Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Konkordato

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Konkordato haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Konkordato haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Atış Yapı mağdurlarından çağrı: "Yaşanan süreç tüm yönleriyle araştırılmasını istiyoruz" Haber

Atış Yapı mağdurlarından çağrı: "Yaşanan süreç tüm yönleriyle araştırılmasını istiyoruz"

Bursa’da Atış Yapı mağdurları, yaşadıkları sorunlara dikkat çekerek, konut projelerindeki satış ve hisse devirleriyle ilgili iddiaların araştırılmasını istedi. Atış Yapı mağdurları, şirketlerin geçmişte birlikte hareket ettiği dönemlerin ardından bugün gelinen noktada hak sahipleriyle şirketler arasında bir belirsizlik oluştuğunu savunarak, "Bir zamanlar bayrakları birlikte dalgalanan bu devasa şirketlere birer birer yüce devletimiz hesap soruyor. Ancak bizler bu hengamede ortada kaldık, sesimizi duyuramadık" ifadelerini kullandı. Açıklamada, yaşanan sürecin yalnızca ekonomik değil, vatandaşların yaşamlarını da etkilediği öne sürülerek, "Vatandaşa zararları sadece finansal piyasalarda olmadı, burada konut piyasasında da 2 yıldır hanelerimizde huzur kalmadı" denildi. Açıklamada "Bir zamanlar Atış Yapı şantiyesi olan, kendi ruhsatıyla da yıktığı arkamızdaki arsanın, yani hisseleri yangından mal kaçırır gibi sürekli elden ele devredilip bizler yani hak sahipleriyle arasına perdeleme yapılmakta" ifadelerine yer verildi. "Satış yetkisine ilişkin kamuoyu bilgilendirildi mi?" Atış Yapı’nın konkordato sürecine kadar bazı projelerde milyon dolarlık satışlar yapıldığı yönünde duyumlar aldıklarını belirterek, bu satışlarla ilgili noter ihtarnamesi gönderilip gönderilmediğinin araştırılması isteyen mağdurlar, "Satış yetkisine dair kamuoyuna detaylı bir bilgilendirme açıklaması yapıldı mı? Yoksa KAP’larla insanlar mağduriyete mi sürüklendi?" sorularını yöneltti. Mağdurlar ayrıca, hukuksuz olduğunu düşündükleri satışlarla ilgili yetkililere ihbarda bulunulup bulunulmadığının ve söz konusu satışların durdurulması amacıyla hukuki yollara başvurulup başvurulmadığının açıklanmasını talep etti. Mağdurlar, yetkililerden para transferleri ve hisse devirleri ile yaşanan sürecin tüm yönleriyle araştırılmasını istedi.

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

Atış Yapı Mağdurları Bursa’da İsyan Etti Haber

Atış Yapı Mağdurları Bursa’da İsyan Etti

Konkordato sürecine giren ve yöneticileri tutuklanan Atış Yapı’nın mağdur ettiği vatandaşlar, Bursa’daki Kayapa Smart Evler Projesi önünde bir araya gelerek yaşadıkları mağduriyeti kamuoyuna duyurdu. Yaklaşık 300 kişinin katıldığı basın açıklamasında, teslim edilmeyen konutlar ve belirsizlik nedeniyle yetkililere çağrı yapıldı. “Birikimlerimiz Gitti, Evlerimiz Teslim Edilmedi” Haziran ayında konkordato ilan eden, ekim ayında ise şirket yöneticilerinin tutuklanmasının ardından Atış Yapı’ya bağlı şirketlere Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Süreç kapsamında şirket projelerinde teknik, mali ve hukuki incelemeler başlatıldı. Soruşturma dosyasına yansıyan iddialara göre, şirket yöneticilerinin hesap hareketleri incelenirken, suçtan elde edildiği değerlendirilen yaklaşık 21 milyar 510 milyon liralık bir tutarın dosyada yer aldığı öne sürüldü. Basın açıklamasında konuşan mağdurlar, yaklaşık 3 bin 500 ailenin mağdur edildiğini belirterek, yılların emeğini ev sahibi olabilmek için projelere yatırdıklarını ifade etti. 10 Büyük Projede Binlerce Kişi Etkilendi Carrefour, Downtown, Babylon 1-3 ve Smart 1-5 projeleri başta olmak üzere çok sayıda projede vatandaşların mağdur olduğu belirtilirken, şirket yöneticilerinin “nitelikli dolandırıcılık” suçlamasıyla tutuklanmasının ardından TMSF’nin sürece dahil olması mağdurlar arasında umut oluşturdu. Mağdurlar adına açıklama yapan Saliha Göker, güvenli bir yaşam hayaliyle yatırım yaptıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Biz ticaret yapmak için değil, ailemizle güven içinde yaşayacağımız bir yuva sahibi olmak için bu projelere girdik. Çocuklarımızın geleceği için biriktirdiğimiz her şeyi verdik. Şimdi ise ortada ne ev var ne de paramız.” “Satış Yapıldı Ama İnşaat Başlamadı” Özellikle Smart-4 Projesi’nde teslim tarihinin geçmesine rağmen inşaat çalışmalarının başlamadığı iddia edildi. Mağdurlar, milyonlarca liralık satış yapıldığını ancak projelerin ilerlemediğini belirterek denetim eksikliğine tepki gösterdi. Açıklamada, işçilerden emeklilere, memurlardan gurbetçilere kadar birçok kişinin yıllarca biriktirdiği tasarruflarını bu projelere yatırdığı vurgulandı. Sürecin aileler üzerinde ciddi ekonomik ve psikolojik yük oluşturduğu ifade edildi. “Lüks Değil, Hakkımız Olan Evi İstiyoruz” Eylemde söz alan bazı mağdurlar yaşadıkları dramı anlattı. Emekli bir vatandaş, tüm birikimini projeye yatırdığını belirterek sadece hakkını istediğini söyledi. Bir başka mağdur ise 81 yaşındaki annesinin yıllarca biriktirdiği parasını kaybettiğini ifade ederek, “Eşimle yıllarca çalışıp birikim yaptık. Her şeyimizi kaybettik. Bu yaşananları kabul etmiyoruz” dedi. İstanbul’daki evini satarak Bursa’da deprem güvenliği nedeniyle yeni bir ev almak istediğini anlatan başka bir vatandaş ise 2023 yılında yaklaşık 1 milyon 600 bin lirayı peşin ödediğini, ancak teslim tarihi geçmesine rağmen evine kavuşamadığını söyledi. Aynı mağdur, kira desteği sözü verilmesine rağmen bunun da yerine getirilmediğini belirtti. Mağdurlar, yetkililerden projelerin tamamlanmasını ve yaşadıkları mağduriyetin giderilmesini talep etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.