Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Karaman

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Karaman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karaman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konya Ovası’nda obruk alarmı: Sayı 740’ı aştı Haber

Konya Ovası’nda obruk alarmı: Sayı 740’ı aştı

Konya Ovası’nda yıllar içinde artan obruklara ilişkin çalışmalar sürerken, Konya Kapalı Havzası’nda tespit edilen obruk sayısının 740’ın üzerine çıktığı belirlendi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya’da daha önce 600 civarında olan obruk sayısının günümüzde 700 seviyesine ulaştığını belirterek, bölgedeki artışa dikkat çekti. Konya Kapalı Havzası’nda obruk oluşumlarıyla ilgili envanter çalışmaları devam ediyor. Yapılan son çalışmalarla birlikte havza genelinde 740’ın üzerinde obruk tespit edilirken, bunların yaklaşık 700’ünün Konya Havzası içerisinde, 25-30 kadarının Karaman’da, 8-10 kadarının ise Aksaray’da bulunduğu ifade edildi. Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, Konya’daki obruk sayısının geçmiş yıllara göre önemli ölçüde arttığını belirterek, "Konya’da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz" dedi. 2020’den bu yana artış Obrukların sayısındaki artışın dikkat çektiğine değinen Prof. Dr. Arık, 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlarda yaklaşık 500 obruk bulunduğunu, günümüzde aynı bölgede 600 civarında obruktan söz edilebildiğini söyledi. Arık, "Konya’da envanter çalışmaları esnasında 600 civarında obruktan söz ediyorduk. Günümüzde artık 700 civarında obruktan söz ediyoruz. AFAD’ın yapmış olduğu çalışmalar halen devam ediyor. Konya, Karaman ve Aksaray için duyarlılık, Konya için tehlike haritasının hazırlığı da devam ediyor. Merkezimiz de bu hususta çalışmalarını sürdürüyor. Örneğin 2020 yılında Karapınar çevresindeki sayımlar sonucunda 500 civarında obruk vardı. Şimdi aynı bölge içerisinde 600 civarında obruktan söz edebiliyoruz" şeklinde konuştu. Obrukların oluşumunda doğal yapı ve su etkili Obruk oluşumlarının doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geldiğini anlatan Prof. Dr. Arık, "Obruk oluşumları aslında doğal jeolojik şartlara bağlı olarak meydana geliyor. Özellikle kaya yapısı son derece önemli. Suyla karşılaştığı zaman çözünebilir nitelikteki birimlerin olduğu yerlerde su ve kaya etkileşimi sonucunda yer altındaki küçük boşluklar büyük mağaralara evrilebiliyor ve zaman içerisinde mağara tavanlarının ağırlığını taşıyamayarak çökmeleri sonucunda oluşuyor. Bu normal, doğal jeolojik şartlar demek yani kaya türü. Tabii suyun hareketine imkan verecek nitelikte yer altındaki örtülü kırıklar, faylar ve yer altındaki birimlerin gözenekleri bunda önemli etkenler. Yer altı suyunun süreksizliği, yer altı suyunun varlığı, seviyesi ve suyun karakteristiği son derece önemli obruk oluşumları için. Örneğin Konya yöresinde hafif asidik nitelikte sular, çözünürlüğü biraz daha artırıcı bir faktörle karşımıza çıkıyor" ifadelerini kullandı. Kuraklık ve aşırı yer altı suyu kullanımı Arık, "Tabii su seviyesindeki değişkenliklere en önemli etki iklim değişikliği içinde bulunduğumuz dönemde. Örneğin 2025 yılı son 40 yılın, 50 yılın en sıcak dönemi olarak kayıtlara geçti. Ötesinde 2026 yılında da özellikle bahardan sonra meydana gelen yağışlarda yine son 60 yılın en yağışlı periyodu olarak söylenebilir. Yani bu şekilde iklim değişikliğinin tam da özeti olarak söyleyebiliriz. Uzun süreli kuraklıklar, ani yağışlı periyotlar gibi olaylar iklim değişikliğinin sonucu. Tabii vatandaşlar bölgede tarıma da devam edebilmek için mecburen yer altı sularına başvuruyorlar. Yer altı sularını kullanma ve su seviyesindeki değişiklik de yine önemli etkenlerden bir tanesi. Özellikle düşündüğümüzde suyun yer altı seviyesindeki temel etkeni, aşırı suya olan talep olarak söyleyebiliriz" dedi. "Deprem-obruk ilişkisi için daha fazla veriye ihtiyaç var" Fayların obruk üzerindeki etkisine de değinen Fetullah Arık, "Tabii bu, obruk oluşumlarıyla ilgili olarak biraz önce fayların da etkisinden bahsetmiştik. Yani faylar birincisi, suyun hareketine imkan veren yer altındaki süreksizlikleri meydana getiriyor. İkincisi, bu faylara bağlı meydana gelmiş olan depremler de obruk oluşumlarını, çökmeyi tetikleyen faktörlerden bir tanesi. Dünyanın pek çok yerinde faylar, depremler ve obruk ilişkileri kurulabilmiş durumda. Bu bölge içerisinde en önemli sorun, obrukların tam olarak ne zaman oluştuğuyla ilgili kesin verilerin olmayışı. Depremlerle ilgili kayıtlarda saati, tarihi her şey net olmasına rağmen obruklarla ilgili böyle bir kayıt olmadığı için depremle obruk ilişkisi de tam olarak kurulamıyor. Ancak bazı depremlerden sonra, o dönemde depremle eş zamanlı ya da birkaç gün sonra veya birkaç hafta sonra bazı obrukların oluştuğunu biliyoruz. Burada deprem-obruk ilişkisi vardır diyebilmek için yetersiz veri olarak özetleyebiliriz" diye konuştu.

Kırkımcıların yaz sezonunda gelirleri genel müdür maaşını aratmıyor Haber

Kırkımcıların yaz sezonunda gelirleri genel müdür maaşını aratmıyor

Küçükbaş hayvancılıkta yaz aylarının gelmesiyle başlayan kırkım sezonu, uygulayıcılarına adeta servet kazandırıyor. Yaz boyunca yoğun bir tempoyla çalışan 3 kişilik bir kırkım ekibi sezon genelinde aylık 750 bin liranın üzerinde kazanç sağlarken, çalışanların kişi başı geliri ise en az 250 bin liraya ulaşıyor. Türkiye’nin hayvancılık merkezinde hizmet sektörü kazandırıyor Geçen yılın verilerine göre 17 milyonun üzerinde büyükbaş, yaklaşık 60 milyon da küçükbaş hayvan varlığına sahip Türkiye’de besicilik kadar arka planda hizmet sunan sektör temsilcileri de önemli gelir elde ediyor. Hayvanların et ve süt verimini artırmak amacıyla yürütülen kırkım işlemleri, profesyonel ekipler için cazip bir iş koluna dönüştü. Koyun başına 90-100 lira Çocukluğundan bu yana hayvancılıkla uğraşan ve 8 yıldır profesyonel kırkımcılık yapan Hüseyin Ulus, kırkımı küçüklüğünde öğrendiğini söyledi. Bu işin hem zor hem özen istediğini dile getiren Ulus, şunları söyledi: "Konya bölgesinde koyun başı 90 TL, Karaman ve Aksaray gibi çevre illere gittiğimizde ise 100 TL ücret alıyoruz. Ekipten iki kişi günde rahatlıkla 250 ile 280 arası kuzu veya koyunu kırkabiliyor. Diğer bir kişi ise yakalayıp bağlıyor. Mayıs, haziran, temmuz ve ağustos aylarında aralıksız her gün sahadayız. Özellikle Kurban Bayramı döneminde tempomuz daha da artıyor. Diğer aylarda haftada 3-4 gün kırkıma gidiyoruz." "Zor bir iş" Sıcak hava ve ahır şartlarının işi zorlaştırdığına dikkati çeken Ulus, hayvan tüyünün temizlik durumunun çalışma süresini doğrudan etkilediğini belirtti. Ulus, "Görenler için çok zor bir meslek ancak yıllardır yaptığımız için alıştık. Temiz bir sürüde 250 civarı hayvanı 5-6 saatte tamamlıyoruz; tüy kirli olduğunda ise çalışma süresi 10-11 saati bulabiliyor. Yılın 12 ayı bu işle geçimimizi sağlıyoruz ve elde ettiğimiz kazançla yine bildiğimiz işe, yani hayvancılığa yatırım yapıyoruz" dedi.

Nilüfer’de Kentsel Dönüşüm Haber

Nilüfer’de Kentsel Dönüşüm

Nilüfer Belediyesi, kentsel dönüşüm süreçlerini ortak akılla yönetmek ve örnek bir model oluşturmak amacıyla Kentsel Dönüşüm Koordinasyon Toplantısı düzenledi. Akademik odalar ve alanında uzman isimlerin katıldığı toplantıda, şeffaf ve katılımcı bir yol haritası ele alındı. Nilüfer Belediyesi, kentsel dönüşüm stratejilerini belirlemek ve yol haritası oluşturmak amacıyla Kentsel Dönüşüm Koordinasyon Toplantısı düzenledi. Toplantıya; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, geçmiş dönem Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Murat Karayalçın, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Başkan Yardımcısı Mithat Kırayoğlu, Nilüfer Belediye Meclis Üyeleri ile akademik oda ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantıda, Esentepe, İhsaniye ve Karaman çalışma alanına ilişkin görüş ve öneriler konuşuldu. Toplantıda konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer’e olan yoğun talebin ilçe üzerinde büyük bir baskı oluşturduğuna dikkat çekerek, dönüşüm süreçlerinin ortak akılla yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Bugüne kadar yapılan kentsel dönüşüm uygulamalarında sorunlar yaşandığına dikkat çeken Başkan Şadi Özdemir, "Ortak akıl geliştirme açısından görüşlerimizi paylaşmak, yol haritası çıkarmak istedik. Kentsel dönüşüm, rantı yüksek olan yerlerde daha çok oluyor. Geçmişte yapılan dönüşümlerde de gün sonunda halkın mağdur olduğunu gördük. Bu yüzden biz de yeni bir model oluşturmak istiyoruz. Belediyenin aracı olduğu, vatandaşla ilişkiyi belediyenin kurduğu bir düzen oluşturmak istiyoruz" dedi. Nilüfer’e özgü olacak Sürecin kolay olmadığını ancak Nilüfer’in geleceği için bu adımı atmak zorunda olduklarını söyleyen Başkan Şadi Özdemir, "Teknik ekiplerimiz çalışıyor. Kentsel dönüşüm koordinasyon toplantılarımızı bundan sonra daha sık gerçekleştireceğiz. Amacımız, Nilüfer’e özgü, örnek bir kentsel dönüşüm modelini ortaya çıkarmak. Nilüfer, planlı ve güvenli yapısıyla en güzel şehir olmaya devam edecek" diye konuştu. Kırayoğlu: "Nilüfer dünya standartlarında bir potansiyele sahip" Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Başkan Yardımcısı Mithat Kırayoğlu da, Nilüfer’in dünya standartlarında bir kent olabilecek potansiyeli olduğunu söyledi. İnşaat Mühendisi Adnan Dinçer ise "Deneyimler Işığında Kentsel Dönüşüm Süreç Bilgilendirmesi" konulu sunum yaptı. Nilüfer Belediyesi Kentsel Tasarım Müdürü Mustafa Yılmaz da "Esentepe-İhsaniye-Karaman Kentsel Dönüşüm Çalışma Mevcut Durum Değerlendirmesi" konulu sunum ile gelinen süreci anlattı. Sunumların ardından akademik oda temsilcileri görüşlerini bildirdi. Karayalçın: "Halkın sahiplenmesi gerekiyor" Son olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Portakal Çiçeği Vadisi projesini hayata geçiren Murat Karayalçın ise değerlendirmelerde bulundu. Kentsel dönüşüm için yurttaşların ve belediye temsilcilerinin bir araya gelmeleri gerektiğini vurgulayan Karayalçın, "Halkın, projenin öznesi haline gelmesi, o projenin sahiplenilmesi demektir. Birlikte karar alınması ve uygulamayı birlikte yapmaları gerekiyor. Mutabakat sağlanması gerekiyor" dedi.

Dışişleri Komisyonu'ndan uluslararası 4 kanun teklifine onay Haber

Dışişleri Komisyonu'ndan uluslararası 4 kanun teklifine onay

TBMM Dışişleri Komisyonu, AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplandı. Toplantının açılışında konuşan Oktay, ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan İran merkezli savaşın 74’üncü gününe girdiğini, kırılgan ateşkese rağmen bölgede gerilimin sürdüğünü söyledi. Hürmüz Boğazı’nda serbest deniz ulaşımının sağlanamadığını belirten Milletvekili Oktay, savaşın bedelini tüm dünyanın ödediğini ifade ederek, Türkiye’nin önceliğinin savaş öncesi istikrar ortamına dönüş olduğunu kaydetti. Bölgesel gerilimin kardeş ülkeler arasında daha büyük çatışmalara yol açabileceği uyarısında bulunan Oktay, Türkiye’nin diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü belirterek, “İmzalanacak nihai barış anlaşmasının bölgenin barış, istikrar ve refahına hizmet etmesi büyük önem taşıyor” dedi. Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmelerin gündemden düşmemesi gerektiğini vurgulayan Oktay, İsrail’in Filistin başta olmak üzere bölge ülkelerine yönelik saldırı ve işgal girişimlerinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. TBMM'nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre komisyonda ayrıca Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan kanun tekliflerine ilişkin bilgi verdi ve milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan yenilenebilir enerji anlaşması kapsamında toplam 5 bin megavatlık güneş ve rüzgar enerjisi yatırımı planlandığı açıklandı. İlk etapta Sivas ve Karaman’da toplam 2 bin megavatlık güneş enerjisi santralinin kurulacağı bildirildi. Toplantıda, savunma iş birliği, Türk Devletleri Teşkilatı sivil koruma mekanizması ve enerji alanlarını kapsayan 4 uluslararası anlaşma teklifi kabul edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.