Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kamu Zararı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kamu Zararı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Zararı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı Haber

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanık savunma yaptı

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık Eyüp Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu’. Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz. Bu kelimeyi kim kullanıyordu" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 13’inci gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Etkin pişmanlık ifadesi veren tutuksuz sanık Eyüp Subaşı hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü döneminden beridir açık hava reklam işlerini yürüttüğü, İmamoğlu, İBB başkanı olduktan sonra tüm açık hava işlerini usulsüz ihaleler yoluyla Eyüp Subaşı’na verdiği, Subaşı’ndan elde ettiği haksız geliri suç örgütü yöneticisi Fatih Keleş ve örgüt üyesi Serdal Taşkın’a elden teslim ederek suç örgütüne fon sağladığı belirtilmişti. Subaşı’nın yetkilisi olduğu Panoffect Medya Anonim Şirketi ve Genç Popülist Medya Planlama Organizasyon Ticaret Limited Şirketi üzerinden Kültür ve Medya A.Ş’den bir çok usulsüz iş aldığı, örgüt yöneticisi Murat Ongun ve Fatih Keleş’ e bağlı hareket ettiği, suç örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı iddianamede açıklanmıştı. "İhalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" Subaşı iddianamede yer alan suçlamalara karşı savunmasında "Panoffect Medya, kamu kaynaklarından tek kuruş almadan, kendi sermayemizle, kişisel geleceğimizi ticari riske atarak kurduğum bir yatırım şirketidir. Pannoffect Medya olarak girmiş olduğumuz ihalede en az 5 kat, dolayısıyla şimdiye kadar Kültür A.Ş.’ye, kamuya, belediyeye toplamda 682 milyon kira ödedik. Ayrıca Panoffect Medya şirketler grubu olarak 20 milyon doların üzerinde, 2 milyarlık bir yatırım yaptığımızı özellikle belirtmek istiyorum. Dolayısıyla kamu zararı bunun neresinde var diye sormak isterim. Buna rağmen bugün hem kamu zararına sebep olmakla hem de maalesef dolandırıcılıkla suçlanıyor olmanın ağır vebalini üzerimde taşıyorum. Hakkımdaki iddianamenin temelini şirketlerim ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştirakleri arasında yapılan ihaleler oluşturmaktadır. Bu ihalelerin tamamı belgeli, ticari ve gerçek işlerdir" dedi. "75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi" Subaşı savunmasının devamında "Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz ile birlikte Mermerciler Sanayi Sitesi’nde, sonrasında 2021 Ekim ayında İBB İletişim Çadırında Murat Ongun ile yapılan görüşmede, Reklamist firmasına ekranların devri adeta dikte edildi. Tabii ki bu kadar emeğimi çöpe atmak istemedim, kabul etmedim. Geleceğimin, işimin, vizyonumun elimden alınacağını düşünerek uykusuz geceler geçirdim. Sonrasında Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş ile ofisimde bir araya geldik. Bu görüşmenin ardından Merter Plaza Reklamist ofisinde Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma, Nihat Sütlaş ile devir şartlarına ilişkin benim açımdan kabul edilebilir olmayan görüşmeler yaptık. Önümüze konan şartlar benim için bir anlamda ticari enkazdı. Devir rakamında zaten anlaşamayacağımız için isteksiz olmam nedeniyle bu görüşmelerde masadan kalktım. Bu olumsuz görüşmenin ardından reklam yerlerimizden bir kısmı maalesef ki indirildi. Bunu sistematik bir yıldırma ve anlaşmaya zorlama olarak değerlendirdim. Aslında şifahen 75 milyon üzerinde anlaşmış olup anlaşmış olduğumuz devir rakamı Murat Ongun Bey’in yönlendirmesiyle 46 milyona indirildi ve Kültür A.Ş.’ye borcumuza mahsuben devir rakamı komik bir rakamla, maalesef o dönemin şartlarıyla kabul etmek durumunda kaldık. Üstelik bu sadece o dönemin şartlarıyla 1 yıllık kira rakamımıza tekabül ediyordu. Görüşmelerden yorulmuş, yıpranmış ve ticari hayatımızda bir an önce dönmemiz gerektiğine inanan biri olarak ekranları Kültür A.Ş. borcuna mahsuben devretmek durumunda kaldık" ifadelerini kullandı. "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum" Subaşı "Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri, cezaevi ve etkin pişmanlık kapsamında verdiğim, bildiğim olayları, yaşadıklarımı ve benden istenenleri kimler ne yaptıysa anlattım. Ben ticaretimi sürdürürken karşılaştığım sistemin ve benden istenenleri, maruz kaldığım baskıları anlattım. Ben ifademin genel hatlarıyla ve içeriğin itibarıyla arkasındayım. Ancak ifademin örgüt üyeliği şeklinde yorumlanmasını asla kabul etmiyorum. Olsa olsa ticari mağduriyet, mağdur sıfatıyla bu sürecin bir parçasıyım. Bu iddianamenin sanığı olarak değil, ticari mağduru olarak burada olmam gerektiğini düşünüyorum. Hatta tanık sıfatıyla değil, bu salonda ticari mağdur sıfatıyla tanık olarak bulunmam gerektiğini düşünüyorum. Şirketleri yönettim evet, ihalelere girdim evet, yatırım yaptım evet. Bazı para hareketlerinin içerisinde bulundum, inkar etmiyorum. Etkin pişmanlık kapsamında verdiğim ifadeleri asla inkar etmiyorum. Ancak yapmadığım bir fiilin, taşımadığım bir kastın ve mensubu olmadığım bir örgütün sorumluluğunu asla kabul etmiyorum" dedi. Subaşı’nın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. "Sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz" Subaşı’ya mahkeme başkanı tarafından "3 farklı ifade var etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte. 16 Mayıs tarihli ifadenizin iki yerinde söz etmişsiniz. ‘Böylece Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu Yine aynı ifadenin sonlarına doğru ‘Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ve bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları sistem diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler’ Sistemle ne kastediyorsunuz? Bu kelimeyi kim kullanıyordu?" sorusunu sordu. Sanık Subaşı soruya "Fatih Keleş’le tanışıklığım söz konusu. 2019’dan sonra da iletişimimiz bir manada biraz belki birkaç seviye daha yükselmiş olabilir. Ve onunla oluşmuş olan, bizim şu an karşı karşıya kaldığımız sürecin aslında bir yansıması. Sistem ifadesinin özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor olması nedeniyle bu yapının bir manada sistem olduğunu biz iletişim dilinde gayet tabii kolaylıkla çıkarabiliyoruz. Yani bir işi yapmak istediğinizde Fatih Keleş bir talepte bulunuyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunuyorsa ya da sistematik olarak bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği sürece biraz iş yapamaz hale geliyorsunuz. Danışmanların ağzından duydum. Sistem deniliyor" yanıtını verdi. Subaşı ‘sisteme’ verilen paraları duruşmada anlattı Savcının "Alınacak işler karşılığı yüzde 10 bir pay istenmiş Fatih Keleş tarafından. İmamoğlu’nun bundan haberi olduğunu, Fatih Keleş’e payı nakit verdiğinizi beyan etmişsiniz. Bu parayı nerede verdiniz?" sorusuna sanık Subaşı "Para Florya’da birkaç kez, Mermerciler iş yerinde birkaç kez olmak üzere verildi" dedi. Savcının "Ertan Yıldız ve Serdal Taşkın’a elden verilen paralar var" demesi üzerine sanık Subaşı "Ertan Yıldız kişisel olarak kendi almadı. Ertan Yıldız bir aracı gönderdi. 5 milyon bir, 5 milyon bir, sonra bir de 10 milyon, üç farklı rakam olmak üzere" yanıtını verdi. Savcının "Ertan’a verilen paraların takibiyle ilgili beyanınız var. ‘Fatih Keleş ve Murat Ongun bana Ertan’a söz verdiğin rakamları tamamladın mı?’ şeklinde sordular demişsin" cümlesi üzerine sanık Subaşı "Evet, doğrudur farklı bir yerde bir araya geldiğimizde ‘Ertan’a verilen para tamamlandı mı?’ ifadesini kullandılar" cevabını verdi.

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur" Haber

İş adamı Necmettin Çiçek: "Başkan İmamoğlu ve şürekası kamu zararı oluşturmuştur"

‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında savunma yapan tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan yatırımlarımı heba etmişlerdir, tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 12’inci gününde tutuksuz sanık iş adamı Necmettin Şimşek’in savunmasına geçildi. İddianamede Eylem 29’da ismi geçen Şimşek’in, 2014 yılında İBB iştirak firması olan KİPTAŞ A.Ş.’den Başakşehir’de bulunan arsayı kiralayarak yatırım yaptığı, 2019 yılında ise söz konusu yer hakkında tahliye davası açıldığı, 2024 yılında kararın kesinleşerek tahliyeye karar verildiği belirtilmişti. İddianamede Necmettin Şimşek’in, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olarak kendini tanıtan Turan Aydoğan ile tanıştırıldığı, Aydoğan’ın tahliye davasını çözmek için örgüt sistemine aktarmak üzere 500 bin dolar rüşvet talep ettiği ifade edilmişti. Şimşek’in ilk etapta konunun çözüme kavuşması için 200 bin dolar rüşvet vermeyi kabul ederek Turan Aydoğan’a teslim ettiği iddianamede açıklanmıştı. Ancak mahkemeden karar çıkması üzerine Necmettin Şimşek’in vermiş olduğu rüşveti geri istediği buna ilişkin dosyaya sunulan ses kaydının incelemesinde Turan Aydoğan’ın örgüt lideri Ekrem İmamoğlu adına hareket ettiği ve örgüt üyesi Ali Kurt’un konudan haberdar olduğunu beyan ettiğinin anlaşıldığı iddianamede belirtilmişti. "KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı" Şimşek savunmasında "Ben öncelikle diğer sanıkların hakkımda oluşturdukları yanlış algı ve karalama kampanyasıyla ilgili bir bilgilendirme yapmak isterim. Şöyle ki, bahse konu taşınmazı biz 2013 yılında İBB’nin iştiraki olan KİPTAŞ Anonim Şirketi’nden kiraladık lunapark yapmak üzere. Yatırımı tamamladık. Hatta burada ruhsatlandırma süreçlerinde hep KİPTAŞ vardı. Bir yıl işlettik. Bu bir yılın sonunda komşulardan ve çevreden lunapark olarak oradaki faaliyetlerimizden ciddi rahatsızlıklar olması ve şikayetler olması nedeniyle tekrardan bir yatırım yaparak ve KİPTAŞ Anonim Şirketi yetkililerinden muvafakat alarak okul olarak dönüştürdük. Tekrar yatırım yaptık ve faaliyetlerimize devam ettik yaklaşık 4 yıl. 2019’da yönetimin değişmesiyle birlikte, KİPTAŞ Anonim Şirketi’nin vakti zamanında bu arsa ile ilgili okul olarak işletmemize muvafakat veren iki tane yetkiliden birisi bir tespit yaparak akde aykırı olarak kullanıldığıyla ilgili bir süreç başlatıp, bu sürecin sonunda da usulen bir tahliye kararı almasına kadar gitti. KİPTAŞ A.Ş. bir tahliye kararı aldı. Elbette biz de burayı okul olarak işletirken birçok öğrenci buraya aidiyet geliştirdi, bir düzen oluşturdu. Bu tahliye kararının çıkmasından sonra biz bir uzlaşı ve anlaşma zeminini ararken, şikayetçi olduğum Turan Aydoğan isimli şahısla yollarımız kesişti ve tanıştık" dedi. Şimşek savunmasının devamında, "Öncelikle bu tahliye olduğumuz arsanın, yerin tüm üstyapısı kendi şirketlerimizin öz kaynaklarıyla yapılmıştır. Burada İmamoğlu ve şürekası, tahliyeden sonra tahliye merkezine gelip bir şov yapmışlar ve sanki bu yatırımları İBB ve kamunun kaynaklarıyla yapılmış ve bana da burası çok ucuz şartlarla kiraya verilmiş, peşkeş çekilmiş gibi bir algı oluşturarak, yaklaşık bir hafta bu konuyu işlediler sosyal medyada ve diğer mecralarda. Bunun böyle olmadığını ifade etmek isterim. Orada o dönemdeki KİPTAŞ yönetiminin de gözetiminde yapılan yatırımların tamamı benim şirketimin sermayesiyle yapılmıştır. Burada bana bir özür borçlular, bunu da ifade etmek isterim" şeklinde konuştu. "Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur" Hüseyin Aydın isimli arkadaşının kendisini İmamoğlu’nun danışmanı olarak bilinen Turan Aydoğan’la tanıştırdığını anlatan Şimşek, "Turan Aydoğan İmamoğlu’nun danışmanı olduğunu ve KİPTAŞ Genel Müdürü’nü de kendilerinin atadığını, kendisi için bu işlerin kolay olduğunu ifade etti. Biz olabiliyorsa hukuki, olamıyorsa siyasi bir çözüm ve buradan yeniden bir uzlaşı talebimizi görüşmek üzere anlaştık ve görevi tevdi ettik. Ancak devamında, tahliye olma aşamasına kadar ‘her şey yolunda, bir sorun yok, biz bu konuyu görüşüyoruz, çözüyoruz’ demesine rağmen tahliye işlemi gerçekleşti. Devamında da ödemiş olduğumuz parayı da geri vermedi. Epeyce bu konuda baskılarımız oldu ‘parayı ödeyin, madem işi yapamadınız’ gibi. Sonuç itibarıyla, Hüseyin Aydın isimli arkadaşımın bu konuda da çok çabaları oldu. Hatta bir dönem kendisiyle de ilişkilerimiz bozulma noktasına geldi tanışmamıza vesile olduğu için. Bir gün bir ses kaydıyla bana geldi ve kendisinin bu konuda çok ciddi gayretleri olmasına rağmen Turan Aydoğan isimli şahsın kötü niyetli olduğunu kendi ifadeleriyle, onun da yeni vakıf olduğunu, artık ümidinin kalmadığını ve şikayet edelim diye de beyanını ifade etti. İsnat edilen suç unsurlarını kendi adıma rüşvet vermek gibi hiçbir zaman algılamadım. Fakat muhatabımızın bu konuları bu şekilde yönettiği görülmüştür. Başkan ve şürekası halk adına, kamunun menfaatini kolluyorum görüntüsü adı altında kamu zararı oluşturmuştur. Tamamı, bir lirası dahi belediyeden olmayan, yatırımlarımı heba etmişlerdir ve tamamından şikayetçi olduğumu arz ederim" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanı: "Hukuki, siyasi sorun çözme diye bir para verilme diye bir şey yok" Mahkeme başkanının "Siz bu 200 bin dolar ödemeyi kime yapmıştınız?" sorusuna sanık Şimşek, "Biz Turan Aydoğan’la anlaştık. Ben müsait olmadığım için Hüseyin Aydın vasıtasıyla Turan Aydoğan’a teslim ettik" yanıtını verdi. Mahkeme başkanının "Parayı bizzat kime teslim ettiniz?" sorusuna ise Şimşek "Hüseyin Aydın’a teslim ettik" cevabını verdi. Mahkeme başkanının "Şimdi biraz önce diyorsunuz ki savunmada, ‘biz bunun rüşvet olduğunu değerlendirmedik’. Hüseyin Aydın’ın getirdiği ses kaydını dinleyince oradaki ifadelerden rüşvet olduğunu anladım diyorsunuz. Siz ne mantığıyla vermiştiniz bu 200 bin doları?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek, "Bu tahliye olan karar çıkan kurum bir eğitim kurumu. 500 öğrencisi olan bir müessese, yıllardır işletilen bir yer. Hiç ummadığımız bir dönemde ve Yargıtay yolu kapalı olmak üzere tahliye kararıyla muhatap kaldık. Tabi mağduriyetimiz çok büyüktü. Bunu önlemek adına biz nasıl bir yol izleriz? Hem hukuki yoldan hem de siyaseten bu konunun muhatabı elbette Büyükşehir yöneticileri" dedi. Mahkeme başkanı ardından "Necmettin Bey, soru çok net. 200 bin doları siz ne mantığıyla verdiniz, ne amacıyla? Ne parası bu yani? Hüseyin Aydın’a verirken bunu ne parası olarak verdiniz?" sorusunu sordu. Şimşek "Bizim anlaşmamız Turan Aydoğan’la şu şekilde, hukuken gidilecek yollar var. Çünkü zaten bizim ona gitmemizin temel nedeni de hukukçu olması ve Başkanın danışmanı olduğunu ifade etmesi. Hukukçu olması hasebiyle bizim hukuki sorunumuzu daha doğru anlar ve bizi uzlaşmaya götürür diye biz bunu hem hukuki hem de siyasi her ne şekilde bizim orada çözebilirse çöz diye anlaştık. 500 bin dolar ücret istedi, 200 bin dolarını da peşin istedi" dedi. Mahkeme başkanı "Hukuki, siyasi sorunu çözme diye para karşılığı bir kurum yok yani. Bu bir avukatlık ücretiyse avukatlık ücretidir, değilse değildir. Bu ne parası? Bir avukatlık ücretine dair danışmanlık var mı, sözleşmeniz var mı, yaptığınız herhangi bir şey var mı?" sorusunu sordu. Sanık Şimşek soruya "Sözlü anlaşmalarımız var. Danışmanlık sıfatıyla oturduğumuz için" yanıtını verdi.

Hastanede 'reçete çetesi'ne 25 gözaltı! Haber

Hastanede 'reçete çetesi'ne 25 gözaltı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi merkezli bir suç örgütü deşifre edildi. Projeli çalışma sonucunda, liderliğini İ.G.’nin yaptığı, yöneticiliğini ise C.K. ve D.K.’nin üstlendiği çıkar amaçlı suç örgütünün hastanede veri giriş elemanlarının da yer aldığı bir simsar ağı oluşturduğu tespit edildi. Şüphelilerin hastaları hastaneye giriş yaptıkları andan itibaren takip ettikleri, hastane çalışanı gibi davranarak işlemlerinde yardımcı oldukları ve bazı çalışanlarla birlikte hareket ederek piyasa değeri yüksek ilaçları reçetelere fazladan yazdırdıkları belirlendi. Örgütün bu hastaları anlaşmalı eczanelere yönlendirerek komisyon aldığı ortaya çıktı. Ayrıca, hastaların bilgisi dışında reçetelere fazla yazılan ve SGK’ya fatura edilen pahalı ilaçların temin edilerek üçüncü kişilere satıldığı, bu yöntemle kamu zararı oluşturulduğu tespit edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün İstanbul merkezli olarak İstanbul ve Tokat’ta düzenlediği eş zamanlı operasyonda 25 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin işlemleri ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edilmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.