Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Katma Değer

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’dan Viyana’ya; G20 zirvesi öncesi iş dünyası buluştu Haber

Bursa’dan Viyana’ya; G20 zirvesi öncesi iş dünyası buluştu

Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD), 16-18 Eylül 2026 tarihlerinde Viyana’da gerçekleştirilecek G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi 2026 öncesinde BTSO ev sahipliğinde Bursa iş dünyasını "Bursa İş Dünyası Buluşması"nda bir araya getirdi. Program kapsamında; küresel ekonomide yaşanan dönüşüm, yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerin iş dünyasına etkileri, girişimcilik ekosisteminin geleceği, genç iş insanlarının uluslararası platformlardaki rolü ve yeni iş birliği fırsatları değerlendirildi. TÜGİAD’ın düzenlediği, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen "Bursa İş Dünyası Buluşması"nda küresel ekonomi, girişimciliğin geleceği ve yeni iş birliği fırsatları ele alındı. TÜGİAD Bursa Şubesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen panelde, TÜGİAD Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Kerem Kahveci açılış konuşmasını gerçekleştirirken, Posta Gazetesi Ekonomi Müdürü Bilal Emin Turan moderatörlüğünde TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Yıldırım ile BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay değerlendirmelerde bulundu. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programa Bursa iş dünyasının yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu başkanı ve temsilcisi, iş insanı, girişimci ve sektör temsilcisi katıldı. Başkan Burkay’dan yapay zeka, dijital dönüşüm vurgusu BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise küresel ekonomide yeni nesil teknolojilerin payının her geçen yıl hızla arttığına dikkat çekerek, dünya ekonomisinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesinin köklü üretim kültüründen ve yıllardır sürdürülen sanayi dönüşümünden beslendiğini belirten Burkay, pandemi sonrasında özellikle küresel rekabetin yoğun olduğu sektörlerde önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Bu zorlukların aşılması ve şirketlerin üretim gücünün daha sürdürülebilir hale getirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini kaydeden Burkay, mevcut üretim kapasitesinin korunmasının yanı sıra yapay zekâ, dijital dönüşüm ve yeni nesil teknolojiler alanlarında güçlü bir dönüşüm gerçekleştirilmesinin önemine vurgu yaptı. Genç girişimcilerin küresel ekonomideki rolü güçleniyor TÜGİAD’ın G20 Genç Girişimciler İttifakı kapsamında Viyana’da gerçekleştireceği zirvenin de bu dönüşüm açısından son derece değerli olduğunu belirten Burkay, genç girişimcilerin küresel ekonomi içerisindeki rolünün giderek güçlendiğine dikkat çekti. Türkiye’nin genç girişimcilik potansiyelinin uluslararası platformlarda temsil edilmesinin yeni iş bağlantıları, yatırım fırsatları ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Burkay, TÜGİAD’ı bu önemli organizasyonu Bursa ve Türkiye’nin genç iş dünyasının gündemine taşıdığı için tebrik etti. Bursa’nın güçlü üretim altyapısı ile genç girişimcilerin yenilikçi bakış açısının bir araya gelmesinin Türkiye’nin küresel rekabet gücüne önemli katkı sağlayacağını belirten Burkay, G20 Genç Girişimciler İttifakı gibi uluslararası platformlarda Türkiye’nin daha güçlü şekilde temsil edilmesi gerektiğini vurguladı. "Bursa’dan Viyana’ya güçlü bir vizyonla ilerliyoruz" Programın açılışında konuşan TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, Viyana’da gerçekleştirilecek G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi’ne uzanan süreçte Bursa’nın üretim gücünü küresel fırsatlarla buluşturmayı, genç girişimcilerin önünü açmayı ve yeni iş birliklerinin temellerini atmayı hedeflediklerini söyledi. TÜGİAD’ın 40 yıllık birikimiyle genç iş insanlarının ulusal ve uluslararası platformlarda güçlü şekilde temsil edilmesi için çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Kahveci, "Bursa’dan Viyana’ya" ifadesinin yalnızca iki şehir arasındaki bir yolculuğu değil, Bursa’nın üretim gücünü, girişimcilik kültürünü, sanayi tecrübesini ve ihracat kabiliyetini küresel platformlara taşıyan bir vizyonu ifade ettiğini vurguladı. Dünyada yapay zekâ, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve küresel ticaretteki değişimlerle birlikte iş yapma biçimlerinin hızla dönüştüğüne dikkat çeken Kahveci, genç girişimcilerin bu dönüşümün önemli aktörleri olduğunu ifade etti. Genç girişimcilerin finansmana, bilgiye, teknolojiye ve uluslararası pazarlara erişebileceği güçlü bir ekosistem oluşturulması gerektiğini belirten Kahveci, kamu kurumları, odalar, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekti. "Bursa’nın üretim gücünü dünyaya taşıyacağız" Panelde konuşan TÜGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Yıldırım, Bursa’nın güçlü üretim altyapısı, sanayi kültürü ve girişimcilik kapasitesiyle Türkiye’nin dünyaya açılan önemli merkezlerinden biri olduğunu söyledi. TÜGİAD’ın Bursa Şubesi ile kurduğu güçlü iş birliğinin, kentin üretim kapasitesinin ulusal ve uluslararası ağlarla buluşturulması açısından büyük önem taşıdığını belirten Yıldırım, Bursa’yı TÜGİAD’ın önemli yapı taşlarından biri olarak gördüklerini ifade etti. Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, yapay zekâ ve teknolojik dönüşümün üretim modellerini değiştirdiği, yeşil dönüşüm ve jeopolitik gelişmelerin rekabet şartlarını yeniden belirlediği bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Yıldırım, Türkiye’nin yalnızca daha fazla üretmeye değil; daha yüksek katma değer üretmeye, teknoloji geliştirmeye, markalaşmaya ve küresel karar mekanizmalarında daha güçlü yer almaya odaklanması gerektiğini vurguladı. TÜGİAD’ın 40 yılı aşkın birikimiyle genç iş insanlarının ulusal ve uluslararası platformlarda daha güçlü temsil edilmesi için çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Yıldırım, 16-18 Eylül tarihlerinde Viyana’da gerçekleştirilecek G20 Genç Girişimciler İttifakı Zirvesi’nin Türk girişimciliğinin küresel ölçekte tanıtılması ve yeni uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Zirvenin dünyanın farklı ülkelerinden girişimcileri, iş dünyası liderlerini ve uluslararası kuruluşları bir araya getireceğini ifade eden Yıldırım, organizasyonu yalnızca bir zirve olarak değil, Türkiye’nin girişimcilik gücünü dünyaya taşıyacak önemli bir platform olarak değerlendirdiklerini söyledi. Bursa’nın üretim gücü ile genç girişimcilerin yenilikçi bakış açısının birleşmesinin Türkiye’nin küresel rekabet gücüne önemli katkı sağlayacağını belirten Yıldırım, Bursa’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Avrupa’ya ve Avrupa’dan dünyaya uzanan daha güçlü bir girişimcilik hikâyesinin birlikte yazılabileceğini vurguladı.

Bağımsız yıllık gayrisafi yurt içi hasıla 2025 yılında yüzde 3,7 arttı Haber

Bağımsız yıllık gayrisafi yurt içi hasıla 2025 yılında yüzde 3,7 arttı

Yıllık verilere dayalı olarak hesaplanan bağımsız yıllık gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), zincirlenmiş hacim endeksiyle 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,7 arttı. Kişi başına GSYH, 2025 yılında cari fiyatlarla 714 bin 682 TL, ABD doları cinsinden 18 bin 103 dolar oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Yıllık Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verilerini açıkladı. Buna göre, Yıllık verilere dayalı olarak hesaplanan bağımsız yıllık gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH), zincirlenmiş hacim endeksiyle 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,7 arttı. Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 41,6 artarak 63 trilyon 240 milyar 524 milyon TL oldu. Gayrisafi yurt içi hasılada en yüksek payı 2025 yılında yüzde 15,6 ile imalat sanayi aldı. İmalatı, yüzde 12,9 ile toptan ve perakende ticaret; motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı ve yüzde 9,2 ile gayrimenkul faaliyetleri sektörü izledi. Yıllık gayrisafi yurt içi hasılada en düşük pay hanehalklarının işverenler olarak faaliyetleri için gerçekleşti. Kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla 2025 yılında 714 bin 682 TL oldu Kişi başına GSYH, 2025 yılında cari fiyatlarla 714 bin 682 TL, ABD doları cinsinden 18 bin 103 dolar oldu. İnşaat yüzde 11,0 ile en çok büyüyen sektör oldu İnşaat yüzde 11,0, Kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor yüzde 8,5 ve Bilgi ve iletişim yüzde 7,9 ile 2025 yılında en çok büyüyen sektörler oldu. Tarım, ormancılık ve balıkçılık yüzde 8,5, Su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri yüzde 5,0 ve Hanehalklarının işverenler olarak faaliyetleri yüzde 4,2 ile en çok küçülen sektörler oldu. Yerleşik hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,2 arttı Yerleşik hanehalkı nihai tüketim harcamaları 2025 yılında bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre yüzde 4,2 arttı. Yerleşik hanehalkı nihai tüketim harcamalarının cari değerlerle GSYH içindeki payı yüzde 54,4 oldu. Hanehalkı harcamalarında en yüksek payı alan harcama grupları sırasıyla, yüzde 21,4 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 18,0 ile konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar ve yüzde 15,0 ile ulaştırma oldu. Devletin nihai tüketim harcamaları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,0 arttı Devletin nihai tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı 2025 yılında yüzde 13,9 olurken, gayrisafi sabit sermaye oluşumunun payı yüzde 30,7 olarak gerçekleşti. Bir önceki yıl zincirlenmiş hacim endeksine göre, devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 1,0 artarken, gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 7,3 arttı. Mal ve hizmet ihracatı 2025 yılında yüzde 0,6 azalırken ithalatı yüzde 4,6 arttı Mal ve hizmet ihracatı 2025 yılında zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 0,6 azalırken, ithalatı ise yüzde 4,6 arttı. Harcama yöntemine göre cari GSYH ana bileşenleri içerisinde toplam mal ve hizmet ihracatının payı yüzde 24,7, ithalatının payı ise yüzde 25,0 olarak gerçekleşti. İşgücü ödemeleri 2025 yılında yüzde 40,0 arttı Gelir yöntemiyle gayrisafi yurt içi hasıla hesaplamalarına göre işgücü ödemeleri, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 40,0 artarken, brüt işletme artığı/karma gelir yüzde 41,3 arttı. İşgücü ödemelerinin gayrisafi katma değer içindeki payı yüzde 36,6 oldu İşgücüne yapılan ödemelerin cari gayrisafi katma değer içindeki payı 2024 yılında yüzde 36,9 iken bu oran 2025 yılında yüzde 36,6 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise 2024 yılında yüzde 43,3 iken 2025 yılında yüzde 44,3 oldu.

Orhangazi TSO’nun 100. yılına özel görkemli gece: Ekonomiye değer katanlar ödüllendirildi Haber

Orhangazi TSO’nun 100. yılına özel görkemli gece: Ekonomiye değer katanlar ödüllendirildi

Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TSO) kuruluşunun 100’üncü yılı, ilçenin ekonomik hayatına yön veren iş insanları ve firmaların onurlandırıldığı özel bir törenle kutlandı. Gecede üretimden ihracata, yatırımdan istihdama kadar birçok alanda Orhangazi’nin gelişimine katkı sunan kişi ve kuruluşlara ödülleri verildi. Orhangazi TSO’nun bir asrı geride bırakması dolayısıyla Hektaş Çiftliği toplantı salonunda düzenlenen "100. Yıl Ödül Töreni", iş dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi. Programa TOBB Başkan Yardımcısı Şekib Avdagiç’in yanı sıra Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Orhangazi TSO Yönetim Kurulu Başkanı Erol Hatırlı, Orhangazi Kaymakamı Zafer Karamehmetoğlu, Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın, milletvekilleri, Bursa ve Orhangazi protokolü, oda ve borsa başkanları, kamu kurumlarının temsilcileri, sanayiciler, iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Bir asırlık ekonomik yolculuk ekrana taşındı Törenin dikkat çeken bölümlerinden biri, Orhangazi TSO’nun kuruluşundan bugüne geçirdiği süreci anlatan tanıtım filminin gösterimi oldu. 1926 yılında başlayan oda tarihinin ele alındığı filmde, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden itibaren Orhangazi’de yaşanan ekonomik değişim ve dönüşüm, ilçenin bugün ulaştığı sanayi ve ticaret yapısıyla birlikte anlatıldı. İlçenin ekonomik gelişiminde iz bırakan kişi ve firmaların da anıldığı gecede, farklı kategorilerde başarı gösterenlere ödülleri takdim edildi. Üretim, yatırım, ihracat ve istihdamın yanı sıra Ar-Ge ve inovasyon ile girişimcilik alanlarında öne çıkan isimler ödüllerini aldı. Ödüllerin, yalnızca ticari başarıların karşılığı olmadığı, aynı zamanda Orhangazi’nin büyümesine ve kalkınmasına katkı sağlayan kişi ve kuruluşlara yönelik bir vefa göstergesi olduğu vurgulandı. Avdagiç: "Orhangazi çok güçlü bir şehir" Gecede konuşan TOBB Başkan Yardımcısı Şekib Avdagiç, Orhangazi’nin Türkiye ekonomisindeki ağırlığına dikkat çekti. İlçenin üretim ve ticaretteki gücünün yıllar içerisinde oluşan köklü bir kültürün sonucu olduğunu ifade eden Avdagiç, Orhangazi’nin Türkiye ekonomisine 2 milyar doların üzerinde katkı sağladığını belirtti. Orhangazi’nin doğrudan ihracatının 600 milyon doların üzerinde olduğunu kaydeden Avdagiç, ithalatla birlikte ilçenin dış ticaret hacminin 1 milyar doları aştığını söyledi. Avdagiç, "İstihdamı, üretimi, ihracatı, ithalatı, ticaretiyle çok güçlü bir şehir. Ticaret ve üretim Orhangazililerin alın yazısı, damarlarında dolaşan kan gibi. Asırlık çınar olmak hiç de kolay değil. Güven, istikrar ve köklü bir gelenek olmak gerekir. Tüccarın, sanayicinin yanında durmak gerekir. Orhangazi’nin ekonomisiyle, istihdamıyla, ticaretiyle bunu başardığını görüyoruz" dedi. Burkay: "Bursa’nın medarı iftiharı" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise Bursa’nın dış ticaret performansına değindi. Bursa’nın 20 milyar doları aşan ihracatının yanı sıra 16 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdiğini belirten Burkay, kentin toplam dış ticaret hacminin 36 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu ifade etti. Orhangazi’nin de bu ekonomik yapının önemli parçalarından biri olduğunu dile getiren Burkay, ilçenin yalnızca sanayisiyle değil, tarımı, turizmi ve özel endüstri bölgeleriyle de Bursa ekonomisine değer kattığını söyledi. Orhangazi’de faaliyet gösteren şirketlerin özellikle ihracat alanında ortaya koyduğu performansa dikkat çeken Burkay, ödül alan firmaların başarılarını kutlayarak, "Bugün de bu şirketlerin ödül ve gurur gecesi. Dereceye giren şirketleri kendim adına, ülkem adına tebrik ediyorum" dedi. İkinci yüzyılın hedefi dijital dönüşüm ve yüksek katma değer Orhangazi TSO Yönetim Kurulu Başkanı Erol Hatırlı da gecede odanın 100 yıllık geçmişinin yanı sıra gelecek hedeflerini anlattı. Hatırlı, 100’üncü yılın yalnızca geride kalan bir asrın kutlanması anlamına gelmediğini, aynı zamanda odanın ikinci yüzyılına güçlü bir başlangıç olduğunu belirtti. Bir kurumun asırlık olmasının tek başına yeterli olmadığını ifade eden Hatırlı, asıl önemli olanın bu birikimi geleceğe taşıyabilmek olduğunu söyledi. Orhangazi’de bir asır önce yakılan üretim ve ticaret meşalesinin bugün daha güçlü şekilde sürdüğünü dile getirdi. Hatırlı, önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm, yapay zeka, sürdürülebilir üretim ve yüksek katma değerli ekonomi başlıklarına ağırlık vereceklerini açıkladı. Orhangazi’nin yatırım ve üretim kapasitesinin artırılması, ilçedeki işletmelerin rekabet gücünün yükseltilmesi ve ekonomik potansiyelin ulusal ve uluslararası alanda daha görünür hale getirilmesi için çalışmaların devam edeceğini belirten Hatırlı, 100 yıllık geçmişin ortak bir başarı ve dayanışma hikayesi olduğunu söyledi. Hatırlı, "Geride bıraktığımız yüzyıl başarı hikayesinin, ortak aklın ve dayanışmanın ortak mirasıdır. Bu mirası gelecek kuşaklara güçlü bir şekilde emanet etmenin bilincindeyiz" diye konuştu. Programda Orhangazi Kaymakamı Zafer Karamehmetoğlu ile Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın da konuşma yaptı. Konuşmaların ardından farklı kategorilerde ödüle layık görülen kişi ve firmalara plaketleri takdim edildi. Tören, ödül sahiplerinin toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Ercan Havalimanı'nda %10,8 Yolcu Artışı Ekonomiyi Canlandırdı! Haber

Ercan Havalimanı'nda %10,8 Yolcu Artışı Ekonomiyi Canlandırdı!

T&T Havalimanı İşletmeciliği verilerine göre, 1 Ocak–28 Şubat 2026 döneminde yolcu sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,84 artarken, uçak trafiğinde yüzde 10,34’lük yükseliş gerçekleşti. Uçak trafiği aylık bazda da yükselişini sürdürdü. Ocak 2025’te 2 bin 942 uçak Ercan Havalimanı’nı kullanırken, Ocak 2026’da bu sayı 3 bin 264’e yükseldi. Şubat ayında ise 2025’te 2 bin 544 olan uçak sayısı, 2026’da 2 bin 789’a çıktı. Araç Kiralama Sektöründe Yolcu Artışına Paralel Büyüme Artan yolcu trafiği, KKTC’de araç kiralama sektörüne doğrudan yansıyarak talep artışını beraberinde getirdi. Turistlerin önemli bir bölümü adayı daha özgür ve esnek şekilde gezebilmek için araç kiralamayı tercih ederken, bu durum sektördeki büyümeyi hızlandırdı. KKTC genelinde yaklaşık 300’e yakın araç kiralama şirketi faaliyet gösterirken, sektörde yaklaşık 6 bin kiralık araç hizmet veriyor. Yolcu sayısındaki artış, mevcut araç filosunun kullanım oranlarını yükseltirken yeni yatırım ihtiyacını da güçlendiriyor. Sektör Temsilcilerinden Değerlendirme Trip Rent A Car CEO’su Mehmet Nat artan yolcu trafiğinin sektör üzerindeki etkisine dikkat çekerek, havalimanı büyümesinin doğrudan ekonomik yansımalar oluşturduğunu belirtiyor. Mehmet Nat, Ercan Havalimanı’ndaki artışın yalnızca turizmi değil, tüm ekonomik zinciri etkilediğini vurguluyor: “Ercan Havalimanı’na gelen yolcu sayısındaki artış, araç kiralama sektörüne doğrudan ve güçlü bir talep olarak yansıyor. Özellikle yüzde 10’un üzerindeki büyüme, sektörümüz açısından sürdürülebilir bir genişlemenin göstergesidir. Her yeni yolcu, KKTC ekonomisine doğrudan katkı sağlayan yeni bir ekonomik hareketlilik anlamına geliyor.” Turizm Zincirinde Geniş Etki Alanı Araç kiralama sektörü yalnızca ulaşım hizmetleriyle sınırlı kalmayıp, otomotiv, sigorta, bakım-servis, akaryakıt ve yedek parça gibi birçok alt sektörü doğrudan destekliyor. Araç kiralayan turistler sayesinde ziyaretçiler Girne, Lefkoşa, Gazimağusa, İskele ve Karpaz gibi bölgelere daha kolay ulaşırken, turizm gelirleri ülke geneline daha dengeli şekilde yayılıyor. Trip Rent A Car, artan talep doğrultusunda hizmet kapasitesini artırarak hem yerli ekonomiye hem de turizm altyapısına katkı sunmaya devam ediyor. Ekonomik Katma Değer ve Süregelen Büyüme Yolcu ve uçak trafiğinde yaşanan çift haneli artış, KKTC’nin turizm odaklı ekonomik yapısını güçlendirmeye devam ediyor. Havalimanı üzerinden ülkeye giriş yapan her yeni ziyaretçi; konaklama, yeme-içme, ulaşım ve perakende sektörlerinde ek ekonomik hareketlilik oluşturuyor. Trip Rent A Car CEO’su Mehmet Nat, bu büyümenin sürdürülebilirliğine dikkat çekerek sektörün geleceğine ilişkin olumlu beklentileri paylaşıyor: “Yolcu sayısındaki artış devam ettikçe, araç kiralama sektörü de paralel şekilde büyümeye devam edecektir. Bu büyüme KKTC ekonomisi için önemli bir katma değer oluşturmaktadır. 2026 yılının ilk iki ayında açıklanan veriler, Ercan Havalimanı’nda hem yolcu hem de uçak trafiğinde güçlü bir artış yaşandığını ortaya koyarken, bu büyümenin araç kiralama sektörü ve KKTC ekonomisi üzerinde çarpan etkisi oluşturduğu görülmektedir.”

TÜGİAD Bursa'dan İSO 500 gururu Haber

TÜGİAD Bursa'dan İSO 500 gururu

İSO 500 listesinde TÜGİAD Bursa Şubesi üyesi firmalardan Tofaş 21’inci, Sütaş 46’ncı, Beyçelik Gestamp 124’üncü, Coşkunöz Holding 146’ncı, Bu Piliç 251’inci, Almaxtex Tekstil 262’nci, Uludağ İçecek 297’nci, Beyçelik Gestamp 313’üncü, Kula Yağ 328’inci ve TKG Otomotiv 447’nci sırada yer aldı. Bursa sanayisinin son bir yılda önemli bir büyüme kaydettiğini ortaya koyan araştırmada, 2024 yılında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile ilçe odalarına kayıtlı 25 firma İSO 500 listesinde yer alırken, 2025 yılında bu sayı 31’e yükseldi. Söz konusu artış, Bursa’nın üretim, ihracat ve katma değerli sanayideki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi. BAŞKAN KAHVECİ’DEN TEBRİK MESAJI TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, İSO 500 listesinde yer alan üye firmaları tebrik ederek, “İSO 500 listesinde yer alan 10 üyemizle gurur duyuyoruz. Bu başarı, yalnızca firmalarımızın değil, Bursa’nın köklü sanayi kültürünün, güçlü üretim altyapısının ve nitelikli insan kaynağının bir sonucudur. Üretimden, yatırımdan ve ihracattan vazgeçmeyen tüm sanayicilerimizi kutluyorum” dedi. Bursa’nın son yıllarda sanayide önemli bir ivme yakaladığını vurgulayan Kahveci, “2024 yılında İSO 500’de 25 firmayla temsil edilen Bursa’nın, 2025 yılında 31 firmaya ulaşması şehrimizin üretim gücünün her geçen yıl daha da arttığını gösteriyor. Bu tablo, Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki stratejik konumunu daha da güçlendirirken, sanayicilerimizin küresel rekabetteki başarısını da ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı. “BAŞARI HİKAYELERİNİN BÜYÜYEREK DEVAM EDECEĞİNE İNANIYORUM” Zorlu küresel ekonomik koşullara rağmen Bursa sanayisinin üretim, yatırım ve istihdamda kararlılığını koruduğunu belirten Kerem Kahveci, “Bursa; otomotivden tekstile, gıdadan makine ve metal sanayine kadar birçok sektörde yüksek katma değer üreten, ihracat odaklı yapısıyla Türkiye’nin kalkınmasına yön veren şehirlerin başında geliyor. Önümüzdeki dönemde de sanayicilerimizin azmi ve girişimcilerimizin vizyonuyla Bursa’nın başarı hikâyesinin büyüyerek devam edeceğine inanıyoruz” diye konuştu.

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

BAŞARILARLA DOLU 25 YIL Haber

BAŞARILARLA DOLU 25 YIL

‘Geleceğe İz Bırakmak’ temasıyla düzenlenen etkinlikte, NOSAB’ın 25 yıllık gelişim yolculuğu ve bölge sanayisine kattığı değer geceye damgasını vurdu. Kutlama programı Bursa Büyükşehir Belediye eski Başkanlarından Erdem Saker, organize sanayi bölgelerinin temsilcileri ve yöneticileri, bölge sanayicileri ile Bursa iş dünyası temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleşti. NOSAB’dan anlamlı duyarlılık ‘Gelece İz Bırakan 25 Yıl’ temasıyla gerçekleştirilen gecenin geliri DMD hastalığıyla mücadele eden Yağız Efe Erim'in kampanyasına bağışlanacak. Ayrıca etkinliğe katılan tüm konuklar adına TEMA Vakfı'na fidan bağışı yapıldı. Gecenin sunuculuğunu NİLSİAD & NOSAB bursiyeri üç öğrenci üstlendi. Etkinliğin açılışında konuşan NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez, NOSAB’ın çeyrek asır boyunca üretim ve istihdama sağladığı katkıyla, ekonomiye önemli düzeyde katma değer oluşturduğunu söyledi. 25 yıl önce çıktıkları yolda rant amaçlı sanayici olmayacakları sözünü verdiklerini belirten Gülmez, nihai hedeflerinin çevreye duyarlı, sosyal projeler gerçekleştiren sanayici profili oluşturmak olduğunu vurguladı. Çevreye duyarlı üretim NOSAB’ın bugün geldiği konum itibarıyla bu hedeflerini gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşadıklarını vurgulayan Gülmez, “Çevreye duyarlı üretim ve yaşadığı topluma değer katan sanayi bölgesi kimliği ile diğer sanayi bölgelerine de örnek teşkil etmenin onuru içerisindeyiz. NOSAB’ın bugünlere gelmesinde büyük emekleri bulunan Kurucu Başkanımız sayın Yalçın Aras’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum” diye konuştu. NOSAB Kurucu Başkanı ve NOSAB Sanayici ve İş İnsanları Derneği (NİLSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras da konuşmasında, NOSAB’ın ekonomik potansiyeline değindi. 22 bin istihdam 2 milyar dolarlık ihracat NOSAB’da 22 bini aşkın kişinin istihdam edildiğini belirten Aras, “28 yıl önce bir grup idealist arkadaşımla çıktığımız yolda, bugün, ulaştığımız örnek konumun onurunu yaşıyoruz. Altyapısını oluşturduğumuz organize sanayi bölgemiz bugün 2 milyar doları aşkın ihracatıyla, çevreci üretimin seçkin örneklerini sunuyor. NOSAB’a gelen her yönetim, bir önceki yönetimden devraldığı hizmet bayrağını, çok daha ileri noktalara taşıdı. Yeri gelmişken, yakın tarihte aramızdan ayrılan değerli büyüğüm Ahmet Şükrü Gündoğdu’yu da rahmetle anıyorum. Kendisiyle, NOSAB’ın yönetiminde görev almış olmanın onurunu yaşadım. Yine şahsıma yönelik teveccüh dolu sözlerinden dolayı NOSAB Yönetim Kurulu Başkanımız Erol Gülmez’e de teşekkür ediyorum” diye konuştu. NOSAB’dan ekonomiye büyük katkı Bursa Büyükşehir Belediye Eski Başkanlarından Erdem Saker de konuşmasında NOSAB’ın üretimi, istihdamı ve ihracatıyla ülke ekonomisine önemli düzeyde katma değer sağladığını vurguladı. NOSAB’ın elde ettiği başarıdan dolayı büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Saker, Devlet Su İşleri (DSİ) Bölge Müdürlüğü yaptığı yıllarda, NOSAB’ın kuruluş sürecine katkıda bulunmuş olmaktan duyduğu mutluluğu da sözlerine ekledi. ‘Geleceğe İz Bırakan Firmalar’ Konuşmaların ardından ‘Geleceğe İz Bırakan Firmalar’ ödül törenine geçildi. Buna göre; Kadın Gücü Ödülü ‘HPA Plastik Metal Yedek Parça Kalıp Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’ne, Geleceğe Yatırım Ödülü ‘Autoneum Erkurt Otom. Yan. San. Tic. A.Ş.’ye, Engelleri Aşanlar Ödülü ‘Akwel Bursa Turkey Otomotiv Anonim Şirketi’ne, Emeğin Kadınları Ödülü ‘Özgürmetal Kalıp Plastik Sanayi Ticaret A.Ş.’ye, Liderlikte Kadın Gücü Ödülü ‘Borçelik Çelik San. Tic. A.Ş.’ye, Farkındalık Elçisi Ödülü ‘Ficosa International Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’ye, Toplumsal Duyarlılık Ödülü ‘HPA Plastik Metal Yedek Parça Kalıp Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ne, Eşitlik Farkındalığı Teşvik Ödülü ‘HB Plastik Boru ve Enjeksiyon San. Tic. Ltd. Şti.’ne, Spora Destek Ödülü ‘BLS Birleşik Lastik San Tic. A.Ş.’ye verildi. Gecede NOSAB’ın kuruluşundan itibaren emeği olan sanayici Ahmet Şükrü Gündoğdu anısına da Gençlere Destek Ödülü verildi. Ödülün sahipleri NİLSİAD’a en çok burs bağışında bulunan Gökçelik Çelik Eşya San Tic . A.Ş. ile Filiz Çelik Sanayi ve Tic. A.Ş. oldu. Geceye, Anadolu Ateşi Dans Topluluğu danslarıyla, Türk Sanat Müziği Sanatçısı Mustafa Keser de şarkılarıyla renk kattı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.