Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kobi̇

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kobi̇ haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kobi̇ haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Esnaf sicil affı bekliyor Haber

Esnaf sicil affı bekliyor

Bursa Bizim Platformu Çalışma Grubu Sözcüsü Ferit Gürsoy, hazırladıkları ortak raporla sicil affı ve terkin mağdurlarının ekonomiye kazandırılması için çağrıda bulundu. Bursa’da yaklaşık 50 bin, Türkiye genelinde ise 1 milyon KOBİ ve esnafın sicil affı bekliyor. Bursa Bizim Platformu Çalışma Grubu tarafından hazırlanan "Ticari Sicil Affı ve Terkin Mağdurlarının Ekonomiye Kazandırılması ve Dürüst Esnafın Korunması Ortak Raporu" kamuoyuyla paylaşıldı. Yaklaşık 1,5 ay süren çalışmada iş dünyasının temsilcileriyle görüşülerek hazırlanan raporda, sicil affı bekleyen esnafın yeniden ekonomiye kazandırılması ve yükümlülüklerini düzenli yerine getiren esnafa "Beyaz Sicil" teşviki verilmesi önerildi. Bursa Bizim Platformu Çalışma Grubu Sözcüsü Ferit Gürsoy, raporun hazırlanması sürecinde Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Bursa Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Marmara Bölge Müdürlüğü, iş insanları dernekleri ve iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldiklerini belirtti. Gürsoy, geçmişte kara listeye giren çok sayıda esnafın borçlarını kapatmış olmasına rağmen uygun krediye ulaşamadığını ve kredi kartı dahi alamadığını belirterek, "Küçük ve orta boy işletmeler günümüzde yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle finansmana erişemiyor. Sicil affıyla bu işletmeler yeniden ekonomiye kazandırılabilir, istihdam kayıpları önlenebilir ve finansmana erişimlerinin önündeki engeller kaldırılabilir. Aynı zamanda küçük işletmeler tefecilerin insafına bırakılmamış olur" dedi. "Bursa’da 50 bin, Türkiye’de 1 milyon mağdur var" Bursa’da en az 50 bin esnafın bu durumdan etkilendiğini düşündüklerini dile getiren Gürsoy, Türkiye genelinde ise yaklaşık 1 milyon küçük ve orta ölçekli işletmenin sicil mağduru olduğunu öne sürdü. Gürsoy, esnaf ve terkin mağdurlarına yönelik bir defaya mahsus sicil affı getirilmesi ve bunun yasal düzenlemeyle güvence altına alınması gerektiğini söyledi. "Bankaların kara listeleri güncellenmeli" Çıkarılacak sicil affının bankalar tarafından uygulanmasının önemine dikkat çeken Gürsoy, "Bankalar kara listelerini güncellemedikleri sürece çıkarılacak bir sicil affının istenilen faydayı sağlamayacağını düşünüyoruz. Ticaret Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ortak çalışmasıyla bankalar nezdinde bağlayıcılığı olan bir düzenleme yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Dürüst esnafa ’Beyaz Sicil’ önerisi Platformun raporunda sadece sicil affının değil, yükümlülüklerini düzenli yerine getiren esnafın da teşvik edilmesi gerektiği vurgulandı. Gürsoy, vergisini zamanında ödeyen, sigorta primlerini aksatmayan ve kredi ödemelerini düzenli yapan esnaf ile sanayiciler için "Beyaz Sicil" veya "Altın Esnaf" kategorisi oluşturulmasını önererek, bu mükelleflere kamu kredileri ve Kredi Garanti Fonu desteklerinde yüzde 2-3 faiz indirimi uygulanmasını, gelir ve kurumlar vergisindeki yüzde 5’lik indirim oranının ise yüzde 10 ila 15 seviyesine çıkarılmasını istedi.

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

Bursa'nın yeni ekonomi haritası şekillendi Haber

Bursa'nın yeni ekonomi haritası şekillendi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa iş dünyası için müjde niteliğinde olan tarihi projeleri ilk kez kamuoyuyla paylaştı. Kentin üretim, ticaret, teknoloji ve lojistik altyapısını yeni nesil ekonomi vizyonuyla güçlendirecek projelerini Hilton Otel’de düzenlenen lansmanda paylaşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO’nun son 13 yılda kentin geleceğine yön veren güçlü bir dönüşüm hamlesini başarıyla hayata geçirdiğini ifade etti. Başkan Burkay, “Bursa’mızın yeni dönem ekonomi vizyonunu, birlikte kurduğumuz güçlü bir geleceğin adımlarını ve bu şehrin iş dünyasının ortak iradesini paylaşmak üzere bir aradayız. Bugün sizlerle sadece yeni hedefler değil; tamamlanmış, Bursa iş dünyasının gerçek ihtiyaçlarından doğmuş somut adımları paylaşıyorum.” dedi. “16 MAKRO PROJEDEN 60’TAN FAZLA DEV ESERE ULAŞTIK” BTSO’nun 25 Mart 2013’te “Bursa için hayalimiz var” diyerek çıktığı yolda 16 makro projeyle başlayan vizyonun bugün 60’tan fazla projeye ulaştığını hatırlatan İbrahim Burkay, bu projelerin her birinin Bursa’nın üretim, ihracat, teknoloji, eğitim, istihdam ve ticaret altyapısını güçlendiren kalıcı eserler olduğunu dile getirdi. Başkan Burkay, “Ne mutlu ki bugün; 60 bini aşkın üyemizin inancı ve desteğiyle, her bir üyemize dokunan, bu kentin ve ülkemizin ekonomi tarihine geçen 60’tan fazla dev eseri Bursa’mıza kazandırdık. Bugün gönül rahatlığıyla ifade edebiliriz ki Bursa, son 13 yılda 50 yıllık bir altyapı hamlesini gerçekleştirmiştir.” ifadelerini kullandı. Bu süreçte Türkiye’nin terör saldırılarından ekonomik dalgalanmalara, küresel krizlerden pandemiye ve asrın deprem felaketine kadar çok büyük sınamalardan geçtiğini hatırlatan Burkay, BTSO’nun her kriz döneminde üyeleriyle daha yakın temas kurarak çözüm üreten bir anlayışla hareket ettiğini söyledi. BURSA’NIN YENİ EKONOMİ HARİTASI ŞEKİLLENDİ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Burkay, lansmanda Bursa’nın yeni ekonomi haritasının temel başlıklarını da kamuoyuyla paylaştı. Yeni dönemde TEKNOSAB KOBİ OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, Gıda İhtisas OSB, inşaat sektörü için lojistik depolama alanları, Data Center Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, TEKNOSAB Teknopark, Yapay Zeka Dönüşüm Merkezi ve Fidan Han gibi projelerin Bursa’nın büyüme modelinin ana unsurları olacağını belirten Burkay, bu projelerin üretimden ticarete, teknolojiden lojistiğe kadar bütüncül bir kalkınma yaklaşımının parçaları olduğunu kaydetti. İbrahim Burkay, “KOBİ’lerimizin büyümeye ihtiyacı var. Gıda sektörümüzün ihtisaslaşmış üretim alanına ihtiyacı var. İnşaat sektörümüzün düzenli üretim ve depolama alanlarına ihtiyacı var. Ticaret erbabımızın yeni, planlı ve güçlü ticaret bölgelerine ihtiyacı var. Sanayimizin lojistik güce, teknoloji altyapısına ve yeni nesil yatırım modellerine ihtiyacı var. Biz bu ihtiyaçları ayrı ayrı değil, Bursa’mızın yeni ekonomi haritasının parçaları olarak görüyoruz.” diye konuştu. KOBİ’LERE TARİHİ MÜJDE: TEKNOSAB KOBİ OSB HAYATA GEÇTİ Başkan Burkay, TEKNOSAB ekosisteminin sunduğu altyapı, lojistik, teknoloji ve yatırım avantajlarının artık KOBİ’lerle buluşacağını belirterek, KOBİ’lerin üretim alanı ihtiyacına cevap verecek projede kamu yararı onaylarının tamamlandığını ve kamulaştırma sürecinin başladığını açıkladı. İbrahim Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB’de nihai taleplerin kısa süre içinde toplanacağını duyurarak, projenin KOBİ’ler için yeni bir dönüşüm döneminin başlangıcı olacağını ifade ederek, “KOBİ OSB ile uzun yıllardır büyük bir heyecanla beklenen önemli bir yatırımı hayata geçirdik. Kamu yararı onaylarımız çıktı. Kamulaştırma sürecimiz başladı. Temmuz ve Ağustos aylarında nihai taleplerimizi toplayacağız. TEKNOSAB ekosisteminin sunduğu avantajlarla KOBİ’lerimiz için dönüşüm resmen başladı. KOBİ’lerimiz ve Bursa’mız için hayırlı olsun.” değerlendirmesinde bulundu. Projenin, Bursa’da küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha planlı, güçlü ve rekabetçi üretim alanlarına kavuşması açısından tarihi bir adım olduğuna işaret eden Burkay, KOBİ’lerin yeni nesil sanayi altyapısı içinde büyümesinin Bursa ekonomisinin geleceği için kritik önemde olduğunu vurguladı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, ticaretin de sanayi gibi yeni nesil altyapıya, lojistik bağlantılara ve planlı gelişim bölgelerine ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Bu kapsamda TEKNOSAB içinde Organize Ticaret Bölgesi projesinin de hazırlandığını, merkezin kurulacağı alanın belirlendiğini ve yakın zamanda taleplerin toplanacağını açıklayan Başkan Burkay, projenin Bursa ticaret erbabı için planlı, modern ve güçlü bir büyüme alanı oluşturacağını söyledi. Başkan Burkay, 2015 yılında projelendirilen ve Bursa’nın sektörel ihtiyaçlarına yanıt verecek Gıda İhtisas OSB ile inşaat sektörü için lojistik depolama alanlarının da yine TEKNOSAB’ın genişleme alanındaki bölgede yerlerinin belirlendiğini belirtti. Gıda sektörünün ihtisaslaşmış üretim alanlarına, inşaat sektörünün ise düzenli üretim ve depolama bölgelerine ihtiyaç duyduğunu ifade eden Burkay, bu projelerin sektörlerin verimliliğini, kapasitesini ve rekabetçiliğini artıracağını söyledi. TEKNOSAB’DA YATIRIM TUTARI 100 MİLYAR LİRAYA ULAŞACAK BTSO’nun en önemli vizyon projelerinden TEKNOSAB’ın Bursa’nın üretim gücünü büyüten stratejik bir yatırım olduğunu belirten İbrahim Burkay, bölgenin 3 yılda yatırıma hazır hale getirildiğini hatırlattı. TEKNOSAB’da 60 milyar liralık yatırımla 27 fabrikanın üretimde olduğunu aktaran Burkay, 2027 sonunda ise üretime geçen firma sayısının 52’ye ulaşacağını bildirdi. Burkay, TEKNOSAB’da toplam yatırım tutarının 100 milyar liraya çıkacağını, 2030 yılında ise tüm parsellerde üretim hedeflendiğini kaydetti. Burkay, TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ın Bursa’da ortak akıl, ortak yatırım ve ortak kazancın en somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Küçük esnaftan sanayiciye kadar Bursa iş dünyasının aynı yatırımda buluştuğunu belirten Burkay, projede 650’den fazla yatırımcının yer aldığını, 75 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirildiğini, Türkiye’nin en geniş katılımlı girişim sermayesi yatırım fonlarından birinin bu modelle hayata geçtiğini ifade etti. Burkay, projenin 210 milyon dolarlık yatırım bütçesine sahip olduğunu, döviz bazında yüzde 87, Türk lirası bazında ise yüzde 126 değer artışı sağladığını bildirdi. DATA CENTER, TEKNOPARK VE YAPAY ZEKÂ DÖNÜŞÜM MERKEZİ BTSO’nun yeni dönem vizyonunda dijital altyapı, veri ekonomisi, teknoloji geliştirme ve yapay zeka dönüşümü de önemli yer tutuyor. Başkan Burkay, dünya ekonomisinde üretim gücünün teknolojiyle, sanayi kabiliyetinin dijital dönüşümle, şehirlerin rekabet avantajının ise yapay zeka ve veri temelli yeni ekonomiyle belirlendiği bir döneme girildiğini söyledi. Bu kapsamda Data Center, TEKNOSAB Teknopark ve Yapay Zekâ Dönüşüm Merkezi projeleriyle Bursa’nın yeni nesil üretim ve dijital dönüşüm süreçlerine liderlik edecek bir konuma taşınmasının hedeflendiğini ifade eden Burkay, “Bursa; teknolojik gelişmeleri geriden takip eden değil, yeni nesil üretim, dijital dönüşüm ve yapay zekâ odaklı ekonomi sürecine doğrudan yön veren bir şehir olma iradesine sahiptir.” dedi. BTSO’nun Bursa’nın tarihi ticaret merkezlerine yönelik projelerine de değinen Burkay, Tarihi Çarşı ve Hanlar Bölgesi’nin kentin ticaret hafızasını ve kültürel kimliğini taşıyan en değerli merkezlerden biri olduğunu söyledi. Payitaht Çarşı projesiyle bu güçlü mirası korurken çarşı esnafını yeni dönemin ticaret anlayışına hazırlamayı hedeflediklerini belirten Burkay, eğitim ve gelişim programlarıyla esnafın kurumsal kapasitesini artırdıklarını, Dijital Dönüşüm Merkezi ile de işletmelerin dijitalleşme süreçlerine destek verdiklerini ifade etti. Payitaht Çarşı Alışveriş Günleri gibi organizasyonlarla bölgedeki ticari hareketliliği güçlendirdiklerini aktaran Burkay, mülkiyeti BTSO’ya ait İç Fidan Han ve Kubbeli Hal alanında da modern bir dönüşüm projesi hayata geçireceklerini açıkladı. Açık pazar, müze çarşı ve yaşayan han konseptiyle tarihi dokuyu ticari canlılıkla buluşturacak projeyle İç Fidan Han’a doğrudan erişim sağlanacağını vurgulayan Burkay, böylece hanların görünürlüğünün artırılacağını, bölgenin tarihi değerlerinin yeniden gün yüzüne çıkarılacağını ve çarşı üyelerinin en önemli taleplerinden biri olan erişilebilirlik ile ticari hareketlilik ihtiyacına güçlü bir çözüm sunulacağını kaydetti. Başkan Burkay, BTSO’nun yeni dönem vizyonunun merkezinde ortak akıl, güven, emek ve Bursa’ya inanma iradesinin bulunduğunu vurguladı. Bursa’nın gelecek yüzyılına güçlü bir ekonomi, planlı üretim alanları, yeni nesil teknoloji altyapısı ve yüksek rekabet gücüyle hazırlanmayı hedeflediklerini belirten Burkay, BTSO’nun 60 bini aşkın üyesinden aldığı güçle ortak aklın rehberliğinde çalışmaya devam edeceğini söyledi. Burkay, amaçlarının çocuklara daha güçlü bir ekonomi, daha itibarlı bir şehir ve daha büyük hedefleri olan bir Bursa bırakmak olduğunu belirterek, "Bugüne kadar nasıl ilkleri birlikte başardıysak, bundan sonra da aynı kararlılıkla, aynı heyecanla ve aynı inançla çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Bursa iş dünyasının cesaretine, hedef koyma iradesine ve başarma azmine inandıklarını ifade eden İbrahim Burkay, “Bu yolculukta her üyemizin emeği, katkısı ve desteği bizim için değerlidir. Bursa için çıktığımız bu yolda yine birlikte yürüyeceğiz. Üretimde, ticarette, teknolojide, ihracatta ve ortak yatırım hedeflerimizde aynı inançla hareket edeceğiz. Güçlü Bursa için omuz omuza verecek, şehrimizin ve ülkemizin kalkınma yolculuğuna hep birlikte değer katacağız. Birliğimiz daim, yolumuz açık olsun.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yapay zekada lider konuma ulaşacak" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye yapay zekada lider konuma ulaşacak"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tersane İstanbul’da "Türkiye Yapay Zeka Zirvesi"ne katıldı. Zirvede konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Denizcilik tarihimizde çok önemli bir yer tutan, Sultan Fatih’in temellerini attığı Tersane-i Amire’de Türkiye Yapay Zeka Zirvesi münasebetiyle sizlerle bir aradayız. Sözlerimin hemen başında, zirvemizi teşrif eden misafirlerimize tek tek şükranlarımı sunuyor; hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlerin vasıtasıyla cihanın incisi İstanbul’umuzun 39 ilçesinde, Türkiye’nin 81 ilinde yaşayan tüm vatandaşlarımıza buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nin ülkemiz, milletimiz ve sektörlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızı, programa katkı sunan herkesi tebrik ediyorum. Zirve kapsamında icra edilen panel ve etkinliklerin, burada yapılacak değerlendirmelerin hepimiz için ufuk açıcı olmasını temenni ediyorum. Birazdan, 2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planımızı sizlerle ve milletimizle paylaşacağız. Türkiye’yi yapay zeka teknolojilerinde lider ülkeler sınıfına taşıyacak yeni eylem planımızın şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" dedi. "Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biri" Dünyanın ve insanlığın yeni bir döneme girdiği tarihi günlerden geçtiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu dönemdeki değişim geçmişe nazaran son derece hızlı ve eskilerin deyimiyle sarî seyrediyor. Diplomasiden ticarete, enerjiden ulaşıma, tarımdan güvenliğe değişimin etkileri hemen her alana nüfuz ediyor. Yeni bir düzen kurulurken eski nizam ciddi bir sarsıntı yaşıyor. Kimileri bu süreci tarihi bir fırsat olarak görürken, bazıları da bu dönüşümü aşılması gereken bir kriz olarak değerlendiriyor. Öte yandan yapay zeka ve yeni dijital teknolojilerin hakikat ötesi olarak adlandırılan bu çağda, olgularla birlikte algıları da dönüştürdüğüne, yeni gerçekliğin temel dinamiği haline geldiğine şahit oluyoruz. Şu bir gerçek ki, günümüzde bilgiye erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Dezenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri de aynı ölçüde yaygınlaştı. Veriye artık saniyeler içinde ulaşılabiliyor. Veri işleme ve veri analizi tarzı süreçleri kolaylıkla yönetebiliyoruz. Fakat veri emniyeti ve siber güvenlikte oluşacak en küçük zafiyetin hangi ölümcül sonuçlara yol açtığını da çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalarda sık sık görüyoruz. Siyasi, askeri, iktisadi gücün dijital egemenlikten bağımsız ele alınamayacağını, dijital kapasitenin caydırıcı bir kuvvet çarpanı olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Şunu bugün büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim: Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biridir. İşte az önce hepimiz izledik. Büyük matematikçimiz, Ordinaryus Profesör Cahit Arf, bundan tam 67 yıl önce Erzurum’da verdiği bir konferansta şu soruyu sormuştu: "Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?" Cahit Arf, aynı konferansta bu sorunun cevabını ararken dinleyicilere şunu söylemişti: "Hadiseler veya tertiplerin anlaşılması işi, bir merdiveni çıkmaya benzetilebilir. Bir basamağa çıkmak kolay bir iştir. Fakat bin basamağın çıkılması işi bir hayli ter dökmeye bağlıdır" açıklamasında bulundu. "Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz" Bilim ve teknolojiye asırlar boyunca çok önemli katkılar yapmış bir millet olarak, o basamakları tek tek çıkmaya bugün de devam ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Üniversitelerimiz, araştırma merkezlerimiz, bilim ve teknoloji üslerimiz dünyada çığır açan ve ses getiren işlere imza atıyor. Genç mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz yüksek teknoloji gerektiren her alanda yepyeni başarılar elde ediyor. Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz. Ar-Ge’den seri imalata tüm aşamaları kendi öz kaynaklarımızla şekillendiriyoruz. En önemlisi, Milli Teknoloji Hamlemizi Türkiye Yüzyılı’nın baş tacı yapacak Teknofest kuşağı azmiyle, maharetiyle, projeleriyle bugünü ve geleceği nakış nakış işlemeye devam ediyor. Bu vesileyle teknolojide yazdığımız bu başarı hikayesinde payı olan tüm kurumlarımıza, firmalarımıza ve sivil toplum kuruluşlarımıza teşekkür ediyor; genç kardeşlerimin her birine çalışmalarında başarılar diliyorum" diye konuştu., "Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız" Türkiye olarak savunma sanayindeki birikim ve yeteneklerimizi yapay zeka başta olmak üzere diğer alanlara da yansıtmak için yoğun bir çaba harcadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz, 31 Mart’ta dijital bağımsızlığımızı daha da perçinleyecek yeni nesil mobil iletişim altyapımız 5G’yi hizmete aldık. Siber tehditlere karşı ülkemizin direncini artırmak amacıyla Siber Güvenlik Başkanlığımızı kurduk. 2024’te uzaya fırlattığımız ilk yerli ve milli uydumuz Türksat 6A ile Türkiye’yi dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri yaptık. Son 23 yılda çok az sayıda ülkenin sahip olduğu büyük bir inovasyon altyapısı inşa ettik. Teknofestlerle, Deneyap atölyeleriyle, bilim şenlikleri ve bilim fuarlarıyla her yıl milyonlarca gencimizi teknoloji yolculuğuna dahil ettik. Bugün Türkiye genelindeki 1700’ü aşkın araştırma-geliştirme ve tasarım merkezlerinde araştırmacılarımız, mühendislerimiz ve teknisyenlerimiz geleceğin projelerini geliştiriyor. 114 teknopark, 13 binin üzerinde teknoloji firması yenilikçi fikirleri ürüne dönüştürüyor. Teknolojide elde ettiğimiz kazanımlar buzdağının sadece görünen yüzüdür. Yapay zekanın sunduğu fırsatları değerlendirerek Türkiye Yüzyılı’nda büyük ve güçlü bir Türkiye’yi dijital alanda da inşa etmekte kararlıyız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün hepimizin karşı karşıya olduğu sorular şunlardır: Yapay zeka insana hizmet mi edecek yoksa insanı kontrol mü edecek? Teknoloji şirketleri ellerine geçen bu asimetrik gücü nasıl kullanacak? Hızla büyüyen bu şirketlerin derebeyi haline gelmesinin önü nasıl alınacak? Kişisel veriler üzerinden bireylerin ve toplumların manipülasyonu nasıl engellenecek? Bu sorulara verilecek cevaplar hayati önemde olacaktır. Yapay Zeka Eylem Planımız işte bu hassasiyetlerin ürünüdür. Eylem planımız; fark et, istifade et, üret ve yönet olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi. Planımızın birinci ekseni olan ’fark et’ hedeflerimiz doğrultusunda yapay zekanın ihtiva ettiği fırsat ve riskleri milletimize aktaracak, toplumun her kesiminde bu konudaki bilinç ve temel yetkinlikleri artıracağız. Her yaştan insanımızın yapay zekayı doğru anlamasını, güvenli biçimde kullanmasını sağlamak üzere ulusal yapay zeka okuryazarlığı programını başlatacağız. 81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zeka okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştireceğiz. Veriye erişimi kolaylaştırarak araştırmacılarımızın, girişimcilerimizin ve kamu kurumlarımızın veriyi değere dönüştürme sürecini hızlandıracağız. Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2000 kamu veri setini ulusal veri kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız. Kullanıcıların haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan bir düzenleyici çerçeve oluşturacağız. Orantılı risk yaklaşımına dayalı bu çerçeveyle yeniliğin önünü açarken vatandaşlarımızın mahremiyet ve emniyetini de güvence altına alacağız. Planımızın ikinci ekseni olan ’istifade et’ kapsamında yapay zekayı kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar hayatın farklı alanlarında somut faydaya dönüştüreceğiz. Veri merkezlerimizin uluslararası standartlara uygunluğunu ve enerji verimliliğini teminat altına alacak hukuki düzenlemeyi hayata geçireceğiz. 2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracağız. Elektronik devleti vatandaşımızın yapay zeka destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimleyeceği dönüşüm alanı olarak ele alacağız. Kamu yatırım programlarımızdan yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayıracağız. Kamu sektörümüz başarılı ve yerli yapay zeka çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacak. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli alanlarda fikirleri sahada test edilmiş ürünlere dönüştürecek KOBİ’lerimize yapay zeka kuponlarıyla erişilebilir teknoloji sağlayacağız. Planımızın üçüncü ekseni olan ’üret’ hedeflerimizle vatandaşlarımızın yapay zeka ile değer üretmesini temin edecek kendi modellerimizi geliştireceğiz. Yatırımcılarımıza enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ’lerimize ve araştırmacılarımıza hızlı prototip imkanı sunan yapay zeka büyüme bölgeleri kuracağız" diye konuştu. "İstanbul’u yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız" Ulusal Yapay Zeka Araştırma Fonu ile araştırmalarımızın, Yapay Zeka Büyüme Fonu ile girişimlerimizin gerçekleşmesini ve ölçeklenmesini destekleyeceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkçe Büyük Dil Modeli çalışmalarımızı dijital egemenliğimizi güçlendirmek üzere kararlılıkla sürdüreceğiz. Geliştirme çalışmaları devam eden TÜBİTAK’ın yerli dil modeli ’Bilge’, bu yolda katettiğimiz mesafenin önemli bir göstergesidir. Yine T3 Vakfımız ve Baykar iş birliğinde geliştirilen büyük dil modeli ile HAVELSAN’ımızın ’MAIN’ platformundaki 9 milyar parametreli büyük dil modeli, Türkçe’nin bütün zenginliğini merkeze alan önemli çalışmalardır. Diğer taraftan Turkcell ve diğer mobil iletişim şirketlerimizin veri odaklı çalışmaları ülkemiz için kıymetli adımlardır. Yapay zekanın imalat sanayimizde ve katma değerli ürünlerde kullanımını yaygınlaştıracak robotik teknoloji kabiliyetlerimizi derinleştireceğiz. ’Yönet’ hedeflerimiz çerçevesinde ise egemen yapay zeka kapasitemizi güvence altına alacak ve güçlendireceğiz. Bu doğrultuda veri merkezi, bulut ve yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz. Uluslararası girişimcilere tek pencereden en çok 30 iş gününde sunacağımız yol haritasıyla öngörülebilir, hızlı ve koordineli bir yatırım ortamı sağlayacağız. İstanbul’u yapay zeka alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız. Terminal İstanbul’u girişimcilerimizin ve küresel yatırımcıların buluşma zemini olarak kullanacağız" şeklinde konuştu. OECD, G20, Birleşmiş Milletler ve diğer platformlarda insan merkezli yapay zeka standartlarının belirlenmesinde etkin bir rol üstleneceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk Devletleri Teşkilatı ile aşamalı olarak Oğuz, Kıpçak ve Karluk dillerini kapsayan ortak bir Türk Dilleri Büyük Dil Modeli geliştireceğiz. Yenilikçi yapay zeka çözümlerinin kontrollü bir ortamda test edilmesini sağlamak üzere en az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracağız. Planımızın uygulanması kamu kurumlarımızın, özel sektörümüzün, üniversitelerimiz ve araştırma merkezlerimizin ortak katkısıyla olacaktır. Ulusal Yapay Zeka Kurulu ise bu sürecin yönetişim zeminini teşkil edecektir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ilgili tüm kurumlarımızla yakın iş birliği içinde eylemlerin uygulanmasını düzenli olarak takip edecektir. Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı ile harekete geçireceğimiz kaynakların üreteceği katma değerin 1 trilyon lirayı aşmasını bekliyoruz. Türkiye’yi yapay zeka çağının öncü ülkeleri arasına inşallah hep birlikte taşıyacağız. Türkiye Yüzyılı’nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapacağız" açıklamasında bulundu.

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti Haber

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının kamuoyunda geniş yer bulduğunu belirten Dervişoğlu, bu tartışmaların ülkenin temel sorunlarını geri plana ittiğini savundu. Türkiye’de enflasyon, hayat pahalılığı, emekli ve çalışanların geçim sıkıntısı gibi önemli meselelerin konuşulması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, yaşanan sürecin iktidarın gündem değiştirme çabası olduğunu öne sürdü. Hükümetin ekonomi politikalarını da eleştiren Dervişoğlu, açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları yansıtmadığını söyledi. Emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların alım gücünün giderek düştüğünü belirten Dervişoğlu, artan yaşam maliyetlerinin toplumun geniş kesimlerini zor durumda bıraktığını ifade etti. KOBİ’lerin, esnafın ve sanayicilerin yaşadığı finansman sorunlarına dikkat çeken Dervişoğlu, işletmelerin KDV alacaklarının ödenmesi, SGK ve vergi borçlarının kolaylaştırılmış şekilde yapılandırılması gerektiğini söyledi. Çiftçilerin de yüksek maliyetler nedeniyle üretim yapmakta zorlandığını belirten Dervişoğlu, tarımsal üretimi destekleyecek adımların atılmasını istedi. “ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞIYOR” Tarım sektöründeki sorunlara değinen Dervişoğlu, açıklanan alım fiyatlarının üreticilerin maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığını savundu. Anadolu’da birçok çiftçinin üretimden uzaklaştığını ileri süren Dervişoğlu, tarım ve hayvancılığın yeniden desteklenmesi gerektiğini ifade etti. TERÖRLE MÜCADELE MESAJI Konuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, terörle mücadele konusunda hassasiyetlerini koruduklarını söyledi. Şehit ailelerinin acılarının unutulmaması gerektiğini belirten Dervişoğlu, terör örgütlerine yönelik herhangi bir af düzenlemesine karşı olduklarını ifade etti. İYİ Parti’nin bu kapsamda 27 Haziran 2026 tarihinde Ankara’daki Tandoğan Meydanı’nda “Şehitlere Saygı ve Teröre Lanet Mitingi” düzenleyeceğini açıklayan Dervişoğlu, vatandaşları mitinge davet etti.

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti Haber

Dervişoğlu'ndan 27 Haziran daveti

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’ye yönelik “mutlak butlan” kararının kamuoyunda geniş yer bulduğunu belirten Dervişoğlu, bu tartışmaların ülkenin temel sorunlarını geri plana ittiğini savundu. Türkiye’de enflasyon, hayat pahalılığı, emekli ve çalışanların geçim sıkıntısı gibi önemli meselelerin konuşulması gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, yaşanan sürecin iktidarın gündem değiştirme çabası olduğunu öne sürdü. Hükümetin ekonomi politikalarını da eleştiren Dervişoğlu, açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları yansıtmadığını söyledi. Emeklilerin ve dar gelirli vatandaşların alım gücünün giderek düştüğünü belirten Dervişoğlu, artan yaşam maliyetlerinin toplumun geniş kesimlerini zor durumda bıraktığını ifade etti. KOBİ’lerin, esnafın ve sanayicilerin yaşadığı finansman sorunlarına dikkat çeken Dervişoğlu, işletmelerin KDV alacaklarının ödenmesi, SGK ve vergi borçlarının kolaylaştırılmış şekilde yapılandırılması gerektiğini söyledi. Çiftçilerin de yüksek maliyetler nedeniyle üretim yapmakta zorlandığını belirten Dervişoğlu, tarımsal üretimi destekleyecek adımların atılmasını istedi. “ÇİFTÇİ ÜRETİMDEN UZAKLAŞIYOR” Tarım sektöründeki sorunlara değinen Dervişoğlu, açıklanan alım fiyatlarının üreticilerin maliyetlerini karşılamakta yetersiz kaldığını savundu. Anadolu’da birçok çiftçinin üretimden uzaklaştığını ileri süren Dervişoğlu, tarım ve hayvancılığın yeniden desteklenmesi gerektiğini ifade etti. TERÖRLE MÜCADELE MESAJI Konuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, terörle mücadele konusunda hassasiyetlerini koruduklarını söyledi. Şehit ailelerinin acılarının unutulmaması gerektiğini belirten Dervişoğlu, terör örgütlerine yönelik herhangi bir af düzenlemesine karşı olduklarını ifade etti. İYİ Parti’nin bu kapsamda 27 Haziran 2026 tarihinde Ankara’daki Tandoğan Meydanı’nda “Şehitlere Saygı ve Teröre Lanet Mitingi” düzenleyeceğini açıklayan Dervişoğlu, vatandaşları mitinge davet etti.

Mikro ihracatta rekor büyüme Haber

Mikro ihracatta rekor büyüme

Ticaret Bakanlığı, sınır ötesi e-ticaret alanındaki gelişmeleri kapsamlı veriler ve analizlerle ele alan "Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi Kapsamında İhracat Rotaları 2025" raporunu yayımladı. Rapora göre Türkiye'nin mikro ihracat hacmi son 10 yılda yaklaşık 15 kat büyüyerek üreticilerin, girişimcilerin ve e-ihracat ekosisteminin küresel pazarlardaki etkinliğini önemli ölçüde artırdı. Raporda, mikro ihracat kapsamında en çok ihraç edilen ürünler, ürünlerin gönderildiği ülkeler, ülke bazlı tüketici tercihleri, birim satış değerleri ve Türk satıcılarının güçlü olduğu sektörlere ilişkin detaylı değerlendirmelere yer verildi. Ayrıca gelişim potansiyeli taşıyan ürün grupları ile iade edilen ürün türleri de analiz edildi. TAŞIMACILIK VE SATIŞ KANALLARI MERCEK ALTINDA Çalışmada pazaryeri ve pazaryeri dışı satışların dağılımı ile kara yolu, hava yolu, Ro-Ro ve deniz yolu taşımacılığının mikro ihracattaki kullanım oranları da incelendi. Bakanlık, bazı pazarlarda daralma yaşanmasına rağmen belirli ülkelerde Türk ürünlerine yönelik talebin dikkat çekici şekilde arttığına işaret etti. Küresel ölçekte korumacı ticaret politikalarının güç kazandığı bir dönemde Türkiye'nin paket hacmindeki yükselişin, firmaların dijital ticarete uyum kabiliyetini ve uluslararası rekabet gücünü ortaya koyduğu vurgulandı. KOBİ'LER VE GİRİŞİMCİLER İÇİN YENİ FIRSATLAR Açıklamada, basitleştirilmiş gümrük beyannamesi uygulamasının özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler, kadın girişimciler ve genç girişimciler için dünya pazarlarına erişimi kolaylaştırdığı belirtildi. Böylece Türkiye'nin üretim gücünün dijital ticaret kanalları aracılığıyla küresel ölçekte daha görünür hale geldiği ifade edildi. Ticaret Bakanlığı, önümüzdeki dönemde de e-ihracat ekosistemini güçlendirmeye, ticareti kolaylaştıran uygulamaları geliştirmeye ve girişimcilerin uluslararası pazarlardaki varlığını artırmaya yönelik çalışmalarını sürdüreceğini bildirdi. "Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi Kapsamında İhracat Rotaları 2025" raporuna Ticaret Bakanlığı'nın resmi internet sitesi aracılığıyla https://ticaret.gov.tr/duyurular/basitlestirilmis-gumruk-beyannamesi-kapsaminda-ihracat-rotalari-2025 adresinden erişilebiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.