Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kasten Öldürme

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kasten Öldürme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kasten Öldürme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2 yeğenini öldüren amca: "Ağabeyim 'Çocuklarımın gözünü kan bürümüş, cellat olmuşlar' diyerek beni uyardı" Haber

2 yeğenini öldüren amca: "Ağabeyim 'Çocuklarımın gözünü kan bürümüş, cellat olmuşlar' diyerek beni uyardı"

Olay, 10 Temmuz 2025 tarihinde Kartepe ilçesi Fatih Sultan Mehmet Mahallesi Gazi Caddesi'ndeki tek katlı evde meydana geldi. İddiaya göre, aile içinde çıkan tartışma kısa sürede büyüyerek kavgaya dönüştü. Olayda amca Fesih Y.'nin ateş açması neticesinde yeğenleri Gazi Zafer Y. ve Güven Y. ile Makul S. yaralandı. Makul S. kendi imkanlarıyla hastaneye giderken, 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptıkları kontrolde, Gazi Zafer Y. ile Güven Y. isimli kardeşlerin hayatını kaybettiğini tespit etti. Olaya ilişkin amca Fesih Y. ile Dilaver Y. ve K.Y. gözaltına alındı. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde tamamlanan işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden K.Y. savcılıkça, Dilaver Y. de sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Fesih Y. ise tutuklandı. Sanık 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis talebiyle yargılanıyor Fesih Y. hakkında 2 kez tasarlayarak kasten öldürme ve olası kastla yaralama suçundan açılan dava, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Fesih Y. ve taraf avukatları katıldı. Pişman olduğunu söyleyen sanık Fesih Y., "Olayın bu noktaya geleceğini tahmin etmiyordum. Biz 8 erkek kardeş inşaat işi yapıyoruz. Gazi çok sinirli, agresif biriydi, babasını bile dinlemiyordu, diğer kardeşi de öyle. Bu sebeple Dilaver ağabeyim kendisine yardımcı olmak için 3-4 milyon para da vermişti, işini kurmasına yardımcı olmuştu. Olaydan 1 sene kadar önce şantiyede Gazi ile tartıştık, bana hakaret etti, boğazıma bıçak tuttu. Ağabeyim Dilaver araya girdi, beni eve gönderdi. Maktullerin babası Mustafa ağabeyimle konuştuk, konuyu kapatmamı istedi. Daha sonra barıştık, ona kin beslemedim" diye konuştu. "Gazi İstanbul'dan silah aldı" Dilaver ile evlerinin bitişik olduğunu söyleyen sanık Fesih Y., "Olaydan 2 gün önce Mustafa ağabeyim beni aradı, evden çıkmamamı istedi, "Gazi İstanbul'dan silah aldı. Dilavere de söyle, kendinizi öldürtmeyin, dışarı çıkmayın' dedi. Gazi, Dilaver ile onun arkasından konuştuğumuzu düşündüğü için bize kin beslemiş. Daha sonra Dilaver ağabeyimi aradım ve olanları anlattım. Evde otururken uzaktan akrabamız Maksut geldi. Mustafa ağabeyimin üzüldüğünü, çocuklarına laf geçiremediğini söyledi. Daha sonra Mustafa'nın annesi Cahide geldi. O da durumdan endişe duyduğunu ifade etti. Gazi benim canım ciğerimdi" şeklinde konuştu. "Çocuklarımın gözünü kan bürümüş, cellat olmuşlar, onları durduramıyorum" Mal paylaşımı için babasını Ağrı'dan çağırdığını söyleyen sanık Fesih Y., "Maksut olay günü beni telefonla arayarak, 'Ofise gelme, Gazi geldi, rahat durmuyor' dedi. Akşam dayımı aradım, kimse olmadığını söyleyince ofisime gittim. Ağabeyim Mustafa'nın elini öpmeye gittim. Mustafa ağabeyim, 'Çocuklarımın gözünü kan bürümüş, cellat olmuşlar, onları durduramıyorum' dedi. Ertesi gün, olayın yaşandığı tarihte babam olayları çözmek için Ağrı'dan geldi. Evin bahçesinde hep beraber oturduk. Erol, Maksut, Dilaver, Mustafa hepimiz vardık. Mustafa ağabeyim, Dilaver ağabeyime sarıldı, 'Siz ofise gelmeyerek büyük olayı engellediniz, çocuklarıma laf geçiremiyorum' dedi. Daha sonra ölen 2 yeğenim de geldi. Gazi sürekli elini beline götürüyordu. Bu durumu dayıma söyledim. Dayım Gazi'ye, 'Ne istiyorsunuz?' dedi. Gazi, dayıma bağırdı, dayım geri çekildi. Ben de içeri gidip silahımı belime koydum. Daha sonra Gazi, 'Dağılın lan, burayı patlatacağım' dedi ve elini beline atıp silahı çıkarınca ben de kendisine ateş ettim. Güven ve Makul'e silah sıkmam söz konusu değil. Dilaver ve babamdan onları öldürmem konusunda bir talimat almadım. Çok pişmanım, keşke ben ölseydim. Onların sıkacaklarını düşündüğüm için sıktım. Keşke ben ölseydim de onlar ölmeseydi" ifadelerini kullandı. Katılan vekili, maktullerde hiçbir silah olmadığını, bunun olay yeri raporu ile mevcut olduğunu belirterek, avukatlarının sanık Fesih Y.'nin rahatsız olduğunu söyleyerek tahliye talebine ise maktullerin babasının böbreği ile yaşamını sürdürdüğü cevabını verdi. Mahkeme heyeti, gelecek celse tanıkların dinlenmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.

Tekirdağ'daki vahşette ilk duruşma görüldü: Teyzesini öldürüp evi yakmıştı Haber

Tekirdağ'daki vahşette ilk duruşma görüldü: Teyzesini öldürüp evi yakmıştı

Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanık Ö.B. hazır bulundu. Cinayetin baş şüphelisi İnci Çalışkan ise iş yoğunluğu gerekçe gösterilerek cezaevinden duruşma salonuna getirilemedi. "Söz konusu olayla bir ilgim yoktur" Tasarlayarak kasten öldürme, yağma ve mala zarar verme suçlarına azmettirmekle suçlanan Ö.B., mahkemedeki savunmasında hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Ö.B. ifadesinde, İnci Çalışkan ile 2019 yılının sonlarında gönül ilişkisi yaşadıklarını, bu ilişkinin 3-4 ay sürdüğünü belirterek şöyle konuştu: "Üzerime atılan suçları kabul etmiyorum. Benim yaşanan bu olaylar ile ilgili hiçbir alakam yok. İnci Çalışkan ile 2019'un sonlarında başlayan bir gönül ilişkimiz oldu. Bu ilişki 3-4 ay sürdü. Ben evli olduğunu bilmiyordum, evli olduğunu öğrendiğimde ilişkimizi bitirdim. Birbirimizden birkaç defa borç para alıp verdik. İlişkimiz sonlandıktan sonra 5 sene boyunca İnci Çalışkan ile görüşmedik. Çocuğun benden olduğunu söylediği için arada çocuk hasta diyerek para istiyordu benden. Ben İnci Çalışkan'ın teyzesi olan Binnaz Eriş'i tanımıyorum, tanımadığım birinin evinde ne olup ne olmadığını da bilemem. Söz konusu olayla bir ilgim yoktur. Maktülün ailesine başsağlığı diliyorum. Ben de onlar gibi mağdurum." Eşi gönül ilişkisini olaydan sonra öğrenmiş Mahkemede dinlenen İnci Çalışkan'ın eşi C.Ç. ise Ö.B.'yi tanımadığını, eşinin başka biriyle gönül ilişkisi olduğunu olaydan sonra polis ifadesi sırasında öğrendiğini söyledi. Binnaz Eriş'i tanıdığını ve evine gidip geldiklerini belirten C.Ç., olay günü belediyedeki işine gittiğini ve yaşananlarla ilgili bilgisinin bulunmadığını ifade etti. Eşinin olaydan sonra kendi hesabına gönderdiği parayla ilgili soruya da yanıt veren C.Ç., olaydan önceki günlerde İnci Çalışkan'ın babasının borcu olduğunu söyleyerek aile birikimlerinden para istediğini anlattı. C.Ç., aile hesabındaki altınlardan bozdurulmak üzere eşinin hesabına para gönderdiğini, daha sonra farklı bankalardan çektiği paraları da eşine aktardığını belirterek olay günü gönderilen paranın kendilerine ait altınların karşılığı olduğunu söyledi. "Ö.B.'nin kendisini tehdit ettiğini söylüyordu" Duruşmada tanık olarak dinlenen D.B. ise İnci Çalışkan ile 2015 yılında çocuklarının aynı sınıfta olması nedeniyle tanıştıklarını belirtti. Ö.B.'yi de Çalışkan aracılığıyla tanıdığını ifade eden D.B., aralarındaki ilişkiye dair kendisine anlatılanları aktardı. D.B. ifadesinde, İnci Çalışkan'ın bir süre sonra Ö.B.'nin kendisini tehdit ettiğini söylediğini belirterek şunları kaydetti: "İnci Çalışkan ile 2015 yılında tanıştık, çocuklarımız aynı sınıftaydı. Ö.B.'yi İnci Çalışkan vasıtasıyla tanıdım. Bir kere yüz yüze geldim, onun dışında İnci Çalışkan'ın anlattığı kadarıyla biliyorum. İnci Çalışkan bana Ö.B.'nin erkek arkadaşı olduğunu söyledi. İnci Çalışkan bir süre sonra bana Ö.B.'nin kendisini tehdit ettiğini söylüyordu. İnci hamile kalınca Ö.B., kocanı ve aileni arayarak çocuğun benden olduğunu söylerim diye tehdit ediyormuş, İnci bana öyle söyledi." Aile en ağır cezayı istedi Öldürülen Binnaz Eriş'in oğlu Serkan Eriş de mahkemede verdiği ifadede, İnci Çalışkan'ın teyzesinin kızı olduğunu ve annesinin evine sürekli girip çıktığını söyledi. Serkan Eriş, yaşadıkları acının tarif edilemez olduğunu belirterek, "İnci Çalışkan benim teyzemin kızı, sürekli annemin evine girip çıkan birisiydi. İnci'nin annemin evinde ne olup ne olmadığını bilip bilmediğini bilmiyorum. Bizim bu ailecek yaşadığımız bu olayı Allah kimseye yaşatmasın. Ben kendi adıma ve ailem adına en ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyorum" dedi. Duruşma 4 Şubat 2027'ye ertelendi Verilen aranın ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Tasarlayarak kasten öldürme, yağma ve mala zarar verme suçlarından yargılanan İnci Çalışkan'ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Cinayete azmettirmekle suçlanan Ö.B. hakkında ise mevcut adli kontrol tedbirlerinin sürdürülmesine hükmedildi. Dava, 4 Şubat 2027 tarihinde saat 11.10'a ertelendi. Olayın geçmişi Olay, 9 Ocak 2026 tarihinde Süleymanpaşa ilçesi Hürriyet Mahallesi'nde meydana geldi. Bir apartman dairesinde çıkan yangının ardından evde bulunan 70 yaşındaki Binnaz Eriş'in bıçaklanarak öldürüldüğü belirlendi. Polis ekiplerinin yürüttüğü soruşturmada, cinayetin ardından delilleri yok etmek amacıyla evin ateşe verildiği değerlendirildi. Olayla ilgili Eriş'in yeğeni İnci Çalışkan tutuklandı. Soruşturma kapsamında Çalışkan'ın adresinde kanlı bıçak ele geçirilirken, kriminal incelemelerde bıçak üzerinde Binnaz Eriş'e ait kan örnekleri tespit edildi. Ayrıca Çalışkan'ın olay öncesinde yapay zekâ üzerinden cinayet yöntemlerine ilişkin aramalar yaptığı da ortaya çıktı.

Güllü cinayetinde gerekçeli karar açıklandı Haber

Güllü cinayetinde gerekçeli karar açıklandı

Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 9 Ekim 2026 tarihli gerekçeli kararında, 26 Eylül 2025’te meydana gelen olayla ilgili kamera kayıtları, tanık beyanları, adli tıp raporları ve dijital materyaller birlikte değerlendirildi. Sultan’ın ifadesine itibar edildi Mahkeme, olay sırasında Gül Tut, kızı Tuğyan Ülkem Gülter ve Sultan Nur Ulu’nun evde bulunduğunu, kamera incelemelerinde olayın gerçekleştiği saatlere kadar eve başka bir kişinin giriş çıkış yaptığının tespit edilmediğini belirtti. Olay anına ilişkin doğrudan görgüye dayalı anlatımın ise Sultan Nur Ulu tarafından yapıldığı kaydedildi. Sultan Nur Ulu, 1 Ekim 2026 tarihli duruşmada verdiği yeminli ifadesinde, odada müzik eşliğinde eğlendikleri sırada Gül Tut’un içeri geldiğini, kendisinin aynaya döndüğü esnada yaşananları görmediğini, tekrar döndüğünde ise Tuğyan Ülkem Gülter’in annesini üst baldırından tutarak pencereden attığını gördüğünü anlattı. Kararda, tanığın soruşturmanın ilk aşamalarında düşme anını görmediğine ilişkin beyanlarıyla sonraki anlatımları arasındaki çelişkinin de değerlendirildiği belirtildi. Sultan Nur Ulu’nun ilk ifadesinde gerçeği anlatmamasını korkmasına bağladığı, sanığın kendisine zarar verebileceğinden ve olayın sorumluluğunu üzerine atabileceğinden endişe ettiğini söylediği aktarıldı. Mahkeme, Sultan Nur Ulu’nun korktuğuna ilişkin açıklamalarını destekleyen başka bir tanık beyanına da gerekçesinde yer verdi. Kervan Eminoğlu’nun soruşturma aşamasında verdiği ifadede, olaydan birkaç gün sonra Sultan Nur Ulu’nun kendisine, Tuğyan Ülkem Gülter’in olayın sorumluluğu üzerine kalırsa suçu kendisine yükleyebileceği yönünde konuştuğunu anlattığı belirtildi. Mahkeme, Sultan Nur Ulu’nun sanığa iftira atmasını gerektirecek somut bir husumet nedeninin ortaya konulmadığını, tanığın çelişkili ifadelerine ilişkin açıklamalarının birbiriyle uyumlu olduğunu değerlendirdi. Bu gerekçelerle tanığın duruşmada verdiği yeminli beyanlarına üstünlük tanındığı ifade edildi. Kriminal rapor da değerlendirildi Gerekçeli kararda, olayın yaşandığı pencerenin hemen önünden alınan örneklerin incelendiği Bursa Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 10 Ekim 2025 tarihli raporuna da yer verildi. Raporda, incelenen örneklerde kayganlık sağlayıcı herhangi bir madde kalıntısına rastlanmadığı belirtildi. Mahkeme, söz konusu tespiti de tanığın Gül Tut’un pencereden atıldığı yönündeki beyanlarını destekleyen unsurlar arasında değerlendirdi. Dosyada yer alan adli tıp raporlarında ise Gül Tut’un ölümünün yüksekten düşmeye bağlı genel beden travması, çok sayıda kırık, kafa içi ve beyin kanaması ile iç organ ve büyük damar yaralanmalarından kaynaklanan iç kanama sonucu meydana geldiği kaydedildi. Tasarlama unsurunun oluşmadığı sonucu Mahkeme, sanık hakkında tasarlayarak kasten öldürme suçundan dava açılmış olmasına rağmen, öldürme kararının ne zaman alındığının mevcut delillerle kesin olarak belirlenemediğini değerlendirdi. Suçun önceden planlandığının yalnızca varsayım ve yorumlarla kabul edilemeyeceğine işaret edilen kararda, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince tasarlama unsurunun oluşmadığı sonucuna varıldı. Buna karşılık mahkeme, Sultan Nur Ulu’nun görgüye dayalı beyanları ve dosyadaki diğer deliller doğrultusunda Tuğyan Ülkem Gülter’in annesi Gül Tut’u kasten öldürdüğünün sabit olduğuna hükmetti. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Tuğyan Ülkem Gülter’i üstsoya karşı kasten öldürme suçu kapsamında Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-d-f maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, dosya kapsamında takdiri indirim nedeni bulunmadığı gerekçesiyle sanık hakkında indirim hükümlerini uygulamadı. Sanığın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, hükme karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolunun açık olduğunu bildirdi.

Buluşma bahanesiyle işlenen cinayette 5 sanığın cezası belli oldu Haber

Buluşma bahanesiyle işlenen cinayette 5 sanığın cezası belli oldu

Ümitcan Şirin (21), 26 Temmuz 2025 tarihinde İzmit ilçesi Yahya Kaptan Mahallesinde bıçaklandı. Ağır yaralı olarak hastaneye sevk edilen Şirin, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlatan polis ekipleri, Samet E.A., (19) Muhammed F.Y., Ramazan Y., Mustafa O. (21), Gamzenur B.(18) ve Z.Ç.'yi gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri sonrasında adliyeye sevk edilen şüphelilerden Z.Ç. savcılıktan serbest bırakılırken, Samet E.A. ve Muhammed F.Y.'ye ev hapsi verildi. Ramazan Y., Mustafa O. ve Gamzenur B. ise tutuklanarak cezaevine gönderildi. Savcılık: "Planlı hareket ettiler" İddianamede, şüphelilerin olayın başından itibaren plan yaparak hareket ettikleri, buluşmayı organize ettikleri ve saldırıyı birlikte gerçekleştirdikleri vurgulandı. Savcılık, Ümitcan Şirin'in öldürülmesinde şüphelilerin iştirak iradesiyle hareket ettiğini belirterek, tüm sanıklar hakkında 'tasarlayarak kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi. Sanık Mustafa O. hakkında ayrıca 'yasak niteliğe haiz bıçak taşımak' suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası talep edildi. 5 sanık için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi Olaya ilişkin dava, Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanıklar Ramazan Y., Mustafa O. ile avukatı Gizem Dirbisoğlu, tutuklu sanık Gamzenur B., ev hapsinde bulunan Samet E.A., Muhammed F.Y., taraf avukatları ve maktulün ailesi katıldı. Cumhuriyet savcısı, önceki celse verdiği mütalaayı tekrarladı. Mütalaada tüm sanıkların ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. "Olay yerine yetişseydim böyle bir neticeye izin vermezdim" Mütalaayı kabul etmeyen sanık Mustafa O., "Suçlamaları kabul etmiyorum. 13 aydır karşılıkla kavga sebebiyle tutukluyum. Bıçak kullanmadım, tehdit ve hakarette bulunmadım" diye konuştu. Suçlamaları kabul etmeyen sanık Gamzenurnur B., "Olay günü sadece konuşup orta yol bulunacaktı. Olay yerine yetişemedim, yetişseydim böyle bir neticeye izin vermezdim. Kimseyi olay yerine götürmedim. Sadece amacım Mustafa ve Ramazan'ı birbirleri ile konuşturmaktı, beraatimi istiyorum" şeklinde konuştu. Muhammed F.Y. ise "Mütalaayı kabul etmiyorum, kavga olacağını ve Ramazan'ın Ümitcan'ı bıçaklayacağını bilmiyordum, bilseydim olay yerine gitmezdim" ifadelerini kullandı. Ramazan Y. ve Samet E.A. da suçlamaları kabul etmedi. Sanıklar hakkında karar çıktı Kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Mustafa O.'ya yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan iyi hal indirimi uygulamadan 17 yıl hapis cezası verdi. Sanıklardan Ramazan Y.'ye yaralama suçundan yaş indirimi uygulanarak 11 yıl 4 ay hapis ve yasak niteliğe haiz bıçak taşımak suçundan 13 bin 850 lira para cezası verildi. Samet E.A, yaralamaya yardım etme suçundan 8 yıl 6 ay, Gamzenur B. yardım etme suçundan iyi hal indirimi uygulanarak 7 yıl 1 ay, Muhammed F.Y. ise suç işleme iradesini kuvvetlendirme suretiyle yardım etme suçundan 5 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, Gamzenur B.'nin tahliyesine hükmetti. Samet E.A. ve Muhammed F.Y.'nin ev hapsi kaldırılarak haklarında yurt dışına çıkış yasağı uygulanmasına karar verildi. "Benim tek çocuğum vardı, babalık hissimi elimden aldılar" Duruşma sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan Ümitcan'ın babası Raif Şirin, "Sanıkların hepsi 'Ben bir şey yapmadım' diyorlar. Ben mi öldürdüm oğlumu? Bir saat önce benim yanımdaydı oğlum. Bir saat sonra haberi geldi. Olay sonrası sanıklar ambulans bile çağırmadan kaçıyorlar. Benim çocuğumu kanlar içinde sürükleyerek işkence ettiler. 21 yaşındaki fidan gibi oğlum gitti. Benim tek çocuğum vardı, babalık hissimi elimden aldılar. Ümitcan öldürüleli 15 ay oldu. 5 kişi oğlumu tuzağa düşürdü. Benim çocuğum mezarda yatıyor. Ben toprağını gidip öpüyorum. Ben çocuğumu bir daha göremeyeceğim, konuşamayacağım. Resimlerine, videolarına bakarak kendimi avutmaya çalışıyorum. Kiminle, nerede fotoğrafı ve videosu varsa topluyorum ki oğlumun, çocuğumun bir şeyleri bana artık kalsın diye. 21 yaşında çocuğumu toprağa koydum. Biz ömür boyu ağlayacağız. Ömür boyu mezarına gideceğiz, ömür boyu mezar taşını öpeceğiz. Başka bir şey yapacağımız yok ama bunlar geziyorlar. Aileleri onları öpüyor, kokluyor. Azmettirmiş, planı kurmuş, sevgilisini çağırmış, yanında arkadaşlarını çağırmış, getirtmiş oraya. Sokağı kapamışlar. İki kişi bir taraftan gidiyor, iki kişi bir taraftan giriyor. Benim çocuğumu ablukaya almışlar, kaçmasını da engelliyorlar. Bıçaklayıp olay yerinden kaçıyorlar" dedi.

Bursa'daki cinayette sanıklar birbirine düştü: "Para verdim bu işe" Haber

Bursa'daki cinayette sanıklar birbirine düştü: "Para verdim bu işe"

Olay, 6 Şubat 2026'da saat 22.00 sıralarında Yıldırım ilçesi Yiğitler Mahallesi Türkmenbaşı Caddesi'nde meydana geldi. Kahvehaneden çıkarak araçlarına yönelen İbrahim Çelik ile Zekeriya Ç.'ye, bir otomobilden peş peşe ateş açıldı. Kurşunların hedefi olan iki arkadaş ağır yaralanırken, saldırganlar olay yerinden kaçtı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan İbrahim Çelik, 6 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Zekeriya Ç.'nin ise ağır yaralandığı saldırı anı, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. 280 saatlik görüntüden iz sürdüler Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, farklı kameralara ait 280 saatlik görüntüyü inceleyerek şüphelileri tespit etti. Şüphelilerin olay yerine "ikiz plaka" olarak tabir edilen plakalarla 3 farklı araçla geldikleri, saldırının ardından araç değiştirerek İstanbul'a kaçtıkları belirlendi. Bursa ve İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda yakalanan şüphelilerden E.K. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Müjdat D., Batuhan Ö., Hakan N. ve Fatih K. tutuklandı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, firari sanık Adnan A.'nın saldırıyı azmettirdiği, Taner A.'nın ise İbrahim Ç. ve Zekeriya Ç.'yi takip ederek kahvehaneden çıktıkları sırada diğer sanıklara telefonla haber verdiği öne sürüldü. Adnan A. ve Taner A. hakkında yakalama kararı çıkarılırken, İbrahim Ç.'nin öldürüp, Zekeriya Ç.'nin de ağır yaralayan Müjdat D., Batuhan Ö., Hakan N. ile Fatih K.'nın, Bursa 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'Kasten öldürme' ve 'Kasten öldürmeye teşebbüs' suçlamalarıyla yargılanmasına başlandı. Duruşmaya, tutuklu sanıklar ile olayda yaralanan Zekeriya Ç., İbrahim Ç.'nin babası Süleyman Ç., eşi Hilal Ç. ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan sanık Batuhan Ö., "Yiğitler Mahallesi'ne gittiğimizde bir şey yoktu. Fatih K.'yi aradığımızda kahvehanede olduğunu, kendisini almamızı söyledi. Ben navigasyonu açtım. Tam sola döneceğim sırada Müjdat D. sağa dönmemi söyledi. Sağa döndüğümde 6-7 el silah sesi geldi. Seslerin nereden geldiğini bilmiyorum. Müjdat D. 'Aracı sür' diye seslendi. Çok korktum, bize ateş açıldı diye seslendim. Yolda giderken vurulup vurulmadığımı kontrol ettim" dedi. Daha sonra olay yerinden uzak bir yere lüks bir araçla Fatih K.'nin geldiğini söyleyen Batuhan Ö., "Yola çıkıp biraz ilerledikten sonra ben 'Kendimi iyi hissetmiyorum' dedim. Yolda durduk. Fatih bana su verdi. Suyu içerken, Fatih araçtan bir şeyler alıp, kanala attı. Ben ne attığını görmedim. Tekrar yola çıktık. Ben kendimi iyi hissetmediğim için uyumuşum. Gözümü açtığımda İstanbul'daydık. Müjdat yanımızda yoktu. Fatih'e sorduğumda Müjdat'ı bıraktığını söyledi. Ertesi gün Fatih K.'ya ne olduğunu sorduğumda, 'Benim aracı görünce sizi ben sandılar. O yüzden sıktılar. Seni İstanbul'a getirdim ki, sana da musallat olmasınlar' dedi. Ben de inandım" diye konuştu. Mahkeme başkanından sanığa tepki Olay sırasında aracı kullandığını belirten Batuhan Ö.'nün olayı görmediğini söylemesi üzerine mahkeme başkanı, "Dönüş güzergahında olduğu için görüş açında. Nasıl görmedin? Hadi görmedin, 24 saat sonra İstanbul'da ne olduğunu soruyorsun. Aklı başında insan 5 dakika sonra sorar, şehir değiştiriyorsun sorgulamıyorsun. Sanki 6 yaşında bir insanın elinden tutuyorlar da götürüyorlar" diye tepki gösterdi. "Zayıfı niye vurdun? Şişkoyu vuracaktın" Olayla ilgisinin olmadığını öne süren Fatih K. ise, silah atışı yapmak için gittiği tarlaya Batuhan Ö.'nün otomobille geldiğini, yanında Müjdat D.'nin de olduğunu belirterek, "Batuhan maskeli bir şekilde geldi. Telaşlı bir şekilde aracın plakasını söküyordu. Sonra benim arabaya bindiler. Diğer aracı plakasız bir şekilde tarlada bıraktılar. Aracı otobana doğru sürmeye başladım. Batuhan ile Müjdat bana silah uzatıp, 'Bunu arabada koyabileceğimiz yer var mı?' dedi. Ben de olmadığını söyledim. Bu sırada Batuhan Müjdat'a, 'Zayıfı niye vurdun? Şişkoyu vuracaktın' şeklinde konuştu. Silahları olduğu için sormaya korktum. Ben 'Arabayı alın gidin. Ben evime gideyim' dedim. Müjdat da 'Hayır, olmaz. Beni götürecek kişi sensin' dedi. Bunun üzerine ben yola çıktım ama yolda polis çevirmesi olsa ben arabadan atlayıp polise sığınacaktım" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı, "Niye yapmadın? Gişelerde polis noktası var. Polise sığınsaydın" dedi. Fatih Kurt'un "O gün yoktu" cevabına sinirlenen başkan, "Her gişede polis noktası var" diye tepki gösterdi. "Bu işi yapmam gerekiyordu, para verdim" Batuhan Ö.'nün yalan söylediğini iddia eden Fatih K., "Batuhan araçta uyumuyordu. Ertesi gün dönüş yaparken, Batuhan, Hakan ile telefonda görüştü. Hakan yanına gelmeleri gerektiğini söyledi. Konumu açtık ve İznik'e gittik. Konuma Hakan geldi. Ben Hakan'a 'Beni niye böyle bir işin içine soktun' dediğimde 'Boş ver kardeşim böyle oldu. Bu işi yapmam gerekiyordu. Para verdim bu işe' dedi. Beni bu işte kullandılar" diye kendini savundu. "Olayı sanal medyadan duydum" Olayı sanal medyadan duyduğunu öne süren Hakan N. ise suçsuz olduğunu iddia ederek kendini şöyle savundu: "Benim ehliyetim daimi iptal olduğu için Batuhan'ı aradım ve Batuhan ile İstanbul'a gittik. İstanbul'da ismini sonradan öğrendiğim Müjdat'ı aldık. 1-2 saat sonra Bursa'ya vardık. Batuhan'ı evine bıraktım ve evime gittim. Daha sonra ben ailemle birlikte İznik'te bungalov evlere tatile gittik. Olaydan 1 gün sonra Fatih aradı ve İstanbul'dan geldiklerini söyledi. Ben de 'Yakınlardaysan konum atayım buraya gelin. Dükkana gitmesi gereken araç var' dedim. Onlar da geldi. Aracı teslim ettim, gittiler. Olayı yakalanmadan önce duydum. Ama kimin yaptığını bilmiyordum. Doğruyu bilen yalnız Allah, herkes bir şey diyor. 10 aydır tutukluyum. Şirketim iflas etti. Aile düzenim bozuldu. Tahliyemi, olmazsa adli kontrol şartıyla serbest bırakılmamı talep ediyorum" dedi. Tutuklu sanıklardan Müjdat D. de, susma hakkını kullanırken, mahkeme başkanı olayda yaralanan Zekeriya Ç.'ye söz verdi. Ölen İbrahim Ç.'nin, firari sanık Adnan A. ile arasında husumet olduğunu söyleyen Zekeriya Ç., "Benim İbrahim'den öğrendiğim kadarıyla İbrahim'in tanıdığı bir kişi ile Adnan arasında arazi anlaşmazlığı vardı. İbrahim ara bulucu olarak gitti. Orada kafe devir konusundaki alacağını da konuşmuşlar. Aralarında tartışma çıkmış ve silahlar çekilmiş. İbrahim ağabeyin telefonuna kurşun gelmiş" dedi. "Ateş eden Müjdat'tı" Olay günü İbrahim Ç. ve arkadaşlarıyla kahvehanede oturduklarını belirten Zekeriya Ç., "Kahvehaneden çıktığımız sırada ben İbrahim ağabey ile arkadan geliyordum. O sırada silahlar ateşlendi. Ben ayağımdan ve kalçamdan yaralandım, İbrahim ağabey vefat etti. Ateş eden Müjdat'tı, şikayetçiyim" diye konuştu. "Oğlum, kendisini vurduranın Adnan olduğunu söyledi" Sanıkların hiçbirini tanımadığını söyleyen İbrahim Ç.'nin babası Süleyman Ç. ise oğlunun ölmeden önce kendisine isim verdiğini söyledi. Süleyman Ç., "Oğlumun Adnan'dan yaklaşık 10 milyon lira civarında alacağı vardı. Birlikte bir kafe işletiyorlardı. Devir sırasında Adnan oğluma, 'Ben alacağımı alayım, senin paranı sonra hallederiz' demiş. Adnan'ın borcu buradan geliyor. Refakat sırasında oğlum bana kendini vurduranın Adnan olduğunu, organize edenin de Hakan olduğunu söyledi. Hakan'ın Adnan'a 15 milyon lira borcu varmış. Adnan da borcuna karşılık bu işi yapmasını teklif etmiş. Sanıkların hepsinden şikayetçiyim" diye konuştu. Olay günü kahvehanede ağabeyi İbrahim Ç. ile birlikte oturduklarını belirten tanıklardan Muhammet Mustafa Ç. de, "Kahvehanede otururken, köşe masada bizi gözetlediklerini fark ettik. Rahatsız olduk. Ağabeyimin arkadaşının şantiyesine gidip, orada oturmaya karar verdik. Kahvehaneden çıkarken olay gerçekleşti" dedi. İddianamede de İbrahim Ç. ve Zekeriya Ç'yi takip eden Taner A.'nın, maktul ve arkadaşının kahveden çıkınca telefonla haber verdiği diğer sanıkların kendilerine ateş ettiğinin yer aldığını belirten mahkeme başkanı, firari sanıklar Adnan A. ve Taner A.'nın yakalanması için müzekkere yazılmasına ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Futbolcu Kubilay Kundakçı cinayeti davasında Aleyna Tutuş’a beraat kararı Haber

Futbolcu Kubilay Kundakçı cinayeti davasında Aleyna Tutuş’a beraat kararı

Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye Sıddık Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, rapçi Canbay&Wolker grubunun üyesi Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Tutuş ile yeniden barışmak istedi. Canbay, aralarının iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kaan Kundakçı’dan yardım istedi. Kubilay Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte Aleyna Tutuş’un bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler tarafından saldırı düzenlendi. Şüphelilerden Alaattin Tutuş’un araç içerisinde bulunan gruba ateş açması sonucu Kubilay Kundakçı ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan 21 yaşındaki futbolcu, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. İstanbul Anadolu Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Aleyna Tutuş, Alaattin Kadayıfçıoğlu, Hüseyin Can Avci, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu, Ahmet Özkoç ve tutuksuz sanıklar Zuhal Kalaycıoğlu, Bilal Kadayıfçıoğlu ve taraf avukatları katıldı. Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı’nın babası Cemil Kundakçı ve annesi Ülker Kundakçı da salonda hazır bulundu. Cumhuriyet savcısı mütaalasında, Aleyna Tutuş’un ‘kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan tahliyesini ve ’suçu bildirmeme’ suçundan 1 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Savcı, Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun ise ’kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti. "Birini azmettirmem söz konusu değildir" Tutuklu sanık Aleyna Kalaycıoğlu, "Benim hiçbir şekilde birini azmettirmem söz konusu değildir. Bu olayda ben Alaattin’e beni bekliyorlar gibi şeyler söylemedim. Benim engelli kardeşim var, bütün sorumluluğum onlara bakmak. Kubilay benim kardeşim. Ben deccal miyim nasıl böyle bir şey isteyebilirim? Ben bu insanlarla 1 buçuk sene geçirdim, nasıl onların kötülüğünü isteyebilirim? Hayatımda ilk defa silah gördüm. O silahı görmenin verdiği psikolojiyle başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Ben tutuklanacağımı bile düşünmedim, kendimi olayın mağduru gibi düşündüm" diye konuştu. "Orada olduğunu bilseydim gitmezdim" Tutuklu sanık Alaattin Kadayıfçıoğlu ise, "Ben onların orada olduğunu bilseydim gitmezdim. Benim asla bir kastım olmamıştır. Ben öyle bir insan değilim. Olay günü Aleyna’nın ricası üzerine eşyalarını almaya gittim. Gece yarısı geçişi engellemiş 3 kişi görünce tedirgin oldum. Aleyna’ya ’Kim bunlar?’ dedim. Bana yolcu koltuğunda oturanın eski erkek arkadaşı olduğunu söyledi. Bunun üzerine araca konuşmak için gittim, sadece gitmelerini söyleyecektim. Caydırıcı olması için silahla gittim. Konuşmak için gittiğimde Canbay’ın elime müdahale etmesiyle anlık bir şekilde kazayla silah patladı. Ben Kubilay’ı tanımıyorum bile, neden böyle bir kastım olsun? Şerefim ve namusum üzerine yemin ederim ben ateş etmedim" dedi. "Başından beri suçsuzum" Tutuksuz sanık Zuhal Kalaycıoğlu, "Böyle bir şeyin yaşanacağını bilseydim engellemek içi elimden geleni yapacağıma yemin ediyorum. Bugüne kadar hiçbir suça karışmamış, olabildiğince stabilce yaşamış bir anneyim. Ben başından beri suçsuzum. Üzerime çok çirkin iftiralar atıldı, ben bunları asla kabul etmiyorum. Ben kimseyi azmettirmedim. Kızımı ve beni hedef tahtasına koyanları kınıyorum" dedi. "21 yaşındaki çocuğumu toprağa koydum" Kubilay Kaan Kundakçı’nın annesi Ülker Kundakçı, "21 yaşındaki çocuğumu toprağa koydum. Hepsinin bana bir can borcu var, hiçbirine hakkımı helal etmiyorum. Ölene kadar benim ahımı alacaklar. En büyük suçlu Aleyna. Alaattin’i oraya o getirdi" dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Aleyna Tutuş hakkında ’kasten öldürmeye azmettirme’ ve ’suçu bildirmeme suçundan’ beraatına, Alaattin Kadayıfçıoğlu hakkında ise ’kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis ve ‘Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet’ suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetti. Engin Taşkıran hakkında ’suçluyu kayırma’ suçundan 2 yıl 1 ay, Metin Kadayıfçıoğlu hakkında ’suç delillerini gizleme’ ve ’suçluyu kayırma’ suçundan toplam 5 yıl, Mustafa Rece hakkında ’suç delillerini gizleme’ suçundan 2 yıl 1 ay, Hüseyin Can Avcı hakkında ’suç delillerini gizleme’ suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası verilerek, adli kontrol şartıyla tahliyelerine karar verildi. Mahkeme heyeti ayrıca sanık İzzet Yıldızhan’ın ‘suçluyu kayırma’, sanık Zuhal Kalaycıoğlu’nun ‘kasten öldürmeye azmettirme’, sanık Bilal Kadayıfçıoğlu’nun ‘kasten öldürmeye yardım etme’ suçundan, Ahmet Özkoç’un ise ’suçluyu kayırma’ suçundan beraatına karar verdi.

Çetelerden ele geçen suç unsurları emniyette sergilendi Haber

Çetelerden ele geçen suç unsurları emniyette sergilendi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube ekiplerince 10 Eylül-10 Ekim tarihlerinde silah imalatı, ticareti ve kaçakçılığı yapan kişiler ile iş yeri kurşunlama, yağma, yaralama, tehdit ve kasten öldürme gibi suçlara karışmakla suçlanan motosikletli suç çetelerine yönelik il genelinde kapsamlı operasyonlar gerçekleştirilmişti. 85 ayrı suç eylemine yönelik savcılık koordinesinde yürütülen soruşturmalarda silahlı faaliyetlerde bulundukları tespit edilen 289 şüphelinin yakalandığı duyurulmuştu. Şüphelilerden 175'i ise çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklanmıştı. Yakalanan 51 şüphelinin yasal işlemleri devam ederken, operasyonlarda çete üyelerinden çıkan 153 tabanca, 1 uzun namlulu silah, 1 otomatik tabanca, 6 av tüfeği ve bin 24 mermi ile suçta kullanılan çalıntı 6 motosiklet, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Fatih'teki Vatan Caddesi Yerleşkesinde sergilendi. Sergiyi gezen İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, hiçbir suç örgütüne geçit verilmeyeceğinin altını çizdi. Yıldız, "Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüzce son bir ay içerisinde silah ticareti, imalatı ve kurşunlama eylemlerine karışan şahıslara yönelik yapılan operasyonlar sonucunda 289 şahıs gözaltına alınmış, 175 şahıs tutuklanmış, 51 şahsın işlemleri devam etmektedir. Operasyonlar neticesinde suçta kullanılan çok sayıda silah ve mühimmat ele geçirilmiştir. Özellikle bu süre zarfında 20 adet kurşunlama eylem girişimi engellenmiştir. İki teker üzerinde suç işleyenler bilsinler ki İstanbul emniyetinin demir yumruğu suç örgütlerinin üzerinde olmaya devam edecektir. Aynı azim ve kararlılıkla suçla mücadeleyi sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.

Yaşlı çifti öldüren cani tutuklandı Haber

Yaşlı çifti öldüren cani tutuklandı

Bursa'nın Gemlik ilçesinde yaşlı karı kocanın evlerinde öldürülmesiyle ilgili gözaltına alınan 46 yaşındaki K.S., çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, Halitpaşa Mahallesi’nde meydana geldi. Vural Kara ile eşi Asiye Kara’dan haber alamayan yakınlarının ihbarı üzerine eve gelen polis ve sağlık ekipleri, çifti hareketsiz halde buldu. Yapılan incelemede çiftin kesici alet ve sert cisim darbeleri sonucu hayatını kaybettiği belirlendi. Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde geniş çaplı soruşturma başlatan polis ekipleri, çiftin üst katında yaşayan K.S.’yi gözaltına aldı. İddiaya göre K.S.’nin evinde dambıl ve benzeri spor aletlerini yere vurarak gürültü yaptığı, bu nedenle çevrede yaşayan vatandaşların kendisinden rahatsız olduğu öğrenildi. Şüphelinin, kendisi hakkında yapılan şikayetlerden yaşlı çifti sorumlu tuttuğu ve çıkan tartışmanın ardından çifti demir bir cisimle öldürdüğü öne sürüldü. Emniyetteki işlemlerinin ardından Orhangazi’de sağlık kontrolünden geçirilen K.S., yoğun güvenlik önlemleri altında Gemlik Adliyesi’ne sevk edildi. Kasten öldürme suçundan tutuklandı Savcılık sorgusunun ardından tutuklama talebiyle mahkemeye çıkarılan K.S., kasten öldürme suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yaşanan çifte cinayet Gemlik’te büyük üzüntü ve tepkiye neden oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.