Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kemoterapi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kemoterapi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kemoterapi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa Şehir Hastanesi’nde Damar Erişimi Polikliniği hizmete açıldı Haber

Bursa Şehir Hastanesi’nde Damar Erişimi Polikliniği hizmete açıldı

Bursa Şehir Hastanesi’nde, özellikle hemodiyaliz ve kemoterapi tedavisi gören hastaların ihtiyaç duyduğu damar erişim işlemlerinin daha hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştirilebilmesi amacıyla Damar Erişimi Polikliniği hizmete açıldı. 1 Eylül 2026 itibarıyla hasta kabulüne başlayan poliklinikte, damar erişim işlemlerinin etkin şekilde planlanması ve uygulanması hedefleniyor. Poliklinikte kalıcı ve geçici hemodiyaliz kateteri, subkutan port kateter uygulamaları, arteriyovenöz fistül operasyonları, komplike greftli arteriyovenöz fistül operasyonları ve çeşitli endovasküler tedaviler gerçekleştirilecek. Bursa Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Salih Metin, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmaya yönelik çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Hastalarımızın tedavi süreçlerinde ihtiyaç duydukları işlemlere mümkün olan en kısa sürede ulaşabilmeleri bizim için önemli. Damar Erişimi Polikliniğimiz ile bu alandaki hizmet kapasitemizi güçlendirerek hastalarımızın tedavi süreçlerine önemli bir katkı sunmayı amaçlıyoruz" dedi. Polikliniğin özellikle kronik böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz tedavisi gören ve kanser tedavisi sürecinde damar erişimine ihtiyaç duyan hastalara önemli kolaylık sağlaması bekleniyor. Hastaların işlemlere daha hızlı ulaşabilmesi amacıyla randevusuz hasta kabulünün de yapıldığı Damar Erişimi Polikliniği, Bursa Şehir Hastanesi Zemin Kat A Blok A1 Poliklinik Alanı’nda hizmet veriyor.

Karaciğerin sessiz sinyallerine dikkat Haber

Karaciğerin sessiz sinyallerine dikkat

Gözle görülmeyen ve uzun süre hiçbir belirti vermeyen karaciğer kitleleri, çoğu zaman rutin kontroller sırasında tesadüfen ortaya çıkıyor. Erken evrede fark edilen karaciğer kitlelerinde tedavi başarısının önemli ölçüde arttığına dikkat çeken uzmanlar, tanıda yaşanan gecikmenin ise hastalığın seyrini olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Daviva Avcılar Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Cem İbiş, karaciğer kitlelerinin türleri, risk faktörleri ve güncel tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi. Karaciğerde saptanan kitlelerin, köken aldıkları doku ve hücre yapısına göre temel olarak iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki ana gruba ayrıldığını belirten Prof. Dr. Cem İbiş, klinik vakalarda genellikle iyi huylu kitlelerle daha sık karşılaşıldığını ifade etti. Karaciğerin geniş rezerve ve yüksek yenilenme kapasitesine sahip olması nedeniyle bu kitlelerin uzun süre belirgin bir şikâyete yol açmadan ilerleyebildiğini belirten İbiş, şunları söyledi: "Bu kitleler çoğunlukla başka bir nedenle yapılan rutin ultrason kontrollerinde tesadüfen tespit edilmektedir. Genellikle çevre dokulara yayılım göstermez ve büyüme hızları oldukça düşüktür. Bu nedenle çoğu zaman ameliyatsız, yalnızca düzenli radyolojik takiple kontrol altında tutulabilirler." Karaciğerdeki kötü huylu kitlelerin iki kaynağı bulunuyor Kötü huylu kitlelerin ise iki farklı şekilde geliştiğini kaydeden Prof. Dr. Cem İbiş, ilk grupta doğrudan karaciğerin kendi dokusundan kaynaklanan tümörlerin yer aldığını, ikinci grupta ise vücudun başka bir bölgesinde başlayan kanserli hücrelerin kan yoluyla karaciğere yayılmasıyla oluşan kitlelerin bulunduğunu belirtti. Günlük sağlık kontrolleri ve muayenelerde en sık rastlanan kötü huylu kitle türünün de bu yayılımla oluşan ikincil kitleler olduğunu ifade etti. "Nedeni açıklanamayan kilo kaybı ve iştahsızlığı önemseyin" Karaciğer dokusunun oldukça esnek ve dirençli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cem İbiş, bu nedenle tümörlerin erken aşamalarda genellikle belirgin bir şikayete yol açmadığını söyledi. Kitle büyüdükçe veya organ zarını germeye başladıkça bazı belirtilerin ortaya çıkabileceğini belirten İbiş, "Sağ üst karın bölgesinde dolgunluk hissi, ağrı, nedeni açıklanamayan kilo kaybı, iştahsızlık ve halsizlik gibi belirtiler görülebilir" dedi. Hastalığın gelişimindeki en kritik risk faktörleri arasında kronik Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonları, aşırı alkol tüketimi ve kontrolsüz karaciğer yağlanmasına bağlı gelişen siroz tablosunun yer aldığını belirten İbiş, özellikle kronik karaciğer hastalığı veya hepatit taşıyıcılığı bulunan kişilerin rutin taramalarını aksatmaması gerektiğini vurguladı. "En başarılı sonuçlar erken dönemde elde edilir" Karaciğer tümörlerinin yönetiminde en başarılı sonuçların, kitlenin henüz organ dışına yayılmadığı ve karaciğer fonksiyonlarının korunduğu erken dönemde elde edildiğini ifade eden Prof. Dr. Cem İbiş, görüntüleme teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde günümüzde çok küçük boyutlu kitlelerin dahi kolaylıkla teşhis edilebildiğini belirtti. Cerrahi müdahalenin karaciğer tümörlerinde hastalığı kontrol altına almanın genellikle en etkili yolu olduğunu kaydeden İbiş, karaciğerin kendini yeniden büyüterek tamamlama yeteneği sayesinde tümörlü bölgenin sağlıklı doku sınırlarıyla birlikte güvenle çıkarılabildiğini ifade etti. Son yıllarda yaygınlaşan kapalı cerrahi yöntemlerin ameliyat sonrası önemli avantajlar sağladığını belirten İbiş, bu yöntemler sayesinde ameliyat sonrası ağrının belirgin şekilde azaldığını, enfeksiyon riskinin düştüğünü ve hastaların çok daha kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini aktardı. Prof. Dr. Cem İbiş, cerrahiye uygun olmayan vakalarda ise kitlenin yakılması ve damardan lokal kemoterapi uygulanması gibi alternatif yenilikçi yöntemlerle de başarılı sonuçlar alınabildiğini belirterek, risk faktörlerini bilmenin, düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemenin ve olası belirtileri ciddiye almanın büyük önem taşıdığını ifade etti.

Akciğer kanserinde ameliyatsız tedavi Haber

Akciğer kanserinde ameliyatsız tedavi

Op. Dr. Melike Güler Ülker, "Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir" dedi. Akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, özellikle lokal ileri hastalıkta tedavi yaklaşımını önemli ölçüde değiştirdi. Bir dönem tümörün büyüklüğü, lenf bezlerine yayılımı veya çevresindeki kritik yapılara yakınlığı nedeniyle cerrahiye uygun görülmeyen bazı hastalar için bugün farklı tedavi seçenekleri bulunuyor. İmmünoterapi, hedefe yönelik "akıllı ilaçlar" ve ameliyat öncesi uygulanan tedaviler sayesinde, seçilmiş hastalarda cerrahi yeniden tedavi planının bir parçası haline gelebiliyor. Liv Hospital Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Melike Güler Ülker, akciğer kanseri tedavisindeki bu değişimin en önemli unsurlarından birinin neoadjuvan tedaviler olduğunu belirterek, "Neoadjuvan tedavi, ameliyattan önce uygulanan ve yalnızca tümörü küçültmeyi değil, kanser hücrelerini erken dönemde kontrol altına almayı ve ameliyatla tümörün tamamen çıkarılabilme ihtimalini artırmayı amaçlayan bir tedavi yaklaşımıdır. Böylece bazı hastalarda başlangıçta cerrahi açıdan sınırda görülen hastalık, tedavi sonrasında yeniden değerlendirilebilir hale gelebilmektedir" dedi. "İmmünoterapi ve akıllı ilaçlar tedaviyi kişiselleştiriyor" Akciğer kanserinde artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını vurgulayan Op. Dr. Melike Güler Ülker, tümörün biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha önemli hale geldiğini söyledi. Ülker, "İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini daha iyi tanımasına ve onlara karşı mücadele etmesine yardımcı olan bir tedavi yaklaşımıdır. Hedefe yönelik tedaviler ise tümör hücrelerinde bulunan belirli genetik değişiklikleri hedef alır. Bu nedenle hastalığın yalnızca evresine değil, tümörün moleküler ve genetik özelliklerine de bakıyoruz" diye konuştu. Özellikle bazı küçük hücreli olmayan akciğer kanserlerinde kemoterapi ile immünoterapinin ameliyat öncesinde birlikte kullanılmasının tedavi stratejilerini değiştirdiğine dikkat çeken Ülker, hastaların tedavi yanıtlarının cerrahi karar açısından da önem taşıdığını belirtti. Ülker, "Tedavinin ardından tümörün ve lenf bezlerinin yeniden değerlendirilmesi, cerrahi seçeneğin tekrar gündeme gelip gelemeyeceğinin belirlenmesinde kritik rol oynuyor" dedi. "'Ameliyat edilemez' demek her zaman 'hiçbir zaman ameliyat edilemez' anlamına gelmiyor" Akciğer kanserinde cerrahi kararının hastalığın ilk görüntüleme sonuçlarına göre tek başına verilmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Melike Güler Ülker, "Geçmişte bazı lokal ileri akciğer kanserlerinde ilk değerlendirmede ameliyat uygun görülmeyebiliyordu. Ancak günümüzde bazı hastalarda önce sistemik tedaviler uygulanıyor, ardından tümörün tedaviye verdiği yanıt yeniden değerlendiriliyor. Eğer hastalık yeterli yanıt vermişse ve tümörün tamamen çıkarılabileceği düşünülüyorsa, cerrahi yeniden tedavi planına dahil edilebiliyor. Bu nedenle ilk tanıda ameliyat edilemiyor demek, her zaman hastanın hiçbir zaman ameliyat edilemeyeceği anlamına gelmiyor" ifadelerini kullandı. Bu yaklaşımın her hasta için geçerli olmadığının altını çizen Ülker, cerrahi kararının hastanın genel sağlık durumu, tümörün yayılımı, tedaviye verdiği yanıt ve tümörün teknik olarak tamamen çıkarılıp çıkarılamayacağı gibi birçok faktör birlikte değerlendirilerek verilmesi gerektiğini söyledi. Akciğer kanserinde multidisipliner tedavi dönemi Akciğer kanseri tedavisinin artık tek bir branşın kararıyla yürütülemeyeceğini ifade eden Op. Dr. Melike Güler Ülker, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekti. Ülker, "Göğüs cerrahisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, göğüs hastalıkları, radyoloji, nükleer tıp ve patoloji uzmanlarının birlikte değerlendirme yapması, hastaya en doğru tedavi planının oluşturulmasını sağlıyor. Bazı hastalarda tedavi cerrahiyle başlarken, bazı hastalarda önce ilaç tedavisi uygulanıyor ve cerrahi daha sonraki aşamada planlanıyor" dedi. "Cerrahi ve ilaç tedavileri artık birbirinin alternatifi değil" Akciğer kanseri tedavisindeki yeni dönemin, cerrahi ve ilaç tedavilerinin birbirinin alternatifi olmaktan çıkıp birbirini tamamlayan tedaviler haline gelmesiyle şekillendiğini belirten Ülker, sözlerini şöyle tamamladı: "Akciğer kanseri tedavisinde artık tek bir tedavi yönteminden söz etmiyoruz. Hastalığın tipi, evresi, genetik özellikleri ve tedaviye verdiği yanıt doğrultusunda farklı yöntemleri doğru sırayla kullanmaya çalışıyoruz. Bazı hastalarda önce ameliyat, ardından ilaç tedavisi uygulanırken; bazı hastalarda önce kemoterapi, immünoterapi veya hedefe yönelik tedavilerle hastalık kontrol altına alınıyor ve sonrasında cerrahi değerlendiriliyor. Bu nedenle ‘ameliyat edilemez' kavramının sınırları da değişiyor. Elbette her hasta cerrahi için uygun değildir; ancak geçmişte cerrahi şansı olmadığı düşünülen bazı seçilmiş hastalar, günümüzde uygulanan yeni tedaviler sonrasında yeniden ameliyat açısından değerlendirilebiliyor." Akciğer kanserinde tedavi başarısını artıran en önemli unsurlardan birinin hâlâ erken tanı olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte, lokal ileri hastalıkta da tedavi seçeneklerinin geçmişe kıyasla önemli ölçüde arttığı ve hastaların multidisipliner ekipler tarafından değerlendirilmesinin tedavi planlamasında kritik önem taşıdığı belirtiliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.