Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kktc

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kktc haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kktc haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk dünyasından Ankara’da stratejik birlik mesajı: Savunma, güvenlik ve ekonomide yeni dönem Haber

Türk dünyasından Ankara’da stratejik birlik mesajı: Savunma, güvenlik ve ekonomide yeni dönem

Bildiride, Türkiye’nin ev sahipliğinde TDT Savunma Sanayii Koleji kurulması imkanının araştırılması, Siber Güvenlik Konseyi oluşturulmasına yönelik istişarelerin hızlandırılması, Zengezur Koridoru’nun geliştirilmesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) yönelik destek öne çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi’nin ardından, siyasi iş birliğinden savunma sanayiine, bölgesel güvenlikten ekonomik entegrasyona kadar çok sayıda başlığı kapsayan Ankara Bildirisi yayımlandı. "Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik" temasıyla gerçekleştirilen zirveye Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Berdimuhamedov, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev katıldı. Zirvenin ardından kabul edilen 163 maddelik bildiride, Türk dünyasının siyasi dayanışmasının kalıcı stratejik iş birliğine dönüştürülmesi hedefi vurgulandı. Üye devletlerin egemenliklerine, toprak bütünlüklerine ve uluslararası sınırlarının dokunulmazlığına saygı ilkeleri yeniden teyit edilirken bölgesel ve küresel gelişmeler karşısında ortak tutumların güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Bildiride, TDT’nin gelecek dönem yol haritasını oluşturacak 2027-2031 Stratejisi’nin sonuçlandırılması teşvik edilirken Türk devletleri arasında stratejik ortaklık, ebedi dostluk ve kardeşlik antlaşması taslağına ilişkin kaydedilen ilerleme memnuniyetle karşılandı. Türk devletleri arasında stratejik ortaklık antlaşması gündemde Ankara Bildirisi’nde, Türk devletleri arasındaki siyasi dayanışmanın kurumsal bir zeminde daha da güçlendirilmesi amacıyla yürütülen çalışmalara geniş yer verildi. Bu kapsamda, "Türk Devletleri Arasında Stratejik Ortaklık, Ebedi Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması" taslağına yönelik ilerlemenin memnuniyetle karşılandığı belirtilerek üye devletler arasında birlik ve ortak girişimlerin geliştirilmesinin önemi vurgulandı. TDT’ye daimi temsilcilerin atanması ve daimi temsilciliklerin kurulmasına yönelik çalışmaların sürdürülmesi kararlaştırılırken dışişleri bakanları arasındaki temasların sıklaştırılması, uluslararası kuruluşlarda karşılıklı desteğin artırılması ve ortak çıkarları ilgilendiren konularda eşgüdüm sağlanması çağrısında bulunuldu. Türkiye’de TDT Savunma Sanayii Koleji kurulması gündemde Bildirinin savunma ve güvenlik alanındaki en dikkat çekici başlıklarından biri, Türkiye’nin ev sahipliğinde bir TDT Savunma Sanayii Koleji programı oluşturulması önerisi oldu. 1 Ekim 2026 tarihinde Bakü’de gerçekleştirilen TDT Savunma Sanayii Kurumları Başkanları 2. Toplantısı’nda İşbirliği Yol Haritası’nın kabul edilmesi memnuniyetle karşılanırken savunma sanayii alanındaki çok taraflı iş birliğinin geliştirilmesine yönelik irade yeniden teyit edildi. Bu çerçevede, üye devletlerin ilgili makamları ile TDT Sekretaryası, Türkiye’nin ev sahipliğinde bir savunma sanayii koleji programı kurulması imkanını araştırmaya teşvik edildi. Söz konusu programla savunma sanayiinde bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, nitelikli personel yetiştirilmesi, teorik ve uygulamalı uzmanlığın geliştirilmesi ve teknolojik gelişmelere uyum sağlanması hedefleniyor. Siber Güvenlik Konseyi için istişareler hızlandırılacak Ankara Bildirisi’nde, Türk devletlerinin ortak güvenlik tehditlerine karşı iş birliğini güçlendirmesi gerektiği vurgulandı. Terörizm, aşırıcılık, ayrılıkçılık, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile sınır aşan organize suçlarla mücadelede eşgüdümün sürdürülmesi kararlaştırıldı.Siber güvenlik alanında ise "TDT Üye Devletleri Arasında Siber Güvenlik ve Siber İşbirliği Mutabakat Zaptı"nın imzalanmasına yönelik sürecin hızlandırılması çağrısında bulunuldu. Ayrıca, TDT Siber Güvenlik Konseyi’nin kurulmasına ilişkin istişarelerin hızlandırılması teşvik edildi. Üye devletler ve gözlemciler arasında Suçla Mücadele Konseyi kurulmasına ilişkin anlaşmanın imzalanması da desteklendi. Kıbrıs Türk halkının eşit haklarına destek Bildiride Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelere de yer verildi. Kıbrıs sorununun Ada’daki mevcut gerçekler temelinde, müzakere edilmiş, karşılıklı olarak kabul edilebilir ve sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması gerektiği vurgulandı. Kıbrıs Türk halkının Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğu belirtilerek Kıbrıs Türk halkının özden gelen eşit haklarını güvence altına alma çabalarına destek verildi. Gazze’de iki devletli çözüm çağırısı Ankara Bildirisi’nde Gazze’deki insani durum ve İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin ortak yaklaşım da ortaya konuldu. Gazze’de güvenlik ve istikrarın sağlanması, ağır insani durumun ele alınması ve yeniden imar faaliyetlerinin önünün açılması amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2803 (2025) sayılı kararının ve Gazze İhtilafını Sona Erdirmek için Kapsamlı Plan’ın tam olarak uygulanması gerektiği belirtildi. İsrail-Filistin çatışmasına adil ve kalıcı bir çözüm bulunması gerektiği vurgulanırken ilgili BM kararları doğrultusunda iki devletli çözümün hayata geçirilmesi çağrısında bulunuldu. Suriye’nin toprak bütünlüğüne vurgu Bildiride, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğine yönelik destek yeniden teyit edildi. Ülkenin güvenliği, istikrarı ve yeniden inşasına destek verilirken Afganistan’daki güvenlik durumu, siyasi gelişmeler ve insani şartların yakından takip edildiği ifade edildi. Afganistan’da barış ve istikrarın sağlanması için TDT Afganistan Çalışma Grubu dahil mevcut mekanizmalar üzerinden eşgüdümlü çabaların sürdürülmesi kararlaştırıldı. Zengezur Koridoru ve Orta Koridor’a destek Bildirinin ulaştırma ve lojistik bölümünde, Türk devletleri arasındaki ticaretin geliştirilmesi ve Asya ile Avrupa arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi amacıyla stratejik ulaştırma projelerine destek verildi. Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı Orta Koridoru’nun geliştirilmesi, Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun tam kapasiteyle kullanılması ve ilgili demiryolu ağlarıyla entegrasyonun sağlanmasına yönelik taahhütler yeniden teyit edildi. Zengezur Koridoru ile Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolunun geliştirilmesi desteklenirken söz konusu güzergahların Orta Koridor’a entegrasyonunun kolaylaştırılmasına hazır olunduğu ifade edildi. Bu ulaştırma ağlarının Avrupa ile Asya arasındaki ticaret güzergahlarının çeşitlendirilmesi ve bölgesel bağlantıların güçlendirilmesinde önemli rol oynadığına dikkat çekildi. Ayrıca Trans-Afgan Demiryolu’nun Orta Asya ile Güney Asya arasındaki bağlantıların geliştirilmesi bakımından taşıdığı önem vurgulandı. Üye devletlerin ilgili makamları, öncelikli ulaştırma güzergahlarını belirleyecek "TDT Ulaşım Koridorları Stratejisi"ni hazırlamaya teşvik edildi. Türk devletleri vatandaşlarına özel havalimanı şeridi önerisi Ankara Bildirisi’nde vatandaşların seyahatlerini kolaylaştırmaya yönelik dikkat çekici bir öneri de yer aldı. TDT üyesi devletler, ulusal mevzuatları ve teknik imkanları doğrultusunda, uluslararası havalimanlarında birbirlerinin vatandaşları için gönüllülük esasına dayalı özel yolcu şeritleri oluşturulması imkanını araştırmaya teşvik edildi. Böylece üye ülkeler arasındaki seyahatlerin kolaylaştırılması ve insanlar arası temasların artırılması amaçlanıyor. Bildiride ayrıca kara yoluyla yolcu taşımacılığının kolaylaştırılması, sınır geçişlerindeki işlemlerin hızlandırılması ve elektronik taşıma belgelerinin yaygınlaştırılması desteklendi. Enerji güvenliğinde ortak projeler öne çıktı Türk devletleri arasında enerji güvenliğinin güçlendirilmesi ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi de bildirinin önemli başlıkları arasında yer aldı. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Güney Gaz Koridoru gibi projelerin bölgesel ve küresel enerji güvenliği açısından stratejik önemine dikkat çekildi. Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’ı kapsayan Orta Asya-Azerbaycan Yeşil Enerji Koridoru’ndaki ilerleme memnuniyetle karşılanırken Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan koridoru ile Hazar-Karadeniz-Avrupa Yeşil Enerji Koridoru’nun geliştirilmesine destek verildi. Enerji güvenliği açısından kritik minerallerde iş birliği imkanlarının araştırılması ve nükleer enerjinin barışçıl amaçlarla kullanımına ilişkin ortaklık fırsatlarının değerlendirilmesi de teşvik edildi. TDT’nin 2027-2030 dönemini kapsayan Enerji İşbirliği Programı ve Eylem Planı’nın hazırlanmasına yönelik çalışmalar memnuniyetle karşılandı. Türk Dünyasının ortak uydusunda üretim tamamlandı Ankara Bildirisi’nde uzay teknolojileri alanındaki ortak çalışmalara da geniş yer ayrıldı. TDT bayrağı altında geliştirilen 12U "TDT-SAT" Küp Uydusu’nun üretim aşamasının başarıyla tamamlanması, Türk dünyasının teknolojik kapasitesini ve bilimsel iş birliğini ortaya koyan önemli bir gelişme olarak değerlendirildi. 6 Ekim tarihinde Antalya’da imzalanan, TDT bünyesinde uzay sanayii alanındaki iş birliği kapasitesinin geliştirilmesine yönelik ilk çerçeve sözleşmesi memnuniyetle karşılandı. Üye devletlerin ilgili makamlarına, ortak uydunun fırlatılmasına ilişkin hukuki, düzenleyici ve teknik süreçlerin hızlandırılması çağrısında bulunuldu. Ayrıca Türk dünyasının uzay bilimi ve teknolojilerindeki uluslararası görünürlüğünü artırmak amacıyla "Türk Dünyası Uzay Günleri" düzenlenmesi teşvik edildi. Yapay zeka ve dijital İpek Yolu’nda iş birliği Bildiride dijital dönüşüm, yapay zeka ve ileri teknolojiler alanında ortak çalışmaların geliştirilmesi hedefi vurgulandı. Azerbaycan-Kazakistan Hazar Geçişli fiber optik kablosu, planlanan Azerbaycan-Türkmenistan bağlantısı ve Türkiye üzerinden gerçekleştirilen bağlantıları kapsayan "Dijital İpek Yolu" girişiminin bölgesel dijital altyapıya katkısı takdir edildi. Üye devletler arasında veri odaklı iş birliğini, yapay zekayı ve inovasyonu geliştirmeyi amaçlayan "Dijital Türk Dünyası" konsept taslağının sonuçlandırılması teşvik edildi. Elektronik dijital imzaların karşılıklı tanınmasına yönelik anlaşmanın imzalanma sürecinin hızlandırılması çağrısında da bulunuldu. Türk Devletleri arasında ticaret ve yatırımlar geliştirilecek Ekonomik iş birliği kapsamında, Türk devletleri arasındaki ticaretin artırılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi hedefleri öne çıktı. "TDT Üye Devletleri Hükümetleri Arasında Sürdürülebilir Kalkınma için Hizmetler ve Yatırımların Kolaylaştırma Anlaşması" taslağına ilişkin müzakerelerin sürdürülmesi teşvik edildi. Ticaretin dijitalleştirilmesi, gümrük işlemlerinin hızlandırılması, sınır geçişlerindeki teknik engellerin azaltılması ve ortak dijital platformların geliştirilmesi çağrısında bulunuldu. Türk Yatırım Fonu’nun ulaşım, ticaret, sanayi, tarım, dijital altyapı, yeşil büyüme ve küçük ve orta ölçekli işletmelerin geliştirilmesine yönelik projeleri desteklemesi teşvik edildi. Ortak Türk alfabesinin yaygınlaştırılması desteklendi Türk dünyasının kültürel bütünleşmesi kapsamında Ortak Türk Alfabesi, Ortak Türk Tarihi ve Ortak Terminoloji alanlarındaki çalışmaların önemi vurgulandı. Türk Akademisi’nin Ortak Türk Alfabesi’nin yaygınlaştırılması, kullanımına ilişkin önerilen kılavuz ilkelerin benimsenmesi ve ortak alfabeyle edebi ve bilimsel eserler yayımlanması yönündeki çabaları takdir edildi. Bildiride, Türkiye’nin "Türk Dünyası Yükseköğretim Alanı" kurulmasına yönelik girişimi de yer aldı. Ayrıca Türk Üniversiteler Birliği’nin (TÜRKÜNİB) daimi sekretaryasının ve Orhun Değişim Programı için tahsisli fon oluşturulmasına yönelik istişarelerin sürdürülmesi teşvik edildi. Türk futbolcular için yabancı statüsü gündemde Bildirinin spor alanındaki dikkat çekici maddelerinden biri de üye ülkelerin futbolcularının karşılıklı olarak "yabancı olmayan futbolcu" statüsünde değerlendirilmesi önerisi oldu. TDT üyesi devletlerin vatandaşı olan futbolcuların bu statüde karşılıklı olarak değerlendirilmesine yönelik istişareler memnuniyetle karşılandı. Ayrıca üye ülkelerin milli takımları arasında farklı düzeylerde "Türk Kupası" turnuvası düzenlenmesi önerisinin somutlaştırılması için çalışmaların artırılması teşvik edildi. Türk Dünyası için Ortak Müze Kart çalışmaları hızlandırılacak Türk dünyasının ortak kültürel mirasının tanıtılması ve turizmin geliştirilmesi amacıyla Ortak Müze Kart projesine ilişkin çalışmaların hızlandırılması çağrısında bulunuldu. Ortak tarihi ve kültürel mirasa erişimin kolaylaştırılması, müzeler arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve bölge içi turizmin canlandırılması hedeflendi. Ankara’nın 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti kapsamında yürüttüğü faaliyetler takdir edilirken Taşkent’in 2027 Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edilmesi memnuniyetle karşılandı. TDT’den BM ve İİT nezdinde gözlemcilik hedefi Bildiride, Türk Devletleri Teşkilatı’nın uluslararası kuruluşlarla ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik hedeflere de yer verildi. Üçüncü ülkelerin ve uluslararası kuruluşların TDT ile iş birliğine yönelik artan ilgisi memnuniyetle karşılanırken Teşkilat’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve İslam İşbirliği Teşkilatı nezdinde gözlemci statüsü elde etmesine yönelik ortak çabaların hızlandırılması çağrısında bulunuldu. TDT Sekretaryası’na uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla kurumsal ilişkilerin geliştirilmesi yönündeki çalışmalarını hızlandırma talimatı verildi. TDT’de Dönem Başkanlığı Türkiye’ye geçti Ankara Bildirisi’nde, Azerbaycan’ın 2025-2026 döneminde yürüttüğü TDT Dönem Başkanlığı süresince Teşkilat’a sağladığı katkılar takdir edildi. TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev’e 2022-2026 dönemindeki çalışmaları dolayısıyla teşekkür edilirken yeni Genel Sekreter Mirvokhid Azimov’a başarı dilekleri iletildi. TDT’nin 14. Zirvesi’nin 2027 yılında Özbekistan’da gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Kırgızistan’ın 2027 yılında gayriresmi zirveye ev sahipliği yapma teklifi de memnuniyetle karşılandı. Bildirinin sonunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a zirvenin başarıyla sonuçlandırılması dolayısıyla teşekkür edilerek bir sonraki zirveye kadar TDT Dönem Başkanlığının Türkiye tarafından üstlenilmesi memnuniyetle karşılandı. Ankara Bildirisi, 30 Ekim 2026 tarihinde Azerbaycan, Kazak, Kırgız, Türk ve Özbek dillerinde imzalandı.

Yasa dışı üreme hücresi ticaretinde milyonluk para trafiği Haber

Yasa dışı üreme hücresi ticaretinde milyonluk para trafiği

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Arnavutluk ve Gürcistan bağlantılı yasa dışı üreme hücresi ticaretine ilişkin yürütülen soruşturmada, 53 şüphelinin bulunduğu öne sürülen organizasyonun işleyişine ilişkin ayrıntılar ortaya çıktı. Örgüt lideri olduğu değerlendirilen 31 yaşındaki Hacer T.’nin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirttiği ifadesinde, donörlük faaliyetleri, kliniklerle kurulan bağlantılar, ilaç temini ve para transferlerine ilişkin açıklamalarda bulunduğu öğrenildi. Soruşturma dosyasında, yaklaşık 20 günlük aralıklarla tekrarlanan yurt dışı seyahatleri, donör adaylarının fotoğrafları üzerinden seçilmesi, ilaçların kullanımının görüntülü olarak takip edilmesi ve aracılar arasındaki komisyon pazarlıkları dikkat çekti. Dosyada ayrıca Hacer T.’nin bir adayın yaşıyla ilgili konuşmada "Ben küçülttüm" dediği mesajların da yer aldığı belirtildi. Donörlükten aracılığa geçtiği iddia edildi İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Büro Amirliğinde ifadesi alınan Hacer T., etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan etti. İki çocuk annesi olduğunu belirten şüphelinin, geçimini çalıştığı şirketten aldığı maaş ve donörlük faaliyetlerinden elde ettiği gelirle sağladığını söylediği öğrenildi. Hacer T., ifadesinde donörlük faaliyetlerine Emine Ç.’nin yönlendirmesiyle başladığını, Kıbrıs’taki işlemlerden 15-20 bin lira aldığını anlattı. Aldığı payı yetersiz bulması üzerine Serap M. ile çalışmaya başladığını, bir işlemde 30 bin lira almasına rağmen hakkının yendiğini düşündüğü için bu bağlantıdan ayrıldığını belirten Hacer T., daha sonra farklı aracılarla çalıştığını ve kliniklere doğrudan gitmeye başladığını söyledi. Soruşturma dosyasındaki değerlendirmelerde, kendi donörlük deneyiminin ardından başka kadınların bulunması, kliniklere yönlendirilmesi ve işlem süreçlerinin koordine edilmesinde rol aldığı öne sürülen Hacer T.’nin organizasyon içerisinde merkezî konumda bulunduğu iddia edildi. Şüphelinin bir donörün işlemlerini takip etme karşılığında 100-150 avro aldığına ilişkin beyanlarının yanı sıra bazı işlemlerde ücret almadığını söylediği ifadeler de dosyada yer aldı. Hacer T.’nin, donörlerin kliniklerdeki takip süreçlerini ilgili çalışanların yürüttüğünü belirttiği, bazı doktorlar, klinik çalışanları ve donör temin eden kişilerle tanışıklığı bulunduğunu anlattığı öğrenildi. Şüpheli, Kıbrıs’taki bazı hastane ve kliniklerle bağlantılı kişileri tanıdığını, ancak bazı işlemlerin hangi amaçla yapıldığını bilmediğini ifade etti. Hacer T. ayrıca örgüt kurma ve örgüte üyelik suçlamalarını reddetti. 53 şüphelinin bulunduğu öne sürülen yapıda iş bölümü Soruşturma kapsamında elde edilen beyanlar ve yazışmalarda, donör adaylarının bulunması, kliniklerle iletişim kurulması, ilaçların temin edilmesi, muayenelerin ayarlanması, uçak biletlerinin alınması ve ücretlerin tahsil edilmesi gibi işlerin farklı kişiler arasında paylaştırıldığı iddia edildi. Dosyada Hacer T.’nin lider, Muharrem Ş., Ahucan A., Enis K., Hayat İ. ve Özlem T.’nin ise yönetici konumunda bulunduğunun değerlendirildiği belirtildi. Emine Ç., Serap M. ve Esma K. gibi isimlerin de donör temini ve aracılık faaliyetleri kapsamında dosyada yer aldığı öğrenildi. Şüpheliler arasındaki telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar ve para transferlerinin birlikte değerlendirildiği soruşturmada, bazı kişilerin önceden donörlük yaptığı, daha sonra başka kadınları sisteme yönlendirdiği ve bu yönlendirmeler karşılığında komisyon talep ettiği öne sürüldü. Birden fazla aracının aynı aday üzerinden kazanç elde etmeye çalışmasının zaman zaman ücret anlaşmazlıklarına ve taraflar arasında tartışmalara neden olduğu kaydedildi. 20 günlük aralıklarla tekrarlanan seyahatler Soruşturma dosyasında yer alan tespitlere göre, Merve Ş.’nin 2023-2026 yılları arasında ağırlıklı olarak Kıbrıs’a, bir kez de Arnavutluk’a olmak üzere toplam 30 farklı tarihte yurt dışına seyahat ettiği belirlendi. Yaklaşık 20 günlük aralıklarla gerçekleştiği belirtilen bazı seyahatlerin, donör temini ve yurt dışındaki tüp bebek merkezlerinde üreme hücresi elde edilmesi iddialarıyla bağlantılı olabileceği değerlendirildi. Seyahatlerin yıllar boyunca tekrarlanması, özellikle aynı ülkeye yönelmesi ve uçak biletlerinin bir bölümünün üçüncü kişiler tarafından satın alınması soruşturma kapsamında incelemeye alındı. Dosyada, seyahatlerin yaklaşık 20 günlük aralıklarla gerçekleşmesinin üreme hücresi elde edilmesine yönelik işlemlerle bağlantılı olabileceği yönündeki değerlendirmelere yer verildi. Hacer T.’nin beyanlarında Kıbrıs, Gürcistan, Batum ve Tiran’a kadın yönlendirdiğini anlattığı, seyahatlerin ülke ve tarih bakımından kliniklerin ihtiyaçlarına, adayların uygunluğuna ve mevcut bağlantılara göre şekillendiğinin değerlendirildiği belirtildi. Bununla birlikte, seyahat kayıtlarının tek başına her bir yolculuğun hangi amaçla yapıldığını kesin olarak ortaya koymadığı, bu kayıtların diğer delillerle birlikte ele alındığı kaydedildi. Adayların fotoğrafları kliniklere gönderildi Dosyadaki mesajlaşmalarda, donör adaylarının yaş, boy, kilo, kan grubu, saç ve göz rengi gibi fiziksel özelliklerine ilişkin bilgilerin toplandığı, bu bilgilerin fotoğraflarla birlikte kliniklere iletildiği öne sürüldü. Bazı yazışmalarda adaylardan beş veya altı fotoğraf istendiği, kliniklerin ihtiyaçlarına uygun kişilerin belirlenmesi için aracılar arasında görüşmeler yapıldığı belirtildi. Hacer T.’nin Ümit isimli klinik irtibatıyla yaptığı görüşmelerde, hangi kan grubuna ihtiyaç duyulduğunu sorduğu ve adayları yaklaşık bir ay öncesinden eşleştirdiğini anlattığı kaydedildi. Yazışmalarda, adayların görünüşleri ve kliniklerin taleplerinin aynı görüşmelerde değerlendirildiği, uygun bulunan kadınların ilaç, muayene ve seyahat süreçlerinin daha sonra planlandığı öne sürüldü. Soruşturma dosyasına giren mesajlarda, bir kadının doğum yılına ilişkin yapılan konuşmada Hacer T.’nin "Ben küçülttüm" diyerek yaşını daha küçük gösterdiğini söylediği belirtildi. Şüphelinin, yaş bilgisinin sorulması halinde yanlış gönderildiğinin söylenmesini istediği iddia edildi. Bu yazışmaların, kliniğe iletilen aday profilindeki bilgilerin değiştirilmesine ilişkin değerlendirmelerde dikkate alındığı öğrenildi. İlaçların kullanımı videolarla takip edildi Hacer T., ifadesinde Gonal-F, Puregon ve Menopur isimli ilaçların yumurtaların büyütülmesi amacıyla kullanıldığını, kendisinin de donörlük sürecinde bu ilaçlardan bazılarını kullandığını belirtti. Gonapeptyl isimli ilacın kullanım amacına ilişkin de açıklama yapan şüphelinin, hangi ilacı hangi tarihte ve hangi dozda kullandığını ayrı ayrı belirtmediği öğrenildi. Dosyadaki yazışmalarda, ilaç kutularının fotoğraflarının istendiği, iğne uygulamalarının ve ultrason kontrollerinin görüntüler üzerinden takip edildiği öne sürüldü. Hacer T.’nin bazı görüşmelerde fotoğrafla yetinmeyerek ultrason videosu istediği, kadınların kullandıkları dozları ve kalan ilaç miktarlarını kontrol ettiğini anlattığı belirtildi. Hacer T., başka kadınlara gönderilen ilaçların temini konusunda Antalya’daki Baran ve Ankara’daki Filiz K. isimli kişilerden gelen ilaçları kadınlara ulaştırdığını ifade etti. Bu işlemleri kliniklerin talebi üzerine yaptığını söyleyen şüphelinin, eczacı olarak bildiği Nevzat isimli kişiyle reçetesiz ilaçların gönderilmesine ilişkin görüşmelerinin de dosyada yer aldığı öğrenildi. Bir donörün ifadesinde, Gonal-F ve Gonapeptyl isimli ilaçların kendisine kargo veya otobüs aracılığıyla gönderildiğini, gönderimleri Hacer T.’nin yaptığını ve şüphelinin organizasyon işlerini yönettiğini söylediği belirtildi. Dosyada ayrıca kullanılmayan ilaçların satın alınması ve başka kadınlara gönderilmesiyle ilgili mesajlaşmaların bulunduğu kaydedildi. Muayeneler Türkiye’de, işlemler yurt dışında Soruşturma kapsamında alınan ifadelerde, bazı donör adaylarının yurt dışındaki işlemler öncesinde İstanbul’da muayeneye götürüldüğü belirtildi. Bir donör, Hacer T.’nin kendisini iki kadınla birlikte Pendik’teki bir doktora götürdüğünü ve muayene ücretini nakit ödediğini anlattı. Hacer T.’nin de söz konusu anlatımı doğruladığı öğrenildi. Hacer T.’nin Ümit isimli klinik irtibatıyla yaptığı görüşmelerde, kadınların İstanbul’daki muayene kayıtlarını istemediklerini söylediği ve muayenelerin kayıtsız şekilde gerçekleştirildiğini anlattığı iddia edildi. Şüphelinin bazı yazışmalarda kayıt yapılmamasını istediği, hekimlere toplu ödeme ve elden para verilmesi yöntemlerinden söz ettiği belirtildi. Dosyadaki değerlendirmelerde, Türkiye’de gerçekleştirilen muayene ve hazırlık aşamalarının yurt dışındaki kliniklerde yapılan işlemlerle bağlantılı olduğu öne sürüldü. Kadınların bazılarının yurt dışına tek başına gittiği, bazılarının ise varışta şoförler tarafından karşılandığına ilişkin beyanlar da soruşturma dosyasına girdi. Uçak biletleri ve seyahatler farklı kişilerce organize edildi Soruşturma dosyasında, donör adaylarının seyahat organizasyonlarında birden fazla kişinin görev aldığına ilişkin tespitler yer aldı. Hayat İ., Özlem T. ve Enis K.’nın uçak bileti bağlantılarında isimlerinin geçtiği, bazı biletlerin ise şirketler tarafından satın alındığı belirtildi. Klinikle iletişim kuran kişi, uçak biletini satın alan taraf ve yurt dışında karşılamayı gerçekleştiren kişinin farklı olabildiği değerlendirildi. Hacer T.’nin kendi donörlük işlemleri için Kıbrıs’a gittiğini, varışta şoför tarafından karşılandığını ve kan tahlili ile işlem sonrasında çoğunlukla aynı gün İstanbul’a döndüğünü anlattığı öğrenildi. Dosyada, Tiran ve Batum bağlantılarının da organizasyonun farklı kolları olarak değerlendirildiği belirtildi. Bununla birlikte, seyahatlerin her birinde aynı kişilerin görev almadığı, bazı kadınların yalnız seyahat ettiği ve farklı aracılar üzerinden işlem yaptığına ilişkin anlatımların bulunduğu kaydedildi. Para trafiğinde Muharrem Ş. öne çıktı Soruşturma kapsamında incelenen Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) kayıtlarında, Hacer T. ile Muharrem Ş. arasında karşılıklı para transferleri bulunduğu tespit edildi. Dosyada, 4 Eylül 2024 ile 26 Temmuz 2026 arasındaki listelenen hesap hareketlerinde Muharrem Ş.’den Hacer T.’ye 1 milyon 347 bin 341 lira 53 kuruş, Hacer T.’den Muharrem Ş.’ye ise 1 milyon 253 bin 650 lira aktarıldığı belirtildi. İki kişi arasındaki karşılıklı para transferlerinin toplamı 2 milyon 600 bin 991 lira 53 kuruş olarak kaydedildi. Dosyada ayrıca Hacer T.’nin hesabına listelenen 1 milyon 373 bin 501 lira 53 kuruşluk giriş ve hesabından listelenen 1 milyon 394 bin 750 liralık çıkış hareketleri yer aldı. Listelenen giriş ve çıkışların toplam hacminin 2 milyon 768 bin 251 lira 53 kuruş olduğu belirtildi. Hesap hareketlerinde ilaç, muayene, yol masrafları ve borç ilişkilerine ilişkin açıklamaların da bulunduğu, bu nedenle söz konusu tutarların doğrudan organizasyonun net kazancını göstermediği kaydedildi. Dosyada yer alan bir başka tespitte, Hacer T.’nin 23 Temmuz 2026’da bir kadına 45 bin lira gönderdiğini söylediği, aynı gün söz konusu tutarın Muharrem Ş.’nin hesabından ilgili kişinin hesabına aktarıldığı belirtildi. Hacer T.’nin bu ödemenin kullanılmayan ilaçların satın alınmasıyla ilgili olduğunu ifade ettiği öğrenildi. Hacer T.’nin Muharrem Ş.’yi 2025 yılında tanıştığı erkek arkadaşı olarak tanımladığı, ilaç temini ve para transferlerine ilişkin bağlantıların da soruşturma kapsamında incelendiği belirtildi. Donör ücretleri ve aracı komisyonları pazarlık konusu oldu Soruşturma dosyasındaki mesajlaşmalarda, donörlere ödenecek ücretler ve aracılara verilecek komisyonlar konusunda çok sayıda pazarlık yapıldığı öne sürüldü. Bazı anlatımlarda, bir işlemden 8-10 bin avro gelir elde edildiği, donöre ise 800-1.000 avro ayrıldığı belirtildi. Ücretlerin kliniklere, işlem sonuçlarına ve elde edilen yumurta sayısına göre değiştiğine ilişkin ifadeler de dosyada yer aldı. Hacer T.’nin Ümit isimli klinik irtibatıyla yaptığı bir görüşmede donöre 1.300 avro, kendisine ise 150-200 avro ödenmesinin konuşulduğu belirtildi. Şüphelinin başka bir açıklamasında, normal sonuçlanan bir işlemden yaklaşık 5 bin lira aldığını, düşük sayıda yumurta elde edilmesi halinde ise kendisine ödeme yapılmadığını söylediği öğrenildi. Dosyadaki bazı mesajlarda Serap M.’nin, 2 bin avroluk bir bedel üzerinden iki aracıya ayrı ayrı 500 avro verilmesini önerdiği kaydedildi. Başka bir yazışmada Hacer T.’nin, yüksek sayıda yumurta elde edilen bir donörün ücretinden 100 avro kesilerek önceki bir işlemin hesabının dengelenmesini önerdiği öne sürüldü. Hacer T.’nin bir pazarlık sırasında "90 M2 çıkaran kızım var benim" ifadesini kullandığı, aynı görüşme dizisinde farklı yumurta sayıları için ödenen tutarları örnek gösterdiği belirtildi. Dosyada yer alan "M2" ifadesinin, olgunlaşmış yumurta hücrelerini tanımlamak için kullanılan MII aşamasına ilişkin olduğu değerlendirildi. Yumurta sayıları, toplanan oositler ve olgunlaşmış hücre sayılarının farklı ölçümler olduğu kaydedildi. Yeni aday bulanlara da komisyon verildiği iddiası Soruşturma dosyasındaki anlatımlarda, daha önce donörlük yapan bazı kadınların arkadaş çevrelerinden yeni adaylar bulduğu ve bu yönlendirmeler karşılığında komisyon talep ettiği öne sürüldü. Hacer T.’nin kendisini başka bir adayla tanıştıran kişiye 100 avro verdiğini anlattığı, başka bir donörün de yönlendirdiği kadın karşılığında vaat edilen komisyonu istediği mesajları kabul ettiği belirtildi. Bazı donörlerin daha önce işlem yaptırdıkları kliniklere yeniden yönlendirildiği, Hacer T.’nin bir kadını altı kez yönlendirdiğini söylediği öğrenildi. Başka bir donörün ise Kıbrıs’a yaklaşık bir buçuk ila iki ayda bir gittiğini anlattığı kaydedildi. Dosyadaki değerlendirmelerde, seyahat sayıları ile işlem sayılarının birbirinden farklı olabileceği, bu nedenle faaliyetlerin yalnızca uçuş kayıtlarından hareketle belirlenemeyeceği ifade edildi. Ücret anlaşmazlıkları ve mesajları silme talepleri Soruşturma dosyasında, bazı donörlerle aracılar arasında ücret, bilet ve işlem takvimi nedeniyle tartışmalar yaşandığına ilişkin mesajlar da yer aldı. Bir donörün yalnızca 1.000 avro aldığını, bilet ve otel masraflarının sorun oluşturduğunu belirterek başka bir hastane bulacağını yazdığı, Hacer T.’nin ise bu mesaja sert ifadelerle karşılık verdiği öne sürüldü. Başka yazışmalarda Hacer T.’nin, bir donörden mesajları silmesini ve sorulması halinde bireysel olarak seyahat ettiğini söylemesini istediği iddia edildi. Bazı kadınların aracılarla çalışmayı bırakarak kliniklerle doğrudan iletişim kurmak istediği, bu durumun komisyon anlaşmazlıklarını artırdığı belirtildi. Dosyada ayrıca bir para anlaşmazlığı sırasında Hacer T.’nin, paranın donörde olmadığını göstermek amacıyla mahrem görüntü çekerek Aden isimli kişiye gönderdiğini anlattığı mesajların bulunduğu kaydedildi. Donörün ise görüntünün başka kişilerin eline geçmesinden endişe ettiğini belirterek silinmesini istediği öğrenildi. Söz konusu yazışmaların, taraflar arasındaki para anlaşmazlıkları ve iletişim biçimi kapsamında dosyaya girdiği belirtildi. Ekonomik sıkıntılar ve çocuk bakımı da ifadelere yansıdı Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan bazı kadınların, donörlük faaliyetlerine ekonomik sıkıntılar, borçlar ve ek gelir ihtiyacı nedeniyle katıldıklarını anlattıkları öğrenildi. Ahucan A.’nın borçları nedeniyle donörlüğe başladığını söylediği, bazı kadınların ise işsizlik ve geçim sıkıntısından söz ettiği belirtildi. Dosyada yer alan bir donörün, eşinin 2022 yılında Bakırköy’de yaşanan silahlı saldırıda hayatını kaybettiğini, olay sırasında küçük bir kızının bulunduğunu ve yedi aylık hamile olduğunu anlattığı kaydedildi. Aynı kişinin çocuklarının bakımını ve çalışma hayatını birlikte yürütmeye çalıştığı, seyahat saatlerini de bu şartlara göre ayarlamak zorunda kaldığını söylediği belirtildi. Başka bir yazışmada ise işlem takviminin ertelenmesi nedeniyle karın şişliği ve kasık ağrısı yaşadığını belirten bir donörün, daha fazla yumurta elde edilmesi amacıyla bekletildiğini düşündüğünü ifade ettiği öğrenildi. Söz konusu anlatımların kadınların kendi beyanlarını içerdiği, dosyada bu kişiler bakımından ayrıca bir tıbbi komplikasyon tanısının belirtilmediği kaydedildi. Tekrarlanan işlemlerin sağlık riskleri de gündeme geldi Soruşturma dosyasındaki anlatımlarda, yumurtalıkların ilaçlarla uyarılması ve yumurta toplama işlemlerinin birden fazla kez gerçekleştirildiğine ilişkin beyanlar yer aldı. Tıbbi açıdan bu işlemler; yumurtalıkların aşırı uyarılması sendromu, kanama, enfeksiyon ve yumurtalığın dönmesi gibi komplikasyon riskleri taşıyor. Ancak dosyada adı geçen her donör açısından bu tür komplikasyonların gerçekleştiğine ilişkin kesin bir tespit bulunmadığı belirtildi. Aynı donörün farklı ülkelerdeki kliniklerde tekrar tekrar kullanılması, işlem kayıtlarının merkezler arasında izlenememesi halinde genetik köken ve aile sağlık geçmişine ilişkin sorunlara da yol açabiliyor. Aynı donörden elde edilen yumurtalarla farklı ailelerde doğan çocukların genetik kardeş olabileceği, kayıtların birbirine bağlanamaması durumunda bu kişilerin genetik yakınlıklarını bilmeden ileride ilişki kurma veya evlenme riskiyle karşılaşabileceği değerlendiriliyor. Soruşturma dosyasında ise bu kapsamda gerçekleşmiş bir olay veya doğan çocukların toplam sayısına ilişkin kesin bir bilgi bulunmuyor. Soruşturma sürüyor İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, donör temini, yurt dışındaki kliniklere yönlendirme, ilaç tedariki, para transferleri ve şüpheliler arasındaki görev dağılımına ilişkin delillerin birlikte değerlendirildiği öğrenildi. Dosyada, bazı şüphelilerin eylemlerinin 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun’un Ek 1’inci ve 15’inci maddeleri ile Türk Ceza Kanunu’nun 91’inci maddesi kapsamında değerlendirildiği, örgütlü suç iddiaları bakımından da TCK’nin 220’nci maddesinin gündeme geldiği belirtildi. Örgüt lideri ve yöneticilerinin sorumluluklarına ilişkin değerlendirmelerin soruşturma dosyasındaki deliller çerçevesinde yapıldığı kaydedildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin ifadeleri, telefon görüşmeleri, mesajlaşmalar, uçuş kayıtları ve mali hareketlere ilişkin incelemelerin sürdüğü öğrenildi.

İstanbul merkezli yasa dışı "üreme hücresi" ticareti operasyonu: Gözaltı sayısı 39'a yükseldi Haber

İstanbul merkezli yasa dışı "üreme hücresi" ticareti operasyonu: Gözaltı sayısı 39'a yükseldi

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, CİMER üzerinden yapılan ihbar üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekiplerince başlatılan operasyonda şu ana kadar gözaltı sayısı 39'a yükseldi. Türkiye, KKTC, Arnavutluk ve Gürcistan bağlantılı yasa dışı üreme hücresi ticaretinin örgütlü şekilde yürütüldüğüne ilişkin bulgulara ulaşan emniyet ekipleri, HTS ve MASAK kayıtları, yurt dışı seyahat bilgileri ve elde edilen diğer delillerin değerlendirilmesi sonucunda, Türk vatandaşı kadınların yurt dışına yönlendirilerek maddi menfaat karşılığında yumurta satışı yaptıkları anlaşıldı. Soruşturma kapsamında 41 kadın tarafından toplam 811 kez yumurta satışı gerçekleştirildiği tespit edildi. İstanbul dahil 14 ilde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda aralarında 1 örgüt lideri, 5 örgüt yöneticisi, 41 donör kadın, 2 kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile 4 seyahat organizatörünün bulunduğu toplam 53 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Şu ana kadar Şüphelilerden 39’u yakalanarak gözaltına alındı. Bir şüphelinin cezaevinde olduğu belirlenirken, yurt dışında olduğu tespit edilen 7 şüpheliyle birlikte toplam 14 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği aktarıldı. İhbarı çete elebaşının aldattığı koca tarafından yapıldı Yapılan 2 ayrı ihbardan birinin çete lideri Hacer T.’nin eşi tarafından gerçekleştirildiği, adı açıklanmayan ihbarcının, eşi ile eşinin yasak ilişki yaşadığı eczacı Muammer T.’nin tarafından "üreme hücresi ticareti" yapıldığını bildirdiği öğrenildi. İhbarı değerlendiren ekipler, yaptıkları çalışmanın ardından bir doktorun kadınları yumurtalarının alınması için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) tüp bebek merkezlerine gönderdiğini belirledi. Kadınların yumurtalarının tanesinin 60 ila 80 avro arasında alan organizatörlerin bunu da tüp bebek merkezine 100 avro civarında sattıklarını tespit eden ekipler, bu sayde yaklaşık 2 milyon avroluk bir para trafiğinin oluştuğunu ortaya çıkardı. Organizatörlerden Hacer T.'nin kadınların fotoğraf ve görüntülerini çekerek yumurtalık isteyenlere gösterildiğini tespit eden ekipler, eski eczacı olan kadının sevgilisinin ise işlemlerde kullanılacak ilaçları temin ettiği belirlendi. Çocuk sahibi olmak isteyip bu yola başvuranların "sarı saç, mavi göz" genlerini istediklerini karşılık olarak ise "Her türlü buluruz" cevabını da yine teknik ve fiziki takibin ardından ortaya çıkaran ekipler, en genci 22, en yaşlısı 33 aralığındaki kadın donörlerin toplam 811 kere KKTC, Arnavutluk ve Hırvatistan'a gittiğini belirledi. Arnavutluk ve Gürcistan’dan renkli göz-sarı saç kriteri Üreme hücresi (Yumurta) satışı yapan ve İstanbul polisi tarafından çökertilen çeteye ilişkin ayrıntılarda, Gürcistan ve Arnavutluk’taki kliniklerin renkli göz ve sarı saç kriterleri dışındaki kadınlardan yumurta almadıkları anlaşıldı. KKTC kliniği olan Hayat İ. adlı doktor da gözaltına alınırken, Kıbrıs, Arnavutluk, Gürcistan’a giden donör kadınların söz konusu işlemlerden toplamda en az iki milyon Euro haksız kazanç elde ettikleri ortaya çıktı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından İstanbul merkezli 14 ilde operasyon düzenleyen ekipler, şu ana kadar örgüt lideri Hacer T. ile birlikte 3’ü organizatör, 3’ü doktor, 32’si donör kadın olmak üzere toplam 39 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Yakalanan şüphelilerin polisteki sorgusu sürerken, firari 14 zanlıyı yakalama çalışmaları devam ediyor.

KKTC'deki "Filo Jet" faciasında geriye tek kayıp kaldı: 3 yaşındaki Anni Asel Haber

KKTC'deki "Filo Jet" faciasında geriye tek kayıp kaldı: 3 yaşındaki Anni Asel

KKTC'nin Girne kenti açıklarında 30 Ağustos’ta meydana gelen Filo Jet gemi faciasında kayıp olarak aranan 28 kişiden 27’sinin naaşına ulaşıldı. Son olarak Mustafa Demir’in kimliğinin DNA incelemeleriyle belirlenmesinin ardından faciada naaşına henüz ulaşılamayan tek kişinin 3 yaşındaki Anni Asel Hilaloğlu olduğu açıklandı. Faciada küçük Anni Asel’in annesi Nurcan Hilaloğlu hayatını kaybederken, 6 yaşındaki ağabeyi Miran Asaf Hilaloğlu ise kazadan hafif yaralı olarak kurtuldu. Ekipler, geriye kalan son kayıp olan küçük Asel’e ulaşabilmek için çalışmalarını sürdürüyor. Babada yürek burkan çağrı: "Bir kemiğe bile razıyız" Faciada eşini kaybeden ve 3 yaşındaki kızından hala haber bekleyen baba Salim Hilaloğlu, yetkililere seslenerek kızının bir an önce bulunmasını istedi. Acılı baba, "Yetkililere sesleniyorum. İnşallah duyuyorlardır benim feyadımı. Bu suyun altındaki her kimse ya da benim kızımsa ya da herhangi biriyse Allah rızası için onu bulun ve bize verin. Bir nebze olsun yüreğimize su serpin. Artık çıkacak olan bir kemiğe bile razıyız" ifadelerini kullandı. Girne açıklarında sürdürülen arama çalışmalarında ekipler, facianın ardından geriye kalan tek kayıp olan 3 yaşındaki Anni Asel Hilaloğlu’na ulaşmaya çalışıyor. Ne olmuştu? 30 Ağustos Pazar günü Girne Limanı’ndan ayrıldıktan kısa süre sonra su alarak batan Filo Jet gemisinde yolcu ve mürettebat dahil toplam 267 kişi bulunuyordu. Kazanın ardından 239 kişi kurtarılırken, ilk gün 8 kişinin hayatını kaybettiği belirlenmişti. Facianın ardından başlatılan arama çalışmalarında kayıp 20 kişiden 19’unun daha naaşına ulaşıldı. Son olarak Mustafa Demir’in kimliğinin belirlenmesiyle birlikte bulunan tüm naaşların kimlik tespit işlemleri tamamlandı.

KKTC’de Filo Jet faciasında ihmal: Su geçirmez kapılar açıkmış Haber

KKTC’de Filo Jet faciasında ihmal: Su geçirmez kapılar açıkmış

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC), 30 Ağustos’ta Girne açıklarında meydana gelen ve 18 kişinin yaşamını yitirdiği Filo Jet faciasına ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bilgiler mahkemeye yansıdı. Mahkemede, geminin teknik durumu ve facia öncesinde gerçekleştirilen müdahalelerin yanı sıra arama-kurtarma çalışmalarının seyri, mürettebatın ifadeleri, teknik deliller ve Türkiye’den beklenen bilgiler de ele alındı. Mahkemede konuşan Tahkikat Polisi, gemide su geçirmez bölmeler bulunduğunu ve bu bölmelerdeki kapıların kapalı tutulması gerektiği ancak bazı kapıların açık olduğunu belirtti. Polis, söz konusu kapıların kapalı olması halinde geminin bu kadar su almayacağını ve suyun gemi içerisindeki yayılımının sınırlandırılabileceğini ifade etti. Su geçirmez kapıların neden açık olduğu ve batış sırasında bu sistemlerin neden devreye alınmadığına dikkat çekildi. Yolcuların kurtarılma ihtimali daha fazla olacaktı Polis, su geçirmez kapıların kapalı tutulması halinde geminin daha az su alabileceği ve yolcuların kurtarılma ihtimalinin daha yüksek olabileceğini belirtti. Bu kapsamda, geminin batış nedenlerinin yanı sıra facia sırasında alınması gereken güvenlik önlemlerinin uygulanıp uygulanmadığı da sorgulandı. Mayday çağrısından 2 saat 30 dakika sonra battı Polis, Filo Jet’ten saat 12.20’de uluslararası acil yardım çağrısı olan Mayday çağrısı yapıldığına dikkat çekerek, geminin saat 14.50’de battığını kaydetti. Polis, Mayday çağrısıyla geminin batışı arasında geçen 2 saat 30 dakikalık süreçte gerçekleştirilen arama-kurtarma çalışmaları, gemiye müdahale ve kurtarma ekiplerinin faaliyetleri de soruşturma kapsamında değerlendirildiğini belirtti. Yardım çalışmalarına Sahil Güvenlik, Sivil Savunma ve Kıbrıs Türk Kıyı Emniyeti Kurtarma Limited ekiplerinin ulaştığı aktarıldı. Arama sırasında gemiden iki çocuk çıkarıldığı iddiası Mahkemede, arama-kurtarma çalışmaları devam ederken Süleyman Erdoğan isimli kişinin gemiden iki çocuk çıkardığı yönündeki bilgi de yer aldı. Söz konusu iddianın soruşturma kapsamında araştırıldığını aktaran polis, arama-kurtarma faaliyetlerinin hangi aşamada, kimler tarafından ve nasıl bir koordinasyonla yürütüldüğüne ilişkin ayrıntıların da dosyaya gireceğini ifade etti. Sol ön bodoslamadaki hasar ve tamirat araştırılıyor Soruşturmanın önemli başlıklarından birini de geminin sol ön bodoslama kısmındaki hasar oluşturuyor. Mahkemede verilen ifadelerde, söz konusu bölümün daha önce tamir edildiği ve geminin su almasına neden olan hasarın bu bölgeden kaynaklanmış olabileceği yönünde değerlendirmeler bulunduğu belirtildi. Gemide 7 kompartıman bulunduğu ve her bölümde sintine pompalarının yer aldığı bilgisi de mahkemeye aktarıldı. Sintine pompalarının manuel olarak çalıştırıldığı, otomatik olmadığı ve suyun belirli bir seviyeye ulaşması halinde alarm sisteminin devreye girdiği ifade edildi. Buna rağmen geminin çok hızlı şekilde su aldığı ve sonrasında yaşanan gelişmelerin facianın boyutunu artırdığı yönündeki değerlendirmeler de mahkemede gündeme geldi. "Tamirat tersanede ve uzmanlar tarafından yapılmalıydı" Geminin hasarlı bölümüne daha önce gerçekleştirilen müdahale de soruşturma kapsamında inceleniyor. Mahkemede, söz konusu tamiratın tersanede ve uzman kişiler tarafından yapılması gerektiği belirtildi. Polis, buna karşılık tamiratın limanda gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, yapılan işlemin teknik açıdan yeterli olup olmadığı ve müdahalenin kimlerin bilgisi dahilinde yapıldığının araştırıldığını ifade etti. Filo Jet’in mevcut hasarı ve daha önce gerçekleştirilen tamiratlar nedeniyle de tahkikat yürütüldüğü mahkemeye aktarıldı. Mahkemede, Filo Jet faciasına ilişkin tahkikatın 33 gündür devam ettiği belirtildi. Soruşturma kapsamında çok sayıda kişinin ifadesine başvurulurken, teknik incelemelerin ve bilirkişi çalışmalarının sürdüğü kaydedildi. Geminin batış nedenleri ve kazaya ilişkin teknik bulguların değerlendirileceği kaza raporunun bilirkişi tarafından hazırlanacağı bildirildi. Geminin kara kutusu kritik delil Soruşturmanın önemli teknik delilleri arasında geminin kara kutusu olarak bilinen VDR cihazı da bulunuyor. Mahkemede, VDR cihazının soruşturma açısından önemli olduğu ve mutlaka incelenmesi gerektiği belirtildi. Olayla ilgili ses ve görüntü kayıtlarının analiz edilmek üzere alındığı, DNA örneklerinin toplandığı ve çeşitli teknik incelemelerin devam ettiği kaydedildi. VDR kayıtlarının incelenmesiyle geminin seyri, hızı, seyir şartları ve facia öncesindeki teknik süreçlere ilişkin verilerin elde edilmesi bekleniyor. Soruşturma için Türkiye’ye ekip gönderilecek Mahkemede, soruşturma kapsamında Türkiye Cumhuriyeti polisi ve savcılığıyla koordinasyon içerisinde bir ekip oluşturulacağı açıklandı. Oluşturulacak ekibin Türkiye’ye giderek facia ile ilgili araştırmalar gerçekleştireceği belirtildi. Türkiye’de bulunan bilgi, belge ve kayıtlar ile ilgili kişilere yönelik araştırmaların söz konusu ekip tarafından yürütülmesi bekleniyor. Türkiye Cumhuriyeti’nden beklenen bilgilerin soruşturma dosyasına kazandırılması da yürütülen çalışmalar arasında yer alıyor. Kaptanın şikayeti yetkililere bildirmediği iddiası Soruşturma kapsamında mürettebatın ifadeleri de mahkemede ele alındı. Sertan Erol, Kadir Kuliyev, Vale Hummolov ve Raşat İbrahimov’un mürettebat olarak soruşturma dosyasında yer aldığı, Raşat İbrahimov’un ise ifade vermediği mahkemeye aktarıldı. Kaptan Mustafa Öz’ün gemiyi tamir eden mürettebatı bildiği ancak kendisine ulaşan şikayeti yetkililere bildirmediği yönündeki ifade de dosyada yer aldı. İkinci kaptan Merve Nur Seraslan’ın ise gemideki tamirattan haberdar olduğu ve şirket yetkilisine aktardığı belirtildi. Ayrıca gemiye ilişkin bazı görüntülerin soruşturma açısından önem taşıdığı ve bu görüntülerin incelenmesinin gerektiği mahkemeye aktarıldı. Aranan 5 kişi için Türkiye’den bilgi bekleniyor Filo Jet faciasına ilişkin soruşturma kapsamında aranan 5 kişi hakkında Türkiye Cumhuriyeti’nden bilgi beklendiği de açıklandı. Söz konusu kişilere yönelik araştırmaların, Türkiye’ye gönderilmesi planlanan ekibin çalışmaları kapsamında ele alınması bekleniyor. Türkiye’den elde edilecek bilgi ve belgelerin soruşturma dosyasına dahil edilmesi öngörülüyor. 9 zanlıya 7 gün ek tutukluluk Girne Kaza Mahkemesi, soruşturmanın henüz tamamlanmadığını, incelenmesi gereken teknik bulgular, alınması gereken ifadeler ve hazırlanması beklenen raporlar bulunduğunu dikkate alarak 9 zanlı hakkında 7 gün ek tutukluluk kararı verdi. Karar kapsamında Ali Özdülger, Mustafa Öz, Merve Nur Seraslan, Zeki Öz, Metin Gül, Sertan Erol, Kadir Kuliyev, Vale Hummolov ve Raşat İbrahimov’un 7 gün daha tutuklu kalmasına hükmedildi. Faciaya ilişkin teknik incelemeler, bilirkişi raporu, VDR kayıtlarının analizi, mürettebatın ifadeleri ve Türkiye’den beklenen bilgi ve belgelere yönelik soruşturma sürüyor. Acılı aileler mahkeme önünde toplandı Gemi kazasında sevdiklerini kaybeden acılı aileler, zanlılara sert tepki gösterdi. Yakınlarının isimlerini bağıran acılı aileler, zanlılardan bu isimleri unutmamalarını istedi. Acılı aileler, adalet aradıklarını yineleyerek, tüm sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Faciada kayıp olan 10 kişiyi arama çalışmaları devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.