Dönüşüm Açısından da Önemli Bir Uyarı” Bursa gibi hızlı nüfus artışı yaşayan ve deprem riski nedeniyle ciddi ölçekte kentsel dönüşüm ihtiyacı bulunan kentlerde bu verilerin daha farklı bir anlam taşıdığını vurgulayan Şeref Demir, yeni yapı üretiminin yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Demir, “Türkiye’nin önünde sadece yeni konut ihtiyacı değil, aynı zamanda mevcut yapı stokunun yenilenmesi gibi çok daha büyük bir ihtiyaç bulunuyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yeni üretimin yavaşlaması, kentsel dönüşümün de arzu edilen hızda ilerlemesini zorlaştırabilir. Özellikle deprem riski taşıyan yapıların dönüşümünü hızlandıracak finansman modellerine, uygun maliyetli konut üretimini destekleyecek mekanizmalara ve arsa arzını artıracak politikalara ihtiyaç var” dedi. “Yapı Kullanım İzinlerindeki Artışı Üretimdeki Toparlanma Olarak Okumamak Gerekiyor” Yapı kullanma izin belgelerindeki artışın olumlu olduğunu ancak bunun yeni üretimdeki tabloyla karıştırılmaması gerektiğini belirten Demir, “İskan verilerindeki yükseliş elbette sevindirici. Ancak bu artış daha önce ruhsatı alınmış projelerin tamamlanmasıyla ilgili. Asıl bakmamız gereken, yeni ruhsatların nasıl bir eğilim gösterdiğidir. Çünkü bugün ruhsatı alınmayan proje, birkaç yıl sonra tamamlanacak ve ekonomiye katkı sağlayacak yeni yapı stoğunun oluşmaması anlamına gelir” değerlendirmesinde bulundu. Demir, TÜİK’in mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerinde de ikinci çeyrekte yapı ruhsatı verilen toplam yüzölçümün bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,1 azaldığına, buna karşılık yapı kullanma izin belgesi verilen toplam yüzölçümün yüzde 2,8 arttığına dikkat çekti. “Sektörün Önünü Açacak Bir Politika Setine İhtiyaç Var” İnşaat sektörünün yüzlerce alt sektörü harekete geçiren, istihdam ve ekonomik büyüme açısından yüksek çarpan etkisine sahip bir alan olduğunu belirten Şeref Demir, önümüzdeki dönemin temel hedefinin üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak olması gerektiğini söyledi. Demir, “Biz sektör olarak daha fazla bina yapmak için değil, güvenli, erişilebilir, nitelikli ve yaşanabilir yapılar üretmek için mücadele ediyoruz. Bunun gerçekleşmesi için de üreticinin önünü görebildiği bir yatırım ortamına ihtiyacımız var. Finansman maliyetlerinin makul seviyelere gelmesi, arsa arzının artırılması, ruhsat ve proje süreçlerinin hızlandırılması, kentsel dönüşüm finansmanının güçlendirilmesi ve konut alıcısının finansmana erişiminin kolaylaştırılması bu açıdan büyük önem taşıyor” dedi. Şeref Demir, son olarak şu değerlendirmede bulundu: “Yapı izin istatistikleri bize açıkça şunu söylüyor: Sektörde mevcut projelerin tamamlanması yönünde bir hareketlilik var ancak yeni proje üretiminde aynı ivmeyi göremiyoruz. Bugün doğru adımları atmazsak, bunun etkisini yarın konut arzında, fiyatlarda ve özellikle kentsel dönüşümün hızında görebiliriz. Amacımız yalnızca bugün üretimin devam etmesi değil; Türkiye’nin ve Bursa’nın gelecekteki konut ihtiyacını karşılayabilecek güçlü, sağlıklı ve sürdürülebilir bir üretim kapasitesini korumaktır. Bunun için kamu, yerel yönetimler, finans sektörü ve özel sektörün ortak akılla hareket etmesi gerekiyor.”

Konutlarda 'sessiz' dönem! Haber

Konutlarda 'sessiz' dönem!

Ankara’da konut piyasasında sakin görünüm devam ederken, satış hızındaki yavaşlama ve fiyat dinamiklerindeki değişim dikkat çekiyor. İlan fiyatları ile gerçekleşen satış fiyatları arasındaki farkın açılması, piyasada alıcı lehine bir pazarlık ortamı oluşturuyor. Mayıs 2026 verilerine göre Ankara’da toplam 8 bin 21 konut satışı gerçekleşti. Bu satışların 2 bin 178’i ipotekli, yani kredili satışlardan oluşurken, 5 bin 872 ikinci el konut satışı piyasadaki ağırlığını korudu. Merkez Bankası verilerine göre ise Mayıs 2026’da konut fiyatları ülke genelinde yıllık bazda yüzde 24,5 artarken, reel bazda yüzde 6,1 geriledi. Ankara özelinde konut fiyat endeksi aylık yüzde 1,5, yıllık ise yüzde 27,3 artış gösterdi. Aynı dönemde yeni kiracı kira endeksi Ankara’da yıllık yüzde 33,8 yükseldi. Bu veriler, kira tarafında artış baskısının sürdüğünü ancak satış tarafında alıcıların daha güçlü bir pazarlık pozisyonuna geçtiğini ortaya koyuyor. “PAZARLIK DÖNEMİ GÜÇLENİYOR” Ankara merkezli Gayrimenkul PR, piyasadaki mevcut durumu değerlendirerek özellikle yaz aylarında talebin yavaşlaması, yüksek kredi maliyetleri ve ilan fiyatlarındaki beklenti farklarının yeni bir denge oluşturduğunu belirtti. Şirket değerlendirmesinde, satıcıların piyasa gerçeklerine uygun fiyatlama yapması halinde konutların daha hızlı el değiştirebileceği, alıcıların ise özellikle peşin alımlarda daha güçlü pazarlık imkânına sahip olduğu ifade edildi. Piyasa değerlendirmelerine göre satıcılar açısından gerçekçi fiyatlama giderek daha kritik hale gelirken, alıcılar açısından doğru konum ve uygun fiyatlı konutlar önemli fırsatlar sunuyor. Uzmanlar, mevcut durumu “yavaşlama dönemi” olarak tanımlarken, bu sürecin doğru okunduğunda hem alıcı hem satıcı için avantaj yaratabileceğini belirtiyor. Bu arada ilan fiyatları ile gerçekleşen satış fiyatları arasındaki makasın açılması, piyasada “sessiz konut balonu” tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı. Buna göre, fiyat artışlarının hız kesmesi ve satış temposunun düşmesi, piyasanın yeniden denge arayışına girdiğine işaret ediyor.

Haneler küçülüyor, konut tercihi değişiyor Haber

Haneler küçülüyor, konut tercihi değişiyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'de ortalama hane halkı büyüklüğü 2008 yılında 4 kişi seviyesindeyken 2025 itibarıyla 3,08 kişiye düştü. Aynı dönemde tek kişilik hanelerin oranı yüzde 20,5'e yükselirken, değişen demografik yapı konut sektöründe de yeni bir dönemi beraberinde getirdi. Uzmanlar, gençlerin daha geç evlenmesi, tek başına yaşamayı tercih edenlerin artması, boşanma oranlarının yükselmesi ve eğitim ile iş nedeniyle büyükşehirlere göçün hızlanmasının küçük metrekareli konutlara olan talebi artırdığını belirtiyor. Ekonomik koşullar da tüketici tercihlerini etkileyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Artan konut fiyatları, yüksek kredi maliyetleri ile aidat ve enerji giderleri, daha ulaşılabilir fiyatlı ve işletme maliyetleri düşük konutları öne çıkarıyor. Bu nedenle özellikle 1+1 ve 2+1 daireler hem oturum hem de yatırım amacıyla daha fazla tercih ediliyor. Yeni üretilen konutların ortalama büyüklüğünün de son yıllarda küçülmesi, sektörün değişen talebe uyum sağladığını gösterirken, önümüzdeki dönemde özellikle büyükşehirlerde geliştirilecek projelerde fonksiyonel ve küçük metrekareli konutların ağırlığının artması bekleniyor. "KONUT ÜRETİMİNİ ARTIK SOSYOLOJİK DÖNÜŞÜM DE BELİRLİYOR" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan sektör temsilcilerinden Mehmet Konuralp Yılmaz, konut sektörünün yalnızca ekonomik göstergelere göre değil, toplumun değişen yaşam biçimine göre de şekillendiğini söyledi. Eskiden kalabalık aile yapısına göre konut üretildiğini belirten Yılmaz, bugün ise tek yaşayan bireylerin, yeni evli çiftlerin ve küçük ailelerin sayısındaki artışın daha kompakt yaşam alanlarına yönelimi hızlandırdığını ifade etti. Yılmaz, insanların artık kullanılmayan büyük metrekareler yerine merkezi konumda, fonksiyonel ve yaşam maliyetleri düşük konutları tercih ettiğini belirterek, "1+1 ve 2+1 daireler hem satın alma maliyetinin daha ulaşılabilir olması hem de kiralama sürecinde daha geniş bir hedef kitleye hitap etmesi nedeniyle yatırımcı açısından öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemde şehir merkezlerinde geliştirilecek projelerde küçük metrekareli ancak iyi planlanmış konutların payı daha da artacak." değerlendirmesinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.