Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kamu Yararı

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kamu Yararı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kamu Yararı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TGK'dan Çağrı: Basın Meslek Yasası hayata geçirilmeli Haber

TGK'dan Çağrı: Basın Meslek Yasası hayata geçirilmeli

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu'nun (TGK) 31. Başkanlar Kurulu Toplantısı, 17-19 Temmuz 2026 tarihleri arasında Sivas 4 Eylül Gazeteciler Cemiyeti'nin ev sahipliğinde Sivas'ta yapıldı. Toplantıya TGK’ya üye 9 gazeteciler federasyonu ile 66 gazeteciler cemiyetinin başkan ve temsilcileri katıldı. Toplantıda yazılı, görsel, işitsel ve dijital medyanın karşı karşıya bulunduğu sorunlar kapsamlı biçimde değerlendirildi. Toplantının en önemli gündem maddesini ise uzun süredir üzerinde çalışılan Basın Meslek Yasası Taslağı oluşturdu. Akademisyenler, hukukçular, meslek örgütleri ve gazetecilerin katkılarıyla hazırlanan taslak ayrıntılı biçimde değerlendirildi ve Başkanlar Kurulu'nun görüş ve önerileri doğrultusunda değişiklikler yapıldı. Taslağın son haline getirilmesi amacıyla çalıştay düzenlenmesi kararlaştırıldı. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu'nun 31. Başkanlar Kurulu Toplantısı’nın ardından açıklanan Sonuç Bildirgesi’nde şu görüşlere yer verildi: “TGK, Türkiye'de ilk kez gazetecilik mesleğini bütün yönleriyle tanımlayan, mesleğe giriş esaslarını belirleyen, etik kuralları güçlendiren, gazetecilerin haklarını güvence altına alan ve kamuoyunun doğru haber alma hakkını esas alan kapsamlı bir yasal düzenlemeyi kamuoyunun ve yasama organının dikkatine sunmaktadır. 1. BASIN MESLEK YASASI ZORUNLULUK HALİNE GELMİŞTİR İletişim teknolojilerindeki büyük değişim, gazetecilik mesleğini köklü biçimde dönüştürmüştür. Dijital yayıncılık, sosyal medya ve yapay zekâ destekli içerik üretimi bilgiye erişimi kolaylaştırırken; doğrulanmamış içeriklerin, manipülasyonun ve dezenformasyonun da aynı hızla yayılmasına neden olmuştur. Bugün Türkiye'de gazetecilik mesleğini tanımlayan, mesleğe kabul şartlarını belirleyen ve etik standartları güvence altına alan kapsamlı bir meslek yasasının bulunmaması önemli bir eksikliktir. Bu boşluk nedeniyle gazetecilik mesleği herhangi bir mesleki yeterlilik aranmaksızın yapılabilmekte, mesleğin itibarı zarar görmekte, kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkı zayıflamaktadır. Başkanlar Kurulu, çağdaş demokrasilerde olduğu gibi gazetecilik mesleğinin de belirli ilkelere, etik kurallara ve mesleki standartlara bağlanmasının ifade özgürlüğüne aykırı değil, tam tersine onu güçlendiren bir unsur olduğu görüşündedir. Hazırlanan Basın Meslek Yasası Taslağı'nın amacı; gazeteciliği sınırlandırmak değil, mesleğin saygınlığını artırmak, kamu yararını korumak ve gazetecilerin bağımsız biçimde görev yapabilecekleri güvenli bir çalışma ortamı oluşturmaktır. Bu kapsamda hazırlanmış olan yasa taslağı; mesleğe giriş esaslarını, meslek içi eğitimi, etik ilkeleri, gazetecilerin hak ve yükümlülüklerini, kamu kurumu niteliğinde oluşturulması öngörülen Türkiye Basın Meslek Birliği'nin kuruluşunu ve çalışma esaslarını ayrıntılı biçimde düzenlemektedir. TGK, bu taslağın Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından değerlendirilerek tüm paydaşların katkısıyla yasalaştırılmasının, yalnızca gazeteciler açısından değil, demokrasimizin güçlenmesi bakımından da tarihî bir kazanım olacağına inanmaktadır. 2. TÜRKİYE BASIN MESLEK BİRLİĞİ KURULMALIDIR Başkanlar Kurulu, Basın Meslek Yasası'nın en önemli düzenlemelerinden biri olan Türkiye Basın Meslek Birliği'nin kurulmasını güçlü biçimde desteklemektedir. Kamu kurumu niteliğinde faaliyet gösterecek bu yapı; meslek standartlarının oluşturulması, etik ilkelerin uygulanması, meslek içi eğitimin yürütülmesi, gazetecilerin haklarının korunması ve kamu adına güvenilir bir öz denetim mekanizmasının oluşturulması açısından büyük önem taşımaktadır. Birlik; herhangi bir siyasi anlayışın veya ekonomik grubun etkisi altında olmayan, tamamen mesleğin ortak çıkarlarını gözeten özerk bir yapıda oluşturulmalıdır. Gazetecilik mesleğinin saygınlığının korunması, etik ihlallerin azaltılması, basın kartı uygulamasının mesleki esaslara bağlanması ve toplumun doğru haber alma hakkının güvence altına alınması bakımından Türkiye Basın Meslek Birliği önemli bir ihtiyaca cevap verecektir. Başkanlar Kurulu, bu yapının demokratik katılım esasına göre oluşturulmasını, bütün şehirlerin eşit temsil edildiği, çoğulcu ve şeffaf bir yönetim anlayışıyla faaliyet göstermesini gerekli görmektedir. 3. YEREL BASININ YAŞATILMASI, DEMOKRASİNİN YAŞATILMASIDIR Yerel basın; yalnızca haber üreten bir sektör değil, şehirlerin hafızası, demokrasinin yereldeki denetim mekanizması ve vatandaşın sesi olan vazgeçilmez bir kamu hizmetidir. Ancak son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler, resmi ilan sistemindeki değişiklikler, artan işletme maliyetleri ve dijital dönüşüm süreci, yerel medya kuruluşlarını tarihinin en ağır ekonomik darboğazıyla karşı karşıya bırakmıştır. Resmî ilanların azalması, ilanların birleştirilmesi, bazı ilanların yayımlanma zorunluluğunun kaldırılması ve doğrudan temin uygulamalarının yaygınlaşması, özellikle Anadolu basınının gelir kaynaklarını önemli ölçüde daraltmıştır. Gazete kâğıdı, baskı, enerji, dağıtım, yazılım, internet altyapısı ve personel maliyetlerindeki yüksek artışlar karşısında, yerel medya kuruluşlarının mevcut gelir yapısıyla ayakta kalabilmesi her geçen gün daha da güçleşmektedir. Ekonomik bağımsızlığını kaybeden bir basının editoryal bağımsızlığını koruması da giderek zorlaşmaktadır. Bu nedenle yerel basının desteklenmesi yalnızca sektörün değil, demokratik toplum düzeninin ortak sorumluluğudur. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu; * Resmî ilan sisteminin güçlendirilmesini, * İlan kesme cezalarının istisnai hâller dışında uygulanmamasını, * Basın İlan Kurumu tarafından alınan komisyon oranlarının yeniden değerlendirilmesini, * Kamu kurumlarının ilan verme yükümlülüklerinin genişletilmesini, * Doğrudan temin uygulamalarının yerel basını mağdur etmeyecek şekilde yeniden düzenlenmesini, * Dijital yayıncılık yatırımları için özel teşvik programlarının oluşturulmasını, * Yerel medya kuruluşlarına düşük faizli ve uzun vadeli finansman imkânları sağlanmasını, kamu yararı açısından zorunlu görmektedir. Yerel basın kuruluşlarının kapanması yalnızca bir işletmenin faaliyetini sona erdirmesi anlamına gelmemekte; aynı zamanda şehirlerin hafızasının, yerel demokrasinin ve halkın haber alma hakkının da zayıflaması sonucunu doğurmaktadır. 4. DİJİTAL DÖNÜŞÜM, YAPAY ZEKÂ VE GAZETECİLİĞİN GELECEĞİ Gazetecilik mesleği, teknolojik gelişmelerin en hızlı etkilediği alanlardan biri hâline gelmiştir. İnternet gazeteciliği, sosyal medya platformları, mobil iletişim teknolojileri ve son dönemde hızla gelişen yapay zekâ uygulamaları, haber üretim ve tüketim alışkanlıklarını köklü biçimde değiştirmiştir. Teknolojik gelişmeler gazetecilik açısından önemli fırsatlar sunarken, doğrulanmamış içeriklerin yaygınlaşması, yapay zekâ ile üretilen sahte görüntü, ses ve metinlerin kamuoyunu yanıltma riski, telif hakları ihlalleri ve bilgi kirliliği gibi yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu, teknolojik gelişmelere karşı çıkan değil; bu gelişmeleri meslek etiği, doğruluk, şeffaflık ve kamu yararı ilkeleri doğrultusunda değerlendiren bir anlayışı benimsemektedir. Yapay zekâ destekli sistemler gazetecinin yerine geçen değil, gazetecinin çalışmalarını kolaylaştıran yardımcı araçlar olmalıdır. Haberin doğruluğu, editoryal sorumluluğu ve kamuoyu karşısındaki hesap verebilirliği hiçbir teknolojik sistem devralamaz. Bu nedenle dijital gazetecilik alanında etik ilkelerin geliştirilmesi, yapay zekâ kullanımına ilişkin ulusal standartların oluşturulması, telif haklarının korunması ve gazetecilerin dijital dönüşüm sürecine uyum sağlayabilmeleri için eğitim programlarının yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. TGK, dijital çağın gereklerine uygun, özgür ve sorumlu gazeteciliğin gelişmesi için her türlü çalışmaya katkı sunmaya devam edecektir. SONUÇ VE KAMUOYUNA ÇAĞRI Sivas'ta gerçekleştirilen 31. Başkanlar Kurulu Toplantısı sonunda bir kez daha görülmüştür ki; Türk basınının karşı karşıya bulunduğu sorunlar yalnızca gazetecilerin değil, demokrasimizin ortak meseleleridir. Özgür basın; güçlü demokrasinin, hukuk devletinin ve şeffaf yönetim anlayışının vazgeçilmez unsurudur. Ekonomik olarak ayakta kalamayan, mesleki güvenceden yoksun bırakılan veya hukuki baskılar altında görev yapmak zorunda kalan bir basının kamu adına denetim görevini eksiksiz yerine getirmesi mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu; Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu tarafından son şekli verilecek olan Basın Meslek Yasası Taslağı'nı tüm paydaşların katkısıyla değerlendirerek yasalaştırmaya, Cumhurbaşkanlığı'nı ve ilgili bakanlıkları, yerel basının ekonomik sürdürülebilirliğini sağlayacak yeni destek mekanizmalarını hayata geçirmeye, Basın İlan Kurumu başta olmak üzere ilgili kamu kurumlarını, resmi ilan sistemini güçlendirecek, yerel medyayı koruyacak ve sektörün beklentilerini karşılayacak düzenlemeleri gerçekleştirmeye, Siyasi partileri, basın ve ifade özgürlüğünü demokratik hayatın vazgeçilmez değeri olarak görmeye ve bu anlayış doğrultusunda ortak irade oluşturmaya, Üniversiteleri, meslek örgütlerini ve medya kuruluşlarını, gazetecilik eğitiminin niteliğini artıracak, etik değerleri güçlendirecek ve dijital dönüşüme uyumu hızlandıracak ortak projeler geliştirmeye davet etmektedir. Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da basın özgürlüğünün, ifade hürriyetinin, gazetecilerin özlük haklarının ve yerel medyanın yaşatılmasının kararlı savunucusu olmaya devam edecektir. Gazeteciliğin bağımsızlığını, mesleğin onurunu ve toplumun doğru haber alma hakkını korumak; yalnızca gazetecilerin değil, demokratik bir Türkiye idealine inanan herkesin ortak sorumluluğudur. Bu anlayışla hazırlanan Basın Meslek Yasası Taslağı'nın ülkemizin demokratik hayatına önemli katkılar sağlayacağına inanıyor; tüm yetkilileri, siyasi kurumları ve kamuoyunu bu tarihî sorumluluğu paylaşmaya davet ediyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Bursa Millî Eğitim’de “deprem” değil, değişim ve başarı dönemi Haber

Bursa Millî Eğitim’de “deprem” değil, değişim ve başarı dönemi

Bursa İl Millî Eğitim Müdürlüğünde gerçekleştiği veya gerçekleşeceği ileri sürülen bazı görev değişiklikleri, son günlerde çeşitli açıklamalar ve yerel basına yansıyan haberler üzerinden “deprem” ve “kadro mühendisliği” ifadeleriyle gündeme taşındı. İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Ancak eğitim kamuoyunda tartışmanın yalnızca “Kim gitti, kim geldi?” sorusuna indirgenmemesi gerektiği ifade ediliyor. Bir eğitim yönetiminin başarısı; ortaya koyduğu çalışmalar, öğrencilerin elde ettiği dereceler, eğitim yatırımları, proje üretme kapasitesi, kurumlar arası iş birlikleri ve geleceğe yönelik vizyonu üzerinden değerlendirilmelidir. Her Yönetim Kendi Çalışma Modelini Oluşturabilir Yaklaşık 650 bin öğrencisi, 40 bini aşkın öğretmeni, 2 bine yakın okul ve kurumu ile 17 ilçeyi kapsayan Bursa eğitim sistemi, güçlü koordinasyon ve etkili ekip çalışması gerektiren büyük bir yapıdır. Böylesine geniş bir yapıda göreve başlayan İl Millî Eğitim Müdürünün çalışma anlayışı ve hedefleri doğrultusunda yönetim organizasyonunu şekillendirmesi, görev ve sorumluluk alanlarını yeniden düzenlemesi ve ihtiyaç duyulan noktalarda görev değişikliklerine gitmesi kamu yönetiminin olağan süreçleri arasında değerlendirilmelidir. Elbette her kamu görevlendirmesi liyakat, tecrübe, kamu yararı ve mevzuata uygunluk bakımından değerlendirilebilir ve denetlenebilir. Ancak kamuoyuna yansıyan eleştirilerde, yapılan veya yapılacağı ileri sürülen değişikliklerin bütününün liyakatsiz ya da mevzuata aykırı olduğuna ilişkin bir resmî tespit veya yargı kararı ortaya konulmuş değildir. Kurum yönetiminde değişikliğe gitmek, geçmişte görev yapan yöneticilerin emeğini değersizleştirmek anlamına gelmediği gibi yeni isimlere sorumluluk verilmesi de tek başına liyakatsizlik göstergesi değildir. Asıl önemli olan değişimin Bursa eğitimine nasıl yansıdığı ve hangi sonuçları ortaya çıkardığıdır. İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı Sınava Dayalı Bir Kadro Değildir Son günlerde İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine getirilen isimler üzerinden “sınavsız atama” eleştirileri de gündeme gelmiştir. Ancak burada farklı statüdeki yönetim görevlerinin birbirinden ayrılması gerekir. Millî Eğitim Bakanlığı mevzuatında şube müdürlüğü görevde yükselme sınavı sürecine tabi bir kadro iken, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı için aynı şekilde ayrı bir görevde yükselme sınavı öngörülmemektedir. Bu görev bakımından mevzuatta belirlenen hizmet süresi ve yöneticilik tecrübesi gibi şartlar esas alınmaktadır. Bu nedenle bir yöneticinin İl Millî Eğitim Müdür Yardımcılığı görevine getirilmesini yalnızca “şube müdürlüğü sınavına girip girmediği” üzerinden değerlendirmek, mevzuattaki atama sisteminin bütününü yansıtmamaktadır. Liyakat; yalnızca sınav puanı değil, mesleki birikim, yöneticilik tecrübesi, ekip yönetimi, proje üretme kapasitesi, kriz çözme becerisi, koordinasyon gücü ve ortaya konulan sonuçlarla birlikte değerlendirilmelidir. Bursa Eğitiminde Başarı Çıtası Yükseliyor Gürhan Çokgezer’in 9 Aralık 2025 tarihinde Bursa İl Millî Eğitim Müdürü olarak göreve başlamasının ardından geçen süreçte Bursa’daki eğitim çalışmaları, proje üretme kapasitesi ve öğrencilerin başarıları önemli bir ivme kazanmıştır. Son yedi aylık dönemde Bursa’da robotik ve teknoloji alanlarında uluslararası dereceler elde edilmiş, TÜBİTAK projelerinde önemli başarılar kazanılmış, yapay zekâ temelli eğitim ve proje çalışmaları geliştirilmiş, eTwinning projelerinde dikkat çekici bir büyüme yaşanmış, mesleki eğitimin sanayi ve sektörle iş birliği güçlendirilmiş, kültür ve sanat alanında Türkiye çapında başarılar elde edilmiş ve havacılık ile uzay teknolojileri alanında yeni bir eğitim modelinin temelleri atılmıştır. Bu tablo, Bursa eğitiminde yalnızca mevcut çalışmaların sürdürülmediğini; aynı zamanda yeni hedefler, yeni iş birlikleri ve geleceğin mesleklerine yönelik yeni eğitim modelleri geliştirildiğini göstermektedir. Elde edilen başarılar; öğrencilerin, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin ve eğitim yönetiminin ortak emeğinin sonucudur. Değişim Olağan, Sonuçlar Esas Olmalıdır Bir yönetici göreve geldiğinde mevcut bütün kadrolarla süresiz olarak çalışmak zorunda olmadığı gibi, görev değişikliği yapılan her yöneticinin başarısız olduğu sonucu da çıkarılamaz. Sorumluluk üstlenen, hedef belirleyen ve sonuçlarından hesap veren yöneticilerin çalışma organizasyonlarında zaman zaman değişikliğe gitmesi olağan bir yönetim pratiğidir. Bursa açısından asıl ölçüt; yapılan değişikliklerin akademik başarıya, bilimsel üretime, teknoloji yatırımlarına, mesleki eğitime, uluslararası projelere, öğretmenlerin mesleki gelişimine ve öğrencilerin çok yönlü gelişimine sağlayacağı katkı olmalıdır. Bursa Millî Eğitim’de yaşanan süreci yalnızca “deprem” veya “kadro değişikliği” başlıkları üzerinden değerlendirmek, son yedi ayda ortaya konulan çalışmaların ve elde edilen başarıların göz ardı edilmesine neden olacaktır. Değişim elbette tartışılabilir ve kamuoyu tarafından sorgulanabilir. Ancak değerlendirmelerin somut çalışmalar, ortaya çıkan sonuçlar ve Bursa eğitiminin geleceğine yönelik geliştirilen vizyon üzerinden yapılması daha hakkaniyetli olacaktır. Bu nedenle Bursa Millî Eğitim’de yaşanan süreci yalnızca “deprem” olarak değil, değişim ve ortaya çıkan sonuçlarla birlikte değerlendirmek gerekir. Değişim tartışılabilir; ancak başarı görülmeli, emek teslim edilmeli ve Bursa eğitiminin geleceğine yönelik ortaya konulan vizyon objektif biçimde değerlendirilmelidir.

Tarım arazileri için yeni dönem! Amaç dışı kullanıma sıkı denetim Haber

Tarım arazileri için yeni dönem! Amaç dışı kullanıma sıkı denetim

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile tarım arazilerinin korunması, planlı kullanımı ve amaç dışı kullanımına ilişkin esaslar baştan sona yenilendi. Yönetmelik kapsamında, tarım arazilerinin sınıflandırılması, toprak koruma projelerinin hazırlanması ve arazi kullanımına yönelik izin süreçleri detaylı şekilde tanımlandı. Özellikle tarım arazilerinin keyfi şekilde farklı amaçlarla kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. İZİNSİZ BUNGALOV VE BAĞ EVLERİNE SERT TEDBİRLER Düzenlemeye göre, tarım arazilerinde yapılacak her türlü tarım dışı kullanım için sıkı kriterler getirildi. Alternatif alan bulunmaması, kamu yararı kararı alınması ve toprak koruma projelerine uyulması gibi şartlar zorunlu hale geldi. Büyük ova koruma alanlarında ise tarım dışı kullanım neredeyse tamamen yasaklandı. Buna göre bungalov ve bağ evi için kurul izni gerekecek, kaçak yapılar yıkılacak, tarlalar eski haline getirilecek Yıkım kararı olan yapıların 1 ay içinde yıkılması gerekirken, mevcut yapılar için de izin başvurusu yapılacak. Ayrıca Güneş Enerjisi Santrali (GES) gibi yatırımların yalnızca “kuru marjinal tarım arazileri” üzerinde kurulabileceği hükme bağlanırken, tarımsal amaçlı yapılar için de belirli kriterler ve denetim mekanizmaları oluşturuldu. Yeni yönetmelikle birlikte izinsiz yapılaşma ve amaç dışı kullanım durumlarında ağır yaptırımlar uygulanacak. İzinsiz faaliyetlerin durdurulması, yapıların yıkılması ve idari para cezalarının artırılması gibi yaptırımlar dikkat çekiyor. Öte yandan, illerde kurulacak Toprak Koruma Kurulları aracılığıyla arazi kullanım taleplerinin değerlendirilmesi ve denetim süreçlerinin güçlendirilmesi öngörülüyor. Yeni düzenleme ile birlikte 2017 yılında yürürlüğe giren önceki yönetmelik yürürlükten kaldırılırken, tarım arazilerinin korunmasına yönelik daha sıkı ve kapsamlı bir sistem hayata geçirilmiş oldu.

Nilüfer'de Başkan Özdemir’den 'acele kamulaştırma' yorumu: Bursa için gecikmiş bir yatırım Haber

Nilüfer'de Başkan Özdemir’den 'acele kamulaştırma' yorumu: Bursa için gecikmiş bir yatırım

Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan Bursa’daki Yüksek Hızlı Tren (YHT) projesi kapsamında Nilüfer ve Osmangazi ilçelerindeki bazı taşınmazlar için alınan ‘acele kamulaştırma’ kararının ardından açıklamalarda bulunan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sürecin teknik açıdan belediye planlarıyla uyumlu olduğunu vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “Trenin geçtiği noktalarda imarlı alanlarımız bulunmuyor dolayısıyla mevcut planlarımıza dokunan bir durum yok. Daha önce Büyükşehir Belediyesi tarafından görüş sorulduğunda da uygunluk görüşümüzü vermiştik” dedi. YHT gar binası erişim yolları için alınan kamulaştırma kararının teknik detaylarına değinerek, özellikle Balat Kent Ormanı hakkındaki endişeleri gideren Başkan Şadi Özdemir, 300 bin metrekarelik devasa orman alanının tamamının değil, sadece ağaçlandırma yapılmamış 250 metrekarelik (2549 ada 1 parsel) çok kısıtlı bir alanın projeye dahil edildiğini belirtti. KAMU YARARI ÖNCELİĞİMİZ Kamulaştırma kararının projenin tamamlanması adına ‘kamu yararı’ taşıdığını ifade eden Başkan Şadi Özdemir, projenin bölge halkı için taşıdığı öneme dikkat çekti. Önemli olanın vatandaşın ulaşmak istediği yere sağlıklı bir şekilde erişmesi olduğunu aktaran Başkan Şadi Özdemir, “Bu hizmetin bir an önce hayata geçirilmesinde büyük fayda var” diye konuştu. BURSA İÇİN GECİKMİŞ BİR YATIRIM Sanayi kenti Bursa’nın raylı sistemle buluşmasının bugüne kadar gecikmiş olmasını eleştiren Başkan Şadi Özdemir, “Bursa gibi sanayinin yoğun olduğu bir kentte raylı ulaşımın bugüne kadar gerçekleşmemiş olması büyük bir eksiklik. Proje süreç içerisinde ‘yüksek hızdan’, ‘yüksek standarda’ evrildi. Geçmişte bazı yanlış kararlar ve gecikmeler yaşandı. Ancak bugün gelinen noktada, projenin hızlanması adına alınan bu kararda bir sakınca görmüyor ve destekliyoruz” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.