Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kemik Iliği

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kemik Iliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kemik Iliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy: "Kan değerlerindeki sürekli yükseklik ihmal edilmemeli" Haber

Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy: "Kan değerlerindeki sürekli yükseklik ihmal edilmemeli"

Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, rutin kan tahlillerinde tespit edilen hemoglobin, hematokrit, trombosit veya beyaz kan hücresi yüksekliğinin her zaman masum olmayabileceğini belirterek, kronik myeloproliferatif hastalıkların erken teşhisinin damar tıkanıklığı, kanama ve diğer ciddi komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Kemik iliğinin normalden fazla kan hücresi üretmesiyle ortaya çıkan kronik myeloproliferatif hastalıkların, hematolojide sık karşılaşılan kronik kan hastalıkları arasında yer aldığını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, bu grubun en sık görülen hastalıklarının polisitemia vera, esansiyel trombositemi ve myelofibrozis olduğunu belirtti. "Polisitemia verada kırmızı kan hücreleri, esansiyel trombositemide trombositler normalin üzerine çıkar" diyen Durusoy, "Bazı hastalarda beyaz kan hücrelerinde de yükseklik görülebilir. Myelofibroziste ise zamanla kemik iliğinde bağ dokusu artışı gelişebilir; buna bağlı olarak kansızlık, dalak büyümesi ve genel durum bozukluğu ortaya çıkabilir. Kronik myeloproliferatif hastalıkların önemli bir kısmının rutin kan tetkikleri sırasında tesadüfen tespit edilmektedir. Bazı hastalarda ise hayat kalitesini etkileyen şikayetler görülmektedir. Baş ağrısı, yüzde kızarıklık, kulak çınlaması, görme bulanıklığı, el ve ayaklarda yanma hissi, sıcak banyo sonrası gelişen yoğun kaşıntı, karında dolgunluk, dalak büyümesi, halsizlik ve kilo kaybı bu hastalıkların belirtileri arasında yer alabilir. Bazı hastalarda ise ilk belirtiler, damar tıkanıklığı, pıhtı oluşumu veya daha nadiren kanama olabilir" diye konuştu. Kan değerlerindeki yüksekliğin yalnızca laboratuvar belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Sertaç Durusoy, şu uyarıda bulundu; "Hastalarımız bazen 'Kan değerlerim biraz yüksek ama herhangi bir şikâyetim yok' diyebiliyor. Ancak kronik myeloproliferatif hastalıklarda en önemli hedeflerden biri, henüz belirti ortaya çıkmadan pıhtı ve kanama gibi ciddi komplikasyonların önüne geçmektir. Bu nedenle sürekli yüksek seyreden kan değerleri mutlaka araştırılmalıdır. İleri yaş, daha önce damar tıkanıklığı geçirmiş olmak, çok yüksek trombosit değerleri, kalp-damar hastalıkları ve hastalığın genetik özelliklerinin tedavi planını belirleyen önemli faktörlerdir." Teşhis sürecinin yalnızca tam kan sayımıyla sınırlı olmadığını belirten Dr. Durusoy, ayrıntılı değerlendirme gerektiğini söyledi. Durusoy, "Tam kan sayımı, periferik yayma, demir metabolizması testleri ve eritropoetin düzeyinin yanı sıra JAK2, CALR ve MPL mutasyon analizleri tanıda önemli yer tutuyor. Günümüzde bazı hastalarda daha kapsamlı moleküler inceleme sağlayan yeni nesil dizileme (NGS) testlerinden de yararlanıyoruz. Bu değerlendirmeler hastalığın biyolojik özelliklerini ve risk durumunu daha doğru belirlememizi sağlıyor" şeklinde konuştu. Kronik myeloproliferatif hastalıkların birbirine benzer laboratuvar belirtileri gösterebildiğini belirten Dr. Sertaç Durusoy, kemik iliği biyopsisinin teşhiste kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Durusoy, "Polisitemia vera, esansiyel trombositemi ve erken dönem myelofibrozis bazı hastalarda benzer kan değerleriyle karşımıza çıkabilir. Kemik iliği biyopsisinde kemik iliğinin hücresel yapısını, megakaryositlerin özelliklerini ve fibrozis derecesini değerlendirerek hastalığın gerçek alt tipini belirliyoruz. Doğru tanı, doğru tedavi planının temelini oluşturur" dedi. Tedavi her hastanın riskine göre planlanıyor Tedavinin standart tek bir yöntemden oluşmadığını belirten Dr. Durusoy, hastaya özel yaklaşımın önemine dikkat çekti. Durusoy uyarılarına şöyle devam etti; "Polisitemia verada hematokriti güvenli düzeyde tutmak amacıyla flebotomi, yani kontrollü kan alma işlemi uygulanabilir. Bunun yanında düşük doz aspirin, hücre azaltıcı ilaçlar, interferon tedavileri veya JAK inhibitörleri kullanılabilir. Esansiyel trombositemide temel hedef trombosit yüksekliğine bağlı pıhtı ve kanama riskini dengelemektir. Myelofibroziste ise dalak büyüklüğü, kansızlık, sistemik belirtiler ve hastalığın risk grubu değerlendirilerek tedavi planlanır. Uygun hastalarda kök hücre nakli de gündeme gelebilir. Kronik myeloproliferatif hastalıkların genellikle uzun yıllar takip edilebilen kronik hastalıklardır. Bu hastalıklar uzun süre stabil seyredebilse de zaman içinde hastalığın biyolojik davranışı değişebilir. Bazı hastalarda myelofibroza ilerleme, kan değerlerinde düşme veya nadiren akut lösemiye dönüşüm görülebilir. Bu nedenle düzenli hematoloji kontrolleri, yalnızca mevcut tedavinin değerlendirilmesi için değil, hastalığın değişikliklerinin erken dönemde tespit edilmesi açısından da büyük önem taşır. Kan değerleriniz sürekli yüksek seyrediyorsa, tekrarlayan damar tıkanıklığı veya açıklanamayan kanama öykünüz varsa, dalak büyümesi, halsizlik, kilo kaybı ya da diğer sistemik yakınmalar eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden hematoloji uzmanına başvurmanız gerekir. Doğru tanı, hastalığın risk durumunun doğru belirlenmesi ve düzenli takip sayesinde hem yaşam kalitesini korumak hem de ciddi komplikasyonların önüne geçmek mümkündür."

Kemik ağrısı yaşayanlar dikkat Haber

Kemik ağrısı yaşayanlar dikkat

Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle ileri yaşta ortaya çıkan uzun süreli kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık ve böbrek fonksiyonlarındaki bozulmanın, plazma hücrelerinden kaynaklanan önemli bir kan hastalığı olan multiple myelom açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Multiple myelomun, bağışıklık sisteminin önemli hücrelerinden biri olan plazma hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişen bir hematolojik kanser olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, hastalığın yalnızca kemikleri değil, böbrekler başta olmak üzere birçok organı etkileyebildiğini söyledi. Durusoy, "Multiple myelom, özellikle ileri yaş grubunda daha sık görülür. Hastalık, kemik iliğinde çoğalan anormal plazma hücrelerinin hem normal kan üretimini bozması hem de salgıladığı anormal proteinler nedeniyle farklı organlarda hasara yol açabilir. Bu nedenle erken teşhis, organ hasarını önlemek açısından büyük önem taşır" dedi. Multiple myelomun en sık görülen belirtilerine değinen Dr. Durusoy, şu değerlendirmelerde bulundu: "Hastalarda en sık kemik ağrıları, kansızlığa bağlı halsizlik ve yorgunluk, böbrek fonksiyonlarında bozulma, kanda kalsiyum yüksekliği ve tekrarlayan enfeksiyonlar görülebilir. Özellikle ileri yaşta başlayan, nedeni açıklanamayan bel ve sırt ağrıları, kolay gelişen kemik kırıkları, kansızlık ve böbrek değerlerinde bozulma birlikte bulunuyorsa multiple myelom mutlaka akla gelmelidir. Bu belirtiler farklı hastalıklarda da görülebilir. Şikâyetlerin birlikte değerlendirilmelisi, doğru teşhis açısından büyük önem taşımaktadır. Multiple myelom teşhisi yalnızca tek bir kan tahliliyle konulamamaktadır. Teşhis süreci kapsamlı değerlendirme gerekmektedir. Tam kan sayımı, böbrek fonksiyon testleri ve biyokimyasal incelemelerin yanı sıra serum ve idrar protein elektroforezi, immünfiksasyon, serbest hafif zincir analizleri, kemik iliği incelemesi ve görüntüleme yöntemlerinden yararlanıyoruz. Bu değerlendirmeler sayesinde hem hastalığın varlığını hem de organ tutulumunu ayrıntılı olarak ortaya koyabiliyoruz." Hastalığın biyolojik özelliklerinin tedavi seçiminde giderek daha fazla önem kazandığını belirten Dr. Durusoy, "Kemik iliğinden elde edilen örneklerde yapılan sitogenetik ve moleküler incelemeler, hastalığın risk grubunu belirlememize yardımcı oluyor. Böylece her hastaya en uygun ve en etkili tedavi yaklaşımını planlayabiliyoruz. Multiple myelom tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Günümüzde birçok etkili tedavi seçeneği bulunmaktadır. Artık tedavi yalnızca klasik kemoterapiyle sınırlı değil. Proteazom inhibitörleri, immünmodülatör ilaçlar, monoklonal antikor tedavileri ve uygun hastalarda otolog kök hücre nakli standart tedavi seçenekleri arasında yer alıyor. Hastalığın nüks ettiği bazı olgularda ise CAR-T hücre tedavileri ve bispesifik antikorlar gibi yenilikçi tedavi yöntemlerinden de yararlanabiliyoruz" şeklinde konuştu. Dr. Durusoy, tedavinin temel hedefinin hastalığı mümkün olan en derin düzeyde baskılamak, organ hasarını önlemek, yaşam kalitesini artırmak ve hastaların uzun süre sağlıklı bir yaşam sürmesini sağlamak olduğunu ifade etti. Açıklamasının sonunda toplumda farkındalığın artırılması gerektiğine dikkat çeken Dr. Sertaç Durusoy, şu çağrıda bulundu: "Uzun süren kemik ağrıları, açıklanamayan kansızlık, böbrek fonksiyonlarında bozulma, tekrarlayan enfeksiyonlar veya kolay gelişen kemik kırıkları ihmal edilmemelidir. Özellikle bu belirtiler bir arada bulunuyorsa vakit kaybetmeden hematoloji uzmanına başvurulmalıdır. Multiple myelomda erken teşhis, yalnızca tedavi başarısını artırmakla kalmaz; böbrek yetmezliği, kemik kırıkları ve diğer organ hasarlarının önlenmesinde de kritik rol oynar. Doğru zamanda yapılan değerlendirme ve kişiye özel tedavi planlaması, hastalarımızın yaşam süresi ve yaşam kalitesini önemli ölçüde artırmaktadır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.