Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
SON DAKİKA

#Kalp Krizi

Bursa ve Bursaspor'dan en güncel haberler - Kalp Krizi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kalp Krizi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kalp krizi sonrası kontrol için Çanakkale'ye gelen Cem Yılmaz: "Durumum iyi Allah'a şükür, zor bir şey atlattığım için dikkat etmem lazım" Haber

Kalp krizi sonrası kontrol için Çanakkale'ye gelen Cem Yılmaz: "Durumum iyi Allah'a şükür, zor bir şey atlattığım için dikkat etmem lazım"

Ünlü komedyen Cem Yılmaz, Ayvacık ilçesine bağlı Paşaköy köyündeki yazlık evinde 29 Ağustos Pazar günü kalp krizi geçirdi. Ayvacık Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahalesinin ardından Cem Yılmaz, ÇOMÜ Hastanesi'ne sevk edilerek burada anjiyo oldu. Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Akşit tarafından Cem Yılmaz'a el bileğinden yaklaşık 40 dakikada balon ve stent işlemi yapıldı. Operasyon sonrası sağlık durumu iyi olan Cem Yılmaz, 2 günlük takip süresini doldurdu. Durumu stabil olan Cem Yılmaz, şikayeti olmadığı için ilaçları yazılarak 31 Ağustos günü saat 19.30 sıralarında taburcu oldu. Cem Yılmaz Çanakkale'ye kontrole geldi Ünlü komedyen Cem Yılmaz, kontrol için ÇOMÜ Hastanesi'ne geldi. Sosyal medya hesabı üzerinden hastane önünde çektiği fotoğrafı paylaşan Cem Yılmaz, hastane ve doktoru Prof. Dr. Ercan Akşit'i etiketledi. Ardından Prof. Dr. Akşit ile birlikte Cem Yılmaz, ÇOMÜ Nükleer Tıp Merkezi'ne geçti. Burada Cem Yılmaz'a 'miyokard perfüzyon sintigrafisi' çekildi. Ardından Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Akşit ve Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Semra Usta ile durumu değerlendirdi. Ünlü komedyen Cem Yılmaz, ardından basın mensuplarına açıklamalardan bulundu. Kontrollerin ardından açıklama yapan Cem Yılmaz, "Bundan 40 gün önce üniversitemizin hastanesine ne yazık ki ambulansla geldim. Ama iyi ki gelmişim. Evet tatsız, herkesin endişelendiği benimde olayın kahramanı olduğum bir kalp krizi geçirdim. Ama sağ olsunlar, adını verdiğimiz yöntemle hayata döndüm. Mutluyum. Bugün de 40'ıncı günde kontrol için geldim. Hem Ercan hocamıza ve Semra hocama işin nükleer tarafında, sevgili kardeşim Burak. Bugün kalbin durumu nedir diye bakmaya geldik. 'Çaldığın o kalbi yerine koy lütfen', Aleyna Tilki'den bir şarkıyla tatlıya bağladık. Yani durumum iyi Allah'a şükür ama zor birşey atlattığım için biraz dikkat etmem lazım. Mutlu haberler, sigarayı bıraktım. İlaçlarımı düzenli alıyorum. Egzersizlerimi yapıyorum. İstanbul'da da peyderpey dışarı çıktığım zaman, birileri de şöyle rahatsız olmuş; 'Yeter artık senin şu sağlık problemlerinden.' 'Benim amcamın oğlu geçen açık kalp ameliyatı oldu. Geçen hafta yürüyordu. Senin ki amma uzun sürdü' diyorlar. Ben kurallara uymaya çalışıyorum. Öyle bir serserilik yapmıyorum. Birazcık zamana ihtiyacım var. İyi ki filmi bu olaydan önce bitirmişim. Güzel bir takvime denk geldi. Tam film bitti. Bununla uğraştık. Sizin de ilginize çok teşekkür ederim. Sağ olun, var olun. Siz basın mensuplarına bir şeyler söylemeden gizlice geldi, gizlice kaçtı yapmak istemedim. Onun için çok sağ olun, var olun sevenlerime. Hastanemiz artık benim hem maddi hem manevi hastanem oldu. Üniversitemize ne faydam dokunursa elimden geleni yapacağım. Bu çocuksu bir vaat değil tabi ki, dişe dokunur bir faydam dokunursa her zaman hizmetinizdeyim. Onu da söylemek isterim" dedi. ÇOMÜ Tıp Fakültesi Dekanı Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Semra Usta ise yaptığı açıklamada, "Cem Yılmaz yaklaşık 40 gün önce Çanakkale Ayvacık'ta bir kalp krizi geçirmişti. ÇOMÜ'ye hızlıca transferi gerçekleşti ve Ercan hocamızın maharetli ellerinde anjiyo yapıldı, müdahalesi yapıldı, stent konuldu. Sonrasında da Ercan hocam kalbin beslenmesini, diğer damarlar için herhangi bir şeye ihtiyaç olup olmadığını anlamak adına Miyokard Perfüzyon Sintigrafisi planladı. Birlikte planı yaptık ve bugün de Cem Yılmaz bey, Miyokard Perfüzyon Sintigrafisi için nükleer tıp bölümümüze geldi. Kendisine 2 aşamalı testimizi yaptık ve kalp krizi geçirmediği diğer damarlarının kalbini iyi beslediğini gördük. Beklediğimiz gibi güzel bir kalp sintigrafisi sonucuyla karşılaştık ve klinisyen hocamızla, Ercan hocamızla görüntüleri değerlendirdik. Bundan sonrasında kendisinin takibine devam edeceğiz" diye konuştu.

Kadın otobüs şoföründen hayat kurtaran hareket...O anlar kamerada Haber

Kadın otobüs şoföründen hayat kurtaran hareket...O anlar kamerada

Olay, 29 Eylül Salı günü saat 17.00 sıralarında Hamidiye Mahallesi Park Caddesi üzerinde meydana geldi. Yolcu taşıyan Yasemin Alıç, otobüsün arka bölümünde bulunan kadın yolcunun aniden fenalaştığını fark etti. Kadının kendisini kötü hissettiğini söylemesi üzerine vakit kaybetmeden harekete geçen Alıç, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak durumu bildirdi. Konum bilgisini sağlık ekiplerine aktaran Alıç, ambulansın olay yerine yönlendirilmesini sağladı. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen kadın yolcu, olay yerine gelen ambulansla İnegöl Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan kadının sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. "Benim oğlum da şoför" Yaşanan olay sırasında ilginç bir tesadüf de ortaya çıktı. Fenalaşan kadın yolcunun, başka bir özel halk otobüsü şoförünün annesi olduğu öğrenildi. Kadının otobüsten inerken eşyalarını toplamasına yardımcı olan Alıç, yolcunun "Benim oğlum da şoför" sözleri üzerine oğlunun meslektaşı olduğunu öğrendi. Olayın ardından kadın yolcunun oğlu ile görüşen Alıç, annesinin sağlık durumunun iyi olduğunu öğrendi. Mayıs ayında da bir vatandaşı hastaneye yetiştirdi Yasemin Alıç’ın duyarlılığı bununla da sınırlı değil. 16 Mayıs 2026 tarihinde de yolculuk sırasında rahatsızlanan bir vatandaşı hastaneye ulaştıran Alıç, ikinci kez benzer bir olayda vatandaşın yardımına koştu. Yaşadığı olayları anlatan Alıç, vatandaşların bu tür durumlarda duyarlı olması gerektiğini belirterek, sağlık söz konusu olduğunda zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istenmesinin önemine dikkat çekti. Alıç, "O an insan işi unutuyor, sağlık daha önemli sonuçta. Yardım etmek istiyorum, yardımcı olmak istiyorum. Vatandaşların da öncelikle duyarlı olup gerçekten yardımcı olmasını istiyorum. Herkes birbirine yardımcı olduktan sonra insanların sağlık hizmetine daha çabuk ulaşacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. Yasemin Alıç’ın iki farklı tarihte gösterdiği duyarlı davranış, toplu taşıma araçlarında görev yapan personelin yalnızca yolcu taşımadığını, gerektiğinde vatandaşların en zor anlarında da yanlarında olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Olayı anlatan Yasemin Alıç, "Tur esnasında oldu. Hanımefendi arkamda oturuyordu, bir anda "Ben fena oluyorum, kötü oluyorum" diye seslendi. O an tur esnasında olduğumuz için yanımda öğrenci vardı. Direksiyonda olduğumdan dolayı ondan rica ettim. 112’yi aradık, çünkü hastaneye geri dönme imkanım yoktu. Yerimizi söyledik, yerimizi tespit ettiler. Ambulans çağırdık. Hanımefendiye de inerken eşyaları vardı, vermeye çalıştım. Son bir çantası kaldı. Dedi ki "Benim oğlum da şoför". Öyle deyince ellerimden tuttu, ondan sonra "Tamam, çanta bende" dedim. Çantayı bıraktı, "Senden daha sonra alırım" dedi. Oğlunun da meslektaşım olduğunu öğrendim, olay bu. Teyzemi ambulansa teslim edip sonra tekrar yoluma devam ettim. Dün oğlu ile görüştük, sağlık durumu iyiymiş. Göğsünde ufak bir sıkışma olmuş, iyi olduğunu söyledi. Mayıs ayında da bir hayat kurtardığını anlatan Alıç, "O yaşlı bir amcaydı. Hava çok sıcaktı, arabaya binmesiyle bayılması bir oldu. Onun rahatsızlığında hastane yolumun üzerinde olduğu için mecburen onu hastaneye götürmek zorunda kaldım ambulans gelesiye kadar. Çünkü bayağı bir korkup çekinmiştim. Korkuyorum, endişe ediyorum ama sağlığına önem vermek için elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Görev olarak düşünüyorum bunu. Böyle durumlarda duyarsız kalamıyorum. Duyarsız kalamadığım için de yakın ise hastaneye götürmeye çalışıyorum. Ya da dediğim gibi, ambulansı aramak daha mantıklı oluyor. Yani sağlığına yetiştirmeye çalışıyorum. Yani bir anda olan bir durum olduğu için, bir an önce sağlığına kavuşmasını, sağlık ekiplerini bir araya getirmeyi, hastane yakın ise hastaneye kavuşturmayı istiyorum. O an insan işi unutuyor, sağlık daha önemli sonuçta. Yardım etmek istiyorum, yardımcı olmak istiyorum. Vatandaşların ön duyarlı olup gerçekten yardımcı olmasını istiyorum. Bu şekilde herkes birbirine yardımcı olduktan sonra sağlığına daha çabuk, daha hızlı şekilde ulaşacağına inanıyorum. Ben elimden geldiğini yaptığımı düşünüyorum." dedi.

Türkiye'de ölümlerin yaklaşık yüzde 40'ı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklı Haber

Türkiye'de ölümlerin yaklaşık yüzde 40'ı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklı

Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesine çalışanı Dr. Öğr. Üyesi Kardiyoloji Uzmanı Enes Çelik, kalp ve damar hastalıkları, dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli ölüm ve hastalık nedenleri arasında yer almakta olduğunu söyledi. Çelik, "Bununla birlikte, bu hastalıkların büyük bir bölümü; sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi, risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi ve etkili tedavi ile önlenebilmekte veya geciktirilebilmektedir. Kalp ve damar hastalıkları yalnızca ileri yaşlarda ortaya çıkan hastalıklar değildir. Sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik, tütün kullanımı, aşırı tuz tüketimi, obezite, hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterol gibi risk faktörleri yaşamın erken dönemlerinden itibaren kalp sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Hipertansiyon başta olmak üzere birçok kardiyovasküler risk faktörü uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Ayrıca göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, efor kapasitesinde azalma, ani gelişen güçsüzlük veya konuşma bozukluğu gibi belirtiler zamanında fark edilmediğinde kalp krizi, inme ve kalp yetersizliği gibi ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri ve erken tanı, kalp sağlığının korunmasında kritik öneme sahiptir" dedi. "Toplumun sağlık okuryazarlığının artırılmasına yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirilmektedir" Dr. Öğr. Üyesi Kardiyoloji Uzmanı Enes Çelik açıklamasının devamında, "Sağlık Bakanlığı olarak kardiyovasküler hastalıkların önlenmesine yönelik çalışmalarımızı koruyucu sağlık hizmetleri yaklaşımı doğrultusunda sürdürmekteyiz. Bu kapsamda; birinci basamak sağlık hizmetlerinde kardiyovasküler risk değerlendirmeleri yapılmakta, Hipertansiyon, diyabet ve dislipidemi gibi risk faktörlerinin erken tanısı ve etkin yönetimi desteklenmekte, tütün kullanımının önlenmesine yönelik kapsamlı mücadele yürütülmekte, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite alışkanlıklarının geliştirilmesi teşvik edilmekte. Toplumun sağlık okuryazarlığının artırılmasına yönelik eğitim ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirilmektedir. Kalp sağlığının korunması; yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi edilmesini değil, hastalık gelişmeden önce risklerin azaltılmasını esas alan bütüncül bir yaklaşım gerektirmektedir" dedi. "Unutulmamalıdır ki; kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır" Çelik son olarak, "Kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi için her bir bireyin tütün ve tütün ürünlerinden uzak durması, sağlıklı ve dengeli beslenmesi, günlük yaşamda fiziksel aktiviteyi artırması, ideal vücut ağırlığını koruması, kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol düzeylerini düzenli olarak kontrol ettirmesi. Hekim önerilerine uygun tedavi ve ilaçlarını aksatmadan kullanması, Aile Hekimine başvurarak kardiyovasküler risk değerlendirmesini yaptırması, Sağlıklı Hayat Merkezlerini ziyaret ederek sağlıklı hayat danışmanlığı alması, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya inme belirtileri geliştiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki; kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümü önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklanmaktadır. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle hem bireysel yaşam kalitesi artırılabilir hem de toplumdaki hastalık yükü önemli ölçüde azaltılabilir" ifadelerine yer verdi.

Kalp hastalığı bazen ilk olarak yorgunlukla kapınızı çalıyor Haber

Kalp hastalığı bazen ilk olarak yorgunlukla kapınızı çalıyor

Kalp hastalıklarının ilk belirtilerinden birinin günlük yaşamda fark edilen efor kapasitesi kaybı olabileceğini belirten Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Göksel Güz, daha önce rahatlıkla çıkılan merdivenlerin zor gelmesi, kısa yürüyüşlerde nefes nefese kalınması ve basit ev işlerinde bile belirgin yorgunluk hissedilmesinin önemsenmesi gerektiğini söyledi. Bu değişimin her zaman yaş alma veya kondisyon eksikliğiyle açıklanamayacağını ifade eden Güz, kalbin vücudun ihtiyaç duyduğu oksijenli kanı yeterince dolaşıma veremediği durumlarda efor kapasitesinin azalabileceğini belirtti. Özellikle daha önce bulunmayan ve giderek artan nefes darlığı ile çabuk yorulmanın, kişinin yaşam kalitesini etkilemeden önce değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurgulayan Güz, "Yeni başlayan efor kaybı, kalp açısından mutlaka değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor" dedi. Göğüs dışındaki ağrılar da kalpten kaynaklanabilir Kalp kaynaklı ağrının yalnızca göğüs bölgesinde hissedilmediğini belirten Doç. Dr. Göksel Güz, bazı hastalarda ağrının çene, sırt, omuz veya sol kola yayılabildiğini söyledi. Özellikle fiziksel aktivite sırasında başlayan ve dinlenmeyle hafifleyen ağrıların kalp damar hastalıkları açısından önem taşıdığına dikkat çeken Güz, mide bulantısı, soğuk terleme ve açıklanamayan halsizlik gibi belirtilerin de tabloya eşlik edebileceğini ifade etti. Bu tür yakınmaların tek başına kalp hastalığı anlamına gelmediğini ancak birlikte değerlendirildiğinde önemli ipuçları sunabileceğini belirten Güz, "Ağrının yeri kadar hangi şartlarda başladığı ve beraberindeki belirtiler de tanı açısından yol göstericidir" dedi. Kadınlarda belirtiler daha farklı seyredebiliyor Kadınlarda kalp hastalıklarının erkeklerde görülen klasik tabloyla her zaman benzer şekilde ortaya çıkmadığını belirten Doç. Dr. Göksel Güz, nefes darlığı, olağandışı yorgunluk, bulantı ve sırt ağrısının kadınlarda daha belirgin olabildiğini söyledi. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların, kadınlarda kalp krizinin farklı belirtilerle başlayabileceğini ortaya koyduğunu ifade eden Güz, bu nedenle belirtilerin yalnızca göğüs ağrısına indirgenmemesi gerektiğini vurguladı. Özellikle diyabet, hipertansiyon veya ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan kadınlarda bu yakınmaların stres ya da yoğun çalışma temposuna bağlanmaması gerektiğini söyleyen Güz, "Belirtilerin kişiye özgü değerlendirilmesi, kalp hastalıklarının daha erken fark edilmesine katkı sağlayabilir" dedi. Tansiyon ve kolesterol sessiz ilerleyebiliyor Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterolün en önemli özelliklerinden birinin uzun yıllar hiçbir belirti vermeden ilerleyebilmesi olduğunu belirten Doç. Dr. Göksel Güz, kişinin kendisini iyi hissetmesinin kalp-damar riskinin düşük olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Kontrolsüz tansiyonun damar yapısını zaman içerisinde olumsuz etkileyebileceğini, yüksek kolesterolün ise damar duvarında plak oluşumuna katkıda bulunabileceğini ifade eden Güz, bu değişimlerin yıllar içinde kalp krizi ve inme riskini artırabildiğini belirtti. Düzenli ölçüm ve hekim kontrolünün, henüz şikâyet oluşmadan risklerin belirlenmesine yardımcı olduğunu vurgulayan Güz, "Rutin tansiyon ve kolesterol kontrolleri, kalp sağlığını korumanın en önemli basamaklarından biridir" dedi. Risk değerlendirmesinde tek bir sonuç yeterli değil Kalp-damar hastalığı riskinin yalnızca kolesterol değerine bakılarak değerlendirilemeyeceğini belirten Doç. Dr. Göksel Güz, yaş, tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü ve yaşam alışkanlıklarının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Bazı kişilerde laboratuvar değerleri normal sınırlarda görünse bile birden fazla risk faktörünün bir araya gelmesinin toplam kardiyovasküler riski artırabileceğini ifade eden Güz, risk değerlendirmesinin kişiye özel yapılmasının doğru koruyucu yaklaşım açısından büyük önem taşıdığını belirtti. "Kalp sağlığını değerlendirirken yalnızca tek bir kan sonucuna değil, kişinin bütün risk profiline bakıyoruz" dedi. Kalbi korumak günlük alışkanlıklarla başlıyor Kalp-damar hastalıklarının önemli bir bölümünün yaşam tarzıyla ilişkili risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla önlenebileceğini belirten Doç. Dr. Göksel Güz, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, tütün ürünlerinden uzak durma, sağlıklı kilo ve yeterli uykunun kalp sağlığını destekleyen temel alışkanlıklar arasında yer aldığını söyledi. Gün içerisinde uzun süre hareketsiz kalmak yerine düzenli yürüyüş yapmak, sebze ve liften zengin beslenmek, tansiyon ve kan şekeri kontrolünü ihmal etmemek gibi küçük değişikliklerin uzun vadede kalp sağlığı üzerinde önemli etkileri bulunduğunu ifade eden Güz, "Kalbi korumak yalnızca hastalık ortaya çıktığında tedavi olmak değildir. Düzenli kontrolleri ihmal etmemek, risk faktörlerini bilmek ve günlük yaşamda hareketi artırmak kalp sağlığını korumanın en etkili yollarındandır" diyerek sözlerini tamamladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.