Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Karantina

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Karantina haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karantina haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yenişehir'de Güney Marmara'nın en modern hayvan bakımevi açıldı Haber

Yenişehir'de Güney Marmara'nın en modern hayvan bakımevi açıldı

Yenişehir Belediyesi, can dostların yaşam standartlarını en üst seviyeye çıkaracak, ilçenin yıllardır hasretle beklediği dev projeyi hayata geçirdi. “Yenişehir Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı” açılış törenine, Bursa Milletvekili Ayhan Salman, Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Yenişehir Kaymakamı Ümit Altay, hayvanseverler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Açılış konuşmasını yapan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, göreve gelmeden önce sokak hayvanları için verdiği sözü tutmanın derin huzurunu yaşadığını belirtti. ‘SÖZÜMÜZÜ YERİNE GETİRMENİN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ’ Geçmişte kırsalda ve dağlarda hayvanseverlerle birlikte bir kap mama ulaştırmak için verdikleri mücadeleyi hatırlatan Başkan Ercan Özel “Yıllarca sokaklardaki masum canların çaresizliğine şahit olmak içimizde kanayan bir yaraydı. Kendi kendime bir söz vermiştim; eğer bu şehre hizmet etme lütfuna erişirsem, ilk işimiz o masumların hakkını teslim etmek olacaktı. Bugün o büyük sözü yerine getirmenin tarifsiz mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. 13 BİN METREKARELİK DEV YAŞAM ALANI Buranın sıradan bir barınak olmadığına dikkat çeken Başkan Ercan Özel, “Toplam 13 bin metrekarelik devasa bir alan üzerine kurduğumuz bu tesis, sadece Bursa’nın değil, Güney Marmara’nın en büyük, en modern hayvan bakımevlerinden biri haline geldi. Burada, tam donanımlı ameliyathane ve muayene odaları, karantina ve yoğun bakım üniteleri, röntgen ve ultrason cihazları, anne-yavru yaşam alanları, tekli konaklama alanları, operasyon sonrası müşahede bölümleri, geniş ve ferah doğal yaşam alanları bulunuyor. Biz inanıyoruz ki; burası Bursa’nın ve bölgemizin en güçlü yaşam ve rehabilitasyon merkezi olacak” ifadelerini kullandı. HEM HAYVAN SAĞLIĞI HEM HALK SAĞLIĞI GÜVENCE ALTINDA Tesiste görev yapacak 2 veteriner hekim, 2 tekniker ve 4 destek personeli olmak üzere toplam 8 kişilik uzman ekip, popülasyonu kontrol altına almak adına ilk etapta ayda 60 hayvanı kısırlaştırmayı hedefliyor. Düzenli olarak yapılacak çip uygulamaları, aşılamalar, iç ve dış parazit tedavileriyle hem hayvan sağlığı hem de halk sağlığı üst düzeyde korunacak. Aynı anda 200 hayvana hizmet verecek kapasitedeki tesis, ihtiyaç halinde 400 hayvana kadar genişletilebilecek. GELECEK NESİLLERE HAYVAN SEVGİSİ AŞILANACAK Tesisin çok kısa bir süre içinde ailelerin çocuklarıyla birlikte vakit geçirebileceği bir eğitim yuvasına dönüştürüleceğini anlatan Başkan Ercan Özel, konuşmasını şöyle tamamladı: 'Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah’tan korkun!' diyen Peygamber Efendimizin ümmetiyiz. Bir canın satın alınacak bir eşya değil, emanet olduğunu çocuklarımıza burada öğreteceğiz. Bu proje sadece belediyemizin değil; Bursa Valiliğimizin, Kaymakamlığımızın, ilgili müdürlüklerimizin, BDK Yapı firmasının ve gece gündüz sahada bizimle olan fedakar hayvanseverlerimizin ortak başarı hikayesidir. Yenişehir’imizde artık hiçbir can sahipsiz ve çaresiz kalmayacak.” BİBA: EN İNCE AYRINTISINA KADAR HER ŞEY DÜŞÜNÜLMÜŞ Açılış töreninde tesisin önemli bir ihtiyacı karşıladığın ve her ince ayrıntının düşünüldüğünü aktaran Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba "Biz de Büyükşehir olarak hayvanlarımızın daha iyi şartlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri için barınaklarımızı hizmete açmaya hazırlanıyoruz. İnşallah en kısa zamanda bu tesislerin açılışını gerçekleştirerek can dostlarımıza daha güvenli ve sağlıklı yaşam alanları sunacağız. Bu barınağın yapımında başından sonuna kadar emeği geçen herkese ve bugün burada düzenlenen organizasyonda katkısı bulunan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum” dedi. SALMAN: “HAYVANLARI KORUMAK MEDENİYETİN BİR PARÇASI” AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman, hayvanların korunmasının ve çevreye sahip çıkılmasının medeniyet anlayışının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Dünyanın insanlara miras değil, gelecek nesillere aktarılmak üzere emanet edildiğini ifade eden Salman, doğanın, su kaynaklarının, bitkilerin ve hayvanların korunmasının ortak sorumluluk olduğunu dile getirdi. Sokak hayvanlarının korunması ile vatandaşların güvenliğinin sağlanmasının birbirine alternatif konular olmadığını belirten Salman, hem insanların hem de sahipsiz hayvanların güvenli ve sağlıklı koşullarda yaşamalarını sağlayacak çözümlerin birlikte hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. 2004 yılında çıkarılan yasal düzenlemelerle belediyelere önemli sorumluluklar verildiğini hatırlatan Salman, bu konuda çalışma yapan yerel yönetimlere teşekkür ederek, benzer tesislerin tüm ilçe ve şehirlerde yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti. Açılışı yapılan merkezin yalnızca bir bina olmadığını, hayvanların doğal yaşam alanlarında barınabileceği ve tedavi edilebileceği örnek bir tesis niteliği taşıdığını belirten Salman, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın da bu tür projelere destek verdiğini hatırlattı. DOĞAN: “SAĞLIKLI VE KONFORLU KOŞULLAR” Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, açılışı yapılan tesisin sokak hayvanları için önemli bir yaşam alanı oluşturduğunu belirterek, hayvanların burada daha sağlıklı ve konforlu koşullarda yaşamlarını sürdürebileceğini söyledi. Başkan Ercan Özel’i projeden dolayı tebrik eden Vali Yarımcısı Doğan, “Burası çok güzel bir tesis oldu, inanın hayvanların kapısını açsanız bile buradan ayrılmazlar” dedi. Ekim ayının sonunda temeli atılan bu güzel tesisin bugün açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Yenişehir Kaymakamı Ümit Altay da, “Bu modern tesiste her ayrıntı büyük bir titizlikle düşünülmüş. Bu tesis sayesinde hayvanlarımız en iyi şartlarda tedavi edilecek, rehabilite edilecek ve sıcak yuvalarına kavuşmaları için sahiplendirilecektir. Can dostlarımız için böylesine değerli ve örnek bir tesisi ilçemize kazandıran Belediye Başkanımız Ercan Özel başta olmak üzere emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Program, Bursa İl Müftüsü Yavuz Selim Karabayır’ın duaları eşiğinde gerçekleştirilen kurdele kesimiyle tamamlandı.

Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor Haber

Keneye Karşı Basit Önlemler Hayat Kurtarıyor

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte kene vakalarında artış yaşanırken, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı da yeniden gündeme geldi. Nev Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirterek, hastalıktan korunmada kişisel önlemlerin büyük önem taşıdığını vurguladı. KKKA Nedir? Uzm. Dr. Mustafa Fevzi Özsoy, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi’nin kenelerin insanları ısırmasıyla bulaşan bir virüs tarafından oluşturulan ve ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve daha ciddi olgularda kanama gibi bulgu ve belirtiler oluşturarak ölümlere neden olabilen zoonotik, yani hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olduğunu söyledi. Hastalığın ilk olarak Kırım bölgesinde, sonraki yıllarda ise Kongo’da tespit edildiğini belirten Özsoy, 1969 yılında bu iki bölgede görülen virüslerin aynı olduğunun anlaşılması üzerine hastalığın “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” olarak isimlendirildiğini ifade etti. “Vakalar Bahar ve Yaz Aylarında Artıyor” KKKA vakalarının, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği bahar ve yaz aylarında görüldüğünü belirten Özsoy, hastalığın Türkiye’de ilk kez 2002 yılında Tokat’ta tespit edildiğini söyledi. Hastalığın çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaştığını kaydeden Özsoy, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu ve Karabük’ün hastalığın yoğun görüldüğü iller arasında yer aldığını dile getirdi. “Bulaşma Yollarına Dikkat” Hastalığın ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaştığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığın bulaştırıcısı olan asıl kene türünün Hyalomma marginatum olduğunu söyledi. Özsoy, bunun yanı sıra hastalığın viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku ve vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabildiğine dikkat çekti. “Belirtiler ve Kuluçka Süreci” Kuluçka döneminin genellikle 1 ila 3 gün arasında değiştiğini, en fazla ise 9 güne kadar uzayabildiğini belirten Özsoy, enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında bu sürenin 5 ila 6 gün, en fazla ise 13 gün olabileceğini ifade etti. “Hastalığın Özel Bir Tedavisi Bulunmuyor” KKKA’nın özel bir tedavisinin bulunmadığını vurgulayan Özsoy, tedavinin esasını destek tedavisinin oluşturduğunu söyledi. Günümüzde hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmadığını belirten Özsoy, Türkiye’de hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. “Her Yıl Nisan-Ekim Arasında Görülüyor” Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmaların Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü ifade eden Özsoy, kişisel korunma önlemlerinin alınmasının hastalığın kontrolünde ön planda olduğunu söyledi. Türkiye’de KKKA’nın her yıl nisan-ekim ayları arasında görüldüğünü, haziran ve temmuz aylarında ise vaka sayılarının zirveye ulaştığını belirten Özsoy, hastalığın yaklaşık yüzde 4-5 oranında ölümcül seyredebildiğini dile getirdi. Özsoy, 2002-2024 yılları arasında Türkiye’de 17 bin 132 vaka görüldüğünü ve 819 ölüm kaydedildiğini belirterek, en yüksek vaka sayısının 2009 yılında 1.318 vaka olarak gerçekleştiğini, 2017 yılında ise 343 vakanın tespit edildiğini söyledi. Hastalığın halen ülkemiz açısından önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade etti. “Risk Altındaki Meslek Grupları” Hastalığın özellikle endemik bölgelerde yaşayan tarım ve hayvancılıkla uğraşan çiftçiler, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları, veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri, enfekte hastalarla temas eden sağlık personeli, laboratuvar çalışanları, hasta yakınları, askerler ve kamp yapan kişiler açısından risk oluşturduğunu belirten Özsoy, bu grupların daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. “Basit Tedbirlerle Korunmak Mümkün” Kene yönünden riskli alanlara gidilirken vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Özsoy, pantolon paçalarının çorap içine sokulmasının ve açık renkli kıyafetlerin kullanılmasının kenelerin fark edilmesini kolaylaştırdığını ifade etti. Riskli alanlardan dönüldüğünde vücudun dikkatlice kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Özsoy, kene tutunması halinde çıplak elle temas edilmeden uygun bir malzeme yardımıyla çıkarılması gerektiğini söyledi. Kenenin erken çıkarılmasının hastalığın bulaşma riskini azalttığını belirten Özsoy, kişinin keneyi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini ifade etti. Hayvanların sağlıklı görünse bile hastalığı taşıyabileceğine dikkat çeken Özsoy, hayvanların kanı, vücut sıvıları ve dokularına çıplak elle temas edilmemesi gerektiğini söyledi. “Kene Çıplak Elle Ezilmemeli” Kenelerin uçan ya da zıplayan canlılar olmadığını, yerden yürüyerek insan vücuduna tırmandığını belirten Özsoy, vücuda tutunan veya hayvanlar üzerinde bulunan kenelerin kesinlikle çıplak elle öldürülmemesi ve patlatılmaması gerektiğini vurguladı. Kenelerin üzerine sigara basılması ya da kolonya ve gaz yağı gibi maddeler dökülmesinin yanlış bir uygulama olduğunu ifade eden Özsoy, bunun kenenin kasılmasına neden olarak virüsü kişiye bulaştırma riskini artırabileceğini söyledi. “Temas Sonrası Takip Önemli” Kene tutunan kişilerin 10 gün boyunca halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini izlemeleri gerektiğini belirten Özsoy, bu belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti. Maruz kalan kişilerin günlük vücut ısısı ölçümü ve haftalık tam kan sayımı da dahil olmak üzere iki haftalık bir izlem sürecinden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Özsoy, karantina uygulanmasına gerek olmadığını söyledi. İzlem döneminde ateşli bir hastalık gelişmesi durumunda tanısal testlerin yapılması gerektiğini belirten Özsoy, Ribavirinin koruyucu amaçla kullanımının rolünün ise halen netlik kazanmadığını ve daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. “Çevre Temizliğinde Çamaşır Suyu Etkili” Çevre temizliği konusunda da bilgi veren Özsoy, sodyum hipokloritin, yani çamaşır suyunun virüse karşı oldukça etkili olduğunu söyledi. Kan ve vücut sıvılarıyla kirlenmiş yüzeylerde 1’e 10’luk solüsyonların kullanıldığını belirten Özsoy, organik materyaller uzaklaştırıldıktan sonra uygulanmasının etkinliği artırdığını ifade etti. Hazırlanan solüsyonların 24 saat sonra etkinliğinin azaldığını kaydeden Özsoy, bu nedenle günlük hazırlanması gerektiğini ve hazırlanan ortamın iyi havalandırılmasının önem taşıdığını sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.