Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kızarıklık

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kızarıklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kızarıklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kedi ve köpek ısırığını da tırmalamasını da hafife almayın Haber

Kedi ve köpek ısırığını da tırmalamasını da hafife almayın

Kedi ve köpeklerle temas sırasında meydana gelen ısırık ve tırmalamalar, günlük hayatta sık karşılaşılan yaralanmalar arasında yer alıyor. Çoğu zaman küçük bir çizik veya birkaç diş izi olarak değerlendirilen bu yaralanmalar, özellikle derinin bütünlüğünün bozulduğu durumlarda enfeksiyon açısından önem taşıyor. Uzm. Dr. Aslı Özer, hayvan ısırığı ve tırmalamalarında enfeksiyon, kuduz ve tetanoz riskine karşı önemli uyarılarda bulundu. Medicana Ataköy Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Aslı Özer, yaranın büyüklüğünün her zaman riskin göstergesi olmadığını belirterek, "Bir ısırığın ya da tırmalamanın küçük görünmesi bizi yanıltmamalı. Hayvanların ağız ve tırnaklarında bulunan mikroorganizmalar, ciltte oluşan küçük bir açıklıktan dahi dokulara ulaşabilir" dedi. Kedi ısırığı küçük, riski büyük olabilir "Kedi ısırıklarında yaranın dışarıdan nasıl göründüğüne bakarak karar vermemek gerekir. Derin dokulara ulaşan bir ısırık, başlangıçta çok küçük bir yara şeklinde görülebilir ancak saatler içinde enfeksiyon gelişebilir" diyen Dr. Özer, "Hayvan tırmalamaları da ihmal edilmemeli. Özellikle kedi tırmalamalarında Bartonella henselae bakterisinin neden olduğu kedi tırmalama hastalığına dikkat edilmelidir. Ancak her kedi tırmalaması kedi tırmalama hastalığına yol açmamakla birlikte tırmalama sonrasında yaranın olduğu bölgede küçük bir lezyonun ardından lenf bezlerinde şişme, hassasiyet, ateş veya halsizlik gelişirse mutlaka hekime başvurulmalıdır" şeklinde görüş verdi. Kızarıklık ilerliyorsa dikkat Hayvan temasından sonra enfeksiyon geliştiğinde yaranın çevresinde kızarıklık, şişlik, ısı artışı ve ağrı görülebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Özer, "İrinli akıntı, ateş, halsizlik veya kızarıklığın yara bölgesinden çevre dokulara doğru ilerlemesi ise daha ciddi enfeksiyon belirtileri olabilir. Özellikle el, parmak, yüz, ayak ve eklem çevresindeki yaralanmaların daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ile bazı kronik hastalıkları bulunan kişilerin de enfeksiyon açısından daha yüksek risk taşıyabilir" diye konuştu. İlk müdahale: Bol su ve sabun Isırık veya tırmalama sonrasında yapılması gereken ilk uygulamanın yara bölgesini bol su ve sabunla iyice temizlemek olduğunu belirten Uzm. Dr. Aslı Özer, yaranın gelişigüzel şekilde kapatılıp beklenmemesi gerektiğini söyledi ve devam etti: "İlk müdahale çok önemli. Yara mümkün olduğunca erken ve bol su ve sabunla temizlenmeli. Ancak bunun ardından özellikle deriyi delen, derin, el-yüz bölgesinde bulunan yaralanmalarda sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Hekim yaranın durumuna göre enfeksiyon, tetanoz ve kuduz açısından değerlendirme yapacaktır." Her ısırığa antibiyotik gerekmiyor Hayvan ısırığı veya tırmalaması sonrasında antibiyotiğin gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini de belirten Uzm. Dr. Aslı Özer, antibiyotik kararının yaranın özelliklerine ve kişinin risk durumuna göre hekim tarafından verilmesi gerektiğini söyledi. Hayvan yaralanmalarında bakteriyel enfeksiyon kadar kuduz riskinin de değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Özer, özellikle hayvanın sahipsiz olması, aşı durumunun bilinmemesi, olağan dışı davranış göstermesi veya gözlem altına alınamaması durumunda sağlık kuruluşuna başvurmanın önemine dikkat çekerek, "Evcil hayvan olduğu için kuduz riski kesinlikle yoktur şeklinde bir yaklaşım doğru değildir. Kuduz açısından değerlendirme; hayvanın türü, aşı durumu, temasın şekli, hayvanın gözlenip gözlenememesi ve bölgedeki epidemiolojik durum gibi birçok faktör dikkate alınarak yapılmalıdır" şeklinde konuştu. Tetanoz aşısı kontrol edilmeli Hayvan yaralanmalarında bir diğer önemli konunun tetanoz olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Aslı Özer, "Isırık veya tırmalama sonrasında yalnızca kuduzu düşünmemek gerekir. Yaranın niteliğine ve kişinin aşı geçmişine göre tetanoz açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Isırığın veya tırmalamanın boyutu bize her zaman enfeksiyon riskini göstermez. Özellikle kedi ısırıklarında ve el-parmak bölgesindeki yaralanmalarda daha dikkatli olunmalıdır. Yara çevresinde giderek artan kızarıklık, şişlik, ağrı, ısı artışı, akıntı veya ateş gelişirse beklenmemelidir. Ayrıca kuduz ve tetanoz açısından gerekli değerlendirme zamanında yapılmalıdır" dedi. Hayvan ısırdı ya da tırmaladıysa 5 altın kural Yarayı hemen bol su ve sabunla temizleyin. Yaranın küçük olması nedeniyle riski küçümsemeyin. Kuduz ve tetanoz açısından sağlık kuruluşunda değerlendirilin. Doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanmayın. Kızarıklık, şişlik, ağrı, akıntı veya ateş gelişirse beklemeyin.

GÜNEŞ KEYFİ KABUSA DÖNÜŞMESİN! Haber

GÜNEŞ KEYFİ KABUSA DÖNÜŞMESİN!

Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşe Nur Saygı, güneş alerjisinin, kişinin güneş ışığına maruz kalmasının ardından ciltte döküntü ve çeşitli belirtiler geliştirmesiyle ortaya çıkan bir durum olduğunu belirterek, özellikle yaz aylarının başlangıcında şikâyetlerin arttığını söyledi. Uzman Dr. Ayşe Nur Saygı, “Güneş alerjisi her zaman basit bir güneş hassasiyeti değildir. Bazı kişilerde yalnızca hafif kaşıntı ve kızarıklık görülürken, bazı hastalarda günlük yaşamı kısıtlayan ciddi reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Özellikle belirtiler sık tekrarlıyorsa dermatoloji değerlendirmesi önemlidir” dedi. Her güneş reaksiyonu aynı değil Güneş alerjisinin farklı türleri bulunduğunu ifade eden Uzman Dr. Ayşe Nur Saygı, bazı reaksiyonların genetik yatkınlıkla ilişkili olabileceğini, bazılarının ise kullanılan ürünler nedeniyle ortaya çıkabildiğini söyledi. Güneşe maruz kaldıktan birkaç saat sonra küçük kabarcıklar ve kızarıklıklarla görülen polimorf ışık erüpsiyonunun özellikle kadınlarda ve açık tenli kişilerde daha sık görüldüğünü belirten Dr. Ayşe Nur Saygı, bazı ilaçlar, güneş kremleri, makyaj ürünleri ve parfümlerin güneş ışığıyla etkileşime girerek fotoalerjik reaksiyonlara neden olabileceğini ifade etti. Solar ürtiker adı verilen bazı güneş alerjisi türlerinde ise birkaç dakika içinde kurdeşen benzeri döküntüler gelişebildiğini vurgulayan uzman isim, bu tablonun nadiren ciddi sistemik belirtilere yol açabileceğini kaydetti. Kaşıntı, kızarıklık ve yanma hissi en sık belirtiler arasında Güneş alerjisinin belirtilerinin güneşe maruz kaldıktan dakikalar, saatler hatta günler sonra ortaya çıkabileceğini ifade eden Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşe Nur Saygı, şikâyetlerin güneşte kalma süresine, ışığın yoğunluğuna ve kişinin cilt yapısına göre değişebildiğini söyledi. Ciltte kızarıklık, kaşıntı, kabarcıklar, kurdeşen benzeri döküntüler, şişlik, pullanma ve yanma hissinin sık görüldüğünü belirten Dr. Ayşe Nur Saygı, bazı hastalarda sızıntılı yaralar ve kabuklanmaların da oluşabileceğini ifade etti. Uzman Dr. Ayşe Nur Saygı, “Döküntüler çoğunlukla güneşe maruz kalan bölgelerde görülür. Ancak bazı alerji türlerinde cildin farklı bölgeleri de etkilenebilir. Nadiren baş dönmesi, mide bulantısı, nefes darlığı ve bayılma gibi daha ciddi belirtiler gelişebilir” diye konuştu. Bazı ilaçlar riski artırabiliyor Güneş alerjisinin herkeste görülebileceğini ancak bazı kişilerin daha yüksek risk altında olduğunu belirten Uzman Dr. Ayşe Nur Saygı, aile öyküsünün yanı sıra kullanılan bazı ilaçların da güneşe duyarlılığı artırabileceğini söyledi. Özellikle antibiyotikler, mantar ilaçları, bazı antihistaminikler, doğum kontrol hapları, kolesterol ilaçları ve akne tedavisinde kullanılan retinoidlerin güneşe karşı hassasiyeti artırabileceğini belirten Dr. Ayşe Nur Saygı, ilaç kullanan kişilerin güneş maruziyetine karşı daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Güneşten korunma en etkili yöntem Güneş alerjisinde en etkili yaklaşımın korunma olduğunu ifade eden Uzman Dr. Ayşe Nur Saygı, özellikle güneş ışınlarının yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini söyledi. Sabah 10.00 ile öğleden sonra 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş temasından kaçınılmasını öneren Dr. Ayşe Nur Saygı, geniş kenarlı şapka, uzun kollu kıyafetler ve koruyucu aksesuarların kullanılmasının faydalı olduğunu belirtti. Uzman Dr. Ayşe Nur Saygı, “En az 30 SPF içeren güneş koruyucular düzenli kullanılmalı ve iki saatte bir yenilenmelidir. Özellikle terleme veya yüzme sonrası tekrar uygulanması önemlidir” ifadelerini kullandı. Şiddetli belirtilerde vakit kaybetmeyin Güneş alerjisinin çoğu zaman basit önlemlerle kontrol altına alınabildiğini söyleyen Uzman Dr. Ayşe Nur Saygı, güneş sonrası gelişen ciddi halsizlik, göğüs ağrısı, nefes alma güçlüğü, bayılma ya da yaygın döküntü durumunda acilen tıbbi destek alınması gerektiğini belirtti. Uzman Dr. Ayşe Nur Saygı, “Güneş sonrası gelişen her döküntü basit bir güneş yanığı olmayabilir. Tekrarlayan reaksiyonlarda uzman değerlendirmesi, doğru tanı ve uygun tedavi açısından büyük önem taşır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.