Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kamu Yönetimi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kamu Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Bolat: "Tüketici Hakem Heyetleri sadece bu yıl 14 milyar lira tutarında 690 bin uyuşmazlığı çözdü" Haber

Bakan Bolat: "Tüketici Hakem Heyetleri sadece bu yıl 14 milyar lira tutarında 690 bin uyuşmazlığı çözdü"

Üniversitenin Mehmet Akif Ersoy Konferans Salonu'ndaki törene Bakan Bolat, İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdülkadir Gayretli, İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektör Vekili Şükran Güzin Ilıcak Aydınalp ve öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı. Törenin açılış konuşmasını yapan İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektör Vekili Şükran Güzin Ilıcak Aydınalp, "Bilim ve teknoloji yüzyılında Cumhuriyetin ışığında, Türkiye'nin geleceğine üniversiteler olarak hepimiz katkı sağlamaya çalışıyoruz. Geleceği takip eden değil, geleceği üreten bir nesil gayretinde bizim yetiştirdiklerimiz. Amacımız topluma duyarlı kendi alanında bilgin ve sanat sahibi olan estetik konusunda ileri görüşlü olan sportif gençler yetiştirmek. Bu konuda da üniversitemiz çok şanslı çünkü çok deneyimli ve gerçekten çok uzman ve bilgili bir akademi kadrosuna sahip. 2008 yılında kurulan üniversitemiz bu hedefler doğrultusunda her geçen gün gelişime açık olarak büyümeye devam ediyor" dedi. "Hayal kurmak üzerine devam etmekteyiz ve o hayali de her zaman geliştirmekteyiz" Bakan Bolat'a katılımı için teşekkür eden İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdülkadir Gayretli de "Gelişim Üniversitesi her zaman ismi gibi gelişiyor. Dünyada olmayan yeniliklere bir ilave etmek üzere kurulduğu andan itibaren bu çalışmaya devam ediyor. Özellikle hepimizin bildiği gibi Gelişim Üniversitesi liseli bir öğrencinin hayaliyle başladı. O hayaller devam ediyor ve hayal kurmak üzerine devam etmekteyiz ve o hayali de her zaman geliştirmekteyiz. Sayın cumhurbaşkanımız 2012'de ‘yerli arabayı üretecek bir vatandaşımız var mı?' demişti. Ben de ertesi sabah kalktığımda bu babayiğit ben olmam lazım yani Gelişim Üniversitesi olması gerekiyor. Hocalarıma sınırsız harcama yetkisi verdim bu arabayı muhakkak üreteceğiz. Gerçekten de zorlu mücadele içerisinde 8 ayda ürettik. Ama öyle bir üretim oldu ki şu anda daha böyle bir araç yapılmadı. Yüzde 100 elektrikli aynı zamanda kinetik enerjiyle bataryasını dolduran yani tekerlek döndüyse bataryasını dolduran bir şekilde yaptık. Bunlar önemli bir projeydi. Arkasından bir hayalimizi daha gerçekleştirmemiz lazım dedim. Yaptığımız bu araç tek başına kalmamalı bunu ileriye çünkü bunu daha ilerisine taşımalı. Dünyada olmayan yeniliklere çünkü benim ülkem benim vatandaşım ve çocuklarım buna layıktır dedim ve gerçekten de biraz uzun sürdü ama maratona girdik hocalarımla birlikte bu uçan arabamızı da 2021'de Başakşehir'de bir stadyumda uçurduk. İşte bu bize bir ilham kaynağı oldu" diye konuştu. Yeni öğretim eğitim yılının hayırlı olmasını dileyerek konuşmasına başlayan Bakan Bolat "Türkiye sathında üniversitelerimizin fiziki mekanlarının yenilenmesi Gelişim Üniversite gibi vakıf üniversitelerimizin sayısının arttırılması fiziki donanım yanında hocalarımızın eğitim çalışmalarına verilen destekler başta Milli Eğitim Bakanlığı'nın, YÖK'ün TÜBİTAK'ın eğitim alanındaki katkıları Türkiye Bilimler Akademisi'nin yaptığı çalışmaların hepsi uluslararası alanda Türkiye'nin rekabetçi konumda olmasını sağlamıştır. Aynı şekilde gerek devlet üniversitelerimiz ve onların arasında ve vakıf üniversitelerimizin arasında tatlı bir rekabetle bu bilimsel çalışmalarımızın eğitim kalitesinin yükselmesi aynı şekilde Türkiye geleceğine yapılan çok büyük bir katkı, yatırım konumdadır" dedi. "Türkiye olarak 23 yılda 238 milyar dolarlık milli gelirden 1 trilyon 706 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasılaya ulaşmayı başardık" Bakan Bolat konuşmasının devamında yapay zekaya ve dijital dünyaya atıfta bulunarak, "Dijital dünya o kadar hızlı gelişiyor ki daha birkaç yıl öncesine kadar hiç konuşmadığımız bir yapay zeka kavramı bugün hayatımızın içinde. Bilim adamları ve uzmanların ifadesiyle daha yüzde 5 hayatımıza nüfuz eden yapan zeka kalan yüzde 95'lik bölümde bizlere nasıl hayat getireceğini eğitim hayatını nasıl etkileyeceğini bugünün ve geleceğin mesleklerinde nasıl değişimler yapacağını hepimizin ölçmesi biçmesi tartması çok büyük önem taşıyor. Kamu yönetimi olarak biz ilgili bakanlıklar, bu gelişmeleri hem etkilemek hem de takip yapıp ülkemizin adaptasyonunu sağlamak durumundayız. Böyle bir dünya ve bölge manzarası içerisinde biz Türkiye olarak 23 yılda 238 milyar dolarlık milli gelirden 1 trilyon 706 milyar dolarlık gayri safi yurtiçi hasılaya ulaşmayı başardık. Geçen yıl sonu itibariyle kişi başına milli gelir 18 bin 100 dolara ulaşarak dünyada orta üst ülkeler liginde yükseldi. Bu tabii ki ülkemizde yaşam standartları anlamında 20 yıl öncesine göre gerçekten önemli bir yenilik sağladı" diye konuştu. "Birkaç yıl önce gözde olan meslekler yapay zekadan sonra belki de çekici olmaktan çıkar hale geliyor" Bakan Bolat, yurtdışında ülkelerin Türkiye'yi kendilerine rakip olarak gördüklerini ifade ederek, " ‘Artık bize tehdit oluşturuyorsunuz aynı kalitede ürünler üretmeyi başardınız bizim alıcılarımız sizlerden istifade ediyorlar, alıyorlar' diyorlar. Bu da ticaret savaşlarının görüldüğü, Avrupa'daki Made in EU' çalışmalarında gelinen noktada özellikle otomotiv sektöründe bunun en önemli işaretlerinden birisiyiz. Bu noktada hükümet olarak ülke olarak özel sektör olarak yabancı yatırımlar olarak 1 yıldan bu yana gerçekten çok büyük gayretler gösterdik. Mesaimizin neredeyse 3'te 1'ini buradaki çalışmalara ayırdık. Buradaki amacımızın Türkiye'nin rekabet ve teknoloji yarışındaki üstünlüğünü koruyabilmesini sağlamak. Bizim teklifimiz birlikte kazanmak, Türkiye ve Avrupa Birliği birlikte güçlensin birlikte rekabet etsin ve birlikte rekabet güçlerini arttırsınlar. İşbirliği içinde rekabet. Birkaç yıl önce gözde olan meslekler yapay zekadan sonra belki de çekici olmaktan çıkar hale geliyor. Bundan dolayı da eğitim öğretimde bu gerçeklere mutlak surette adapte olmak zorundayız" şeklinde konuştu. "Tüketici Hakem Heyetleri 9 ayda 630 bin uyuşmazlığı çözdü" Bakan Bolat, Tüketici Hakem Heyetleri'nin tüketici haklarının korunmasında önemini hatırlatarak, "Sadece bu yıl 9 ayda 14 milyar lira tutarında 690 bin uyuşmazlığı Tüketici Hakem Heyetleri mahkemelere gitmeden çözmüştür. Bu anlamda hem adliye hem Ticaret Bakanlığımızı hem ticari hayatımıza çok önemli katkılar sağlamıştır. Tüketici Hakem Heyeti raportörlerini yeni bir yönetmelik geliştirdik. Yenilenmiş ürünlerle ilgili bir yönetmelik çıkardık, cep telefonu tablet konsol gibi elektronik ürünler kullan at olayından çıkarılıp bunların yenilenmesiyle bunların ayrı barkod ticari hayata yeniden sunulmasını sağlıyor. Hem bir fiyat ucuzlaması hem israfı önlüyor hem de ithalata çok büyük dövizler harcanmasını önlemiş oluyor. Tam 1.8 milyon adet ürünün yenilenmesini sağlamış olduk" ifadelerini kullandı. Konuşma sonrası Bakan Bolat'a plaket ve tablo takdim edildi.

Büyükşehir'den Türkiye'de bir ilk: Bursa Afet Anayasası Haber

Büyükşehir'den Türkiye'de bir ilk: Bursa Afet Anayasası

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de bir ilke imza atarak ‘Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi’ hazırladı. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba tarafından ‘Bursa Afet Anayasası’ olarak nitelendirilen beyanname, 13 Ekim Dünya Afet Risklerinin Azaltılması Günü’nde Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen imza töreniyle kamuoyuna duyuruldu. Şahin Biba başkanlığında gerçekleştirilen törene Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, ilçe belediye başkanları, ilgili kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri, akademik oda temsilcileri ve Büyükşehir bürokratları katıldı. “DİRENÇLİLİK EVDE BAŞLAR” Bursa’nın geleceği adına son derece önemli bir adımı hep birlikte attıklarını ifade eden Başkan Vekili Biba, “13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü’nde, şehrimizin geleceğine yön verecek Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamemizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bu anlamlı günün 2026 yılı ana teması, hepimizin hayatına dokunan çok temel bir gerçeği hatırlatıyor: Dirençlilik evde başlar. Evlerimiz; güvenliğin, bakımın, aile bağlarının ve toplumsal dayanışmanın ilk filizlendiği yerdir. Bizler de evlerimizi, mahallelerimizi, ailelerimizi afetlere karşı daha güvenli, hazırlıklı ve dirençli yapmak üzere yola çıktık” diye konuştu. “HERKESİN KENDİNİ EMNİYETTE HİSSETTİĞİ BİR BURSA İNŞA ETMEK İSTİYORUZ” Amaçlarının, çocukların güvenle büyüdüğü, ailelerin huzurla yaşadığı ve herkesin kendini emniyette hissettiği bir Bursa inşa etmek olduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, “Hazırladığımız beyannameyi, kriz anlarında refleks göstermenin ötesine geçen; riskleri henüz ortaya çıkmadan kaynağında yok etmeyi hedefleyen bütüncül bir yaklaşımla tasarladık. Gerçek afet yönetimi, felaket yaşandıktan sonra sahada olmaktan ibaret değildir. Nitelikli belediyecilik ve kamu yönetimi, muhtemel tehlikeleri önceden bilimsel verilerle tespit edip, koruyucu tedbirleri vakit kaybetmeksizin devreye sokabilmektir. Bizim temel hedefimiz; klasik belediyecilik ezberlerini kırarak, Büyükşehir Belediyemizin tüm kademeleri ve iştirakleri için dirençli kent vizyonunu bağlayıcı bir ilke ve ortak bir vicdani taahhüt haline getirmektir” dedi. “UYGULANABİLİR, ÖLÇÜLEBİLİR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR HEDEFLER BELİRLEDİK” Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’yla (JICA) yürütülen çalışmalar kapsamında, şehrin teknik, fiziksel ve sosyal açıdan hassas noktalarını bilimsel yöntemlerle ele aldıklarını ifade eden Başkan Vekili Biba, “Bilimsel tespitler, somut adımlara dönüşmediği sürece tek başına yeterli değildir. Bir tehlikeyi bilmek önemlidir. Fakat asıl sorumluluk, o tehlikenin doğurabileceği zararları önlemek için harekete geçmektir. Açıkladığımız beyanname, bu anlayışın bir sonucudur. Yerine getirilmesi mümkün olmayan vaatler yerine; uygulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir hedefler belirledik” diye konuştu. “BÜTÜN ÇALIŞMALARIMIZI SORUMLULUKLA ELE ALDIK” Risklerin azaltılmasına yönelik önemli bir bilgi ve analiz altyapısı oluşturduklarını belirten Başkan Vekili Biba, “Beyannamemiz, Belediyemizin görev, yetki ve kurumsal sınırları içinde titizlikle kurgulanmış, mali açıdan son derece gerçekçi, ölçülebilir ve sürdürülebilir taahhütlerden oluşmaktadır. Şehir planlamasından kentsel dönüşüme, altyapıdan ulaşıma, çevreden sosyal hizmetlere, akıllı şehir uygulamalarından kurumsal işleyişimize kadar bütün çalışmalarımızı bu sorumlulukla ele aldık” dedi. “ORTAK AKILLA BİR ‘BURSA AFET ANAYASASI’ HAZIRLADIK” Bu meselenin herkesin ortak meselesi olduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, “Afet kapımızı çaldığında her birimiz etkileneceğiz. Dolayısıyla afetle mücadele siyasi farklılıkların, görüş ayrılıklarının üzerindedir. Bursa’mızın geleceğini tesadüflere bırakmadan, bilimin ve ortak aklın rehberliğinde çalışmaya kararlıyız. Bu kapsamda meslek odalarımızla bir araya geldik. Teknik değerlendirmelerini, önerilerini ve mesleki birikimlerini sürece dâhil etmeyi önemsedik. Kamu kurumlarımızın, ilçe belediyelerimizin, üniversitelerimizin, özel sektörümüzün, sivil toplumun ve her bir Bursalının ortak aklıyla yaşayan bir ‘Bursa Afet Anayasası’ hazırladık” diye konuştu. “BU TARİHİ BEYANNAMEYİ BURSA’NIN ‘AFET ANAYASASI’ OLARAK KABUL EDELİM” Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi’nin, ülkedeki yerel yönetimler için yol gösterici ve öncü bir model oluşturacağına inandıklarını belirten Başkan Vekili Biba, “Bizim için asıl başarı, bu belgenin bir “ilk” olmasından ziyade, Bursa’da nesiller boyu devam edecek kalıcı bir kurumsal kültüre dönüşmesidir. Bu doğrultuda ilan ettiğimiz taahhütlerin kararlılıkla takipçisi olacağımızın da altını çizmek istiyorum. Bilimden ayrılmadan, kurumlarımız arasındaki iş birliğini güçlendirerek, ortak sorumluluk bilinciyle çalışmaya devam edeceğiz. Bu beyanname bir bitiş çizgisi değil; Bursa’da köklü, kesintisiz ve kurumsallaşmış bir dirençlilik kültürünün başlangıç noktasıdır. Yönetimler, isimler ve dönemler değişebilir; ancak bu şehrin afet güvenliği yaklaşımı asla geriye gidemez, taviz verilemez bir yönetim standardı olarak kalmalıdır. Açıkladığımız bu tarihi beyannameyi Bursa’nın "Afet Anayasası" olarak kabul edelim. Bilimin ve ortak aklın ışığında bu kararlılığı hep birlikte büyütelim” dedi. “BURSA’NIN GELECEĞİNE İLİŞKİN ÖNEMLİ BİR YOL HARİTASINA SAHİBİZ” Açılış konuşmalarının ardından Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan “Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi’nin” tanıtım filmi izlendi. Tanıtım filminin ardından açıklamalarda bulunan Başkan Vekili Biba, “Elimizde artık sadece haritalar, raporlar ve teknik veriler yok. Bursa’nın geleceğine ilişkin önemli bir yol haritasına sahibiz. Elde ettiğimiz bilgileri somut adımlara dönüştürecek ve Bursa’nın geleceğini bu doğrultuda şekillendireceğiz. Bizim için asıl mesele, ne kadar çalışma yaptığımızdan öte bu çalışmaların hemşehrilerimizin hayatına nasıl yansıyacağıdır” diye konuştu. JICA çalışmalarının, Bursa’nın risklerini ortaya koyan bilimsel bir zemin sunduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, “Beyannamemiz ise bu bilgiler doğrultusunda hangi adımları atacağımızı, önceliklerimizi nasıl belirleyeceğimizi ve çalışmalarımızı hangi anlayışla yürüteceğimizi ortaya koyuyor” dedi. Yapılan yatırımlarının afet dönemlerinde kullanabilir olmasının da çok önemli olduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, şöyle konuştu: “Örneğin, Büyükşehir Belediyesi olarak yeni bir yol yapıyoruz. Artık sadece yolun nereden geçeceğine veya ne kadar maliyetle yapılacağına bakmak yeterli olmayacak. O yolun bir afet anında ulaşım sürekliliğine nasıl katkı sağlayacağını, kritik bölgelere erişimi sağlayıp sağlamadığını da düşüneceğiz. Bir köprü yapıyoruz. Sadece bugünkü trafik kapasitesini değil, afet sonrasında ulaşımın devamlılığını da hesaba katacağız. Yeni bir kamu binası yapıyoruz. Sadece mimari ve mühendislik kriterlerini değil, o binanın afet sonrasında hizmet vermeye devam edip edemeyeceğini de değerlendireceğiz. Bir park düzenliyoruz. Sadece yeşil alan ve estetik açısından değil, afet anında toplanma, geçici barınma ve lojistik ihtiyaçlara ne kadar cevap verebileceği açısından da ele alacağız. Bir imar veya planlama kararı alıyoruz. Artık yalnızca nüfus, ulaşım ve yapılaşma kararlarını değil, zemini, tehlikeyi ve riski de kararın bir parçası hâline getireceğiz. Bir altyapı yatırımı yapıyoruz. Sistemin normal zamanda çalışması kadar, afet sonrasında ne kadar sürede yeniden çalışır hâle geleceğini de hesaplayacağız” diye konuştu. “BÜYÜK SORUMLULUĞU TEK BAŞIMIZA ÜSTLENEMEYECEĞİMİZİN DE FARKINDAYIZ” Bursa için alınan her kararda afet güvenliğini gözeten bir yönetim anlayışını yerleştirmek istediklerini belirten Başkan Vekili Biba, “Afetlere hazırlığı, belediyemizin belirli birimlerinin sorumluluğundan çıkarıp bütün kurumsal yapımızın ortak çalışma anlayışına dönüştürmek; planlamadan yatırıma, uygulamadan denetime kadar her aşamada bu sorumluluğu taşımak istiyoruz. Elbette büyük sorumluluğu tek başımıza üstlenemeyeceğimizin de farkındayız. Bursa’nın 17 ilçesiyle birlikte bir bütün olarak güçlenmesi gerekiyor. Kamu kurumlarımızın, üniversitelerimizin, meslek odalarımızın, sanayimizin, özel sektörümüzün ve sivil toplum kuruluşlarımızın bilgi birikimiyle bu sürece katkı sunması son derece kıymetli” dedi. “BURSA’NIN GELECEĞİNE VERİLMİŞ ORTAK BİR SÖZ ORTAYA KOYUYORUZ” Beyannamenin, Bursa’nın geleceği için önemli bir güvence olacağını belirten Başkan Vekili Biba, “Dirençli şehirler tesadüfen oluşmaz. Bilgiyle, bilimle, planlamayla, kararlılıkla ve birlikte hareket ederek oluşturulur. Bizim hedefimiz, afet olduğunda ne yapacağını bilen bir Bursa’dan daha fazlasıdır. Biz; afet olmadan önce risklerini bilen, risklerini azaltan, yatırımlarını buna göre planlayan, hizmetlerini kesintisiz sürdürebilen ve her koşulda yaşamaya devam edebilen bir Bursa istiyoruz. Bunun için bugün, Bursa’nın geleceğine verilmiş ortak bir söz ortaya koyuyoruz. Bu sözün adı: Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi. Beyannamemizin şehrimize ve hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. Programın devamında Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ve Büyükşehir bürokratları hep birlikte Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi’ni imzaladı. Daha sonra günün anlam ve önemi için oluşturulan panoya da protokol üyeleri imza attı. İmza töreni toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle son buldu. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın talimatlarıyla Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi’nin içeriğinde ‘Afet Dirençli Kentsel Planlama’, ‘Deprem Dirençli Yapı Zorunluluğu’, ‘Köprü ve Ulaşım Güvenliği’, ‘Altyapı Güvenliği’, ‘Yapı Denetiminde Şeffaflık ve Teknik Güvence’, ‘Akıllı Şehir ve Kent Bilgi Sistemi’, ‘İklim ve Çoklu Afet Yaklaşımı’, ‘Afet Eğitimleri, Tatbikatlar Kurumlararası İş Birliği ile ‘Özel Gereksinimli ve Kırılgan Grupların Afetlere Hazırlığı ve Korunması’ taahhütleri yer alıyor.

Nilüfer Belediyesi’ne Avrupa’dan “Özel Takdir” ödülü Haber

Nilüfer Belediyesi’ne Avrupa’dan “Özel Takdir” ödülü

Bursa Nilüfer Belediyesi, Avrupa Kamu Yönetimi Enstitüsü (EIPA) tarafından iki yılda bir düzenlenen Avrupa Kamu Sektörü Ödülü (EPSA) 2025-2026 programında uluslararası bir başarıya imza attı. Nilüfer Belediyesi, “Benim Şehrim, Benim Geleceğim’den Birlikte Üret, Birlikte Yönet’e (My City, My Future to Co-Create, Co-Manage)” projesiyle “Özel Takdir (Special Recognition)” ödülünün sahibi oldu. 30 ÜLKEDEN 134 BAŞVURU ARASINDAN SEÇİLDİ Avrupa genelinde kamu yönetiminin tüm kademelerine yönelik düzenlenen EPSA, kamu sektöründe yenilikçi ve sürdürülebilir uygulamaları onurlandırıyor. Bu yıl 10’uncusu düzenlenen programda 30 ülkeden yapılan 134 başvuru titizlikle değerlendirildi ve yalnızca 24 proje ödül almaya hak kazandı. “Özel Takdir” kategorisinde ise önceki yıllarda uygulanmaya başlanan, zaman içinde gelişimini sürdüren ve kamu yönetiminde kalıcı etki oluşturan 15 proje ödüllendirildi. Nilüfer Belediyesi, bu kapsama giren kurumlar arasında yer alarak Türkiye’den ödül kazanan tek kurum oldu. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR: “BU BAŞARI ORTAK AKLIN ÜRÜNÜDÜR” Elde edilen uluslararası başarının kentteki ortak katılım anlayışının bir sonucu olduğunu belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Katılımcı demokrasi ve ortak akıl anlayışımızı her geçen gün güçlendirerek komşularımızın sesini stratejik kararlarımızın merkezine koyuyoruz. Avrupa ölçeğinde takdir toplayan bu model, halkımızla birlikte inşa ettiğimiz geleceğin en güçlü kanıtıdır. Elde ettiğimiz bu uluslararası başarı ve gurur tüm Nilüferlilerindir.” KATILIMCI YÖNETİM ANLAYIŞI STRATEJİK PLANA YANSIDI Nilüfer Belediyesi, 2021 yılında EPSA’da finale kalarak “İyi Uygulama Sertifikası” aldığı "Benim Şehrim, Benim Geleceğim" projesini geliştirerek süreci bir adım ileriye taşıdı. Ödüle konu olan çalışma, belediyenin 2025-2029 Stratejik Plan hazırlık sürecindeki katılımcı modeli temel alıyor. Mahalle buluşmaları, tematik çalıştaylar, odak grup toplantıları, dijital katılım araçları ve yapay zekâ destekli veri analiz yöntemleriyle yürütülen süreçte kent sakinleri, Mahalle Komiteleri ve paydaşlar doğrudan söz sahibi oldu. Elde edilen görüş ve öneriler, ilçenin 5 yıllık stratejik yol haritasının şekillenmesinde aktif rol oynadı. ÖDÜL TÖRENİ EYLÜL’DE HOLLANDA’DA Projenin ölçeklenebilirliği, kurumsallaşma düzeyi, sürdürülebilirliği ve Avrupa genelinde model oluşturma kapasitesinin dikkate alındığı değerlendirmenin ardından resmi ödül töreninin tarihi de netleşti. Nilüfer Belediyesi, ödülünü 23-25 Eylül 2026 tarihlerinde Hollanda'nın Maastricht kentinde düzenlenecek EPSA 2025-2026 Ödül Töreni’nde alacak. Avrupa’nın farklı ülkelerinden temsilcilerin katılacağı organizasyonda Nilüfer’in katılımcı yönetim modeli uluslararası platformda tanıtılacak.

Emlakta 'doğrulanmış ilan' tartışması Haber

Emlakta 'doğrulanmış ilan' tartışması

Ticaret Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Elektronik İlan Doğrulama Sistemi’nin sosyal medya paylaşımlarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi, emlak sektöründe tartışma yarattı. Bakanlığın son açıklamasında, sosyal medyada yalnızca doğrulanmış ilanların paylaşılmasına izin verileceği ve bunun için doğrulanmış ilan linkinin kullanılması gerektiği belirtildi. Daha önce de benzer bir girişimde bulunan Bakanlık, sosyal medya üzerinden emlak ilanı paylaşan bazı hesaplara yönelik kapatma adımları atmış, ancak gelen tepkiler üzerine bu uygulamayı askıya almıştı. Yeni düzenleme sinyali ise sektörde “benzer bir kriz yeniden mi yaşanacak?” sorusunu gündeme taşıdı. 15 Şubat 2026’da yürürlüğe giren EİDS ile ilan platformlarında yalnızca mülk sahibinin e-Devlet üzerinden yetkilendirdiği ilanların yayımlanmasına izin veriliyor. İlan sitelerinde belirli bir düzen sağlandığı ifade edilirken, aynı sistemin sosyal medyada nasıl uygulanacağı ise belirsizliğini koruyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Ahmet Yılmaz, düzenlemenin sosyal medya ayağının ciddi sorunlar doğurabileceğini söyledi. Türkiye’de milyonlarca sosyal medya hesabı bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, bu alanın denetlenmesinin teknik olarak zor, bürokratik olarak ise sürdürülemez olduğunu dile getirdi. Yılmaz ayrıca, emlak firmalarının sosyal medyada ilan paylaşırken başka platformların linklerini kullanmaya zorlanmasının ticari özgürlük açısından da tartışmalı olduğunu belirtti. Uzmanlara göre, sosyal medya paylaşımlarının büyük ölçüde şikayet mekanizması üzerinden denetlenmesi; daha fazla itiraz, dosya yükü ve hesap kapatma süreçlerini beraberinde getirebilir. Bu durumun hem sektör hem de kamu yönetimi açısından yeni bir kriz alanı oluşturabileceği ifade ediliyor. Çözüm önerisi olarak ise doğrulama sürecinin ilan platformlarıyla sınırlı tutulması, sosyal medyada ise paylaşım özgürlüğünün korunması gerektiği vurgulanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.