Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Karaciğer

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Karaciğer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Karaciğer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

"Pimpirikliler daha çok kanser oluyor" dedi, sebeplerini anlattı Haber

"Pimpirikliler daha çok kanser oluyor" dedi, sebeplerini anlattı

Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Yavuz Dizdar, 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı'nda düzenlenen söyleşide vatandaşlarla bir araya geldi. Söyleşinin ardından İHA'ya özel açıklamalarda bulunan Dizdar, kanser ile ilgili merak edilen soruları yanıtladı. "Kanser hücresi aslında insan vücudunda var" Kanser hücresinin oluşum sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dizdar, bölünmekte olan hücrelerin kanser hücresine dönüşme potansiyeli bulunduğunu belirterek, "Kanser hücresi aslında insan vücudunda var. Daha doğrusu, bölünmekte olan bütün hücrelerin kanser hücresine dönüşme potansiyeli var. Baktığınız zaman bunlar dönüşmüyorlar. 'Niye dönüşmüyor' dediğinizde, o zaman işte tıbbın aklı karışıyor. Tıp zannediyor ki bunların DNA'larında hasar yok, o yüzden kusursuz genetik yapıları nedeniyle dönüşmüyorlar. Halbuki ben diyorum ki, aslında bu hücreyi o şekilde tutan etrafında bir bağ dokusu var. Bakın ben burada ne yapıyorum? Arkaya rahat rahat yaslanıyorum. Niye. Çünkü demir beni tutuyor. Şimdi bu demir olmasa ben bu hareketi yaparsam ne olur. O zaman kanserleşme başlamış oluyor. O yüzden hücrenin potansiyeli var ama her zaman kontrol altında" dedi. "Bu biraz anahtar ve kilit ilişkisi gibi" Bağışıklık sisteminin kanserleşmeye başlayan hücreler üzerindeki etkisine değinen Dizdar, vücudun bu hücrelerin bir kısmını kontrol altında tuttuğunu ifade ederek, "Belki her gün hayatımızda bunlar oluyor. Bir kısmını bağışıklık sistemi kontrol ediyor. Bağışıklık sisteminin yalnız hücreyi, hele hele kendi hücresini tanıyabilmesi için belli kodları olması lazım. Bu biraz anahtar ve kilit ilişkisi gibi. Eğer o olmazsa, o zaman tanımıyor. Bir yandan şöyle bir durum da var; olay sadece bağışıklıkla ilgili değil. Bir savaş senaryosu, 'işte yakaladık bak, o bizden midir değil midir' muhabbeti yok. Etraf onu kontrol ediyor. Bir cins vücudun mahalle baskısı var hücre üzerine. Mahalle baskısı nedeniyle hücre düzenini kaybetmiyor" diye konuştu. "Kurcalarsanız çıkıyor" Tetkik ve görüntüleme imkanlarının yaygınlaşmasıyla bazı bulguların daha sık tespit edildiğini kaydeden Dr. Dizdar, özellikle ultrason kullanımındaki artışa dikkati çekti. Dizdar, şöyle devam etti: "Bakın 'pimpirikliler daha çok kanser oluyor' desem, inanın bana çünkü gidip kurcalıyor. Kurcalarsanız çıkıyor. Hepimizin tiroidinde nodül var. Amerika'daki istatistiklere bakıyorsunuz, 1997'de nodüller böyle zıplıyor. 'Ne oldu ya' diyorsun, 'Nasıl böyle uçtu bu' Çünkü ultrason kullanıma giriyor. Ultrason dediğimiz yöntem şu an her yerde var ama ben mecburi hizmette 1988'de Batman'dayken bir tane ultrason vardı, o da çarşıdaki sevgili arkadaşımızın muayenehanesindeydi. E şimdi artık her muayenehanede ultrason olunca biraz da fazladan tanıya gidiyor. O yüzden çok kurcalatmayın diyorum. Pimpiriklilerin de sık sık meme kanseri çıkartmalarının nedeni fazla kurcalatmaları." "Ne deriye, ne kasa doğru düzgün bir metastaz görmüyoruz" Kanser hücrelerinin farklı organlara yayılımı anlamına gelen metastazın neden bazı organlarda daha sık görüldüğüne de değinen Dr. Yavuz Dizdar, bu konunun tıpta halen tartışıldığını belirtti. Dizdar, vücuttaki doku miktarı dikkate alındığında kas dokusunda daha fazla metastaz beklenebileceğini belirterek, "Doku miktarına baktığın zaman, insan vücudunsa en çok doku aslında kas dokusu. Dolayısıyla da bir şey eğer yerleşecekse kasa yerleşmesi en büyük ihtimal diye düşünüyorsun. Ne deriye, ne kasa doğru düzgün bir metastaz görmüyoruz ama karaciğer ve akciğere görüyoruz. Acaba bu bizim mantığımız gibi kolonizasyon metastazı mı, yani oradan kalkan hücreler oraya yerleşip çoğalıyorlar mı; yoksa vücut genel olarak mı bir biçim değişimine giriyor, bunun cevabı verilemedi tıpta" dedi. "Yaşlılık ekstra risk getiriyor" Kanser riskinin yaşla birlikte artmasına ilişkin de bilgilendirmelerde bulunan Dizdar, yaşla birlikte hasarın arttığı yönünde teorik açıklamalar bulunduğunu ifade ederek, "Yaşla birlikte hasar artıyor diye bir teorik açıklama var ama kural değil bu. Ben size söyleyeyim, 90 yaşına gelip de hiçbir şey geçirmeyen çok da insan var. Üstelik baktığınız zaman da bunlar günlük yaşamda aktifler. İnsanlar yaşla birlikte pimpirikleniyor. Pimpiriklenince bunların bir kısmından bu kanserin aslında hasat mevsimi gelince bulunacağını biliyoruz. Yani benim yaşımda birinin prostatında illaki nodül vardır diye düşünebilirsin. Eğer çok daha iyi bakarsan 50 yaşında da bulursun ama 70 yaşında kesin vardır. Bu kanser midir, değil ama bakarsan mikroskopik olarak evet, prostat karsinomu tanısını alırsın. O yüzden yaşlılık ekstra risk getiriyor, yaştan ötürü" diye konuştu. "Kanserde ilk tedavide çok başarılı oluyoruz" Kanser tedavisinin başlangıçta etkili olmasına rağmen bazı hastalarda ilerleyen dönemde yeniden ortaya çıkmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dizdar, sözlerini şöyle noktaladı: "İlk başta işe yarayıp etkisini kaybetmesinin bir açıklamasını, hücrelerin buna adapte olması olarak açıklıyoruz. İlk başta hücrelerin bir kısmı bundan kayboluyor, gidiyor fakat bazı hücreler de etkilenmediği için onlar çoğalıp diğerlerinin yerini alıyor. Çünkü kanserde biz primer tedavi, ilk yaptığımız tedavide çok başarılı oluyoruz. Sorun 3 ay sonra, 6 ay sonra bunun yinelemesi oluyor. Bunu mesela şu ana kadar çözebilen kimse yok. Hep gizli kalmış hücreler tekrar aktive oluyor. Dolayısıyla bir yıl kemoterapi şeklinde uzamasının aslında altında yatan gerekçe bu mantık dışı yaklaşım. Belki de olay öyle değil, belki de biz yanlış yere bakıyoruz. Onu daha ileride tartışacağız."

Tüm organları ters yerde: Doktorlar bile şaşırdı Haber

Tüm organları ters yerde: Doktorlar bile şaşırdı

Samsun’da bağırsak kanseri tedavisi için hastaneye başvuran 54 yaşındaki Muzaffer Uzunbacak’ın, yapılan tetkiklerde iç organlarının ters yerleşimli olduğu ortaya çıktı. Kalbinin sağ tarafta olduğunu 26 yaşında öğrenen Uzunbacak, diğer organlarının da farklı yerde olduğunu 54 yaşında öğrendi. Nadir görülen anatomik yapısı doktorları da şaşırtan Uzunbacak, organlarının konumuna göre gerçekleştirilen ameliyatla bağırsaklarındaki kitleden kurtuldu. İnşaat işçisi olarak çalışan 54 yaşındaki Muzaffer Uzunbacak, 26 yaşında çalıştığı iş yerinin sağlık raporu istemesi üzerine kalbinin sağ tarafta olduğunu öğrendi. Yıllar sonra bağırsak problemleri nedeniyle hastaneye başvuran Uzunbacak’ın yapılan tetkiklerinde, böbrekleri ve akciğerleri dışında diğer iç organlarının da normalin tersinde yerleşimli olduğu belirlendi. Medicana International Samsun Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel tarafından yapılan tetkiklerin ardından ameliyata alınan Uzunbacak, organlarının farklı yerleşimine göre planlanan operasyonla bağırsaklarındaki kitleden kurtuldu. Ameliyat sırasında hastanın organlarının alışılmışın dışında yerleşimli olması doktorları da şaşırttı. Başarılı geçen operasyonun ardından sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen Uzunbacak, bundan sonraki sağlık başvurularında organlarının ters yerleşimli olduğunu doktorlara mutlaka bildireceğini söyledi. "Doktor, ‘senin kalbin mi yok’ dedi" Kalbinin sağda olduğunu 26 yaşında, tüm organlarının ters olduğunu ise 54 yaşında öğrendiğini dile getiren Muzaffer Uzunbacak, "Bağırsakta kitle tanısı ile Samsun’a geldim. 54 yaşındayım. Kalbimin sağda olduğunu 26 yaşında öğrendim. İnşaatta çalışıyorum. Eskişehir’de çalışırken o zaman bizden sağlık raporu, kalp grafisi istediler. Oradaki muayenede kalbimin sağ tarafta olduğunu söylediler. Öncesinde birkaç kez EKG çektirdim, doktorlar kabul etmedi. Hatta bir doktor, ‘senin kalbin mi yok’ dedi. Sağ tarafa bakınca kalbimin sağ tarafta olduğunu söyledi. Diğer organlarım da ters taraftaymış. Diğer organlarımın da ters tarafta olduğunu 54 yaşında burada öğrendim. Şu anda kendimi iyi hissediyorum. Tüm organlarımın yerini öğrendiğim için çok mutluyum" dedi. "10 binde bir görülen ve cerrahların alışık olmadığı bir durum" Hastanın klinik özelliklerinden ve ameliyatın zorluğundan bahseden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, "Hastamız Muzaffer Bey bize ameliyat için başvuruyor. Dış merkezde kalın bağırsak kanseri tanısı koymuşlar. Yalnız çok nadir görülen bir olayla karşılaştık. Normalde hastanın kalbi sağda, normal yeri solda gerekirken kalbi sağda, karaciğer sağda olması gerekirken, safra kesesi sağda olması gerekirken her ikisi solda, solda olması gereken dalak sağ tarafta. Bu bizim için çok önemli. Bunu bilmemiz ameliyattan önce çok önemli. Buna ’situs inversus totalis’ deniyor. Bu anormali, doğuştan gelen bir durum. 10 binde bir kişide gözüküyor. Biz de ameliyat planımızı ona göre yapmamız gerekiyor. Çünkü kalın bağırsağın başlangıcı sağda olması gerekirken bu hastamızda da solda. Biz de kalın bağırsağın başlangıcına müdahale edeceğimiz için kitlemiz burada olduğu için pozisyonumuzu, ameliyat öncesi hazırlığımızı ona göre yapmamız gerekiyor. Zorlu bir süreç, zorlu bir ameliyat. Cerrahların alışık olmadığı düzeyde bir durum. Biz normalde cerrahların büyük kısmı normal anatomiye alışkın olduğu için gözümüz, çok nadir bir olayla karşılaştığımızda ona adaptasyonumuz biraz zor olabiliyor. Çünkü hastamızın laparoskopik ameliyatını yaptık, kapalı ameliyatı yaptık. Tüm organlar düşündüğümüzün tersi yönünde. Ameliyatı sorunsuz bitirdik. Bugün 4. gün. Hastamız sağlığına kavuştu, bugün taburcu ediyoruz" diye konuştu. "Bu kadar organın yeri değişik olan hasta görmedik, ilk defa karşılaştık" Hastanın iç organlarının büyük bölümünün olması gerekenden terste olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Güzel, "Bundan sonraki düzeyde de hastamıza şunu öğütledik: ‘Gittiğiniz her yerde bu durumunuzu anlatın’ dedik. Çünkü başınıza bir şey geldiğinde hekime yön verme anlamında burası çok önemli. Çünkü karaciğer sağda değil solda, dalak solda değil sağda, kalp solda değil sağda. Bunu sağlık ekibinin bilmesi hastanın tedavisi açısından ani yapılacak girişimde çok önem arz edecektir. Totalde bu kadar organın yeri değişen hasta görmedik. Bağırsak yerlerinin farklılığıyla ilgili hastalar görüyorduk. Öyle hastamız bir iki tane olmuştu ama ilk defa ben hekimlik hayatımda situs inversus totalis, yani komple bir organ değişikliği ile ilk defa karşılaştık" şeklinde konuştu. Tedavisi organlarının yerine göre yapılan Uzunbacak, bugün itibarıyla hastaneden taburcu edildi.

Sessiz tehlike! Safra kesesi taşı... Haber

Sessiz tehlike! Safra kesesi taşı...

Safra kesesi taşı oluşumunda, safra içindeki kolesterolün artması, safra içindeki Bilirubin artışı ve safra kesesinin çeşitli nedenlerle hareketsizliğinin etkili olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu bu taşlar bazen kum tanesi kadar küçük, bazen de bir kaç santimetre büyüklüğüne ulaşabildiğini dile getirdi. Safra kesesi taşlarının her zaman belirti vermediğine dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, birçok kişinin bu taşlara sahip olduğunu fark etmeden yaşamını sürdürdüğünü belirterek, “safra kesesi taşı yada taşları hayatın bir döneminde ciddi sağlık sorunlarına neden olma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle ameliyat edilmelidir. Taşlar hareket ederek safra kesesinin ana safra yoluna açıldığı yerde ,yada ana safra yolunda tıkanıklığa neden olduğunda ağrı, iltihap ve ciddi komplikasyonlar gelişebilir” dedi. “Karnın sağ üst tarafındaki ağrıya dikkat” Safra kesesi taşlarının en sık görülen belirtisinin özellikle yemeklerden sonra ortaya çıkan karın ağrısı olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, “Özellikle yağlı veya ağır yemeklerden sonra karnın sağ üst kısmında başlayan ve sırta ya da mide bölgesine yayılabilen şiddetli ağrılar safra kesesi taşlarının habercisi olabilir. Halk arasında ‘safra kesesi krizi’ olarak bilinen bu durum bulantı ve kusma ile birlikte görülebilir. Ağrının uzun sürmesi, ateş ve titreme gibi belirtilerin eklenmesi ise acil değerlendirme gerektirir” şeklinde konuştu. Safra kesesi taşlarının küçük olması avantaj olmadığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, küçük taşların ana safra yoluna ( koledok ) düşüp tıkanıklık oluşturma riskinin daha yüksek olduğuna ve buna bağlı tıkanma sarılığı ( Mekanik İkter ) olabileceğini dikkat çekti. Safra taşlarının yalnızca ağrıya neden olmadığını ifade eden Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, tedavi edilmeyen vakalarda safra kesesi iltihabı ( akut Kolesistit ) , safra yollarında enfeksiyon ( kolanjit) , pankreas iltihabı ( Pankreatit ) ve karaciğer sorunlarının gelişebileceğini belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, “Safra akışının engellenmesi sarılığa, enfeksiyonlara ve uzun vadede organ hasarına neden olabilir. Özellikle sürekli ağrı, gözlerde sararma, koyu renkli idrar veya yüksek ateş gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden doktora başvurulmalıdır” diye konuştu. Açıklamasında, çok nadir de olsa safra kesesindeki taşların safra kesesi kanseri gelişimine neden olabileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, “Her safra kesesi taşı olanda kanser yoktur ama safra kesesi kanserlerinde safra kesesindeki taşlarla birlikte olma oranı çok yüksektir. Kadınlarda daha sık görülüyor” dedi. Kadınlarda safra kesesi taşı görülme oranının erkeklere göre daha yüksek olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, hormonların bu durum üzerinde etkili olduğunu belirtti. Özellikle fazla kilo, diyabet, aile geçmişi, genetik faktörler ve hızlı kilo kaybının safra taşı riskini artırdığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, 40 yaş sonrası dönemde görülme sıklığının arttığını söyledi. Safra kesesi taşlarının oluşumunu tamamen önlemenin her zaman mümkün olmadığını ancak yaşam tarzı değişikliklerinin riski azaltabileceğini belirten Özel Medicabil Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, “Tüm gıda türlerini içeren, paketlenmiş yiyeceklerden uzak bir diyet uygulanmalıdır. Karbonhidrat ağırlıklı, yoğun yağlı kızartma içeren gıdalardan uzak durulmalıdır kızartma ve fast food tüketiminin sınırlandırılması, lifli besinlerin artırılması ve kontrollü kilo verilmesi safra kesesinde taş oluşmamasında koruyucu etkisi mevcuttur. Ayrıca düzenli egzersiz yapmanın safra kesesi taşı oluşmasını azalttığı görülmüştür” şeklinde konuştu. Uzmanından uyarı Dr. Öğr. Üyesi Hasan Ofluoğlu, safra kesesi taşlarının çoğu zaman sessiz ilerlediğini belirterek açıklamasını şöyle tamamladı: “Karın sağ üst bölümünde tekrarlayan ağrı, bulantı ve hazımsızlık şikâyetleri göz ardı edilmemelidir. Erken tanı ile safra taşlarının yol açabileceği ciddi komplikasyonların önüne geçmek mümkündür. Safra kesesi taşlarının tedavisi kapalı (Laparoskopik ) yöntemle yapılan ameliyatlarla safra kesesinin taşlarla birlikte alınmasıdır. İşlemin amacı hastayı oluşabilecek risklerden korumaktır. Özellikle risk grubundaki kişilerin şikâyetleri olduğunda gecikmeden bir uzmana başvurması büyük önem taşır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.