Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kardiyoloji

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kardiyoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kardiyoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da uluslararası wellness zirvesi düzenlendi Haber

Bursa’da uluslararası wellness zirvesi düzenlendi

"Tüm branşlarımızda koruyucu sağlık ve erken teşhisi önemsiyoruz" VM Medical Park Bursa Hastanesi olarak 20 yıldır tüm branşlarda sağlıklı yaşamayı ve sağlığı korumayı hedeflediklerini belirten Genel Müdür Yardımcısı Esra Molla, "Tüm branşlarımızda koruyucu sağlık ve erken teşhisi önemsiyoruz. Burada da farklı branşlardan birbirinden kıymetli hekimlerimizle tüm program boyunca bu yaklaşımımızı misafirlerimize deneyimleme fırsatı sunacağız" ifadelerini kullandı. "Sağlık algısı bambaşka bir yere evrildi" Dünyada artık sağlıklı yaşam algısının yeni bir paradigmasından bahsedildiğini vurgulayan VM Medical Park Bursa Hastanesi Başhekimi ve Medikal Estetik Uzmanı Dr. Muhammed İkbal Bakırcı ise, "Bu yeni paradigmada biz de hastane grubu olarak üzerimize düşen rolümüzü yerine getiriyoruz. Artık sağlık hizmeti, hastanelerde verilen bir hizmet olmaktan öteye geçti. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlık algısı bambaşka bir yere evrildi. Kişiler günlük yaşamlarında bu bilinci geliştirme, ömürlerinin sadece uzamasını değil aynı zamanda aktif bir hayatı devam ettirmeyi önemsiyor. Her gün daha dinç, mutlu, zinde olmanın arayışı içerisindeler. Bunun da yine sağlık profesyonellerinin himayesinde, onların kontrolünde ve onların bilgi birikimi ve tecrübeleriyle yönetilmesi gereken bir süreç olduğunu düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Göz tansiyonu kalıcı körlüğün en sık sebebi" Etkinlikte katılımcıların göz ölçüm ve göz tansiyonlarına bakarak özellikle sağlıklı yaşam ve sağlıklı göz konusunda periyodik muayenenin önemi konusunda bir farkındalık oluşturmak istediklerini dile getiren Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İlker İncebıyık ise "Biz de göz bölümü olarak, göz ölçüm ve göz tansiyon cihazlarımızla buradayız. Katılımcılarda miyop, hipermetrop ve astigmatı tespit edeceğiz. Özellikle dijital yoğunluklu çalışan meslek grubunda bu toplantının katılımcıları gibi miyopinin tetiklendiği ve arttığı zaten bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış. Göz tansiyonu da çok sinsi bir hastalık biliyorsunuz. Toplumda kalıcı körlüğün en sık sebebidir. En son evrede bulgu veriyor. O yüzden periyodik muayene yani kişinin hiçbir göz şikayeti olmasa dahi yıllık mutlaka göz kontrollerini yaptırması gerektiğine vurgu yapacağız" dedi "Kanser hakkında yanlış bilinenlere dikkat" Toplumda kanser ile ve meme kanseri ile ilgili yanlış bilinen çok konu olduğuna değinen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Evren Dilektaşlı, "Bu yanlış bilinenler arasında özellikle dokuya dokunulması yani biyopsi alınması kanseri artırır düşüncesi ilk sıralarda yer alıyor. Biyopsi tümörü yayılımına, tümörün sıçramasına sebep verir diye düşünülüyor. Bu bilinen bir yanlıştır. Biyopsiyi biz tanıyı koyup tümörün tipini anlayıp ona göre tedaviyi planlamak, ameliyatı planlamak, ilacı planlamak için yapıyoruz. Onkoloji ve bizim cerrahi olarak birlikte karar verdiğimiz bir süreç bu. Çok önemli. Bunun dışında, mamografi radyasyon dozu çok yüksek olan bir tetkik olmamasına rağmen halk arasında kanseri artırır düşüncesi de yaygındır. Oysa mamografi taramasının da kanseri arttırdığı düşünülmemeli. Kanseri taramada çok başarılı bir tetkiktir" şeklinde konuştu. Medikal estetikte bütüncül yaklaşımlar hakkında bilgilendirmede bulunan Medikal Estetik Uzmanı Doç. Dr. Evren Dal, "Küçük dokunuşlarla ‘burama dolgu veya botoks yaptıralım’ gibi yaklaşımlardan ziyade, yüzü bütün olarak değerlendirmek önemlidir. Etkinlikte yaş almakla birlikte cildimizde oluşan değişimlerden bahsettik. Medikal estetikte bu işi bilenlerle ve profesyonellerle çalışmak gerekir. Birçok ürün var ama merdiven altı ürünler de var. Aynı ürünlerin ne yazık ki orijinal olmayanları da var. Bunu piyasada çok sık duyuyoruz. Unutulmaması gerekir ki, doğru ünitelerden teslim alınmış, uzman doktorların uyguladığı doğru ürünlerle müdahale edilmiş işlemler sonucunda doğru sonuçlar alınabilir" ifadelerini kullandı. Etkinlikte ayrıca Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Ertan kardiyovasküler riskin nasıl hesaplandığı konusuna değinerek katılımcıların kalp ve damar sağlığı hakkındaki sorularını yanıtladı. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Mustafa Özel ise sosyal medyada sık karşılaşılan detokslar, probiyotik önerileri ve beslenme önerilerinin muhtemel riskleri konusunda bilgilendirmede bulundu.

"Kalpten Sohbetler" ünlü isimleri ve uzmanları bir araya getirdi Haber

"Kalpten Sohbetler" ünlü isimleri ve uzmanları bir araya getirdi

29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla Memorial Şişli Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen söyleşide Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Betül Erer, Armağan Çağlayan ve Leyla Alaton yer aldı. Uzmanlar, kalp sağlığını korumaya yönelik önemli bilgiler ve tavsiyeler aktarırken, Armağan Çağlayan ve Leyla Alaton da kendi hayatlarından örnekleri dinleyicilerle paylaştı. Söyleşide uzmanlar, katılımcıların sorularına da yanıt verdi. "Zayıflama ilaçları, medüller tiroid kanserine neden olabiliyor" Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Aycan Kavala, dinleyicilerin soruları üzerine zayıflama iğnelerine ilişkin kendisinden örnek vererek, "Her şeyimi kontrol ettirerek bu ilaçları kullandım. Kullandığımın 3’üncü ayı tiroidit oldum. Tüm tiroid fonksiyonlarım alt üst oldu. Üzerine bir de hipotiroidi olup kilo aldım. O yüzden bu ilaçlar mutlaka kontrol altında kullanılmalı. Ben çok kontrollü gittim. Kontrol ettirmesem tiroidim daha çok hasarlanabilirdi. Uzun süreli kullanımlar sonucu medüller tiroid kanserine de etkin olduğu biliniyor ve pankreatit de yapabilirdi. Mutlaka kontrol altında ve ihtiyaç varsa kullanın. Kafanıza göre 3-5 kilo vermek için gidip eczaneden almayın. Bunlar böyle ilaçlar değil" diyerek zayıflama iğnelerini doktor kontrolünde kullanmanın önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Kavala, "Leyla Hanım sadece kalp sağlığını konuştuğumuz bu kalp gönünde bize katılarak günümüzü çok değerli hale getirdi. Ayrıyeten hayata bakış açımızla ilgili kapanış anında çok güzel bilgiler verdi. Hayata bardağın dolu tarafından bakmamız gerektiği vurgusu çok önemli. Hayat çoğu zaman hepimize eşit olmayabilir ama mutlu olmanın ne kadar önemli olduğunu vurguladı ve bu bizim için çok önemliydi" dedi. Leyla Alaton: "Yapay zeka ve sosyal medya yerine uzmanları dinlemeliyiz" İş insanı Leyla Alaton, kalp sağlığına dair etkinliklerin farkındalık oluşturmaya yönelik faydasını vurgulayarak, "Kalp sağlığı, insan sağlığıyla ilgili her panel, her oturum, her birliktelik çok önemli. Çünkü her zaman öğrenecek şeyler var. Bildiklerimizi unutabiliyoruz, çevremizin etkisinde kalıp yanlış şeyler yapabiliyoruz. Onun için bilimsel her türlü ortamı kaçırmamak önemli. İşin uzmanlarına, bilime, ilime inanmak gerekiyor. Sosyal medya ve yapay zekada gördüklerimize kafa yormamak gerekiyor. Bu bilgi kirliliğinde değerli bilgiyi ayıklamak ve bunun önemini bilmek lazım" ifadelerini kullandı. "Küçük adımlar, kalbimiz için büyük adımlara dönüşebilir" Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Betül Erer, kalp sağlığını korumanın uzun vadedeki önemini hatırlatarak, "Günlük hayatımızda sağlıklı beslenmeyi, düzenli spor yapmayı ve stres yönetimimizi başarabilirsek kendimiz için attığımız küçük adımlar, yarın kalbimiz için büyük adımlara dönüşebilir. O yüzden herkese egzersiz öneriyoruz. Özellikle bir spor salonu ya da materyal aramalarına gerek yok. Düzenli ve tempolu yürüyüş yapmaları yeterli. Bunun yanında fast food’dan uzak durmalarını, sağlıklı beslenmelerini ve nikotinden uzak durmalarını tavsiye ediyoruz" dedi. ‘Loncavita’ için kalp sağlığı vurgusu Sağlıklı ve uzun yaşam anlamına gelen Lonca vita (Longevity) kavramına vurgu yapan Prof. Dr. Erer, "Kalbinizi sevin, kalbinizi koruyun. Uzun vadede bizi hayatta değerli kılacak şeylerden birisi de ne kadar sağlıklı bir kalple yaşlandığımız. Bu, loncavita adına da beyin sağlığı adına da çok önemli. Loncavita sağlıklı, uzun ve kaliteli yaşama verdiğimiz bir isim. Ne kadar yaş alırsak alalım sağlıklı bir kalp ve beyinle bunu sürdürmek önemli" ifadelerini kullandı. "Zayıflama ilaçları masum değiller" Son günlerin sıkça gündeme gelen sağlık konularından zayıflama ilaçlarına yönelik de konuşan Prof. Dr. Betül Erer, bu ilaçların doktor kontrolü dışında kullanımının tehlikeli olabildiğini belirtti. Erer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Zayıflama iğneleri özellikle vücut kitle endeksi 35’in üzerinde olan diyabetik hastalarda çığır açtı. İnsan ömrünü uzattığına ve komplikasyonları engellediğine dair sonuçları görüyoruz. Kişinin gerçekten endikasyonu olduğunda, doktor kontrolü altında verilmesi gerekiyor. Hiçbir şekilde diyet yapmadan, uygun vücut ağırlığına sahip olmadan, zayıflamak amacıyla bu ilaçları kullanan kişilerde ciddi yan etkiler görülebiliyor. Hiç masum ilaçlar değiller. O yüzden bu ilaçlara doktor kontrolünde başlanmasını ve gerçekten endikasyonu varsa kullanmalarını tavsiye ediyoruz." Söyleşi, Armağan Çağlayan ve Leyla Alaton’a teşekkür plaketi ve çiçek takdim edilmesiyle sona erdi.

Soğuk algınlığı sandı, ağır kalp yetmezliği çıktı: 75 yaşındaki hasta ikinci baharını yaşıyor Haber

Soğuk algınlığı sandı, ağır kalp yetmezliği çıktı: 75 yaşındaki hasta ikinci baharını yaşıyor

Ankara'da yaşayan 75 yaşındaki Ayşe Zedelenmez, halsizlik çabuk yorulma gibi şikayetlerle Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi aciline başvurdu. Burada yapılan tetkikler sonucunda kalp yetersizliği tanısı koyulan Zedelenmez, yoğun bakıma alındı. Farklı branşlardan yapılan tetkikler ve tedaviler sonucu sağlığına kavuşan Zedelenmez, çocuklarıyla birlikte ikinci baharını yaşıyor. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Kardiyoloji Bölümünden Prof. Dr. Mustafa Gökhan Vural, hastanın tanı ve tedavi sürecini anlatarak, "Yoğun bakıma yatırıldı. Yoğun bakımda tomografi çekildi ve akciğer zarları arasında bir sıvı olduğu tespit edildi. İğne ile o sıvı alındı. Daha sonra kalpte bir ritim bozukluğu olduğundan şüphelenildi ve kardiyolojiye danışıldı. Kardiyolojide yaptığımız tetkiklerde hastada, özellikle ileri yaşlarda karşımıza sıklıkla çıkan bir ritim bozukluğu olduğu tespit edildi. Ekokardiyografisinde yani kalp ultrasonunda kalbinin aslında pompa fonksiyonunun iyi olduğu fakat gevşeme fonksiyonunun bozulduğunu tespit ettik. Kalbi tabii ki bu kalp yetersizliğinin alevlenme döneminde olduğu için biraz hızlıydı. Biz hem göğüs hastalıkları uzmanları ile görüşüp hem ilgili diğer branşlarla beraber çok disiplinli bir yaklaşımla hastaya yaklaştık. Hem akciğer zarları arasında biriken sıvı iğne ile alırken aynı zamanda kalp ritmini ve hızını düzeltmeye çalıştık. Bu amaçla kalp hızını düşürücü ilaçlar verdik" ifadelerini kullandı. "Taburcu olduktan sonra sıkı kontrol altına aldık" Vural, hastaya konulan kalp yetersizliği tanısının yaygın olan pompalama bozukluğundan farklı olduğunu kaydederek, "Son 1-2 yıla kadar aslında çok da pompalama fonksiyonu için tedavimiz vardı. Ama gevşeme fonksiyonu için yeterli tedavimiz yoktu. Fakat son birkaç yıl içinde yeni çıkan tedavilerle buna yönelik de tedaviler yapabiliyoruz artık. Son birkaç yılda çıkan modern tedavileri de uyguladık. Yine hastamızın bir anemisi vardı. Kan düşüklüğü vardı, onu verdik. Bir demir tedavisi verdik damardan. Aynı zamanda kan transfüzyonu da yaptık. Hızlıca hasta toparladı. Taburcu olduktan sonra da sıkı kontrol altına aldık" diye konuştu. "Kalp yetersizliği sürekli yatılacak veya fiziksel aktivitenin azalması gereken bir hastalık değil" Kalp yetmezliği hastalığında yalnızda medikal tedavinin yeterli olmadığını vurgulayan Vural, "Yaşam tarzı değişiklikleri de öneriyoruz. Özellikle bu yaştaki hastaları için hayatın içinde kalmak çok önemli. Kalp yetersizliği yatılacak, sürekli yatılacak veya fiziksel aktivitenin azalması gereken bir hastalık değil. Tam tersine daha fazla hayata katılmalılar. Bunun psikolojik etkisi var. Sosyalleşmenin etkisi var. Kalbi iyileştireceği etkisi var. Fiziksel aktiviteyi arttırmalarını istiyoruz ki vücuttaki kas kitlesi korunsun. Vücuttaki kas kitlesi korunursa kalp de kendi fonksiyonlarını koruyabiliyor" açıklamasında bulundu. "Çok mutluyum, hocalarımız sayesinde, onların ilgileriyle düzeldim" Hasta Ayşe Zedelenmez, şu anda 3 katlı merdiveni yorulmadan çıkabildiğini aktararak, "Çok mutluyum, hocalarımız sayesinde. Onların ilgileriyle düzeldim. Torunla uğraşıyorum. Arada yürüyorum. Benim ufak 9 aylık torunum var. Öyle vakit geçiyor" ifadelerine yer verdi. "İkinci hayatıma başladım" Çocuklarına kavuştuğu için yaşadığı mutluluğu dile getiren Zedelenmez, "Benim çocuklarım, ömrüm, hayatım, her şeyim. Ben onlar için yaşıyorum. İkinci hayatıma başladım onların ve hocalarımın sayesinde" dedi. "Biz annem üşüttü derken tam aksine ağır bir derecede kalp yetmezliği başlamış" Hastanın kızı Berna Kayanöz ise "Bayağı kötü durumdaydı aslında ilk geldiğimizde. Direkt işlemler başladı ve yoğun bakıma yatırdılar. Bizim için asıl zorlu süreç o zaman başladı. Biz annem üşüttü, soğuk algınlığı derken tam aksine ağır bir derecede kalp yetmezliği başlamış, ciğerlerinde sıvı toplamış, yoğun bakıma yattı ve bizim için üzücü ve ağır bir süreç başladı" diye konuştu. "İkinci baharı evlatlarına yaşattı annem" Annesinin diğer kardeşleriyle birlikte hep yanında olduğunu anlatan Kayanöz, "Bu süreçte moral de çok önemli hasta için. Doktorlarımız onu yaptı, moral de çok verdiler. ‘Teyze düzelteceksin, bu senin elinde' diye annemi de bayağı bir motive ettiler. Böyle atlattık süreci. Annem diyor ya, ikinci baharı yaşadık diye. Aslında ikinci baharı evlatlarına yaşattı annem. Hepimiz çok kötü durumdaydık. Hep bunu derim, bir insanın annesi öldüğü zaman bu dünyada seven kimsesi kalmıyor. Biz de o pozisyondaydık, üç kardeş. Annem bize ikinci baharımızı yaşatıyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de ölümlerin yaklaşık yüzde 40'ı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklı Haber

Türkiye'de ölümlerin yaklaşık yüzde 40'ı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklı

Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine çalışanı Dr. Öğr. Üyesi Kardiyoloji Uzmanı Enes Çelik, kalp ve damar hastalıkları, dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli ölüm ve hastalık nedenleri arasında yer almakta olduğunu söyledi. Çelik, "Bununla birlikte, bu hastalıkların büyük bir bölümü; sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi ve etkili tedavi ile önlenebilmekte veya geciktirilebilmektedir. Kalp ve damar hastalıkları yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan hastalıklar değildir. Sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı, aşırı tuz tüketimi, obezite, hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörleri yaşamın erken dönemlerinden itibaren kalp sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Hipertansiyon başta olmak üzere birçok kardiyovasküler risk faktörü uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Ayrıca göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, efor kapasitesinde azalma, ani gelişen güçsüzlük veya konuşma bozukluğu gibi belirtiler zamanında fark edilmediğinde kalp krizi, inme ve kalp yetersizliği gibi ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı, kalp sağlığının korunmasında kritik öneme sahiptir" dedi. "Toplumun sağlık okuryazarlığının artırılmasına yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirilmektedir" Dr. Öğr. Üyesi Kardiyoloji Uzmanı Enes Çelik açıklamasının devamında, "Sağlık Bakanlığı olarak kardiyovasküler hastalıkların önlenmesine yönelik çalışmalarımızı koruyucu sağlık hizmetleri yaklaşımı doğrultusunda sürdürmekteyiz. Bu kapsamda; birinci basamak sağlık hizmetlerinde kardiyovasküler risk değerlendirmeleri yapılmakta, Hipertansiyon, diyabet ve dislipidemi gibi risk faktörlerinin erken tanısı ve etkin yönetimi desteklenmekte, tütün kullanımının önlenmesine yönelik kapsamlı mücadele yürütülmekte, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite alışkanlıklarının geliştirilmesi teşvik edilmekte. Toplumun sağlık okuryazarlığının artırılmasına yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirilmektedir. Kalp sağlığının korunması; yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi edilmesini değil, hastalık gelişmeden önce risklerin azaltılmasını esas alan bütüncül bir yaklaşım gerektirmektedir" dedi. "Unutulmamalıdır ki; kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır" Çelik son olarak, "Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi için her bir bireyin tütün ve tütün ürünlerinden uzak durması, sağlıklı ve dengeli beslenmesi, günlük yaşamda fiziksel aktiviteyi artırması, ideal vücut ağırlığını koruması, kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol düzeylerini düzenli olarak kontrol ettirmesi. Hekim önerilerine uygun tedavi ve ilaçlarını aksatmadan kullanması, Aile Hekimine başvurarak kardiyovasküler risk değerlendirmesini yaptırması, Sağlıklı Hayat Merkezlerini ziyaret ederek sağlıklı hayat danışmanlığı alması, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya inme belirtileri geliştiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki; kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle hem bireysel yaşam kalitesi artırılabilir hem de toplumdaki hastalık yükü önemli ölçüde azaltılabilir" ifadelerine yer verdi.

Kalp hastalığı bazen ilk olarak yorgunlukla kapınızı çalıyor Haber

Kalp hastalığı bazen ilk olarak yorgunlukla kapınızı çalıyor

Kalp hastalıklarının ilk belirtilerinden birinin günlük yaşamda fark edilen efor kapasitesi kaybı olabileceğini belirten Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Göksel Güz, daha önce rahatlıkla çıkılan merdivenlerin zor gelmesi, kısa yürüyüşlerde nefes nefese kalınması ve basit ev işlerinde bile belirgin yorgunluk hissedilmesinin önemsenmesi gerektiğini söyledi. Bu değişimin her zaman yaş alma veya kondisyon eksikliğiyle açıklanamayacağını ifade eden Güz, kalbin vücudun ihtiyaç duyduğu oksijenli kanı yeterince dolaşıma veremediği durumlarda efor kapasitesinin azalabileceğini belirtti. Özellikle daha önce bulunmayan ve giderek artan nefes darlığı ile çabuk yorulmanın, kişinin yaşam kalitesini etkilemeden önce değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Güz, "Yeni başlayan efor kaybı, kalp açısından mutlaka değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor" dedi. Göğüs dışındaki ağrılar da kalpten kaynaklanabilir Kalp kaynaklı ağrının yalnızca göğüs bölgesinde hissedilmediğini belirten Doç. Dr. Göksel Güz, bazı hastalarda ağrının çene, sırt, omuz veya sol kola yayılabildiğini söyledi. Özellikle fiziksel aktivite sırasında başlayan ve dinlenmeyle hafifleyen ağrıların kalp damar hastalıkları açısından önem taşıdığına dikkat çeken Güz, mide bulantısı, soğuk terleme ve açıklanamayan halsizlik gibi belirtilerin de tabloya eşlik edebileceğini ifade etti. Bu tür yakınmaların tek başına kalp hastalığı anlamına gelmediğini ancak birlikte değerlendirildiğinde önemli ipuçları sunabileceğini belirten Güz, "Ağrının yeri kadar hangi şartlarda başladığı ve beraberindeki belirtiler de tanı açısından yol göstericidir" dedi. Kadınlarda belirtiler daha farklı seyredebiliyor Kadınlarda kalp hastalıklarının erkeklerde görülen klasik tabloyla her zaman benzer şekilde ortaya çıkmadığını belirten Doç. Dr. Göksel Güz, nefes darlığı, olağandışı yorgunluk, bulantı ve sırt ağrısının kadınlarda daha belirgin olabildiğini söyledi. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların, kadınlarda kalp krizinin farklı belirtilerle başlayabileceğini ortaya koyduğunu ifade eden Güz, bu nedenle belirtilerin yalnızca göğüs ağrısına indirgenmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle diyabet, hipertansiyon veya ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan kadınlarda bu yakınmaların stres ya da yoğun çalışma temposuna bağlanmaması gerektiğini söyleyen Güz, "Belirtilerin kişiye özgü değerlendirilmesi, kalp hastalıklarının daha erken fark edilmesine katkı sağlayabilir" dedi. Tansiyon ve kolesterol sessiz ilerleyebiliyor Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterolün en önemli özelliklerinden birinin uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ilerleyebilmesi olduğunu belirten Doç. Dr. Göksel Güz, kişinin kendisini iyi hissetmesinin kalp-damar riskinin düşük olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Kontrolsüz tansiyonun damar yapısını zaman içerisinde olumsuz etkileyebileceğini, yüksek kolesterolün ise damar duvarında plak oluşumuna katkıda bulunabileceğini ifade eden Güz, bu değişimlerin yıllar içinde kalp krizi ve inme riskini artırabildiğini belirtti. Düzenli ölçüm ve hekim kontrolünün, henüz şikâyet oluşmadan risklerin belirlenmesine yardımcı olduğunu vurgulayan Güz, "Rutin tansiyon ve kolesterol kontrolleri, kalp sağlığını korumanın en önemli basamaklarından biridir" dedi. Risk değerlendirmesinde tek bir sonuç yeterli değil Kalp-damar hastalığı riskinin yalnızca kolesterol değerine bakılarak değerlendirilemeyeceğini belirten Doç. Dr. Göksel Güz, yaş, tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü ve yaşam alışkanlıklarının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Bazı kişilerde laboratuvar değerleri normal sınırlarda görünse bile birden fazla risk faktörünün bir araya gelmesinin toplam kardiyovasküler riski artırabileceğini ifade eden Güz, risk değerlendirmesinin kişiye özel yapılmasının doğru koruyucu yaklaşım açısından büyük önem taşıdığını belirtti. "Kalp sağlığını değerlendirirken yalnızca tek bir kan sonucuna değil, kişinin bütün risk profiline bakıyoruz" dedi. Kalbi korumak günlük alışkanlıklarla başlıyor Kalp-damar hastalıklarının önemli bir bölümünün yaşam tarzıyla ilişkili risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla önlenebileceğini belirten Doç. Dr. Göksel Güz, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, tütün ürünlerinden uzak durma, sağlıklı kilo ve yeterli uykunun kalp sağlığını destekleyen temel alışkanlıklar arasında yer aldığını söyledi. Gün içerisinde uzun süre hareketsiz kalmak yerine düzenli yürüyüş yapmak, sebze ve liften zengin beslenmek, tansiyon ve kan şekeri kontrolünü ihmal etmemek gibi küçük değişikliklerin uzun vadede kalp sağlığı üzerinde önemli etkileri bulunduğunu ifade eden Güz, "Kalbi korumak yalnızca hastalık ortaya çıktığında tedavi olmak değildir. Düzenli kontrolleri ihmal etmemek, risk faktörlerini bilmek ve günlük yaşamda hareketi artırmak kalp sağlığını korumanın en etkili yollarındandır" diyerek sözlerini tamamladı.

Kalp kapağında ezber bozan operasyon Haber

Kalp kapağında ezber bozan operasyon

Bursa’da daha önce iki kez kalp kapak ameliyatı geçiren ve üçüncü bir açık kalp operasyonu yüksek risk taşıyan 76 yaşındaki Şükran Can’a, dünyada sınırlı sayıda uygulanan Türkiye’de ilk kez uygulanan özel bir yöntemle müdahale edildi. İzmir’de yaşayan Şükran Can’ın kalp hastalığıyla uzun yıllardır mücadele ediyordu. Daha önce iki kez kapak operasyonu geçiren Can’ın hem aort hem de mitral kapağına metalik protez kapak yerleştirildi. Hastaya ilerleyen süreçte kalp pili de takıldı. Son dönemde nefes darlığı, halsizlik ve çabuk yorulma şikayetleri yaşayan Can, tedavi için Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniğine başvurdu. Yapılan değerlendirmelerde mevcut mekanik aort kapağında ciddi düzeyde darlık ve işlev bozukluğu tespit edildi. Üçüncü ameliyat yerine farklı yöntem tercih edildi Hastanın daha önce geçirdiği operasyonlar, mevcut sağlık sorunları ve akciğer kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle üçüncü kez açık kalp ameliyatına alınmasının yüksek risk taşıdığı değerlendirildi. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bursa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Arı’nın öncülüğünde, Kardiyoloji ve Kalp Damar Cerrahisi Konseyi tarafından hastanın durumu değerlendirildi. Yapılan değerlendirme sonucunda, daha önce biyoprotez kapaklarda uygulanan "valve-in-valve" yönteminin bu kez metalik aort kapak içerisinde uygulanmasına karar verildi. Türkiye’de ilk kez uygulandı Yaklaşık 1 saat süren yüksek riskli işlem, kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi ile anestezi ekiplerinin ortak çalışmasıyla gerçekleştirildi. Hastanın mevcut metalik aort kapağının içerisine kateter yöntemiyle yeni biyoprotez kapak yerleştirildi. Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Hasan Arı, hastanın üçüncü kez ameliyat edilmesinin ciddi risk taşıdığını belirterek, uygulanan yöntemin dünyada da oldukça sınırlı sayıda hastada gerçekleştirildiğini söyledi. Arı, "Kardiyoloji kliniğinde yaklaşık 25 yıldır Yüksek İhtisas’ta görev yapıyorum. Son hastamız 76 yaşında kadın hasta. Daha önce iki defa kapak operasyonu geçirilmiş. Hem aort hem mitral kapağına metalik kapak takılmış. Hastanın aort kapağında ciddi işlev bozukluğu ve darlık vardı. Üçüncü operasyonun yüksek risk taşıması nedeniyle farklı bir yönteme başvurduk. Hastaya üçüncü defa operasyon yapılacak. Ancak hasta çok uzun süre hastanelerde yatmış ve çok fazla komorbid durumu var. Akciğer kapasitesi yeterli olmayan bir hasta. Bu hastanın üçüncü bir operasyonunun çok yüksek riskli olacağı Kardiyoloji-Kalp Cerrahisi Konseyi’nde görüşüldü" diye konuştu. "İşlemi ekip olarak başarıyla gerçekleştirdik" Arı, daha önce biyoprotez kapaklarda uygulanan yöntemin bu kez metalik aort kapak içerisinde gerçekleştirildiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hastaya farklı bir teknik ile daha önce biyoprotez kapaklar için uyguladığımız valve-in-valve TAVI işleminin metalik aort kapak içerisinde valve-in-valve şeklinde uygulanmasına karar verdik. Bu işlemi ekip olarak başarıyla gerçekleştirdik. İşlemin ardından hasta iki gün yoğun bakımda takip edildi." Uzun yıllardır kalp hastalığı nedeniyle tedavi gören Şükran Can ise Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gördüğü ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Can, sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, doktorlarına ve hastane çalışanlarına teşekkür etti.

"Frank işareti tek başına kalp hastalığı belirtisi değildir" Haber

"Frank işareti tek başına kalp hastalığı belirtisi değildir"

Komedyen Cem Yılmaz'ın yaşadığı sağlık sorunlarının ardından, kalp krizi belirtilerini önemseyerek vakit kaybetmeden hastaneye başvurmanın önemi yeniden gündeme geldi. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güngören, belirtiler konusunda vatandaşları uyarırken, kalp krizi habercisi olabileceği iddia edilen ‘Frank işareti'ne dair bilgiler verdi. Kalp hastalıkları, tüm dünyada ölümlerin başlıca sebepleri arasında yer alıyor. Dikkate alınmayan kalp krizi belirtileri, ölümle sonuçlanabiliyor. Medicana Ataköy Hastanesi'nden Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Güngören, kalp krizinde ilk belirtilerin hastadan hastaya değiştiğini ifade etti. Doç. Dr. Güngören, "Bazı hastalarda ilk belirti göğüs ağrısı iken bazı hastalarda nefes darlığı, bazı hastalarda ise bayılma, çarpıntı hissi olabiliyor. Büyük çoğunlukla hastalarda göğüs ağrısıyla başvuruları görüyoruz. Ama bazı yaşlı hastalar, şeker hastaları ve fiziksel nörolojik problemleri olan hastalarda bu ilk belirti kendini nefes darlığı ya da genel durumda birden bozulma şeklinde gösterebiliyor" dedi. "Gerekli görülürse en geç 2 saat içinde anjiyo uyguluyoruz" Hastaların çoğunlukla göğsün ön bölgesinden başlayarak kola veya sırta yayılabilen ağrıyla acile başvurduğunu belirten Doç. Dr. Fatih Güngören, "EKG'lerini değerlendiriyoruz. EKG'de ST elevasyonu dediğimiz bir durum görürsek, bu hastaların acil olarak anjiyografiye alınması ve sorumlu damardaki tıkanıklığa müdahale edilmesi gerekiyor. Bu süreçte hedef, hastanın mümkün olan en kısa sürede, ideal olarak ilk tıbbi temastan itibaren 120 dakika içinde uygun tedaviye ulaştırılmasıdır. Bazı hasta gruplarında ise EKG'de bu değişikliği göremeyebiliyoruz. Bu hastalarda klinik değerlendirme, seri EKG ve kan testleriyle takip süreci yürütülebiliyor" şeklinde konuştu. "Farklı bir ağrı varsa bir an önce 112 aranmalı" Kalp krizi belirtilerinin her zamankinden farklı ve yoğun şekillerde kendini gösterdiğini belirten Doç. Dr. Güngören, "Kalp krizinde hasta her zamankinden farklı bir durumda kendini hisseder. Bu ağrı her zamankinden farklı bir ağrı, göğüs ön bölgesinde yanma, göğse bir şey oturuyormuş gibi ya da sıkıştırma gibi bir his olabilir. Her zamankinden çok daha farklı bir ağrı, beraberinde terleme, bulantı hissi, kusma hissi olabiliyor. Hastalar yolunda gitmeyen bir şeyi kendinde fark ettiğinde bir an önce 112'yi araması ya da bir an önce hastaneye başvurarak tam bir temas kurması gerekiyor" dedi. "Frank işaretiyle birlikte diğer belirtilere de bakmak gerekiyor" Özellikle sosyal medyada sıkça gündeme gelen, kulak memesindeki çizginin kalp hastalığı habercisi olabileceği yönündeki iddialara da değinen Doç. Dr. Fatih Güngören, "Frank işareti" olarak adlandırılan bu çizgiyle ilgili şu bilgileri verdi: "Yapılan bazı çalışmalarda, kalp damar hastalığı bulunan kişilerde kulak memesindeki ‘Frank işareti' olarak adlandırılan diagonal çizginin daha sık görüldüğüne ilişkin bir korelasyon ortaya konmuş. Bu nedenle özellikle Frank işareti bulunan kişilerin, ‘Kalp-damar problemim var mı?' veya ‘İleride kalp-damar problemi yaşar mıyım' endişesiyle bir kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesinde fayda olabilir. Ancak her Frank işareti bulunan hastanın kalp damarlarında problem olduğu sonucunu çıkarmak doğru değil. Hasta bu nedenle başvurduğunda, eşlik eden hastalıklarını ve diğer risk faktörlerini bir bütün olarak değerlendiriyoruz. Bunun sonucunda ileri bir damar görüntüleme yöntemine ihtiyaç olup olmadığına karar veriyoruz. Her Frank işareti bulunan hastaya anjiyo ya da koroner BT anjiyografi yapılması gerektiğini söylemek doğru bir yaklaşım değil. Öncelikle kişinin kardiyovasküler risklerini ortaya koymak gerekiyor." Hareketsiz yaşam, sigara ve alkol tüketimi önemli risk faktörleri Kalp-damar hastalıklarında risk faktörlerinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Fatih Güngören, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve ailede genç yaşta kalp krizi öyküsünün önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu söyledi. Sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi ve sedanter yaşam tarzının da kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebildiğini belirten Güngören, "Bunların hepsi bizim için önemli risk faktörleri. Kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde bu risk faktörlerini daha sık görebiliyoruz. Dolayısıyla kişinin toplam kardiyovasküler riskini değerlendirirken bütün bu faktörleri birlikte ele almak gerekiyor" dedi. "Stres hormonları kalp krizine yatkınlığı artırabiliyor" Stresin kalp sağlığı üzerindeki etkisine de değinen Güngören, "Stres günlük hayatın bir parçası haline geldi. Stresin damarlar üzerindeki etkileri ve stres hormonlarının vücuttaki etkileri önemli. Adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları tansiyonumuzu yükseltebilir, nabız sayımızı artırabilir. Damarlarımızda aterosklerotik bir plak varsa, yoğun stres ve buna eşlik eden fizyolojik değişiklikler bazı durumlarda plağın yırtılması ve pıhtı oluşumu gibi süreçlere katkıda bulunabilir. Bu nedenle stresi yönetmek kalp-damar sağlığı açısından da önemli" diye konuştu. "Erkekler 40 yaşından sonra, kadınlar menopoz döneminde kontrollere başlamalı" Düzenli kalp sağlığı kontrollerinin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Fatih Güngören, "Genel olarak önerimiz şu şekilde: Eğer ailede genç yaşta kalp krizi gibi bir risk öyküsü varsa bu kişileri 40 yaşını beklemeden değerlendirmek isteyebiliriz. Özellikle erken yaşta kalp-damar hastalığı öyküsü veya ailevi hiperkolesterolemi gibi durumlarda daha erken yaşlarda kontrol yapılması gerekiyor. Erkekler için genel olarak 40 yaşından sonra kardiyovasküler risk değerlendirmesi yapılmasını öneriyoruz. Kadınlarda ise menopoz dönemi ve sonrasında kalp-damar hastalıkları açısından risk faktörlerinin yeniden değerlendirilmesi önem taşıyor" diyerek sözlerini noktaladı.

Kalp krizi geçiren Cem Yılmaz'dan iyiyim mesajı Haber

Kalp krizi geçiren Cem Yılmaz'dan iyiyim mesajı

Çanakkale'de dün geçirdiği kalp krizi sonucu anjiyo olan ünlü komedyen Cem Yılmaz, sosyal medya hesabından hastane odasında fotoğrafıyla yaptığı paylaşımda, "Sağolun arkadaşlar iyiyim" mesajını verdi. Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Paşaköy köyündeki yazlık evinde dün akşamüstü kalp krizi geçiren ünlü komedyen Cem Yılmaz, ÇOMÜ Hastanesinde anjiyo oldu. Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Akşit tarafından Cem Yılmaz'a el bileğinden yaklaşık 40 dakikada gerçekleştirilen operasyonla balon ve stent işlemi yapıldı. Operasyon sonrası Cem Yılmaz'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Ünlü komedyen Cem Yılmaz, sosyal medya hesabından hastane odasında fotoğrafıyla yaptığı paylaşımda, "Sağolun arkadaşlar iyiyim mesajı vererek, "Tam Goranın çekimleri bitti, dedim ki şimdi iş bitince çıkar yorgunluğu, sette hiç belli etmez, kemiklerin ağrır iş bitince.. Dün kötü bi ağrı saplandı göğsüme sırtıma , eve gidip yatsam hala yatıyor olurdum. Ayvacık da ilk hastanede, burada Çanakkale de ki arkadaşlarıma teşekkür ederim, edeceğim sonra detaylı. Soran eden gelen herkese teşekkür ederim ..Sağlık bakanımız da sağ olsun geçmiş olsun dileklerini iletmiş. Tüm sağlık dünyası zaten beni sever ne mutlu neyse. Kötü bir gün geçirdim vesselam. Doktorlar stresten uzak durun dedi. Güldüm :) yine abi az iç diyen, saçı kesti yeni imaj diyenlere bir sözüm var siz olmasanız kalp krizi de olmazdı hayatta:) Sevenlere tekrar tekrar teşekkür ederim. Sağlıklı olun inşallah" ifadelerine yer verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.