Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Katma Değer

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Katma Değer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Katma Değer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜGİAD Bursa'dan İSO 500 gururu Haber

TÜGİAD Bursa'dan İSO 500 gururu

İSO 500 listesinde TÜGİAD Bursa Şubesi üyesi firmalardan Tofaş 21’inci, Sütaş 46’ncı, Beyçelik Gestamp 124’üncü, Coşkunöz Holding 146’ncı, Bu Piliç 251’inci, Almaxtex Tekstil 262’nci, Uludağ İçecek 297’nci, Beyçelik Gestamp 313’üncü, Kula Yağ 328’inci ve TKG Otomotiv 447’nci sırada yer aldı. Bursa sanayisinin son bir yılda önemli bir büyüme kaydettiğini ortaya koyan araştırmada, 2024 yılında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile ilçe odalarına kayıtlı 25 firma İSO 500 listesinde yer alırken, 2025 yılında bu sayı 31’e yükseldi. Söz konusu artış, Bursa’nın üretim, ihracat ve katma değerli sanayideki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi. BAŞKAN KAHVECİ’DEN TEBRİK MESAJI TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, İSO 500 listesinde yer alan üye firmaları tebrik ederek, “İSO 500 listesinde yer alan 10 üyemizle gurur duyuyoruz. Bu başarı, yalnızca firmalarımızın değil, Bursa’nın köklü sanayi kültürünün, güçlü üretim altyapısının ve nitelikli insan kaynağının bir sonucudur. Üretimden, yatırımdan ve ihracattan vazgeçmeyen tüm sanayicilerimizi kutluyorum” dedi. Bursa’nın son yıllarda sanayide önemli bir ivme yakaladığını vurgulayan Kahveci, “2024 yılında İSO 500’de 25 firmayla temsil edilen Bursa’nın, 2025 yılında 31 firmaya ulaşması şehrimizin üretim gücünün her geçen yıl daha da arttığını gösteriyor. Bu tablo, Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki stratejik konumunu daha da güçlendirirken, sanayicilerimizin küresel rekabetteki başarısını da ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı. “BAŞARI HİKAYELERİNİN BÜYÜYEREK DEVAM EDECEĞİNE İNANIYORUM” Zorlu küresel ekonomik koşullara rağmen Bursa sanayisinin üretim, yatırım ve istihdamda kararlılığını koruduğunu belirten Kerem Kahveci, “Bursa; otomotivden tekstile, gıdadan makine ve metal sanayine kadar birçok sektörde yüksek katma değer üreten, ihracat odaklı yapısıyla Türkiye’nin kalkınmasına yön veren şehirlerin başında geliyor. Önümüzdeki dönemde de sanayicilerimizin azmi ve girişimcilerimizin vizyonuyla Bursa’nın başarı hikâyesinin büyüyerek devam edeceğine inanıyoruz” diye konuştu.

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli Haber

KOBİ’leri büyütme ekonomisine geçilmeli

Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunurken çözüm önerilerini de paylaştı. KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti. “Çok iş, az değer üretiyoruz” Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi. “Asıl açık verimlilikte” Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu. “Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil” Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.” “Para tek başına yeterli değil” KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.” Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu. “Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır” “Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”

BAŞARILARLA DOLU 25 YIL Haber

BAŞARILARLA DOLU 25 YIL

‘Geleceğe İz Bırakmak’ temasıyla düzenlenen etkinlikte, NOSAB’ın 25 yıllık gelişim yolculuğu ve bölge sanayisine kattığı değer geceye damgasını vurdu. Kutlama programı Bursa Büyükşehir Belediye eski Başkanlarından Erdem Saker, organize sanayi bölgelerinin temsilcileri ve yöneticileri, bölge sanayicileri ile Bursa iş dünyası temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleşti. NOSAB’dan anlamlı duyarlılık ‘Gelece İz Bırakan 25 Yıl’ temasıyla gerçekleştirilen gecenin geliri DMD hastalığıyla mücadele eden Yağız Efe Erim'in kampanyasına bağışlanacak. Ayrıca etkinliğe katılan tüm konuklar adına TEMA Vakfı'na fidan bağışı yapıldı. Gecenin sunuculuğunu NİLSİAD & NOSAB bursiyeri üç öğrenci üstlendi. Etkinliğin açılışında konuşan NOSAB Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez, NOSAB’ın çeyrek asır boyunca üretim ve istihdama sağladığı katkıyla, ekonomiye önemli düzeyde katma değer oluşturduğunu söyledi. 25 yıl önce çıktıkları yolda rant amaçlı sanayici olmayacakları sözünü verdiklerini belirten Gülmez, nihai hedeflerinin çevreye duyarlı, sosyal projeler gerçekleştiren sanayici profili oluşturmak olduğunu vurguladı. Çevreye duyarlı üretim NOSAB’ın bugün geldiği konum itibarıyla bu hedeflerini gerçekleştirmiş olmanın mutluluğunu yaşadıklarını vurgulayan Gülmez, “Çevreye duyarlı üretim ve yaşadığı topluma değer katan sanayi bölgesi kimliği ile diğer sanayi bölgelerine de örnek teşkil etmenin onuru içerisindeyiz. NOSAB’ın bugünlere gelmesinde büyük emekleri bulunan Kurucu Başkanımız sayın Yalçın Aras’a huzurlarınızda teşekkür ediyorum” diye konuştu. NOSAB Kurucu Başkanı ve NOSAB Sanayici ve İş İnsanları Derneği (NİLSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras da konuşmasında, NOSAB’ın ekonomik potansiyeline değindi. 22 bin istihdam 2 milyar dolarlık ihracat NOSAB’da 22 bini aşkın kişinin istihdam edildiğini belirten Aras, “28 yıl önce bir grup idealist arkadaşımla çıktığımız yolda, bugün, ulaştığımız örnek konumun onurunu yaşıyoruz. Altyapısını oluşturduğumuz organize sanayi bölgemiz bugün 2 milyar doları aşkın ihracatıyla, çevreci üretimin seçkin örneklerini sunuyor. NOSAB’a gelen her yönetim, bir önceki yönetimden devraldığı hizmet bayrağını, çok daha ileri noktalara taşıdı. Yeri gelmişken, yakın tarihte aramızdan ayrılan değerli büyüğüm Ahmet Şükrü Gündoğdu’yu da rahmetle anıyorum. Kendisiyle, NOSAB’ın yönetiminde görev almış olmanın onurunu yaşadım. Yine şahsıma yönelik teveccüh dolu sözlerinden dolayı NOSAB Yönetim Kurulu Başkanımız Erol Gülmez’e de teşekkür ediyorum” diye konuştu. NOSAB’dan ekonomiye büyük katkı Bursa Büyükşehir Belediye Eski Başkanlarından Erdem Saker de konuşmasında NOSAB’ın üretimi, istihdamı ve ihracatıyla ülke ekonomisine önemli düzeyde katma değer sağladığını vurguladı. NOSAB’ın elde ettiği başarıdan dolayı büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Saker, Devlet Su İşleri (DSİ) Bölge Müdürlüğü yaptığı yıllarda, NOSAB’ın kuruluş sürecine katkıda bulunmuş olmaktan duyduğu mutluluğu da sözlerine ekledi. ‘Geleceğe İz Bırakan Firmalar’ Konuşmaların ardından ‘Geleceğe İz Bırakan Firmalar’ ödül törenine geçildi. Buna göre; Kadın Gücü Ödülü ‘HPA Plastik Metal Yedek Parça Kalıp Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.’ne, Geleceğe Yatırım Ödülü ‘Autoneum Erkurt Otom. Yan. San. Tic. A.Ş.’ye, Engelleri Aşanlar Ödülü ‘Akwel Bursa Turkey Otomotiv Anonim Şirketi’ne, Emeğin Kadınları Ödülü ‘Özgürmetal Kalıp Plastik Sanayi Ticaret A.Ş.’ye, Liderlikte Kadın Gücü Ödülü ‘Borçelik Çelik San. Tic. A.Ş.’ye, Farkındalık Elçisi Ödülü ‘Ficosa International Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’ye, Toplumsal Duyarlılık Ödülü ‘HPA Plastik Metal Yedek Parça Kalıp Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ne, Eşitlik Farkındalığı Teşvik Ödülü ‘HB Plastik Boru ve Enjeksiyon San. Tic. Ltd. Şti.’ne, Spora Destek Ödülü ‘BLS Birleşik Lastik San Tic. A.Ş.’ye verildi. Gecede NOSAB’ın kuruluşundan itibaren emeği olan sanayici Ahmet Şükrü Gündoğdu anısına da Gençlere Destek Ödülü verildi. Ödülün sahipleri NİLSİAD’a en çok burs bağışında bulunan Gökçelik Çelik Eşya San Tic . A.Ş. ile Filiz Çelik Sanayi ve Tic. A.Ş. oldu. Geceye, Anadolu Ateşi Dans Topluluğu danslarıyla, Türk Sanat Müziği Sanatçısı Mustafa Keser de şarkılarıyla renk kattı.

Bakan Kacır: "Türkiye’ye yatırım yapan kazanıyor" Haber

Bakan Kacır: "Türkiye’ye yatırım yapan kazanıyor"

Renault’nun Türkiye’de üretilen yeni C segmenti SUV modeli Renault Boreal, Türkiye’de satışa sunuluyor. OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacak. Yeni bir dönemin başlangıcını temsil eden Boreal’in banttan indirildiği törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Ülkemiz sanayiinin kalbi Bursa’mızda hayata geçirilen yatırımın, sektörümüze, şehrimize, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Dünya çok katmanlı bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçiyor. Liberal ticaret terk ediliyor. Yerinde üretimi, yakından ve dostlardan tedariki esas alan korumacı ticaret politikaları öne çıkıyor. Teknolojinin farklı sahalarında yaşanan gelişmeler; küresel üretim haritasını yeniden şekillendiriyor. Yenilikçi teknolojiler; ülkelerin kalkınma yolculuğuna yön veriyor. Pek çok ülkenin yeni yeni idrak edebildiği bu kritik eşiği, daha en başından müşahede ederek başarıyla aşmış bir ülkeyiz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, 23 yılda ülkemizi, Ar-Ge ve katma değerli üretimde dünyanın sayılı ülkeleri arasına taşıdık. İmalat sanayimizin öncülüğünde, ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 276 milyar dolara ulaştırdık. Türkiye bugün, Çin’den sonra Orta Avrupa’ya kadar uzanan geniş kuşakta ürün ve pazar çeşitliliği açısından en önde gelen ihracatçı ülkedir. Üretim gücüyle küresel tedarik zincirlerinin güvenilir ve dayanıklı halkasıdır. Ana sanayide 60 bine yakın, tedarik sanayinde ise 250 bini aşkın nitelikli istihdam sağlayan otomotiv sanayimiz, yatırım, istihdam, üretim, icat ve ihracat odaklı kalkınma yolculuğumuzun öncü sektörleri arasındadır. Geçen 23 yıl içerisinde, sektör paydaşlarımızın alın ve akıl teri sayesinde, otomotiv üretimimiz yıllık 357 binden 1,5 milyona yükseldi. Sektörümüz geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 41,5 milyar dolar ihracatla rekora imza attı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini perçinleyecek program ve projeleri hayata geçiriyoruz" diye konuştu. Otomotiv sanayisinin teknoloji geliştirme kabiliyetini derinleştirmek ve yüksek katma değerli üretim kapasitesini artırmak için 206 Ar-Ge ve tasarım merkezi ile teknoparklarımızda faaliyet gösteren 132 firmanın projelerini desteklediklerini belirten Bakan Kacır, "TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 205 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 200’den fazla bilim insanı ve gencimize son 23 yılda toplam 33 milyar lira kaynak sağladık. 2002 yılından günümüze, yatırım teşviklerimizle; otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,4 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 861 projesinin önünü açtık. Geçtiğimiz yıl küresel göstergeler ve ülkemizin stratejik öncelikleri kapsamında yeniden güncellediğimiz yatırım teşvik sistemiyle; sektörümüzde hayata geçirilecek ve milli teknoloji hamlemizi destekleyecek yatırımlara sunduğumuz teşviklerin ölçeğini büyüttük. Otomotiv sektörümüz için de öncelikli ve önemli gördüğümüz ikiz dönüşüm projelerinin gerçekleştirilmesi için yeşil ve dijital dönüşüm programlarını devreye aldık. Sektör oyuncularımız tarafından gerçekleştirilen ve toplam 57,3 milyar liralık yatırım büyüklüğüne sahip 5 projeyi, ülkemizin yüksek teknoloji ve katma değer odaklı kalkınma yolcuğunu destekleyen yatırımlara uygun şartlarda finansman sunan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programımıza dahil ettik" ifadelerini kullandı. "Elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelim her geçen gün artıyor" Türkiye’yi uluslararası yeni nesil mobilite yatırımlarının merkez üssü haline getirmek üzere, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programının mobilite ve batarya üretimine yönelik çağrılarıyla sektörümüzün dönüşümünü hızlandıracak stratejik yatırımlara kapsamlı destekler sunduklarını belirten Kacır, "Elbette milli teknoloji hamlemizin en kritik uygulama sahalarından biri olan otomotiv sektörümüzün rekabetçiliğini, teknoloji geliştirme kabiliyetini ve ihracat performansını, küresel otomotiv endüstrisinde yaşanan dönüşümden bağımsız düşünemeyiz. Batarya teknolojilerinde yaşanan ilerlemeler, karbon nötr hedefleri, dijitalleşme ve yeni nesil mobilite beklentileri neticesinde, kullanıcıların elektrikli ve bağlantılı araçlara yönelimi her geçen gün artıyor. Dünyada tam elektrikli araç satışı son beş yılda 5milyondan 14 milyona, hibrit araçların satışı ise 5 milyondan 13 milyona çıktı. Tam elektrikli ve hibrit araçların küresel otomotiv pazarındaki payı yüzde 15’ten yüzde 35’e çıktı. Aynı dönemde Türkiye otomobil pazarında tam elektrikli ve hibrit araçların payı yüzde 9,3’ten yüzde 51’e yükseldi. Milli teknoloji hamlesini gerçekleştirmeyi ve ihracatını daha yüksek katma değerli ürünlerle artırmayı hedefleyen; bir ülke olarak, otomotiv sektörünün mobilite ekosisteminedönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz. Bu vizyonun en somut adımlarından biri olarak, milletimizin 60 yıllık yerli ve millî otomobil hayalini Togg’la elektrikli ve akıllı otomobil olarak gerçeğe dönüştürdük" şeklinde konuştu. "Hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardık" Hayata geçirilen Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programı’nın katkısıyla, yurt genelinde hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardıklarını belirten Bakan Kacır, "Bugün, 19 bin 300’ü hızlı şarj olmak üzere, 44 bin 400 şarj bağlantı noktasıyla; ülke sathında kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz. Tabi kullanıcıların beklentileri, alışkanlıkları ve ihtiyaçları doğrultusunda içten yanmalı araçlardan tam elektrikli mobiliteye geçiş, tek bir adım şeklinde değil; farklı teknolojilerin birbirini tamamladığı kademeli bir süreç olarak ilerliyor. Özellikle hibrit araçlar, hem emisyonların azaltılması hem yakıt verimliliğinin artırılması hem de kullanıcıların elektrikli mobiliteye daha güvenli ve kademeli biçimde uyum sağlaması bakımından elektrikli araç devriminin teknik, ekonomik ve toplumsal zeminini olgunlaştırıyor. Aynı zamanda kullanıcıların menzil, erişilebilirlik ve maliyet hassasiyetlerini gözeten; şehir içi kullanımdan uzun yol ihtiyaçlarına kadar geniş bir alanda başarılı bir alternatif sunuyor. Bu nedenle; hibrit araç teknolojilerinde, ülkemizde üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesinin güçlenmesini, otomotiv sanayimizin yeni nesil mobilite değer zincirinde daha yüksek katma değerli bir konuma yükselmesi açısından son derece önemli ve kıymetli görüyoruz. Ülkemizde hâlihazırda üretim yapan otomotiv üreticilerinin yeni yatırımlarını elektrikli ve hibrit araç üretimine yönlendirmesini memnuniyetle karşılıyoruz" dedi. "Bugün de Türkiye otomotiv sanayisinin dönüşüm yolculuğunda kıymetli bir eşiği temsil eden "Renault Boreal" modelinin banttan inmesine birlikte şahit oluyoruz" diyen Bakan Kacır, "Biliyorsunuz Renault 55 yıldan bu yana Türkiye’de üretiyor, Türkiye’de kazanıyor. Yatırımlarını teşviklerimizle desteklediğimiz OYAK Renault; Türkiye’deki üretimini 2002’den bu yana yıllık 100 binden 387 bine yükseltti. 5 binden fazla çalışana istihdam sağlayan Renault Bursa tesisleri; yıllık 390 bin araç üretim kapasitesiyle, bugün ülkemizin yüksek katma değerli üretim vizyonunun öncü merkezlerinden biridir. Üretiminin yüzde 80’ini ihraç eden Renault, geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği 4 milyar dolarlık ihracatla ülkemizin kalkınmasına kıymetli bir katkı sundu. 30’u aşkın ülkeye ihraç edilecek Boreal, Renault’un Bursa’dan dünyaya uzanan başarı hikayesine yeni ve değerli bir sayfa ekleyecek. Renault’un Boreal modelinin ülkemizde üretilecek olması; Türkiye’nin ileri teknolojilerdeki kabiliyetlerine ve potansiyeline duyulan güvenin somut bir nişanesidir. Ülkemizin yeni nesil mobilitedeki güçlü vizyonunu ve iddiasını kuvvetlendiren stratejik bir adımdır. Türk mühendisliğine, üretim kapasitesine ve küresel rekabet gücüne duyulan güvenin ve inancın sembolüdür" diye konuştu. Türkiye, yerli ve yabancı hiçbir firmanın ayrımcılığa tabi tutulmadığı, kuralların herkes için adil şekilde uygulandığı, değer oluşturacak her yatırımın desteklendiği bir ülke olduğunu altını çizen Bakan Kacır, "Türkiye’ye güvenenler, Türkiye’de yatırım yapanlar hem kendileri hem de Türkiye kazanır. Jeostratejik konumumuz, siyasi ve ekonomik istikrarımız, sağlam sanayi ve teknoloji alt yapımızla; yerli ve uluslararasıyatırımların en isabetli adresi olmayı sürdüreceğiz. Bilhassa otomotiv vizyonumuza yön veren sanayi havzamız Bursa; ülkemizin üretim ve ileri teknoloji odaklı kalkınmasında öncü olmaya devam edecektir. Bugün banttan indirilmesine hep birlikte gururla şahitlik ettiğimiz yeni otomobilde emeği bulunan mühendislerimize, teknisyenlerimize, alın ve akıl teri döken emekçilerimize, Renault Grubu’na, OYAK Renault ailesine teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Renault Group Türkiye CEO’su Lionel Jaillet ise, "Büyük bir ekip çalışmasıyla başarıya imza attık. Yeni modelimizi kutlamak bizim için büyük bir onurdur. Ekiplerimiz tarafından geliştirilen en iyi modellerden biridir. Bunun Bursa’da üretilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Boreal ile C SUV segmentindeki beklentileri yükseltiyoruz. Türkiye otomotiv sanayisine yapılan güçlü yatırımlarımızın göstergesi, OYAK ve Renault tarafından açıklanan 400 milyon Euro’luk yatırım kararının önemli adımlarından biri olan Boreal hem Türkiye ekonomisine hem de otomotiv sektörüne önemli katkılar sunacaktır. Bizlere verilen destekler için teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Bursa Valisi Erol Ayyıldız ise, "Bursa üretimin ticaretin ve gelişimin şehri olmuştur. Bugün de ülke ekonomisine değer katmaya devam etmektedir. Güçlü sanayi kuruluşlarımızın buna katkısı çok olmuştur. OYAK ve Renault’ta bunun ilk sıralarında yer almaktadır. Yeni modelin Türkiye’ye hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından banttan inen araç, protokol üyelerinin bulunduğu alana geldi. Bakan Kacır, daha sonra çalışanlarla birlikte fotoğraf çekindi.

Bursa’da tarım ve gıda ihracatının devleri ödüllerini aldı Haber

Bursa’da tarım ve gıda ihracatının devleri ödüllerini aldı

Türkiye’nin üretim ve ihracat lokomotiflerinden Bursa’da, tarım ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren başarılı firmalar taçlandırıldı. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) ve Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) tarafından düzenlenen ortak törende, 2025 yılının ihracat şampiyonları ile Altın, Gümüş ve Bronz kategorinde ödül alan firmalar ilan edildi. Kamu ve özel sektörün omuz omuza verdiği törende, Bursa’nın küresel krizleri fırsata çevirme kabiliyeti ve "güç birliği" vurgusu ön plana çıktı. Yaş Meyve Sebze Sektöründe İhracatın Yıldızı Marmarabirlik olurken, Meyve Sebze Mamulleri İhracatının şampiyonu ise Penguen Gıda oldu. İhracatın Yıldızları ödül törenine, Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Gümrük Müdürü Kemal Emiroğlu, Uludağ Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Mehmet Tuncay Bayraktar, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Üyesi Baran Çelik, UİB Koordinatör ve OİB Başkanı Kemal Yazıcı, UTİB Başkanı G. İhsan İpeker, UHKİB Başkanı Haluk Özkarakaşlı ve çok sayıda davetli ile ihracatçı katıldı. Törende, Türk tarımının ve sanayisinin gücünü dünyaya taşıyan her iki birliğin ilk İhracat Şampiyonları ile Altın, Gümüş ve Bronz kategorisinde başarılı firmalara plaketleri takdim edildi. "Zorluklara Rağmen 4 Yıllık Hedefimiz Yıllık En Az 500 Milyon Dolar" Törenin açılış konuşmasını yapan UYMSİB Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Taner, 2025 yılında yaşanan don felaketinin tarımsal üretimi ve rekolteyi olumsuz etkilediğini belirterek, bu zorlu şartlara rağmen, birliğimize bağlı ihracatçılarımızla yaklaşık 189 milyon dolarlık yaş meyve ve sebze ihracatı gerçekleştirmeyi başardık. Son dönemdeki yoğun yağışlar belli bölgelerdeki rekolteleri etkilese de genel anlamda bu yıl yüksek bir üretim bekliyoruz" dedi. UYMSİB’in 2026 yılındaki ihracat hedefini 250 milyon dolar olarak belirten Taner, "Bununla da yetinmeyip, önümüzdeki 4 yıllık süreçte birlik bünyesinde yıllık en az 500 milyon dolarlık yaş meyve ve sebze ihracatı seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz. Nisan ayında göreve geldiğimizden bu yana finansal çözümlere ve dijitalleşmeye odaklandık." diye konuştu. "Meyve ve Sebzeye Teknoloji Katarak Endüstriyel Ürüne Dönüştürüyoruz" UMSMİB Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Kuşçulu ise 2025 yılını 291 milyon dolar ihracat rakamıyla kapatan birliğin 2026 yılının ilk Ocak-Nisan döneminde 70 milyon dolarlık ihracat seviyesine ulaştığına dikkat çekti. "Bizler sadece hammadde değil; meyve ve sebzeye teknoloji ve inovasyon katarak onları endüstriyel ürünlere dönüştürüyoruz" diyen Kuşçulu şöyle devam etti: Sektörün; başta enerji, hammadde ve ambalaj olmak üzere artan girdi maliyetleri karşısında zorlandığını belirterek, finansal ve lojistik taleplerini sıralayan Kuşçulu, "Küresel pazarda rekabet gücümüzü koruyabilmek için güçlü destek mekanizmalarına ihtiyacımız var. Düşük maliyetli ve uzun vadeli kredi imkanlarının genişletilmesi ile enerji maliyetlerinde düzenleme yapılması konusunda hükümetimizden beklentilerimiz bulunuyor. Ayrıca Bursa’da kurulması planlanan lojistik merkez projesinin tamamlanmasıyla ihracat sevkiyatlarında çok daha efektif bir yapıya kavuşacağız." dedi. Yazıcı: Bursa sanayisi ve ihracatçısı esnek yapısıyla ayakta kalmayı başardı. UİB Koordinatör ve Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı da yaptığı konuşmada Bursa’nın çok sektörlü ihracat yapısına vurgu yaptı. "Bursa’nın tarım ve gıda sanayisinden otomotive kadar her alanda sergilenen bu başarı hikayesi yazdığını kaydeden Yazıcı, "Bu, kentin sahip olduğu köklü üretim ve ihracat kültürünün bir yansımasıdır. Küresel ekonomideki daralmalara ve tedarik zincirlerindeki değişimlere rağmen, Bursa sanayisi ve ihracatçısı esnek yapısıyla ayakta kalmayı başarmaktadır. Yaş meyve, sebze ve mamulleri sektörlerimizin attığı her başarılı adım, kentimizin toplam ihracat değerini yükseltmekte ve küresel rekabette elimizi güçlendirmektedir" diye konuştu. Burkay: "Rekabetçiliğin yolu katma değer ve yeşil dönüşümden geçiyor" Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, küresel ticaret liginde üst sıralarda yer almanın yolunun katma değer sağlamaktan geçtiğini vurgulayarak şöyle konuştu: "Bursa, köklü sanayi kültürü, esnek üretim kabiliyeti ve nitelikli insan kaynağı gücüyle geçmişte olduğu gibi bugün de her ekonomik krizden daha da güçlenerek, kendini yenileyerek çıkmayı bilmiş asırlık bir ticaret şehridir. Yaş meyve sebze ve mamulleri sektörlerimizin zorlu iklim ve pazar şartlarında sergilediği bu ihracat başarısı, şehrimizin sahip olduğu bu ticari esnekliğin ve dayanıklılığın en güzel, en somut örneklerinden biridir. BTSO olarak bizler de kümelenme faaliyetlerimiz, Ur-Ge projelerimiz ve geniş kapsamlı uluslararası pazarlama organizasyonlarımızla ihracatçılarımızın önündeki engelleri kaldırmak, onları yeni alternatif pazarlarla buluşturmak için tüm kurumsal imkanlarımızı seferber etmeyi sürdürececeğiz." Altun: Birçok kentin 20-30 yıl sonraki hedeflerine Bursa şuan ulaştı" Törende konuşan Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, kentin ihracattaki öncü rolünün altını çizerek şunları kaydetti: "Bursa, bugün sanayi altyapısı, tarımsal potansiyeli ve nitelikli iş gücüyle ülkemizde pek çok kentin hayal dahi edemediği çok özel bir noktada bulunuyor. Birçok gelişmekte olan kentin ancak 20 ya da 30 yıl sonrası için stratejik planlarına koyabildiği vizyoner hedeflere, Bursa bugün çoktan ulaşmış ve bunları hayata geçirmiş vaziyettedir. Bizler de Valilik ve devletin yerel mekanizmaları olarak bu muazzam ekonomik dinamizmin tam ortasındayız. Kamu ve özel sektörün sergilediği bu örnek iş birliği modeli sayesinde ihracatçımızın, üreticimizin ve sanayicimizin her adımda yanında olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.

Her gün 3,5 ton sütten 12 çeşit peynir üretiyorlar Haber

Her gün 3,5 ton sütten 12 çeşit peynir üretiyorlar

Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, yerel kalkınma ve üretim odaklı saha ziyaretleri kapsamında Orhaniye Kooperatifi Süt Ürünleri İmalatı’nı ziyaret etti. İlçe Başkanı Mehmet İleri ile birlikte tesisi gezen Başkan Ercan Özel, üretim aşamaları ve kooperatifin hedefleri hakkında detaylı bilgi aldı. Ziyarette kooperatifin bölge ekonomisine sunduğu katkıya dikkat çeken Başkan Ercan Özel, 195 ortağı bulunan kooperatifin 65 üreticiden her gün yaklaşık 3,5 ton süt alımı yaptığını vurguladı. Hijyenik şartlarda üretilen 12 çeşit peynirin başta Bursa, İstanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanına gönderildiğini belirten Özel, işletmenin örnek bir model teşkil ettiğini ifade etti. Orhaniye Kooperatifi’nin kalite standartlarında yakaladığı ivmeye değinen Belediye Başkanı Ercan Özel, açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "1981 yılından bugüne üretim geleneğini bozmadan, 13 çalışanıyla istihdama katkı sağlayan bu kıymetli işletmemiz, Yenişehir’in adını gururla temsil ediyor. Üretim gücü ve kalite anlayışıyla önemli bir marka haline gelen Orhaniye Kooperatifi, yerel kalkınmanın en güzel örneklerinden biri. Üreten, ilçemize katma değer sağlayan tüm emekçilerimize teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum." Başkan Özel, yerel üreticinin ve kooperatifleşmenin her zaman destekçisi olduklarını belirtti.

Osmangazi’de genç girişimciler üretim dünyasını tanıdı Haber

Osmangazi’de genç girişimciler üretim dünyasını tanıdı

Osmangazi Belediyesi tarafından hayata geçirilen ‘Girişimci Kafası’ söyleşisinde daha önce gençlerle bir araya gelen BEMİS Yönetim Kurulu Başkanı Şinasi Güneş, bu kez girişimci adaylarını fabrikanın üretim tesisinde ağırladı. Güneş, fabrika turu boyunca gençlere eşlik ederek Bemis’in üretim süreçleri, şirketin gelişim yolculuğu ve sanayide katma değer üretmenin önemi hakkında bilgiler paylaştı. Girişimcilik yolculuğunda karşılaşılan fırsatlar ve zorluklar ile iş dünyasında başarıya ulaşmanın temel dinamiklerine dair tecrübelerini anlatan Şinasi Güneş, sözlerinde şu ifadeleri kullandı: “1994 yılında benzer bir iş yerinde çalışırken ayrılarak BEMİS Teknik Elektrik’i kurdum. Bugün 32 yıllık bir geçmişe sahibiz. 11 bin metrekare kapalı alanda üretim yapıyor, yaklaşık 7 bin çeşit ürünümüzü 70 ülkeye ihraç ediyoruz. Elektrik malzemeleri sektöründe lider konumda yer alan bir firmayız. Yaklaşık 150 çalışanımız var. İhracat oranımız yüzde 40’a yakın. Türkiye’de marka bilinirliği yüksek, güçlü bir konumdayız. Biz köyde yetişmiş, başarıya aç insanlarız. Başarma isteğimiz her zaman vardı ve bunu hayata geçirdik. Bugün de fabrikamıza teknik gezi için gelen Uludağ Üniversitesi öğrencilerini ağırlıyoruz. Onlar için verimli bir ziyaret olmasını umuyorum. Gençlere tavsiyem; kolay işleri değil, zor işleri seçmeleri, almaya değil vermeye odaklanmaları, çalıştıkları yerde başkası için değil kendileri için çalıştıklarını düşünmeleri ve kendilerini teknik anlamda sürekli geliştirmeleridir.” Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği programda öğrenciler merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı bulurken, Güneş’in paylaştığı deneyimler girişimci adaylarına önemli bir perspektif sundu. Hem üretim dünyasını yakından tanıma hem de sektör temsilcileriyle birebir iletişim kurma fırsatı bulan gençler, programdan memnuniyetle ayrıldı.

BATI TRAKYA TÜRKLERİ BATISİAD İFTARINDA BULUŞTU Haber

BATI TRAKYA TÜRKLERİ BATISİAD İFTARINDA BULUŞTU

Yıldırım’daki Kaplıkaya Cazibe Merkezi’nde gerçekleştirilen iftar programına Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Berna Esentürk, Osmangazi Belediyesi Meclis Üyesi İsmail Hayat, Yıldırım Belediyesi Meclis Üyesi Şakir Emin, Bursa Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. Zekeriya Kolat, Kızılay Kan Merkezi Bölge Müdürü Nihat Çakır, Yuvam Derneği Başkanı Rıdvan Güler, Yıldırım Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanı İrfan Derici, Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Bursa Şubesi Başkanı Hasan Karaömer ve Bursa Batı Trakyalılar Vakfı Başkanı Bülent Ayazmalı ile BATISİAD Yönetim Kurulu ve Dernek üyeleri katıldı. İftar programında konuşan BATISİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Er, “BATISİAD, sanayileşmeyi, istihdamı, üretimi, ihracatı kısaca ekonomiyi temsil eden bir kurumdur. Batı Trakyalılar olarak ülkemize borcumuz var. Çok çalışıp, çok üreteceğiz. Bursa ekonomisine ve Türkiye ekonomisine katma değer sağlayacağız. Sadece ekonomide değil sağlıkta, eğitimde, siyasette ve bütün branşlarda çok çalışıp, çok başarılı olmak zorundayız” dedi. BATISİAD’ın faaliyetlerini tamamen kendi imkanlarıyla yaptığı yeni hizmet binasında sürdürdüğünü söyleyen Başkan Er, “Yaklaşık iki dönüm içinde tabanı 250 metrekareye oturan 2,5 kat olarak inşa edilmiş toplamda 750 metrekare kullanım alanına sahip, içinde konferans salonu, sergi salonu, toplantı odaları, mescidi ile yakında hizmete sunacağımız sosyal bir tesisten ibarettir. Ayrıca geniş yeşil alana sahiptir. Burayı camiamız için yaptık ve her Batı Trakyalı insanımız buradan faydalanabilir. Kuruluşumuz itibari ile beni asla yalnız bırakmayan dimdik yanımda duran hiçbiri maddi manevi yardımını esirgemeyen yönetim kuruluma çok teşekkür ediyorum. Ayrıca BATISİAD’a yer tahsis eden Osmangazi Belediyesi ve dönemin başkanı Sayın Mustafa Dündar’a şükranlarımızı sunuyorum” şeklinde konuştu. İftar programına katılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Berna Esentürk de Batı Trakyalıların önemli bir camia olduğunu ifade ederken, çalışmaları nedeni BATISİAD yönetimini kutladı. BATISİAD iftarı konuşmaların ardından üyeler arasındaki görüşmelerle devam etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.